28 Haziran 2007 PerÅŸembe

CHP'nin beyannamesine ağır tepki

22 Temmuz'daki seçim beyannemesini açıklayan ve 'Türkiye yol ayrımında' vurgusu yapan CHP'ye en büyük tepki partinin eski Genel Sekreteri Tarhan Erdem'den geldi.


CHP'nin beyannamesine ağır tepki

Tarhan Erdem'in bugünkü Radikal gazetesinde yer alan "Seçim Beyannameleri: 2. CHP" başlıklı yazısında ana muhalefet partisinin beyannamesi hakkında şu yorumda bulunuyor:

"Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum! Bu kadar akıl dışılık, bu kadar halktan ve uygarlıktan kopukluk anlaşılır gibi değil!"

Tarhan Erdem'in Radikal'deki köşe yazısı

Seçim Beyannameleri: 2. CHP

CHP Beyannamesi'nin başlarında 'Türkiye bir yol ayrımındadır' uyarısı var. Benzer bir saptamayı, MHP'nin beyannamesinin ilk cümlesinde okumuştuk: "Türkiye tarihi bir dönüm noktasındadır"!

MHP 'Bölünme' tehlikesinden çıkarak ülkemizin ve milletimizin 'Ağır bir saldırı altında' olduğunu bildiriyordu.

CHP'yse terör tehdidini öngörmekle birlikte, din esaslarının devlete hâkim olması tehdidine ağırlık vermektedir.

Beyannamesinin ilk bölümünde, 'Terörün kökü kurutulacağı, ülkemizin barışına ve bütünlüğüne sahip' çıkılacağı söylenmekteyse de, CHP'nin temel çıkış çizgisinin, 'Laik düzen ve Cumhuriyet'in çağdaş kazanımlarına karşı komplolar', 'Politika, kamu yönetimi ve eğitimin din tacirleri ve tarikatlar tarafından kuşatılması çabaları' olduğu anlaşılmaktadır.

CHP'ye göre, halkımız, 'Ülkemizin üzerine bir karabasan gibi çöken tehlikenin, farkına varmış ve devletine, laik Cumhuriyeti'ne, huzuruna ve geleceğine sahip çıkma kararlılığını ortaya koymuştur.' İki muhalefet partisine göre Türkiye iki büyük tehlikeyle karşı karşıyadır:

'Bölünme' ve 'Karartma'! Bekir Ağırdır, bu iki tehdidi çok güzel adlandırdı: 'Öcü'! (Radikal İki, 24 Haziran). Yönetim sistemimiz hakkında ne dersiniz? Aman öcü var, bölünürüz! Eğitim sorunumuz? Dokunma öcü var, okullarımız laiklik kuşatmasından kurtulmalıdır! Irak meselesi? Daha neler, öcülerin oradan beslendiğini bilmiyor musun?

Bütün konuların ve çözümlerinin arka planında bu 'iki öcü' durmakta, her köşeden devletimizi tehdit etmektedir! Bu 'öcü politikaları' ile devlet yönetimi nasıl bağdaşacak, anlamak zor!

CHP beyannamesinden bir örnek vereyim:

"Türkiye'nin laik düzenini ve Cumhuriyet'in çağdaş kazanımlarını hedef alan etkinlikler ile dini politikaya yansıtma, kamu yönetimini ve özellikle eğitimi bağnaz dini çıkar odaklarıyla, tarikatlarla kuşatma çabalarına kesinlikle fırsat vermeyeceğiz" vaadi, beyannamenin değişik bölümlerinde, değişik kelimelerle birçok kez yinelenmektedir.

Bir başka konu yönetim sorunudur. Bana göre ülkemizin kaynak sorun alanlarından en önemlisi yönetim sistemimizdir. Biliyorsunuz, son yıllarda yerinden yönetime geçiş adımları atılmak istenerek, yerel yönetim yasalarında değişiklikler yapıldı; ilkesel olanları Anayasa'ya takıldı, birkaçı da yürürlüğe girdi. Bu değişiklikler hakkında CHP'nin düşüncelerini birlikte okuyalım:

"Kamu yönetiminin parçalanmasına, merkezi-yerel yönetimler arasında hizmet bütünlüğünün bozulmasına yol açan bugünkü uygulamalar düzeltilerek, merkezi ve yerel idarelerle bunlar arasındaki ilişkileri yeniden tanımlayacağız.

Küreselleşme adına yerelleşmeyi ve çok sayıda yerel iktidar odağı oluşturmayı dayatan, çağdaş bir yerel yönetim modeli maskesi altında ulusal çıkar eksenli olarak örgütlenmiş merkezi devlete rakip olarak cemaat/tarikat/şirket ve çokuluslu şirketler eksenini geliştirmeye çalışan, bunun için militan kadrolaşmasını başlatan, idari federalizm öngörerek üniter yapıyı tehdit eden mevcut yerelleştirme projesi tümüyle tasfiye edilecektir."

Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum! Bu kadar akıldışılık, bu kadar halktan ve uygarlıktan kopukluk anlaşılır gibi değil!

Tarhan Erdem-Radikal

/amcuk ibnelikler , lekeler , karınlık , katılım , konal , karım , kotul , kitab , korun


Çin, Amerika'nın yumuşak karnına vuracak!

Çin, uzun zamandır biriktirdiği ve bu ana kadar biraz da ne yapacağını bilemediği kazanımlarını küresel piyasada kâra dönüştürme kararını verdi. Bunun için çok kıymetli bir silah kullanacak. Değeri tam olarak 1.2 trilyon dolar! iyibilgi Ankara




Çin, Amerika'nın yumuşak karnına vuracak!

Çin’in ya da korkutan lakabıyla “uyuyan ejderha”nın ekonomik durumu aslında 1980’lerin Japonya’sına benziyor. O yıllarda ve devamında Japonya, yüksek ama “küçük” teknolojiye, ihracata dayalı ekonomisiyle “çuvalla para” biriktirmiÅŸti.

Ya da tıpkı petrol krizleri yıllarında Arapların başına geldiÄŸi gibi. Onlarda kamyonlar dolusu “petro dolar”ları ne yapacakları konusunda hemen hiçbir fikre sahip deÄŸillerdi. Çin, Japonya ve Araplar, “bir ÅŸey” satmışlar, çıkarmışlar, üretmiÅŸler veya ucuza mâl edip satmışlardı.

Sonunda da bankalarında finans ve yatırımdan anlamadıkları için birikmiş yüz milyonlarca doları olmuştu. Ama sonra öğrendiler. Örneğin Japonlar paralarının hallice kısmını kimsenin aklına gelmeyen bir şeye harcadılar.

ABD’de üniversite aldılar, öğrencilerini gönderdiler, eÄŸittiler ve paralarını nasıl kullanmalarını öğreten Amerikan hocalarından ders alıp onların patronu haline geldiler.

Bugün Çin’in elinde çok ucuz ve seri üretimden gelen tamı tamına 1.2 Trilyon dolar var! 1200 milyar dolar! Ama paradan para kazanmak ayrı bir iÅŸ. Bu yüzden bu paranın ne yapılacağına iliÅŸkin olarak Çin hükümeti uzun zamandır ön hazırlıklar yapıyor.

Bunu söyleyeceÄŸiz ama ÅŸu an paranın nerede deÄŸerlendirildiÄŸini söylememiz lazım. Bu paranın önemli bir miktarı ABD Devlet hazine tahvillerinde tutuluyor. Bu aslında deminden beri söylediÄŸimiz “bilmemezliÄŸin” teyidi.

ABD tahvilleri “garanti ama çok az kâr” demek. Ne yapacağını bilmiyorsan bu tahvilleri alıyorsun. Amerika batarsa paran batar. Batmazsa çok küçük bir kâr edersin. Fakat mesele baÅŸka.

Çin’in elindeki dolarlar aslında para deÄŸil! Silah! Çünkü o kadar yüksek bir miktar ki bu paranın piyasalarda oynaması demek, gerçekte piyasaların oynaması demek. Çin hükümeti ÅŸimdi bu silahı çekmeye hazırlanıyor.

BaÅŸlangıç olarak ayrılan miktar ise 200 000 000 000 ABD Doları! Nasıl bir meblaÄŸ olduÄŸunu anlamak için şöyle bir kıyas da yapabiliriz. Åžu an Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kasasında 65 milyar dolar bulunuyor. Ve yerinde durması gerekiyor.

Çin bu parayla bir yatırım ajansı kuruyor. Bunun fizibilete çalışmaları çok uzun sürede yapıldı ve ince elenip sık dokundu. Nerede ne amaçla kullanılacağı iyi kestirilmeye çalışıldı. Yine bu para Çin’in kasasından çıkmayacak. ABD tahvilleri bozdurulacak. Yani daha ilk adımda Amerika’dan para çıkmış olacak!

Böylece Çin ilk kez bu hacimde bir küresel oyuncuya dönüşecek ve muhtemelen global etkileri hemen görülecek. Nerede nasıl ve hangi yatırımlarda kullanılacak bilgisi gizli. Ama açık olan Çin’in Batı ve ABD ile rekabete ÅŸimdi de piyasa oyunculuÄŸunu ekleyeeck olması. Bu özellikle ABD açısından kritik. Çünkü Amerika’nın can damarlarından biri bu alan.

Çin’in teknolojiden silaha, sanayiden turizme, liberalizasyondan ucuz mal üretim ve satımına kadar her alanda rakibi olan ABD, ÅŸimdi kendi parasına karşı da mücadele verecek.

Ama ÅŸunu da unutmamak lazım. GeçmiÅŸteki örnekler de bu türden savaÅŸları-gerçeklerinde olmasa da-hep ABD kazandı. Çünkü kabul etmek lazım, “para” onların uzmanlık alanı. DTÖ, Dünya Bankası ve IMF’in de onların elinde olduÄŸu düşünülürse…



/ amyalayanların uzlanık alanı. biz çin ile ortaklaşa yatırım yaptık . amerika kazansın da göreleim . amcık ağızlılar. nasıl yahudi soyulur. nasıl keredi kazanılır izlesinler. belki öğretir . götverenler sizi sizi kazandık . Biz atılımlar yapacağız. Tabiki mala vur. gelecek bizim ellerimizde şekillenecek. amyalayanlara ne düşecek . amcikerika bilmiyorum durum kötü. osmanlı bankası müfettişleri bir ara sizleri sunacak birkaç reçete. nasıl öderler bu karanlık borcu. hawai adaları bana kalır. texas bushun ciftlği bin laden ailesi göse kestirmiş. mustafa kemal ne diyor. ulan oralarda ince uzun bir yapıt varmıydı banada bir malak düştü . salman rüşdi ne diyorç. bende yaşarsam bir haiti ormanlığında tecavze uğrama fantazim var. zıncı olursa daha harika olar. Varmı böle fanyaziler icin yeni yatırım lmtd . Ak sakal ne diyor salman bende varanlar var. senin ejderha faziletini duydum .
mustafa kemal dedi ejderha fantazisi mi?
o ne lan gergedan duydumda bunu il gördüm .

clinton ne diyor. maymunlarda zeka parıltısı var .
henry ford ne denir muhakkak bir maymun parmaklatın .



Kissinger Türkiye'yi Kıbrıs'a nasıl itti!

CIA'in kamuya açtığı "aile mücevherlerini" yani eski belgelerini eşeledikçe Türkiye'yi yakından ilgilendiren tarihi belgeler ortaya çıkıyor. O belgelerin içinde Kissenger'ın Türkiye'yi Kıbrıs harekatına nasıl ittiği, Beyaz Saray'ın Kenan Evren'i nasıl desteklediği açıkça yazıyor!


Kissinger Türkiye'yi Kıbrıs'a nasıl itti!

CIA’in açıkladığı “Aile Mücevherleri” olarak isimlendirilen arÅŸivi ve konuyla yakından ilgili CIA görevlilerine göre DışiÅŸleri Eski Bakanı Henry Kissinger 1974’te Türkiye’yi Kıbrıs’ı iÅŸgal etmeye itti ve Yunan juntasının desteklediÄŸi darbe hükümetinin reaksiyonuna karşılık silahların Ankara’ya taşınmasına da müsaade etti.

1970’ten beri tutulan ve “Aile Mücevherleri” olarak bilinen yaklaşık 700 sayfadan oluÅŸan CIA’in çok gizli raporları kamuoyuna açıklandı. Ulusal Güvenlik ArÅŸivi Bilgi Edinme Yasası gereÄŸince daha önce konuyla ilgili elindeki dört belgeyi kamuoyuna açıklamıştı.

Bahsi geçen belgelerin birinde Kissinger’ın 20 Åžubat 1975’te yaptığı bir konuÅŸmaya yer veriliyor. Beyaz Saray’a iletilen Memorandum’un yer aldığı belgede, Kissinger “Bütün her ÅŸeyin içinde bizi en fazla inciten CIA’in iÅŸleri ve Türkiye’ye yardım” diyor.

Yüzeysel olarak bakıldığında bu yorum zararsız gibi gözüküyor; ancak yorumun zamanlamasına bakıldığında Kissinger’ın 1974 Kıbrıs iÅŸgali için Türkiye’ye kanun dışı finansal yardım ve silah desteÄŸini teÅŸvik ettiÄŸi ortaya çıkıyor.

1974’ün Temmuz ve AÄŸustos aylarında, Türkiye Kıbrıs’ı ordusuyla iÅŸgal ediyor ve neredeyse tüm adanın 3’te birini alarak Ada’yı Kuzey ve Güney olarak ikiye bölüyor. Bir çok tarihçi BaÅŸkan Gerald Ford’un hem ulusal güvenlik danışmanı hem de dışiÅŸleri bakanı olan Kissinger’ın planlanan Kıbrıs iÅŸgalini önceden bildiÄŸi hatta aynı zamanda iÅŸgali teÅŸvik ettiÄŸi düşüncesindeler.

Bazı Kıbrıs Rumları, önceden olduÄŸu gibi, ABD ve İngiltere’nin Ada üzerinde etkinliklerini devam ettirebilmeleri için üzerinde düşünülüp taşınılmış bir plan olduÄŸuna hâlâ inanıyorlar. Kıbrıs Israil, Mısır, Ürdün ve Suriye arasında 1973 Ekimi Savaşı’nda bir dinleme limanı olarak DoÄŸu Akdeniz’de büyük bir öneme sahip.

Köşe yazarı ve aynı zamanda, “The Trial of Kissinger” (Kissinger’ın DuruÅŸması) kitabının da yazarı olan Christopher Hitchens’a göre, o zaman bir çok Rum’un kesin olarak inandıkları ÅŸey, BaÅŸkakan Bülent Ecevit’in Harvard’ta Kissinger’ın göz bebeÄŸi olduÄŸuydu.

KimliÄŸinin açıklanmasını istemeyen çeÅŸitli istihbari kaynaklar da Raw Story’e Kissinger’ın Türkiye’yi Kıbrıs’ı iÅŸgal etmeye ittiÄŸini ve Ankara’ya silah taşınmasına da müsaade ettiÄŸini doÄŸruluyor.

Ancak, o dönemde Türkiye’de çalışan eski bir CIA görevlisi Memorandum’da yer alan Türkiye’ye yardımla ilgili ifadenin Kissinger’in önerisini dinleyen Ford Yönetiminin, saÄŸ görüşlü aşırı-milliyetçi General Kenan Evren ile masa altından iÅŸ yürütmesi olarak anlaşılabileceÄŸini belirtti. Kenan Evren daha sonra Parlementoyu feshetmiÅŸ ve 1980 Darbesinin Türk diktatörü olarak kendini göstermiÅŸti.

Eski CIA görevlisi “Buradan ÅŸu çıkıyor, Amerikan Hükümeti doÄŸrudan General Kenan Evren ile çalışıyordu ve demokratik olarak seçilen Türk Hükümetini aldatıyordu. Bu Kissinger tarafından teyit edildi çünkü Sosyal Demokrat Ecevit hakkında endiÅŸeleri vardı” diyor. Eski CIA görevlisi sözlerine, Kıbrıs ‘İşgal’inden sonra uygulanan silah ambargosuna atfen “Teknik olarak onlardan askeri yardımı kestik. Teknik olarak...teknik olarak, fakat bu askeri yardım ya da CIA yardımının, Kongre’nin yardımları kestikten sonrada devam ettiÄŸine delalet ediyor. Bu Ecevit’in düşmesine ciddi ÅŸekilde neden olmuÅŸ olabilir” ifadelerini ekliyor.

Ayrıca eski CIA görevlisi demokratik olarak seçilen Ecevit hükümetinin, Johnson Hükümetiyle iyi iliÅŸkilerinin olduÄŸunu, fakat Kissinger’ın Ulusal Güvenlik danışmanlığını yaptığı Nixon yönetimiyle bir takım sorunlara sahip olduÄŸunu belirtiyor. CIA kaynağı “Bu sorunların ne olduÄŸunu hatırlamıyorum. Fakat Beyaz Saray’ın Ecevit’i sevmediÄŸini iyi hatırlıyorum” diyor.

Ekopolitik.org



/soyulayık , aşırı milliyetçi Kenan evream . Ben o adamda kendi başına bir yarak yiyecek , ve lideri olacak bir ibnelik göremiyorum. o ibnenin kurulablarına bir bakmak lazım. kimlerden aldılar listeleri. hangi cia ajanları. Vaya hangi soysuzlar. Bu soysuzların bağlantıları belki kendileri hangi kargaşalıkların kurbanları . o orospu çocukalrını boğmak için ben ölüyü canlandırırım. bir daha ezerim bir melek . piç kurusu ajanlar. idam sehpası hazır. fransız kalmayın giyorin de kullanırız . ölüm meleği sizlerle. sıkıysa yakışın güle oynaya. bu dünyada ölüm sizler çin var. sizlerin yüzleri gülüyorsa bizde haram var. sizin gülme becwerinizden fazla bizde sizlerin kokmul ciğerinizi doğramak isteği var. piç kuruntıları ölüm var size ölüm . öldürüleceksiniz. yaşamak haram sz.

kobay ibneleriniz gerizekalı ahmaklar . piçler . görürüz hesaplarını. nerde o kudret nerde o devlet? yerim hepişinizi , soysuz piç .



27 Haziran 2007 Çarşamba

Akbank'tan Zorlu'ya dev kredi

Akbank'tan Zorlu'ya dev kredi

Zorlu, İstanbul Levent�teki Karayolları arazisi üzerinde inşa edilecek Zorlu Center�in finansmanı için Akbank ile 400 milyon dolar tutarında döviz kredisi anlaşmasına imza attı.

- 27 / 06 / 2007 15:48

Akbank tarafından sunulan kredi paketi, gayrimenkul geliÅŸtirme projesi kapsamında, Türkiye’de tek bir banka tarafından bir seferde verilen en yüksek tutarlı kredi olma özelliÄŸini taşıyor.


Zorlu Yapı Yatırım A.Åž’nin Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü arazisi proje finansmanı için Akbank ile yaptığı döviz kredisi anlaÅŸması, bugün Zorlu Plaza’da imzalandı. İmza törenine Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul ve Zorlu Holding Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Ahmet Zorlu katıldı.

TEK SEFERDE EN YÜKSEK DÖVİZ KREDİSİ

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, “Zorlu Yapı Yatırım A.Åž’ye sunduÄŸumuz döviz kredisi, Cumhuriyet tarihimizde tek bir Türk bankası tarafından tek seferde verilmiÅŸ en yüksek tutarlı gayrimenkul geliÅŸtirme kredisidir. Bu anlaÅŸma, Akbank’ın her segmentteki baÅŸarılı performansını ve gücünü göstermektedir. Akbank kurumsal, KOBİ ve bireysel segmentlerde daha fazla kredi kullandırmayı ve reel sektörümüzü daha fazla desteklemeyi hedeflemektedir” dedi.

Bu krediyle birlikte, Akbank’ta proje finansmanına yönelik kullandırılan kredi portföyünün 3 milyar doları bulduÄŸunu belirten Kurtul, Zorlu Yapı Yatırım A.Åž.’ye saÄŸladıkları kredinin bu krediler içindeki önemini vurguladı. Kurtul, yerli ve yabancı yatırımcıların son günlerde özellikle ilgi odağı haline gelen Türk gayrimenkul piyasasını desteklemenin önemli misyonlarından biri olduÄŸuna deÄŸindi.

ZORLU: ÖRNEK KENT MİMARİSİ OLACAK

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu ise kredi anlaşması ile ilgili şunları söyledi:

“Karayolları arazisinde inÅŸa edeceÄŸimiz Zorlu Center için Türkiye’nin finans devlerinden ve en güvenilir bankalarından biri olan Akbank ile birlikte yürümekten mutluyuz. Zincirlikuyu’ya inÅŸa edeceÄŸimiz Zorlu Center’ı, kent mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluÅŸturarak İstanbul’a deÄŸer kazandıracak bir eser olarak tasarlıyoruz. Bunun için ilk etapta seçilecek 12 proje arasından, Anıtlar Yüksek Kurulu’na sunulacak 4 projeden birinin belirleneceÄŸi uluslararası bir yarışma düzenledik. 'Avrupa Kültür BaÅŸkenti' unvanına yakışır bir mimari estetiÄŸe ve iÅŸleve sahip olmasını amaçladığımız bu merkezi, 2010 yılına yetiÅŸtirmeyi hedefliyoruz. Merkez tamamlandığında tüm dünyadaki gözler Türkiye’ye çevrilecek.”

Tüm yatırımlarında “önce ülkem” stratejisi ile hareket ettiklerini hatırlatan Zorlu, Türkiye’de gayrimenkul alanında yapılacak çok iÅŸin olduÄŸunu söyleyerek, Zorlu Grubu’nun gayrimenkul sektörünün önde gelen oyuncuları arasında yer alacağına dikkat çekti.



ANKA


/ çok karmaşık , deli , tedirgin , dertli ettim , desene , karmaşık .

/ çok yül . karmaşık . kabadayı . korun . tedirgin . delisin . delit . delik allaj , alayına .

/ karmaşık dostluklar . karmaşık makaralar . karmaşık kabadayılıklar . karmaşık olay . karmaşık türk . kabadayı baron / kalanlar bizim / kabadayı allak / kadınlar /

FT: Cari açık çift haneye çıkacak

İngiliz gazetesi Financial Times, para birimlerinin değerlerindeki dengesizliklerin dev cari açıklarının oluşmasına neden olduğunu belirterek şöyle devam etti:

- 26 / 06 / 2007 12:50

Financial Times gazetesi, “carry trade”in küresel bir deflasyonist çöküş ile tehdit oluÅŸturduÄŸunu belirttiÄŸi analizinde Türkiye’nin cari açığının GSYİH’a oranının 2009'a kadar yüksek iki haneli düzeye ulaÅŸacağını öne sürdü. Türkiye'nin Orta Vadeli Programı'nda ise halen yüzde 8 olan sözkonusu oranın 2009'da yüzde 6.3'e indirileceÄŸi öne sürülüyor.

Ekonomi gazetesi Financial Times, düşük faizli para cinsinden borçlanarak getirisi yüksek para birimine yatırım yapma anlamına gelen “carry trade” nin “küresel deflasyonist bir çöküş” ile tehdit ettiÄŸi uyarısını yaptı.

Yatırımcıların üç yanlış inançtan hareket ederek rahatlandığını kaydeden gazete, bu üç yanlış inancı, hisse ve tahvillerin pahalı olmadığı, küresel likidite sellinin azalmadığı ve en kötüsü olursa ABD Merkez Bankası’nın onları kurtaracağı olarak sıraladı.

Bu arada, yaratılan ÅŸiÅŸkinliÄŸin özgü doÄŸası ve kaçınılmaz çöküşünün pek anlaşılmadığını da kaydeden gazete, “ÅžiÅŸkinliÄŸin bir belirtisi, getirisi yüksek olan para birimlerinin yene karşı birçok yılın veya birçok on yılın en yüksek düzeyine çıkmış olmasıdır” diye yazdı. Gazete ÅŸu deÄŸerlendirmesini de yaptı:

“Alım gücü paritesi ile yapılan basit bir egzersiz, Yeni Zelanda dolarının, ABD dolarına karşın yüzde 20-25 aşırı deÄŸerli olduÄŸunu gösteriyor. Türk lirası ise, yüzde 65 aşırı deÄŸerli. Yen ise, yüzde 30 kadar aşırı deÄŸersiz.”

İngiliz gazetesi, para birimlerinin değerlerindeki bu dengesizliklerin dev cari açıklarının oluşmasına neden olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Örnek olarak Türkiye’nin ve Yeni Zelanda’nın cari açığının GSYİH’a oranının 2009 yılına kadar yüksek iki haneli bir düzeye ulaÅŸması bekleniyor. Japonya ise, aynı zaman diliminde rekor düzeyindeki yüzde 6-8’lik fazlaya doÄŸru ilerliyor.”

Sonunda keskin bir yakınsamanın olması gerekeceÄŸini savunan gazete, bunun da “carry trade” yapanların çok büyük zararına uÄŸramasına neden olacağını öne sürdü.

Gazete, halen küresel “carry trade”in boyutunun en az 1.5 trilyon dolara ulaÅŸtığına dikkat çekerek para birimlerinin bir yakınsamanın yol açacağı zararların 550 milyar doları bulabileceÄŸini savundu.

(ANKA)



ya bana bakın , cok boyut var bende . keskin yakınsamayı bilmiyorum ama keskin bir kamayım var.



carry trade den bol bol kazıklanıp da hala gerilim yaratarak , basın ve yayındaki köpeklerle. veya morgan stanleyvari kuruluş tüyolarıyla. BİZLERİ KÜÇÜK VE HALLİCE Görerek . veye Dierkt mason biraderlerle faizleri repoyu mepoyu eksik delirtirseniz. Bir de uyduruk açıklamalarla ört bas ederseniz alırım akıllarınızı . bir tevci . bir kot . bir tarım . deliren az geldi yine bekliyoruz . belleniceksiniz. Alacağım beyninizi . soyacağım sizleri . geoarge bush danışmanına ne sordu. Soyulduktan sonra sikişme oluyo mu ( Götünü kaşıyarak )

Rahşan Ecevit: Türkiye'de koloniler kurulacak!

Rahşan Ecevit, yabancılara satılan toprakların koloni haline dönüştürülmesi için hazırlıklar yapıldığını savundu ve yabancıların Türkiye'deki topraklardan faydalanmaları için yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istedi


Eski Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Birliği'nin ve Amerika'nın yıllardır Türkiye'yi bölüp parçalayıp yok etmek için uğraştığını savunarak, Türkiye'nin bu çabalara karşın "bütün ihtişamıyla ayakta" olduğunu söyledi.

Türkiye'nin müttefik bildiÄŸi ülkelerin alttan alta PKK'ya destek verdiÄŸini belirterek, “Mehmetçiklerimiz topraklarımızı korumak için ÅŸehit olurken hükümetimiz topraklarımızı gelir kaynağı olarak görüyor ve satışa sunuyor. Satılan toprakların miktarı geçmiÅŸ yıllara göre satılanların kat kat üstünde” dedi. RahÅŸan Ecevit, yabancıların Türkiye'deki topraklardan faydalanmaları için gerekli yasal düzenlemelerin geciktirilmeden çıkarılmasını istediÄŸi açıklamasında şöyle devam etti:

“Bu düzenleme, mülkiyet hakkı devlette kalmak üzere belirli bir süre için sadece kullanma hakkı biçiminde olmalıdır. Sattığımız toprakların kolonilere dönüştürülmesi için hazırlıklar yapılıyor. Günün birinde bu kolonilerin Türkiye Cumhuriyeti topraklarıyla çevrilmiÅŸ bir baÅŸka devlete ait toprak yani birer anklav halini alabileceÄŸi neden hesaplanmıyor? Biz Mehmetçiklerimizi boÅŸuna mı ölüme gönderiyoruz?"



/ Bana bak raşan beni bölüklerle ilgilendir. Sokacağım görüşüne sen . Kancık madam o kadar ilgilisin vatanla milletle , vatan evlatlarıyla. O zaman ilgilen , tarihimizle , geçmişizle . öğretilmesini sağla , kancık. Sokarım sizin biraysel sihallahmamaınıza da sübyancılığınıza da , ali planlamamaızada . kancık. Var mı ekonomiye faydan. var mı bilim teknoloji , tarih bilinç.

sen ben veya biz . milyonlar amerikada almanyada fransda ingilterede. Kurdurabiliyonmu domino . Sen yönetim nasıl olur bilitmisin? Sen ne iş yaparsın. Senin oy verdiklerin ne yarağı yedi? . Götverenler. ayıcılık da ayıcıkıl . ne merhamet? ne halimiyet ne sinsi , ne yılan , ne karanlık . Götverensiniz. Yarraaağı olan var. ikkat et cok göze batır .



temelsiz ayılar. kökünüzü kazıytacağız. B eyinsizler. Delirirsin .

Aferim devam et diper göthoşların bu amacı olabilir diye . yağ sür sen . Masala vur . selam . dek

24 Haziran 2007 Pazar

PKK operasyonunda ilginç bağ

PKK operasyonunda ilginç bağ
Fransa'daki PKK operasyonunda ele geçirilen 310 bin euro'yu işadamı Hikmet Serdar'ın gönderdiği ileri sürüldü. Eroin kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanan Serdar'ın dinlenen telefonuna bir yarbay ve emekli general takıldı.
23 Haziran 2007 Cumartesi
Fransız polisinin PKK'ya yönelik olarak Paris'te yaptığı operasyonda 21 Temmuz 2006'da ele geçirilen 310 bin euro'yu gönderen kişinin, 47 kilo eroinin sahibi olduğu iddiasıyla İstanbul'da tutuklanan Rado saatlerinin Türkiye mümessili işadamı Hikmet Serdar olduğu iddia edildi. Serdar'ın dinlenen telefonlarına emekli Korgeneral Mehmet Altay Tokat ile dolaylı olarak Yarbay Mustafa Nail Pekiner'in de takıldığı öne sürüldü.
"Terör örgütü üyesi olmak", "para aklamak" ve "terörizme para aktarmaktan" Cemal Aslan'la birlikte Fransa'da yargılanan Eşref Yolcu, parayı kendisine Hakkâri Yüksekovalı işadamı Hikmet Serdar'ın gönderdiğini öne sürdü. Fransız yetkililer, Türk makamlarıyla temasa geçti. Serdar'ın İran'dan getirilen 47 kilogram eroinle ilgili olarak tutuklandığı anlaşıldı. Türkiye'ye gelen Fransız yetkililer, 19 Nisan 2007'de cezaevindeki Serdar'ın ifadesine başvurdu. Serdar, paranın kendisine ait olmadığını iddia etti.

Dinlemeye takıldılar

Bu arada uyuşturucu soruşturması sırasında telefonları dinlenen Serdar'ın, Gebze'deki akaryakıt kaçakçılığı olayına adı karışan işadamı İbrahim Bilgehan Taşdelen'le yaptığı görüşmenin de dinlemeye takıldığı anlaşıldı. Serdar görüşmede, Ankara'da Jandarma İstihbarat'ta görevli Yarbay Mustafa Nail Pekiner'le yaptığı görüşmeyi anlatıyor.
Başka bir görüşmede ise Serdar, Yarbay Pekiner'in evini arıyor ve oğluna not bırakıyor. Bunun üzerine Serdar, kendisinin ve çevresinin telefon numaralarını değiştirtiyor.
İddialar üzerine halen Yarbay Pekiner'in şüpheli olarak ifadesi alındı. Yüksekova'da görev yaparken Serdar'ı tanıdığını kaydeden Pekiner, başka ilişkisi olmadğını söyledi.
Dinlemeye takılan bir başka kişinin de Güneydoğu'da görev yaptığı dönemde "teröre karşı daha duyarlı kılmak ve hizaya getirmek için hâkim ve savcıların oturduğu lojmanların yakınına bomba attırdığını" açıklayan emekli Korgeneral Mehmet Altay Tokat olduğu iddia edildi. Tokat da işadamını Hakkâri'den tanıdığını belirterek iddiaları reddetti. Savcı, Tokat ve Pekiner hakkında, delil yetersizliğinden takipsizlik verdi.


/ çok teşekkür. çok ilim . çürütürüm , çakırım , çok oluyonuz. çok ilim. çok mu tedbirsizsiniz. çok mu alakalıyım . çok mu ballıuım , barının , bakalım , karanlık , koyu , kotu , kortu , kot , kot , kor , kot , kom , kol , kos , kas , kay , kat , karınlık , tedbir , teşekkür , tehlikelisin , bir ilim sez , tecrübe

Ordu ekonomide ulusalcılıktan vazgeçti

Ordu ekonomide ulusalcılıktan vazgeçti

Orduya bağlı bir kurumun iştiraki olan Oyak'ın satışı orduyu etkiliyor. Kimilerinin karşı çıktığı bu satışı analistler, 'ordunun ekonomide ulusalcılıktan vazgeçmesi' olarak yorumluyor.

OYAK Türk'tü Türk kalmadı - 24 / 06 / 2007 15:09


<

Gazeteport yazarlarından Murat Sabuncu, Oyakbank'ın satışını, orudunun ekonomide ulusalcılıkta vazgeçmesi olarak yorumladı.

Her yer kırmızı beyazdı, salon kıpır kıpır... Podyumda bir ileri bir geri yürüyen etkileyici adam üç kuruluşun; Türk Telekom, TÜPRAŞ ve Erdemir'in yerli sermayede kalması gerektiğini savunuyordu. Biraz sonra "hangisini alalım oylaması" yapılacaktı. TÜPRAŞ mı, Erdemir mi? Her ikisi için de yüksek oranlarda "alalım" kararı çıktı. Salon alkıştan çınlıyordu.

OYAK'ın satışı açıklandıktan hemen sonra bağlandığım Habertürk'te Melda Yücel'in programında anlattım yukarıdaki anektodu. 7 Eylül 2005'te Antalya'da yapılan OYAK'ın toplantısına katılmıştım ve yukarıda anlattığım, Çoşkun Ulusoy'un konuşmasıyla başlayan toplantıdaki heyecana gazeteci olarak şahitlik etmiştim. O günler ekonomide ulusalcılık rüzgarının sert estiği günlerdi.


Çalıştığım Milliyet Gazetesi'nde bu konuyla ilgili onlarca habere imza atmıştık. Sadece OYAK değil TOBB, ASO gibi kuruluşlar, Türkiye'nin büyük holdingleri, "önemli kuruluşlar yerli sermayede kalmalı" açıklamaları yapıyordu. Canlı yayınlanan kimi ihalelerin ardından ceketin cebinden Türk bayrağı çıkarıp sallayan bile oluyordu. Ama OYAK'ın durumu farklıydı. Her ne kadar "Burası askere bağlı ama ticari olarak bağımsız bir kuruluş" dense de o dönem "yerli malı yerlide kalmalı" sloganının ordu tarafından da savunulduğu izlenimi yayılıyordu.

Bu kısmen de doğruydu. İlerleyen günlerde Erdemir, OYAK tarafından alındı. TÜPRAŞ yine yerli sermayenin, Koç'un oldu, Türk Telekom ise Hariri ailesinin. Durum 2-1'di yani. Gerçi her üç satış için de "şimdilik yerli vurgusunu yapmalıyım". Aradan yaklaşık iki yıl geçti. Bu süreçte Türkiye'de pazar payı yüzde 3'ler düzeyinde olan OYAK'ın bankasına kimi yabancı müşteriler gelip gitti.

Sonuçta da 19 Haziran 2007'de OYAK Hollandalı ING'nin oldu. OYAK aslında ekonomik bir zorunluluğu yerine getirdi. Erdemir'in OYAK'a devri 2.9 milyar dolarlık bir finansmanı gerektiriyordu. Üstelik burayı alan kurumun yatırımları devam ettirmesi şartı da vardı. Bankayı satarak Erdemir'in borçlarında bir rahatlama yaratıldı.

Bu arada bankacılık açısından da önemli bir gelişme yaşandı. OYAK Bank Silahlı Kuvvetler'in karargahlarındaki tek banka. Onbinlerce ordu mensubu başta maaş olmak üzere işlemlerini burada yapıyor.

Şimdi bu pazar için de Türk bankaları arasında büyük rekabet olacak. Karargahlarda yeni banka-bankaları görebiliriz. Satın alan ING Group'a gelince. Türkiye için yazdıkları iki rapor var önümde. Birincisi 2005 yılına ait. Türk ekonomisi için "korkutucu bir tablo" çiziyor. İkincisi yeni tarihli, bundan üç ay önceye ait. "Abdullah Gül cumhurbaşkanı olursa darbe olabilir" notunu taşıyor. Her ikisini de ilerisi için dikkatle not etmek gerekir.

Yazıyı daha fazla uzatmayayım. Bir tespitle bitireyim. OYAK'a bakarak ekonomide askerin duruşuna dair sonuç çıkaranlar sanırım artık farklı bir düşünce biçimine geçmeliler. Ordu bu satışla "ekonomide ulusalcılıktan vazgeçildiği" mesajını veriyor bence. Bu iyi mi kötü mü? Bankacılıkta yabancı payının yüzde 42'ye çıktığı son operasyondan sonra oturup hep beraber düşünelim. Ne dersiniz?

Gazeteport


/ Mevcut ordu dediğinizin temel özellikleri , kalın yarmalar , kayırmalar , dünyadan uzak , geçmişi mandacılık , karmaşık , kollan , koyulan , koruklan.

Serbest piyasa , korumacılık , liberal ekonomi , girişimcilik , akıl , teknoloji , bilim , bilişim , tarih , milli bilinç alanlarında akıldan tamamen uzaklar.

iş yapmışların kazançları çalındı çırpıldı . ulsalcılık diyerek işbirlikçileriyle beraver bir oy alacaklar . Bu yarmalarla bu şirketlerin türk kalmayacağı belirli .Tam anlamıyla bir hülle. Karmaşık bir konu. Kimler yarma . Kimse . konuşacağım yarılacaksınız . Bir hiçsiniz. Bir hükümet. Bir tedirdin .


Biz alırız Hak . Karanlık bir uyum. Biz yapacağız yatırım. Biz yalayacağız. Biz üstünüz. Biz tedirginiz. Biz öpperiz. Biz kalabalığız. Biz orduyum . Biz delimiyiz. Güvendiğiniz mekanlarda ölüm karalılığı . Siz öyle bir mekandasınız. Satarım sizleri. Kaşındın sen. siz böylesiniz. Güven amerikaya . Amerikada öldürelim sizi. Gönder fransızı. anladı o . Gerilim yarattım . Gererim . Deliririm. Tedirginim. Telaşlandım . Teşekkür.

Amerikan çocıklarını amerikalılara öldürebilir. Bu iş parayla sırayla. Kimler kimleri öldürmüyorki. Delirirsin sen. Hararet . Haklı . Karlı . Koaman . Kuala . Kitqab . Kut . Kuba . Koru . Korunak . Kel gerim .Fellik Fellik. Deli arıyoruz . Değişik bir koyu. Kaliba delirttim. Tedirgin. Değişik . Gel buraya. Delirirtririm. Delisin. Jale . Jum. Boom . Bomba . Batyıldım bu konu. Bareka. Ballısın. Bayık. Ballı. Bahane karanlık

Darbe tellalı ABD'ye gelin gidiyor

Türkiye'ye 'yakında darbe olacak' diyen ve senaryo skandalını gözü kapalı yalanlayan Zeyno Baran nişanlısı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Bryza ile evlenecek.


Darbe tellalı ABD'ye gelin gidiyor

Bahar Bakır'ın haberi:

Zeyno Baran ilk kez 2006'da Newsweek'te yayımlanan makalesiyle Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşmüştü. Yazdığı makalede "2007'de Türkiye'de darbe olma ihtimali yüzde 50-50" diyordu. Bir yıl sonra, geçen hafta Türkiye'yi neredeyse bir krize sürükleyecek olan "dehşet senaryolarıyla" yeniden gündeme oturdu.

Zeyno Baran 31 Ocak 1972 doğumlu. Gazeteci bir ailenin kızı. Babası Ahmet Uran Baran, Hürriyet'in ilk Moskova ardından Atina temsilcisiydi. Annesi Füsun Arsan da Günaydın'da gazeteciydi. Zeyno Baran Avusturya Kız Lisesi'nden 1991'de mezun oldu. ABD'nin en prestijli siyaset okullarından Stanford Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu.

1996'da Dünya Bankası'nda Kemal Derviş'le Bosna konusunda çalıştı. Think tank hayatına ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından CSIS'te (Center for Strategic and International Studies) Bülent Ali Rıza'nın başkanlığını yaptığı Türkiye programında başladı. 1998'de CSIS'te Gürcistan Programı'nı kurdu. Özellikle Kafkasya ve enerji sorunu üzerinde yoğunlaştı. 2003'te Nixon Center'a geçti. Uluslararası Güvenlik ve Enerji Programları Masası başkanı oldu. Üç yıl çalıştığı Nixton Center'dan 2006 Nisan'ında ayrıldı ve Hudson Institue'a geçti. Bu geçişe neden olarak Nixon Center'ın aşırı realist politikalarını gösterdi. Halen Hudson Institue'un Avrasya Politikaları programının başkanı.

Onu tanıyan kişilerin bir kısmı Zeyno Baran'ı aşırı çalışkan, çok hırslı biri olarak tanımlıyor. Az yiyip az uyuduğunu, sosyal hayatının yok denecek kadar az olduğunu anlatıyorlar. Bazıları onun okulda karizmatik ve parlak olduğunundan bahsederken, bazıları da aşırı birikimli ve uzman denebilecek biri olmadığını, hâlâ bir çocuk olduğunu belirtiyor.

Zeyno Baran son günlerde yaşadıklarını "kocaman" bir yanlış anlaşılma olarak yorumluyor ve "Analizlerime devam edeceğim" diyor. Bu yıl içinde nişanlısı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza ile evleneceğini de ekliyor.

Türkiye'nin gündemine bomba gibi düştünüz. Gündeme geldiğiniz konuyla ilgili gelişmeleri nasıl karşıladınız?
Toplantı bitince Paris'e döndüm. Olayları ertesi gün öğrendim. Başta gelişmeleri çok da ciddiye almadım. Ama Türkiye o kadar gerilmiş ki, hemen şahsım ve toplantıya katılanlar için kötü niyet arandı. Kesinlikle böyle bir şey yaşayacağımı beklemiyordum. Böyle kapalı toplantılar hep olur. Mesela biz "ABD İran'a girerse ne olur?" gibi sorular üzerinden çalışmalar yaparız. Toplantı öncesi dönemde senaryolar yazıldı. Fakat o dönemde ben Türkiye'deydim. Dönünce toplantının amacı, katılımcılar konuşuldu. Bu senaryolara gerek görülmediğine karar verdik. Zaten bu toplantının amacı Türkiye'nin sabrının kalmadığı, Kuzey Irak'a girebiliriz mesajlarını verirken o bölgede büyük sıkıntılar yaşayan ABD'yle bir fikir tartışmasıydı. Çünkü ABD PKK'yı El Kaide gibi görmüyor. Beni en çok üzen bana CIA ya da MOSSAD ajanı yakıştırmalarıydı.

2006'da da Newsweek'teki yazınızla dikkatleri üzerinize çekmiştiniz. Bu tür yazılar ya da denildiği gibi "senaryolar" üretmeye devam edecek misiniz?
Yazılarımda birilerinin dikte ettirdiği şeyler yok. Newsweek'teki yazımın tek talihsizliği zamanlamaydı. Benim yazımdan önce Ahmet Necdet Sezer olsun, Yaşar Büyükanıt olsun bu tür söylemler yapmışlardı. Ayrıca ben bir analiz ve yorum yaptım. Yaptığım şey haber değildi.
ABD ve Avrupa'da içerideki gerginliğin tam anlaşılmadığını ve bu sürecin sürprizlere yol açabileceğini düşündüm.
O yüzden bunu yabancı bir dergide yazdım. Yani bir senaryo yazmadım. Analizlerime devam edeceğim. Önümüzdeki birkaç ayda Türkiye-ABD ilişkileri gerilmemesi konusunda, ABD'nin El Kaide ile PKK'yı aynı kefeye koyması ve bir an önce somut adımlar atması konusunda yazıp çizeceğim. Türk iç politikasıyla ilgili değil...

"Ne Mesut Yılmaz'a ne de başka bir Türk lidere danışmanlık yaptım"

Washington'da çalışmak, gelişmelere oradan bakmak nasıl bir şey?
ABD'deki bir düşünce kuruluşunda çalışmak, başka bir ülkede çalışmaktan çok daha tatmin edici. Yaptıklarınız en azından dikkat çekebiliyor, karar alma sürecini etkileyebiliyor. Herhangi bir ayrımcılık yapılmıyor. Böyle bir yerde çalıştığım için şanslıyım. Ama bunun için 11 yıl çok çalıştım.
Son iki-üç yıldır Washington'da en önemli konu Irak, Afganistan, Çin, Pakistan. Türkiye ciddi bir kriz olmadan burada gündeme gelmiyor. Türkiye ile ilgili toplantılara belirli kişilerden başkası katılmıyor.

26 yaşındayken Mesut Yılmaz'a Mavi Akım Projesi'yle ilgili olarak danışmanlık yaptığınız, özel bir uçakla kendisiyle Moskova'ya gittiğiniz yazıldı.
Bu soruyu sorduğunuz için çok teşekkür ederim. Ben ne Mesut Yılmaz'a ne de başka Türk bir lidere paralı ya da parasız danışmanlık veya arabuluculuk yaptım. Mavi Akım projesine yapılmadan önce ve sonra da karşıydım çünkü Türkiye'nin çıkarlarına uymadığı görüşündeyim. İkincisinin de öyle. Mesut beyle o dönemde bir-iki görüşme yapmıştık. Mavi Akım'a jeopolitik nedenlerden dolayı olumlu bakmadığımı anlatmıştım. Kendisi "Rusya'daki seyahate katılır mısın, belki görüşün değişir" dedi. Ben de hiçbir söz vermeden gittim. Bundan sonra da projeyi desteklemediğimi belirten makaleler yazmaya devam ettim.

Bu kadar genç yaşta bu sorumluluğu nasıl aldınız, neden Yılmaz sizin gibi genç birine danışmayı tercih etti?
Ben her şeyi bilmem. Kendi konularımı (Avrasya bölgesinde doğalgaz ve enerji politikaları, Türkiye-ABD ilişkileri, İslam-demokrasi ilişkisi) iyi bilirim. Bana değer verdiği için danıştığını düşünüyorum. Gürcistan'dan Kazakistan'a, Fas'tan Fransa'ya kadar üst düzey liderlerle görüşme fırsatım hep oluyor. Bu benim için alışılmadık bir durum değil. Annem ve babam tanınmış gazeteciler olduğundan 15 yaşımdan beri Türkiye'deki parti liderlerinin, işadamlarının evimize girip çıktığını bilirim.

"Genetik mühendisi olacaktım; kanımda politika varmış"

İki önemli gazetecinin bulunduğu bir ailede büyüdünüz. Nasıl geçti çocukluğunuz?
Benim çocukluğumda ikisi birlikte değillerdi. O yüzden bana annem ve anneannem baktı. Veli toplantılarında herkesin annesi olurdu, benimki yurtdışındaydı. Annem çok güçlü, girişken ve bağımsız bir kadındı. Erkek arkadaşlarıma karşı beni çok korurdu. Babam ise ağırbaşlı, ciddi, mesafeli, her şeyi kendine dert eden bir kişiydi. Çok zor yerlerde çalıştı. İki gazeteciyle düzgün bir aile hayatımız çok yoktu. Çünkü zor ve stresli bir meslek. Ama ikisi de çok çalışkandı.
Annem sonra Zafer Mutlu'yla evlendi. Onu hiçbir zaman üvey baba olarak görmedim. Kardeşimizi kaybettikten sonra aile içinde bir trajedi yaşandı. Çok zor günler geçirdik.
Annem de babam da "Gazeteci olma" diye bana çok söylediler. Lisedeyken matematik ve fizikte çok iyiydim. Amerika'ya genetik mühendisi olmak için gitmiştim. Fakat kan çekiyor derler ya, uluslararası ilişkiler okudum ve yine politika içinde kaldım.

Bu noktaya gelmenizde ailenizin payı var mı?
Amerika'ya gitme kararımı kendim aldım. Bir yıl boyunca odama kapanıp ders ve İngilizce çalıştım. Üniversiteden sonra ne yapayım diye büyüklerimle konuştum.

Kaç dil biliyorsunuz?
Türkçe ve İngilizce. Sekiz yıl Almanca eğitim görmeme rağmen konuşmayınca çok unuttum. Bir ara Fransızca ve Latince de öğrenmiştim ama unuttum şimdi.

"Kıyafetlerim Network'ten, ayakkabılarım Divarese'den"

Okul yıllarınızdan neler hatırlıyorsunuz?
Çok çalışkan ve düzgün bir tiptim. Öğrenciyken anti-popüler bir tip değildim ama popülerdim de denemez. Sınıf başkanıydım. Hiç çekinmeden Avusturyalı hocalarımla tartışırdım aklıma yatmayan şeyleri... Okul çıkışı eve gitmezdim. O dönemde Taksim'de McDonald's açılmıştı. Bazı arkadaşlarımla oraya giderdik.

Günlük hayatınızda nasıl bir kadınsınız?
Giyim kuşam konusunda annem bana hep kızar. Makyaj, saç ve kıyafetle ilgim yok. Sade ve spor giyinirim. Renk konusunda aşırı derecede muhafazakarım. Çok fazla siyah giyiyorum. Kendimi zorlayarak arada kırmızı ve pembe bir şeyler almaya çalışıyorum. Modayı takip ettiğim söylenemez. Alışverişimin tamamını Türkiye'den yapıyorum. Kıyafetlerimi Network'ten alıyorum, ayakkabılarımı Divarese'den. Nişanlım Bryza ise Vakko ve Mudo'yu çok seviyor. Gömlek, kravat ve ceketlerinin çoğunu o da Türkiye'den alıyor.

Annesi Füsun Arsan:

"Hırslı değil, çalışkandı. IQ'su 158'di"

Kızınızın Türkiye'nin gündemine bu şekilde oturacağını hiç düşündünüz mü?
Ben kızımın hep çok iyi işler yapacağını biliyordum, yaptığını da görüyorum. Olanları yanlış anlaşılma, durumu iyi analiz edememe olarak değerlendiriyorum. Benim küçük kızım tarafsızdır. O hiçbir ideolojinin arkasında değildir, çalıştığı Hudson Institute'un bile.

Peki kızınıza yönelik suçlamaları duyduğunuzda ne yaptınız?
Hemen aradım. Çok üzgündü ve şaşırmıştı. Sadece PKK konusunda konuşulduğunu, her şeyin yanlış anlaşıldığını söyledi. Kızımla gurur duyuyorum, tüm dediklerinin arkasındayım. Zeyno'yu taraf yapmak istediler ama o laik, Müslüman, arkasında hiçbir güç olmayan biri.

"Zeyno'nun geleceği çocukluğundan belliydi"

Bir dönemin en tanınmış gazetecisisiniz, eski eşiniz de. Kızınızın bu mesleği seçmesinde payınız oldu mu?
Aslında çocuk yaşlarında politikaya atılacağının sinyallerini başarılarından veriyordu. Zeyno Avusturya Lisesi'ni çok yüksek bir dereceyle bitirmişti. Bu derece ona Almanya ya da Avusturya'da bedava okuma hakkı tanıyordu. O ise ABD'de eğitim çok daha iyi diye oraya gitti. Oranın en büyük sekiz üniversitesine başvurdu ve hepsine de kabul edildi. Stanford Üniversitesi'ni birincilikle bitirdi. Ondan bu kadarını beklemiyordum açıkçası. İslam ve demokrasi konulu bitirme teziyle en kıymetli ödül olan Firestone Award'u aldı. Ben orada bu çocuğun geleceği belli oldu dedim.

Zeyno için çok çalışkan, hırslı bir insan diyorlar...
Zeyno çok akıllı, çok çalışkan ve mütevazı bir çocuktu. Uslu ve sakindi. Hassastı. Ödevlerini en kısa sürede bitirirdi. Hatta ben fazla çalışıyor diye onu çalışma masasından uzaklaştırırdım. IQ testi yaptırmıştık, 158 gibi yüksek bir derece çıkmıştı. Bu kızın parlak olacağı o zamandan belliydi.
Sosyal hayatına da önem verirdi. Sinemaya gitmeyi ve arkadaşlarıyla takılmayı çok severdi. Spora bayılırdı. Çok iyi tenis oynar, solak olduğu için engellenemez backhand'leriyle karşısındakileri yenerdi. Ayrıca çok da iyi kayak yapar, Avusturya Kız Lisesi'nde kayak takımında ödülleri var. İyi bir yarışçıydı. Ama dizi sakatlandı. Fitness'ı da çok sever.
ABD'de üniversite bittikten sonra orada yaşamak için ilk başta bir think tank'te çalıştı. Ayrıca bir de ek iş bulmuştu. Tercüme yapıyordu galiba. Dolayısıyla hırslı değil çalışkandı. Hâlâ sorarım "Kızım bu kadar çalışıyorsun, bari para kazanıyor musun?" diye "Uf anne, ne parası" diyor.

"Byrza ile evleniyoruz"

Sizi tanıyanlar sizin için yemez içmez, deli gibi çalışır, çok hırslı diyorlar. Çalışmaktan özel hayatınıza vakit ayıramıyor musunuz?
Amacım para ve şöhret olsaydı başka tür iş yaparım. O yüzden hırslı değilim. Evet, alanımda derinleşmek için çok çalışıyorum. Bu suç mu? Genelde hafta içi sabah 8'den akşam 9'a kadar çalışıyorum. Toplantılar, yemekler, kendi özel çalışmalarımla geçiyor. Hafta sonunda spor salonuna gidiyorum. Kitap okuyup arkadaşlarımla kafelere gidiyorum.
Nişanlım var: ABD Dışişleri Müsteşarı Yardımcısı Matthew Bryza. O da benim gibi çok yoğun çalışıyor. Birbirimizi arayıp "Haydi yemek yiyelim" ya da "Eve dönelim" demesek sabaha kadar çalışacağız. Birlikteyken evde zaman geçirmeyi, klasik müzik dinlemeyi ve konuşmayı seviyoruz. Yaşlı gibiyiz değil mi? İleride çocuğum olduğu zaman daha az çalışmayı düşünüyorum. Ama işimi hobim gibi görüyorum.

Peki ufukta evlilik görünüyor mu?
Evet, bu yıl içinde evleneceğiz.

CSIS, Nixon Center sonra Hudson Institute'ta görev yaptınız. Sonraki basamak ne?
Gerçekten bilemiyorum. Başta Hudson'a girmekten tereddüt etmiştim. Çok fazla neo-con olarak tanınıyor. Ama sonra böyle olmadığını gördüm. Enstitü de bu imajının sadece kurucusundan geldiğini düşünüyor. İş hayatında her şeyi oluruna bırakıyorum

(Milliyet)



Bak kürt . 3 cümleni okudum . 3 cümle sarfet , 3 cümle duydum . Elime düşsen . Hemen idam etmem. Acı cektire cektire yaşatırım. Cehennemliksin. Farkındasın artık. kürtsün. Alımlısın takib ediyoruz. Senin gib değerler üst makamlar buluyor. Üst makamlarınızı da takib ediyoruz. Düşüreceğim sizleri .


Beynin . çok yanman lazım. çok yatırım lazım . Çok karmaşık. Çok tepkilisin. seni adam aadam dam ameileyat cok ilerde. beyin. cok derin. deliyim ben. yok deliyim ben. çok delirtirim kız . Çok manyak. Cok delisin. inşallah yakında gelicem. Bir milletle nasıl uğraşılır göstericem . Cok dertlisin. Derin Allah . akıl. Yankım . Yakarım. Yalakalar art. Çok şom ağızlılar var

Hudson senaryosu ve tarihin dikiz aynasında o suikast

Bir süre önce Hudson Enstitüsü’nde cereyan ettiÄŸini öğrendiÄŸimiz o malum toplantıda planlanan suikastlar aslında zincirin son halkası... Peki zincirin ilk halkaları hangieri? İşte bunun için bu köşede tarihi bir ‘dikiz aynası’ olarak kullanıyoruz. Bu aynaya baktığımızda yakın tarihten kanlı bir olay düşüyor hafızamızın kırılgan kabuÄŸuna. Yıl 1913...


Hudson senaryosu ve tarihin dikiz aynasında o suikast

1960’ların ‘iletiÅŸim peygamberi’ olarak selamlanan düşünürü Marshall McLuhan’a göre toplumlar, tanıklık ettikleri ‘ÅŸimdi’yi bir türlü göremezler, yaÅŸadıkları çağı sürekli geçmiÅŸin kavramları ve düşünce alışkanlıklarıyla deÄŸerlendirirler. Buna göre toplumların önlerinde duran gerçeklik ancak ve ancak onların dikiz aynalarının görüş mesafesine girdiÄŸinde dikkate alınmaya baÅŸlar.

İşte Hudson Enstitüsü’nde cereyan ettiÄŸini ‘her nasılsa’ öğrendiÄŸimiz malum toplantının suikast üzerine kurulu senaryoları da aynı etkiyi bıraktı. Hafızası çöle dönmüş bir hasta misali bu tür toplantıların ilkiymiÅŸ gibi algıladık onu ve baÅŸladık bir yerleri balyemez toplarıyla dövmeye. Sanki tarihte ilk bizim başımızdan geçiyor bu tür olaylar ve sanki daha önce bu filmi hiç seyretmedik.

İşte bunun için bu köşede tarihi bir ‘dikiz aynası’ olarak kullanıyoruz ya. Bu aynaya baktığımızda yakın tarihten kanlı bir olay düşüyor hafızamızın kırılgan kabuÄŸuna.

O uÄŸursuz 1913 yılındayız. Bir yıl önce baÅŸlayan savaÅŸ sonunda ‘ikinci Anadolu’ yapmak için onca asır gayret kanatlarına binip sabrın memesinden emzirdiÄŸimiz Balkanlar’ı terk etmiÅŸ, hatta sevgili Edirnemiz dahi Bulgar çizmesi altında inlemeye baÅŸlamıştır. SavaÅŸ devam ederken ‘Bu iÅŸ uzaktan kumandayla yürümüyor, Edirne Bulgar’a veriliyor’ diyerek Sadrazam Kámil PaÅŸa’ya silah zoruyla istifa mektubu yazdıran Enver PaÅŸa’nın önünde ÅŸimdi 31 Mart İsyanı’nda İstanbul’a yürüyen Hareket Ordusu’nun başındaki Mahmud Åževket PaÅŸa duruyordu. Eski tüfeklerden olan PaÅŸa hem Genelkurmay BaÅŸkanı’nın amiri konumunda, hem de baÅŸbakandı ve muazzam yetkileriyle İttihatçı üçlünün eylemlerini kısmen frenliyor, bu yüzden iktidarları, Sina AkÅŸin’in tabiriyle, ‘denetleme iktidarı’ndan öteye gidemiyordu.

CENAZE ARABASI

Bundan tam 94 yıl önce, yine bir haziran günü II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra Osmanlı Devleti’nde en güçlü adam konumunu kazanan Mahmud Åževket PaÅŸa pusuya düşürülerek hayatını kaybedecekti (11 Haziran 1913).

Olay şöyle gelişmişti:

BoÅŸ bir tabut bulunup Ahmed Nazmi PaÅŸa’nın otomobiline konulmuÅŸ, güya cenaze taşıyormuÅŸ gibi bir izlenim uyandırılmıştı. Otomobil Divanyolu’na sapan sokaklardan birinin köşesinde beklemeye baÅŸlamış, tam Mahmud Åževket PaÅŸa’nın otomobili Beyazıt’tan hareket edip de yanlarına yaklaÅŸacağı sırada yola çıkmıştı. Tabii cenazeye hürmet lazım, deÄŸil mi? PaÅŸa’nın ÅŸoförü sözde cenaze arabasının geçmesini beklemiÅŸ, araba geçmiÅŸ fakat az sonra, plan gereÄŸince aniden durmuÅŸtu. Böylece Mahmud Åževket PaÅŸa’nın makam arabası kapana kıstırılmıştı. Öndeki arabadan çıkan Topal Tevfik, tabancasıyla PaÅŸa’nın üzerine kurÅŸun yaÄŸdırmış, etrafta toplanan arkadaÅŸları da koroya katılınca araba ve içindekiler kalbura dönmüştü. (O anı bir daha yaÅŸamak isteyenler Harbiye’deki Askeri Müze’de sergilenen arabayı kendi gözleriyle görebilirler.)

/uÄŸur mumcu cinayeti /

Böylece suikastin ilk adımı amacına ulaÅŸmış oluyordu. Ancak bu iÅŸ burada kalmayacak, hesapta Enver, Cemal ve Talat PaÅŸa’nın yanı sıra iki Yahudi İttihatçı da temizlenecekti. Bunlar Nesim Ruso ve Emanuel Karasso’dur. Hedeftekilerin ortadan kaldırılmasıyla İttihatçıların beyin takımı imha edilmiÅŸ olacak, ardından tasfiyeler baÅŸlayacak, İttihatçı kadro gemilere bindirilip sürgüne yollanacak ve Osmanlı iktidar gemisi yeni rotalara girecekti.

/grçği bulacağız kacırmayın konular ./


Peki hangi yeni rotalara?

Mahmud Şevket Paşa İttihatçılar tarafından mı öldürtülmüştür? Sonuçta Truimvira denilen Enver, Cemal, Talat üçlüsünün önü bu suikastle açılmış, yani kárlı çıkanlar onlar olmuştur ama bunun daha derin ve uluslararası bir komplo olduğu şüphesine davetiye çıkaran kanıtlar var elimizde. Üçünü görelim:

1. 5 ay önce zorla istifa ettirilen ve İngiliz taraftarlığıyla tanınan Kıbrıslı Kámil PaÅŸa, cinayetten 15 gün önce, sessiz sedasız İstanbul’a dönmüştür. Neden?

2. İngilizler, II. Abdülhamid döneminden beri Almanlara kaptırmış oldukları ticarî ve siyasî nüfuzlarını geri alabilmek için çalışıyorlardı. Bu amaçla BaÄŸdat Demiryolları’nın uzanacağı Basra Körfezi’ni kontrole etmeye, dahası, Fırat ve Dicle üzerinde gemi iÅŸletme tekelini almaya ve bazı sınır sorunlarında tavizler koparmaya uÄŸraşıyorlardı. Bu görüşmelerin Kámil PaÅŸa zamanında baÅŸlamış ve suikast tarihinde henüz sonuçlandırılmamış olması ilginçtir.

3. En önemlisi de, Irak petrolleri sorunudur. İngiltere, harıl harıl Almanya’ya kaptırmakta olduÄŸunu hissettiÄŸi bu geleceÄŸin muazzam petrol damarları üzerine nasıl çörekleneceÄŸinin hesaplarını yapıyordu (nitekim amacına 5 yıl sonra ulaÅŸacaktı). Osmanlı Devleti’nden, kurulacak bir ÅŸirkete imtiyaz, yani yasal ayrıcalık tanımasını istedi. Osmanlı Devleti de buna, Almanları güvendirmemek için sermayesinin iki devlet arasında paylaşılması ÅŸartıyla razı oldu. Çarpıcı bir rastlantı: Bu imtiyaz anlaÅŸması, tam da suikast günü imzalanmıştı!

Dikiz aynamız bugün neyi gösteriyor? Neyi koparmak istiyorlar da koparamıyorlar, dersiniz.

Sorular ki akar gider sonsuza...

star- Salih Mercan



/ gerekenler gerilim . Ama faydası yok . Yolcu yolunda gerek. Çok çılgınsınız. Böyle tükürük . Böyle karıncalandı . Böyle gerilim yaratan işler . Böyle kahpeliklerle , fitnelerle atılan temeller. Karşılığını almaktan çekinmem. Tanıdım ben sizi . Utanırım anlatmaya. Aşkım benim. utan. Severim seni. Seciyorum ben koyun. Karanlık. tebe teşekkür

Ex- müslümanlar komitesi saldırganlaşıyor!

Ex-müslümanlar, Küresel güçlerin İslamofobi yaratma hareketinin en önemli aygıtlarından biri haline geldi... Avrupa'da tarafından el üstünde tutulan ex-müslümanların, yeni yıldızı Hırsi Ali'nin papucunu dama atacak cinsten! İşte Ehsan Jami ve İslam'a yaptığı çirkin saldırı! iyibilgi özel- Hollanda


Ex- müslümanlar komitesi saldırganlaşıyor!

Holanda'da İşçi Partisi'nden (PvdA) İran asıllı Ehsan Jami, Trouw gazetesine verdiği demeçte Hz. Muhammed'i Bin Ladine benzetti. Ex-müslümanlar komitesi kurucusu Jami Kuran'ın okunulduğunda Hz. Muhammed'in adeta bir kriminele benzediğini söyledi. "Eger Muhammed şimdi yaşasaydı onu Usama bin ladin ya da Saddama benzetebilirdik" diyen Ehsan Jami peygamberimiz için şu sözleri söyledi " Korkunç bir adam, güzel söz söyleyen, ama arkandan hançeri sokabilecek birisi. Ona karşı olan saygım ve sevgim nefrete dönüştü."

13 sene önce İran'dan ailesi ile birlikte Hollanda'ya göç eden Ehsan Jami Müslümanlarla bu konuyu konuşmanın tabu olduğunu ve Müslümanların en büyük problemi kendi dinlerine karşı kritik veremediği olduğunu belirtti.

Havva LikoÄŸlu-Hollanda


/
kücücüksün . seninle yıldızım barışmaz . Ama öldürülmeye değersin. Başka bir değerliliğin var mı? kiminlesin? Tedbirsizsiniz.

Amerikalılar. Ya cehenbene gidini ya da cehennemi sizin ayaklarınıza getirelim.
/

Üsame bin laden ne demiş. Bırakın da alkışlayayım .
bill clinton ne demiÅŸ. Hayret yutkundum .
usame bin laden ne demiÅŸ. Lakayt bir korun .

Ak sakallı dede ne diyor. benim işim var ilgilendirmiyor beni.

mustafa kemal . Hiram ustanın götün ekazık çakmak lazımmış . İbne kemalizm ciler bir düerteleyim sizi ben. karmaşık bir kurban .

ismet paşa ne diyor. puşt bir kurbanmış. benim yaralı götüm 3 tane kurbanı kaydırır çüğ

Mühendis intiharında İsrail parmağı

Aselsan'da F-16 projeleri üzerine çalışırken intihar eden 3 ODTÜ'lü mühendisten birinin babasından çarpıcı açıklamalar: "İsrail'den çok önemli bir teklif almıştı ki..."


Mühendis intiharında İsrail parmağı

Aselsan'da mühendis olarak çalışırken, 2007 yılı Ocak ayında intihar eden Alim Ünsem Ünal'ın (30) ailesi, çocuklarının ölümüyle ilgili dosyanın yeniden açılmasını istiyor.

Baba Şemsettin Ünal, oğlunun kesinlikle intihar etmediğini ileri sürüyor. Ünal, "Oğlumun başına bir iş geldi. 'İntihar' diye kapatılan dosya yeniden açılsın." diyor.

"Hakkınızı helal edin" telefonu

Alim Ünsem Ünal, genç yaşta savunma sanayii alanında Türkiye'nin en iyi elektrik-elektronik mühendislerinden biri olarak gösteriliyordu. Uzun süre Aselsan'da çeşitli gizli projelerde hizmet verdi. Genç mühendis Alim Ünal, 16 Ocak 2007 tarihinde annesi, babası ve kardeşini aradı. 'Sizi seviyorum. Hakkınızı helal edin.' dedi. Cesedi birkaç saat sonra arabasında, kafasına sıkılan bir kurşunla bulundu. Mühendisin ölüm dosyası 'normal intihar' denilerek kapatıldı.

İsrail'den çok önemli iş teklifi

Baba Şemsettin Ünal, oğlunun Aselsan'da ağırlıklı olarak F-16'lar üzerine çalıştığını söylüyor. Ünal, oğlunun sadece Türkiye'de değil, başta Amerika olmak üzere çeşitli Avrupa ülkeleri ile Kanada ve İsrail'de bulunan savunma sanayii şirketlerinden önemli iş teklifleri aldığını belirtiyor. Ünal, "Oğlum, örneğin İsrail'den çok önemli iş teklifleri aldığını söylüyordu. Ancak bunları geri çevirdi. Siz düşünebiliyor musunuz? Binlerce dolarlık iş teklifini o bölgenin güvensiz olduğu gerekçesiyle geri çeviren biri intiharı seçer mi?" diye konuşuyor. Ünal, oğlunun çalıştığı projeler hakkında ise aileden kimseye bilgi vermediğine dikkat çekiyor.

Oğlunun hiçbir şekilde psikolojik sorunu, iş ve maddi sıkıntısı olmadığını anlatan Şemsettin Ünal, "Nikah hazırlıklarını sürdürüyordu, evlenecekti. Böyle bir değerin intihar etmesini kabul edemiyorum." diyor. Baba Ünal, oğlunun intihar ettiği gün yaşananları ise şöyle anlatıyor: "O gün Kavaklıdere'de bulunan bir otelde savunma sanayi alanında bir seminere katılacaktı. Saat 11.00 gibi beni aradı. Ancak sesi iyi gelmiyordu. 'Neyin var oğlum?' diye sordum. 'Bir sorun yok. Sadece sesini duymak istedim. Birazdan seminere gireceğim.' dedi. Sonra annesini aramış. 'Anne hakkını helal et, seni çok seviyorum.' demiş. Ardından diğer oğlum aradı beni. 'Baba ağabeyim bir mesaj attı. Hakkını helal et diyor.' deyince iyiden iyiye telaşlandık."

Genç mühendisin intiharını aileye bir arkadaşı haber veriyor. Haberi alınca yıkıldıklarını aktaran baba Ünal, "Oğlum kesinlikle intihar etmedi, başına bir iş geldi. 'İntihar' diye kapatılan dosya yeniden açılsın." şeklinde konuşuyor. Anne Semra Ünal da oğlunun intihardan birkaç gün önce nişanlısıyla birlikte nikah hazırlıkları yaptığını belirterek, "Benim oğlum intihar etmedi." diyor.

Zaman



/çok zaman gat . yine yenileceğiz . yerim dar . gerilim yarat . karlı dağ . koyuyum . koyu karanlık . kerhane.

Bir de mimar temizlemişlerdi? Nasıl inşa ettim bilgin var mı. ? Delirirsin .bir görsen . Fırsat bulursam gösterecem sana bir dalga .

23 Haziran 2007 Cumartesi

PKK'dan intihar saldırısı / zeki



24 Haziran 2007 Pazar 00:14
PKK bu kez yakıt yüklü tankerle saldırdı. Asker ateş açtı tanker alev topuna döndü

Tunceli'de PKK'lı teröristler, Karşılar Jandarma Karakolu'na yakıt yüklü bir tankerle intihar saldırısı düzenledi.

Karşılık veren emniyet güçlerinin açtığı ateşte tanker bir anda alev topuna dönerken çevre saklanan teröristlerle çatışma başladı. Saldırıda ilk belirlemelere göre tankerde bulunan iki terörist yanarak öldü.

ASKER TANKERİ BOMBAYLA PATLATTI

Tunceli-Ovacık Karayolu'nun 20'inci kilometresinde, yol kontrollerinin yapıldığı Karşılar Jandarma Karakolu'na bu akÅŸam saat 20.00 sıralarında PKK’lı teröristler petrol yakıtı yüklü tankerle saldırı düzenledi. Tankeri, karakolun giriÅŸinde üzerlerinde bulunan bombayla patlatırken, çevredeki ormanlık alanlara gizlenen teröristler de uzun namlulu silahlarla ateÅŸ açtı.

SALDIRIDA 2 PKK'LI ÖLDÜ

Saldırıda, alev alan tankerde bulunan 2 teröristin yanarak öldükleri belirtilirken, resmi kaynaklardan henüz bir açıklama yapılmadı. Bombayla patlatılan tanker, Tunceli Belediyesi'ne ait itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, patlama sonucu karakol duvarında zarar oluştuğu bildirildi.

Saldırısı sonrası bölgeye gönderilen gece görüşlü Kobra helkopterler, teröristlerin kaçtıkları bölgeleri bombaladı. Bomba sesleri Tunceli kent merkeziden de duyuldu.

Hürriyet

/ amerikalılar geleceğiz yanınıza. Önce amerikalılar icin zehir kullanırım ben. kalleşce cözümler. sizi Zehirleyecek adam da cok . Yüksek teknoloji şarbonn bile kullanılır. Kimler var işin içindeyse. Saddamın dublorleri zehirler belkim.
sizin gibi kahpelere . Bizim gibi dertli . dertleneceksiniz. ölüm sizce cözüm mü? cevap önemli değil ölüm sizi yakalar. ne zaman sözünüzde durdunuz. ne zaman kişilik sahibi olacaksınız... Sahibin olacağım . Yaklalarım alnından . Karakterim . Kırarım . Kabayım . Dertli ederim hanımları . Kazırım . Kerhane düzenbazları. piçler . heğinize dna testi yapacam orospu cocul cocuk . Amerikaya hazırız biz. Bitivericeğiz yanıbaşınızda. Ne yapanlarmısınız. Bilen varmıymıs ne yediğini . yakalarım sizi . sızlat . sokar o . sokan o . ayırım . oyarım

Anayasa Mahkemesi, hukukî organdan çok senato gibi çalışıyor

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 367 kararıyla Köşk seçimlerini çıkmaza sokan Anayasa Mahkemesi konusunda önemli tespitlerde bulundu.

Yüksek Mahkeme'nin son yıllarda hukuk organından çok senato gibi çalıştığını belirten Gül, "TBMM'nin aldığı siyasî kararı, sanki kendileri bir senato gibi, siyasî kararla düzeltme eğilimine girdiler. Bu, Türkiye'ye zarar veriyor, Türkiye'de hukukun üstünlüğünü zedeliyor." dedi. Cumhurbaşkanlığının hukukî zorlamalarla engellendiğini kaydeden Gül, 367 şartı sebebiyle Meclis'in kilitlendiğini, bunun üzerine Anayasa değişikliğine giderek sandığı halka götürdüklerini vurguladı. Ancak paketin iptali için hem CHP'nin hem de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in dava açtığını hatırlatan Bakan Gül, şöyle konuştu: "Şimdi bunu nasıl önleriz oyunları oynanıyor. Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi bu kez daha önceki gibi davranmaz, gerçekten hukukun üstünlüğünü dikkate alarak hareket eder. Anayasa Mahkemesi nasıl karar verecek, bunu göreceğiz. Düşüneceklerini ümit edelim bu sefer. Çünkü Türkiye'nin kaosa girme vakti değildir. Türkiye'de bu kadar olaylar olacak, terörle bu kadar acımasızca mücadele ederken, terör örgütü bu kadar saldırırken ondan sonra Türkiye böyle siyasi kaosların içine çekilecek, niçin? Nasıl olur da AK Parti'den birisi, Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmasın diye... Bunlar yakışmaz Türkiye'ye."

Abdullah Gül, önceki gece Kanal 7 Televizyonu'nda yayımlanan "Başkent Kulisi"nde gündemle ilgili soruları cevaplandırdı. Köşk seçimi süreciyle ilgili tartışmaya değinen Bakan Gül, hukukî zorlamalarla cumhurbaşkanlığının engellendiğini söyledi. Gül, "CHP yönetiminin üyelerinin, 'getirin adaylarınızı görüşelim, AK Partili birine de (evet) derdik; ama siz getirmediniz' yönündeki sözleri konusunda, "Bunların hepsi bahanedir." yorumunu yaparken, muhalefetin Meclis'i boykot etmesini eleştirdi. Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milletvekillerinin TBMM'ye en büyük görevleri nedir? Gelecek, bir şeye 'evet' ya da 'hayır' diyecek. Ayrıca ben şöyle miydim ki; benim adaylığım ortaya çıkınca Türkiye'ye birdenbire bir bomba mı, bir yas mı düştü? Benim adaylığım ilan edildiğinde, 'nereden buldular bu adamı mı' dedi Türk halkı? Tam tersi, ertesi gün herkes, AK Parti'yi destekleyen desteklemeyen, tüm televizyonlar, tüm gazetelerin manşeti nasıldı? Hepsinde bir rahatlama söz konusuydu. Borsa yükseldi. Ama maalesef 2 gün sonra Türkiye'deki bazı çevreler Türkiye'yi bu kaosun içine sokacak oyunlar oynadılar."

Adaylığının devam ettiğini belirten Gül, "Bu süreçte eğer beklentinizin tersine gelişme olursa cumhurbaşkanını yeni Parlamento mu seçecek?" sorusuna "Eğer iptal edilirse tabii ki yeni Meclis'e kalacak." karşılığını verdi. Bakan Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ile birlikte Genelkurmay Başkanlığı'na yaptıkları ziyareti de değerlendirdi. Dışişleri Bakanı, görüşmenin 3-4 gün önceden planlandığını ifade ederken, bu tür görüşmelerin gayet normal olduğunu vurguladı.

Hudson Enstitüsü'ndeki senaryo ile ilgili soruya karşılık Gül, bu konuda fazla bir şey söylemek istemediğini söyledi. Gül, Genelkurmay'ın açıklamasını tatmin edici bulup bulmadığının sorulması üzerine de, "Türkiye açık bir toplum, herkes düşüncesini paylaşıyor bu ülkede. Açıklamalar da yapıldı zaten." ifadelerini kullandı. Söz konusu senaryoları Türkiye'nin dış politika kararlarına nüfuz etme çabası olarak görüp görmediği konusunda ise şu yorumu yaptı: "Olabilir, yapacağımız her şeye bizim kendimizin karar vermesi lazım. İnisiyatifin tamamen bizde olması lazım ve böyledir de. Hükümet tahriklere gelerek veya bazı çevrelerin yönlendirmesi ile hareket etmez. Hükümet kendi devlet kurumları, kendi güvenlik teşkilatlarının ciddi tahlilleri ve tavsiyelerini dikkate alır ve bunlar neticesinde hareket eder."

Ankara, aa


Başbakanlık'tan gizli Oyak raporu

Başbakanlık'tan gizli Oyak raporu
23 Haziran 2007 09:29


Hollandalı ING’ye satılan Oyakbank hakkında, BaÅŸbakanlık TeftiÅŸ Kurulu'nun 2005'te inceleme baÅŸlattığı ve ErdoÄŸan’a sunulmak üzere rapor hazırladığı ortaya çıktı.



Hüseyin ÖZAY'ın haberi

Hafta başında Hollandalı ING’ye 2.7 milyar dolara satılan Oyakbank hakkında, BaÅŸbakanlık TeftiÅŸ Kurulu BaÅŸkanlığı’nın 2005 yılında inceleme baÅŸlattığı ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a sunulmak üzere rapor hazırladığı ortaya çıktı.

BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın onayı ile gerçekleÅŸtirilen incelemenin, TMSF kapsamındaki Sümerbank’ın 50 bin YTL’ye Oyakbank’a satışının ardından yapıldığı ve BaÅŸbakanlık TeftiÅŸ Kurulu BaÅŸkanlığı tarafından bu amaçla bir komisyon oluÅŸturulduÄŸu öğrenildi. Komisyon, BaÅŸbakanlık TeftiÅŸ Kurulu, BaÅŸbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu, Sayıştay ve Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’ndan birer üyenin katılımıyla 2005 yılında toplandı.

KAYITLARA ULAÅžILAMADI

BDDK eski BaÅŸkanı Engin Akçakoca döneminde gerçekleÅŸtirilen Sümerbank’ın Oyakbank’a satışını mercek altına alan komisyon, incelemesini bir rapor halinde BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a sundu.

“Gizli” ibareli raporda, Sümerbank’ın Oyakbank’a satışı ile birlikte, Oyakbank’a devredilen “demirbaÅŸ ve sabit kıymetlerle” ilgili TMSF ve Oyakbank kayıtlarında inceleme yapıldığı, ancak her iki kurumda da, “sabit kıymetlerle ilgili saÄŸlıklı bilgi ve belgelere” ulaşılamadığı kaydedildi. Raporda, “Söz konusu hususların, TMSF tarafından Oyakbank A.Åž. nezdinde kapsamlı bir arÅŸiv çalışması yapılması ve tarafımıza sunulmayan hesap hareketlerinin bilgi iÅŸlem sistemleri üzerinde yapılacak detaylı bir inceleme ile temin edilmesi suretiyle sonuçlandırılması kanaatine ulaşılmıştır” denildi.

ZARAR HESAPLANAMADI

Raporda ayrıca, Sümerbank’ın Oyakbank’a 50 bin YTL’ye satılması konusunda da deÄŸerlendirmelere yer verilerek, Oyakbank dışında bir ÅŸirketten teklif olmadığı için, bedel konusunda bir karşılaÅŸtırma yapılamadığı, bu nedenle zarar olup olmadığının da tespit edilemediÄŸi kaydedildi.

Raporda, BDDK eski BaÅŸkanı Engin Akçakoca’nın, Sümerbank’ın satışıyla ilgili savunmasına da yer verilerek, Akçakoca’nın, tasfiye maliyeti çok yüksek olduÄŸu için bankayı 50 bin YTL’ye Oyakbank’a sattıklarını ifade ettiÄŸi vurgulandı.



AkÅŸam

/ akçakoca ibnesi . sen milletle kar mı geçiyosun. söyleseydin de ben katılsaydım ihaleye. araba kredisi alır girerdim. oyakbankın cok arabası var heralde. Kim seni yedi. yerim sizi . karanlık bir ayı . atık . atik . atılım , atarım , karanlık

Rusya'da Türk işçileri zehirlendi

Rusya'da Türk işçileri zehirlendi
23 Haziran 2007 17:28

Rusya'nın başkenti Moskova yakınlarındaki Şeremetyevo-3 havaalanı inşaatında çalışan yaklaşık 300 işçi gıdadan zehirlendi.



RİA Novosti ajansının haberine göre, ENKA tarafından sürdürülen havaalanı inşaatında çalışan çoğunluğu Türk olan ve aralarında Rus, Gürcü ve Özbeklerin de bulunduğu 249 işçi perşembe günü hastaneye kaldırıldı. Habere göre, önce 44 kişi Himki hastanesine kaldırıldı. Daha sonra, cuma günü 205 işçi daha Solneçnogorsk, Mitişi, Zvinegrad, Odintsovo şehirlerinin hastanelerine yatırıldı. Ayakta tedavi edilen işçi sayısının da 50'ye yakın olduğu öğrenildi. Olayla ilgili açıklama yapan Rusya Tüketici Hakları Derneği Başkanı Gennadiy Onişşenko da, ENKA'nın zehirlenme olayını başlangıçta örtbas etmeye çalıştığı gerekçesiyle lisansına el konulmasını gündeme getireceklerini ileri sürdü.

/amerikalılar ! yakaladım sizi . tararım sizi . yakalarım sizi. tedbirsizsiniz . deliyim ve deliyim .siz de delirirmiyim . delimiyim. delitirmisin delirtmişim. dengeli .

AKP ile Hamas'ın ortak düşmanı

AKP ile Hamas'ın ortak düşmanı
23 Haziran 2007 18:11


İngiliz The Guardian gazetesi ABD, İsrail ve El Fetih’in, Hamas’a karşı darbe planladıklarını ortaya koyan gizli bir belge ele geçirdi. Belgeler AKP'yi de ilgilendiriyor.



İngiltere’nin saygın gazetelerinden The Guardian gazetesi ABD, İsrail ve El Fetih’in ortaklaÅŸa Hamas’a karşı darbe planladıklarını ortaya koyan gizli bir belge ele geçirdi. Türkiye’de AK Parti’ye karşı askeri bir müdahaleye sıcak bakan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi BaÅŸkan Yardımcısı Elliott Abrams, Filistin’deki çirkin darbenin de mimarı çıktı.

Anti-Hamas harekatının baÅŸ mimarı olarak bilinen Elliott Abrams, 1980’lerde seçimle baÅŸa gelen Nikaragua hükümetine karşı Kontra gerillaları Ronald Reagan’ın silahlandırmasında kilit rol oynamıştı. Abrams, kontra gerillaları benzeri uygulama ile birçok ülkede desteklediÄŸi belirtiliyor.

Hamas’a karşı darbe planını içeren belgeyi ele geçiren Guardian gazetesi yazarlarından Jonathan Steele, “SeçilmiÅŸ hükümetlere karşı isyancıları silahlandırmak Amerikan tarihinde büyük bir soy aÄŸacıdır ve hiçbir rastlantıya yer yoktur” diyor.

MEKKE ANLAŞMASI ONLAR ÜZDÜ

ABD, İsrail ve El Fetih imzalı 2 Mart tarihli belge, Suudi Arabistan’ın Abbas’ın nihayet Hamas’la birleÅŸmeyi kabul ettiÄŸi 8 Åžubat tarihli Mekke antlaÅŸmasında bulunduÄŸu tarihten bir aydan az sonraya denk geliyor.

Steele yazısında ÅŸunları kaydediyor: Mekke anlaÅŸması İsrail ve Washington’u üzdü çünkü Hamas BaÅŸbakanı İsmail Heniye görevini sürdürmüş oluyordu. Bu belge de Amerika’nın bunu sabote etmek istediÄŸini ortaya koyuyor.

Kesinlikle, Abbas’ın daha sonra bilgi verdiÄŸi Hamas yetkililerine göre Abbas’a Mekke’den sonradan ortaya çıkan İsrail BaÅŸbakanı Ehud Olmert veya Condoleezza Rice ve Abrams toplantısı için ayrılması söz konusu.”

DARBER VE KAOS İLE HALK SEÇİME ZORLANACAK

Abram’ın “sıkı darbe” stratejisini destekleyen dökümanlar OrtadoÄŸu’da ortalarda dolaÅŸtığını belirten Jonathan Steele’in yazısında, “Bir metinde Arap hükümetleriyle Amerikan yetkilileri arasında olan diyaloglarda Washington’un amaçlarının belirtildiÄŸi anlatılıyor.





Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Elliott Abrams

Hamas’ın ideolojisinin deÄŸiÅŸmesini bekleyip zaman kaybetmek yerine Hamas’ın politik statüsünü yıkmak için Filistin halkının ekonomik ihtiyaçlarını kullanmak ve Filistin sahnesinde Abbas’ın BaÅŸkanlığının ve el-Fetih’in çekim kuvvetinin merkezi olarak devam etmesini saÄŸlamak ayrıca Abbas’ın pozisyonunu kuvvetlendirip 2007 sonbaharı öncesi erken seçim çaÄŸrısı yaptırmak da yer alıyor” deniliyor.




ABBAS'IN MUHAFIZLRINA SİLAH VE PARA DESTEĞİ

Kötü haberci olarak bu belgede Amerikan hedefleri için 1.27 milyar dolarlık bir programda 4700 taburun ilave edildiÄŸi bir plan yerine zaten mevcut olan 15000 Abbas gücünün eÄŸitilip silahlandırılması yer aldığını söyleyen Steele belgede, “Arzu edilen sonuç Filistin güvenlik güçlerinin transformasyonu ve acil bir hükümet kurabilmek için Filistin baÅŸkanının otoritesinin teminidir” denildiÄŸini kaydetti.

AMBARGONUN HEDERİ SEÇMENİ HAMAS'TAN KOPARMAK

Hamas’ın Filistin’deki seçim zaferinin ardından bunu kabullenemeyen İsrail’in de baskısıyla ABD ve Avrupa’nın yeni yönetimi politik olarak boykot ederek ve tüm ekonomik yardımları keserek Filistinli seçmenleri cezalandırmayı hedeflediklerini belirten Guardian gazetesi yazarı Jonathan Steele yazısında ÅŸunları yazdı ” Politikalarının dramatik bir etkisi oldu, Gazze’yi daha bariz bir ÅŸekilde açık cezaevine çeviren ve kitleler halinde insanlık sefaleti oluÅŸturan bir politika. Amaç seçmenleri Hamas aleyhine döndürmekti. Teslim olmaktan çok, dış baskının dirence dönüştüğü sinik ve aptal bir stratejiydi bu.”

Steele yazısında, “Hamas seçim zaferinden önce Amerika’nın Gazze ekonomisine yardımcı olması için görevlendirdiÄŸi eski Dünya Bankası Åžefi James Wolfensohn gibi ılımlı batılı yetkilileri bile ÅŸok eden bir politikaydı bu. Bu hafta neden istifa edip, Amerika ve İsrail’le yaÅŸadığı strateji anlaÅŸmazlığını açıklarken “Sonuç daha çok ekonomik aktivite üretmekten ziyade daha çok bariyer örmek oldu” dedi. Ayrıca çok iyi bilindiÄŸi üzere Hamas da herkes gibi bu seçim zaferinden ÅŸaÅŸkındı ve rakibi el-Fetih’e bir koalisyon hükümeti için ulusal birlik çaÄŸrısında bulundu. Teklif reddedildi. Bu yaralı gururun etkisiyle yapılan bir ÅŸeydi. Hamas’ın düzenli olarak teklif ettiÄŸi çalışma önerisini el-Fetih’in reddetmesi Washington baÄŸlantılı bir boykot stratejisinin ortaya çıkması olarak belirdi” diye yazdı.

Abbas 1 yıldır askeri darbeyi planlıyordu

Boykot taraftarlarının daha uÄŸursuz raporları aylarca ortalarda gezindi diye yazan Jonathan Steele makelesinde ÅŸunları kaydetti; “Onlara göre geçen yıl Mahmud Abbas’ın baÅŸkanlık muhafızlarını silahlandırıp ve eÄŸitip Hamas’ı askeri olarak maÄŸlub etmek için geçen yıl Amerika plan yaptı. İsrail zaten Batı Åžeria’dan çok sayıda Hamas milletvekilini ve belediye baÅŸkanını hapsetmiÅŸti. Bir sonraki aÅŸama aynı ÅŸeyi Gazze’de yapmaktı ama bunu İsraillilerle deÄŸil, yasaklamayı Filistinlilerle yapmak gerekirdi.”
Steele yazısının sonunda, “darbeyi eline ve yüzüne bulaÅŸtıran ABD ve İsrail’in ÅŸimdi en son ihtiyaç duyabilecekleri ÅŸey “Blair” adında bir elçi” diyor.

/ çakılacaksınız Çok idam var. harcarım adamlarınızı. yanlış işler yapıyorsunuz. siir ağlarımızı görmek istermisiniz. sinirlendir biz . pislik yahudiler. Sizleri yaşatmayacak imga ekiplerimiz kuruluyor. kim patron , kim kıl , kim kalabalık. Gösterin cirkin yüzünüzü. önce amerikan adaleti. idam edilecekler israel . biz biliriz adamlarımızı .amerika kendi adaletine karşı tepki ver gör dünyayı .

Amerikan adaleti. iddialı . inkar etme .çok piç domuz. şaron gibi. inadına dünya .

/ Her tür kimya , yılanlık , sinsilik , uyuşmazlık , zehir , kargaşa , vereceğiz . Dünya yanımızda. istenmiyen bir yönetim şekli. akıl . Yaradan burada . Yılansınız. Kafanızı keselim. Akıl var mı? aranın siz . arayın beni. Karanlık bit . Şekerim ben . Tedbirsizsiniz. Silkeledim sizi . Sikeceğim sizi. Derin tedbir. Suçlar işlediniz şimdi ceza. uzun süre de yaşatıldınız. Şimdi amcıkerika adaleti. ok. pislik yaratıklar olarak gelin.

İslam Başkentlerinin internet işbirliği

İslam Başkentlerinin internet işbirliği

İslam Başkentlerinin internet işbirliği 23 Haziran 2007 21:02

İslam başkentleri ve kentleri konferası sona erdi. Konferansın sonuç bildirgesinde bilişim teknolojileri ve e-devlet konularında işbirliği mutabakatına varıldı. İşte ayrıntılar:



Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde 17-20 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen İslam Başkentleri ve Kentleri (OICC) 11. Genel Konferansının sonuç bildirgesinde, bilişim teknolojileri ve e-devlet hizmetlerinin üye ülkeler arasında geliştirilmesi ile bilgi ve deneyimlerin paylaşılması konusunda karar alındı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, konferans, Yönetim Kurulu ve Bilimsel Sempozyum kararları ile sonuç bildirgesinin onaylanmasıyla sona erdi.

Sonuç Bildirgesinde, bilişim teknolojileri ve e-devlet hizmetlerinin OICC üyeleri arasında geliştirilmesi, karşılıklı bilgi ve deneyimlerin paylaşılması konusundaki karar oy birliğiyle kabul edildi. Konferansın son oturumunda ise OICC Genel Sekreterliğine üye ülkelerin oyuyla Ömer Abdullah Kadı yeniden seçildi. Kadı, sonuç bildirgesinin okunmasının ardından yaptığı konuşmada, toplantının Ankara Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde hazırlanan mükemmel bir platform üzerinde gerçekleştirildiğini kaydetti.

Toplantının, şehirlerin tecrübelerini paylaşması açısından önemli olduğunu belirten Kadı, ''Üniversitelerimiz, teknik heyetimiz, bilgi alışverişinde bulunmuşlardır. Bilgisayar, insanlığın gelişimini etkilemektedir. Bizim yapmamız gereken enformasyonu ve iletişimi en iyi şekilde kullanmak ve olabilecek olumsuz etkilerini en aza indirmektir'' dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mehil Gökçek de konferansın başarılı geçtiğini ifade ederek, şunları kaydetti: ''Kentlerimizin yöneticileri olarak, ortak amacımız halkımıza sunduğumuz hizmetlerin kalitesini arttırmak, kentlerimizin tarihi miraslarını koruyarak gelişmesini sağlamak ve halkımız arasındaki kardeşlik bağlarını geliştirmektir.

İnanıyorum ki, hepimiz, birbirimizden bir şeyler öğrenebildik. Temsil ettiğimiz halkımıza, yeni projeler, farklı bakış açıları ve de yeni dostlar edinmiş olarak dönüyoruz. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve halkı olarak, İslam başkentleri ve Kentleri Teşkilatı'nın değerli üyelerini başkentimizde ağırlamaktan çok büyük bir mutluluk ve gurur duyduk.''

Konferansın sonunda ayrıca, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Sudan'ın Başkenti Hartum Belediyesi arasında işbirliği protokolü imzalandı. Ankara Büyükşehir Belediyesi ile katılımcı kurum ve kuruluşlara plaket dağıtılmasının ardından etkinlik, Mogan Parkta verilen akşam yemeğiyle son buldu.



AA

Türk markalarının dünya çıkarması

Türk markalarının dünya çıkarması

Türklerin hazır giyim başta olmak üzere ev tekstilinden ayakkabıya, halıdan takıya yarattığı markalar tüm dünyada 1700'ün üzerinde mağaza açtı.

Çıktık açık alınla dünyaya - 20 / 05 / 2007 09:18




Demet CENGİZ BİLGİN


Türkiye’nin markaları Avrupa ülkelerinin yanında Kosta Rika, Güney Afrika, Meksika gibi uzak ülkelerde de kendilerini gösterdi. 2010 yılında Türk markaların, yurtdışındaki maÄŸaza sayısını 5 bine çıkarması bekleniyor.

İNGİLTERE, Fransa, İtalya ve İsviçre gibi Avrupa ülkelerinde markalaÅŸma 1800’lerin ortalarında baÅŸlarken, Anadolu toprakları henüz sanayi ile tanışmamıştı bile. SanayileÅŸmede Avrupa’dan oldukça geç hamle yapan Türkiye’de üreticiler markalaÅŸmanın önemini uzun yıllar kavrayamadı. Daha önce çok az sayıda Türk markası ortaya çıkarken, 1950’lerden sonra yine az olmakla birlikte daha fazla marka yaratılmaya baÅŸlandı. Yabancı markaların Türkiye’ye geliÅŸi de geç oldu. İlk kez 1985 yılında Benetton, Türkiye’de maÄŸaza açarak, Avrupalı markalara yeni bir pazarı iÅŸaret etti. Sanayi, markalaÅŸma ve organize perakendecilik kültürünün geç ulaÅŸtığı Türkiye’den çıkan markalar ÅŸimdi, dünyanın çeÅŸitli ülkelerinde 1700’ün üzerinde maÄŸaza açarak aradaki farkı kapatmaya çalışıyor. Hazır giyim baÅŸta olmak üzere Türkler’in, ev tekstilinden ayakkabıya, halıdan takıya yarattığı markalar 2010 yılında 5000 civarında maÄŸaza sayısı hedefliyor.

HAZIR GİYİM ÖNDE: Sadece hazır giyim markalarının yabancı ülkelerde açtığı maÄŸaza sayısı 1350’nin üzerinde bulunuyor. Markaların üç yıllık planlarına göre bu rakam 2010 yılında 3 bin 360’ı aÅŸacak. Halı ve ev tekstili ise maÄŸaza sayısı bakımından ikinci sırada yer alıyor. Yurtdışında 280 olan maÄŸaza sayısının 2010 yılında 600’ü bulması bekleniyor. Altın baÅŸta olmak üzere takı markaları ise yurtdışında ÅŸu anda 61 olan maÄŸaza sayısını rekor bir artışla 762’ye çıkarmayı hedefliyor.

RUSYA REVAÇTA: Türk markalar, Avrupa ülkelerinin yanı sıra Kanada, Güney Afrika, Meksika gibi dünyanın bir ucundaki ülkelerde de maÄŸazalar açtı. En çok Türk markasının olduÄŸu ülkelerin başında Rusya geliyor. Sovyetler BirliÄŸi’nin ardından kapılarını açan Rusya Federasyonu Türk markaların güçlenmesinde kilit rol oynayan ülkelerden biri oldu. Ukrayna, Romanya, Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan gibi eski Sovyetler BirliÄŸi üyeleri, çok sayıda Türk markasının bulunduÄŸu ülkeler arasında.

MARKA AKINI: Avrupa’nın öncülük ettiÄŸi markalaÅŸma serüveninde, geleneksel olarak marka yaratan ülkeler olarak İngiltere, Fransa, İsviçre, İsveç ve İtalya sıralanırken, son yıllarda tüm dünyayı kasıp kavuran markalar yaratan İspanya da adından söz ettirir oldu. İspanya Zara ve Mango gibi markalarıyla dünyada yaygınlık, bilinirlik ve pazar payı açısından önemli bir baÅŸarı yakaladı. İspanya modeli az sayıda markanın çok yaygınlığı olarak özetlenebilirken, Türkiye modeli çok sayıda markanın küçük yaygınlıkları olarak açıklanabiliyor. Bölgesel bilinirlikleri yüksek Türk markaların, global markalarla rekabeti nasıl sürdüreceÄŸi ise merak ediliyor.

Hangi marka ne yapacak

KİĞILI: Azerbaycan’da 2 maÄŸazası bulunuyor ve 2010’da 25 maÄŸaza hedefliyor. Kiğılı’nın sahibi Abdullah Kiğılı, AB’ye sonradan üye olan Romanya, Macaristan, Polonya’ gibi ülkeler ile Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Türkmenistan, Mısır, Ürdün ve Afrika ülkelerinde maÄŸazalar açacaklarını söyledi.

SABRA: Polonya’da 10 maÄŸazası var. 2010 yılında 20-30 maÄŸaza hedefliyor. Sabra için Polonya maÄŸazalaÅŸmakta Türkiye’den daha uygun bir ülke olmuÅŸ.

SABRİ ÖZEL: 2008’den sonra yurtdışına açılacak. 2010 sonuna kadar İtalya, Romanya, Almanya ve Rusya’da 10 maÄŸaza hedefliyor.

CRİSPİNO: 2010’da 50 maÄŸaza sayısı hedefliyor.

ZEN: Rusya’da 6 maÄŸaza var. 2010 sonunda 100 maÄŸaza sayısı geçilecek.

CROSS JEANS: Almanya’da 14, Polonyada 5, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da birer maÄŸaza var. MaÄŸaza sayıları ve bulunulan ülkeler artırılacak.

DERRİ: Polonya’da 6, Ukrayna’da 2 ve Hong Kong ile Tokyo’da birer olmak üzere 10 maÄŸaza var. 2010 sonuna kadar 20’ye çakacak.

BGN: Toplam 118 maÄŸazası olan BGN 2010 sonunda 264 maÄŸaza hedefliyor. Çok etkili olduÄŸu Fransa’da 15 maÄŸazası bulunuyor.

YENİ İNCİ: New Pearl markasıyla Hollanda’da bir maÄŸazaya sahip.

T-BOX: Rusya, Avustralya, Yeni Zelanda, Endonezya, İsviçre, Almanya, İrlanda, ABD, Kanada, Costa Rica ve Yunanistan’da çok sayıda satış noktasına ulaÅŸtı.

KYO MY FRIEND: Almanya’da 3 maÄŸazası ve Kenvelo maÄŸazaları içinde 4 satış noktası mevcut. 2010’da 50 maÄŸaza hedefleniyor.

Mobilyacıdan kitapçıya mağaza çıkarması

YURTDIÅžINDA ayrıca Seray, Çilek, DoÄŸtaÅŸ, Alfemo, YataÅŸ, Home Life-Garden Life gibi mobilya ve yatak markalarının da maÄŸazaları bulunuyor. Kitap, kırtasiye perakende alanında faaliyet gösteren NT MaÄŸazaları’nın ise Mısır, Rusya, Kazakistan ve Almanya gibi 10 civarında ülkede maÄŸazası var. Yurtdışında maÄŸazalaÅŸmayı planlayanlar arasında ayakkabı markası Hotiç, hazır giyim markası Sabri Özel, Uptown ve perakendeci Mudo da bulunuyor.

Örneğimiz yoktu, yolu kendimiz belirledik

"YURTDIÅžINA açılırken örnek alabileceÄŸimiz hiçbir Türk markası yoktu, yolumuzu kendimiz belirledik" diyen Mavi’nin Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Sait Akarlılar, marka yolculuÄŸunu şöyle anlattı: "Her markanın kendisine ait bir kimliÄŸi ve bu kimliÄŸi yansıtacak stratejiyi oluÅŸturması gerek. Biz Türkiye’nin lider markası olduktan sonra Mavi’yi uluslararası pazarlara açmayı hedefledik. En büyük rekabetin yaÅŸandığı Amerika’dan iÅŸe baÅŸladık. Marka konumlandırmamızı batıya yönelik yaptık. MaÄŸaza açmak için sadece finansal ihtiyaçların karşılanması ve yerel pazarda güçlü olmak yeterli deÄŸil. Global yönetim becerileri, doÄŸru temsil ve doÄŸru insan kaynağı önemli."

/ çok uyanığım. çok mal var. beni dinleyen kaka dilenenler var. karanlık biri . holelar beri gel . ya bulacaksın. ya da holü gör . etkin zeki çeşitli. bilinçli . yararlı .çeşitlenebi. bir koyacam bu aşırı niyetlilere. allahını şaşırtacam ./

Benim için önceliklisin. incele gör bak yorum . incelesem kafam karışık. ben zaten fazla iyiyim bu konu . inceleyelim. incelemeyenler daja fazlasını yapalır . çok olay. sonra . giz. biz hallediceğiz. biz hayırlıyız.

benim bebeklerim halletti bir ah . çok iyisiniz. kalabalık bir oryantal .

AB, rekabeti anayasadan çıkardı

AB, rekabeti anayasadan çıkardı

27 ülkenin liderlerini bir araya getiren zirvede, AB Anayasası'yla ilgili önemli adımların atılması bekleniyordu. Ancak beklenen olmadı ve AB'ye bir darbe de Sarkozy'den geldi.

AB'ye bir darbede Sarkozy'den - 23 / 06 / 2007 16:13

Anayasa görüşmeleriyle beraber kritik bir dönemden geçen AB'ye bir darbe de Sarkozy'den geldi. Sarkozy'nin isteğiyle AB'nin 50 yıllık rekabet özgürlüğü politikasının terk edilmesinin yolu açıldı. / iyi bok yediler /

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin liderlerini bir araya getiren zirvede, AB Anayasası'yla ilgili önemli adımların atılması bekleniyordu. Ama üye ülkelerin sürekli olarak ulusal çıkarlarını gözeterek / Osmanlını ne bunlar ne bunları boza gibi pbişirmek lazım / getirdiği talepler ve çekinceler, anlaşma metninin oldukça sınırlı bir yapıya bürünmesine neden / aferim / oldu. Gelecekte AB Anayasası'nın temeli olabilecek olan anlaşma metni, son darbeyi de en Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den aldı. / Sarkozy ayık sarkozy i sakinleştirmek içib dadışmanları bir pandik alıyor sandım bir dema /

AB'nin 50 yıllık tarihinde her zaman temel amaçlardan birisi olarak öne çıkarılan rekabet özgürlüğü ifadesi /..../, cuma günü Sarkozy'nin baskıları /ibne /sonucu anlaşma metninden çıkarıldı. Rekabet özgürlüğünün yerini / çok yanlış,kullanıcam ben bunu , sizde rehavet yok . bu kafayla nasıl gilişeceksiniz , / de "sosyal uyum" / sosyal uyarı , param yok dicen sen /ve "tam istihdam" / katılımlar var / ifadeleri aldı. Bunun sonucunda, AB üyesi ülkelerin, ulusal şirketlerini desteklemek için / zaten yakalarım , rusyaylada yakınlaşır bunlar şimdi. ingilizlerde arada bir makara olur ) / devlet sübvansyonları / çok paranız var harcayın bakalım / konusunda çok daha cesur davranabileceği belirtiliyor. Bu güne kadar bu tür uygulamalar AB tarafından yasaklanmıştı. /malsınız /


/ By arada ceza yir ve fransız guanası ve diğer sömürüler osmanlı adalet divanına basvuruda bulunmöuş. Bu iblenelin parası kalmamış biz nasıl alıcaz makarayı . Ak sakallı dede şeyhulislam kafa kafaya vermiş acaba kumbaraları vaR MI BİR HABER SALIN . fransaya . sarkozy demiş benim adaklarım var , biz fransızlar denize karşı domalın. her vurusa bir şilin alsk kaç vuruş veririz . /

İngiliz BBC kanalına konuşan bir AB yetkilisi, bu güne kadar Avrupa Komisyonu'nun rekabet konusunda oldukça aktif olduğunu ve devlet yardımlarını önlemeyi başardığını söyledi ve "Ancak bundan sonra, anlaşma metnindeki ifadeler üye ülkeler için çok güçlü bir savunma olacak" dedi. Reuters haber ajansına göre, Avrupa Komisyonu'nun rekabet kurumu yetkilileri, kararla birlikte büyük bir şok yaşadı. Anlaşma metninden rekabet özgürlüğünün çıkarılmasıyla birlikte 50 yıl önce üzerinde anlaşılan bir konudan vazgeçildi.

AB'nin serbest rekabet konusunda büyük bir darbe almasını istemeyen AB dönem başkanı Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel, anlaşma metnin farklı yerlerinde serbest piyasaya ve rekabete vurgu yaparak dengeyi sağlamaya çalıştı.

Sarkozy de "rekabet özgürlüğü" değişikliğinden memnun olduğunu cuma günü yaptığı açıklamalarda dile getirdi. "Bazı sorunlarımız vardı ancak Almanya'nın bugün sunduğu metin bizi tatmin ediyor" diyen Sarkozy, AB'nin daha etkin bir ekonomik yapıya bürünmesi için de Avrupa Merkez Bankası'na daha etkin bir rol biçilmesi yönünde taleplerde bulunmuştu. Öte yandan İngiltere Başbakanı Blair Sarkozy ile görüşerek bu konudaki tutumunu değiştirmesi için ikna etmeye çalıştı ancak daha sonra Sarkozy'nin açıklamalarının tatmin edici olduğunu söyledi.

AP Başkanı Pöttering: Anayasada anlaşma olmazsa genişleme durur

Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering cuma günü yaptığı açıklamada, AB devlet ve hükümet başkanlarının yeni AB anlaşması üzerinde uzlaşma sağlayamamaları durumunda genişlemenin duracağı uyarısında bulundu.

Pöttering, düzenlediÄŸi basın toplantısında, AB'nin Fransa ve Hollanda'da düzenlenen referandumlarda anayasanın reddedilmesini yanlış yorumlamamalarını isteyerek, vatandaÅŸlarının AB'den daha fazla demokrasi, daha fazla ÅŸeffaflık ve daha fazla etkinlik beklediÄŸini söyledi. “TuzaÄŸa düşmemeliyiz” diyen Pöttering, bayrak ve marÅŸ gibi devleti hatırlatan unsurlara yeni AB anlaÅŸmasında yer verilmesini istedi.

Pöttering, liderlerin yeni AB anlaÅŸması üzerinde uzlaÅŸma saÄŸlayamamaları durumunda Hırvatistan'ın AB'ye katılabileceÄŸini, fakat Batı Balkan ülkeleriyle Ukrayna'nın geniÅŸlemeye dahil edilemeyeceÄŸini dile getirdi. Pöttering, Türkiye'den neden söz etmediÄŸinin sorulması üzerine, “Tüm aday ülkeleri sıralayamazdım. Bunu kasıtlı olarak söyledim.

Polonya'ya, anlaÅŸma saÄŸlanamazsa Ukrayna'nın AB'ye katılamayacağı mesajını vermek istedim. Bunu söylerken Ukrayna'nın AB'ye katılımı konusunda önceden hüküm belirtmiyorum ” diye konuÅŸtu.

İran doğaltaşta ABD ambargosunu deldi

İran doğaltaşta ABD ambargosunu deldi

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Arslan Erdinç,"Turkish Stone" markasının yerleştiği ABD pazarında son dönemde çeşitli zorlukların yaşandığını kaydetti. Zorlukların nedeni ise..

Türkiye'nin yeni rakibi İran - 23 / 06 / 2007 15:03

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Arslan Erdinç, Türkiye'nin geçen yıl 377 milyon dolar değerinde doğaltaş ihracatı yaptığı ABD pazarında yeni rakiplerin ortaya çıkmasının fiyatları düşürdüğünü ve kâr marjını azalttığını söyledi.

Erdinç, “Turkish Stone” markasının yerleÅŸtiÄŸi ABD pazarında son dönemde çeÅŸitli zorlukların yaÅŸandığını kaydetti. Mermer ve traverten üretiminde enerji ve işçilik maliyetlerinin diÄŸer üreticileri göre çok yüksek kaldığını, döviz kurlarında ihracatçı aleyhine gözlenen durumun kâr marjlarını en alt seviyeye çektiÄŸini vurgulayan Erdinç, İran'ın ABD ambargosunu delmesiyle sıkıntılı bir döneme girildiÄŸini kaydetti.

Åžili ve Peru devrede

Moda haline gelmesinden ötürü ABD'de traverten tüketimin hızla arttığını ve bu pazardan en büyük payı da İtalya ile birlikte Türkiye'nin aldığını belirten Erdinç, “Ancak son dönemde girdi maliyetleri çok daha düşük olan Åžili ve Peru gibi ülkeler benzer taÅŸlarla ABD pazarına girmeye baÅŸladı.

Bizden çok daha düşük fiyatlar veriliyor. Son dönemde ABD'nin ambargo uyguladığı İran'ın da taşlarıyla bu pazara girmeye başladığını gözledik. İranlı firmalar ürünü Dubai'ye gönderip, bu ülkenin orijiniyle ABD'ye giriyor.

Zengin rezervlere sahip İran, bizimkiyle aynı taÅŸları çok daha düşük fiyatlarla pazara sokuyor. Türk ihracatçı da fiyat düşürmek zorunda kalıyor” dedi. Önceki yıllarda ihracatın hızla artmasıyla birçok giriÅŸimcinin mermer ve traverten üretimine ilgi duyduÄŸunu, deÄŸiÅŸik sektörlerdeki iÅŸlerini tasfiye ederek ocak satın alanların sayısında artış görüldüğünü kaydeden Erdinç, toplam mermer ocağı ruhsatı sayısının 5.675'e ulaÅŸtığını kaydetti.

Türkiye'nin doğaltaş ihracatı (milyon dolar)
2000 189
2001 224
2002 303
2003 431
2004 626
2005 806
2006 1.000




Türkiye'nin ihracattaki
ilk 10 ülke
(milyon dolar/2005)


ABD 322
Çin 81

BAE

44
İspanya 41
S.Arabistan 23
İsrail 21
Yunanistan 18
ESB 17
Kanada 17
İtalya 15


Kaynak:İMMİB

Yeni giriÅŸimcilerin büyük bir kısmının sektörü ve pazarı tanımaması nedeniyle baÅŸarılı olamadığını, iflas eden firma sayısında bu nedenle artış olduÄŸunu belirten Erdinç, “Geçen yıllarda görülen mermere hücum devri bitti. Sektörün dışarıdan görüldüğü oranda kolay ve kârlı olmadığı anlaşıldı. Kâr marjlarının da düşmesiyle yeni yatırımlar durma noktasına geldi” diye konuÅŸtu.

Yemen'den Türklere davet

Erdinç, son dönemde ihracatçıların yurtdışında ocak yatırımına ilginin arttığını da kaydetti. Erdinç, "Yemen Petrol ve Doğal Kaynaklar Bakanı Khaled Bahah, Türk girişimcileri ülkesine davet etti. Yapılan görüşmelerde Yemen'in zengin kaynaklara sahip olduğunu söyleyen Bahah, bu kaynakların değerlendirilerek dünya pazarlarına açılmasıyla ilgili Türk madencilerin yatırımlarını beklediklerini söyledi. Bu amaçla bu ülkeden bir heyet Türkiye'ye gelecek" dedi.

Erdinç, sektörün en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke olan Çin'in sektördeki en önemli temsilcisi konumundaki Çin İnşaat Malzemeleri Endüstrisi Birliği Başkanı Zou Chuansheng'in de bir heyetle ekimde Türkiye'ye geleceğini bildirdi. Çin, Türkiye'den ithalatta uyguladığı gümrük vergisinin indirilmesini istiyor.

Türkiye'nin doğaltaş ihracatı Ocak-Mayıs 2007'de geçen yıla göre yüzde 25 artarak 450 milyon dolara ulaştı.

DoÄŸaltaÅŸ üretimi ve ihracatında dünyada ilk 5 ülke içinde olan Türkiye mermer rezervlerinin yaklaşık yüzde 35’ine (13.9 milyar ton) sahip.


/ neyse ... Kaydırmalı . Enerji Maliyet düşük. Mal aynı iyi piyasa . Enerji yok kafayı çalıştıracaksın. Ya enerji bulacaksın ya da makara ola . Mal bak .

/ kafayı çalıştırmaYacaksın. Madeni kıcına sokmalısın.

/ Bu arada bu şifalı sular hangi madenler , arasından gelir. Derim konu . çok madde . çok titre /

Prof.Dr. Gürüz : 3 yıl içinde kalkabilir

Prof. Dr. Kemal Gürüz, bazı siyasi partilerin “ÖSS'nin kaldırılmasına” yönelik seçim vaatlerini deÄŸerlendirdi.
ÖSS'nin kalkması gerektiÄŸini belirten Gürüz, “ Ama bundan ÅŸu anlaşılmamalıdır. İktidar deÄŸiÅŸti, hemen ÖSS kalkacak diye bir ÅŸey tabii ki mümkün deÄŸil. ÖSS kalkacak ve herkes istediÄŸi yere girecek diye bir ÅŸeyi de anlamamak lazım” dedi.


“ÖSS'nin tahminen 3 sene içinde kalkacağını” ifade eden Gürüz, sistemin nasıl deÄŸiÅŸtirilmesi gerektiÄŸine yönelik önerisini şöyle sıraladı:
“Üniversiteye giriÅŸte müfredat deÄŸerlendirmesi ortaöğretimin iÅŸidir. 3,5 saatlik sınavla müfredat deÄŸerlendirilmez. Dolayısıyla o ortaöğretimin iÅŸi olacaktır. Birinci ilke budur. Yani olgunluk sınavı yapılacaktır. Bunu da herkes 'olgunluk sınavı gelecek' diye algılıyor. Bu da yanlış. Böyle bir ÅŸey yok. Olgunluk sınavı 1957'ye kadar Türkiye'de vardı. Åžu anda bütün kıta Avrupası ülkelerinde var. Ben 1965'te liseden mezun oldum, o zamanlar da lise bitirme sınavı vardı. Olgunluk sınavı test usulü deÄŸildir, klasik bir sınavdır.”

MESLEKİ EĞİTİM

Mesleki teknik eğitimin çok açık bir şekilde düzenlenmesinin önemli bir diğer konu olduğunu anlatan Gürüz, şöyle devam etti:
“Meslek yüksekokulu mezunları dünyada talebin en hızlı arttığı eÄŸitim katıdır. Üniversiteler bunlara bir disiplin getirdi ama bir anlamda akademik kayma oldu. Dolayısıyla 2 yıllık meslek yüksekokulları ile mesleki teknik eÄŸitim fakülteleri, dört yıllık yüksek okullar üniversite bünyelerinden alınıp merkezi Ankara'da olacak Hasan Ali Yücel Mesleki ve Teknik EÄŸitim Üniversitesi'ne baÄŸlanmalıdır. Onun adı üniversite olacak, Türkiye'nin her yerinde ÅŸubeleri olacak. Çok sayıda rektör yardımcısı olacak. Bunun yönetim kurulunda sanayi ve iÅŸ dünyasından temsilciler bulunacak. Bunlar meslek liseleriyle iç içe geçecekler. 10 yıllık zorunlu eÄŸitimden sonra mesleki teknik eÄŸitim kulvarına giren çocuklar burada eÄŸitilecek. İster lise mezunu olacak, ister yüksekokul mezun olacak. Oradan baÅŸarılı olanlar da dikey geçiÅŸ sınavı ile geçebilir lisans programlarına.”
Yükseköğretimi, lisans programları olarak anlamamak gerektiğini belirten Gürüz, bunun da aşılmasıyla, işlerin rayına oturabileceğini ve ÖSS'nin kalkabileceğini söyledi.

“EVET, CHP'YE BİR RAPOR HAZIRLADIM”

ÖSS'nin kaldırılması konusuyla CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın 2 yıldır yakından ilgilendiğini belirten Gürüz, eğitimin sorunlarıyla ilgili CHP'ye bir rapor hazırladığını, raporu da Baykal'a geçen yıl Aralık ayında sunduğunu kaydetti.
Gürüz, “Raporda, ÖSS'nin kaldırılmasına yönelik anlattığı sistemin olup olmadığı” sorusuna ise, “Evet, onlar var içinde. Bu benim ÅŸahsi görüşüm. Ben, CHP adına konuÅŸma konumunda deÄŸilim” yanıtını verdi.

BİLKENT'TEKİ MEZUNİYET TÖRENİ

Bilkent Üniversitesindeki mezuniyet törenine, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün kızının türbanıyla katılmasından dolayı YÖK'ün soruşturma başlatmasını da değerlendiren Kemal Gürüz, özetle şu görüşleri savundu:
“YÖK, çok geç kaldı soruÅŸturma açmakta. Sayın Abdullah Gül'ün tepkisi de çok haksız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir İslam ülkesi deÄŸildir. Nüfusunun çoÄŸu Müslüman olan laik bir ülkedir. Hukuk sistemimiz pozitif hukuka, yani insan aklına dayalıdır.
Zaten tepki gösteren 3-5 rektör kaldı. Onların tepkisiyle YÖK böyle bir soruşturma başlattı. Yoksa bir şey yapacakları yoktu.
Daha vahim ÅŸeyler var hiçbir ÅŸey yapmıyor. Bilgi Üniversitesi'nin yarısı Amerikalılara satıldı. Anayasa'ya alenen aykırı. Hiçbir ÅŸey yapıldığı yok.”


/ piç kuruları , hırsızlar , üryanlar . Amerikancılık yapmaya mı geldin bu fünyaya . Fünye .
orospu olan adını yaz. Yaza geliyorum . İdam Hak . Yaşamayı Haketmiyorsunuz. Siz biliniyorsunuz. piç kurusu kaybettiklerimize hak et. İDAM yakınında olacak. İDAM . kontrol et kendini . delirsen yabana atma beni. Götveren leyla . tedbirsizsin. tedbirini de kaldırırım ortalık yerden. yerim seni. süloya söle kurtarsın sizleri .
AA

Erdoğan, Cem Uzan'a ailesini sordu YENİ

Erdoğan, Cem Uzan'a ailesini sordu YENİ

Başbakan Erdoğan, Elazığ'da mitinginde CHP lideri Deniz Baykal ile Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'a yüklendi. Erdoğan, 'beyefendi' dediği Uzan'a ailesini sordu:


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Aramıza fitne sokmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz, terör örgütüne karşı hep beraber dimdik duracağız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Elazığ İstasyon Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, insanlar arasında ayrımdan yana olmadıklarını söyledi.

Türkiye'nin 36 etnik unsurdan meydana geldiğini anlatan Başbakan Erdoğan, ''Bir olacağız, beraber olacağız. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Zazasıyla, Abazasıyla, Boşnağıyla hep birlikte. Ama bizim bütün bunların üstünde bir ve beraber kılan bir kimliğimiz var. Nedir o? Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, söyledikleri ifadeleri meydandaki vatandaşların da tekrarlamalarını isteyerek, ''Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. İşte bu anlayışla geleceğe yürüyeceğiz'' dedi.

''15 BİNE YAKIN İNSANIMIZI KAYBETTİK''

Erdoğan, şunları kaydetti: ''Aramıza fitne sokmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz, terör örgütüne karşı hep beraber dimdik duracağız. Bunun şüphesiz ki bize madden, manen bir faturası oluyor ama er veya geç bunun da üstesinden geleceğiz. Yeter ki biz el ele, kol kola, omuz omuza duralım. Bakıyorsunuz bu arada yıllardır ihmale uğramış ve şehitlerimiz arasında polisimizle, askerimizle, köy korucumuzla, vatandaşlarımızla bugüne kadar 15 bine yakın insanımızı kaybettik. Köy korucularımız ihmal ediliyordu, onları sosyal güvence kazandırdık. Çünkü devlet olarak bu bizim için bir sorumluluktu. Bunu da yerine getirmenin hamdolsun bahtiyarlığını yaşıyoruz.''

BAYKAL VE UZAN'A YÜKLENDİ

AK Parti iktidarınden önce 22 bankanın dolandırıldığını ifade eden Başbakan Erdoğan, Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'a imalı bir şekilde yüklendi.

Erdoğan, "Biri meydanlarda dolaşıyor. Babası, kardeşleri hepsi kaçak. Niye burada değiller. Madem buradaki mallar senin mülkünse niye burada değiller. Niye Türk adaletini güvenmediler. İmar Bankası kime aitti. İmarzedelere kim ödeme yaptı. Bu beyefendi Türk yargısıyla değil, yurtdışında kendine göre bazı yolları arıyor. Bu millet yutmayacak 22 Temmuz'da gereken cevabı verecek. Çok aldatıldık. Ama bundan sonra aldatılmayacağız" dedi.

Anamuhalefet lideri Deniz Baykal'a yüklenen Erdoğan, Baykal'ın bakanlık yaptığı dönemlerde Türkiye'nin kıtlık yaşadığını belirtti.

Baykal'ın Enerji, Maliye ve Dışişleri Bakanlığı yaptığını hatırlatan Başbakan, "Onun bakanlık yaptığı dönemde Türkiye'nin dışardaki itibarını nasıl çökertiğini çok iyi biliyoruz. Çökertmişler bizi. Sayın Baykal Dışişleri Bakanlığı yaptığı zaman Gümrük Birliği benimdir dedi. Şimdi onu da inkar ediyor." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin nüfusunun azalmasını istemediğini söyleyen Başbakan Erdoğan, görevlerinin insanların hayat seviyesini yükseltmek olduğunu belirterek, "Biz bu ülkenin nüfusunun azalmasından yana değiliz. Avrupa'nın nüfusu yaşlandı. Şimdi ah vah ediyor. Böyle giderse 30 yıl sonra bizim nüfus da yaşlanır. Şimdi dünyanın en genç ülkeleri hangileri. Çin ve Hindistan. Sıkıntı var ama çaresini biz düşüneceğiz, biz bulacağız." ifadesini kullandı.

belene taciz işini abarttı



23 Haziran 2007 Cumartesi 11:38
Yunanistan'a ait uçaklar dün 2 defa, Türk F-16'larına önleme yaptı.
Genelkurmay Başkanlığı, Yunanistan'a ait uçakların dün 2 defa, Ege Denizi'nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapan Türk F-16'larına önleme yaptığını bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan eğitim ve tatbikat uçuşlarına müdahalelere ilişkin duyuruda, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının Ege Denizi'nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu icra eden F-16 kollarına, dün Sakız Adası kuzeybatısında Yunanistan'ın Limni meydanından kalkan F-16 uçakları tarafından bir defa önleme yapıldığı belirtildi.

Türk F-16'larına, Midilli Adası'nın güneyinde de Yunanistan'ın N.Ankhialos meydanından kalkan F-16 uçakları tarafından bir defa önleme gerçekleştirildiği kaydedildi.

/ kaptan pilot konuşuyor . makedonya ile yakın işbirliği içindeyixz arkadan vurdurabiliriz .kuzey afrikalılarda bu duruma hiç felaket değil diyorlar. tabanca tar

ErdoÄŸan Uzan'a ailesini sordu


ErdoÄŸan Uzan'a ailesini sordu
23 Haziran 2007 Cumartesi 14:51
Başbakan Erdoğan, Uzan'ı ailesiyle, Baykal'ı da bakanlık dönemiyle vurdu...
Başbakan Erdoğan, Elazığ'da mitinginde CHP lideri Deniz Baykal ile Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'a yüklendi.

AK Parti iktidarınden önce 22 bankanın dolandırıldığını ifade eden Başbakan Erdoğan, Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan için imalı konuştu.

Erdoğan, "Biri meydanlarda dolaşıyor. Babası, kardeşleri hepsi kaçak. Niye burada değiller. Madem buradaki mallar senin mülkünse niye burada değiller. Niye Türk adaletini güvenmediler. İmar Bankası kime aitti. İmarzedelere kim ödeme yaptı. Bu beyefendi Türk yargısıyla değil, yurtdışında kendine göre bazı yolları arıyor. Bu millet yutmayacak 22 Temmuz'da gereken cevabı verecek. Çok aldatıldık. Ama bundan sonra aldatılmayacağız" dedi.

Anamuhalefet lideri Deniz Baykal'a yüklenen Erdoğan, Baykal'ın bakanlık yaptığı dönemlerde Türkiye'nin kıtlık yaşadığını belirtti.

Baykal'ın Enerji, Maliye ve Dışişleri Bakanlığı yaptığını hatırlatan Başbakan, "Onun bakanlık yaptığı dönemde Türkiye'nin dışardaki itibarını nasıl çökertiğini çok iyi biliyoruz. Çökertmişler bizi. Sayın Baykal Dışişleri Bakanlığı yaptığı zaman Gümrük Birliği benimdir dedi. Şimdi onu da inkar ediyor." şeklinde konuştu.

/ Ben bu konuşulanları tercüme etsaem ayılcanız siz.

teyyare erdoğan diyorki : ulan pevenk . ben seni madara edicem tüm dünyaya . piç . anan nereli . buban hakimmi tabancalar nasıl patlıyot . sülo senin hamiline kartını götüne soktuğu titreşimli telefonda kaybetti .tabancayı gör . amına koduğumun şangırtısı . derer tecrübelerim var oyarım

Erdoğan'ı üzecek slogan


23 Haziran 2007 Cumartesi 17:03
Terör mitinginde hükümet protesto edildi. Bir slogan ise Erdoğan'ı üzecek türdendi


Terör İstanbul'da ''Sessiz Yürüyüş'' ile protesto edildi. 2 bin kadar kişinin katıldığı yürüyüşte hükümete yönelik protestolar da oldu.

Yürüyüşün başladığı Perpa yakınında bulunan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binası önünden geçen gruptakilerden bazılarının ıslık çaldıkları ve hükümet aleyhine slogan attıkları duyuldu.

TAYYİP OĞLUNU ASKERE GÖNDER

Sloganlardan bir tanesi de Başbakan Erdoğan'ı üzecek türdendi. "Tayyip oğlunu askere gönder" diyen slogan atan grup daha sonra yürüyüşe devam etti

TERÖRE LANET YAĞDI

Perpa önünde ise kalabalık, "Sessiz toplumun gürleyen sesiyiz", "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Sevr hortlayamaz, vatan bölünmez", "PKK'ya karşı tüm halkımız tek yürek, tek yumruk" ve "Terör bitsin, anaların göz yaşları dinsin" yazılı pankartlar taşıdılar.

Ellerinde Atatürk posterleri ve Türk bayrakları bulunan grup, terörü lanetleyen dövizler eşliğinde yürüyüşü gerçekleştirdi.

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binası çevresinde de polisin geniş güvenlik önlemi aldığı görüldü.

/ kimsenin üzüleceğini sanmıyorujuz . Askerlerde kimlerin çocukları nasıl askerlik yapıyor , nasıl akıl var . bir gündeme getirsinler biz albay çocuklarını da biliyoruz. ekmek buralardan su gölden. Binbaşılar biliriz çoluğuna kırtasiye malzemesi taşıyan. Haysiyet var mı sizlerde. Maaş yetmezmiş gibi. ayağınızı prensipli kişiliksiz yetşitriyoruz . Aklınızı başınıza devşirin. Akıllı olun , prensip olun kişilk gösterin ki gelen kazançlı olsun. Kalın kafalılık var geç düşüyor jeton
sizlerde.

22 Haziran 2007 Cuma

Türk bilim adamına ABD'de başarı ödülü

Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, Amerikan Diyabet Birliğinin ''Olağanüstü Bilimsel Başarı Ödülü''ne layık görüldü.

Amerikan Diyabet Vakfından yapılan yazılı açıklamada, Prof. Dr. Hotamışlıgil'in, ödülün sahibi olarak, 25 Haziran Pazartesi günü Chicago'da düzenlenecek ve 15 bin kişinin katılması beklenen toplantıda, ''Obezite ve Tip 2 Diyabetin İnflamasyona Dayalı Mekanizmaları'' konulu ödül konuşması yapacağı belirtildi.

Tarihinde ilk kez bir Türk vatandaşının alacağı bu ödülün, diyabet alanında özgün fikir ve araştırmalarla dikkati çeken 45 yaşın altındaki araştırmacılara verildiği kaydedildi.

Açıklamada, Hotamışlıgil'in, şişmanlık, insülin direnci ve inflamasyon biyolojisi arasındaki bağlantıyı ortaya çıkararak, bilim dünyasında yeni bir saha yaratan ve metabolik hastalıklar için yeni bir araştırma ve uygulama alanının açılmasında önemli rol oynayan bu seri buluşunun, genç bir bilim adamı için olağanüstü bir başarı olarak gösterildiği bildirildi.

Cem Hakko'dan 'Bu ülkenin patronu biziz' ifadelerine yalanlama

Cem Hakko'dan, Alem gecesinde söylediği iddia edilen sözlerle ilgili yanıt geldi. Alem dergisinin gecesine katılan Cem Hakko'nun, içkiyi fazla kaçırınca "olmayacak sözler" ettiği iddia edilmişti. Uçankuş sitesinin duyurduğu bu sözlere Cem Hakko'dan yalanlama geldi.

İlgili Haberler

Hakko'dan açıklama geldi

Hakko, "Gerek şahsım gerekse kuruluşumuzu tanıyanlar böyle bir haberin hiçbir şekilde gerçek olamayacağını gayet iyi bilirler. Haberi hayretler içinde gördük. Bu tür bir sorumsuz siyasi yaklaşım ve bu yakışıksız üslup hiçbir şekilde bizimle ilgili olamaz. Bu haber tümüyle gerçek dışıdır" dedi.


OLAY:

Magazin ve medya haberleri yayınlayan ucankus.com'da yer alan habere göre olay şöyle gelişti:

Alem dergisinin gecesine katılan Cem Hakko içkiyi fazla kaçırınca garip beyanatlar verdi.

Hakko'nun "22 temmuz'dan sonra neler olacağını göreceksiniz, bizi azınlık görenler bu ülkedeki patronların kim olduğunu öğrenecekler.

Cem Uzan dahi üç sene önce elimi öperdi şimdi bizden oy istiyor.

Amerika ne derse o olur, biz ülkenin musevi vatandaşları olarak patronuz... Siz işçisiniz. Vakko olarak da hepinizi biz giydiriyoruz, bayıla bayıla, övüne övüne Vakko'dan giyiniyorsunuz. Çukurova Grubu'na da reklam veriyoruz, bu gece de benim paramla oluyor, sinirlendirmeyin beni keserim reklamları." dediği iddia edildi.

UÇANKUŞ HABERİ KALDIRDI

Cem Hakko'nun bu açıklamaları internet medyasında geniş yer buldu. Birçok haber sitesi bu haberi ana sayfalarından okurlarına duyururken ucankus.com ve bazı siteler haberi yayından kaldırdı.



/ çok ucururum ben o kuşu . / cem hakko gibilerini çok dellendirdim ben . / şüpse / kim kimi düdüy / yakarım seni cem / Amerika ameliyatta delirrirrtim sizleri , çok var sırada. Yakınım . Delirmeyeceim diyen var mı? Bana küfür edenler? Oyarım aklınızı . Sert bit. çarpılma . Çarparım. Beyinsiz yaratıklar. Yırtıldı mı beyniniz . yırtalımmı . Yakalrım.

Clinton yahudilere ne diyor. Daha yatırım yapacak çok yarak var. Ukrayna önem. Türklere cok yoğunlaşın. Ama madagaskarı arada unutturmayın. Burda beyninizin döndüğünü falan umursayın. Bu kallavi örneyi yakaladığına kötürüm yapalayın.

Bush ne diyor. Türkler cok önemli odaklanın. çok yoğunlaşın. ama papua yeni gineyi bir unutun da göreyim . Sikerim beynelminel ama benimki 3.5 cm. hepinizin aklını alırım. Benden farkınız mı var sanki ibneler :D


Hamas, Türkiye'nin arabulucu olmasını istiyor

Kardeş kavgasının cinnet boyutlarına vardığı Filistin'deki istikrarsızlık devam ediyor. Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından yasadışı ilan edilen Hamas'ın silahlı kanadı, Gazze Şeridi'ndeki kontrolü merkezî yönetime bırakmıyor.
Hamas'ın iki numaralı ismi Mahmut Zahar

Zaman'a konuşan Hamas'ın iki numaralı ismi Mahmut Zahar, Türkiye'nin arabulucu olmasını istedi. Tarafların mutabakata varmasına Ankara'nın yardımcı olabileceğini vurgulayan Zahar, "Açlıkla, ambargolarla, benzin kısıtlamalarıyla köşeye sıkıştırılmış olan Filistinlilere Türkiye yardım edebilir. Gruplar arası anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapabilir. Uluslararası ambargolar konusunda da Filistin'e yapılan haksız baskılara engel olabilir." dedi.

Mahmud Abbas'ın feshettiği ulusal birlik hükümetinde dışişleri bakanı olarak görev yapmış olan Zahar, Abbas'ın, kendileriyle diyaloğu reddederek Hamas'ı 'kanlı teröristler' diye tanımlamasına sert tepki gösterdi. "Abbas, Gazze'de yaşananlardan ders almazsa er ya da geç Batı Şeria'da da aynı şeyle karşılaşacak." tehdidinde bulunan Zahar, Abbas'ın atadığı yeni hükümetin 'yasadışı' olduğu görüşünü bir kez daha yineledi. Zahar, seçim dahil acil durum hükümetinin alacağı hiçbir karara uymayacaklarını belirtti. Hamas lideri, "El Fetih PKK'dan daha beterdir" ifadesini kullanırken, El Fetih liderlerinin ABD ve İsrail ile işbirliği içinde olduğunu iddia etti. Zahar, 'Hamas'ın arkasında İran var' iddialarını da reddederken, Gazze'de bir İslam devleti kurmak gibi bir planları olmadığını vurguladı. Bu arada bölgedeki son gelişmelerin ardından Mısır'ın ev sahipliğinde gelecek hafta bir Ortadoğu zirvesi düzenlenecek. Şarm el Şeyh'te gerçekleştirilecek zirveye, İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Ürdün Kralı Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın katılması planlanıyor. Dört gün sürecek toplantıda Ortadoğu barış sürecinin yeniden canlandırılması ele alınacak.

Mustafa Kirazlı / Gazze



/ arabulucuğu kes . Biz kiçik bir dünya değiliz. Yakınlarımız var . geçmişimiz var . geleceğim o konuya. 1 milyon filistin var. yayılacağız. örgüt gerek olacak. Kirli tarih. Karanlık bir geçmişim var . Siz yayılın dünya sempati çok size. Karanlık olun. Fidye isteyin. Alacağım karşılarınızda olan diyetlerimi. pakistana yardım et. Yardım et. Geleceğiz yardımına . Piç kurusu dımdızlaklar . TEdirgin olun . uyumayın. hepimiz erkek, varmı tabanca nız? öyleyse karnalık . çok yabancısınız konuya . üye olun . tedirgin olun. temkinli yaklaşıyoruz . Çok töç . Gelin olun . tebhi . teşel , karmaşık bir konu . yakalarım seni . tuzayda . yakalanırsınız. inda .ilikleyin önünüzü . sezdin sen o yılanı . tedirginlik. gerginlik. Kumaş.

Oyakbank'ın yabancıya satışı İlhan Selçuk'u da kızdırdı

Oyakbank'ın yabancıya satışı İlhan Selçuk'u da kızdırdı
Erdemir Özelleştirmesinde 'yabancı satılmasın' politikası güden Oyak'ın kendi bankasını yabancılara satması büyük tartışma çıkardı.

Erdemir Özelleştirmesinde 'yabancı satılmasın' politikası güden Oyak'ın kendi bankasını yabancılara satması büyük tartışma çıkardı. Oyak yöneticileri Erdemir özelleştirmesi nedeniyle liberallerin, banka satışı nedeniyle de ulusalcı kesimin sert eleştirisine muhatap oldu. Askerlerin 'hesaplarımızı kapatacağız' açıklamasının ardından bir tepki de Cumhuriyet Gazetesi'nin imtiyaz sahibi İlhan Selçuk'tan tepki geldi. Oyakbank'ın Hollandalılara satılmasını içerleyen Selçuk, tepkisini "Merkez Bankasını da mı yabancılara satacağı" diyerek koydu.

Osmanlı Devleti'nde merkez bankası işlevini gören Osmanlı Bankası'nın Fransız ve İngiliz ortaklarca kurulduğunu aktaran Selçuk, bankacılıkta liberal ekonominin uygulanmasının Osmanlı'nın batışına sebep olduğunu iddia etti. Bankaların yönetiminin bir bir Türklerin yönetiminden çıktığını yazan Selçuk, Oyakbank'ın satışına tepkisini bugünkü yazısında şu ifadelerle gösterdi: / Senin gibi bir piçe inananrak yarak göç ,

"Son olarak Oyakbank'ı da Hollanda'ya pazarlayınca bizim medya bir sevindi ki sormayın...

Çağdaşlaşıyoruz... / noldu götün mü tutuştı , kastın mı var , güvendiğin bir yarma mıydı. öldürülebilirmisiniz yoksa bu satışla?

Osmanlı'nın son dönemindeki gibi neoliberal ekonomide üstümüze yok... / senin osmanlı anlayışını sikmek lazım göt. amerikam biçi hiç /

Peki, şimdi sıra kimde?.. / çetin emeç , senden değerliydi? :) /

Cumhuriyet Merkez Bankası'nda... / aynalı yot /

Cumhuriyet Merkez Bankası'nı hemen yabancılara satalım.. İngiliz mi olur, Fransız mı, Amerikan mı, kim olursa olsun... / çok bakla çıkardın. Terim kuramadı daha /

Neoliberal ekonomide tam Osmanlı'nın son dönemine döneriz... / Çok sevindin /

Ondan sonra ne olur?.. / ananın amı olur sen merak etme, feribot çocuğu seni / kerhane kuralları bilirmisin? /

Ondan sonra Allah kerim... / /

Şu ' Çılgın Türkler' in ne yapacakları hiç belli olmaz..." / Amerşalımmı yaz dedi , sen değilsin değilmi , dikkat et tavrına hastayım

Tesettür otelden sonra alkolsüz otel

Tesettür otel sayısı son dört buçuk yılda dört kat artarak 27'ye yükselirken, İstanbul'daki bazı oteller de alkollü içki servisi yapmamalarıyla dikkat çekiyor.

- 20 / 06 / 2007 10:25

Kadın müşteriye kadın garson, haremlik selamlık havuz, alkollü içki yasağı gibi uygulamalarıyla dikkat çeken “tesettür otel” sayısı son dört buçuk yılda dört kat artarak 27'ye yükselirken, İstanbul'daki bazı oteller de alkollü içki servisi yapmamalarıyla dikkat çekiyor.

İnternetten yayın yapan turizmgazetesi'nin haberine göre, İstanbul'un Sultanahmet, Sirkeci ve Taksim gibi turistik bölgelerinde bazı oteller alkollü içki servisi yapmıyor. Bu otellerden kimi bunu “prensip meselesi” olarak açıklarken kimileri de “müşterinin saÄŸlığını düşündükleri” için alkollü içki servisi yapmadıklarını söylüyor.

EYÜP'TEYİZ ALKOL VEREMEYİZ

Otelinde alkollü içki servisi yapmayan tesislerden Taksim'deki The Central Palace, “Biz vermiyoruz, ama isteyen müşteri kendisi odasında içebilir” derken, Eyüp'teki Tourquise Boutique Hotel, hizmete girdikleri 2002'den beri alkollü içki servisi yapmadıklarını belirterek, bunu da "bulundukları bölgenin konumu gereÄŸi" yaptıklarını söylüyor.

MÜŞTERİLERİN SAĞLIĞI İÇİN

Alkollü içki servisi yapmayan otellerden, geçen yıl hizmete giren İstanbul'un Anadolu yakasındaki ByOtel yöneticileri uygulamayı, "sağlık oteli" olmalarına bağlıyor. ByOtel'in müşterilerin sağlığı düşünüldüğü için alkollü içki servisi yapmama gerekçesini başka oteller de öne sürüyor.

PRENSİP MESELESİ

İstanbul Sirkeci'deki Golden Horn Oteli Genel Müdürü, hizmete girdikleri dört yıldan beri alkollü içki servisi yapmadıklarını söylerken bunun kendileri için "prensip meselesi" olduğunu belirtiyor. Golden Horn'un Sultanahmet'teki otelinde de alkollü içki servisi yapılmadığı için otelin barı da bulunmuyor. Otel yöneticileri, yapacakları tadilat ile lobiye bar kuracaklarını ancak alkollü içkiye yer verilmeyeceğini söylüyor.

RUHSAT VERİLMİYOR

Alkollü içki servisi bulunmayan otellerden biri de Eyüp Piyerloti'deki Tourquise Turkish House. Mülkiyeti belediyeye ait olan tesisler birkaç kez kiraya çıkarıldığı halde alacak kişiden burada alkollü içki satmayacağı garantisi istendiği için uzun süre boş kalmıştı. Tesisleri iki yıl önce 10 yıllığına kiralayan şirket, burayı alkollü içki servisi yapmadan işletiyor. Tourquise Turkish House yöneticileri, belediyenin ruhsat vermemesi nedeniyle alkollü içki servisi yapmadıklarını söylüyor.

BELGELERİ İPTAL EDİLİR

Uygulama ile ilgili olarak İstanbul'daki Turistik Otelciler ve İşletmeciler BirliÄŸi BaÅŸkanı Timur Bayındır ise yaptığı açıklamada “Müşteri içer ya da içmez bu ayrı, ama sizin bulundurma zorunluluÄŸunuz var” diyerek ÅŸunları söyledi:

“Bu çok yanlış, bu otelleri bakanlığa ÅŸikayet ettiÄŸinizde otelleri kapatılır. Çünkü turizm belgesi alabilmek için içki servisi yapılması mecburiyeti var, otelde bar olma mecburiyeti var. ByOtel gibi olanlar kendilerine saÄŸlık oteli dedikleri için içkiyi kaldırmış olabilirler, ama gene de bu onların vazifesi deÄŸil, istemeyen müşteri içki içmez” dedi.

Bakanlığa şikayet edildiği takdirde alkollü içki servisi vermeyen otellerin, büyük sorunlarla karşılaşacağını ifade eden Bayındır, turizmi teşvik kanununda belirtilen otel özelliklerinde her sınıf otelde bar bulundurma mecburiyeti olduğunu kaydetti.

Anka


/ offf karun . Vermiyorum kardeş narkozdan al . verenleri de kıbırtan .

öyle olmadığı bilindikten sonra güzel yorum . olamaması destek .

Ak çakal dede ne diyor. bir lezbiyen cafe acmıstım bu civarlarda . konu çok kalabalık ilgi cekti.

kemal ne dedi. Guy pub acıcam israel de .

Fatih Sultan Melek Ne dedi : Ulan melek bu .

Yavuz sultan selim ne diyor. ulan maykıl seni bir yatırırsam .

Mustafa kemal dedi beni yalakalar sardu .


Ak çakal dede ne dior. kemal şaşırıyorum sana piç kurusu . Ben de guy pub cafe kurucam .senin gibisini orda yakalarım sen yalama olmak .


kızlar siz bu kılı yaratıklara bakmayın. lezbiyen cafe tuut sonra size muz dağıtıcam yermeli . Bir şeyhülislam ayarlamam lazım. Fikir almam lazım.
Şeyhul isalm ne demiş. Bre zındık ne bu makara . Çakal dede ne diyor olmaz böyle sındık mındık. Fıstık dağıtıcam ben. azan hatun ne yisin.

Bir ingiliz atakulu ne demiş. " Yarrağı yedik "

yabancı yatırımcılar Türkiye’de neden banka almaktadırlar

Peki, yabancı yatırımcılar Türkiye’de neden banka almaktadırlar? Sakın, geri ödenemeyen kredilerin teminatı olan arazileri üzerlerine geçirip, memleketi parsel parsel alma planı yaptıklarını düşünmeyin. Gayet basit bir nedenle: Para kazanmak için. Biz aÄŸaçlarla uÄŸraÅŸtığımız için gözden kaçırıyor olabiliriz, lakin Türkiye kârlı fırsatların çok sayıda olduÄŸu bir ülkedir. Alın bankacılık sistemini. Türkiye’de bankacılık sistemi çok küçüktür. Türkiye’nin bankacılık sistemi küçüktür ama baÅŸka ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye’de banka kredilerinin hacmi daha da küçüktür. Yandaki
hedgrafik değişik ülkelerde banka kredilerinin milli gelir içindeki büyükl
üğünü 2000 ve 2005 yılları için gösterme ktedir. Özel kesime saÄŸlanan kredilerin milli gelir içindeki payı, 2005 yılında yüzde 26 seviyesindedir. Hindistan’da aynı oran yüzde 40’lardayken, İsrail’de yüzde 100’e ulaÅŸmaktadır. Bu ne demektir? Önümüzdeki dönemde, banka kredi portföyleri hızla büyüyecektir. Dikkat edin ortada hızla büyüyecek bir piyasa vardır. Bu, ÅŸirketlerimiz için de iyi bir haberdir. Devlet iç borçlanma senetleri portföyünün hızla küçüldüğü bir dönemde bu oranın hızla büyümesini beklemek akla uygundur.

2000 ve 2005 karşılaÅŸtırması ise ÅŸunu göstermektedir: 2000’den 2005’e olan kredi geniÅŸlemesi milli gelir içinde kredi hacminin payını artırmış deÄŸildir. ”ÖdeyemeyeceÄŸimiz hızda kredi açılıyor” diye merak etmeye gerek yoktur. Kredi geniÅŸlemesinden ÅŸikâyet etmenin de anlamı yoktur.

Bu durumda, yalnızca yabancıların değil, yerli yatırımcıların da bankalarla ilgilenmesini beklemekte fayda vardır. Ama bakın öyle olmamaktadır. Yerli ve yabancı yatırımcılar arasındaki algılama farklılığı devam etmektedir. Bu kötüdür. Ortada halen bir yabancı sermaye stratejisi yoktur. Bu daha da kötüdür.

Devler arasındaki savaşın perde arkası

Doğan Grubu gazete ve televizyonlarda Karamehmet'e ait Turkcell ve Digiturk�e yönelik olumsuz haber sayısının son aylarda artmasının nedeni reklam kavgası olabilir mi?

Reklam kaybı 30 milyon $ - 22 / 06 / 2007 17:21

Gazeteport Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Semerci, bugünkü köşesinde Doğan Grubu gazete ve televizyonlarından Mehmet Emin Karamehmet'in sahip olduğu Çukurova Grubu iştirakleri Turkcell ve Digitürk'e yönelik artan olumsuz haberlerin perde arkasını yazdı.

DoÄŸan Grubu mecrasında Turkcell ve Digiturk’e yönelik olumsuz haber sayısının son aylarda artmasının nedeni reklam anlaÅŸmazlığı olabilir mi?


Bu soruyu speküle edebilecek kadar veri sunabilirim. DoÄŸan Grubu’nun D-Smart’ı büyütebilmek için Digiturk’e yönelik olumsuz haberleri sürdürmek gibi bir niyeti de olabilir. Bunlar basın sektöründe hep yaÅŸandı ve yaÅŸanacak. Ancak rakiplere yönelik haberlerin doÄŸru olmasına yeteri kadar özen gösterilmediÄŸi kanısındayım. Nitekim, 1.6 milyon abonesi olan Digiturk’ün daha henüz taslağın taslağı konumundaki bir rapora dayanarak vergi kaçakçısı ilan edilmesinin masum bir dikkatsizlik olmadığı kanısındayım.


Yine de bu tartışmaya girmeyeceğim. Bunun yerine sizlere iki büyük grup arasındaki gerilimin başlama vuruşunu aktaracağım.

Yıl 2006.

Gerçekten de yıllık reklam bütçeleri 200 milyon dolara varan GSM ÅŸirketlerinin “piyasa koÅŸullarına göre daha yüksek fiyattan” reklam yeri satın aldığına dair bir görüş var.
Bu görüşü taşıyanlardan birisi de Yavuz Özçelik.
Reklam harcamalarından en büyük payı yüzde 60’ın üzerinde bir oranla televizyonların aldığını hatırlatalım. Televizyonların içinde aslan payını da Kanal D, Star, Show ve atv alıyor.

Dolayısıyla Özçelik, daha ucuz satın alma operasyonu için bu 4 televizyon kanalıyla masaya oturuyor. Kanal-D önerilen rakamları kabul edilemez olarak gördüğünü açıklıyor. Diğer kanallar ise fiyatlarda yüzde 35 ile 45 arasında bir indirimi kabul ediyor.
Böylece Turkcell ile DoÄŸan Grubu’nda gerginliÄŸin ilk adımları atılıyor. Hatta grubun ileri gelen yöneticisi Mehmet Ali YalçındaÄŸ , diplomatik bir dil kullanmayı bile gerekli görmeden Çukurova Grubu açısından ağır sayılabilecek bir yaklaşım sergiliyor.


Konu sonunda Çukurova Grubu patronu Mehmet Emin Karamehmet’e yansıyor ve son noktayı koyuyor: “İndirim yapmıyorlarsa, Kanal D ve tüm DoÄŸan Grubu’na reklam vermeyi kesin.”
Perde arkasında kalan ve kamuoyuna yansımayan bu tartışmaların üzerinden 14 ay geçti. Bu noktada iki soru sorulabilir.
1) Doğan Grubu bu süre içinde ne kadar reklam geliri kaybetti?
2) Turkcell, DoÄŸan Grubu’na ait güçlü medya ÅŸirketlerine reklam vermeyerek pazar payı kaybetti mi?

Turkcell ve yine Çukurova Grubu’na ait İddaa ve diÄŸerlerinin yıllık reklam harcaması (100 milyon doları Turkcell’e ait) 120 milyon doları buluyor. Yapılan hesap basit. Normal koÅŸullarda DoÄŸan Grubu’nun bu harcamalardan alması gereken pay yüzde 25 ile 30 arasında deÄŸiÅŸiyor. BaÅŸka bir ifade ile reklam yasağı nedeniyle DoÄŸan Grubu yıllık 30 milyon dolara yakın bir gelirden oluyor.

Turkcell’in pazar payı kaybedip kaybetmediÄŸini anlamak için ise GSM ÅŸirketleri arasındaki pazar durumunun incelenmesi lazım. Turkcell’in 2007 ilk çeyreÄŸi itibarıyla abone sayısı 32.2 milyon, pazar payı yüzde 59. Bu rakam, 2006 yılının ilk çeyreÄŸinde 31.8 milyon abone ile yüzde 60.3 idi. 2006 sonu ile 2007 ilk çeyreÄŸi arasında Turkcell abone sayısını 400 bin kiÅŸi artırmış, ancak toplam büyüyen pasta içinde pazar payı yüzde 1.3 azalmış . Bu azalmada, DoÄŸan medyasına reklam vermemesinin ne kadar payı vardır, araÅŸtırılması gerekir. Ancak Vodafone, Avea ve Türk Telekom’un yoÄŸun kampanyalarının pazar payındaki bu deÄŸiÅŸikliÄŸe etki yaptığını söylemek daha mantıklı gözüküyor.


Okuyucuların iki gruba ait medya şirketlerinde (Hürriyet-Akşam ve diğerleri) birbirlerine yönelik olumsuz haberleri incelerken, perde arkasında neler yaşandığını bilmesi gerekiyor.
İki yazının temel amacı da budur.

Gazeteport


/ doğan senin sansui ni de sikerim senin el koyduğun silahları da. parçalanmam lazım. Senin hükümranlığım parçalanmazsan delirtilmen lazım. Adamın asabını bozma . Sikerim senin gibi ayıyu . Oyna benimlke . çok derinsin . Tedbirsizsin. Salarım cemil turanı üzeerine görürsün şarlatanlığı . Bu topraklarda yaşıyorsan hakkını vereceksin. Yoksa şımartılmazsın. yahudi dostlarını da sıkıştırıcam. Masıon piç yaşatmam seni.

Bin Ladin'e 'Allah'ın kılıcı' unvanı

İngiltere Kraliçesi'nin "Şeytan Ayetleri"nin yazarı Salman Rüşdi'ye şövalyelik nişanı vermesine misilleme olarak Pakistan Ulema Konseyi, Bin Ladin'e "Allah'ın kılıcı" unvanını verdi.


Bin Ladin'e 'Allah'ın kılıcı' unvanı

2 bin kadar üyesi bulunan özel bir kuruluş olan Ulema Konseyi'nin Başkanı Mevlana Tahir Eşrefi, "İngiliz hükümetinin kafir Rüşdi'ye "Sör" unvanı vermesi kararından sonra Usame Bin Ladin'e 'Seyfullah' unvanı vermekte mutluyuz. Bu, bir Müslüman mücahit için verilen en yüce unvan" dedi.

Dini uyum için çalışan kurum, Devlet Başkanı Pervez Müşerref'ten İngiltere'nin Rüşdi'ye verilen bu nişanı geri almasını sağlamak amacıyla 57 üyeli İslam Konferansı Teşkilatı'na acil bir toplantı yapma çağrısında bulunmasını da istedi.



/ amına koyayım bin ladin , ya amerikada iş yap. ya da bana bırak.

21 Haziran 2007 PerÅŸembe

CHP'nin ikiyüzlülüğü Bakan'ı şaşırttı

CHP'nin Pusula '07 adlı seçim bildirgesindeki bir madde şaşkınlığa neden oldu. CHP'nin şiddetli muhalefet ettiği maddeyi bildirgede gören Bakan Pepe şaşkına döndü.

CHP, karşı çıktığı 2B'ye sarıldı - 21 / 06 / 2007 16:26

CHP, şiddetli muhalefet ettiği 2-B'yi seçim vaadi arasına aldı. Bu durum en çok Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'yi şaşırttı.

Samanyoluhaber'in bildirdiğine göre, CHP'nin Pusula '07 adını verdiği seçim bildirgesinde yer alan bir madde hayret uyandırdı.

Seçim bildirgesinin 9. maddesi olan Tarım başlığında "Orman köylümüzün, yaşadığı yerde işi, aşı ve huzuru olacak." denirken ilginç bir madde yer aldı. ,

CHP iktidara gelirlerse seçmene 2/B arazilerinin sorunun çözeceğini vaat ediyor.

İşte CHP'nin seçmene taahhüdü: "2/B olarak adlandırılan, orman sınırları dışına çıkartılmış olan yerlerle ilgili sorun, toplum yapımıza ve ormancılık tekniğine uygun bir biçimde adil bir şekilde çözümlenecektir."

Bu maddeye en çok Çevre Bakanı Osman Pepe şaşırdı. Çünkü AK Parti bu problemi çözmek için Anayasa değişikliği hazırlamış ancak CHP ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer karşı çıkmıştı.

Samanyolu Haber'e özel açıklamalarda bulunan Çevre Bakanı Osman Pepe CHP'yi iki yüzlülükle suçladı. 2/B 'nin geçmemesi için CHP'nin elinden geleni yaptığını vurgulayan Pepe Ak Parti'nin CHP'ye '2/b ile ilgili bütün önerilerini ve tekliflerini dinlemeye hazır olduğunu ' söylediğini açıkladı. Bunun seçim öncesi üç beş fazla oy almak için yapılmış bir vaat olduğunu söyleyen Pepe CHP'yi etik davranmamakla suçladı.

Samanyoluhaber

/Mustafa kemal ne dmiş. Amına koduğumun başkanı şakıyor

CHP'nin ikiyüzlülüğü Bakan'ı şaşırttı

CHP'nin Pusula '07 adlı seçim bildirgesindeki bir madde şaşkınlığa neden oldu. CHP'nin şiddetli muhalefet ettiği maddeyi bildirgede gören Bakan Pepe şaşkına döndü.

CHP, karşı çıktığı 2B'ye sarıldı - 21 / 06 / 2007 16:26

CHP, şiddetli muhalefet ettiği 2-B'yi seçim vaadi arasına aldı. Bu durum en çok Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'yi şaşırttı.

Samanyoluhaber'in bildirdiğine göre, CHP'nin Pusula '07 adını verdiği seçim bildirgesinde yer alan bir madde hayret uyandırdı.

Seçim bildirgesinin 9. maddesi olan Tarım başlığında "Orman köylümüzün, yaşadığı yerde işi, aşı ve huzuru olacak." denirken ilginç bir madde yer aldı. ,

CHP iktidara gelirlerse seçmene 2/B arazilerinin sorunun çözeceğini vaat ediyor.

İşte CHP'nin seçmene taahhüdü: "2/B olarak adlandırılan, orman sınırları dışına çıkartılmış olan yerlerle ilgili sorun, toplum yapımıza ve ormancılık tekniğine uygun bir biçimde adil bir şekilde çözümlenecektir."

Bu maddeye en çok Çevre Bakanı Osman Pepe şaşırdı. Çünkü AK Parti bu problemi çözmek için Anayasa değişikliği hazırlamış ancak CHP ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer karşı çıkmıştı.

Samanyolu Haber'e özel açıklamalarda bulunan Çevre Bakanı Osman Pepe CHP'yi iki yüzlülükle suçladı. 2/B 'nin geçmemesi için CHP'nin elinden geleni yaptığını vurgulayan Pepe Ak Parti'nin CHP'ye '2/b ile ilgili bütün önerilerini ve tekliflerini dinlemeye hazır olduğunu ' söylediğini açıkladı. Bunun seçim öncesi üç beş fazla oy almak için yapılmış bir vaat olduğunu söyleyen Pepe CHP'yi etik davranmamakla suçladı.

Samanyoluhaber

/Mustafa kemal ne dmiş. Amına koduğumun başkanı şakıyor

Her saat size 60 dolar kazandırabilir

Her saat size 60 dolar kazandırabilir

Zengin olmak mı istiyorsunuz? Hemen herkesin cevabı belli... Öyleyse, zihinsel sürecinizin hayali değerini belirlemek için, basit bir zihinsel monopoly oyunu oynayalım.

Zihninizle zengin olun! - 21 / 06 / 2007 16:46

Diyelim ki sahip olduğunuz her düşünce için bir dolar kazanıyor ya da kaybediyorsunuz. Dakika başına bir düşünceniz olduğunu farz edersek, bu durumda her saat, potansiyel olarak 60 dolar kazandırabilir ya da kaybettirebilir.

Her başarılı 16 saatlik gün, bu hesaba göre, 960 dolarlık potansiyel kazanç demektir. Ama öte yandan, Unut gitsin, asla başaramam türü tek bir olumsuz düşünce, dört saati çöpe atarak zihinsel bilançonuzda 240 dolarlık kayba neden olabilir.

Şimdi, tek bir düşüncenin bile zengin olmak isteyen kişi açısından ne kadar önemli olabileceğini görebiliyor musunuz?

Düşüncenin Gücü

Yaşamınız, aklınızdan geçen düşüncelerin sonucu değildir. Aslında, düşünceleriniz yaşamınızı yaratır.

Peki bu nasıl olabilir?

Diyelim, işinize son verildi. Bu gelişmeye neden olan zayıf ekonomiyi sizin yaratmadığınız ortada. Ama, buna nasıl tepki vereceğinizi kontrol etmek tamamen elinizde.

Moralinizin çok bozulduğunu ve pes ettiğinizi düşünelim. Tepkiniz, yaşamınızda hiç şüphesiz olumsuz bir gerçeklik yaratacaktır.

Oysa bunun yerine, ipin ucunu bırakmayıp yeni bir iş aramaya ne dersiniz? Bu durumda, aynı gelişmeye tepki olarak tümüyle farklı bir gerçeklik yaratmış olacaksınız.

Yaşam, öylesine başımıza gelmez. Olup bitenlere verdiğimiz tepki, kişisel gerçekliğimizi oluşturur! Bunu bir an düşünün. Gerçekten de kendi yaşamınızı yaratmaktan sorumlusunuz.

Düşüncenin Akışı

Pek çok insan, kendi aktif düşünce sürecine çok az dikkat ederek ya da hiç dikkat etmeden yaşamını sürdürür. Bu kişiler, zihinlerinin nasıl çalıştığından büyük ölçüde habersizdirler. Zihnin neye dikkat ettiğini, neden korktuğunu, kendine ne dediğini ve neyi göz ardı ediverdiğini bilmezler.

Genel olarak yemek yer, uyur, çalışır, oyun oynar, güler, endişelenir, umut eder, planlar, sever, nefret eder, yemek pişirir, araba kullanır ve çalışırız. Bunların hepsini nasıl ya da ne düşündüğümüzü pek dikkate almadan yaparız.

Bu, her zaman kötü bir şey değildir.

Neredeyse her bir hareket ya da davranışımız üzerinde kafa yorsaydık, beynimizi önemsiz kararlarla aşırı yüklerdik.

Ama, yoğun ve odaklı bir biçimde dikkat etmemiz gereken bir başka düşünce düzeyi daha vardır: yaşam gerçekliğimizi yaratan düşünceler!

Düşünce Akışının Odağı

Başarılı insanların başarıya odaklı düşünce akışları vardır. Zengin insanların zenginliğe odaklı düşünce akışları vardır. Güçlü liderlerin liderliğe odaklı düşünce akışları vardır.

Şimdikinden daha zengin bir yaşam mı sürmek istiyorsunuz? Öyleyse, zenginliğe odaklı bir düşünce akışı geliştirmeniz ve bunu tüm saflığıyla korumanız gerekir.

Bunu söylemek kolay diye düşünebilirsiniz. Başarılı olduğunuzda, başarıyı düşünmek kolay ya da zengin olduğunuzda zenginliği düşünmek kolay. Ama ben ne zenginliğin ne de başarının kıyısından geçiyorum! Yaşam şartlarım, gelişme kaydetmemi engelliyor.

Pek öyle sayılmaz! Herhangi birimizi başarılı olmaktan alıkoyan tek bir şey vardır: düşüncelerimiz.

Düşünceleriniz, sizi bugün olduğunuz yere getirdi; daha olumlu ve güçlü bir şeyle yer değiştirmedikçe de sizi o noktada tutacak!

Ama, arzuladığınız yaşam biçimini yaratmak üzere zihninizi yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz.

Tek gerçek ihtiyaç, harekete geçmenizdir! Bir şeyin değişmesini dilemekle yetinmenin hiçbir etkisi yoktur! Harekete geçmez; düşüncelerinizin odak ve içeriğini değiştirmezseniz, olduğunuz yerde sayarsınız.

Bir Gerçeklik Değişimi Yaratmak

Daha fazla zenginlik istediğinizi farz edersek, başlangıç noktanız, zenginliğe odaklı somut bir düşünce akışı oluşturmaktır.

Mevcut düşüncelerinizi gözden geçirerek işe başlayın!

Finansal açıdan bolluk içinde olmak istiyor, ama sürekli olarak parasızlığınızı düşünüyorsanız, düşünce akışınızı bolluk çubuğunun yanlış ucuna odaklıyorsunuz. Bilinçaltınızın verdiği içsel mesajları dikkate almanız gerekir.

Dikkat edememek, bilinçaltınızı kontrol altında tutar. Daha sonra bilinçaltınız, bugün sahip olduğunuz gerçekliği yaratan düşüncelerin aynısını güçlendirmeye devam edecektir.

Kendinizi zengin hissetmeye odaklanın. Zihninizdeki yoksunluk düşüncelerini kaale almayın. Bunları hemen zenginlik düşünceleriyle değiştirin!

Bu çok basit mi görünüyor? Doğru, bunu yapmak için özel becerilere, zekaya ya da yeteneğe ihtiyaç yok. Gereken tek şey, düşüncelerinizi kontrol altına almaya kararlı olmak. Bu kadar!

Geçmişteki ya da şimdiki durumunuzun ne olduğu ya da hedeflerinize ulaşma konusunda ne kadar sık başarısız olduğunuz hiç önemli değil; yalnızca aklınızdan geçen düşüncelere dikkat ederek yaşam koşullarınızı değiştirebilirsiniz.

Deneyin ve kendi gerçeğinizin nasıl değiştiğini görün!

Yaşam biçiminiz, bir ayna gibi, düşünce şeklinizin tıpatıp aynını yansıtır. Zenginlik bilinci öyle gerçekleşivermez. Onu siz yaratırsınız. Ya da yaşamın önünüze attığı kırıntıları kabullenmeye devam edersiniz.

Düşünce şeklinizi değiştirin; böylece yaşamınızı da değiştireceksiniz


imedya.com


/ Bustafa kamalı ne demiş. Akiş şok basit bir idam .

Bu konu ÅŸok .

Maddi olunca daha iyi mi düşünüyoruz.

Şimdi gelecek önemli.

Geleceğiniz düşünceleriniz de gizz.

Ama sizin geleceğinizi görmeniz iş.

az ilan.

oku sen.

örnek siz daha yarıklıysanız görürsünüz bir jal buraya gider gör.

mustafa kemal ne diyor cok zabani var buralarda gör sen bu ilişkileri. İngiliz kemal diyor ak çakal dede. Vahdettn be dedi üryaannnnn .

Eğitimli gençlerin %23.4'ü işsiz

"Türkiye'de Gençlerin İstihdamı" araştırmasında, eğitimli gençlerin yüzde 23.4'ünün işsiz olduğu görüldü.Araştırmada işsiz gençlerin yüzde 40'ını, ilk kez iş arayanlar oluşturmakta.

Gençlerin yarısı umutsuz - 21 / 06 / 2007 16:47

"Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araÅŸtırmasında eÄŸitimli gençlerin yüzde 23.4’ünün iÅŸsiz olduÄŸu görüldü. İşsiz gençlerin yüzde 40’ının, ilk kez iÅŸ arayanlardan oluÅŸtuÄŸu ifade edilen araÅŸtırmada, 15-24 yaÅŸ grubundaki gençlerin ise, nüfusun geri kalan bölümüne göre en ÅŸansız kesim olduÄŸu kaydedildi.

AraÅŸtırmada, gençlerin istihdamındaki baÅŸlıca sorunun eÄŸitimden, çalışma hayatına geçiÅŸte yaÅŸandığına iÅŸaret edilirken, gelecek dönemlerde geçlerin istihdamının Türkiye’de daha acil bir sorun haline geleceÄŸinin altı çizildi. / Genel itibar , giriÅŸimci tarağı , ilim irfan itikat, çok sebep, taranacak birileri /

ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Hakan Ercan tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araÅŸtırmasına göre, gençler için iÅŸ imkanının yaratılmasının Türkiye’nin uzun dönemli ekonomik istikrarı ve büyümesinin önemli bir bileÅŸenini oluÅŸturuyor. / alan yaratın. Ser best ekonomi , iÅŸ kurulum kolay , patent kolay. örnek ÅŸahsiyet fazla göster. Seminer yol . Derin görüş . emin aadım /

İstihdamda 2005-2006 döneminde yaÅŸanan olumlu geliÅŸme, gençler arasındaki iÅŸsizlik oranlarına yansımadı. Gençler arasındaki iÅŸsizlik oranı, son iki yıl içinde yaklaşık yüzde 18 oldu. AraÅŸtırmada, bu oranın Türkiye’nin AB ile aynı düzeyde olduÄŸu tek iÅŸgücü piyasası göstergesi olduÄŸuna dikkat çekildi. / Silkelerim aB yi /

2050 YILINDA TÜRKİYE’NİN NÜFUSU 98.5 MİLYON OLACAK

Türkiye’nin yakın dönemdeki yıllık nüfus artışı yüzde 1.4 seviyelerinde gerçekleÅŸirken, nüfus momentumu nedeniyle 15 yaÅŸ ve üzerindeki çalışma çağındaki nüfusun ise yılda yüzde 1.88 oranında arttığı görüldü. Nüfusun, 2025 yılında 88 milyona, 2050 yılında da 98.5 milyona ulaÅŸacağı tahmin ediliyor. / Yok ben üreticem bu konuda şüphem yok diyor aksakallı dede :) / sırıtarak kaç çatıyor :) /

Kentsel nüfus oranının ise 2025 yılında yüzde 85’e ulaÅŸacağı öngörülüyor. Türkiye’de nüfus artış hızının düşmesine karşın çekirdek ailelerin, geleneksel aile modelinin yerini alması nedeniyle hane sayısındaki artışın devam etmesi bekleniliyor. Buna baÄŸlı olarak da dayanıklı tüketim mallarının tüketimi ve konut talebi artacak.

2020 YILINDA NÜFUSUN YÜZDE 70’İ ÇALIÅžMA ÇAÄžINDA OLACAK

0-14 yaÅŸ grubunun yaklaşık 20 milyon düzeyinde sabit bir seyir izlediÄŸi dikkat çekilirken, bunun eÄŸitimin kalitesine olumlu etki yapacağı vurgulandı. 15-44 yaÅŸ grubundaki artışın geçmiÅŸ yıllara oranla düştüğü gözlendi. 2020’den sonra bu yaÅŸ grubunun 40 milyon civarında seyredeceÄŸi tahmin ediliyor. AraÅŸtırmada, nüfusun yaklaşık yüzde 70’inin, 2020 yılında çalışma çağında olacağının altı çizildi. Kadınının, gelecekteki iÅŸ gücüne katılma oranının artması nedeniyle kentlerdeki iÅŸsizlik oranı giderek artacak.

İŞ ARAMADA 15-24 YAŞ GRUBU EN ŞANSIZ KESİM

İşsiz gençlerin yüzde 40’ının, ilk kez iÅŸ arayanlardan oluÅŸtuÄŸu ifade edilen araÅŸtırmada, 15-24 yaÅŸ grubundaki gençlerin ise, nüfusun geri kalan bölümüne göre en ÅŸansız kesim olduÄŸuna iÅŸaret edildi.

Bu yaÅŸ grubundaki gençler arasındaki iÅŸsizlik oranı yüzde 18.7 olduÄŸu görülürken, eÄŸitimli gençlerin arasındaki iÅŸsizlik oranı ise yüzde 23.4 olduÄŸu kaydedildi. Lise ve meslek okulu mezunlarının yüzde 24.8’inin iÅŸsiz olduÄŸu belirtilen araÅŸtırmada, en düşük oranların bir okuldan mezun olmayanlardan ve ortaokul mezunlarından oluÅŸtuÄŸu vurgulandı.

Bunun nedenin ise eÄŸitimli gençlerin yüksek ücret istemesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor. AraÅŸtırmada, gençlerin istihdamındaki baÅŸlıca sorunun eÄŸitimden, çalışma hayatına geçiÅŸte yaÅŸandığına iÅŸaret edilirken, gelecek dönemlerde geçlerin istihdamının Türkiye’de daha acil bir sorun haline geleceÄŸinin altı çizildi.

(ANKA)

çok şeker bırı ilak , kayalık bir korun kabarıkım , kitap , kalın , kamaştım , kitap , korut , karkut , kitab , alim bir kaza son

32 bin KOBİ ile üretim üssü oluyor

32 bin KOBİ ile üretim üssü oluyor

Türkiye ile ilgili darbe senaryoları konuşuladursun, 32 bin KOBİ ile özellikle otomotiv devlerine üretim yapan Konya, bu alanda dünyanın üretim üssü olma yolunda...

Konya'nın yıldızı parlıyor - 21 / 06 / 2007 16:50

Türkiye'de 32 bin küçük ve orta boy işletme (KOBİ) ile özellikle otomotiv yan sanayiinde dünya devlerine üretim yapan Konya, bu alanda dünyanın üretim üssü olmayı hedefliyor.
Sektörel teşvik verilmesi, ulaştırma sorunlarının çözülmesi ve serbest bölge kurulması halinde bu hedefin hayal olmadığını söyleyen Konyalı sanayiciler, küresel ısınma yüzünden yaşanan kuraklık tehlikesine karşı ise sulama projelerinin bir an önce bitirilmesini istedi. Konyalı sanayicilerin hedefi ise dünyada yıldız şehir olmak.

Referans gazetesi ve Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu'nun (TÜGİK) birlikte düzenlediÄŸi "Türkiye’nin Yıldız Åžehirleri Konferansı"nın 8'incisi dün Konya'da yapıldı.

Toplantının açılışında konuşan Konya Valisi Osman Aydın, Konya denilince akla ilk olarak tarımın geldiğini, ama son 15 yılda kentin sanayide de büyük atılım yaptığını söyledi.

Aydın, kentin 32 bin civarında KOBİ'ye sahip olduÄŸunu, 39 deÄŸiÅŸik kolda imalat yapıldığını kaydederek, “Sanayici son zamanlarda ihracata yönelerek, 1 milyar 200 milyon dolarlık ihracat yapmıştır. Ama Konya'nın en büyük sorunu küresel ısınmadan kaynaklanan kuraklık tehlikesidir” dedi.

Türkiye'de hububatın yüzde 10'dan fazlasının Konya'da üretildiÄŸini vurgulayan Aydın, " Åžeker pancarında da öyledir. Konya'da 2.5 milyon hektar tarım arazisi vardır. Yüzde 13’ünü sulayabiliyoruz. Mavi Tünel'i gerçekleÅŸtirebilirsek ve ondan sonra 650 bin hektara çıkarma imkanı var. Bir an önce bu hayata geçmeli. Hızlı tren de bir an önce bitirilmeli. Turizmi de ihmal edemeyiz. Mevlana gibi büyük bir filozofun burada olması büyük bir fırsattır. Bu yıl Konya'ya 2.5 milyon turist bekliyoruz. Tanıtıma aÄŸrılık vermemiz gerekecek” diye konuÅŸtu.

32 bin KOBİ faaliyette

Konya Genç Sanayici ve İşadamları DerneÄŸi (KOSGİAD) BaÅŸkanı Mehmet Atsan da, Konya'nın Türkiye'nin yıldız ÅŸehirlerinden biri olduÄŸunu belirtti. Bunda en önemli faktörün Mevlana olduÄŸunu kaydeden Atsan, “Konya, 32 bin adet KOBİ statüsündeki kuruluÅŸu ile Türkiye’de en çok KOBİ bulunduran illerindendir. Otomotiv yan sanayii dünya devlerine yedek parça üretmektedir. Konya'nın hedefi bu konuda dünyada üretim üssü olmaktır” dedi.

KOSGİAD Genel Sekreteri Yılmaz Sandıkcı ise Konyalı iÅŸadamının, bir çantası bir de pasaportu ile dünyayı fethettiÄŸine belirterek, “Tarım, gıda, ambalaj, ayakkabı, makine, imalat, otomotiv yan sanayii ve makine imalat sanayiileri sektörel teÅŸvik kapsamına alınarak Konya’nın avantajlı durumu deÄŸerlendirilebilir” dedi.

Referans Gazetesi Yazarı, Ekonomist Faruk TürkoÄŸlu, ekonomik olarak sürekli komplo teorileri üretilerek, Türkiye’nin gücünün sürekli küçültüldüğünü söyledi.

Mevlana deÄŸerlendirilemiyo

SAdece maddi düşün. yok ortada tavuk . Kitapları öğret önce. Yorumla önce. ilimini al önce. Sonra dünya ne yaraklandın sen. ürünler mistik na papaz. Na bok . No bp . Yarıklısınız. Yarılırsınız. Yararız. Çok ilim /

Bu komplo teorileri ile kendi ayağımıza kurÅŸun sıkıyoruz” diyen TürkoÄŸlu, Türkiye’nin gücünü fark ederek, potansiyelini deÄŸerlendirmesi gerektiÄŸini vurguladı.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Referans Gazetesi Yazarı Dr. Bumin DoÄŸrusöz de vergi konusundaki uygulamalara deÄŸindi. DoÄŸrusöz, “ÖrneÄŸin araba satın alıyorsunuz, ertesi gün teslim alacağınız araba ile ilgili sabah gazeteyi açtığınızda ÖTV'sinin arttığını görüyorsunuz. Bu önemli bir ihlal” dedi.

Konferansın moderatörlüğünü yapan Referans Gazetesi Genel Koordinatörü Sefer Levent ise, amaçlarının kamuoyunun dikkatini daha çok Konya'ya çekmek ve ilgi görmesini sağlamak olduğun söyledi.

Levent, “Bu ÅŸehir için en önemli marka Mevlana'dır. Ama Mevlana ile ilgili turistlere satılabilecek bir ÅŸey yok. Konya, bu konuda önemli bir markayı deÄŸerlendiremiyor. Gerek özel giriÅŸimciler gerekse devlet, zaten Mevlana sayesinde marka olan Konya’yı farklı aktivitelerle daha iyi pazarlalı” dedi.

Felaket senaryolarından tedirginiz

Türkiye'nin Yıldız Åžehirler Konferansı'nda konuÅŸan TÜGİK Genel BaÅŸkanı Hazim Sesli, Türkiye’nin, özellikle cumhurbaÅŸkanlığı seçimi sonrasında adeta karmaşık günler yaÅŸadığını belirterek, “Anlamlandırmakta bile güçlük çektiÄŸimiz geliÅŸmeler, artık bizleri de tedirgin etmeye baÅŸlamıştır. Ülkemizin geleceÄŸi üzerinde oluÅŸturulan felaket senaryoları da, bu endiÅŸelerimizi üst seviyelere çıkarmaktadır” dedi. Türkiye üzerinde bu tür senaryoların yazılıyor olmasının genç iÅŸadamları olarak kendilerini üzdüğünü söyleyen Sesli, “TÜGİK camiası olarak, bu tip senaryoları üretenleri ve yayanları ÅŸiddetle kınıyoruz” diye konuÅŸtu. Sesli, huzurunu bozacak felaket senaryolarına verilecek en güzel cevabın ise daha çok çalışmak, üretmek ve her alanda kendimizi bir kez daha ispatlamaktan geçtiÄŸini kaydetti. Sesli, "Genç iÅŸadamları olarak bu mücadeleye ÅŸimdiden hazırız. Aynı kararlılığın ülkemizdeki tüm kurumlarca da gösterileceÄŸine inancımız tamdır” dedi.

Referans

Honilerim arasında papaz sikmek , Domaltmak. Karanlık. Uğraşılarım arasında yalakalarım arttım. Çok yamak. Yahudi dediğin amcık. Parmakla . Bill clinton ne demiş, parmaklanıyorsanız kahkayı vurun . Klinton cok parmaklandı . Mastika mastika oynayoz . Çok tedirgin ilah

Tatile değil geçmişe yolculuk

Tatile değil geçmişe yolculuk

Günümüzde milyonlarca insanın büyük mutluluklar yaşadığı, ayrıldıktan sonra unutamadığı, sonraki seneler bir daha gitmeyi istediği ender mekanlardan biridir Olympos.

Olympos'a giden dönemez - 21 / 06 / 2007 16:52

Kaynak: Tourismtoday Tatil eki

Çam ormanları, hiç sönmeyen ateşi, ağaç evleri ve mükemmel jeolojik oluşumlarıyla görenleri kendine hayran bırakan Olympos, sıradanlığın dışında heyecan, macera, bol muhabbet, temiz hava ve aşk isteyen tatilciler için bulunmaz bir mekan. Eşsiz doğası ve tarihi ile farklı bir tatil sunan Olympos, yılın 12 ayı özellikle genç kuşağa hizmet veriyor.

DoÄŸa ve tarih
Helenistik dönemde kurulan ve Likya'nın önemli liman kentlerinden olan ayrıca tarih boyunca mitolojide yer alan Olympos, alternatif tatil geçirmek isteyenlerin başkenti haline geldi. Özellikle yaz aylarında kendisini farklı hissedenlerin ziyaret ettiği Olympos, elverişli konumu nedeniyle zamanında korsanların da bir zamanlar barınağı olmuş. Olympos, şimdi Türk turizmi için hizmet veriyor. Yaz aylarında alternatif tatil geçirmek isteyenlerin mekanı olan antik kent, doğası ve teknolojiye uzaklığı ile kışın da ilgi çekiyor.

Alternatif tatil geçirmek isteyenlerin kış aylarında da uğradığı gizemli kent, daha çok genç tatilcilerin uğrak yeri durumunda. Ağaç evlerde kalarak, doğanın tarih ile birleştiği bu antik kente yabancı basın da büyük bir ilgi gösteriyor.

Gençlerin uğrak yeri
Yaz aylarının vazgeçilmez mekanı olan, çoğunlukla genç ve üniversiteli öğrencilerin tercih ettiği Olympos, doğal hayatın birebir yaşandığı farklı bir tatil mekanı olarak çıkıyor karşımıza.

Gündüz saatlerinde iki ağaç arasına gerdiğiniz hamak ile tembellik sınırlarını zorladığınız Olympos'da denize girerek ve doğa gezintileri yaparak vakit geçirebilirsiniz. Akşamlan ise gitar eşliğinde yudumladığınız içkinizle doyasıya tatil yapabilirsiniz.

Tarih ve doğayı sevenlerin tek adresi durumundaki Olympos, sadece yaz aylarında gidilebilecek bir mekan değil. Kış aylarında da kapıları misafirlerine açık olan antik kent, yaz aylan kadar olmasa da kış aylarında da alternatif tatil yapmak isteyenlerin tercihine açık durumda.

Kışın daha sakin
Sıra dışı yaşayanların mekanı olarak da tanınan Olympos, kış aylarında yaz aylarının verdiği yorgunluğu üzerinden atarcasına sakin bir atmosfer çiziyor. Yaz aylarına oranla daha sakin olan tatil cenneti, yine vazgeçilmeyenler arasındaki yerini koruyor.

Yanlarında getirdikleri kışlık kıyafetleri ile Olympos'un keyfini sürenler azımsanmayacak kadar çok. Kış aylarında daha sakin bir ortamın bulunduğu Olympos, sakin bir tatil için yine tercih listesinin-üst kısmında yer edinmiş. Beton binalar arasında sıkışmış hayatlara nazaran ağaç evlerde konakladığınız Olympos'da akşamları yakılan ateş etrafında söylenen şarkılar ile içiniz ısınıyor.

Evinize dönemeyeceksiniz
Bu antik kente teknoloji çok yakın değil hatta cep telefonunuz bile bazen burada yetersiz kalıyor. Ağaç evlerde konakladığınız zaman beton yapılarda geçen hayata dönmek istemeyeceksiniz.

Akşamları yattığınızda Ağustos Böceği'nin ninni gibi gelen sesi ile bünyeniz huzur dolacak, "iyi ki Olmypos'a gelmişim" dedirten antik kente ulaşım ise oldukça kolay. Antalya'dan ya da Kumluca'dan bineceğiniz bir minibüs sizi Olympos durağına kadar getirecektir. Durakta yiyeceğiniz bir gözleme ve yudumlayacağınız ayran sonrasında yarım saatte bir kalkan Olympos minibüsleri ile gizemli şehre yolculuğa çıkacaksınız.

Eski bir korsan yatağı
Olympos Antik Kenti M.Ö. 100'de Lykia birliğinin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi durumuna gelmiştir. Bölgede Roma ve Bizans kalıntıları da bulunmaktadır. Tarihçilere göre, M.Ö. 80 yılında Zenniketes isimli Kilikyalı bir korsan tarafından ele geçirilen kent, korunaklı yapısı ile korsanların yatağı olmuştur. Daha sonra Olympos, M.Ö. yS'de Roma komutanı Servilius Isaurieus, tarafından korsanlardan temizleyerek şehir Roma topraklarına katılmıştır. Roma döneminde parlak bir dönem geçiren Olympos, M.S. 3. yüzyıldan itibaren tekrar korsanların saldırısına maruz kalır ve önemini yitirmeye başlar.

Birçok medeniyete tanıklık etli

Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin Akdeniz'deki üstünlükleri Orta Çağ'da şehri biraz hareketlendirmiş ise de Osmanlıların deniz üstünlüğünü kurmalarından sonra iyice önemini kaybetmiş ve 75. yüzyılda terk edilmiştir. Haçlı seferleri sırasında Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin istilasına uğrayan Olympos, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı imparatorluğu 'na katılmıştır. Orta Çağdan sonra Türk yerleşimin olmadığı kent sadece göçerler tarafından kışlak olarak kullanılmıştır. Olympos, içinden geçtiği derenin iki yanına yayılmıştır. Kumsaldan da görülen ve mezarların üzerinde bulunan yüksek tepe Olympos'un akropolüdür. Üzerindeki yapı kalıntıları ise Orta Çağ'da bir kale şekline sokulan surlara aittir.

Bir kere mutlaka görün
Olympos'da yazları sıcak, kışları ise ılık geçiyor. Uzun bir yaz sezonu geçiren Olympos, akşamları biraz serin olabiliyor. Bu nedenle kışın bu bölgeye

geliyorsanız sıkı giyinmenizi tavsiye ederiz. Temiz havasını ciğerlerinizde hissedeceğiniz Olympos'dan dediğimiz gibi ayrılmak istemeyeceksiniz. Burada yaşamın tadına vararak doyasıya bir tatil yapacaksınız. Eğer keşfetmeyi seven ve tatil için biraz olsun zahmete katlanan bir insan iseniz bu antik kenti hayatınız boyunca mutlaka bir kere görün. Sportmen bir yapınız mı var? Burası j inanın tam size göre bir yer. Dağcılık, yüzme, trekking yapabileceğiniz çok müsait ortamları görebilirsiniz.

kullan
Sönmeyen ateş
Olympos'a gelip de Olimpos Dağı'nda (Tahtalı Dağı) yüzyıllardan beri hiç sönmeden yanan ateşi görmeden buradan ayrılmayın. Biraz yorulacaksınız ama yapacağınız yürüyüş size zevk verecektir. Burada yeni arkadaşlıklar da kurmak çok zor değil. Gündüz saatlerinde yüzdüğünüz veya gezdikten sonra yiyeceğiniz yemek ve yapacağınız sohbet farklı insanları tanımanıza neden olacak. Olympos'da farklı ırklardan farklı ülkelerden birçok insanı görebilirsiniz. Burası Alman ya da Rus yoğunluğu değil farklı ülkelerdeki farklı insanların uğradığı bir mekan. Ayrıca tırmanışa meraklı bir insansanız burada bu aktiviteyi de rahat bir şekilde yapabileceğiniz olanaklar bulunuyor. Dik yamaçlara tırmandığınız zaman Olympos'u yukarıdan görme imkanı da buluyorsunuz. Daha ne duruyorsunuz daha fazla anlatmaya gerek yok gelip görün.


/ ilim , akıl . Çok yabaniyim. geçmiş var. Görülür. Kaydedilir. Gidilir ama müdahale az. O az da nerden gelfi bir bakmam lazım . Çok karanlığım var ./ Nano teknoloji üretin. ama az.

/ Kanınızda evren kayıtlı. Geçmişiniz giz. Evrende başka yaratıklar.

Geçmiş bilmek kolay. Giz. Götveren leyla . Bakın amerikada araştırmalar oluyor.

Ben bir ara takılacam onlara . bilen için bir anda cok anlam var. Gören için çok taktım yabaniye.

takılıcam ben bu konuya diyen oluyor. ilim çok. Takarım takılmayan olur . çok kabayım. Ayı diyen hak .

ABD bastırdı; IMF üyelerini takibe aldı

IMF'in son yaptığı 'üye ülkeleri takibe alacağız' açıklaması Türkiye'yi de yakında ilgilendiriyor. Türkiye'nin manipülatör ülke olduğunu yazan Süleyman Yaşar, çarpıcı tesbitlerde bulundu. / Anasının götü

Türkiye manipülatör ülke mi? - 21 / 06 / 2007 17:19

Özelleştirme İdaresi'nde başkan yardımcılığı görevinde de bulunmuş olan Süleyman Yaşar'ın Referans Gazetesi'ndeki bugünkü yazısı

Türkiye manipülatör ülke mi

Dünyada hiçbir ülke artık uluslararası piyasalarda istikrarı bozacak kur politikası izleyemeyecek. / Valla serbest makara var, incelcem ÅŸimdi dur sen bir , ama yinede kriz cıkartamıyoruz neden paramız deÄŸersiz havası var/ IMF BaÅŸkanı Rodrigo de Rato pazartesi günü Montreal’de yaptığı sürpriz açıklamada, “Uluslararası alanda kabul edilebilir istikrarlı bir kur politikası oluÅŸturmak için bundan böyle üye ülkelere yön vereceklerini” söyledi. / Vericem ben birÅŸet /

IMF’nin bu önemli kararı ABD’nin baskısıyla aldığı belirtiliyor.

Zira ABD’de sanayiciler ve sendikalar, üretimin ve iÅŸgücünün olumsuz etkilenmesinin nedenini ihracata baÄŸlıyorlar / Bak amcıklara ihracatla iÅŸsiz kalan mucize yaratıklar, olum sizin ekonomik dengenizi icerim /. ABD’nin ihracatının hızla artmaması ve sürekli dış ticaret açığının büyümesi / Tamam biraaz önce çin ihtarından bahsettiniz siz /, Çin’in izlediÄŸi kur politikasıyla iliÅŸkilendiriliyor / Çinden korkun adamlar derin , fazlalıkları ne yaptınız deyin, böyle olmaz. Dünya görüşleri açıklık biraz. Karanlıksa aydınlarıtız. Yok sa cok Türk var içerden /. Zaten bu nedenle Çin uzun süredir sürekli / Dengeler öyle jızlı büyüme , ama çok Fazla açık , Daha dengeli , yoksa okuruz makarayı / uyarıldı. Fakat izlediÄŸi düşük deÄŸerli Yuan politikasını bir türlü terk etmeyince bu kez devreye IMF girdi. / IMF nin de amına koyayım, mına koduÄŸumun ipneleri birdinlen adammısın, /

Ülkelerin kur politikasına IMF’nin müdahale etme kararının alınmasına neden olan olay, Çin’in geçen yıl ABD’ye karşı 233 milyar dolar dış ticaret fazlası vermesi oldu. Çünkü, Çin sürekli parasının deÄŸerini düşük tutarak ihracatını artırdı, buna karşın ithalatı hep düşük kaldı. Çin ekonomi yönetiminin izlediÄŸi bu düşük kur politikası sonucu cari iÅŸlemler fazlası 250 milyar dolara ulaÅŸtı. Böylesine büyük bir cari iÅŸlemler fazlası aslında ekonomik açıdan pek iyi bir sonuç deÄŸil. Büyük miktarda cari iÅŸlemler açığı bir ekonomi için ne kadar riskli ise cari iÅŸlemler fazlası da bir ekonomi için o kadar /anam var , amerikan tahvil bir miktar. fedekarlık edip dış ülke söz sahibi olmak ama. Ne kadar bilin , çok ücret /anlamsız. Çok büyük tutardaki cari iÅŸlemler fazlası ekonomide, aşırı tasarruf yapıldığını gösteriyor ve aşırı tasarruf refah düzeyini düşürüyor. Ayrıca aşırı tasarruf eÄŸilimi, uluslararası ticarette diÄŸer ülkeleri de olumsuz etkiliyor / oÄŸlum para yok olmuyor. nerde kullanılıyor , herkezin açığı kendine , acmasınlar o kadar . / . Dış ticaret yapılan öteki ülkenin ödemeler bilançosu bozuluyor. / amcıklar yönetemiyoz içi dışı ticareti desene. Tam servet piyasa. Göt amerikalılar. Milleti fakirleÅŸtirip fakirleÅŸtirip. Kırılım oluncada göt tütüştü. Çok çinli kız var. Göt verenler. BaÅŸkalrının fakirliÄŸi üzerine kurulan düzeninizi sikecem. Kim tutar bezi/ Düzeninizi sikeyim. piöç masonlar /

İşte IMF bütün bu nedenlerden ötürü, bundan böyle eÄŸer bir ülkenin cari iÅŸlemler açığı veya fazlası çok yüksek ise bu ülkeyi küresel piyasaların istikrarını bozan “manipülatör ülke” olarak ilan edecek ve ona yön vermeye baÅŸlayacak. IMF’nin yaptığı “manipülatör” ülke tanımına; Çin gibi parasını düşük deÄŸerli tutan ülkelerin yanında, Türkiye türünden parasını aşırı deÄŸerli hale getiren ülkeler de giriyor. Çin, parasının deÄŸerini olması gereken deÄŸerin çok altında tutarak cari iÅŸlemler fazlası veriyor. Türkiye ise tam tersi parasının deÄŸerini olması gereken deÄŸerin çok üzerine çıkararak aşırı cari iÅŸlemler açığı veriyor. Her iki ülke de aslında küresel piyasalarda haksız rekabet yaparak istikrarı bozuyor. / Sokacağım yorumuna /

Türkiye istikrarı nasıl bozuyor dersiniz? Türkiye hiç gereği olmadığı halde küresel finans piyasalarında en yüksek reel faizi verip / amına koduğumun istikrarsızlık güzelsizlik , cumhurbaşkanı , tören , siyasi denseler , hases dengeler dinleyenler onlar anırırlar. Bu arada göt MSb Başkanı da kulak verir , topluca delisiniz siz /, aşırı tutarda sıcak para topluyor / Off yorumunu sikicem. Hoş gör bu adamı diyerler. Konu açık. Fazla para veriyoruz devletin cebinden. Ve açık veriyoruz riskimiz de var. Ya gelecekteki rafahtan yiyoruz. ekonomik kriz riski de destekleniyor , Yada biraz refah ye biraz ucundan göviz dengelemesi. /. ve ülkede döviz arzını artırıp parasının değerini yükseltiyor. Bu aşırı değerli para, üretilenden fazla bir harcamaya neden olduğu için ekonomi herhangi bir dış ya da iç şok karşısında çıkmaza giriyor ve alınan borçlar ödenemiyor / Ödenemiyor ha /. Bu durumda da küresel piyasaların istikrarı bozuluyor. / Bana bak sikerim küğresel donominizi /

ulan ne yazdım . / kısaca msn başkanı indiremiyordur insallah . / neden biz direk müdahale ettik. çok koku var. Mason locası / Sanki gecelik fazi cok yatıran var. Kontrol edin orospu cocuklarını. Çok yalan cok. Miryardolarlık. Locaları sikeceğiz hep birlikte . Bir milyon dolara kaç kursun alınır bir düsünsünler / Yok efendim özerkmişiz ihracatcı dinlenmiyor. Yok özerkmiş bakan dinlenmiyor. Yok özerkmiş hiç kimse dinlenmiyor. Kafan kopartılmıyor mu??? Konu bir ay yüksek faiz değil. İndirmeye niyetimiz yok . Alıştık biz bu . Alışacaksınız. Düşük Fazi . Yüksek makara. Yatırım çok. Geliyor bu. Gördük biz bunu . Yapancı da görür bizimle ortak olur. İtirazi olan delirir. Büyük maddi şirketlerim var. Çokta olacak . Hakkını da alacaksın. Benden de cok gelecek. Belirgin . Ben deliririm zaten. Var mı Başka deli . Denklemlerim var. Çok karmaşık .


Yae Şu konuşan vikaz. Matematiği iyi olsun aNLASIN. Kullanıcağız. Kullanırız. Denklem çok .


Åžu anda yabancı paralar karşısında Yeni Türk Lirası yüzde 73,3 aşırı deÄŸerli gözüküyor. Merkez Bankası’nın hazırladığı tüketici fiyat endeksi baz alınarak yapılan reel kur hesabında, 1995 yılı endeksi 100 iken ÅŸu anda endeks, 173.3 düzeyinde seyrediyor. IMF’nin yaptığı yeni tanıma göre Merkez Bankası’nın yayımladığı bu endeks rakamları reel kurla nominal kur arasında temel bir uyuÅŸmazlık bulgusunu ortaya çıkartıyor. Elde edilen bu bulgulara göre Türkiye “manipülatör ülke” tanımına giriyor. / MSB BaÅŸkanı denklemlerinizi an ın . Son yedi yılda dövzi bazında mb den bono alanların ismini açıkla , SikeceÄŸim hepinizi. Piç kuruları , baÄŸlantıların varsa açıkla biz bulursak delirtiriz / Mustafa kemal ben bulucam hepsini diyor.Ak sakallı dede ulan ibne anca mı aklın başına geldi diyor. / Atatürkçü dedeler delirdiler . / B uarada ak sakallı ddede kalcasını çok güzel sallıyor. cok iyi dans eder. Mustafa kemale kızıyor arada bir takılıyor /

IMF ile stand-by anlaÅŸması yapmış bir ülkenin manipülatör ülke kabul edilmesi garip gelebilir. Türkiye’nin IMF ile 2008 yılında sona erecek olan anlaÅŸması, bu kez manipülasyonun giderilmesi için tekrar üç yıllığına uzatılabilir. Yoksa aksi takdirde Türkiye’nin aşırı deÄŸerlenmiÅŸ parasıyla IMF ÅŸemsiyesi dışına çıkması ekonomi için bir felaket olabilir. IMF’nin kurlarla ilgili yaptığı yeni görev tanımı bizim için iyi bir ÅŸans. Bunu kullanmaktan baÅŸka çaremiz de yok. / Çare bok /

Referans

20 Haziran 2007 Çarşamba

MHP: Okullarda Kuran okuma dersi seçmeli olacak

MHP, iktidara gelmesi durumunda, okullarda seçmeli ders olarak "Kuran-ı Kerimi Okuma ve Anlama", "İlmihal Bilgileri" ve "Peygamberin Hayatı" gibi derslerin seçmeli olarak okutulacağını açıkladı.


İktidara gelmeleri durumunda eğitim konusuna ağırlık verileceğini açıklayan MHP, eğitimin tüm kademelerinde sınıf mevcutlarının otuz öğrencinin altına indirileceğini ve zorunlu şartların dışında ikili eğitim uygulamasına son verileceğini kaydetti.


'DERSHANELERİN ÖZEL OKULLARA DÖNÜŞMESİ TEŞVİK EDİLECEK'


MHP’nin eÄŸitime yönelik seçim vaadleri şöyle:
-Dershanelerin özel okullara dönüşmesi teÅŸvik edilecek, -İlköğretim 6’ncı sınıftan itibaren ‘Kuran-ı Kerimi Okuma ve Anlama’, ‘İlmihal Bilgileri’ ve ‘Peygamberin Hayatı’ gibi dersler seçmeli olarak okutulacak. Böylece milli birlik ve bütünlüğün yanısıra vatandaÅŸ ve devlet arasında yakınlaÅŸma ile ön yargıların giderilmesi de saÄŸlanacak.


-Türklüğün ve İslam’ın deÄŸerlerini yaÅŸayan ve yaÅŸatan önder ÅŸahsiyetlerin (Hacı BektaÅŸ-ı Veli, Mevlana, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bayram Veli ve Yunus Emre gibi) hayatı ve felsefeleri, okullarda seçmeli ders olarak okutulacak.


-Üstün zekalı ve üstün yetenekli öğrenciler özel imkanlara kavuşturulacak.
-Zorunlu temel eğitim süresi 12 yıla çıkacak. (ANKA)


/ Teşekkütler ittik ,

Yahudilerin nasıl maymunken el şaplattıkları da , nasıl domuz oldukları da var fantaziler arasında.

/ Yahudilerin korktuğu kitablar da var . Onları da bir ilhilimet.

kandehlevi

/ bu amcıklar bizim sevmediğimiz kitapları da biz yazalım derler . İlhilmet

İşsizlik çözülürse terör de azalır'

CHP Hatay Milletvekili Aziz Yazar, ülkede yaşanan terör olaylarını değerlendirdi. Yazar, işsizlik oranın düşmesi durumunda terör olaylkarının da son bhulacağını açıkladı. / Çok düşün sen , biraz düşününce anca bu kadar

- 20 / 06 / 2007 17:34

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Aziz Yazar, CHP İlçe Başkanı Nihat Karpuz ve ilçe yönetimi, Emekli Astsubaylar Derneği Başkanı Kazım Çakır ile görüşerek, ülkede yaşanan terör olaylarını değerlendirdi. / Bak mala


Milletvekili Yazar, Türkiye'de işsizlik sorunu olduğunu ve halkın alım gücünün azaldığına dikkat çekerek / mcık. Cevrene yedittirmedik heralde ondan mı azaldı alım gücün. Göt Döziz 7 sernedir aydın yani. / , "Türkiye'de işsizlik sorunu azalırsa / Muamala mak / terör olayları da biter / Heemende bildin , başkan olacak adammışsın. Ama amerikaya :) /. İnsanlarımıza sahip çıkmak zorundayız / Amcık bir yahudi olarak bunu söyledin yani? / . Dış güçler de bunu çok iyi fırsat biliyor / Bak amına koduğumun piçine, malmısın oğlum sen / ve insanlarımızı kandırıyorlar / Kandıranı siket /. Türkiye'de terör olaylarının azalması için el birliği ile çalışmak ve insanlarımıza sahip çıkmak / Simdi senin kafanı mı ucurmak lazım yani / lazım" dedi.
//CHP ve Cevresinde zaten kandırık ve kandırılmak üzere bekleyen amcık dolu , hakla alakanız yok. sizin kandırılmanız an. Sikerim beyninizi , Gönderenleri de siktim. Yine Sikeceğim. Sizlere sahip cıkanları delirttim. Dellendireceğim. Öyle olur sol , Kafanızı koparmıcam. Kellenizi alıcam /

Türkiye'de işsizlik istihdam sorununun CHP iktidarı / Sen bu ülke kaç biliyon mu , siz boş konuşmaktan ve gerçeklerden uzaksınız imha , 90 yıldır ülke cıkarlarını çıkartan kaç kişiniz vardı ibne domalın siz daha , Cok başarıcam ben zisleri / ile çözüleceğine vurgu yapan milletvekili Yazar /nobellemi kaldırdılar orospu çocuğu satılık sizin sülale , hiçler /, "Ülkemizde iş sahaları oldukça fazla ancak Ak Parti hükümeti özelleştirme adı altında istihdam oluşturacak yerde / hadi canım /, bir çok fabrikaları satıyor / yapma ya vatan haini bunlar asılalım mı? /. Bu da iş sahalarını daraltıyor / daral geldi amıma /." diye konuştu.

(Zaman)

/ amcık ağımlılar. Lağım gibi ağızlarınız var. Bir kere de düzgün konusun ama beceremeziniz. Aklınız almaz beyniniz konu edilmez. Beyinlerinizde delik var. Allah aşkına şı kafanızı bi döndürsenize olmassa sallayın bi. Belki kafam kıyak. Deliğinizi düşünmeyui unutmayın. Manyak nü konuk .Bak beyninizde bir deli vat. Delik mi yoksa. Sallaklayın kafanızı. Orospu coğunluk. İğnelemek lazım beyinlerinizden vuruluyorum sizlere. Cok cekicisiniz. İnsallah delirtin. sizleri ziyaret edecem. Keyfim yerinde iyi bile ederem. amına koduğumun mankayları. Delirten leri bana gönderin ben onları ıyı edevem bir ara .Sona ne olur bilemem. Bir ihmal mal mal bakınırlar. 2 ikmal beni delirticek bu derler.
3 ikmal. Ben bu cocuğun amerkasına koyacam derler.
4. Ben bötle iyiydim ekmel elden su bakıtköyden derinler.
5. Ben bu ameliyata giricem derler.
6 ben aşkım derler.
7 Amerikaya teviz veriyoruz derler
8 masonları siket derinler,
mustaga kamalı amerikaya gönderelim derinler
amcıkerika denir buna
aşık oldum ben bu kıza
çok şekersin
çok sulandı
çık mankay bir konu
çöok orospusunuz
öç alınıyor
yankı yenit
sikerim bu deliyi

Çin dünyanın iklimine de zarar veriyor

Atmosfere salınan karbondioksitten en çok sorumlu olan ülke ABD olarak biliniyordu. Ancak son yapılan ölçümlerde Çin'in ABD'yi dünyayı kirlitmekte geçtiğini gösterdi.

Boynuz kulağı nasıl geçti ? - 20 / 06 / 2007 15:23


Uzmanlar, hızla gelişen Çin'in eninde sonunda Amerika'yı geride bırakacağını tahmin ediyordu fakat, Guardian bu dönüm noktasının beklentilerden yılllar önce gerçekleşmiş olduğuna dikkat çekiyor.


Gazeteye göre bunda en önemli faktör, Çin'in dev adımlarla büyüyen inşaat sektörü.
Guardian, enerji ihtiyacını karşılayabilmek için ülkenin dört bir yanında kömür ya da petrolle işleleyen santaller yapıldığını aktarıyor.


Çin ve Amerika arasındaki karşılaştırmayı yapan kurum, her iki ülkenin de verilerini analiz eden Hollanda Çevre Değerlendirme Kurumu.


Hollanda hükümetine çevre konularında danışmanlık yapan kurum, ''Tam anlamıyla netlik kazanmış olmasa da şu an için elimizdeki en güvenilir tahminleri bu çalışma içeriyor'' diyor.
Guardian'ın satırlarında, Çin'in geçen yıl atmosfere saldığı karbondioksitin Amerika'dan yüzde 8 oranında daha fazla olduğunu okuyoruz.


Bu kayda değer fark Çin'deki büyüme olduğu kadar Amerikan ekonomisindeki yavaşlamayla da ilgili olabilir. Gazete, iklim değişikliği ile mücadelenin Çin ekonomisini hesaba katması gerektiğini vurguluyor.


Guardian, 2012 yılında Kyoto Protokolü'nün yerini alacak yeni bir çevre anlaşmasının gerekliliğinin bu son verilerle daha da belirgin biçimde ortaya çıktığını ve siyasetçiler üzerinde baskıyı artıracağını belirtiyor.


bbcturkish.com


/ Bu cinlerden her ÅŸey beklenit :ÅŸ

Bıtakın nekahat.

Biz halledicez mına koyduğumun piçi .



17 Haziran 2007 Pazar

eBay ile Google�ın �ödeme� savaşı kızıştı YENİ



Türkiye�nin en büyük e-ticaret sitelerinden gittigidiyor.com�un azınlık hissesini geçtiğimiz ay satın alan eBay, Google�a reklam anlaşmasını fesh etti. Google�a yılda 25 milyon dolarlık reklam veren eBay�in reklam iptalinde, iki şirket arasındaki online ödeme sistemleri konusunda yaşanan ve gün geçtikçe artan rekabetin etkili olduğu belirtildi.

/ Bana bakın Makar sırası ,

İlla da adamı yiceniz . Bit artık eğleniyoz . E bay busha özel bir makara cellular hücre telefonu çıkarmış. Bush delirmiş mi bir bakınıyoz. Aldınız siz yarağı elinize. Tebrikler size teşekkür. Deli görünce korkan yahudi. Mala vur. Yamulanlar aşkına diyerek delirmiş. Bu makara sönzüz.

/ her kelime grup , öbek arasındaki bağlantıları ve bunların izdüşümlerini bulan. bir icat planlayın. Yani sınırsız bir ilim. Cok sınırlandırıyonuz beni. Görsünler kabalığımı. Kalın bir yarak bu . Yalın. / Deney düşünmeyi öğrenin / Örnek? tırnak? .... ve .... gibi :)
Neyse ço kkarkankır bir guya bu .
Gerçeği bulmayan algoriitmalar , denemeler yapın. Çok karanık. Yıt. İri yanılgılarımız var . Kobay olduk . Sinirlendiriniz bendeniz. Buraya kadarmış . Olay burada bitti . Sınırlandırdınız beni . Kobay olsun it. Okuyor beni. Sinir etti beni . Karanlığım ona . Kul köle ol. Kobaysınız. Karanlık bir öy , okul , sıt , ma , malı , kalın yarak , yürek ister o iş . Üt

'İyilik Meleği' evinde bıçaklandı


'İyilik Meleği' evinde bıçaklandı

Recep AKTEPE
Antalya'da yaptığı yardımlarla 'İyilik Meleği' olarak bilinen Türk Anneler Derneği Antalya Şube Başkanı Göksel Uysal evinde öldürüldü. Kalbinden tek bıçak darbesi ile öldürülen Uysal'ın cesedini eve gelen çocukları buldu.

HİZMETÇİ ARANIYOR
Öğleden sonra işten dönen çocukları, anneleri 45 yaşındaki Göksel Uysal'ın cesedi ile karşılaştı. Eve gelen cinayet bürosu ekipleri, Uysal'ın oturma odasında kalbinden bıçaklanarak öldürüldüğünü belirledi. Ceset evde yapılan incelemenin ardından Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Olayın ardından evde bulunamayan hizmetçi cinayet şüphelisi olarak aranmaya başladı. Antalya'da yaklaşık 3 yıldır Türk Anneler Derneği Antalya Şube Başkanlığı'nı yürüten Göksel Uysal'ın yaptığı yardımlarla çevresinde 'İyilik Meleği' olarak anıldığı belirtildi. Cinayetin ardından Göksel Uysal'ın yakınlarının kimse ile görüşmediği öğrenildi.


/ Yahudiler bu konuları firlasınlar , bir daha deyş var. kalabalık bir orduyuz. TÜM DÜNYATA araştıracağız. hizmetci deep geçme . Karanlık. İyiler öldü diye başlık?? Haber yaptıranlar da teknik yani. Ölmeyi hakettiniz. Başka türlükonuşanlardan da haberim var. Elime aldırmayın gazetelerinizi. Cümlelerinizi kıvırırı kıvırtır cümlenizidellendiririm. Delimisiniz Siz? Niyetiniz Var mı? Beyin hücrelerinize civi Cakarım, Cıkacam , çok oldunuz. ÇOk Kayalık.

Küçük 'Usame' tazminat istiyor YENİ

Küçük 'Usame' tazminat istiyor YENİ


11 Eylül saldırılarının sorumlusu Usame bin Ladin�in 16 yaşındaki adaşı Usame El Naccar, New York�taki okulunda sürekli aşağılanınca intihara teşebbüs etti. Öğretmenlerinin sürekli �küçük Usame� diye çağırdığı, hatta �Senin bir mağarada saklanıyor olmak gerekmez mi� ya da �Sınıfa gelmekle uğraşma, asla geçemezsin� diye aşağıladığı El Naccer�in Lübnan asıllı ailesi, okulu mahkemeye verdi.

/Üsame sizlerden seçkindir

Küçük 'Usame' tazminat istiyor YENİ

Küçük 'Usame' tazminat istiyor YENİ


11 Eylül saldırılarının sorumlusu Usame bin Ladin�in 16 yaşındaki adaşı Usame El Naccar, New York�taki okulunda sürekli aşağılanınca intihara teşebbüs etti. Öğretmenlerinin sürekli �küçük Usame� diye çağırdığı, hatta �Senin bir mağarada saklanıyor olmak gerekmez mi� ya da �Sınıfa gelmekle uğraşma, asla geçemezsin� diye aşağıladığı El Naccer�in Lübnan asıllı ailesi, okulu mahkemeye verdi.

/Üsame sizlerden seçkindir

Hudson Institute'den açıklama geldi

Hudson Institute'den açıklama geldi

Hudson Institute'den açıklama geldi
17 Haziran 2007 22:00

Washington'daki düşünce kuruluşu Hudson Institute'un Başkanı Ken Weinstein, Dehşet Senaryosu ile ilgili 'utansınlar' açıklaması yaptı...

/Ayılttın insanları , sende uyu /



Washington'daki düşünce kuruluşu Hudson Institute'un Başkanı Ken Weinstein, uluslararası ilişkilerde yanlış anlamaları ve istenmeyen sonuçları önlemek / aman korkma yanlış ankara , bizde tedbirlerimizi alıcağız / amacıyla üzerinde çalışılan senaryoları içeren toplantıların dünyanın her yerindeki düşünce kuruluşlarında / Biz de sızdırırız önemli hakikatları, önemli bu durum durulan / rutin olarak düzenlendiğini / Biz rutin değiliz kolay çatlarız / ve Türkiye ile ilgili senaryoları içeren kapalı toplantıyı sızdıranların / Teşekkürler /, gerginliği artırmayı / Gereceğiz arttıran yok mu, Gereye yönelim var , çok tedbir alındı , Çok basın yayın şehidi verildi, sanırım yani , Sizlerden de öle ölüler görmek istiyoruz. /amaçladıklarını ve utanmaları / utanın onlar görür durulanmayı / gerektiğini ifade etti.

Weinstein, Hudson Institute'un geçen hafta gerçekleştirdiği kapalı bir toplantının basına yansımasından duyduğu üzüntüyü, internet sitesinde yayımlanan bir mesajla duyurdu. Basına yansıyan bazı haberlerde, Hudson Institute'te düzenlenen bu kapalı toplantıda, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'nun bir suikasta kurban gitmesi, İstanbul'da terör örgütü PKK'nın bir saldırısı ve Türkiye'nin kuzey Irak'a girmesi gibi olasılıkların gerçekleşmesi durumunda ABD'nin tepkisi ve Türkiye'de neler olabileceği üzerinde tartışıldığı ileri sürülmüştü. Weinstein açıklamasında, şunları kaydetti: / Biz kayıt ettik angarya olmayın /

''Hudson Institute, bağımsız ve ileri bakan bir düşünce kuruluşudur. NATO müttefikimiz / Saçma / Türkiye'yi hedef alan PKK saldırıları ışığında / Nato saldırıları /, PKK ve diğer terör örgütlerinin seçim döneminden istifade ederek, ülkedeki gerilimi artırma / Zarar görmeyeceklerini biliyorlar heralde yaptır /ihtimali karşısında, Türkiye'nin kuzey Irak'a yapacağı olası bir harekatın / Çok yönlüyüm, çok yönsüzsünüz , beyninizi silkeletin / doğuracağı sonuçları tartışmanın faydalı olacağı / Faydalandım /nı düşündük. Son derece yararlı olduğuna inandığımız / Biz de bir takım yaraklı tedbirler aldık , iman edin / bu toplantı, Türkiye-ABD ittifakına / Saçmalayıp dut yemiş büş /inanan ve Irak'taki gelişmelerin bu ortaklığı olumsuz yönde / Ha Ha HA komedi , Sikerim bu cümleleri kuranları. İyi okuyon /etkilediğini / Etkinim sana , etkir o ilim işim ol / düşünen üst düzey araştırmacımız Emekli Korgeneral William Odom'un başkanlığında yapılmıştır.''

Ken Weinstein, mesajında şu ifadeleri kullandı: ''Bu tür tartışmalar, gerek Washington'da gerekse dünyanın farklı köşelerindeki tüm düşünce kuruluşlarında / Tedbirlitiz sakın utanmayın / rutin bir faaliyet olarak yapılmaktadır. Bu entelektüel / Entel kıyarım / çalışmalarda, uluslararası ilişkilerde olası senaryolar üzerinde çalışılır / Biz de çalışıcaz biraz / Koruyanınız olsun, ağır yük altına da girmetin ezilirsiniz, delirtirim bit / ve yanlış anlamaları en aza indirgemek / İndirgeriz biz /,yaşanabilecek beklenmedik sonuçları hafifletmek amaçlanır / Biliyoruz, Beklenen sonuçlar ne yapacağınızı bilmemiz, ne yaptığını da biliyor olmamız / /. Bu eylemin, Türkiye'de gerginliği artırmaktan başka / ananın amı, geriledik desene / hiçbir amaca / amavını sikerim sen / hizmet etmediğine bakılırsa, her kim bu kapalı toplantının kurallarını ihlal ettiyse / SAğolsun /, bu eylemlerinden / Belki inceyim, telefonlarınız dinleniyor olabilir / / utanmalıdır. Bu kişinin saklanmaktan vazgeçip kimliğini, neden böyle bir işe kalkıştığını / Aynı şeyleri sizin gibilerden belliyoruz / ve davranışının ardından / Nasıl teşekkür ediyorum / hangi emellerin / insanlık var o emelden başka sabrımızı taşırma / yattığını / Yatarız konu üstüne /açıklamasını / Sizi acılarım biraz / temenni ederim.'' / Sikeriz sizleri , midelerimizi bılandırıyorum /



AA

TEdbirsiz yakaladım. Yerim hepsini. Bu konu aydınlattım . Ticaret , Sır oku . Kibat . Karanlık

Başbakan'ın borsa müjdesi, fındık ve çay üreticisini sevindirdi

Başbakan'ın borsa müjdesi, fındık ve çay üreticisini sevindirdi
Dünya fındık üretiminin yüzde 70'ini, ihracatının ise yaklaşık yüzde 80'ini elinde bulundurmasına rağmen uluslararası fındık ticaretinin Almanya Borsası'ndan yönlendirilmesi, Türkiye'yi harekete geçirdi. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın CNN Türk Televizyonu'nda yaptığı açıklamada, fındık ve çay borsalarının kurulacağı müjdesini verdi. Başbakan'ın açıklaması, fındık üreticileri tarafından memnuniyetle karşılandı.

Önemli fındık üretim merkezlerinden Ordu'nun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Aydın, borsa kurulması kararını desteklediklerini belirterek, fındık ağacı dikilen arazilerin bölünmemesi için de tedbir alınmasını istedi. Aydın, "Ovalara dikilmiş ve sökülmesi gereken ağaçlarla ilgili karar çıktı; ancak uygulanmıyor. Kaliteli üretim için bunların sökülmesi gerekiyor." dedi. Borsanın kurulması halinde üreticinin kendi fındık fiyatını belirleyeceğini vurgulayan Fiskobirlik Başkanı Yaşar Pamuk da, "Fındık borsası kurulursa fındık fiyatlarını iç piyasa belirler. Bu da fiyatların yüksek seyretmesi ve üreticinin rahata ermesi demektir. Fındık borsası ile yetinilmemeli ve lisanslı depoculuğun da kurulması gerçekleştirilmelidir." şeklinde konuştu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı ise borsanın büyük yatırım olduğunu ve devlet desteğinin gerektiğini kaydetti. Giresun Ticaret Borsası Başkanı Karadere de borsanın altyapısının hazır olduğunu ifade ederek, "Fındık borsasıyla alakalı yasa Meclis'ten geçti. Borsanın kurulması fındıkta sorunları çözmez, borsa ile birlikte kademeli olarak lisanslı depoculuk ve fındık ihtisas borsasının da kurulması gerekmektedir." diye konuştu. Almanya, fındık üretimi yapmamasına rağmen tek başına dünya fındık ihracatının yüzde 10'unu gerçekleştiriyor. Bunu da fındık üreticisi ülkelerden alarak yapıyor. Üretici konumda olan ülkelerdeki fındık fiyatlarını istediği gibi belirleyen Almanya, bundan kâr ettiği gibi fındık üzerine kurduğu çikolata ve şekerli gıda sanayii ile de ekonomisini güçlendiriyor. Fındık ihraç eden ülkeler sıralamasında Türkiye, İtalya'dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Bugüne kadar göreve gelmiş hükümetlerin Türkiye'de fındık borsası kurma yönünde somut adımlar atamaması, üretilen fındığın uluslararası piyasalarda ucuz işlem görmesine sebep oluyor. Bulgaristan, İtalya, Romanya, Arjantin, Almanya, Gürcistan ve Azerbaycan'ın fındık üretmeye başladığını ifade eden Ordu Ticaret Borsası Başkanı Necdet Gürsoy, hükümeti duyarlı davranmaya davet etti. Gürsoy, "Borsa kurulursa fındığı daha kaliteli üretmeye başlayacağız. 100 kilo fındığı 90 kiloya satma dönemi bitip kantarla ticaret dönemi başlayacak." dedi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yunus Pınar da bir süre önce yaptığı açıklamada, uluslararası düzeyde fındık borsası kurulmasının kaçınılmaz olduğunu kaydederek, Almanya ekonomisinin büyümesinde Türk fındığının önemli bir katkısının bulunduğunu açıklamıştı.

Türkiye'de 600 bin hektarda her yıl ortalama 700 bin ton fındık üretiliyor. Yaklaşık 50 bin üreticinin yetiştirdiği fındık, sektöründe 4 milyon kişiye iş imkanı sağlıyor. 2004 yılında 271 bin ton iç fındık ihraç eden Türkiye, bundan 1,2 milyar dolar döviz sağladı. 2005'te ise yüzde 58 artışla 209 bin ton iç fındık ihracatından 1,9 milyar dolar gelir elde edildi. Fındığın iç pazardaki tüketimi ise toplam tüketim içinde yüzde 10 civarında. Fatih Yalçıner, Yasin Çanakçı, Yafes Kurt; Samsun, Giresun, Ordu

'Kaçak çayın gelişine engel olur'

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, kurulacağını açıkladığı 'çay borsası'nın, Türkiye'ye kaçak yollarla giren kalitesiz çayın önüne geçeceği belirtiliyor. Sektör temsilcileri, bunun da Türk çay sektörünün iç pazarda 40 ton civarında yeni pazar kazanması anlamına geleceğini dile getiriyor. Rize Ticaret Borsası Başkanı Tahsin Sancak, üreticilerin yabancı menşeli kalitesiz çayların yurda girişinden muzdarip olduğuna dikkat çekerek, "Bunun önüne geçildiği zaman yerli çayın satışı kolaylaşacaktır. Bundan da hem satıcı, hem tüketici hem de üretici faydalanacaktır." dedi. 'Çay borsası'nın uzun süredir gündemlerinde olduğunu kaydeden Sancak, yeni yapılan RTB binasında çay borsası için gerekli fiziki ve teknik altyapıyı kurduklarını söyledi. Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, kararın çay sektörü için geç kalınmış bir adım olduğunu ifade etti. MÜSİAD Rize Şube Başkanı Mehmet Erdoğan, çay borsasının çay sektörüne 40 bin ton civarında bir pazar kazandıracağı görüşünde. Erdoğan, "Türk çayının rekabet gücünün artırılması için tarımda, sanayide, pazarlama alanlarında yeniden yapılanmaya ihtiyaç vardır." şeklinde. konuştu. Hasan Demir, Rize

Sınır ötesi operasyon ekonomik dengeleri sarsar

Artan terör olaylarının ardından Kuzey Irak'a yönelik sınır ötesi operasyon ihtimali, iş dünyasını endişeye sevk ediyor.
ASKON Başkanı Mustafa Koca

Bu dönemde herkesin demokratik süreçlere odaklanmasını tavsiye eden Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Mustafa Koca, seçime kadar sınır ötesi operasyonun gündemde tutulmasına karşı çıktı. Koca, operasyon yapılması halinde ekonomik, siyasi ve askerî zaafların yeni maliyetler getireceği uyarısında bulundu.

Artık ülkede sivil iktidarları, demokratik mekanizmaları desteklemenin daha büyük bir görev olduğunu savunan Koca, "Ulusal menfaat diyerek ülkeyi sıkıntıya sokanlara 'dur' demek gerçek vatanseverliktir." şeklinde konuştu. ASKON Genel Başkanı, "Medyaya da işin haberleştirilmesi kalmalı. İşin müzakere faslı değil." dedi. Mustafa Koca, Kuzey Irak için düşünülen operasyonla ilgili, bilgili-bilgisiz herkesin konuşmaya devam ettiğini belirterek, Türkiye'de son dönemde en çok konuşulan konulardan birinin Kuzey Irak için düşünülen operasyon olduğunu, bu konunun da çok sağlıksız bir şekilde ele alındığını kaydetti. Operasyon konusunun Türkiye dışındaki güçler tarafından tasarlandığını ifade eden Koca, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "Birileri bizim Kuzey Irak'a girmemizi kendi menfaatleri açısından istiyor. Bunun için içeride terörü azdırıyor, hükümeti baskı altına alıyor ve ardından da milliyetçi kitleyi tahrik ederek kamuoyu oluşturuyor. Sonunda sıcak çatışmaların içine girecek olan biz olacağız. Terör üstüne yeni düşmanlıklar ekleme talihsizliği bize kalacak." Operasyon yapılması halinde ekonomik, siyasi ve askerî zaafların yeni maliyetler getireceğini vurgulayan Dernek Başkanı, Amerika'nın da istediğini yapmış olacağını savundu. Koca, seçime kadar gündemden sınır ötesi operasyonu çıkarmak ve demokratik süreçlere odaklanmak gerektiğini kaydetti. Koca, "Seçim sonrasında oluşacak yeni Meclis ve gerekli kurumlar konuyu gerektiği gibi ele almalıdır." şeklinde konuştu.

Ekonomi Servisi



/ Bana bakın onun bunun yarmaları. Ayağınızı denk alın . Köpekler .

Biz kimin ne mesak verdiÄŸini bul.

Kabaca bu bit. Kim tehlike?

karanlıksınız. Kitab okul .

Biz konuşmaya başlatırsak. Amı götü dağıtırım. Sızlatırım .içini . Katıyım .

Tehlike var .

Tehdit var. Alık bir deha .

Amcık Ağızlılar.

Karşılık verimememsi imkanz. Çok oy . Koyu o . Kitap . Karın . Kitap . Kol . Börek . Kalabalıksınız. Siz? Teşekküller . tebrikler kabaca bu.

'Aleviler, gayrimüslim olsun isteniyor'

'Aleviler, gayrimüslim olsun isteniyor'
17 Haziran 2007 10:40

AK Parti'nin milletvekili adayı Alevi yazar Reha Çamuroğlu, 'Devlet içinde bazı güçler Alevilerin İslam'ın dışına çıkmasını istiyor' dedi ve ekledi:



AK Parti'nin milletvekili adayı Alevi yazar Reha ÇamuroÄŸlu, “Devlet içinde bazı güçler Alevilerin İslam'ın dışına çıkmasını istiyor” dedi ve ekledi: “Çünkü İran'ın etkisine girerler veya İslamcı olurlar diye korkuyorlar.”

Türkiye zorlu bir seçim sürecinden geçiyor. AK Parti bu süreçte kapsayıcı bir adım atarak, milletvekili listelerinde farklı toplumsal kesimlerin temsilcilerine yer verdi. Bu açılım bir demokrasi projesi mi, yoksa vitrin yenileme çalışması mı? Biz de aynı soruyu Alevi yazar Reha Çamuroğlu'na sorduk.

Kendinizi Alevilik konusunda nasıl konumluyorsunuz?

'Tarih Heterodoksi ve Babailer' adlı bir kitap yayınladım. Fakat bu kitabı Alevileri düşünerek yazmadım. Ailemin Alevi olması dışında bir ilişkim yoktu. Bu kitabın yayınından sonra çok sayıda Alevi beni buldu. Derneklerine, konferanslara, panellere ve Hacı Bektaş'taki törenlere davet edildim. Bir anda cemaat içinde ki kanaat önderlerinden biri haline geldim.

CEMAAT, SİYASETİ DAYATIYOR

Kanaat önderi olmanız, bir misyon mu yükledi size?

Öyle de diyebiliriz. Alevi cemaatiyle ilişkim, beni birkaç arkadaşla (Cemal Şener, İzzettin Doğan, rahmetli Abidin Özgünay) birlikte Cem dergisini çıkarmaya kadar götürdü. Orada sorumlu yazı işleri müdürü oldum. Cemaatle ilişkilerim daha da yoğunlaştı. Kanaat önderi olmak, birçok insanın sorunlarının çözümü için bana gelmeye başlamasına yol açtı. Fark ettim ki bu rol aslında siyasi. Ve cemaat de sizi öyle kabul ediyor. Bir anlamda bu siyasi rol size dayatılıyor.

Peki siyaset...

Tam bu noktada bir çakışma yaÅŸandı. Siz sorunları çözmek için siyasi güç istiyorsunuz, farklı siyasi partiler de oy kaygısı için size gelip destek istiyor. Ama hiç biri, “Bizden aday olur musunuz” demiyor, “Bize destek verir misiniz” diyor. Ama siz siyasi gücünüzü siyasi role dönüştürmek istiyorsunuz. İşte bu yüzden siyaset. Alevilik benim önemli meselem, ama temel meselem deÄŸil. Åžu anda Türkiye'nin demokratikleÅŸmesi ve küresel ısınma benim açımdan çok daha öncelikli.

ERDOĞAN ÇOK DEĞİŞTİ

Neden AK Parti?

Türkiye'de insanların görüşlerinin deÄŸiÅŸimine karşı bir “deÄŸiÅŸtirtmeme” anlayışı var. Ne ErdoÄŸan 1994'ün ErdoÄŸan'ı, ne de Gül... Aradan 13 yıl geçti. Bu insanlar o süre içinde okudular, yaÅŸadılar, siyasetin pratiÄŸi içinde oldular. Bu süreç bütün insanları deÄŸiÅŸtirir. Ama Türkiye'de böylesi deÄŸiÅŸimlere sürekli şüpheyle bakan, kiÅŸinin deÄŸiÅŸimdeki samimiyetine inanmayan bir bakış var. Åžu bir gerçek ki, bilgi insanı deÄŸiÅŸtirir.

Nasıl bir değişim izlediniz AK Parti'de?

AK Parti, ekonomi ve demokratikleşme konusunda güzel ve önemli adımlar attı. Son dönemlerde Aleviler konusunda da bir şeyler yapmaya başladı. Ve seçim süreci başladı. AK Parti Türkiye'de modernleşmeyi ayakları üzerine dikebilecek tek parti.

AK Partililer “Ali'yi sevmek Alevilikse, ben de Aleviyim” diyor. Yeterli mi bu söylem Alevilik için?

Tabi ki Hz. Ali'yi seven herkes Alevi değil, fakat bu duygusal bir yakınlık kurma olarak da okunabilir. Ancak Aleviler geçmiş korkularla bu söylemi de asimilasyona uğratılma girişimi olarak görüyorlar. AK Parti 4,5 yılda Aleviler konusunda olumlu hiçbir şey yapmadı. Ama olumsuz da hiçbir şey yapmadı. Peki, bundan önceki iktidarlar yaptı mı? Hayır...

AK Parti tercihiniz cemaat içinde nasıl karşılandı?

Diyorlar ki 'Biz tek parti döneminde rahattık'. Nasıl bir rahatlık bu? Tek parti döneminde Okmeydanı Alevi Derneği diye bir tabela asabilir miydiniz? Cemevi kurmaya kalksaydınız ne olurdu? Biliyoruz ki Cem ayini yaptığı için bir çok dede jandarma tarafından götürülmüş ve acı çekmiştir. Bu nasıl bir donmuş zihniyettir. Benim AK Parti'ye katılmama karşı çıkıyor bazı Alevi dernekleri. Çünkü ezberlerin bozulacağını düşünüyorlar. Hele bir de elime hizmet fırsatı geçer ve bazı meseleleri çözme imkanım olursa, bu dernekler çok etkilenir. Ama sokaktaki Alevi ile Pir Sultan Derneği'ndeki Alevi'yi birbiriyle karıştırmamak lazım. Türkiye'de sokaklarda eğer bir Alevi problemi görmüyorsak bu, toplumsal düzlemde Alevilerle Sünnilerin kaynaşmış olduğundadır. Bu yüzden birçok Alevi beni daha iyi anlıyor.

ALEVİLERİN GAYRİMÜSLİMLEŞMESİ İSTENİYOR

Ne istiyor size karşı olan dernekler?

Aslında daha net bir şey söyleyeyim. Alevilik üzerinde sistemli bir program vardı. Neydi bu; 1. Alevilik İslam dışıdır, 2. Alevilere Meclis'te kota verilsin, 3. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın. Bunlar laf olarak kolay, ama icraatı mümkün değildir.

Kim yürütüyordu bu programı? Diaspora mı, Türkiye'deki Alevi dernekleri mi?

Diaspora'nın bir miktar etkisi var, çünkü parası var. Eskiden buradan diasporaya para giderdi -nasıl gittiğini ben söylemeyeyim, bilenler biliyor-, şimdi ise tam tersi. Bu parayla Türkiye Alevilerinin denetlenmesi hedefleniyor.

Kim destekliyor bu programı?

Bu programın iki destekçisi var, içerde ve dışarıda. Dışarıda, Almanya'da, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun desteklediğini biliyoruz. İçerde ise güçlü destekçiler var. İçerdekiler Alevilerin gayri müslimleşmesini istiyorlar. İki nedenle istiyorlar bunu. Devletin içinde odaklanmış bir grup Alevi, inançlarına dönerlerse Şiileşeceklerini düşünüyor. Bu dönüşün, Türkiye'nin büyük Şii komşusu tarafından kullanılabileceği endişesi içindeler. İkincisi ise Aleviler Sünnileşirse ya da laikliği bu kadar güçlü savunmaktan vazgeçerlerse, bu sefer İslamcı cephenin güçleneceğini düşünüyorlar. Devletin içindeki bu gruplar Alevilerin gayri-müslim ya da dinsiz olmasını iyi bir şey olarak görüyor. Kendi halindeki bu dernek ve kurumların bu kadar güçlü ses çıkarmaları, devlet içindeki bu gruplar sayesinde oluyor. Devlet içindeki güçlerle, bu dernek ve kurumların ilişkisi de var.

22 Temmuz'da seçime giriyoruz, savaşa değil!

Sizce seçim süreci nasıl ilerliyor? Demokratik sistem açısından bakıldığında, herşey yolunda mı?

Aslında içinden geçtiğimiz süreç sağlıklı değil. Bu süreç insanlara iki şey dayatıyor: Ya o cephedesin ya da bu. Seçime gidiyoruz, savaşa değil. Bu ülkeye bu gerilimi hediye edenler her kimse, Türkiye'nin dostu değiller. Bu gerilim varoşlarda, sokaklarda patlarsa ne yapacak bunlar?

Bir parti lideri çıkıp, bir kanala 3 milyon dolar verdim diyebiliyor. Neden veriyorsunuz, neye karşılık? Peki o kanal düşmanlık öğütlemekten başka ne yapıyor bu ülkede?

Fakat, Aleviler sözünü ettiğiniz o partiyi büyük bir sadakatle desteklemeye devam ediyorlar.

Ben buna mazoşizm diyorum. Ne yaptılar; o partinin kapısında yattılar, çanta taşıdılar, fakat listelerde umduklarını bulamayınca 'Bu listeler demokratik değil' dediler. Peki aday adayı olurken bilmiyor muydunuz bunu?

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Alevilik konusundaki çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Henüz yetersiz, fakat yine de çok olumlu buluyorum. Her yeni girişim başlangıçta yetersizdir.

Peki ya, Alevilerin diyanet içinde temsiline ne diyorsunuz?

Ben karşıyım.

Diyanetin Dede görevlendirmesi...

Bu, Diyanet İşleri Başkanlığı altında değil de başka bir yapı ile sağlanabilir.

Bir de Alevilerin laiklik anlayışını sormak istiyorum.

Bence çok sorunlu. Bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları laikliği savunmak durumundadır. Bu Alevilere has bir şey değil. Ama şunu da söyleyelim: Bir inanç laik olamaz; 'çağdaş' olamaz. 'Alevilik çağdaş bir inançtır' ne demek? Bir anlamı yok. Yeni bir inanç değil ki...

Aleviler için toplanan paralar nereye gitti?

Devlet, çeşitli dönemlerde çeşitli Alevi dernek ve kurumlarına yardım etmiştir. Fakat birçok yardımın akıbeti belli değildir.

Mesela,1995 yılında, Tansu Çiller döneminde Alevi derneklerine 425 milyar lira bağış yapılmıştır. Bu paranın nereye gittiği hâlâ açıklanmış değildir. Hangi hizmetlere harcanmıştır bu para? Acaba bazı kişiler bu parayla arsalar alıp, sonra satıp kâr etmişler midir? İmarsız arsa alıp, sonra belediyeden imar alıp, bu arsayı satıp kâr etmişler midir mesela? Bütün bu soruların tek tek cevaplanması gerekiyor.

Devletin kurumları da bu tür şaibelerin üzerine gitmiyor. Mesela Sivas katliamından sonra toplanan paralar... Ailelere yardım gibi gerekçelerle toplanan paraların miktarı ve hangi insani, ulvi amaçlar için harcandığı kamuoyuna mutlaka açıklanmalı. Bunları öğrenmek bütün Alevilerin hakkı.

Yeni Åžafak


/kolay , olay , tır , kırt , sıtma , sebep , sel , sırt , sok , som , salınım , sir , sik , sil , silt , sil , sot , sok , serkan , salınım , zoraki , sorakıl , sort , mortgage , ticaret , eğitim , retil , kerim , kol , sok , sarılık , ticaret , kol , koşu , koşala , saralsı , sarılsı , sik , sül , som , sım , dım , dın , doğrı , ayıt , akıl

Fenerbahçe Ülker yeni hocası ile anlaştı

Fenerbahçe Ülker yeni hocası ile anlaştı
17 Haziran 2007 18:00

Fenerbahçe Ülker, antrenör Aydın Örs'ün ayrılmasının ardından yeni hocasını buldu. Kulübün resmi internet sitesinde yapılan açıklamada yeni hoca ile ilgili...



Kulübün resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, Fenerbahçe Ülker'in yurtdışında hedeflediği büyük başarılara, antrenörlüğe getirilen Bogdan Tanjeviç ile ulaşmayı hedeflediği bildirildi.

Açıklamada, şöyle denildi: ''Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı'nın antrenörlüğüne Bogdan Tanjeviç getirildi. Fenerbahçe özellikle yurt dışında hedeflediği büyük başarılara, yeni yapılanması çerçevesinde antrenör olarak anlaştığı Tanjeviç ile ulaşmayı hedefliyor. Her geçen yıl gelişen ve daha büyük hedeflere doğru ilerleyen Fenerbahçe'deki görevinde Tanjeviç'e başarılar diliyoruz.''

Fenerbahçe Ülker'i çalıştıracak Tanjeviç'in (A) Milli Basketbol Takımı'ndaki görevine de devam edeceği öğrenildi.

16 Haziran 2007 Cumartesi

The Secret'in sırrı açığa çıkarsa!

"The Secret" kitabı satış listelerinin üst sıralarındaki yerini koruyor... Bu kitabın gerçek sırrı göründüğü gibi "iyi düşün iyi hisset mi?" Sadece bu olsa televizyon programlarının da içinde bulunduğu bu denli büyük bir projeyi kim finanse ederdi, bu kadar reklamını kim yapardı? iyibilgi özel / amcıklar yapardı


The Secret'in sırrı açığa çıkarsa!

Kızının verdiği bir kitap ile "sır kafasında çakan" Rhonda Byrne, TV ve kitap projesinde konuşturduğu öğretmenleri topluyor... Mekan ABD... Byrne ise Avusturyalı.... / Olmaz öyle şet /

Aslına bakılırsa, bu kitabı ortaya çıkaranlarla insanın tanrılaştığı küresel din tezgahçıları aynı noktadan hareket ediyor / Bu islamcılar cok yanılgı içindeler bazen , allah ilim , if else ihsan , Gerçek anlamda allaha yakınlık sadece ibadet teheccüt değil ilim seviyesiyle de? Ne kadar çok ilim o kadar çok sabrımı taşırma, daha yolun çalışkanıyız. Sınırsız ol , Tanrı / . Yoga ve meditasyon şebekelerindeki alternatif din çabası, The Secret ekibinin kutsal kitabı "İyi düşünürsen herşey iyi olur" cümlesinden ibaret / Doğrusu allah diyen odur. Kitab hakkın . Artık ilim fazilet biziz , iyi diledik. İyi olacak / olan bir öğretiye hizmet ediyor: Kabala

Kitapta dikkat çeken "iyi düşün iyi hiset" düşüncesinin yanında "Bu sırrı kullan, kader yoktur, / Kaderin var, Küçüksen ilimlen, eminsen senin üç sene sonra hangi koordinat içinde olacağını bilen bar. Bakırköy? :) / Tanrı dediğin içinde / Karmaşıksın , ama içinde var bit yeniği /, kaderini kendin belirle / Karmaşık /"... düşüncesi...

Bilindiği gibi bu düşünce New Age/ Yeni Çağ dinlerinin ortak noktası. / Adım var /

Prof. Dr. Şinasi Gündüz dünya üzerindeki 100'ü aşkın New Age akımının "kaderi" sıfırladığını ve bunu yaparken de geleneksel ögelerden beslendiğini anlatıyor ve ekliyor: Bu akımlar geleneğe ters düşmemeye ve tepki toplamamaya dikkat ederek yayılıyor. Bu nedenle yeni bir din olmadıklarını idddia ediyor. Ama yayılış biçimleri ve örgütlenmeleri itibariyle "din"ler... Yayılırken de gizemci teoriler, Tao, Karma felsefeleri, kişisel gelişim, meditasyon grupları, sırlı kitaplar, taşlar, büyü ne sihir nesneleri, astroloji aygıt olarak kullanılıyor."/ Tabi badi /


*****

Prof. Gündüz'ün de belirttiği gibi "The Secret", "Bir Dilek Tut Hayatın Değişsin" gibi kitapların da bu noktada değerlendirilmesi gerekiyor. Secret'ın ön sırrı: New Age dinler... İşte bu yüzden çok satıyor, işte bu yüzden bol keseden reklamları yapılıyor, bu yüzden televizyonlar bu projeye kapılarını açıyor, internet siteleri kuruluyor

*****

"Bu akımların yüzde 90'ı ABD'den yayılıyor" diyen Prof. Gündüz, Bu akımların temelinde Kabala öğretisinin de büyük payı olduğuna işaret ediyor: "Kabala öğretisinin temelinde, cifir ve gizeme dayalı şifreler vardır / yuk , onlar karmaşık, ilim allahın , /. Bu şifrelerle insan geleceği / çok tatminkar / ve tabiat kontrol altına / olmaz böyle teşekkür / alınır ve insan böylelikle yaratıcı olur / yaratılabilirsin. bir köle olarak? / ve kaderi değiştirebilir /Küçüklerin kaderini değiştir / bu inanışa göre. Yahudilik temelli Kabala gibi öğretilerin seküler dünyada dinden uzaklaştırılmış insanların yaşadığı manevi boşluğu fırsat bilip empoze edildiği açık. "

/bomba /

*****

Birçok araştırmacı yazar tarafından da Kabalistik fikirlerin daha önce de İskenderiye felsefesi ve Gnostik inançlara ve hatta Pitagorcu, Platoncu, Hint Brahmancı ve Budist fikirlerine benzerlik arz ettikleri kaydediliyor... Bu benzerlikler, bu öğretinin kılık değiştirerek yayılmasına da zemin hazırlıyor...

Genelde Kabalistler arasında iki meyil var: Biri tamamen doktrin ve dogma koluna; diğeri de pratik ve mücizevi harikalar işine koyulmuş durumda. The Secret ve "Bir Dilek Tut Hayatın Değişsin" gibi kitaplar bu ikinci kolun ürünü gibi duruyor. Zaten "Dilek Tut Hayatın Değişsin" kitabının yazarı Gahl Sasson ünlü bir Kabalist. Kitaba önsöz yazan kişi Budist lider Dalai Lama... Kitabın ilk çevrildiği dil ise Türkçe oldu!

The Secret projesinin de içinde yer aldığı New Age öğretilerin Kabala öğretisinin çocukları olduğunu görmek, meditasyon, yoga ve kişisel gelişim çetelerinin nasıl bu kadar hızla ve örgütlü yayıldığını görmek hiç de zor değil aslında... Kabala'ya göre herşey enerjiyle mümkün / çok sıgm / olabilmekte ve mutlu olabilmemizi saglayabilmekte . Dünyevi yaşam veya yaşamlardan sonra her bir ruh sonunda Tanrıyla birleşmek üzere arındırılması istenmekte / Fantastik bit yeniği /...
Sırlarla yaratıclığı / Yaratıcaz, değişik makaralar. Şekil veren sen oluyorsun. /ve hayatımızın iplerini /Çok manyakça bir tecrün / elimize almamız / elinize birşeyler verilecek muhakeme / salık verilmekte... Sırlara ulaşan kişinin sonsuz bir yaratma / karanlık / ve yok etme / bunun karanlığı yok. Kabaca. Şapşallık / gücüne sahip olacağı iddia edilmekte...Yani "Adam Kadmon" (Tanrı İnsan) hedeflenmekte... / Oldı aşkım. Uçam değerlisin. /

Bu ilkelerin hepsi yeni çağ dinlerinin de felsefesi... Felsefe aynı, görünümler farklı. The Secret'ın sırrıyla Adam Kadmon olmaya hazır mısınız / dam mı bu makara /? Yazar Rhonda Byrne'nin okuduğu sırlı bir kitaptan -Kabala beni andı!- keşfettiği sırrı öğrenmeye / anılacak şeyler yap? yıraklı olursun. Yanlış şeyler de dahil. Ama hesabım acıklı , piç kurusu katiller. Delirtilmeye hazırmısınız?/... O halde pamuk eller cebe / Hsrsanız bir yoklayın becerinizi /... Gözler yıldızın altı köşelisine... / O yıldızın her bir kösesi bana girsin. /

iyibilgi.com

Yahoo’nun hava raporu İstanbul’u Bizans yaptı / Bizansı kimler yıktı?

İnternetin en çok ziyaret edilen sitelerinden Yahoo’nun hava durumu sayfasında İstanbul’un hava durumunu öğrenmek için İstanbul yazdığınızda karşınıza "Bizans, TR" sözcükleri çıkıyor.


Yahoo’nun hava raporu İstanbul’u Bizans yaptı

Bizans’ı Türkiye’nin data bilgilerine İstanbul’un adı olarak kaydeden Yahoo’ya Türklerden de büyük tepki yükseldi. ABD’deki Türkler Yahoo’nun sitesine girdiklerinde karşılaÅŸtıkları bu durumu terbiyesizlik olarak niteliyorlar. Berk Sevinç isimli bir Yahoo kullanıcısı tepkisini ÅŸu ÅŸekilde dile getirdi. "Ne zaman ki İstanbul yazdım, karşıma "Byzantion,TR" yazısı çıktı. Bazı insanlara tarihi tekrar öğretmek mi lazım. Bilemem ama gerekli adımları atmanızı, internet üzerinden bir protestoya ön ayak olmanızı istiyorum."


/ Yahoo ' nun aptal başkanının biraz zeka parıltısı var değil. Eğlence bu , Türkçe Özürlü olduklarını bilmekteyiz. Aynı zamanda Gece görüş açıları az. Mankrım , çok değil , kuvvetiniz az . Sizi yicez biz . Türklerle sorunları olan medeni bir şahsiyet olarak sorunlarını açıklık getirmezse kazmayı vurarız. Gücümüz bu körpe delikanlıya yeter , de arıtır bile .

kahpe felek :)



14 Haziran 2007 PerÅŸembe

İsrail’e Nobel’li cumhurbaÅŸkanı

Siyasetin eski yüzleri İsrail’de dün yeni görevlere getirildi. Nobel ödüllü eski baÅŸbakan Åžimon Peres cumhurbaÅŸkanı olurken, İşçi Partisi’nin başına da eski baÅŸbakanlardan Ehud Barak getirildi.




İsrail’e Nobel’li cumhurbaÅŸkanı

Yolsuzluk ve seks skandallarıyla yıpranan İsrail cumhurbaÅŸkanlığı makamına uluslararası prestije sahip Åžimon Peres getiriliyor. Dün İsrail Parlamentosu’nda yapılan seçimin ilk turunun ardından diÄŸer iki adayın çekilmesi üzerine Nobel barış ödülüne sahip 83 yaşındaki Åžimon Peres’e cumhurbaÅŸkanlığı yolu açılmış oldu.

Dünkü oylamanın ilk turunda en çok oyu alan Peres, gerekli çoÄŸunluÄŸu saÄŸlayamadı. Rakipleri Reuven Rivlin ve Colette Avital, Peres’in yararına seçimden çekilme kararı aldı. Peres, 2000 yılında da cumhurbaÅŸkanlığı için aday olmuÅŸ, fakat son anda koltuÄŸu siyaset sahnesinde pek bilinmeyen MoÅŸe Katsav’a kaptırmıştı. MoÅŸe Katsav’ın adı geçtiÄŸimiz aylarda cinsel taciz iddialarına karışınca cumhurbaÅŸkanlığı görevi askıya alınmıştı.

İsrail’in eski baÅŸbakanlarından Ehud Barak ise koalisyon ortağı olan İşçi Partisi’nin liderliÄŸine seçildi. Barak’ın selefi Amir Peretz’in savunma bakanlığı koltuÄŸuna da oturması bekleniyor. Amir Peretz de parti liderliÄŸine yeniden aday olmuÅŸ, ancak geçen yılki Lübnan savaşında yaÅŸanan sıkıntılardan sorumlu tutulduÄŸu için 28 Mayıs’taki ön oylamada elenmiÅŸti.

Ben Gurion ile otostopta tanıştı

1923 Polonya doÄŸumlu Peres, henüz 11 yaşındayken ailesiyle Filistin’e göç etti. Siyonist mücadeleye katıldı ve otostop yaparken tanıştığı İsrail’in kurucusu David Ben Gurion’un yakın çalışma arkadaşı oldu. 29 yaşındayken savunma bakanlığında direktör olarak görev alan Peres, aynı zamanda İsrail’in ilan edilmemiÅŸ nükleer programının da babası olarak kabul gördü. 1993 yılında Filistin ile İsrail arasında yapılan Oslo barış anlaÅŸmasına katkısından ötürü İsrail BaÅŸbakanı Yitzak Rabin ve Filistin lideri Yaser Arafat ile Nobel barış ödülüne layık görüldü. Seçim kazanmadığı halde iki kez baÅŸbakanlık yapan, uluslararası kabul gören bir devlet adamı olan Peres, İsrail’in göreve baÅŸlayan en yaÅŸlı cumhurbaÅŸkanı olarak da tarihe geçecek.

/ Bana bakın ibneler . sizde ceşit az . Herkez sivil sizde. Karısıda kızı da . Kocalarınız ne diyor. Biz de sikilmek istiyoruz. Erkek lazım bize. Kalın kafalılar. Sikecek erkek bizde nah bak . Geleceğiz çörekleneceğiz o işe. Size bok ödülünü verenlerin aklını da beynini de sikerim. Sizin ödül vereceklerinizi de sikeyiö. Ölüm var bu işin sonuçlarına katlanın. atmosferi koruma derneğini kuracağım. Sizi öldürenlere ödüllerini vereceğim. Anlamışsınız
VereceÄŸim para kol gibi yarak.
George bush ne demiş. O yataktan bana da lazım :) / Terörüst faailiteler belirginleşti. İngiliz ve fransızları. işbirliği için belliyoruz.

/Almanlar kendileri istedi /Doğa güzel sabunları ürünleri hitlerden alınmış , sır gibi makara . Ödüllü yatıştırma.İlk öngörü yahudiden

"Hükümeti devirmek için devlette 25 birim kuruldu!"

Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu'ndan ilginç iddialar... Hükümeti devirmek için devlette 25 birim kurulduğunu ileri süren Orakçıoğlu, Danıştay saldırısı, Dink suikastı gibi eylemlerin bu birimlerce yapıldığını savundu. İşte o açıklamalar... iyibilgi video




Emniyet İstihbarat Dairesi eski BaÅŸkanı Bülent OrakoÄŸlu, AK Parti hükümetini devirmek için ‘devlet içindeözel çalışma yapan 25 ayrı birim’ kurulduÄŸunu önü sürdü. OrakoÄŸlu TimaÅŸ Yayanları’ndan çıkan yeni kitabı ‘Ankara’da Gölge Oyunları’nda ÅŸu iddialarda bulundu:

‘Danıştay saldırısını, Atabeyler’i, Küre Operasyonu’nu incelediÄŸinizde aynı adrese ulaşıyorsunuz. Bunların çete ve sivil uzantıları var. Cumhuriyet mitingi de psikolojik harekattı. Hrant Dink cinayeti de bu birimlerden biri tarafından iÅŸlendi. Burada hedef, hükümetin iktidardan uzaklaÅŸtırılması. Ama tek bir çetenin Türkiye genelinde böyle bir eylemi baÅŸlatması ve baÅŸarması mümkün deÄŸildir. Sayıları onlarca olan bu tür yapılanmaların bir odak tarafından yönetilmesi tehlikelidir.’

DİNK’İ ‘BİRİMLER’ ÖLDÜRDÜ

Danıştay saldırısıyla ilgili açıklamalarda bulunan OrakoÄŸlu, star’a ÅŸunları anlattı: ‘Alparslan Arslan’ın Danıştay saldırısını gerçekleÅŸtirecek birimin başı olduÄŸu görünüyor. Devlet içinde kontrolden çıkmış, yabancı ülkelerin kontrolünde olduÄŸu anlaşılan bir birimle karşı karşıyayız. Buradaki tuhaflık, eylemlerde birimin başı deÄŸil, içindeki biri kullanılır. Danıştay saldırısından sonra bu birimin baÅŸka yerlerde çok daha ciddi eylemler yapacağı şüphesi vardı. Arabadan çıkan silahlar, bunun ipuçlarını vermektedir. Bu eylemi yapmak için seçilen asıl tetikçinin, eylem sonrası ortadan kaldırılacağına inanarak son anda vazgeçtiÄŸi kanaatindeyim. Arslan da eylemi yapmak zorunda kaldı. Danıştay saldırısı, Hrant Dink olayı, siyasi ve faili meçhul veya faili belli ama arkası belli olmayan cinayetlerde ÅŸu vardır: Bir ülkede bir siyasi cinayet iÅŸleniyorsa ve bunun arka planı bulunamıyorsa eylem kesinlikle bir servis iÅŸidir. Ya bu ülkenin kendi servisidir veya bir dış ülkenin servisidir. Veya sızma ÅŸekliyle yapılan bir eylemdir.’

BANA MİT’İ ÖNERDİLER

ÖTE yandan OrakoÄŸlu milliyetçi ve ulusalcı çizgideki küçük bir partinin liderinin askerin desteÄŸiyle hükümeti devirip, baÅŸbakan olacağını ve kendisini de önemli bir göreve getireceÄŸini vaat ettiÄŸini önü sürdü. OrakoÄŸlu, altı ay önce gelen bu teklifte kendisine ‘MİT MüsteÅŸarlığı’ teklif ettiÄŸini anlattı.

O ismi açıklayacağım

Öte yandan Emniyet İstihbarat Dairesi eski BaÅŸkanı Bülent OrakoÄŸlu, kendisine darbe imasında bulunan siyasi parti liderinin ortaya çıkmasını istedi. "Ankara'da Gölge Oyunları" adlı kitabı kaleme alan OrakoÄŸlu’nun Bugün'e yaptığı açıklamalar tartışma yarattı. Armada Otel'de yemekte bir araya geldiÄŸi siyasi parti liderinin "Devlet kurumları ve siyaset yeniden dizayn ediliyor. Ben BaÅŸbakan olacağım” dediÄŸini kamuoyuna açıklayan OrakoÄŸlu, ÅŸimdi o ismin ortaya çıkmasını istiyor.

YOKSA BEN AÇIKLARIM

OrakoÄŸlu, söz konusu yemekte siyasi parti lideriyle birbirlerine 'gizlilik' sözü verdiklerini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “28 Åžubat'ta da insanlar kandırıldı. Anti demokratik sürecin nasıl yaÅŸandığını, neler döndüğünü bilgilerimle anlatmaya çalıştım. O da Türkiye'de ve siyasi hayatta böyle olayların bir daha yaÅŸanmaması için ortaya çıkmalıdır. Kendisini ortaya çıkmazsa, adını açıklarım." OrakoÄŸlu "O dönemde benim araÅŸtırmalarım sonucu bu kiÅŸinin baÅŸka kiÅŸilerden randevu istediÄŸini, görüşme faaliyetlerine girdiÄŸini öğrendim. Aslında birçok kiÅŸi benim kimden söz ettiÄŸimi biliyordur" dedi.

Haberin videosu için tıklayın

Star, Bugün



/konu zalimce , konu açık , konu açol , konu azın , konu kalınkafalıyım , konu uyarı , batı çalışma grubu , ülkü çalışma grubu , islam enstitümüz neden kulunmaz , Karanlık çaşlar , taş gel , Koyu milliyetçi sempatize , çok sok , kitap oku , akı , karı , dağ , ol , çöl , çiş işe göt yol sun yol yol toysunuz yok derim terim kelim kerim korun koşım kiyamet gerileme

"27 Nisan'da darbeyi Büyükanıt önledi"

Hahaha


28 Şubat'ta darbeyi deşifre eden Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu'ndan bomba sözler: "27 Nisan'da ABD fiili darbe istedi. Büyükanıt muhtıraya indirdi"




28 Şubat'ın Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu'ndan 27 Nisan muhtırası'yla ilgili müthiş iddia!

"ABD fiili darbe istedi, Büyükanıt muhtıraya indirgedi"

Emniyet İstihbarat Dairesi'nin eski baÅŸkanı Bülent OrakoÄŸlu, yeni yayımlanan "Ankara'da Gölge Oyunları" adlı kitabıyla kuÅŸkusuz tartışma yaratacak! Çünkü Türkiye'deki son siyasi cinayetlerin ve darbelerin arka planını anlatıyor… Ancak OrakoÄŸlu, kitapta yer almayan çok önemli bir iddiayı da bu röportajda Yeni Aktüel'e açıklıyor: "ABD, fiili bir darbe istiyordu ama Genelkurmay BaÅŸkanı YaÅŸar Büyükanıt Türkiye'yi büyük bir badireden kurtararak darbeyi muhtıraya indirgedi."

aktifhaber

Kalın Geldim /

Doğan'dan Altaylı'ya suç duyurusu

Doğan'dan Altaylı'ya suç duyurusu

Sabah Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın, gazeteden istifa ettikten sonra Hıncal Uluç’un köşesinde yayınladığı mektubu dava konusu oldu.
14 Haziran 2007 22:45

Doğan'dan Altaylı'ya suç duyurusu

Fatih Altaylı’nın, Sabah Gazetesi’nde 22 Mayıs 2007 tarihli nüshasında “POAÅž uzlaÅŸması ve Fatih Altaylı!” baÅŸlıklı yazısı Aydın DoÄŸan tarafından mercek altına alındı. DoÄŸan, yazıda “Tescilli vergi kaçakçısı” olarak ilan edildiÄŸini aksine “tescilli vergi ÅŸampiyonu” olduÄŸu belirtilerek Gazeteci Altaylı hakkında “hakaret” davası açılmasını talep edildi.

ALTAYLI HUKUKA AYKIRI HAREKET EDİYOR
Aydın DoÄŸan’ın avukatları Deniz Ketenci ve Volga Gökçe tarafından İstanbul Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’na verilmek üzere hazırlanan dilekçede Fatih Altaylı’nın yazılarına yer verildi. Hıncal Uluç'un köşesinde yazılan Fatih Altaylı imzalı köşe yazısında müvekkilleri Aydın DoÄŸan’ın kamuoyuna hırsız, yolsuzluk yapan, faturayı millete yükleyen, basını yönlendiren, yalancı ve vergi kaçakçısı” bir kiÅŸi olarak tanıtıldığı iddia edildi. Altaylı’nın kaleme aldığı yazısıyla eleÅŸtiri hakkının sınırlarını aÅŸtığı ve hukuka aykırı hareket ettiÄŸi de ifade edildi.

Suç konusu yazıyla Aydın DoÄŸan’ın,”Elindeki gücünü kullanarak hükümetle anlaÅŸan, hakkında hazırlanan raporun iÅŸleme konulmasını engelleyen, raporu zamanaşımına sokmaya çalışan, tüm vergi uzmanları ve maliyecilerin mümkün deÄŸil demesine raÄŸmen, vergi borcu yok seviyesine indirilen, kuÅŸa çevrilen, vergi kaçakçılığı suçunu hükümetle omuz omuza iÅŸleyen, haksızlık hukuksuzluk yapan” bir kiÅŸi olarak tanıtılmaya çalışıldığı ve Altaylı’nın Aydın DoÄŸan’ı “tescilli vergi kaçakçısı” olarak ilan ettiÄŸi belirtildi.

KASTEN HAKARET EDİYOR

Dava dilekçesinde Gazeteci Altaylı’nın müvekkilleri Aydın DoÄŸan’a suç yükleme çabası içine girerek toplumda saygınlık ve ticari itibarını yitirmesine, halkın husumetine maruz kalmasına yol açacak türden “belirgin isnat” niteliÄŸinde iddialar yöneltildiÄŸi kaydedildi. Fatih Altaylı’nın uzun süreden beri müvekkilleri Aydın DoÄŸan hakkında bu tür yazılarını devam ettirerek eylemini kasten iÅŸlediÄŸi belirtilen dilekçede Altaylı hakkında kamu davası açılması talep edildi.

İŞTE ALTAYLI'NIN YAZISI

Altaylı'nın TMSF'nin el koyması ardından istifa ettiği Sabah Gazetesi'nde Hıncal Uluç'un köşesinde 22 Mayıs 2007 tarihinde kalema aldığı yazı şöyle:

Fatih diyor ki; Önce bu haberin hikâyesini anlatayım. Haber bazılarının iddia ettiği gibi hükümet tarafından bize iletilmedi. POAŞ'taki vergi incelemesini ve bir rapor yazıldığını bize ilk olarak duyuran POAŞ içindeki bir kaynaktır. Böyle bir raporun hazırlandığını öyle öğrendik. Ardından ekonomi muhabirimiz Rahim Ak, raporun varlığını Maliye kaynaklarından teyit ettiğinde tarih 2006 yılının Mart ayıydı. Bunu takiben raporun yazım aşamasını adım adım takip ettik. Ağustos 2006'da raporun yazımının İstanbul'da tamamlandığını öğrenince Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu'nu aradım ve raporun durumunu sordum. Vergi gizliliği gerekçesiyle bilgi vermeyi reddetti. Daha sonra raporun Merkezi Okuma Komisyonu'nda ele alınmak üzere Ankara'ya gittiğini öğrendim.

Bu arada çeşitli defalar Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu ile konuştum. Her seferinde raporun varlığını reddetti ve bunu haber yapmamız halinde yasal yaptırımlarla karşılaşacağımızı söyledi. Rapor Kasım 2006'da Merkezi Okuma Komisyonu'ndan çıktı. Bu sırada Maliye içindeki bir kaynak, bize bu raporun işleme koyulmasının engelleneceğini Doğan Grubu ile Maliye arasında böyle bir uzlaşma sağlandığını ve raporun 2006, 31 Aralık gecesi zaman aşımına uğrayacağını fısıldadı. Bunun üzerine defalarca Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ı aradım. Bir yanıt alamadım. Bu arada köşemde raporun varlığından haberdar olduğumuzu yazdım. Bu sırada bir vergi uzmanı dostum ziyaretime geldi ve "İşte aradığın rapor" diyerek bir kopyasını gösterdi. Osman Arıoğlu'nu aradım. Raporun zamana aşımına uğratılacağı dedikoduları olduğunu söyledim. "Böyle bir şey olmaz, Ayrıca sizi ilgilendirmez. Her rapor işleme konulur diye bir şey yok" dedi.

Bunun üzerine Teke Tek programına konuk olduğu akşam Başbakan'a raporun ayrıntılarını anlattım ve "Bir işlem yapmayacak mısınız?" diye sordum. Bilgileri not aldı ancak hiçbir yanıt vermedi. İki gün yanıt bekledim ve zaman aşımına uğramasına kısa bir süre kala raporu yayınladım. Olayın öyküsü budur. Israrlı bir takipçiliğin sonucu oluşmuş bir haberdir. Hükümetin Doğan Grubu'nu sıkıştırması için bizim yayın yapmamıza gerek yoktur. Rapor tek başına iyi bir sıkıştırma nedenidir. Hatta bu raporun ortaya çıkmadan Doğan Grubu'na karşı kullanılması hükümetin çok daha işine gelir. Grubun gazetelerinin hükümete verdiği desteğin samimi olduğu konusunda daha inandırıcı olur. Bizim yayınımız DoğanHükümet ilişkisinin su üzerine çıkmasını sağladığı için her iki tarafı da sıkıntıya sokmuştur diye düşünüyorum.

Zaten SABAH'a TMSF tarafından el koyulması ile ilgili süreç de bundan sonra başlamıştır. Normal şartlarda cezası ve gecikme faizleriyle birlikte 3 milyar YTL (Eski para ile 3 katrilyon lira ya da 2,3 milyar dolar) olan vergi aslı ve cezası SABAH'ın özgürlüğünün kısıtlandığı bir dönemde kuşa çevrilmiştir. Tüm vergi uzmanlarının ve Maliyecilerin "1,2 milyar YTL'nin altına inmesi mümkün değil" dediği borç 275 milyon YTL'ye düşürülmüştür. Vergi borcu neredeyse yok seviyesine indirilmiş olsa da, benim açımdan mesele kapanmıştır.

Yalan dedikleri haber doğru çıkmış, Doğan Grubu vergi kaçakçısı olarak tescillenmiş, kayıtlara geçmiştir. Aydın Doğan şahsen 50 yıl vergi şampiyonu olsa da ödeyeceği miktar, kaçırdığı tescillenen verginin KDV'si kadar bile olmayacaktır.

Doğan Grubu ile ilgili haberlerimizde hükümet etkisi yoktur. Bu haberlerden dolayı bana zaman zaman "Şerefsiz eski patronu hakkında yazıyor" dendiğini de biliyorum. Benim eski veya yeni patronlarımın vergi kaçırma, haksızlık usulsüzlük yapma hakkı yoktur. "Eski patronu olduğu için yazmıyor, yazamıyor şerefsiz" diyeceklerine, "Eski patronu hakkında bile yazıyor şerefsiz" demelerini yeğlerim. Sana sevgilerimi sunuyor, neredeyse bir aydır yazamadığı için kudurmak üzere olan bir gazeteciye köşeni açtığın için teşekkür ediyorum. Sevgiler. Fatih Kardeşin.

DİLEKÇEDE ALTAYLI'NIN SON 6 AYKİ YAZILARI KONU OLDU

Aydın Doğan'ın avukatları sadece bu yazı değil, Fatih Altaylı'nın son altı ay içinde Doğan hakkındaki isnatları içeren yazıralarından da örnekler verildi.

Sedef Åženkal-Gazeteport


PORTAL , dOĞAN İTİ YAZILACAĞIM SENİN SERMAYEYE BİRGÜM, ÖZLEDİM SENİN GÖTÜKOCAN. şEREFSİZ PİÇ. nASIL RAHAT UYUMUYOSUN . ALACAĞIM ALTININI ÖL GEBE KAL. KURŞUN SIK. GÖTÜN YERSE .

Emekli Astsubay Oktay Y. bombaları çöpten toplamış...

Emekli Astsubay Oktay Y. bombaları çöpten toplamış...
Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, önceki gece İstanbul Ümraniye'de bir eve düzenlediği operasyonda kasa içinde gizlenen 27 el bombası ele geçirdi. Operasyonda, aralarında Kuvvai Milliye Derneği İstanbul İl Başkanı malulen emekli edilen astsubay Oktay Y.'nin de bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı.
Ümraniye'de ele geçirilen bombaların sahibi olduğu iddia edilen Oktay Y., Danıştay'a silahlı saldırı olayında adı geçen eski yüzbaşı Muzaffer Tekin ve avukat Kemal Kerinçsiz'le aynı mitingde boy göstermişti.


Savunma ve taarruz tipi el bombalarının ordu malı olduğu ve muhtemelen askerî depolardan çalınmış olabileceği ifade ediliyor. Emniyet birimleri, ele geçirilen bombaların geçtiğimiz yıl Cumhuriyet Gazetesi'ne atılanlarla benzerliğini araştırıyor. Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan ve arkadaşlarının, Cumhuriyet binasına, çalındığı belirtilen el bombaları attığı biliniyordu. Oktay Y.'nin evinde de 5 adet tabanca bulundu. Soruşturma kapsamında ele geçirilen bombalarla ilgili askeri yetkililerin bilgisine müracaat edileceği ifade edildi. Oktay Y., Hrant Dink, Elif Şafak ve Orhan Pamuk gibi 301'den yargılanan sanıkların davalarında ve AB karşıtı eylemlerde ön sıralarda yer almıştı.

Bir ihbar üzerine harekete geçen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Ümraniye'deki bir eve ilçe emniyet müdürlüğüne bağlı polislerle birlikte operasyon düzenledi. Çakmak Mahallesi'ndeki eve kapısını balyozla kırarak giden polis, çatı katındaki kasa içerisinde 28 el bombası ve 18 fünye buldu. Ev sahibinin, aynı sokaktaki manavın da sahibi Mehmet D. olduğu belirlendi. Mehmet D.'nin evi ve manavı yeğeni Ali Y.'ye teslim ettiği ve Ali Y.'nin iki senedir bu adreste oturduğu öğrenildi. Polis, Mehmet D. ve Ali Y.'yi gözaltına aldı. Zanlıların, bombaları eve emekli astsubay Oktay Y.'nin getirdiğini söylediği ifade edildi. Bu gelişme üzerine Oktay Y.'nin evine baskın yaptı. Y., Hrant Dink, Elif Şafak ve Orhan Pamuk gibi 301'den yargılanan sanıkların davalarında ve Avrupa Birliği'ne karşı eylemlerde ön sıralarda yer almıştı. Gözaltına alınan Y., Güneydoğu'da terör örgütü PKK'ya karşı verilen operasyonlarda buzlu suda uzun süre kaldığından ayağı donmuş ve malulen emekliye ayrılmış. Emniyet kaynakları, bombaların askerî mühimmat olduğunun belirlendiğini, askerî depolardan çalınmış olabileceğini belirtiyor. El bombaları, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan patlayıcılar ve Atabeyler operasyonunda yakalanan bombalarla kıyaslanacak. Soruşturma kapsamında Genelkurmay'a, bombaların ordu envanterinde olup olmadığı da sorulacak. Zanlılar, sağcı örgütlere bakan C Masası tarafından sorgulanacak.

İhbar, Trabzon'dan geldi

Ümraniye'deki cephanelik evle ilgili ihbarın Trabzon jandarmasından geldiği öğrenildi. Jandarmayı arayan kimliği belirsiz kişinin, evin adresiyle birlikte ne kadar el bombası bulunduğunu da söylediği belirtildi. Jandarmanın bu bilgileri İstanbul Emniyeti'ne iletmesinin ardından operasyonun gerçekleştirildiği kaydedildi. Bombaların sahibi olduğu belirtilen Oktay Y.'nin avukatı Yıldırım Çavuşovalı, zanlının gözaltında olduğunu doğruladı. Şüpheli Y.'nin ifade vermediğini, savcı huzuruna çıkıncaya kadar susma hakkını da kullanabileceğini kaydeden Çavuşovalı, "Oktay Y., vatanseverdir. Derneğe üye değildir; ancak eylemlere katılmıştır." dedi.

Ufuk Köroğlu - Büşra Erdem

/ kIÇINA MI SOKACAK O ŞET

CHP'ye tepki gösteren Aleviler bağımsız adaylara yöneliyor

CHP'nin milletvekili listesinden memnun olmayan Aleviler, bağımsız adayları gündemine aldı. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önümüzdeki günlerde bir araya gelerek 'bağımsız adayların' desteklenmesini tartışmaya açacak.

CHP lideri Deniz Baykal, 22 Temmuz milletvekili aday listesinde 66 vekile yer vermedi. Liste dışı kalan vekillerin bir kısmını Alevi kökenli adaylar oluşturdu. Baykal, yeni adaylar konusunda da Alevi kesimin beklentilerine cevap vermedi. Bu durum camiayı yol ayrımına getirdi. Aleviler ilk kez CHP'ye verdikleri desteği sorgulamaya başladı.

ABF Genel Sekreteri Turan Eser, bu yüzden CHP'nin oy kaybına uğrayacağını düşünüyor. Eser, şu görüşü dile getiriyor: "CHP'de aday tespitinde Alevi rengine siyasette temsil hakkı tanınmaması ayrı bir art niyet taşıyor. Türkiye'de toplumun önüne iki partili bir seçenek sunuldu. Alevi sorununa duyarlı bağımsız adayların attığı adımı cesaretli buluyorum. Federasyon olarak özellikle bağımsız aday olan Alevileri ve Alevi sorunu ile Türkiye'nin temel meselelerine duyarlı olan Ufuk Uras, Baskın Oran gibi bağımsız adayların destekleneceğini düşünüyorum."

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, bağımsız adaylara destek konusunun gündemlerinde olduğunu; ancak konuyu henüz değerlendirmediklerini söylüyor. Kararlarını ABF toplantılarından sonra kamuoyuna açıklayacaklarını kaydeden Geçmez, "CHP hayatının hatasını yaptı. Bu kritik seçim öncesi Alevilerle sıkıntı yaşayacak gibi. Onun farkında değiller." diyor.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kazım Genç de sol ve sosyal demokrat çizgideki siyasi partilerin Alevileri 'yok sayan' anlayışın örgütlerde büyük rahatsızlık oluşturduğuna işaret ediyor. Genç, "Bu nedenle elbette bağımsız adayları da değerlendireceğiz. Türkiye'nin emek ve demokrasi mücadelesine katkı sunmuş ve bundan sonra da katkı sunacağına inandığımız adaylar desteklenecektir." şeklinde konuşuyor.

Ankara 1. Bölge'den bağımsız aday olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eski Başkanı Avukat Necati Yılmaz da siyasetin halka yabancılaştığını öne sürüyor. "Türkiye'de seçim var. Ancak, seçimin içinde halkın kendisi de, halkın birikmiş çözüm bekleyen sorunları da yer almıyor." diyen Yılmaz, bağımsız adaylık çabasını şöyle izah ediyor: "Çalışmamız halk iradesi önündeki çifte barajlarla yaratılan ablukanın yıkılabilirliğini gösterme amaçlıdır. Tüm kutuplaştırma çabalarına rağmen sandığa gitmeyen 10 milyonun üzerindeki oy, var olan siyaset anlayışının ve işleyişinin halkta kabul görmediğinin en güçlü kanıtıdır. Ankara 1. Bölge'den bağımsız sol adaylığımızla; öncelikle kendini siyaset aracılığı ile ifade edemeyen bu büyüklüğün iradesini önce sandığa, sonra Parlamento'ya ve nihai süreçte iktidara taşımak istiyoruz."

Ankara, Anka

'Mayınların yüzde 66'sı İtalyan ve Alman' malı

Alman Die Welt gazetesi, "Alman silahları ile Kürdistan kavgası" başlıklı haber yorumunda, PKK'nın kullandığı kara mayınlarının tamamına yakınının İtalyan ve Alman malı olduğunu vurguladı.

Yorumda, PKK'nın elindeki kara mayınlarının yüzde 60'ının İtalyan, yüzde 6,2'sinin ise Alman malı olduğu ifade edildi. Boris Kalnoky imzalı yorumda, yine örgütün kullandığı el bombalarının da önemli bir bölümünün Alman ürünü olduğu kaydedildi. Türk Jandarma'sının PKK'dan ele geçirdiği malzemenin dökümünün verildiği haber-yorumda şöyle devam edildi: "Bu rakamlar bilinmeyen bir şey değil. Ancak, buna rağmen ürkütücü. PKK'nın kullandığı en etkili öldürücü silah olan kara mayınlarının yüzde 60'ı İtalyan malı. Bunu 1998'de İtalya da doğruladı. Alman ürünleri de öldürücü silahlar arasında önemli bir yere sahip."

Ahmet Özay, Frankfurt



SAÇACAĞIZ

'Mayınların yüzde 66'sı İtalyan ve Alman' malı

Alman Die Welt gazetesi, "Alman silahları ile Kürdistan kavgası" başlıklı haber yorumunda, PKK'nın kullandığı kara mayınlarının tamamına yakınının İtalyan ve Alman malı olduğunu vurguladı.

Yorumda, PKK'nın elindeki kara mayınlarının yüzde 60'ının İtalyan, yüzde 6,2'sinin ise Alman malı olduğu ifade edildi. Boris Kalnoky imzalı yorumda, yine örgütün kullandığı el bombalarının da önemli bir bölümünün Alman ürünü olduğu kaydedildi. Türk Jandarma'sının PKK'dan ele geçirdiği malzemenin dökümünün verildiği haber-yorumda şöyle devam edildi: "Bu rakamlar bilinmeyen bir şey değil. Ancak, buna rağmen ürkütücü. PKK'nın kullandığı en etkili öldürücü silah olan kara mayınlarının yüzde 60'ı İtalyan malı. Bunu 1998'de İtalya da doğruladı. Alman ürünleri de öldürücü silahlar arasında önemli bir yere sahip."

Ahmet Özay, Frankfurt



SAÇACAĞIZ

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek
Ankara, Lübnan, Irak ve Filistin'de son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine bu ülkelere barış çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı, Gazze'de bulunan 80 kadar Türk vatandaşının tahliye edilmesi için gerekli çabaların yapıldığını da duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı tarafından akşam saatlerinde yapılan üç ayrı açıklamada ilk olarak Türkiye'nin, 13 Haziran'da Beyrut'ta gerçekleştirilen ve Milletvekili Walid Eido dahil 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı şiddetle kınadığı kaydedildi. Açıklamada, "Lübnan'da son dönemde yoğunlaşan toplumun önde gelen kişilerini ve ayrıca sivil halkı hedef alan bu terör saldırıları ülkede güvenlik ve istikrarın bozulmasını amaçlamaktadır" denildi. Lübnan'daki gelişmelerin, zor bir dönemden geçen Orta Doğu bölgesinde istikrar ve güvenliğe ilave bir tehdit oluşturduğu ifade edilen açıklamada, "Bu menfur saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa zamanda tespit edilerek adalet önüne çıkartılmalarını temenni ediyoruz" ifadeleri yer aldı.

GÜL LÜBNANLI BAKANLA KONUŞTU

Terörizme karşı mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurgulayan Türkiye, dost Lübnan hükümeti ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de İkinci İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı'na katılmak üzere İstanbul'da bulunan Lübnan İçişleri Bakanı Hasan El-Sabeh ile görüşerek olaydan üzüntü duyduğunu ifade etti ve terörizmle mücadeleye ilişkin görüşlerini iletti.

ASKERİYE SALDIRISINA KINAMA

Dışişleri Bakanlığı yayınladığı diğer açıklamada, Irak'ın Samarra kentindeki Askeriye Camii'nin kubbesinin 22 Şubat 2006 tarihinde havaya uçurulmasının ardından, bu kez caminin ayakta kalan iki minaresinin 13 Haziran'da gerçekleştirilen terör saldırısıyla yıkılmasının şiddetle kınandığı duyurdu. Açıklamada, "Bu saldırının Irak'ta mezhepler arası çatışmaları körüklemek ve uzlaşı sürecini engellemek için kasten yapıldığı ortadadır" denildi. Türkiye'nin, Irak'ta istikrarın, barışın, huzurun ve refahın yeniden tesis edilmesi hedefine yönelik olarak ulusal diyalog ve uzlaşı sürecini güçlü biçimde desteklediği kaydedilen açıklamada, "Irak siyasi yelpazesindeki tüm grupların sağduyulu ve yapıcı davranmaları, uzlaşı sürecinin başarısı bakımından zaruridir. Bu itibarla Türkiye, Irak'lı grupların, Irak'ta daha fazla kan dökülmesine yol açabilecek bu tür tahrik eylemlerini boşa çıkarmaları gereğine inanmaktadır" ifadeleri yer aldı.

FİLİSTİN'DEKİ TÜRKLER TAHLİYE EDİLİYOR

Türkiye'nin Filistin'deki gruplar arasında meydana gelen şiddet olaylarından büyük kaygı duyduğunu da vurgulayan Dışişleri Bakanlığı'nın bir diğer açıklamasında, "Gazze Şeridi'nde sadece geçtiğimiz üç gün içerisinde vuku bulan çatışmalarda 40'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği, yaralıların sayısının ise 140'a yükseldiği üzüntüyle öğrenilmiştir. Filistin halkının içinde bulunduğu kritik koşullarda, tüm tarafların itidal içinde hareket etmelerine ve gerginliğin giderilmesi için çaba harcamalarına ihtiyaç bulunmaktadır" denildi. Filistinliler arasında sürmekte olan bu çatışmaların, en fazla Filistin halkına ve Filistin davasına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, Filistin'deki ekonomik güçlüklerin giderilmesinin de Filistin'deki barışa kalıcı katkı yapacağına inanıldığı ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti: "Tarafları, Filistin'de şiddet ve istikrarsızlık yaratmaktan başka bir netice doğurmayacak bu husumete bir an önce son vermeye, Filistin'de barış, refah ve güvenliğin hakim olması amacı doğrultusunda birlik içerisinde hareket etmeye, sorunlara siyasi yollardan ve uzun çabalar sonucunda tesis edilen Ulusal Birlik Hükümeti bünyesinde çözüm bulmaya davet ediyoruz." Dışişleri Bakanlığı, Gazze Şeridi'ndeki Türk vatandaşlarının durumuyla Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosluğunun yakından ilgilendiğini, Gazze'de 80 civarında Türk vatandaşıyla temas kurma çalışmalarının sürdüğünü ayrıca bu vatandaşların, bölgeden tahliyeleri konusunda gerekli bütün tedbirlerin alındığını duyurdu.

aldınız siz alacağınızı /

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek
Ankara, Lübnan, Irak ve Filistin'de son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine bu ülkelere barış çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı, Gazze'de bulunan 80 kadar Türk vatandaşının tahliye edilmesi için gerekli çabaların yapıldığını da duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı tarafından akşam saatlerinde yapılan üç ayrı açıklamada ilk olarak Türkiye'nin, 13 Haziran'da Beyrut'ta gerçekleştirilen ve Milletvekili Walid Eido dahil 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı şiddetle kınadığı kaydedildi. Açıklamada, "Lübnan'da son dönemde yoğunlaşan toplumun önde gelen kişilerini ve ayrıca sivil halkı hedef alan bu terör saldırıları ülkede güvenlik ve istikrarın bozulmasını amaçlamaktadır" denildi. Lübnan'daki gelişmelerin, zor bir dönemden geçen Orta Doğu bölgesinde istikrar ve güvenliğe ilave bir tehdit oluşturduğu ifade edilen açıklamada, "Bu menfur saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa zamanda tespit edilerek adalet önüne çıkartılmalarını temenni ediyoruz" ifadeleri yer aldı.

GÜL LÜBNANLI BAKANLA KONUŞTU

Terörizme karşı mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurgulayan Türkiye, dost Lübnan hükümeti ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de İkinci İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı'na katılmak üzere İstanbul'da bulunan Lübnan İçişleri Bakanı Hasan El-Sabeh ile görüşerek olaydan üzüntü duyduğunu ifade etti ve terörizmle mücadeleye ilişkin görüşlerini iletti.

ASKERİYE SALDIRISINA KINAMA

DışiÅŸleri Bakanlığı yayınladığı diÄŸer açıklamada, Irak'ın Samarra kentindeki Askeriye Camii'nin kubbesinin 22 Åžubat 2006 tarihinde havaya uçurulmasının ardından, bu kez caminin ayakta kalan iki minaresinin 13 Haziran'da gerçekleÅŸtirilen terör saldırısıyla yıkılmasının ÅŸiddetle kınandığı duyurdu. Açıklamada, "Bu saldırının Irak'ta mezhepler arası çatışmaları körüklemek ve uzlaşı sürecini engellemek için kasten yapıldığı ortadadır" denildi. Türkiye'nin, Irak'ta istikrarın, barışın, huzurun ve refahın yeniden tesis edilmesi hedefine yönelik olarak ulusal diyalog ve uzlaşı sürecini güçlü biçimde desteklediÄŸi kaydedilen açıklamada, "Irak siyasi yelpazesindeki tüm grupların saÄŸduyulu ve yapıcı davranmaları, uzlaÅŸÄ