ah ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ah ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2007 Pazartesi

İtalyan Radikal Parti'den KKTC'ye tam destek

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Roma ziyaretinde Radikal Parti yetkililerinden tam destek aldı.


İtalyan Radikal Parti'den KKTC'ye tam destek

Radikal Parti Genel Merkezinde İtalya AB Politikaları ve Dış Ticaret Bakanı Emma Bonino ile bir araya gelen Avcı, partinin üst düzey yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde de Kıbrıs sorununun çözümü için Rum kesiminin uzlaşmaz tavırlarına son vermesi ve KKTC’ye yönelik izolasyonların kaldırılması için İtalya ve Avrupa Birliğinden yardım beklediklerini belirtti.

Milliyet'in verdiği bilgiyr göre, Avcı’nın Bonino ile yaptığı görüşme, 45 dakika sürdü. Radikal Parti Genel Merkezinde basına kapalı görüşmede, görüntü alınmasına da izin verilmedi.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Avcı-Bonino görüşmenin ana konusu, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonların kaldırılması ve bu konuda açılım sağlanabilmesi için İtalya ve AB’nin neler yapılabileceği meselesinden oluştu.

Bonino’nun, başta izolasyonlar olmak üzere adadaki soruna adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasından yana bir tavır sergilediği öğrenildi.

Avcı, Bonino ile yaptığı görüşmeden sonra, Radikal Parti Genel Merkezinde partinin üst düzey yetkilileriyle de bir araya geldi.

Görüşmeler sırasında, Transnasyonal Radikal Partinin genel kurul toplantısının KKTC’de yapılması kararlaştırıldı.

2008 başlarında KKTC’de yapılması kararlaştırılan genel kurul toplantısına ilişkin ayrıntılarsa daha sonra netleşecek.

Radikal Parti Genel Başkanı Rita Bernardini, Onursal Başkan Sergio Stanzani, Mali İşler Sorumlusu Elisabetta Zamparutti’yle yapılan görüşme sırasında Avcı’ya, KKTC vatandaşlığına geçen İtalyan Milletvekili Maurizio Turco ve Radikal Parti MKYK üyesi Marco Perduca’nın refakat etmeleri de dikkati çekti.

Yarın İtalya Meclisinde yapılacak bir toplantıyla Turco ve Perduca’ya KKTC pasaportlarını da verecek olan Avcı, görüşmeden sonra yaptığı kısa açıklamada, gerek Bonino’dan gerekse Radikal Parti yetkililerinden aldığı destekten memnuniyetini dile getirdi.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, bu akşam Radikal Parti milletvekillerinin onuruna verecekleri yemeğe katılacak.

Yemekte, İtalya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ugo İntini’nin de hazır bulunması bekleniyor.



/ çok rakımlar var. Bende emmevilik var... zırrrr...

İtalyanlar keşmekeş. Çok şık.

Karanlığım.

Çok ötelerden çöl....

Çok karmaşığım. Kalın kitap .

Çok sıkar bu yorum.

Okul.

Akıl.

Serin TEdbir. Seker ol .,

Serinletele

Null.

Karşılanmaz bir yor.

Cok sınır


12 Temmuz 2007 Perşembe

Bir Japon'un Türkiye Tesbitleri ( Bazen Şok oluyorlar bizimkiler ). Türkiye Vatandaşlığı mı?!..

Bir Japon'un Şok Eden Türkiye Tesbitleri. Türkiye Vatandaşlığı mı?!..

Kısa bir aradan sonra tüm okuyuculara tekrar merhaba. Geçtiğimiz hafta anavatandaydım japon misafirlerimle beraber. Türkiye’yi baştan başa gezdik diyebilirim. Boğaz, başkent, karadeniz sahilleri derken 5 günde 2000 kilometre yol teptik anlayacağınız üzere. Benim en çok merak ettiğim şey "Japon iş adamlarının Türkiye’yi nasıl buldukları ve nelerin en çok dikkatlerini çektiği idi".
Sizi fazla meraklandırmadan “Japonların Türkiye tesbitlerini aktaracam şimdi”.
-Türkiyeyi Nasıl Buldunuz?
Japonlara göre Türkiye tabii dokusu ve çevre düzeni korunduğunda gerek iklim gerek lokasyon ve gerek tarih açısından “Cennetin ta kendisi!.”
-Türk halkını nasıl buldunuz ?
Japonlara göre Türkler “çok temiz geçinmekte olmakla beraber” (lütfen şok olmayın!) “temizlik anlayışını yanlış algılayan insanlar”.
-Neden diye sorduğumuzda?
Sokaklar yol kenarları çöpten geçilmiyor. Insanlar çöplerini gelişigüzel yerlere atıyorlar. Belediye denen "yerel yönetimi halkın hizmetçisi zannediyorlar"?? Oysa ülkeyi temiz tutmak kısıtlı sayıdaki görevlinin ne haddine!!. ( Sivrisinekleri öldürmeye çalışıyorsunuz ama bataklığını kurutmaya kimse çaba göstermiyor)
-Türkiye’de hizmet kalitesini nasıl buldunuz?

Japonlara göre bu konuda Türkiye 3.Dünya ülkeleri seviyesinde. Esnaf henüz müşteriyi müşteri olarak görmüyor. İş ilişkileri henüz ciddiyet ve sorumluluktan çok "eş-dost, abi-abla, kardeş ilişkileri seviyesinde". Kısaca “Müşteri her zaman haklıdır kuralı Türkiye’de geçerli değil”. Dahası sektörlerde böyle bir dert yok. Buda tabii ki “Türk mallarının kalitesini kısıtlıyor”.
-Türk yemeklerini nasıl buldunuz?

Japonlardan bir şok açıklama daha! “Türk halkı maalesef henüz bilinçli beslenme konusunda çok gerilerde”. İnsanlar uzun ve sağlıklı yaşama kriterini tamamen bir kenara itip sadece lezzet-odaklı besleniyorlar. Bir başka detay ise yemek servis porsiyon büyüklükleri ileri Avrupa ülkelerinin (Fransa, İngiltere, İsveç, Finlandiya vb) 2-3 Japonya’nın ise dört katı büyüklüğünde. Yani aşırı yemek yeniyor ve obezit insanlar çoğalıyor.
-Türk Belediyeciliği ve Şehir Planlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yerel belediyeleriniz "acizlik içinde". "Şehir sakinleri üzerinde devletin kontrolü ve yaptırım gücü yok ki arabalar gelişigüzel park edilebiliyor yarım kalmış inşaat halindeki sıvasız boyasız binalar ruhsat alabiliyor ve halk bu yarım binalarda ikamet edebiliyor". Oysa “belediyeler tüm vatandaşların hakkını korumak adına yanlış yerleşimlere dur demeliydi”.
-Türkler sizce milliyetçi mi?

Hayır! Türkler bireysel menfaatleri ve ferdiyetçiliği ortak milli çıkarların üzerinde tutuyor. Ben kazanayım batsın dünya anlayışı hakim.Bunu işşizliğin hakim olduğu ülkede lüks tüketim mallarına olan talepten anlamanız mümkün. Ama Türkler farkında olmadan kendi ayaklarına sıkar durumdalar. Millet herkesin aynı gemide olduğunu unutmuş durumda. Daha çok yolsuzluk devletin daha da borçlanması demek buda daha çok vergi ve daha çok borç demek. Yani sonuç = halkın kendi kendini fakirleştirmesi.
Türkiyenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Öncelikle halk ve devlet arasında güven ve müşterek hareket iletişimi kurulmalı. Halk toprağına sahip çıkmalı. Japonya’da mahalle sakinleri nöbetleşe mahallelerini kendileri temizler. Japonlar vatanlarının her karış toprağına kendi tapulu mallarıymış gibi sahip çıkar. Kendilerine ait olmayan sokakları, caddeleri temizler tamir ederler. "Belediyelere nasıl yardımcı olabiliriz bilinci hakimdir". Belediye ve halk bir bütündür. Devlet ve halk da bir bütündür. Siyasi çatışmalar ve bölünmeler değil siyasi görüşü ve dini ne olursa olsun “Türkiye Vatandaşlığı” anlayışını ilk sıraya koymazsanız ülkenizin gelişmesi mümkün değildir.
Murat ERDEM-İstanbul
financialwindows@yahoo.com

/birilerinin ya dünya ülkelerini daha güzel yormaları gerekecek. Veya daha çok böyle yorumlar .

11 Haziran 2007 Pazartesi

Sizce bu ifadeler kime ait olabilir?


Sizce bu ifadeler kime ait olabilir?

O gün başbakan biraz kırgın, şaşkın ve öfkeliydi. Ancak buna rağmen duruşundan bir şey yitirmemişti. Grup toplantısı kürsüsüne geldi ve tarihe geçecek şu konuşmayı tane tane yaptı:


Zaman gazetesi yazarı Nedim Hazar'ın yazısında aktardığı tarihi konuşma...

"Arpa boyu

O gün başbakan biraz kırgın, şaşkın ve öfkeliydi. Ancak böyle olmasına rağmen duruşundan bir şey yitirmemişti. Grup toplantısının yapıldığı salonda kürsüye geldi ve tarihe geçecek şu konuşmayı tane tane yaptı:

"Artık herkes biliyor ki; halk, iktidarı elinde tutan küçük bir zümrenin elinde oyuncak haline gelmiştir. Haşmetlilerin(!) işareti ile aydınların, kalem sahiplerinin, devlet adamları öldürülmüş ya da zindanlarda çürütülmüşlerdir. Bu terör havasının halkta meydana getirdiği eziklik duygusundan cesaret alınarak halka başıbozuk (cahil) denmiştir. Şimdi size soruyorum: Bu derece hakir gördükleri ve başıbozuk telakki ettikleri halka idareyi devretmek ve bunu hazmetmek bunlar için kolay mı oldu zannediyorsunuz?

Kıymetli arkadaşlarım! Uzun zaman sonra sivil yönetim kurulmuş, insan haysiyet ve şerefine yakışır bir şekilde ekonomik, sosyal ve manevi alanda bu milletin yüzünü güldürecek bir hükümet iş başına gelmiştir. Bu memlekette daha yakın zamana kadar totaliter bir idarenin hüküm sürmüş olduğunu ve devlet memurlarının büyük çoğunluğunun böyle bir idarenin gereklerine, isteklerine göre yetiştirilmeye çalışılmış bulunduğunu hatırlayabilirsiniz. Dün olduğu gibi bugün de halktan uzak, silah himayesinde çalışmayı tercih eden kalem sahiplerinin, sözümona ilim adamlarının ve idarecilerin olduğu herkesin malumudur. Bahsettiğimiz zümre, düşmanlarımızla söz birliği içinde cennet haline gelmeye müsait olan Türkiye'mizin çehresini değiştirmeye uğraşanları imha ve bertaraf etmeyi kendilerine amaç edinmişlerdi. Çünkü Türkiye'de artık başıbozukluk yoktur. (...) Bu durum, dünün diktatör (zihniyetindeki) lerini çileden çıkarmaktadır. Kurdun koyun postuna bürünmesi gibi kendilerini demokrasi -ve cumhuriyet- havarisi gösterip karşımıza çıkıyorlar ve halkımızı bu nimetlerden mahrum etmek için her türlü hileyi / ulan yazmayacakyım dayanamam ben bu hilekarlara . Hilenin alasını gösteririr size o / , entrikayı /işim zor /mubah görüyorlar. Cenab-ı Hak, Türk milletini bunların ihtiras ve şerrinden korusun!"

Başbakan, bir yudum su içti ve kalabalığı dikkatle süzdükten sonra siyaset yoluyla kendilerini alt edemeyenlerin oyunlarına da işaret etti: "(Rakiplerimiz ve işbirlikçileri) Üniversiteye gidecekler, profesörlere, 'fetvalarınızı hazırlayın' diyecekler. Kumandanlara gidecekler, 'eskiden beri himayenizde çalışmayı büyük bir şevkle arzu eden biz bendelerinizin hulus-u kalb ile arz etmek istediğimiz husus şudur ki; bu memleketi ancak sizler idare edebilirsiniz' diyecekler. 'Müdahale (ihtilal) zamanınız gelmiştir' diyecekler. 'Milletten korkmayınız, onlar koyun sürüsüdür' diyecekler. Arkanızdan gelecektir diyecekler. Ve Kızılay Sıhhiye'de öylesine bir toz duman koparabileceklerdir ki; memleket o toz duman içinde kaybolabilecektir. Vicdanları sızlamadan bu aziz milletin saadet ve refah yolunda kat ettiği mesafeyi yarıda bıraktırarak milletin önüne İskender seddi gibi bir set çekebileceklerdir. Milletin ulaşmak istediği hedefi unutturabilecekler, o cehennem çukurlarının içine bu aziz milleti tekrar sokmak için silah ve süngüleri kullanabileceklerdir.

Çok muhterem arkadaşlarım; Benim iddia ve tahlillerimin delilleri ortadadır kanaatindeyim. Netice olarak önümüzde iki yol vardır. Daha önce denenmiş o meş'um ve menhus gelenekleri bırakarak herhangi bir müessesenin imtiyazlı zümrenin himayesine girmeyerek milleti refaha götürmek. Bu yolda yürümek istiyorsanız sizinle beraberim. Diğer bir yol ise zinde kuvvet (askerî cunta) dedikleri şeyin desteğini alıp, milleti cehennemî bir havada yaşatmaktır. Bu yolu tercih ederseniz sizinle beraber değilim."

Okuduğunuz satırlar, Başbakanımız Erdoğan'ın kendi parti grubunda yaptığı bir konuşma değildir! Yaklaşık 50 yıl önce merhum Başbakan Adnan Menderes'in yaptığı bir konuşmadır. Bugün olanlara bakıldığında rollerin aynı, aktörlerin farklı olduğunu görmek insanı dehşete düşürüyor ve bir toplumun akıl tutulmasının bu kadar uzun yıllar sürmesi insanı kahrediyor. Sevgili dostumuz, Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan'ın sütunlarına taşıdığı bu tarihî konuşmanın daha geniş kitlelere aktarılması boynumuzun borcu oldu. İsterseniz ibret alın, tarih ve tekerrür ile ilgili vecizeler gelsin aklınıza, isterseniz "bu tabloyu değiştirmek için biz ne yaptık?" sorgulaması yapın.

Ben öyle yaptım çünkü...
/ sıçtık biz .

8 Haziran 2007 Cuma

'Teröre karşı miting' organizasyonu Saylan'a kaldı

Genelkurmay Başkanlığı'nın dün gece yaptığı "teröre karşı kitlesel refleks gösterilmesini" isteyen açıklamasının ardından bazı sivil toplum örgütleri harekete geçerek İstanbul'da "teröre karşı sessiz miting" düzenleme kararı aldı.

Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden yayınladığı basın açıklamasının yankıları sürüyor. Bazı sivil toplum örgütleri açıklamayı demokrasiye aykırı bulurken, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) öncülüğünde bazı sivil toplum örgütleri de Genelkurmay açıklamasının ardından miting düzenleme kararı aldı. Cumhuriyet mitinglerinin öncüsü olan ÇYDD Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan ANKA'ya yaptığı açıklamada, düzenlemeyi düşündükleri mitingin ayrıntılarının henüz netleşmediğini belirterek şunları söyledi: "Türk halkı olarak şehitlerimiz için yanıyor, PKK terörünü ve bu terörü oluşturan, para ve silah desteği vererek Türkiye'nin başına bela eden tüm ülkeleri lanetliyoruz. Terörle mücadele devlet, hükümet, ordu, yöneticiler ve milletle el ele vererek yapılır. Bu konu, iç ve dış kısır siyasete asla malzeme olmamalıdır. Halkın mitinglerle tepkisini göstermesi çok doğal ve gereklidir. En kısa zamanda İstanbul'da terörü tüm toplumca lanetleyecek bir sessiz miting yapma girişimleri başlatılmıştır." Saylan, yakında basına ayrıntılar hakkında bilgi verileceğini de sözelrine ekledi.



/ GEnelkurmaydaki zavallaların emrinde. Bir zavallı görünüm . Yazık . Fikirsiz. Parasız pulsuz . Şebek .

(ANKA)

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik