kale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2007 Perşembe

'Mayınların yüzde 66'sı İtalyan ve Alman' malı

Alman Die Welt gazetesi, "Alman silahları ile Kürdistan kavgası" başlıklı haber yorumunda, PKK'nın kullandığı kara mayınlarının tamamına yakınının İtalyan ve Alman malı olduğunu vurguladı.

Yorumda, PKK'nın elindeki kara mayınlarının yüzde 60'ının İtalyan, yüzde 6,2'sinin ise Alman malı olduğu ifade edildi. Boris Kalnoky imzalı yorumda, yine örgütün kullandığı el bombalarının da önemli bir bölümünün Alman ürünü olduğu kaydedildi. Türk Jandarma'sının PKK'dan ele geçirdiği malzemenin dökümünün verildiği haber-yorumda şöyle devam edildi: "Bu rakamlar bilinmeyen bir şey değil. Ancak, buna rağmen ürkütücü. PKK'nın kullandığı en etkili öldürücü silah olan kara mayınlarının yüzde 60'ı İtalyan malı. Bunu 1998'de İtalya da doğruladı. Alman ürünleri de öldürücü silahlar arasında önemli bir yere sahip."

Ahmet Özay, Frankfurt



SAÇACAĞIZ

'Mayınların yüzde 66'sı İtalyan ve Alman' malı

Alman Die Welt gazetesi, "Alman silahları ile Kürdistan kavgası" başlıklı haber yorumunda, PKK'nın kullandığı kara mayınlarının tamamına yakınının İtalyan ve Alman malı olduğunu vurguladı.

Yorumda, PKK'nın elindeki kara mayınlarının yüzde 60'ının İtalyan, yüzde 6,2'sinin ise Alman malı olduğu ifade edildi. Boris Kalnoky imzalı yorumda, yine örgütün kullandığı el bombalarının da önemli bir bölümünün Alman ürünü olduğu kaydedildi. Türk Jandarma'sının PKK'dan ele geçirdiği malzemenin dökümünün verildiği haber-yorumda şöyle devam edildi: "Bu rakamlar bilinmeyen bir şey değil. Ancak, buna rağmen ürkütücü. PKK'nın kullandığı en etkili öldürücü silah olan kara mayınlarının yüzde 60'ı İtalyan malı. Bunu 1998'de İtalya da doğruladı. Alman ürünleri de öldürücü silahlar arasında önemli bir yere sahip."

Ahmet Özay, Frankfurt



SAÇACAĞIZ

Gül'den Irak'a tarihi uyarı / Kesin



-Video- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin başta Irak olmak üzere hiçbir ülkenin toprağına göz dikmediğini söyledi. Bakan Gül, Irak'tan sızan PKK'lılara karşı gereken tedbirleri ise almakta kararlı olduklarını dile getirdi.

Gül, "Vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak için her türlü tedbiri almakta kararlıyız. Halkımızın güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız, yapmaya da devam edeceğiz" dedi. / Güzel

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde gerçekleştirilen "2. İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı" Maslak'ta bulunan Türker İnanoğlu Show Center'da başladı. Buradaki törende konuşan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 82 ülkeden katılan binin üzerindeki emniyet görevlisine Türkiye'nin terörle mücadelesi hakkında bilgi verdi.Güvenlik sorununun sınır aşan, karmaşıklaşan, asimetrik bir niteliğe büründüğünü söyleyen Bakan Gül, "Hiçbirimiz 11 Eylül'ü tahmin edemedik." dedi. Bakan Gül, bundan sonra da neler olabiliceğinin tahmin edilemeyeceğini kaydetti. Bu durum yöneticileri çok boyutlu politikalar / Her zaman ol bıl / geliştirmek durumunda bıraktığına işaret eden Gül, demokrasiye önem verilmesini bunu da tek başına terörü durdurmayacağını, izole edebileceğini kaydetti.

Örgütlü suçla mücedelede önemli başarılar elde eden Türkiye'nin terörün her türlüsü ile mücadele ettiğini söyleyen Bakan Gül şunları söyledi: "Türkiye terör belasından çok çekti. Ermeni terör örgütleri 70'lerden itibaren 34 diplomatımızı şehit etmiştir. 2003 yılında İstanbul El Kaide'nin hedefi oldu / Yauhdi terörü, kendilerini koru zamanı şim /. 57 kişi hayatını kaybetti. 1984'te kanlı saldırılarını başlatan PKK ve uzantıları acımasızca güvenlik güçlerimizi ve insanımızı hedef almakta /İçimizdeki yahudiler olmadan olmuyor /. 23 yılda kadın ve bebeğin de aralarında bulunduğu 35 bin insanımız hayatını kaybetti / Kanınızı döküvez/ . Terör örgütü şehir ve kırsal kesimde gerçekleştirdiği eylemlerde son dönemde artış yaşanmakta. PKK'lıların Irak'ta hiçbir engele / nelerine hacet, talabani başkan oldu. kürt amerikan destekçisi, amerika onları zirveye cıkacak. Amerikanın geleceği çok parlak ya. Gebesiniz. Doğrulucam sizi, Domalmak gibi birşey bu amerikan adamların yaptığı/ Kaynak bizle rtarafından beslenecek Büyük patlamalar beklenmeli, Amerikan üsleri hazır hedef / Kürt kardeşlerimizde yerlerinden bir oynasınlar./ Her zaman diyeceğim gibi . Gerileyen yapılacaktır / , maruz kalmadan hareket ettiği tespit edilidi. PKK'ya yönelik operasyonlarda elde edilen Irak menşeli 2 tona yakın bomba ele geçirildi / Irak hedefleri demek o, DArbe dahil her türlü zemin hazırlanır. Amerika mı Güö bizde mi göç /. Bu patlayıcıların ne anlama geldiğini sizler değerlendirin. Halen 3 bin 500 ile 3 bin 800 arasında PKK'lı / Birkaç saatlik iş /Barındırmalısınız onları / Irak'ın kuzeyinde barınmakta, lojistik ihtiyaçlarını karşılamakta. Irak'ın güvenliği, refah ve güvenliğine katkı sağlamak için / Karşılık almayı öğren. Düşünmeyi bil / seferber olmamıza rağmen Irak makamları PKK aleyhinde hiçbir faaliyette bulunmaması üzücüdür / üzülmeyeceksin gerekeni becer /. Türkiye'nin Saddam'dan kaçan Irak'lı Kürtlere bir gecede kucak açtığını hatırlatmakta yarar görüyorum./ Gereken her zaman yap / Irak kendi sınırlarını koruması gerekir. / öğle birileri yok / Bunu yapamaz ise / Yaptıracak birileri ile ilgilenmek lazım, Gört / koalisyon kuvvetlerinin bunu gerçekletirmesi gerekir / 00Onlardan Bir şey Rica etme ( Dosy bilme ), Nasıl geldiklerini seni ve ceddini tehfit ettiğini unuy /? Sert ol ,veya kibar ol sopa göster, , inanç , Sonuç : Karanlık bir dünya Dürtüyor /. Bunun da olmaması halinde sorunu halledebilecek olanlarla işbiriği içinde olması gerekiyor / Onları hor göt /. Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yok / Göz her yerde, Konuştuğun ve eş anlamlarını bilsen daha iy /. Irak ile sınır sorunumuz yok. / Ewet var / Vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak için her türlü tedbiri almakta kararlıyız. Halkımızın güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız, yapmaya da devam edeceğiz." / Aferim /

Terörün amacına ulaşmasını engellemek için katılımcılara bazı önerilerde bulunan Bakan Gül bahsettiği bazı tedbirleri şöyle sıraladı: "Basın yayın teröristlerin amaçlarına alet olmaktan kaçınmalı / Bason Brotherlerinin gizli kapkalı emir aldıklarını bil , Gerektiği zaman şehit acısı yaşat / . Teröre yardım eden ülkeler ifşa edilmesi gerekir / Gerektiği zaman gerekeni yap. Tavsiyen bilmiyorum ne olay /. Ortak operasyon yapılması için ülkeler teşvik edilmeli /Anlaşılmamış, Birileri birşey yapacaksa Kendi çıkarına olduğunun bilinmesi gerekiyor.Çıkarı yoksa Sorun bizim sorunumuz, Çıkarlarımız yaşamamız yönünde, Gerekeni öldürmekten çekinmiyeceğiz / . Kuru kuruya ortak operasyon isteyip yanlış anlaşılmayın / . Ülkeler arasında teröre karşı işbirliği yapılmalı / Yöentim bilinmez birşey, Boş laflara karnım tok. Ya şehit vereceksin ya öleceksin. / İyi terörst kötü terörist gibi çifte standartlı ayrımlardan kaçınılmalıdır/ Bırakın bu ayakları /. Terörizmle mücadele bir ülkenin göstereceği zaafiyet / Yok böyle birşet , masonikleri yiyeceksiniz. Pek çok sorun kaynağı oralarda. Acımayacaksın. Çekinmeyin, Sayımız fazla gözümüz kör, uyaralım/ Keşke anlasalarda sallandırsam hepsini, Bu bir Zevk suyu /hepimizi için ağır problemlere mal olabilir /Olur / . Teröristlerin sempatizan bulmaları engellenmelidir / Hadi canım sende /. Adli soruşturmalar hızla yürütülmeli ve sonuçlandırılmalı. Terör ile ile cezalar caydırıcı olmalıdır. Terör örgütleri din adına hareket etme ididasında bulunan bazı terör örgütleri olduğu gerçektir / Geçer /. Bunların tuzağına düşmemeliyiz. / Komedi / Terörün dini, ırkı, coğrafyası yoktur / Vardır sen bil /. Hiçbir din terörizmle ilişkilendirilmemelidir. / Var öylesi bildin /Terörle inanç arasında ilişki kurmak teröristlerin işlerini kolaylaştırmaktan başka netice vermeyecektir." / iman /

Ülkeler arası işbirliğinin önemine işaret eden Bakan Gül, Türkiye'nin tehditlerle mücadelede uluslararası işbirliğinin önde gelen / Beceriksizlikten ve dünya görüşünden uzak olmaktan ileri gelmiş , uzatırsan içerdeki ibneleri ayıklayamamak beceriksizlik baş belası/ savunucularından olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin kendi özkaynakları ile elde ettiği çabaların sadece kendi halkı için değil diğer ülkeler için de olumlu getirileri bulunduğunu anlatan Gül, / Çok ahmakça / "Polis ve gümrük teşkilatımız sadece 2005 yılında Türkiye üzerinden geçirilmekte olan 8 bin 200 kilogram eroini ele geçirdi. 25 AB ülkesinde ele geçirilen eroinin yüzde 91'i kadardır. Geçtiğimiz üç yıl boyunca yasa dışı suç örgütlerine yönelik 11 bin operasyonda 170 binden fazla göçmen yakalandı." dedi.

/ Kullanamıyosunuz bunlar / Sikeceğim göt



4 Nisan 2007 Çarşamba

BALKAN ÜLKELERİNDE MÜSLÜMAN-TÜRK KÜLTÜR MİRASI




OSMANLI Devleti'nin, Balkanlar'daki hakimiyeti yaklaşık 500 yıl sürmüştür. Bu uzun dönem boyunca Müslüman-Türk kültürüne ait önemli eserler inşa edilmiş, bölgenin gayrimüslim halkları da bu zengin kültürden faydalanmıştır. Osmanlı Devleti imar çalışmalarına büyük önem vermiş; yollar, köprüler, camiler, medreseler inşa etmiş, ardında sayısız eser bırakmıştır. Ancak kültür mirası, mimari eserlerle sınırlı değildir; Balkan topraklarında yerleşen Müslüman-Türk gruplar, beraberlerinde halk ve tasavvuf edebiyatını, çeşitli sanat kollarını, yeme-içme kültürünü, daha doğrusu Müslüman-Türk medeniyetinin bütün unsurlarını bu bölgeye taşımış, yaygınlaştırmış ve günümüze kadar yaşamasını sağlamışlardır. Örnek olarak Türk yemek kültürüne ait birçok unsur bugün Balkanlar'da gelenek haline gelmiştir; bu çerçevede pide, börek, kebap, dolma, somun, gevrek, sarma, helva, boza, salep, kahve, şerbet, kadayıf, baklava, fincan, bardak, tas, cezve gibi sayısız kavram Balkan kültürüne geçmiştir. Bugün Balkan ülkelerinde gezen bir turist, hemen her adımında Osmanlı'dan kalma bir eserle karşılaşmakta, o kültürün izlerini takip edebilmektedir. Uzun yıllar boyunca ihmal edilen ve ancak son zamanlarda yeni yeni ilgi görmeye başlayan bu eserler 500 yıl boyunca kök salmış bir kültürü temsil etmektedir.

2.1. Mimari Eserler

Balkanlar'da, Osmanlı dönemine ait Türk şehir mimarisinin en güzel örnekleri verilmiştir. Bu çerçevede şehir merkezlerine cami-mescit, tekke-zaviye ve türbe gibi dini yapılar; han, bedesten, kervansaray, arasta ve çarşı gibi ticari yapılar; imaret, hamam, köprü, su kemeri, çeşme ve saat kulesi gibi sosyal yapılar; mektep, medrese ve kütüphane gibi eğitim merkezleri; kale, kule-ocak, burç ve tabyalar gibi askeri yapılar inşa edilmiştir.



Mimari zenginliğin de İslam ahlakının uluslara kazandırdığı bir vasıf olduğunu belirtmek gerekir. İslam öncesinde Ortadoğu ve Orta Asya halkları mimari yönden oldukça geri bir düzeyde olmalarına karşın, İslam ahlakıyla şereflenmelerinin ardından, diğer pek çok kültürel alanda olduğu gibi mimari alanında da büyük bir yükseliş yaşamışlardır. Kuran'da Hz. Süleyman'ın estetik zevkini ve yaptırdığı büyük mimari eserleri bildiren ayetler tüm Müslümanlar için yol gösterici olmuştur:
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık... Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı... (Sebe Suresi, 12-13)


Bu şuurla yapılan mimari eserleri, İslam tarihinin her döneminde görmek mümkündür. Osmanlı ise bu alandaki zirveyi temsil etmektedir. Türk mimari tarihinin ünlü isimlerinden Ekrem Hakkı Ayverdi, uzun araştırmalar sonucunda yayınladığı Avrupa'da Osmanlı Mimarisi adlı eserinde, Osmanlı'nın sadece Balkanlar'da 15.787 adet mimari yapı inşa ettiğini ortaya koymuştur.Sadece Bulgaristan'daki mimari eserlerin sayısı 3399 adettir; bu sayı, 2356 adet cami-mescit, 142 medrese, 273 mektep, 174 tekke-zaviye, 42 imaret, 116 han, 113 hamam-ılıca-kaplıca, 27 türbe, 24 köprü, 16 kervansaray, 74 çeşme, saat kuleleri, hastaneler, bedestenler, kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir. Günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuştur; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok azdır.

Vardar Nehri üzerinde, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Taş Köprü (Fatih Köprüsü) ve Samokov'da bir Türk çeşmesi

Bu mimari yapılardan Romanya Babadağ'daki Sarı Saltuk Türbesi; Arnavutluk Kruya'da Sarı Saltuk Türbesi; Bosna-Hersek Blagay'da Sarı Saltuk Türbesi; Bulgaristan Obroçişte-Balçık'ta Akyazılı Tekkesi ve İmareti; Köstendil'de Koca İsnak Paşa Köprüsü, Uludere Harmanlı Köprüsü; Budapeşte'de Gül Baba Türbesi; Kosova Priştine'de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi; Üsküp'te Sultan Murat Camii, Kurşunlu Han; Filibe'de Sultan Murat Hüdavendigar Camii, Karagöz Paşa Medresesi, Hünkar Hamamı, Şahabeddin Paşa Hamamı; Saraybosna'da Gazi Hüsrev Bey Camii; Sofya'da Mahmut Paşa Camii ve Kervansarayı, Şumnu'da Şerif Halil Paşa Camii, saat kulesi; Yunanistan Kavala'da Mehmet Ali Paşa Medresesi, yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü; Manastır-Bitola, Pirlepe'de saat kuleleri; Peç'te Kazım Paşa Camii gibi çeşitli örnekler günümüze kadar ulaşmıştır.. Ancak ne var ki, bu yapıların bazıları bakımsız ve ihmal edilmiş durumdadırlar. Özellikle Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerdeki eserler, Eski Yugoslavya'da bulunanlara göre çok daha kötü durumdadır. Türk kültür mirasının bir parçası olan bu önemli eserler, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. İhmal ve bakımsızlığın yanı sıra yıkılmayan bazı önemli tarihi binaların farklı amaçlarla kullanılması, bilinçsiz bir şekilde tadilat çalışmalarında bulunulması, eserlerin ideolojik olarak tahrip edilmesi bu mimari yapıların tükenmesine yol açmaktadır. Türkiye'nin bu eserlerin restorasyonu ve korunması için girişimde bulunması, Balkan ülkeleriyle bu konuda iş birliği imkanları araması son derece isabetli bir politika olacaktır.


Macaristan'da Osmanlı'dan kalan en büyük mimari eser olan Gazi Kasım Paşa Camii şu anda kilise olarak kullanılıyor. Caminin kubbesi, Hunyadi Yanoş heykeliyle yüz yüze Peç'in en kalabalık meydanına bakıyor.
Macaristan'ın her yerinde Osmanlı'nın izlerine rastlamak mümkün. İşte, Kanuni döneminde kuşatılmasına rağmen, kışın bastırması sebebiyle alınamayan, 1596 yılında III. Mehmed tarafından fethedilen Eğri Kalesi'nden bir görünüm. III. Mehmed, bu zaferden dolayı, Osmanlı tarihinde "Eğri Fatihi" olarak anılır.

2.2.Edebiyat Mirası

Balkanlar'da, Osmanlı yönetimi tarafından sürdürülen imar faaliyetleri, bilim, kültür ve sanat konusunda önemli ilerlemelere yol açmıştır. Özellikle bu dönemde inşa edilen medrese, mektep, tekke ve zaviyeler, yeni bilim ve sanat insanlarının yetişmesini sağlamıştır. Nitekim II. Beyazıd döneminden itibaren yazılı metinler üreten sanatçılara rastlanmaya başlanmıştır. Balkanlar, Osmanlı İmparatorluğu içinde, sanatçı, bilim ve devlet adamı üreten bir merkez haline gelmiştir. 16.-17. yüzyıllar arasında, devlet içinde görev alan 22 sadrazam Bosnalı'dır. 16. yüzyıla gelindiğinde, Osmanlı edebiyat eserlerinin büyük bir kısmı da Balkanlar'da üretilir olmuştur.

Bu konuda önemli eserler veren Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen yaptığı araştırmalara dayanarak bu konuyu şöyle açıklamaktadır: "�Osmanlı sarayından başlanarak taşrada şehzade sancakları ve beyler, kendi konumlarına uygun bir sanatçı kadrosunu maiyetlerinde bulunduruyorlardı. Böyle bir kadro, yöneticiliğin şartlarından sayılıyordu. Osmanlı Rumelisi özel konumu nedeniyle çok sayıda akıncı ailesinin de barınma yeriydi. Bu yüzdendir ki akıncı beyleri, çevrelerinde maiyetlerindeki serdengeçtileri sürekli istim üzerinde tutacak derviş-meşrep şairlere ihtiyaç duyarlar ve onları himaye ederlerdi�
Bu ve buna eklenecek başka sebepler yüzünden Rumeli adeta şairler ocağıdır.." Ayrıca İsen'in araştırmasında, şair tezkirelerine dayanarak Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Yugoslavya gibi Balkan ülkelerinde yaşamış çok sayıda Osmanlı şair ve edebiyatçısını da tanıtılmaktadır.


Balkanlar'da Türk edebiyatının tasavvuftan halk edebiyatına kadar her türünde önemli eserler verilmiş, bu edebi anlayış, bölgede kök salmış ve yerel halkların kültürüyle kaynaşmıştır. Balkan ve Türk grupların arasındaki kültür alışverişi, ortak bir kültürün temelini oluşturmuştur. Bölgede konuşulan Slav ve Türk dilleri alışverişe girmiş, sayısız Türkçe kökenli kelime, çok sayıda atasözü, deyim, fıkra Balkan kültüründe yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri Nasrettin Hoca'dır. Anadolu'dan göç eden Türkmenlerle Balkanlar'a ulaşan Nasrettin Hoca fıkraları yerel halk tarafından benimsenmiş ve kendi halk kültürlerine maledilerek sahiplenilmiştir:
Sırpça-Hırvatça'da Türkçe kökenli kelimelerin sayısının 7000 dolayında olduğu yıllar önce tespit edilmiştir. Bulgarca'da bunların sayısının 5000 dolayında olduğu B.Tsonev tarafından ortaya atılmıştı. Ancak yapılan en yeni araştırmalar Bulgarca'daki Türkçe kökenli kelimelerin 6500'ün üzerinde olduğunu göstermektedir (Bkz.:Alf Grannes, Kjetil Rö Hauge, Hayriye Süleymanoğlu, Bulgarca'da Türkçe Kökenli Kelimeler Sözlüğü)� Ünlü Bulgar mizah yazarı Radoy Ralin, Bulgarca'da kullanılmakta olan Türkçe kökenli atasözlerinin sayısının 500 olduğunu söylüyor Bulgarlar arasında bilinen Nasrettin Hoca fıkralarının 900, çeşitleriyle birlikte 2000 dolayında olduğunu yazıyor Sava Popov

Türk edebiyatının Balkanlar'da geniş olarak özümsenmiş olduğunu gösteren örnekleri artırmak mümkündür. Bu konuda yapılmış çok sayıda bilimsel araştırma, Slav ve Türk kültürünün kaynaşarak ortak ve zengin bir edebi kültür oluşturduğunu, Balkan kültüründe Türk izlerini takip etmenin kolay olduğunu ortaya koymaktadır.

2.3. Sonuç

Buraya kadar incelediğimiz az sayıda örnekten de anlaşılacağı gibi, Balkanlar'da 500 yıldan fazla bir süre boyunca hakim olan Osmanlı Devleti, zengin kültürünü bu bölgeye taşımış, halkların kurduğu ilişkiler bu kültürün paylaşılmasını, bölgede kökleşmesini sağlamıştır. Bölgeye göç eden Müslümün-Türk halklar, beraberlerinde Anadolu-İslam kültürünü, mimarisini, el sanatlarını, Türk Orta Asya-Anadolu kültür ve geleneğini, folklorunu taşımışlardır. Gittikleri bölgelerde, yerel halkla sıkı dostluk ilişkileri kurmuş, ilişkiler sadece ticaretle sınırlı kalmamıştır.
İslam ahlakını yakından ve en güzel örnekleriyle tanıma imkanı bulan halkın bir kısmı toplu olarak din değiştirmiş, Müslüman olmuştur. Bu yakınlaşma, akrabalık ilişkileriyle perçinlenmiş, ortaya zengin bir kültür çıkmıştır. Yeme-içme, giyim-kuşam gibi günlük hayatın esas unsurlarından halk türkülerine, anlatılan fıkralardan atasözlerine kadar Müslüman-Türk yaşam tarzının bütün unsurları yerel halkın hayatına girmiş ve önemli bir yer kazanmıştır. Kimi bölgelerde, ırkı Slav, dini İslam olan, farklı diller konuşan bu gruplar, Anadolu'yla Batı arasında gerçek bir kardeşlik ve kültür birlikteliği kurmuş, barış ve huzur temsilcileri olmuşlardır.
Son dönemlerde, bölgede yaşayan Müslüman-Türk nüfusun azalması, bu insanların göçe zorlanması ya da etnik katliama uğraması, temelleri 500 yıl önce atılan mevcudiyetin izlerini silememiştir. Uzun asırlar boyunca oluşan, zenginleşen, halkların içine işleyen kültür mirası, zor kullanılarak yok edilemez; ancak gerekli ilgi ve ihtimam gösterilmezse, bir anlamda bu mirasa ihanet edilmiş olunacaktır.

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik