ermeniler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermeniler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2008 Pazar

Halaçoğlu: Ermeniler 410 bin insanı katletti

Halaçoğlu: Ermeniler 410 bin insanı katletti
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, ''Tehcir denilen dönemden önce Ermeniler tarafından 122 bin, tehcirden sonra ise 410 bin insan katledildi'' dedi.


Halaçoğlu, Sarıkamış'ta 93 yıl önce şehit olan askerler anısına düzenlenen etkinlikler kapsamında, Toprak Otel'de ''Birinci Dünya Savaşı ve Sarıkamış'' konulu konferans verdi.

Birinci Dünya savaşı'nda milyonlarca insanın hayatını kaybettiğini belirten Halaçoğlu, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nden 4 sene içinde revire giden asker sayısının 3 milyon 57 bin olduğunu, bunların salgın hastalıklardan dolayı hastaneye gittiklerini belirtti. Savaşta ölenlerin birçoğunun hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade eden Halaçoğlu, şunları söyledi:

''Bundan sonra Kafkasya'da yıkım oldu. 2.5 milyon insan göç etmek zorunda kaldı. Daha sonraki yıllarda Ermeniler'in tehcir edildiğini söyleyenlerin, 1.5 milyon Ermeni'nin nereye gittiğini soranların, aslında 2.5 milyon insanın Kafkasya'dan nasıl sökülüp atıldığını sormamaları enteresandır.

1914'te Erivan'ın yüzde 80'i Müslüman nüfustu. Buradan ve Tiflis'ten sürülenlerin sayısı 1 milyon 300 bini buldu. Bunların sadece 701 bini Anadolu'ya geldi. Geri kalanlar yollarda kırıldı.''

-NÜFUS DEĞİŞİMİ...-

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda nüfusunun 13 milyon olduğunu ifade eden Halaçoğlu, bu nüfusun 5.5 milyonunu Kafkasya ve Balkanlar'dan gelenlerin oluşturduğunu belirtti.

Bunun dünya tarihindeki en büyük nüfus değişimi olduğunu, ancak dünyanın buna sessiz kaldığını ifade eden Halaçoğlu, Birinci Dünya Savaşı'nda dört cephede mücadele eden Osmanlı'ya karşı Ermeniler'in silahlı mücadele başlattığını kaydetti. Halaçoğlu, şöyle devam etti:

''İlk olarak Çatak'ta isyanda bulunuldu. Daha sonra ise Van'da isyanlar başladı. Van'ın Ermeniler'in eline geçmesi sırasında 100 bin, Kars'ın işgalinde 20 bin Müslüman katledildi. Benim en çok hayretler içinde kaldığım konu, mücadele edilen topraklar Osmanlı toprağı, saldıranlar ise İngiltere, Rusya ve Fransa olmasıdır. Hem bizim topraklarımıza saldırıp, bizi müdafaa zorunda bırakıyorlar hem de Ermeniler'e soykırımda bulunduğumuzu öne sürüyorlar.''

Kars, Iğdır, Bitlis, Muş, Van ve Erzurum'da Ermeni komitelerince insanların katledildiğini anlatan Halaçoğlu, ''Kars'ın Subatan ve Derecik ilçelerinde toplu mezarlar açıldı. Iğdır'da tam 21 köyde Ermeniler tarafından katliam yapıldı. Tehcir denilen dönemden önce Ermeni komiteleri tarafından 122 bin insan katledildi'' dedi.

Tehcirden sonra ise katledilen insan sayısının 410 bin olduğunu aktaran Halaçoğlu, ''Öldürülen Müslümanlara ne ad verilecek? Bunu batı dünyası ve sözde soykırım iddialarını kabul eden parlamentoların düşünmesi gerekir'' diye konuştu.

-''MİLLETLERİN HAFIZASI TARİHTİR''-

Tarihin sadece geçmiş olayları anlatmadığını aynı zamanda milletlerin hafızası olduğunu ifade eden Halaçoğlu, ''Milletlerin hafızası tarihtir. Türkiye talihsiz bir millet gibi algılanmaktadır'' dedi.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde Anadolu'da yaşayan pek çok uygarlığın izlerinin yer aldığını anımsatan Halaçoğlu, ''Türkiye Cumhuriyeti de Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde yer almak istemiyorsa her şeyden önce çağın en önemli hedefi olan bilgi çağına ulaşmalıdır'' diye konuştu.

Konuşmaların ardından, toplantıya katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Halaçoğlu'na birer teşekkür plaketi verildi.

Kafkas Üniversitesi Korosu, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu ile sanatçılar Özhan Eren ve Musa Eroğlu da konser verdi.

PROF. DR. HALAÇOĞLU, "ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASINDAKİLERİN TÜRKLERİN KATLEDİLMESİNE SESSİZ KALMASI ENTERESANDIR"

Sarıkamış Şehitleri anma törenlerine katılan Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 1. Dünya Savaşı sırasında hem Kafkasya'da hem de Balkanlarda milyonlarca Türkün göçe zorlandığını ve bunların da birçoğunun hayatını kaybettiğini ifade ederek, "Fakat enteresandır ki, böyle bir pozisyonda dünya buna sessiz kalmaktadır." dedi.

Sarıkamış Allahuekber Dağı Şehitleri'nin 93. anma yıldönümü programına katılan TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 'Birinci Dünya Savaşı ve Sarıkamış' adlı bir söyleşi yaptı. Söyleşiye, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden, AK Parti Kars milletvekilleri Zeki Karabayır, Mahmut Esat Güven, Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, Sarıkamış 9. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ferit Güler, Kaymakam Rahmi Köse, Belediye Başkanı İlhan Özbilen ve davetliler katıldı. "Sarıkamış'taki 60 bin kayıp, hangi ölçüde değerlendirilebilir gibi bir soru sorulabilir" diyen Halaçoğlu, Sarıkamış'ın tıpkı Çanakkale gibi çok özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Çanakkale'yi Osmanlı Devletinin, Türklerin ölüm kalım mücadelesi verdiği bir savaş olarak tanımlayan Halaçoğlu, "Ve gerçekten o küçücük alanda verilen mücadele belki dünya savaş tarihinde pek rastlanmayan bir mücadeledir. Dengesiz bir şekilde karşılıklı olarak silahın yer aldığı bir savaştır. Sarıkamış'ta ise aslında çok büyük ideallerle bir savaşa çıkılmıştır. Çünkü 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Evliye-i Selase denilen Kars, Ardahan ve Batum'un Ruslara terk edilmesiyle birlikte Osmanlı, çok önemli stratejik bölgesini kaybetmiştir. Kaldı ki, bu coğrafyanın kaybedilmesi Osmanlı Devleti ile Kafkasya arasındaki irtibatı da koparmıştır. Azerbaycan başta olmak üzere Kafkasya çok büyük yıkımlara neden olmuştur. Nitekim Kafkasya'dan Anadolu'ya göç edenlerin sayısı 2,5 milyondur." diye konuştu.

ERİVAN'IN YÜZDE 80'İ MÜSLÜMANDI

1915 yılında Ermenilerin tehcir edildiğini söyleyenlerin, 1,5 milyon Ermeni'nin nereye gittiğini soranların ve bunlara soykırım yapıldığını iddia edenlerin aslında 93 Harbi'nde sadece 2,5 milyon insanın Kafkasya'dan nasıl sökülüp atıldığını dile getirmemelerinin enteresan olduğunu kaydeden Halaçoğlu, şunları söyledi: "Kaldı ki sadece o dönemde değil, 1914'te 1. Dünya Savaşı'nın başladığı dönemde, Osmanlıların Revan adını verdiği ve bugünkü Erivan dediğimiz Ermenistan'ın başkentinin nüfusunun yüzde 80-85'i Müslüman idi. Bunlar başta olmak üzere Tiflis ve bu bölgeden sürgün edilenlerin sayısı 1 milyon 300 bindir. Ve bunun ancak 701 bini Anadolu'ya gelmiştir. Diğerleri yollarda hastalıktan, eşkıya saldırılarından ve diğer sebeplerden kırılmıştır. Şimdi sadece Kafkasya'dan gelen insanların sayısını dikkate aldığınızda ve buna bir de Balkanlardan gelen göçmenleri eklediğinizde yaklaşık 5 milyon insan yerini terk etmiştir. Bunlardan 1,5 milyon insan hayatını yollarda kaybetmiştir. Dolayısıyla 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ülkenin nüfusu 13 milyondur ve bunun 5,5 milyonu Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenlerdir. Bunu dünya tarihinde nüfusun demografik tarihi olarak alırsak nüfusun en büyük yer değiştirme savaşları olarak değerlendirilebilir. Fakat enteresandır ki, böyle bir pozisyonda dünya buna sessiz kalmaktadır." Halaçoğlu, Kars, Iğdır, Bitlis, Muş, Van ve Erzurum'da Ermeni komitelerince insanların katledildiğini aktararak, Kars'ın Subatan ve Derecik köylerinde toplu mezarların açıldığını ve Iğdır'da tam 21 köyde Ermeniler tarafından katliam yapıldığını söyledi."

Tehcirden sonra ise katledilen insan sayısının 410 bin olduğunu dile getiren Halaçoğlu, "Öldürülen Müslümanlara ne ad verilecek? Bunu batı dünyası ve sözde soykırım iddialarını kabul eden parlamentoların düşünmesi gerekir." ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından, toplantıya katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Halaçoğlu'na birer teşekkür plaketi verildi. Kafkas Üniversitesi Korosu, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu ile sanatçılar Özhan Eren ve Musa Eroğlu da konser verdi.

10 Nisan 2007 Salı

Washington Post: Gül, ABD'yi uyardı

Washington Post'un tanınmış köşe yazarı Jim Hoagland, Dışişleri Bakanı Gül'ün Kongre'yi Irak ve Ermeni tasarısı konusunda uyardığını belirtirken, Gül'ün kendisine “Başkan Bush'un yeni stratejisini destekliyoruz ve ona bir şans verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dediğini aktardı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Kongre üyeleri ile görüşmelerinde Irak ve Ermeni tasarısı konusunda uyardığı bildirildi. Washington Post gazetesinin tanınmış köşe yazarı Jim Hoagland, Gül'ün kendisine “Başkan Bush'un yeni stratejisini destekliyoruz ve ona bir şans verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dediğini aktardı. Hoagland, Gül'ün Ermeni tasarısının geçmesi halinde ikili ilişkileri yıkılacağını kuvvetli bir biçimde dile getirdiğini de yazdı.
Washington Post yazarı Jim Hoagland, “Capitol Hill'deki diplomatlar” başlıklı yazısında yabancı diplomatların giderek artan bir biçimde Kongre yolunu tuttuklarını, bunun da demokratların kontrolündeki Kongre'nin yeni gücünün bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Hoagland, Başkan George W. Bush'un yasamayı önemsememe tavrının geri teptiğini ve bunun sonucunda da Kongre'nin ele almaya pek de hazırlıklı olmadığı politika geliştirme görevini üstlenmeye itmeye katkıda bulunduğunu belirtti.

Demokratların Irak'taki Amerikan askerlerini en kısa bir süre içinde çekilmesini sağlamayı görev gibi gördüklerini kaydeden Hoagland, Kongre yolunu tutan yabancı diplomatların arasında Türkiye ve Mısır Dışişleri Bakanları Abdullah Gül ve Ahmed Abdül Geit'in de bulunduğuna dikkat çekti. Hoagland şunları yazdı:

“Hızlı bir çekilmeyi sağlama çabaları, komşu Irak'taki şiddet ve kaotik koşullar nedeniyle zaten sarsıntıya uğramış Türkiye ve bölgedeki Arap devletlerinde alarm yaratıyor. Yeni güç dengesini değerlendirmek ve Washington'un Irak'ta sabırlı olmayı teşvik etmek üzere geçen hafta Capitol Hill yolunu tutan diplomatlar arasında Türkiye ve Mısır dışişleri bakanları da vardı.”

ABD TÜRKİYE İLİŞKİLERİ YIKILIR

Gül ve Geit'in ülkelerinin Irak savaşına karşı çıktığına dikkat çekerken ikisinin Kongre üyelerini Amerika'nın hızlı bir biçimde çekilmesinin yol açacağı “felaket”i düşünmeye çağırdıklarını kaydeden Hoagland, Gül'ün kendisine “Başkan Bush'un yeni stratejisini destekliyoruz ve ona bir şans verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dediğini aktardı. Hoagland şöyle devam etti:

“Beklendiği gibi, Capitol Hill'deki görüşmelere ikili kaygılar damgasını vurdu. Gül, bir asır önce Osmanlı Ermenilerin kitlesel katlini 'soykırım' olarak kınayan bir tasarının Kongre tarafından onaylanması halinde, ABD-Türkiye ilişkilerinin yıkılacağını küvetli bir biçimde savundu.”

Jim Hoagland, yazasına son verirken de Demokratların Kongre'nin ABD'nin dış politikasını sekilendirmede başlıca kriter olarak seçim sonuçlarını kullanmaması uyarısını da yaptı.

yenişafak

1 Nisan 2007 Pazar

Yazıcıoğlu: Akdamar kilisesini açmaktan vazgeçin

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, “Ben burada Başbakanı ikaz ediyorum: Bütün milletimizi özellikle Vanlı hemşehrilerimizin içini yaralayan ve kanatan Akdamar Kilisesi'ni açmaktan vazgeçin, böyle bir lekeyi resmileştirerek muhteşem tarihimizi kirletmeyin” dedi.

Partisinin il teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katılmak üzere Van'a gelen Yazıcıoğlu, partililerle, Van Kalesi'nin arka kısmındaki Eski Van Şehri'nde bulunan Ulu Cami'yi ziyaret etti.

Ziyaretin ardından basın toplantısı düzenleyen Yazıcıoğlu, Van'a, gündemi değerlendirmek ve vatandaşlarla duygu ve düşüncelerini paylaşmak üzere geldiklerini söyledi.

Tarihin her döneminde Türk'ün toprağı olarak kalmış Van'daki Akdamar Kilisesi'nin, bir Türk Başbakanın açılışını yapmasıyla ilgili basın açıklaması yapacağını hiç düşünmediğini vurgulayan Yazıcıoğlu, şunları söyledi:

“Dini vecibelerini yerine getirmek amacıyla yeniden yapılan ibadethanelere karşı değiliz. Yeter ki ibadethaneler hangi dinden olursa olsun amaçlarına uygun icraatlar yapsınlar. Din örtüsü altında devletleri, milletleri ve diğer dinleri yok etmeyi hedeflemesinler. Soykırımı iddialarına dayanarak, Türk milletini, muhteşem tarihiden kopararak, eli kanlı soykırımcı gibi gösterme çabaları hiçbir zaman bitmemiştir. Günümüzde Ermenilerin, suçsuz diplomatlarımızı öldürmekle yetinmeyip uluslararası havaalanlarında halkın üzerine ateş açarak her milletten insanları öldürmeleri, onların tarihte neler yaptıklarının en açık delilleridir. Sözde Ermeni topraklarının geri verilmesi şartını koyan Avrupa Birliği'ne AK Parti Hükümetinin uyum göstermesi asla kabul edilebilecek bir durum değildir.”

AKDAMAR KİLİSESİ

Bu gelişmeler karşısında Başbakan Erdoğan'nın, Akdamar Kilisesi'nin açılışına Ermenistan Hükümetini davet etmesinin konuya uluslararası bir boyut kazandırdığını belirten Muhsin Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Biz topraklarımızda, ecdadımızdan bize devredilmiş olan bu kültürel varlığı yaşatmak ve korumak mecburiyetindeyiz. Elbette bunların tamirinin yapılması ve yaşatılması taraftarıyız. Ancak Akdamar Kilisesi'ni açacaksanız, bunu Türkiye Cumhuriyeti'nin bir mirası olarak ele alacaksınız, kendiniz yapacaksınız. Kiliseyi Ermeni cemaatiyle de açabilirsiniz. Buna hiçbir şey demeyiz. Ama sanki Ermenistan'ın malıymış gibi, mirasıymış gibi Ermenistan yönetimini buraya davet ederek doğrudan ilişkilendirmek asla kabul edilemez bir hatadır. Ben burada Başbakanı ikaz ediyorum: Bütün milletimizi özellikle Vanlı hemşehrilerimizin içini yaralayan ve kanatan Akdamar Kilisesi'ni açmaktan vazgeçin, böyle bir lekeyi resmileştirerek muhteşem tarihimizi kirletmeyin.”

Van'da ziyaret ettikleri Ulu Cami ve etrafındaki Eski Van Şehri'nin harabeye dönüştüğünü anlatan Yazacıoğlu, o harabelerde binlerce Türk'ün, Ermeniler tarafından şehit edildiğini söyledi.

Van yöresinde 200 bine aşkın Türk'ün, Ermeniler tarafından vahşice katledildiğini ifade eden BBP lideri Yazıcıoğlu, şunları kaydetti:

“Türklerin katledilmesi Akdamar Kilisesi tarafından yönetilmiştir. Başbakanın bu tutumu, bağımsızlığımızın ve güvenin teminatı olan Lozan'ın inkarına ve Sevr'in yeniden gündeme vurmasına zemin hazırlamıştır. Osmanlı döneminde, bunünki Ermenistan'da 22 cami vardır. Şimdi sadece gök mescit kalmıştır. Ermeni kiliseleri tarih boyunca dini vecibelerini yerine getirmekten daha çok Ermeni toplumunun siyasal otoritesi olmuştur. Kiliseler, dinciliğe, ırkçılığa militan yetiştirme yuvaları olmuştur.”

“SOYKIRIMIN MERKEZİ AKDAMAR KİLİSESİ”

Bütün bu soykırımların esas itibariyle Akdamar Kilisesi tarafından organize edildiğini savunan Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Akdamar Kilisesi'nin papazları, rahipleri ve keşişleri dini vecibeleri görüntüsü altında cinayetlerin en azılı elamanları olarak tarihte yerlerini almışlardır. Başbakanın açılışta resmileştirmeyi planladığı Akdamar Kilisesi harp okulu özelliğinde bir ruhban okulu olarak militan misyoner yetiştiren bir hain yuvası olmuştur.Akdamar Kilisesi'ni 4-5 milyon YTL'ye restore eden Başbakan Erdoğan, ecdat yadigarı bu camiyi görmezden gelmektedir.

Bir milletin tarihinin bu kadar ihmal edilmesi, kalan miraslarına bu kadar umursamaz olunması affedilmeyecek bir hatadır, hatta ihanettir.”

Muhsin Yazıcıoğlu, kesinlikle Ermeni düşmanı olmadıklarını ve kendi vatan topraklarımızda yaşayan Ermenilerin can ve mal güvenliliğinin teminatı olduklarını da sözlerine ekledi.

Bu arada, BBP Trabzon İl Başkanının gözaltına alınmasıyla ilgili soru üzerine Yazıcıoğlu, İl Başkanının, Merkez Kurulu yedek üyesi 4 kişi ile birlikte gözaltına alındığını anımsattı.

Yazıcıoğlu, “Ben yarın sabah, burada Trabzon olayı ve Hrant Dink cinayeti ile ilgili gelişmeler hakkında sizlere değerlendirmeler yapacağım” dedi.

Muhsin Yazıcıoğlu ve partililer daha sonra Van'daki Zeve Şehitliği'ni ziyaret etti.


hürriyet

Bruce Fein: "Ermeniler Osmanlıya İhanet Etti"

ABD'nin eski başkanlarından Ronald Reagan'ın hukuk danışmanı Bruce Fein, Ermeni soykırım iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu ve ABD Kongresinde Ermeni tasarısının imzaya açılmasının tamamen iç politik kaygılardan kaynaklandığını söyledi.

Fein , New York Baruch Koleji Öğrenci Birliği ve Türk Amerikan Dernekleri Federasyonunun (TADF) davetiyle üniversitede “Osmanlı İmparatorluğunda Azınlıklar” konulu bir konferans verdi ve ağırlıklı olarak Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili konuştu.

ERMENİLER OSMANLI'YA İHANET ETTİ

Ermeni soykırım iddialarının doğru olmadığını söyleyen Fein, konuşmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun, topraklarında yaşayan tüm azınlıklara karşı son derece anlayış gösterdiğini, azınlıkların kendi kanunları ve dini özgürlüklere sahip özerk bir statüde varlıklarını sürdürdüklerini söyledi.

Özellikle Ermenilerin Osmanlı yönetiminde yüksek makamlarda görev yaptıklarını hatırlatan Fein, Ermenilerin, 19. yüzyıldan itibaren gücünü kaybetmeye başlayan Osmanlılar'a karşı bağımsızlık yolunda ayaklandıklarını ve Ermeni terör çetelerinin Birinci Dünya Savaşı'nda Rusya ve Fransa ile işbirliği yaparak Osmanlı ordusuna karşı savaştıklarını, pekçok Müslüman Osmanlı'yı öldürdüğünü anlattı.

Fein, “Ermeniler'in yaptığı Osmanlı'ya ihanetti ve bu durumda Osmanlı
yönetimi askeri açıdan hassas olan bölgelerdeki Ermenileri bölgeden çıkartmak
istedi” diye konuştu. Fein bu sırada bazı talihsiz olayların yaşandığını, ancak bunlara “soykırım” demenin mümkün olmadığını söyledi.

Fein iki tarafta da kayıplar olduğunu belirterek Müslüman Türklerin kayıplarının 2 milyon, Ermeni kayıplarının ise 300 ile 600 bin civarında olduğunun sanıldığını ancak Ermenilerin kendi kayıplarının sayısını giderek arttırdıklarını söyledi.

Fein, 1948 BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme'de soykırım tanımının yapıldığını ve o tanıma göre Osmanlıların Ermenileri din, ırk, etnik ayrımcılık gibi nedenlere dayanarak yok etmek gibi bir amaçlarının hiçbir zaman olmadığının görüldüğünü söyledi. Fein, Ermenilerin en yoğun yaşadığı İstanbul'dan hiçbir Ermeni'nin ayrılmasının istenmediğini belirterek konuşmasına şöyle devam etti:

“Osmanlı'nın böyle bir amacı olsa Ermenilere kötü davranan Osmanlı subay ve askerleri mahkum edip bazılarını idam eder miydi? Örneğin siz Hitler'in Yahudilere kötü davranıp onları gaz odalarına gönderen SS subaylarını idam ettirmesini hayal edebilir misiniz? Ya da Hitler'in Berlin'de yaşayan Yahudiler'e dokunmayıp onları toplama kampına göndermemesini düşünebilir misiniz?”

Fein, Ermenilerin iddialarını soykırım olarak sunmasının, “soykırım” tanımlamasının ciddiyetini de ortadan kaldırdığını söyledi.

“MADEM KANITLARI VAR...”

Soykırım iddialarıyla mağdur psikolojisi taşıyan Ermeniler'in ABD'deki ve Ermenistan'daki arşivleri açmadıklarını anlatan Fein, “Peki Ermeniler bu arşivleri neden gizli tutuyor, madem kanıtları var, neden Uluslararası Adalet Divanı'na gitmek istemiyorlar? Çünkü arşivlerinde çıkacak sonuçların kendilerinin bağımsızlık kazanmak için Osmanlı'ya ihanet ettiklerini, Müslüman Türkleri öldürdüklerini ve teröre başvurduklarını çıkaracak da ondan” diye konuştu.

Fein, kurban olduğuna inanan Ermenilerin ABD'de başlattıkları ASALA terörüyle Ermeni iddialarını reddeden pekçok Türkü öldürdüğünü de hatırlatarak yakalanan Ermeni teröristin kahraman olarak görüldüğünü ve okul kitaplarında Türklere karşı nefret duygularının aşılandığını vurguladı.

“ABD KONGRE ÜYELERİNİN TARİHİ OLAYLARDAN HABERİ YOK”

Konuşmasında, ABD Kongresine sunulan Ermeni karar tasarılarından da söz eden Fein, “ABD Kongresinin bu tarihi konuyla ilgili karar alması Einstein kuramlarıyla ilgilenmesi gibi bir şey. Kongre üyeleri bu konuyla ilgili hiçbir şey bilmiyor, yalnızca seçmen baskısı ve yeniden seçilme endişesinden dolayı bu karara imza atıyorlar. Şu anki durum, Türk parlamentosunun çıkıp Amerikalıların Kızılderilere soykırım yaptığını söylemesi ve bu konuda bir kararı oylaması gibi trajik bir şey ve çok yanlış” dedi.

Fein, ABD'deki Ermeni lobisinin son derece güçlü ve zengin olduğunu hatırlatarak “Politikacılar tarihi değil seçim bölgesindeki seçmenlerin isteklerini çalışıyorlar ve onları kazanmak istiyorlar” diye konuştu.

“GERÇEK KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKMAYABİLİR”

Bu gerçek dışı iddialara karşı Türklerin ve Türkiye'nin bir stratejisi olması gerektiğini belirten Fein “Soykırım yaşanmadı, ama sadece bunu söylemekle iş bitmiyor” dedi.

Fein, ABD'de Kongre üyelerine mektuplar yazılması gerektiği, bu konuda dergilerde, gazetelerde makaleler yazılması ve bu konunun tartışılması gerektiğini söyledi. Fein “Önyargıları değiştirmek zor ve ağır bir süreçtir ama bu konuda ciddi adımlar atılmalıdır. Bazen gerçeğin kendiliğinden ortaya çıkacağını düşünmek doğru olmayabilir” dedi.

“TASARININ KABULÜ YA DA REDDİ YÜZDE 50-50 GİBİ”

Konferanstan sonra Kongredeki Ermeni karar tasarısıyla ilgili Türk gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fein, “Demokratların özellikle şu an Irak'ta devam eden kaos ortamında Türkiye'nin desteğini kaybetmek isteyeceklerini sanmıyorum. Bu konuda iyimserim ama yine de tasarının kabulü ya da reddi yüzde 50'ye 50 gibi” dedi.

Tasarının kabülünün iki ülke ilişkilerini kötü yönde etkileyeceğini söyleyen Fein, “Bu konu tamamen siyasi bir konu olarak karşımızda ve ABD'nin kendi iç politika endişeleri yüzünden imzaya açıldı. Kongre üyeleri tarihsel açıdan konuyla ilgili hiçbir şey bilmiyor, ancak seçmen baskısı ve (Ermeni lobilerinden gelen) parasal katkılar söz konusu” dedi.

Fein, Ermenilerin arşivleri açmama nedeninin, kendilerinin saklayacak oldukları şeyleri olduğunu kanıtladığını da belirterek şunları söyledi:

“ABD'de ya da dünyanın başka bir yerinde parlamentolarda oylanan ya da kabul edilen bu tasarılar tamamen Ermeni seçmenlerin baskısından kaynaklanıyor. İki taraf için de olaylar trajik, ama soykırım söz konusu değil. Bu konuda Bernard Lewis ya da Justin McCarthy gibi tarihçiler çıkıp doğruları söylüyor, ama herkesin bunu yapmasını bekleyemezsiniz, çünkü bu çok cesaret ister. 'Bu iddialar asılsızdır' dediğinizde geceleri evinize tehdit telefonları gelebilir, çocuklarınız taciz edebilir ya da evinize saldırı düzenlenebilir.”

“ASIL KURBAN TÜRKİYE VE AMERİKALI TÜRKLERDİR”

Fein, uluslararası topluma sürekli mağdur olduğunu söyleyen Ermenilerin ABD'de bu tür karar tasarılarının alınmasını sağlayarak iddiaların gerçek olmadığını söyleyen Amerikalı Türklere gözdağı vermek istediklerini vurguladı.

“Aslında şu an asıl mağdur Türkiye ve Amerikalı Türklerdir” diyen Fein, Ermenilerin bu tür kararlarla Türkiye'nin ve Türklerin onurunu ve imajını zedelemek istediğini anlattı.


alaturka online


yabancı birinin ağzından ermenilerin ne mal olduğunu gösteriyor.

Devletteki dönme Ermeniler kim?

Bugün Türkiye'de 80 bin gizli Ermeni olduğu iddia ediliyor.. İçlerinde devlette ve özelde önemli görevlerde bulunanlar var. İddia bu! Prof. Hasan Köni anlatıyor. iyibilgi özel

Hırant Dink cinayetiyle alevlenen Ermeni meselesi, özellikle cenaze töreninin pratiğinden rahatsız olan bir kesimi de ortaya çıkardı. Bu kesime göre Türkiye’de ciddi bir “kripto-gizli Ermeni” meselesi bulunuyor.

Buna göre şu an Türkiye’de (açık olanlar dışında) 80 bin civarında gizli Ermeni bulunuyor. Bu işin bir yönü. Bir başka yönü ise bu gizli Ermenilerin bir kısmının devletin kurumlarında kritik, özel sektörün ve eğitimin bazı kurumlarında da üst düzeyde bulunmaları.

Çok eski bir öykü!..

1910’lu yıllarda tehcir uygulamasından etkilenmemek, evinden ve yurdundan olmamamak için Müslüman olan Ermeniler bulunuyor. Elbette kimlikleri bugün bilinmiyor. Ancak rakamın 300 ile 400 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.

Gizli Ermeniler içinde Türk-Müslüman ailelere girmiş, evlatlık edinilmiş, evlenmiş çok kişi bulunuyor. Zamanla, günümüze kadar gizli Ermenilerin bir kısmı asimile oluyor, bir kısmı da gizliliğini koruyarak geliyor.

Bazı bilim adamına göre bu kripto Ermeniler içinde “devletin içinde yüksek rütbeye gelmiş Ermeni kökenli dönmüş insanlarımız bulunuyor.” Esasen bu tez Türkiye’de yaşayan açık Ermeniler tarafından da zaman zaman gündeme getirilmiş.

Prof. Köni: 'Devlette Ermeni kökenli vatandaşımız vardır'

İnkılap Tarihi Enstitüsü başkanlığı da yapmış olan Prof. Dr. Hasan Köni bu konuda şunları söylüyor; “Tehcir dönemi öncesinde aileleri ölmüş Ermeni çocuklar Türk ailelerin yanına veriliyor, bir kısmı Müslaman oluyor, bir kısmı evlendiriliyor, bir kısmı tamamen asimile oluyor, nüfusları azalıyor ama günümüzde tabi gizli Ermeniler var. Ve anlamlı bir rakamdır. Devlet içinde önemli görevlere gelmiş, Ermeni kökenli dönmüş vatandaşlarımız da vardır.”

Ancak gizli Ermenilerin hele özel veya resmi kurumlarda, eğitim kurumlarında önemli görevlere yükselmiş dönmüş Ermenilerin kesin sayısı bilinmiyor. Yine de Dink cinayetinin gizli Ermeni vatandaşlarımız açısından bir dönüm noktası yaratacağı inancı bulunuyor.

Bu inancı dile getirenlerden birisi de bu hafta Aksiyon Dergisi’nin bu konudaki sorularını yanıtlayan, İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Salim Cöhce.. “Türkiye’deki gizli Ermenilerin ne yapacağı belli değil.. İleride en etkili sonucu verecek olan, geçmişte İslam’ı tercih etmiş Ermeniler üzerinde yapılan çalışmalar olacak….. Kesin bir nüfus tahmini doğru bir sonuç vermeyebilir.. Fakat bu durumda olanların 80 ila 100 bin civarında olduğunu düşünüyorum. Mesela Malatya’da kendini gizleyen 3 bin 500 civarında ailenin benzeri özellik taşıdığı biliniyor ki, bu 10-12 bin Ermeni nüfusa tekabül eder.”

Elbette gizli ya da açık Ermeni asıllı Türkiye vatandaşları üzerinde yapılan bu tartışmalar daha çok sürecek gibi.. Ancak Hırant Dink’in cenaze merasiminin bu konuyu yeniden ısıttığı da bir gerçek.

iyibilgi.com

25 Mart 2007 Pazar

Osmanlı Son Dönemleri Göç Hareketleri

Osmanlı Yıkılış Dönemi Göç Hareketleri

Osmanlı Devletinde görülen başlıca göç tarzı ele geçirilen yerleşim birimlerinin yeniden canlanması amacıyla buralara yapılan nüfus hareketleridir. Osmanlı devletinde nüfus hareketlerine devlet müdahalesi her zaman söz konusu olmuştur. Böylece Osmanlı imparatorluğundaki göç hareketlerinin ağırlıklı olarak devlet eliyle planlandığı ve kontrol edildiği yönündeki belirleme haklı bir bakış açısı kazanmaktadır.

Örneğin 1453 yılında İstanbul’un Bizanslılar tarafından alındığı zaman kent nüfusu yalnızca 50.000 idi Fatih Sultan Mehmet kenti canlandırmak ve nüfusu arttırmak için hemen bir seri önlemleri yürürlüğe koydu.İstanbul’un nüfusunu arttırmak için Anadolu ve Mora yarım adasından nüfus getirildi buralardan getirilen çoğu tüccar ve zanaatkar olan kişilere evler verilmişti.Nüfus kadar nüfusun becerileri de önemliydi 1520 yılına gelindiğinde kent nüfusu alınan önlemler ve imparatorluğun genişlemesiyle artan refah sonucu 400,000’e ulaştı.

Görüldüğü üzere Osmanlı imparatorluğu işgal sonrası nüfus dönüşümüne yönelik politikalar uygulamıştır. Bunun yanı sıra imparatorluğa başkaldırmış grupları cezalandırmada sürgünlerinde göç açısından yeri önemlidir.Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamasıyla azınlıkların devlet kurarak ayrılmaları ve imparatorluğun dağılma sürecinde sayısı binlerle ifade edilen göçler olduğu bilinmektedir.bu göçlerin genellikle Türk asıllı insanların yeni kurulan devletlerde uygulanan homojen nüfus yaratma politikaları sonucunda,gördükleri baskıdan kurtulmak amaçlı, yani zorunlu göçler olduğu bir gerçektir.

Osmanlı İmparatorluğunun karşılaştığı ilk dış göç olgusu 1789’da Kırımdan gelen göçle olmuştur.

Kırım, Ruslar tarafından işgal ve tahrip edildiği sırada (1771) 35.000 Kırımlı Türk kılıçtan geçirildi.bu türlü şiddet hareketleri karşısında Anadolu be Balkanlara göçler yapıldı. Bu göçlerin en önemlisi 1789-1790 yılları arasında oldu ve 1800’e kadar devam etti. Böylece yaklaşık 500 bin kişi Kırımdan ayrıldı.

1812 yılında Osmanlı devletinin Rusya’ya karşı Fransa’yla işbirliği yapması sonucu Ruslar Kırım Türklerine yeniden zulüm yapmaya başladılar Bir süre sonra göçlere Nogaylar’da katıldı.

93 Harbinden sonra göç hareketleri tekrar başladı ve toplam 400,000 kişi göç etmiş oldu.

Kuzey Kafkasya’dan Göçler:

Türklerin yoğun olarak bulundukları bölgelerden biri olan kuzey Kafkasya’ya ilk Rus akını 1768’de oldu. Kuzey Kafkasya halkı önce Türklerle birlikte Ruslara karşı savaştı fakat düşman sayısının fazla olmasından dolayı yenilerek 10,000 kişilik bir kafile halinde Anadolu’ya göç ettiler.

1855-1859 yılları arasında Ruslarla yapılan bağımsızlık savaşı sonucu yanilgi alınmasıyla 1855-1863 yılları arasında 295,000 kişi Türkiye’ye göç etti.

1864’te Batı Kafkasya ve Kuban havalisinde Türkler bir ay içinde yurtlarını terk etmek zorunda bırakıldılar. Bir milyondan fazla insanın büyük bir kısmı Ege limanları ve İç Anadolu’ ya gönderildi yaklaşık 400 bin kişi yolda öldü. 1886 yılına kadar yaklaşık 2 milyon insan Türkiye’ ye göç etmek zorunda kaldı. Bunlar arasında Türkler, Avarlar, Çeçenler ve Çerkezler vardır.

Azerbaycan’dan Yapılan Göçler: Azerbaycan’dan yapılan göçler 1800’den başladı.1920 yılına kadar yaklaşık 45,000 kişi göç etti. Kars Ardahan ve Iğdır bölgelerine yerleştiler.

Yunanistan’dan Yapılan Göçler: Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde görülen en ilginç göç hareketlerinden en ilginç olanı Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan ve resmi adı: ”Yunan ve Türk halklarının mübadelesine ilişkin sözleşme ve protokol” sonucunda ortaya çıkan göçtür. Ulus devletlerin kendi aralarında anlaşarak azınlıklardan değiş tokuş la kurtulmaları bu protokolle devlet hukukuna bir örnek olarak yerleşmiştir. Yunanistan’la yapılan bu mübadelenin ortaya koyduğu sonuç yaklaşık 1 milyon 600 bin kişinin doğup büyüdüğü ve kendisine ait gördüğü yerlerde göçürülmesi olmuştur. Bu şekilde Anadolu da yaşayan yaklaşık 1 milyon 200 bin Rum ‘un ve Yunanistan da yaşayan 400 bin civarında Müslüman’ın karşılıklı değiş tokuş u gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’nin Yunanistan’la yapmış olduğu karşılıklı nüfus mübadelesi ne yazık ki ülkemiz için ekonomik açıdan önemli bir kayıptır. Anadolu’dan giden 1 milyon 200 bin Rumun çoğunluğunun zanaatkar ve ticaret erbabı olması buna karşılık Yunanistan’ dan gelen 400 bin Müslüman’ın tarımdan başka bir şey bilmemesi sorunun önemini ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin Yunanistan la gerçekleştirdiği nüfus mübadelesi ulus devlet için homojen bir nüfus oluşturma gayreti olarak görülse bile hiçbir zaman sonuca ulaşmamıştır. Kendilerini Türk milliyeti dışında gören diğer unsurların varlığı bunun en iyi örneğidir.


Ermeni Tehciri :

Birinci Dünya Savaşı sıralarında Ermenilerin savaş sahasında kalmaları ve bazı Zaralı eylemleri yüzünden İttihat ve Terakki Partisi tarafından yerleştirilmek üzere Suriye’ye gönderilmeleridir. Birinci Dünya Savaşı öncesine kadar Osmanlı topraklarında Ermeni ayrılıkçı ve silahlı grupları propaganda çalışmalarını silahlı eyleme kadar götürmüşlerdir. Osmanlı Bankası baskını ve devlet başkanına bombalı saldırı bunlardan sadece birkaçıdır. Ermeni ayrılıkçı hareketi diğer ülkelerde Osmanlı ile ilişkilerde bir kart olarak görülmüş ve zaman zaman kullanılmıştır. İngiltere, Fransa, Rusya ve diğer bazı devletler Ermenilerin haklarını gerekçe göstererek çok sayıda olayda Osmanlı Devletinin iç işlerine karışmıştır. Berlin Antlaşması bunun en açık örneğidir. Bazı Ermeni gruplarda bu ilgiyi teşvik etmiş ve bunu iç amaçlarında kullanmak istemişlerdir. Birinci Dünya Savaşı esnasında Rusya, Osmanlı ile arasında Ermenileri bir tür kalkan olarak kullanmıştır. Ermenilerin içeriden, kendisinin dışarıdan saldırmasıyla Osmanlı ordularını yenmeyi amaç edinmiştir. Savaş ilerledikçe Doğu Anadolu da Ermeni terör gruplarının saldırısı artmış ve Osmanlı ordusundan İstanbul’a önlem çağrıları gelmeye başlamıştır. İstanbul Hükümet’i bu olaylar karşısında iki seçenek görmüştür: 1. Sadece Ruslara yardım eden ve yardım etme ihtimali bulunan Ermenileri Rus ordusu ile kendi arasına alarak onları Rusya’ya sürmek ki bu durumda kayıplar çok fazla olurdu. 2. Ermenileri toplu olarak savaş sahasından uzaklaştırmak.

İkinci seçenek tercih edilmiştir ve özellikle savaş alanına yakın olan Ermeni nüfus Suriye ve çevresine göç ettirilmiştir. Tehcir için kanun çıkarılmış göç edecek Ermenilerin ihtiyaçlarının karşılanması için yasal çeşitli önlemler alınmıştır. Ancak savaş şartlarlı, Kürt çetelerin saldırıları, salgın hastalıklar ve kıtlık sebebiyle çok sayıda ,ermeni yolda hayatını kaybetmiştir. Bu kayıpların 100 bin civarına olduğu sanılmaktadır. Türk araştırmacılardan bu rakamı 400 bine kadar çıkartan olmuştur. Ancak Ermeni Diasporası ve Ermenistan bu rakamı 600 bin ile 2.5 milyon arasında geniş bir yelpazede yorumlamaktadır. Yaklaşık 1.5 milyon Ermeni tehcir edilmiştir.

Bulgaristan’dan Alınan Göçler : Rusların 1828’de Tuna’yı aşarak Edirne’ye kadar gelmesi ve Bulgarları Türklerin üzerine saldırtması sonucunda bozguna uğrayan şehir ve kasabalardaki perişan halde 30 bin Türk Türkiye’ye göç etmiştir. 1876’da Rusya, Almanya ve Avusturya tarafından Balkanlar bölündü. Avusturya Bosna-Hersek’ i aldı ayrıca Bulgarlar ve Sırplara Rusya himayesinde bağımsızlık verildi. Aynı yıl Bulgarlar Türklere karşı şiddet hareketlerine giriştiler. Buradaki Türkleri korumakla görevli Türk ordusunun hareketi Avrupa devletlerinin müdahalesiyle durduruldu. 1877 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında yapılan Berlin Antlaşmasıyla Bulgaristan Devleti’nin kurulması kabul edildi. Bu durum Türkler için kötü oldu 1876-1878 yılları arasında 200 bin Türk Edirne ve çevresine yerleşti. 300 bin göçmen Rumeli’den Anadolu’ya geçti. 1.Dünya Savaşında Bulgaristan Türkiye’ nin Müttefiki olunca göç eden kafilelere bazı kolaylıklar gösterdi. Fakat göçmenlerin ellerindeki mal ve mülkün bedelini değerinden çok düşük ödedi. 1885-1923 yılları arasında Türkiye’ye 500 bin kişi göç etti.

Kıbrıs'tan Lozan Antlaşmasıyla ada İngilizlere bırakılınca 24 bin kişi Türkiye’ye göç etti.

11 Mart 2007 Pazar

II. Kılıç Arslan (1155-1192)

Sultan Mes'ûd ölümünden kısa bir süre önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. Başkent Konya ve havalisini alan ve kardeşlerinin üstü durumunda olan Kılıç Arslan, babasının yerine Selçuklu tahtına geçti, fakat kardeşlerinin muhalefetiyle karşılaştı.

Önce kendisine rakip saydığı ortanca kardeşini bertaraf etti. Bundan korkan küçük kardeşi Şahinşâh, Ankara ve Çankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emîri Yağı-basan ile işbirliği yaptı. Taht kavgalarının başlaması II. Kılıç Arslan'a karşı Bizans, Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Sultan önce Danişmendli Yağı-basan ile anlaştı, bundan sonra Ermenileri sindirdi ve arkasından da Nureddin'e karşı harekete geçerek Ayıntâb'ı zabtetti.

Kılıç Arslan'ı artan kudreti ve kazandığı başarılar düşman ve rakiplerini daha sıkı bir işbirliğine sevketti. Ordusu ile Kilikya'da bulunan Bizans imparatoru Manuel Komnenos 1159 yılında Nureddin Mahmud ile Kılıç Arslan'a karşı ittifak yaptı. Kilikya seferinden dönerken ordusunun Kütahya civarında Türkmenler tarafından baskına uğratılması sultan ile imparatorun aralarının iyice açılmasına sebep oldu.

Ertesi yıl Türklere karşı sefere çıkan imparator Eskişehir civarında yine Türkmenler tarafından oldukça hırpalandı. Manuel Komnenos, Kılıç Arslan'a karşı Suriye'deki Franklardan yardım istediği gibi Yağı-basan ile Ankara ve Çankırı taraflarını elinde bulunduran Şahinşâh ile de gizli antlaşmalar yaptı.

Sultan Kılıç Arslan bütün siyasî faaliyet ve entrikaların merkezi olan imparator ile bizzat anlaşmak üzere 1162 yılında İstanbul'a gitti. İmparator Manuel, onun bu gelişini Bizans'ın düşmanlarını biribirine ezdirmek siyasetine uygun olarak büyük bir merasimle sultanı karşıladı ve ağırladı. İki hükümdar arasında varılan antlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşma ve Türkmenlerin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi.

Sultan II. Kılıç Arslan batı hudutlarını emniyet altına aldıktan sonra doğuya dönerek Danişmendliler üzerine yürüdü, Elbistan, Darende ve Tohma suyu boyunu zabtetti (1165). Bu sıralarda Yağı-basan ölmüş ve yerine Zu'nnûn geçmişti. II. Kılıç Arslan bu durumdan istifade ederek Kayseri ve Zamantı havalisini ülkesine kattı. Ankara ve Çankırı havalisini kardeşi Şahinşâh'ın elinden aldı (1169). Kılıç Arslan'ın Malatya'yı kuşatması, Nureddin Mahmud'u harekete geçirdi. Ancak bu iki kudretli şahıs arasında bir savaş olmadı.

1174 yılında Nureddin Mahmud'un ölümü, Selçuklu sultanını bu kudretli rakibinden kurtarmıştı. Artık Anadolu'da Türk birliğini kurmak için engel kalmamıştı. Ertesi yıl Sivas, Tokat ve Niksar ile bütün Danişmend ilinin zabtı tamamlandı. Rakipleri kurtuluşu Bizans impatarotuna sığınmakta buldular.

6 Mart 2007 Salı

Osmanlı'da Gayrimüslimler

Osmanlı Dünyasında Gayri Müslimler


Osmanlı döneminde gayrimüslimlerin evlenme, boşanma gibi özel hukuka ilişkin davaları kendi yönetimleri ve mahkemeleri tarafından kendi kanunlarına göre yürütülürdü.


Siyasal terminolojide ‘imparatorluklar, farklı dil konuşan, farklı dînî ve etnik gruplara mensup insanları bir arada barındıran yapılardır. Bu çerçevede Osmanlı Devleti’ni de bir ‘imparatorluk’ olarak değerlendirmek mümkündür. I. Dünya Savaşı sonrasında ömrünü tamamlamış olan imparatorlukların dünya tarihi içinde en uzun süre hayat sürenlerinden biri de Osmanlı’dır. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu kadar uzun ömürlü olmasının altında yatan gerçek, bir anlamda farklı toplumları bir arada yaşatabilme becerisidir. Osmanlı dünyasında gayrimüslim olmak neyi ifade ediyordu? Osmanlı, çok geniş bir coğrafya üzerinde yaşayan toplumların farklılıklarına rağmen nasıl bir “konsensüs” oluşturabilmişti? Yazımızda bu sorulara cevap aramaya çalışacağız.

Tarihimizin Osmanlı asırlarına baktığımızda fethedilen topraklarda yaşayan farklı dinlere mensup insanların İslâm dinine girmeleri yönünde baskı uygulanmadığı gibi, bu insanların inanç ve vicdan hürriyetlerinin koruma altına alındığı da gözlenmektedir. Üstelik farklı dinlerden olan insanların birinin diğerine baskısına da müsamaha edilmemiştir. Bu konuda Kudüs’de dînî konular yüzünden çıkan gayr-ı Müslimler arasındaki anlaşmazlıkta devletin hakem rolünü üstlendiğini bir örnek olarak zikredebiliriz. Osmanlı’da uygulamaya konulan “millet sistemi” gereği olarak gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının dînî işlerine hiç bir zaman müdahale edilmemiş ve bu sebeple din ve milliyetlerini korumaları mümkün olmuştur.

Osmanlı döneminde gayrimüslimler için “zimmî” kavramı kullanılırdı. İslâm hukukuna göre insanlar, “Müslümanlar” ve “gayrimüslimler” olarak ikiye ayrılırlar. Zimmîler, bir İslâm devletinin himayesi altında yaşamayı kabul eden ve sürekli olarak onun topraklarında oturan “ehl-i ahd”, yani Müslümanlarla anlaşma yapmış olan gayrimüslim topluluklardır.

Osmanlı döneminde gayrimüslimlerin evlenme, boşanma gibi özel hukuka ilişkin davaları kendi yönetimleri ve mahkemeleri tarafından kendi kanunlarına göre yürütülürdü. Devlet, bu konuda onların iç işlerine müdahale etmediği gibi; evlenme, boşanma ve benzeri konularda da özerk bir statüye sahiptiler. Gayrimüslimler, miras konusunda da serbest olup ekip-biçtikleri toprakları akrabalarına miras olarak bırakabilmekteydiler. Her ne kadar miras meselesi gayrimüslimlerin dînî kurumlarına bırakılmışsa da, Osmanlı kadı sicillerinde mahkemelerin gayrimüslimlere ait miras problemlerini çözdüğüne ve bununla ilgili davalara baktığına dair kayıtlara rastlanmaktadır.

Yine şer’iye sicilleri ve diğer arşiv kaynaklarının şehadetleri doğrultusunda; hiç bir gayrimüslim, dini yüzünden haksızlığa uğramadığı gibi, kanun önünde eşit statüsü de korunmuştur. İdarecilerin de gayrimüslim tebaya yönelik haksızlıkları ilgili mercîler tarafından anında ber taraf edilmiştir. Bosna ruhbanlarına ve Galata Cenevizlilerine verilen “emannâmeler” Osmanlı Devleti’nde din ve ırk farklılığından dolayı temel hak ve hürriyetlerin kısıtlamaya gidilmediğinin en bariz örnekleridir. Bu konuda örnek vermek gerekirse; semt pazarlarının günü bile gayrimüslimlerin dinî günlerine denk getirilmemeye çalışılmıştır. Bilecik’de semt pazarının günü mahallî idare tarafından Pazartesi’nden Pazar gününe alındığında; ibadet ettikleri güne rast geldiğinden dolayı gayrimüslimlerin şikâyetleri üzerine pazarın merkezî idare tarafından tekrar Pazartesi gününe alındığı bilinmektedir.*

Osmanlı dünyasında yaşayan gayrimüslimler, özel hukukta kendi dinî kurallarını uygularlarken, ceza hukuku alanında İslâm hukukuna tabi idiler. Diğer taraftan gayrimüslimlere ceza konusunda Müslümanlara verilen cezanın yarısı tatbik edilirdi. Örneğin zina, fuhuş, kız kaçırma gibi suçları işleyen gayrimüslimlere, Müslümanlara verilmesi gereken cezanın yarısı verilirdi. Yine dövme, sövme, yaralama ve öldürme suçlarında da durum aynıydı. Gayrimüslimler, şarap içmekte serbest iken, Müslümanlara şarap satmaları yasaktı.

Gayrimüslimlere, sosyal hayatta çok daha toleranslı davranıldığı açıktır. Osmanlı taşrasındaki gayrimüslimleri ele alan son çalışmalardan anlaşıldığına göre, gayrimüslim ve Müslümanların birbirine çok benzeyen evlerde yaşadıkları ve birbirlerine bağ-bahçe hatta ev de sattıkları görülmektedir. Aynı mahallelerde yan yana evlerde yaşayan bu topluluklar, şikâyetleri için aynı mahkemeye başvurmakta ve aynı işlerle uğraşmaktaydılar.

Gayrimüslimlerin eğer ekonomik durumları iyiyse evlerinde Müslümanlarda olduğu gibi köle ve cariye kullanabilmekteydi. Burada bir şart vardı ki; Müslüman bir köleyi satın alamazlar ya da çalıştırdıkları köle ve cariye İslâm’ı kabul ederse onu derhal bir Müslüman’a satmak zorunda kalırlardı. Bu durum bir fermanla yasaklanmıştı. Bununla birlikte Osmanlı toplumunda zimmîler mağdur duruma düştüklerinde padişaha bir arzuhalle durumlarını arz edebilmekteydiler.

Şeriat’a göre Müslüman bir erkeğin gayrimüslim bir kadınla evlenebilmesine karşılık bunun tersi yasaktı. Böyle evlilikten doğan çocuklar Müslüman olurdu. Şeriatın gerekli görmemesine ve bu konuda bir ferman olmamasına rağmen bazen Ortodoks Hıristiyanlar evliliklerini kadı sicillerine kaydettirirlerdi.

Osmanlı’da gayrimüslim halk eğitim öğretim konusunda da serbestti. Padişahlar, Müslüman olmayan halk gruplarının din başkanlarına birçok kez verdikleri fermanlarla onları din işlerinde serbest bırakmış ve ibadetlerinin içinde yapılan hiç bir eğitim ve öğretime karışmamıştır.

Osmanlı Devleti dînî bakımdan geniş ufuklu düşünmesi sebebiyle tarihin hemen hiçbir döneminde gayrimüslimleri zorla İslâmlaştırma yoluna gitmemiştir. Gayrimüslimlerin dinlerini bırakarak İslâmı seçmeleri daha çok kendi istekleriyle olmuştur. Devletin böyle bir politika uygulamasının altında yatan gerçeğin, cizye ve haracın azalması suretiyle gelirlerin kısılması ya da gayrimüslimler açısından bakıldığında ise cizye ve haraç vergisinden kurtulma isteği olduğu şeklinde görüşler varsa da, son yapılan çalışmalar cizye veya haraç vergisinin abartıldığı kadar çok büyük meblağ olmadığını göstermektedir. Ayrıca devlet, dinini değiştiren gayrimüslimleri her zaman özendirmiş ve Müslüman olanlara mutlaka bir ödül vermiştir. Bu ödülde genellikle tımar veya gedik tevcih etmek şeklinde olmuştur. Bazen yeni Müslümanlara aylık bağlanmış veya paralar verilmiş, bazen de çalışmak üzere bir göreve tayin edilmişlerdir.

Zimmîler, Osmanlı döneminde Müslüman olurken bir takım işlemler yapılırdı. Her şeyden
önce ihtida işleminin kadı huzurunda yapılması gerekirdi. Önce kelime-i şahadet getirilip buna iki Müslüman şahit olduktan sonra kendisine yeni bir ad verilirdi.
Gayrimüslimlerinin Askerlik Serüveni
Tanzimat’a kadar askerlik hizmetinden muaf tutulan gayrimüslimler, bunun karşılığında bir nevi baş vergisi de demek olan “cizye” adıyla bir güvenlik vergisi verirlerdi. Cizye, gayrimüslim tebaadan belli koşulları taşıyan kimselerden, kişi başına alınan vergidir. Bu verginin mükellefleri, olgunluk çağına gelmiş olan ya da yaşları 14-75 arasındaki gayrimüslim erkeklerdir. Kadınlar, köleler, çocuklar, din görevlileri, fakirler ve çalışamayacak derecede yaşlı ve sakat olanlar cizye ile mükellef tutulmamışlardır. Cizye veren zimmîler “âlâ, evsât ve ednâ” diye üç sınıfa ayrılırdı ve genellikle âlâdan 48, evsâftan 24, ednâdan 12 akçe cizye alınırdı. Bununla birlikte imparatorluğun her tarafında cizye miktarı farklılık göstermekteydi. Ayrıca Müslümanların “öşür” vergisi vermesi karşısında, gayrimüslimler de “haraç” adı altında bir arazi vergisi vermekle yükümlü tutulmuşlardır.

Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile bütün tebaanın eşitliği ilan edilince, gayrimüslimlerin de Müslümanlar gibi askere alınması konusu gündeme gelmiştir. Bu döneme kadar bütün askerlik yükü Müslümanların omuzlarında olmuştur. Gayrimüslimler askerlik yapmadığı için, işlerinde bir aksama meydana gelmemiş, askerlik sebebiyle Müslüman nüfus azalırken, gayrimüslim nüfus artmıştır. Müslüman halk, para ve canlarıyla vatan savunmasına katılırken; gayrimüslimler sadece vergi vermekle yetinmişlerdir. 1847 yılında Rumlar Deniz Kuvvetleri’nde hizmete çağrılmaya başlanmıştır. Hıristiyanlar, askerlik hizmetine karşılık cizye vergisinden muaf tutulmuşlardır. Ancak gayrimüslim tebaa uzun yıllar askerlik yapmadığı için bu konuda isteksiz davranmışlar ve Bâb-ı Âli, programı yürütemeyeceğini anlayınca uygulamayı tehir etmiştir.

Osmanlı hükümeti, Kırım Savaşı esnasında toplanan II. Viyana Konferansı’nın başlamasından önce, bir iyi niyet gösterisi olarak, cizyeyi kaldırdığını ve reayayı orduya ve idarenin çeşitli kademelerine kabul edeceğini elçiliklere bildirmiştir. Bu karar Osmanlı Hıristiyanları’nı telaşa düşürmüştür. Sanayi ve ticaret faaliyetlerini bir anlık da olsa bırakmak zor gelmiş ve bu karara direnmeye başlamışlardır. Özellikle Rumeli’deki Ortodokslar, telaşa kapılarak toplu bir şekilde dağlara çıkmış ve komşu ülkelere iltica edecekleri yolunda tehditte bulunmuşlardır. Bunun üzerine Bab-ı Ali, sınırdaki eyaletlerde yaşayan halkı askerlikten muaf tutmuş ve gayrimüslimlerden askere alınacak sayıyı 15.000’den 7000’e indirmiştir. Daha sonra bundan da vazgeçmiştir.

Islahat Fermanı’nda askerlik konusu da yer almıştır. Fermanda gayrimüslimler, askerlik hizmetiyle mükellef tutulmuştur. Mükellefiyetin fiilen olduğu gibi, bedel vermek suretiyle de eda edilebileceği esası getirilmiştir. Hükümet, 1857 yılında aldığı bir kararla, cizyeyi “askerlik bedeli”ne (bedel-i askerî) dönüştürmüştür. Böylece İslâmi bir vergi olan cizyeden, laik bir kavram olan “askerlik bedeli”ne geçilmiştir. Askerlik yapmak istemeyen Müslümanların da bu haktan yararlandırılması kararlaştırılmıştır.


Sonuç
Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş demokrasilerin temel bir esas olarak belirlediği müsamahanın tüm sınırlarını zorlayacak bir yönetim anlayışı sayesinde; Müslümanlarla gayrimüslimlerin barış içinde bir arada yaşadıkları açıktır. Bu yönetim anlayışı salt Osmanlı yönetim geleneğinin bir ürünü değil, İslâm’ın belirlediği ilkelerden kaynaklandığını ve hicrî birinci asırdaki uygulamalara dayandığını unutmamak gerekir. Çünkü Osmanlı hoşgörüsünün temelinde; gönülden bağlı oldukları dinin böyle bir davranış biçimini emretmesi yatmaktadır.

Günümüzde “Avrupa birliği ütopyası” bağlamında Müslüman bir toplumun kendisini “Hıristiyan birliği” olarak gören topluluğun kapısını çaldığı bir düzlemde “Müslümanlarla-Hıristiyanlar nasıl bir arada yaşayabilir?” sorusu kafaları meşgul etmektedir. Buna karşın Türk tarihinin Osmanlı asırlarına bakıldığında bu toplulukların birlikte yaşama tecrübesine altı asır gibi uzun bir zaman diliminin şahitliği söz konusudur. Bugün ‘erk’i elinde bulunduran rol sahipleri değişmiş olsa bile bu tabloda değişmeyen hakikat; Müslümanlarla gayrimüslimlerin barış ve uzlaşı içinde yaşayabildiği ve yaşayabileceği gerçeğidir. Bu konuda, Osmanlı tarihinin yaprakları arasında her iki dünyaya da hitap eden güzel mesajlar bulunmaktadır.

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler

ERMENİLERİN FAALİYETLERİ HAKKINDA PATRİĞE YAZI

Belge No: 1824

Osmanlı Ordu-yu Hümayun
Başkumandanlığı Vekâleti
Şube : l

26 Mart 331

Hususi

Ermeni Patrikliği Canib-i Âlilerine Rütbetlü Efendim Hazretleri

Malumat ve teşrihat-ı âliyeleri yedimizde mevcut vesaik ile tevafuk et-miyor. Maa-hazâ derç buyurduğunuz vekayi hakkında kumandanların na-zar-ı dikkatini celbettim ve ahali hakkında rıfk ve adaletin hakkıyle tatbiki hususundaki nokta-i nazar-ı hükümetin şiddetle muhafazasmı yeniden te'kid eyledim.

Muhlisiniz Ermeni Milleti'nin vatandaşlığına ve Vatan-ı Osmanî'ye olan merbutiyet ve sadakatına bilhassa pek ziyade itimat ve atf-ı kıymet ediyorum. Bu esaslı itimadımı mahufaza musir ve sabitim. Ancak vatanımızın aksay-ı meratibine irtika etmiş bir recül-ü millet olarak tasdik buyuracağınıza şüphe yoktur ki iğfalat-ı ecanibe firifte olan bazı sebük-mağzân mateessüf mevcuttur. Bunların izhar-ı mâ-fil-zamir için dürüst vesaite tevessül etikleri ayandır) bunlara karşı hükümetçe, vesait-i şedide-i tedibiye kullanılmasında, Vatan-ı Osmani'nin muhafazası için mateessüf ıztırar hasıl oluyor. Bu ıztırar gayri kabili içtinap olduğu zamanlar hisset-tiğimiz teessür ve elemi tarif edemem.

Milletin ileri gelenleri nesayihinizi hakkıyle tutarak bu kabil ecanip hadimlerinin ademi "kabulüne, ve takibat-ı hükümetin yalnız onlar aleyhine hasrına cidden çalışsalar pek çok taşkınlıklar hadis olmadan itfa edilebilir.

İkaz ve irşat için ve efrad-ı vatan arasındaki vifak ve samimiyeti ten-miye ve ilâ için zat-ı âlilerinin mesai ve hidematı daima kıymettardır.

Hidemat-ı mezkure-i hayriyenin devamına ve asar-ı meşkûresine itimad ile intizar ve bu vesile ile de teyid-i ihtiram eylerim efendim hazretleri.

Arşiv No: 1/1
Dolap No:101
Göz No:
Klasör No: 13
Dosya No: 63
Fihrist No: 4-2, 4-3


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİLERİN FAALİYETLERİ HAKKINDA PATRİĞE YAZI
Belge No: 1824

8.4.1915

Osmanlı Ordusu Başkomutanlığı Vekâleti
Şube: l

Özel

Ermeni Patrikliği Yüksek Katına Sayın Bay

Verdiğiniz bilgi ve etraflı açıklamalarınız elimizdeki belgelere uymamaktadır. Bununla beraber bildirdiğiniz olaylar hakkında komutanların konuyu incelemeleri gerektiğini bildirdim. Ahali hakkında tatlılık ve adaletle ve tam olarak uygulanması şeklinin hükümetin görüşü olduğunu önemle saklanmasını, daha önce yazılanları yeniden bildiririm.

Kurtarılan Ermeni milletinin vatandaşlığına ve Osmanlı Vatanı'na olan bağlılık ve dostluğuna özel olarak pek ziyade güveniyor ve kıymet veriyorum. Bu esaslı güvenimi saklı tutuyor, direniyor ve kararımdan vazgeçmiyorum. Ancak vatanımızın en yüksek kademelerine yükselmiş, becerikli bir insan olarak kabul buyuracağınıza şüphe yoktur ki yabancıların kandırmalarına uyan bazı akılsızlar yazık ki vardır. Bunların gönüllerindekilerini meydana çıkarmak için kaba vasıtalara başvurdukları meydandadır. Bunlara karşı hükümetçe, terbiye için sert hareket edilmesinde, Osmanlı Vatanı'nın korunması için esef olunurki zorunluk hasıl oluyor. Bu zorunluluk kaçınılmaz olduğu zamanlar duyduğumuz sancı ve içlenmeyi anlatamam.

Milletin ileri gelenleri öğütlerimizi hakkıyla tutarak bu türlü dış yardakçıları benimsemeyerek ve hükümet kavuşturmasının yalnız onlara karşı olmasına gerçekten çalışsalar pek çok taşkınlıklar meydana gelmeden söndürülür.

Aklını başına toplama ve doğru yolu gösterme için vatan evlatları arasındaki aynı düşünce ve gönülden istemi yükseltmek için yüksek kişiliğinizin hizmet ve çalışmalarınız daima kıymetlidir. Adı geçen hayır hiz-metlerinin sürdürülmesine ve geleneklere teşekkürle güvendiğimi bekler ve üstün saygılarını sunarım.

Arşiv No: 1/1
Dolap No: 101
Göz - No:
Klasör No: 13
Dosya No: 63
Fihrist No: 4-2, 4-3

* Orly Davası Bülteni, Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Yayını, S.B.F. Kütüphanesi, ANKARA, 1985



--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ PATRİKLİĞİ HAKKINDA

Belge No : 2004

Hasankale
9.12.31 (22 Mayıs 1915)

Başkumandanlık Vekâletine
"Şifre"

26.1.31 (8 Nisan 1915)

Ermeni Patrikliği'nin müddeiyatı (iddiaları) hakkında tahkikat icra edildi. Bişare Çeto gönüllü olarak Azerbaycan'a gitmiş ve üç ay evvel şehit olmuştur. Mehmet Emin ise Azerbaycan'a giderken Ermenilerin pususuna uğramış ve elyevm (bugün) hanesinde oturmakta bulunmuştur. Van Vilayeti dahilinde hiçbir karye (köy) kâhyası jandarmalar tarafından katledilmemiştir. Bir çocuğun öldürüldüğü iddia olunan Zifo namında bir karyenin vücudu yoktur. Tercan muteberanından (ileri gelenlerinden) üç Ermeni'nin katli ve Bayburt'ta da silah toplamak bahanesiyle Ermeniler hakkında her türlü taaddiyat (düşmanlıklar) ve tazyikat icrası (baskılar yapılması) ve para taleb edilmiş olması meselesi Bekir Sıtkı Bey kumandasındaki gönüllü taburunun nahiye müdürü ile birlikte Bayburt'un Pülür Nahiyesi'nde üç dört köyde taharriyat (arama) icra ederek 52 silah müsadere edilmiş olmasından münfail (gücenmiş) olan ahalinin isnadatından (iftiralarından) ibarettir. Suşehri'nin Pörek Karyesi (köyü) Ermenileri de 12 Şubat'ta (25 Şubat 1915) oradan geçen gönüllü ve gayrı müsellah (silahsız) efrada tecavüz ve vilayetten gönderilen kuvve-i tedibiyeye (güvenlik kuvvetlerine) de ateş ederek iki kişinin mecruhiyetine (yaralanmasına) sebebiyet vermişler ve bittabi müfreze tarafından mukabele ile tenkil (uzaklaştırılarak) ve karyeden 139 tüfenk, 95 asker firarisi, 25 maznun (zanlı) elde edilmiştir. Binaenaleyh müddeiyat-ı sairede (diğer iddialarda) bu gibi hakikatin muhalif-i ekazip ve tasniatdan (yalan ve uydurmadan) mürekkep (oluşan) ve Hükümete isnad-ı mesuliyet (suç yükleme) emelinden münbais olduğu (ileri geldiği) anlaşılmış ve binaenaleyh Patrik Efendi'nin istihbaratı sıhhate gayrı makrun bulunmuştur (doğruya yakın bulunmamıştır).

Elyevm Ermeniler, Sivas Vilayeti'nde kısmen ve Van Vilayeti'nde tamamen hal-i isyan ve kıyamda (ayaklanmada) bulunmaktadırlar. Diğer vilayettekilerin de vakt-i münasibde (uygun zamanda) bunlara piyrev olacakları (uyacakları) tabiidir. Vilayat-ı mezkûreden (adı geçen illerden) ve taraf-ı aciziden vekâyi-i yevmiye (tarafımdan günlük olaylar) hakkında takdim olunan telgrafnâmeler Ermenilerin iddia ettikleri veçhile mu-


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ PATRİKLİĞİ HAKKINDA
Belge No : 2004

kabele-i bilmisil veyahut jandarmaların zulüm ve taaddiyatma karşı müdafaa-yı meşrua-i anelnefs (haklı nefis müdafaası) halinde olmayıp, mütearrız ve müteaddi (saldırgan ve düşman) vaziyetinde olduklarını aynen irae etmektedirler (göstermektedirler).

Taarruzat-ı vakıanın evvelce mürekkep (planlanmış) ve Taşnaksiyon vesair komite?ler tarafından müstahzar (hazırlanmış) ve esliha-ı lazime müddehar (gerekli silahlar depo?lanmış) olduğu ve muhtelif kazalarda ihtilal heyetleri müteşekkil (kurulmuş) olup, ordu?nun gerisinde ika-yı şuriş edecekleri (kargaşalık çıkaracakları) Sivas Vilayeti'nin tahki?katından anlaşılmış ve Ordu-yu Hümayun'daki Ermeni efradının kamilen (tamamen) düşman tarafına veyahut memleketlerine firarı ve Van Vilayeti'nin vekayi-i ahiresi (son olayı) tahkikat-ı mezkurenin (anılan soruşturmanın) sıhhat ve isabetini müeyyed (doğ?rulayıcı) bulunmuştur. Binaenaleyh vatan-ı müşterekenin muhafazası için silah altında bulanan Ermeni efradının firarı ve Ordu-yu Hümayun'un hal-i harbde bulunduğu esnada Van Vilayeti'nde zuhur eden kıyam ve isyan ve Sivas Vilayeti'nde meşhut olan asar-ı kıyam (görülen ayaklanma belirtileri) Ermenilerin hükümete ihanetle düşmanla müşare?ket (işbirliği) ve düşmana hizmet ve muavenetlerini (yardımlarını) ispat etmekte bulun?muş ve muhafaza-yı hayat ve mevcudiyet için vatana hiyanetle kıyam edenleri kemal-i şiddet ve süratle tedib ve tenkil (uzaklaştırma) mecburiyet-i elimesi karşısında bulunul?muş olduğundan, 7 ve 8 Nisan tarihli telgrafnâmelerle arz olunduğu veçhile bütün eli silah tutanlardan icabında istifade olunması ve 46 : 50 yaşındaki efradın vaht-ı silaha ahzı (silah altına alınması) ve tedabir-ı saire-yi tedibiye ittihazı (diğer güvenlik önlemle?rinin alınması) vilayata ve kolordu vekâletlerine işar edilmiş (bildirilmiş), ahali-i mutia ve adıka ile aceze rencide edilmeyerek (devlete bağlı sadık halk ile güçsüzlerin incitilme-yerek) hükümete karşı silah bedest isyan olan (silahlı olarak isyan eden) hainlerin biiâ-merhamet (acımaksızın) son ferdine kadar imhasına karar verilmiştir. Rehin-i tasvib-i sâmileri buyurulduğu (Uygun gördüğünüz) halde hususat-ı maruzanın (arz edilen konu?ların) Ermeni Patriği Efendiye tefhimi (anlatılması) ve hain-i muhbirlerini havadis-i kâ-zibeleriyle (uydurma haberleriyle) ref-i şikâyet (şikâyetlerini büyütme) yerine vazife-i ruhaniyesi dalalette olanları irşacî (dinsel görevi yanlış yolda olanları aydınlatma) oldu?ğundan Ermeni Milletinin ikazına ve tarik-i itaat ve sadakate ircaına delalet (itaat ve sadakat yoluna getirilmesine öncülük) eylemesini emrü tenbih buyurmalarını istirham . eylerim.

İmza (İzzet Sami) İmza (Mahmut Kâmil)

--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903

Osmanlı Orduy-u Hümayunu
Başkumandanlığı Vekâleti
Şube
Numara
Birinci formadan "mabad" (Birinci formanın sonu)

Türkiye'nin an-ı izmihlali (yok olma anı) yaklaştığı her tarafta ilana başlanıldı, İstanbul'da akdedilen büyük kongrenin netayicini (sonuçlarını) bildirmek ve icap eden tertibatı ittihaz etmek (almak) üzere Mebus Papasyan ile Viremyan Erzurum'a geldiler. Kafkasya'dan vürud eden (gelen) Taşnak murahhasları (delegeleri) dahi hazır olduğu halde Erzurum'da büyük bir içtima akdettiler (toplantı yaptılar).

Rusların Memalik-i Osmaniye'den (Osmanlı ülkelerinden) zapt edecekleri araziyi Ermenilere vererek, istiklallerinin temin olunacağı hakkında Ruslarla tespit edilen suret-i itilaf (uyuşma şekli) Erzurum içtimaında tezekkür edildi (konuşuldu). Kongre Rus-Er-meni itilafını tasdik ve hulasaten atideki mevad (özetle aşağıdaki maddeler), komitelere bildirilmek üzere taht-ı karara (karar altına) alındı.

1 - Harp ilanına kadar sükûnet ve itaatlarmı muhafaza etmek (korumak), fakat; bu zaman zarfında Rusya'dan gelecek ve dahilden tedarik olunacak silahlarla mücehhez bir hale girmek;

2 - Harp ilan edilirse Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) silahlariyle Rus Ordusu'na iltihak etmek (katılmak);

3 - Türk Ordusu ilerlerse sükûneti muhafaza etmek;

4 -Türk Ordusu ricat eder veyahut ilerleyemeyecek bir hale gelirse çeteler derhal ordu gerisinde-ellerindeki program veçhile-hal-i faaliyete geçmek. Kongre mukarreratı-nı (kararlarını) ittihaz ettikten ve dağıldıktan sonra Mebus Viremyan, Erzurum Valisi nezdine (yanına) giderek, atideki teklifatta (aşağıdaki önerilerde) bulundu :

"Hükümet-i Osmaniye Rusya'ya ilan-ı harp ettiği takdirde ve Osmanlı Ordusu'nün Kafkasya'ya tecavüzü halinde, oradaki Ermenilerin Türklerle tevhid-i mesai etmelerinin (birlikte çalışmalarının) teminini propaganda etmek üzere Hükümet-i Osmaniye'nin Ermenistan'ın teşkiline dair vaad-i kavide bulunması (sağlam söz vermesi) ve vaadini bilfiil izhar etmesi (eylemli olarak göstermesi) lazımdır."

Viremyan yukarıdaki dört maddelik kongre mukarreratını imza ettikten ve kongre?yi dağıttıktan sonra "Erzurum" valisine olan bu suret-i müracaatı iki gayenin istihsali (elde edilmesi) maksadına mebni idi :


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No: 1903

1 - Hükümet-i Osmaniye galip geldiği takdirde amal-i milliyeyi istirdat (ulusal emelleri kurtarmak);

2- HUkümet-i Osmaniye'yi iğfal ile (yanıltarak) Ermeni teşkilat-ı hafiyesinin (gizli örgütünün) tarassut ve tecessüsten masuniyetinin (gözetleme ve araştırılmadan ko?runmasının) temini.

Viremyan ve Papasyan Erzurum'daki işlerini bu suretle hallettikten sonra Taşnak komitesi rüesasından (reislerinden) birkaçı ile Muş'a tabi "Çankeli" Manastırı'na giderek etraftaki Ermenileri davet ile kongre mukarreratını tebliğ ettiler. Papasyan, Muş ve civa?rını idare etmek üzere Muş'ta kaldı. Viremyan rüfekasiyle (arkadaşlarıyla) Van'a gitti.

Üçüncü Ordu'ca yukarıda cereyan eden mukarrerat istihbar ediliyor (duyuluyor). Vali ve maiyyet kumandanlarına müteyakkız (uyanık) bulunulması emir ve tenbih olu?nuyor.

İlan-ı harbe kadar Ermenilerin Rusya'da ve Türkiye'de ittihaz ettikleri tertibat (aldıkları önlemler) hakkında Üçüncü Ordu'ya vürud eden malumat:

1 - Hudut şarkındaki "Rusya dahilinde" kura ve kasabatta (köyler ve kasabalar?da) bulunan islam haneleri taharri edilerek (aranarak) silahlar müsadere olunuyor (zorla alınıyor) ve bu silahlar Ermenilere tevzi olunuyor (dağıtılıyor).

2 - Hudut garbında "Türkiye dahilinde" ve hasseten (özellikle) hududa civar (yakın) kura ve kasabatta bulunan Osmanlı Ermenilerini teslih etmek (silahlandırmak) üzere "Oltu", "Sarıkamış", "Kağızman", "İğdır" mevakiine külliyetli esliha (mevkileri?ne çok miktarda silahlar), cephane ve bomba depo edilmekte olduğu; "Van" ve "Bitlis" vilayetine tevzi edilecek esliha (dağıtılacak silahlar) ile atiyen ahzedilecek tertibatın tekarrürü (gelecekte alınacak önlemlerin kararlaştırılması) için Rus generallerinden Loris Milikof'un oğlunun, yanında Taşnak rüesasından Melkon ve Ohannes olduğu halde "Abaga'1 tarikiyle (yoluyla) 27 Eylül 330 (10 Ekim 1914)'da Van'a gittikleri haber alını?yor.

3 - Rusya'nın iran konsolosları, İran,'daki Ermenilere de Türkiye'den zaptedilecek mevakide (yerlerde) Ermenistan tesisi vaadinde bulunarak, İran Ermenilerini ve has?seten "Rumiye" ve "Selhas"daki Ermenileri teslih ile hudut dahiline sevk ettikleri anla?şılıyor.

4 - Kafkasya ve Türkiye Taşnak komitesi rüesasından bir kısmı, hudut civarında ber-vech-i ati (aşağıdaki) surette Ermeni çete teşkilatını vücuda getiriyor.


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903

a. Kısm-ı azamı (büyük kısmı) "Pasinler", "Erzurum", "Eleşkirt", "Hınıs", Malaz?girt Ermenilerinden ve asker firarilerinden olmak üzere altı bin Ermeniyi Kağızman'da içtima ettirerek Rus hükümeti tarafından teslih (silahlandırıp) ve Rus memurini (memur?ları) ve Ermeni rüesası vasıtasiyle ahali-i müsellehadan (silahlı ahaliden) da tekâlif-i har?biye (savaş yükümlülüğü) suretiyle iaşeleri alınarak üç bin beş yüzünün İran Azerbaycanı'na 18 Teşrinievvel 330 (31 Ekim 1914)'da gönderildiği ve mütebakisinin (geri kalanının) Kağızman'da kaldığı tahakkuk ediyor.

b. "Oltu", "Kars", "Sarıkamış"tan ve Trabzon vilayetinden firar eden Ermeniler?den bin beş yüz kişilik bir süvari çetesi teşkil olunarak bunun bini "Bayezid" ve havalisi?ne geçmek üzere "İğdır" mıntıkasına ve beş yüzü de "Hodicor" mıntıkasına gitmek üze?re Oltu'ya gönderildiği mevsukan istihbar ediliyor (gerçek olarak haber alınıyor).

c. Kısm-ı azamı "Bayezid", "Van" ve "Bitlis" Ermenilerinden ve asker firarilerin?den ve İğdır havalisi Ermenilerinden olmak üzere altı bin Ermeninin İğdır'da tecemmu ederek (toplanarak) çete halinde tefrik ve taksim olunarak (ayrılıp ve bölünerek) teslih edildikleri Rus hudut bölükleri efradından iltica eden Ruslarla ve menabi-i saireden (di?ğer kaynaklardan) alınan malûmatla sübut buluyor (meydana çıkıyor).

d. Makû'nun "Koni" cihetlerinde bulunan "Biyecek" Kilisesi'nde Ermeni çete teşkilatının icra edilmekte olduğu ve Selhas'ta teşkil olunan çetelerle "Van"a gelecekle?rinin tahakkuk ettiği anlaşılıyor.

5 -"Kars", "Sarıkamış", "Kağızman" mıntıkalarında teşkilata memur olanların meşhur Ermeni sergerdelerinden "Antranik", Bayburdlu "Erşan", Bitlisli "Aram"; İğdır ve havalisindeki teşkilata memur olanlar da Erciş'te öteden beri eczacılık eden eczacı "Rupen Mığırdıçyan", "Toros Karakaşyan", "Portakalyan" ve Bayezid Taşnak Murah?hası "Surpin" olduğu tebeyyün ediyor (anlaşılıyor).

6 - Türk Ordusu'nün ahval ve harekâtından daimi surette Rusûrdusu'nu haber?dar etmek üzere Trabzon'da, Erzurum'da, Muş'ta, Bitlis'de, Van'da ve daha gerilerde de Sivas'ta ve Kayseri'de birer casus bürosunun teşkil kılındığı tahakkuk ediyor.

7 - Hudut'tan geçirilen esliha ve mevadd-ı nariyeden (ateşli maddelerden) fazla kalanlarının Karahisar, Sivas, Kayseri depolarına idharı (depolandığı) anlaşılıyor.

8 - Sahilden icap eden mevadd-ı hariye ve infilakiyenin Türkiye'ye idhalini temin ve Karadeniz sahilinin Türklere ait kısmındaki Rum ve Ermenilerden istifade ile ihtilal ve kıyamı (ayaklanmayı) temin etmek ve Türk Ordusu'na dair vasi (geniş) malûmat alınmak "kere Batum'da Rus, Ermeni ve Rumdan mürekkep (oluşan) olmak üzere bir icraat ko?mitesinin teşekkül ettiği tebellür ediyor (beliriyor).


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI
Belge No : 1903

Rusya ile ilan-ı muhasamata (harp ilanına) kadar Türkiye dahilindeki Ermenilerin tavır ve hareketine dair Üçüncü Ordu'nun o zamana ait dosyalarında hulasaten (özetle) şu gibi vakayie (olaylara) tesadüf edilmektedir.

1 — Ermenilerden kanunen silah altına gelmeleri iktiza eden (gereken) efrattan Karadeniz sahilinde Hopa-Erzurum-Hınıs-Van hattı şarkındaki kura ve kasabattaki Ermenilerin kısmı-ı azamı davete icabet etmeyerek Rusya'daki teşkilata dahil olmak üzere hududun şarkına geçtikleri görülmektedir.

2 — Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkası'nın (Tümeni'nin) tecemmu mıntıkası (toplan?ma bölgesi) olan Yağan Işığı-Yanan Köprüköy hattına gittiği 20 Eylül 330 (3 Ekim 1914)'da Köprüköyü'nde Manuk oğlu Ovanis'in hanesinde ve Yağan'da Papas'ın bulun?duğu hanede külliyetli (çok sayıda) Rus silahı meydana çıkarıyor. Ve aynı zamanda Hasankale'de de birkaç hanede depo edilmiş Ruseslihası bulunarak failleri divan-ı har?be tevdi olunuyor ki kongre mukarreratının birinci faslı tezahür ediyor.

3 — Yumra Nahiyesi'nin Izaksa Karyesi'nden Ekşi oğlu Strak, veled-i Aralik'in kumandası altındaki yirmi beş kişilik çete ile Hodicor mıntıkasında tenha yerlerde tesa?düf ettikleri islamları katlettikten sonra S Teşrinievvel 330 (18 Ekim 1914)'da Trabzon' dan Erzurum'a gelmekte olan postaya Gümüşhane civarında taarruz ederek, sürücüyü kati ve postayı gasbla savuştuğu ve takibat neticesinde avenesinden (yardımcılarından) birkaç kişi elde edilerek, divan-ı harbe tevdi edildiği ve bunların yukarıda zikredilen Oltu'ya gelen çete efradından oldukları tebeyyün ediyor (belli oluyor).

4 — "Hehas", "Kötek", "Mecingerd", "Pasin Kara Kilisesi", "Gürcü Bulak" ve daha cenubundaki hudut karakollarımızın karşısında bulunan Rus postaları yerine Erme?ni çete devriyelerinin kaim oldukları görülüyor ve Pasin Kara Kilisesi Hudut Taburu'ndan silahı ile firar eden Malatyalı Keğork'un yirmi atlı ile Gürcü Bulak cihetinden yap?tığı baskın ve Kötek Hudut Taburu'na Karaurgan cihetinden Ermeni çetelerinin yapmak istediği taarruz ve eczacı Rupen ile Bayezidli Sürpen'in "Moson" civarından beş yür mevcutları ile yaptıkları baskınlar Rus ve Osmanlı ihtilafatınm (anlaşmazlıklarının) bir an evvel hudusunu (meydana gelmesini) temin ve Rus Ordusu'nun piştarını (öncüsünü) teşkil edecekleri anlaşılmış idi.

5 - Kıtaatta bulunan ve hasseten hudut taburlarında ve hududa civar (yakın) bu?lunan kıtaattaki Ermeni efradından bir kısmının silahlariyle firar ettikleri ve Rusya'ya geçtikleri tahakkuk ediyor.

6 - Köylere tebdil-i hava (hava değişimi) suretiyle giden veyahut münferit suretle (tek olarak) yakalanan Müslüman askerlerinin Ermeni köyleri civarlarında katledildikleri görülüyor. Ve hatta Lazistan ve Havalisi Kumandanlığına merbut (bağlı) Mantelli Batar-


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI
Belge No : 1903

yası Mülazım-ı evveli Sabri Efendi'nin "Hosmasa" Karyesi'nde ikamet etmekte olduğu hane sahibi Ermeni Bedros tarafından suret-i feciada (korkunç şekilde) parçalanarak evin bahçesine gömüldüğü ve bir hafta sonra meydana çıkması üzerine Bedros'un derdes?ti (yakalanması) için giden jandarmalara istimal-i silahla, yakalanacağı anlaşılır anlaşıl?maz intihar ettiği tahakkuk ediyor. Bu suretle rüfeka-yı melaneti (suç ortakları) meyda?na çıkamıyor.

Bu ve buna mümasil (benzeyen) birçok vekayi-i münferide (tek tuk olaylar) taad?düt ve tekessür (çoğalıp artıyor) ediyor.

Yukarıdan beri tadad edilegelen (sayılan) ihzarat ve tertibattan (hazırlık ve düzen?den) dahilde büyük bir hareket-i ihtilaliyenin (ihtilal hareketinin) hazırlanmakta olduğu Üçüncü Ordu'ca anlaşılmış idi. Esasen tertibat-ı ihtilaliyenin uzun zamandan beri lazım gelen mahallerde ihzar edildiği (hazırlandığı) ve muktezi esliha (gerekli silahlar), mevadd-ı nariye (ateşli maddeler) ve infilakiyenin (patlayıcının) idhar edilmekte (depo?lanmakta) olduğu cereyan-ı halden istidlal ediliyordu (kanıtlarla anlaşılıyordu). Aşağıda sırası geldikçe zikredileceği veçhile vilayat-ı şarkiyede (doğu illerinde) başlıca ihtilal merakizi (merkezleri); "Van", "Bitlis", "Erzurum", "Karahisar", ve ikinci derecede ol?mak üzere "Sivas", "Kayseri", "Diyarbekir" intihap (seçilmiş) ve buralarda müfettiş-i umumiler, harp kumandanları, çete reisleri tayin ve tesbit edildiği ve seferberlik ilanında bütün Taşnak şuabatına (şubelerine), on üç yaşına kadar olan erkeklerin komiteye aza (üye) kayıt ve teslih edilmeleri emir ve tebliğ olunduğu Sivas vakayii akabinde (olayları sonrasında) Ermenilerin divan-ı harbdeki ikrarlarından (itiraflarından) anlaşılmış idi.

Merkez-i ihtilal olan mevaki (yerler) tetkik edilecek olursa menzil hututunun (ik?mal hatlarının) geçmekte olduğu başlıca nukatın (noktaların) intihap edilmiş olduğu gö?rülür. Esasen Hükümet-i Osmaniye ilan-ı seferberide (seferberlik ilanında) jandarma kuv?vetinin büyük bir kısmını seyyar orduya almış, Kürt menatıkı (bölgeleri) ikinci sınıf jan?darmalara terk etmiş idi. Vuku bulacak ihtilal, ordudan bir kısım kuvvetin Kürtlere sev?kini istilzam edecek ( gerektirecek) ve hatta denilebilir ki orduyu elim bir vaziyete soka?cak idi.

Vaktaki Rusya ile ihtilafat (anlaşmazlıklar) başgösterdi ve Rus Ordusu'ndan bir kısım kuvvetin hududu tecavüz ettiği görüldü. Rus Ordusu'ndan bir Plaston Livasiyle (Tugayı ile) Birinci Kazak Süvari Fırkası'nı ve bunların ilerisinde ve Oltu, Sarıkamış, Kağızman mıntıkalarında teşekkül eden Ermeni çetelerinin yanına makinelitüfek, top terfik ederek (katarak) id, Kötek, Pasih Kara Kilisesi, Bayezid istikametlerinde sürdü. Bu Çeteler geçtikleri islam köyleri emvalini (mallarını) nehib ve garet (çapul ve yağma), be?şikteki çocuğuna varıncaya kadar kati ve imha ederek ilerliyorlardı, irtikap ettikleri fecaat ve fazahatı (yaptıkları yürekler acısı edepsizlik ve alçaklığı) işiten gerilerdeki köy-


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903

ler kadın ve çocukları hanelerini haliyle terk ederek gerilere firar ediyorlardı. Az zaman zarfında Erzurum, Bitlis, Van birer merkez-i sefalet oldu. Esasen bu köylerdeki İslam ahalinin gençleri silah altına gelmiş; mütebaki (geri kalan) ihtiyar, kadın, çocuk ve aceze (düşkünler) de ya Ermeni zulüm ve vahşetine kurban olmuş veyahut gerilerde sefaletle terk-i hayat (ölmüş) eylemiş idi.

On Birinci Kolordu'dan gönderilen Ermeni mezalimi kaydedilecek, ikinci Şube henüz bulamadı. Üçüncü Ordu'nun müsveddesi Sadık Bey'dedir. Muhacirin Komisyonu'ndan (Göçmenler Komisyonu'ndan) alınacak liste de buraya geçecektir.

İlan-ı harp zamanında Kafkas Cephesi'ndeki Osmanlı Ordusu'nun vaziyeti :

Üçüncü Ordu nizam-ı harbine (kuruluşuna) dahil olan kıtaat; Dokuzuncu, On Birinci ve Bağdat’dan gelecek olan On Üçüncü Kolordularla Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkaları (Tümenleri) ve İkinci Nizamiye Süvari Fırkası ve teşkil olunacak Van ve Erzurum Jandarma Fırkaları'ndan ibaret olacak idi. Kısmen seferberlik?lerini ikmal eden bu kıtaat tamamen tahaşşüt (toplanma) mıntıkasına gelememişlerdi. Üçüncü Ordu nizam-ı harbine dahil olup yukarıda beyan olunan kıtaat, merbut bir nu?maralı krokide gösterildiği veçhile kısmen yürüyüşte ve kısmen de Erzurum ve civarında idi.

İlan-ı harbten on gün evvel Ordu, Başkumandanlık Vekâleti'nden aldığı emir üze?rine tahaşşüt mıntıkalarına gelmekte olan kıtaata kışı geçirmek üzere ikamet mıntıkaları tahsis etmiş ve vürud eden (gelen) kıtaat da ikamet mıntıkalarına (konuş bölgelerine) ha?reket etmiş idi. Buna nazaran hükümetin karar-ı siyasisi henüz meşkûk (şüpheli) idi. Bir kış harbine girmek istemediği Üçüncü Ordu'ca anlaşılmış ve hudut civarında bulunup hicret (göç) etmek isteyen İslam köylerini mahallerine ve me'valarına (evlerine) avdete icbar eylemiş idi (geri dönüşe zorlamıştı).

Mesaib-i harbiyeyi (harbin musibetlerini) Türk arazisine nakletmek üzere yukarıda dehşet verici olan Rus hareketi esnasında Üçüncü Ordu zikr ve beyan olunduğu vaziyet?te idi. Binaenaleyh Ruslar ilk hamlede Hasankale önlerine gelmeye muvaffak oldular. Bu vaziyette Üçüncü Ordu tecemmü-ü sevkülceyşini (stratejik toplanmasını) ikmal edinceye kadar Erzurum Kalesi'nden istifade etmek üzere hudut civarındaki kıtaatını geriye çeki?yor ve Erzurum önünde Höyükler Hattı'nda mukavemete karar veriyor. Fakat ileriye sür?düğü ikinci Nizamiye Süvari Fırkası'nın dört gün mukavemeti ve geriden hiçbir Rus ko?lunun ilerleyememesi ve keşfiyat neticesi Ermeni çetelerinden ve bir Plaston Livasiyle Kazak Süvari Fırkası'ndan ibaret olan Rus kuvvetleri karşısında Üçüncü Ordu aksam-ı külliyesiyle (bütünüyle) ilerlemeye karar veriyor. Ve bu suretle ilerleyen Türk kuvvetleri tesadüf ettiği Rus kuvasını (kuvvetlerini) tepeleyerek "Zivin" mevzi-i müstahzarı (hazır?lanmış mevzii) önünde tevakkufa (durmaya) mecbur oluyor.


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI
Belge No : 1903
Bu zamana kadar Türk Ordusu'ndaki Ermeni zabit (subay), doktor ve efradının ve gerideki Ermeni milletinin tavır ve hareketine gelelim :

Erzurum şarkına kadar ilerleyen Ermeni çeteleri bilumum Ermeni köylerini ma aile (aileleriyle birlikte) Rusya'ya naklederek eli silah tutanlarını kendilerine iltihak ettirdi. Ve geri çekilirken yukarıda ber tafsil zikr ve beyan olunduğu veçhile (ayrıntılarıyla anla?tıldığı üzere) islam köylerini yakarak, yıkarak, ahalisini katlederek imha ediyorlardı. Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) her fırsattan istifade ederek silahlariyle Rus Ordusu'na firar ediyordu. Zabitleri (subayları) ve doktorları da birçok malûmatla Rus Ordusu'na iltihakları görülüyordu. Ve muharebenin en buhranlı zamanlarında cephane, batarya ve ihtiyat mevaziinin (yedek mevzilerinin) işaretle düşmana irae edildiği (göste?rildiği) defaatla görülüyordu. Bu cümleden olarak Pazacur mevziinde Gümüşhaneli Ohannes oğlu Kirkor'un işaret ettiği görülmesi üzerine divan-ı harbe tevdiinde (verildi?ğinde) cürmünü bila tereddüt itiraf ediyordu. Bazı Ermeni efradının da muharebenin en şiddetli zamanlarında Türk efradını firara teşvik ve bu sebepten avcı hatlarının bozul?dukları ekseriyetle görülüyor idi. Dahilde bulunan Ermeniler ise yaralı olarak gerilere sevk edilmekte olan münferit efradı katiden çekinmiyorlardı. Ve başkaca olarak Rus Ordusu'ndaki Ermenilerle mütemadiyen muhabere ettikleri ve ordumuzun vaziyet ve kuvvetinden daimi surette Rusları haberdar etmek ve kendilerinin ahzedecekleri (alacak?ları) vaziyeti takrir ve tayin etmek üzere casuslukta bulunuyorlardı. Bu gibi şifreli muha?berat casuslar üzerinde defaatla elde ediliyordu. Ezcümle hem Türk Ordusu'nun kuvvet ve vaziyetinden haber almak ve hem de Rusların Memalik-i Osmaniye dahilindeki Erme?nilere silah ve cephane göndermekte olduklarına delil olmak üzere elde edilen vesaikin (belgelerin) birkaçını burada zikretmek faideden hali (boş, uzak) değildir :

Van'a gelmekte iken yakalanan ". . . " namındaki şahsın ceketi astarı içine dikil?miş bir bez parçasının üzerine Ermenice Van Taşnak Komitesi'ne yazılmış bir mektubun aynen tercümesi :

Sevgililerimiz "Bu tabir alelumum komiteciler arasında bir hitaptır"

Mektubunuz zamanında alındı. Bizce ve sizce malum olan mal, arzu ettiğiniz tarik?le (yolla) size doğru yola çıkarıldı "Silah, cephane, bomba murat ediyor." Şimdi tehli?kesiz surette size mal göndermek güçtür. Yollar tutulmuş olduğu halde esasen hudutlar?da müsademat (çarpışmalar) başlamıştır. Görünüşe nazaran bize doğru gelen harekâtta buna iştirak etmiş olacaktır. Şekyager "dayı", "Firar edip Bursa'da bulunan rüesanın nam-ı müstearıdır" (takma adıdır) tamamiyle o fikri beslemiyor. Çünkü siz takdir etmiş veyahut işitmişsinizdir. O etrafımıza büyük mikyasta gayrı müteharrik (hareket edeme?yen) şeyler yerleştirmiştir. Hem bizim için, hem kendisi için, aynı suretle zi-hayat (can-!ı) kuvvetler ve müteharrik (hareket eden) şeylerin vürudü (gelmesi) da devam ediyor.


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903
Biz burada eşya arasında boğuluyoruz. Siz de orada ihtiyaç içerisindesiniz. Bu zaten tahammül olunamayacak vaziyettir. .. Derviş'in ölümü hepimize tesir etti. Eğer bizimki size serian (hızla) yetişmez ise saimizi (habercimizi) çabuk yola çıkarınız. Harekette olan kuvvetleri, ordunun "asker" cins ve numaraları hakkında yazınız. "Türk Ordusu'ndan malumat talep ediyor."

Arkadaşça selamlarla Miharyan

Bize yazı yazmak için mürekkep gönderiniz... Zaten göndermiştiniz. M. "Komiteler aralarında bunun bir şifre olduğu muhakkaktır. Çünkü Rusya'da mürekkebe ihti?yaç yoktur."

Diğer vesika :

Mektupla haber aldık ki arkadaş Mihak "Sinom"un "10" askerleriyle gelmiş ve bi?zim köye gelmek istiyormuş. Hem asker toplamak ve hem de bizi taharri etmek maksadiyle takip ediyormuş. Biz boş yere elimizle evlerimize ateş vermeye muktedir değiliz. Ve çocuklarımızın emri altına girmek istemeyiz. Bize yardım için mademki sizin de müs?tahzar (hazır) kuvvetiniz yoktur, o halde biz cephanemizi köyde saklamalıyız, yahut siz de geliniz dağa çıkalım. Eğer etrafımızda çalışmak için yörük ve Rum varsa Revine de haber ver. Muavenete (yardıma) gelsin. Eğer olmazsa aksi takdirde bizim hükümete karşı duracak kuvvetimiz yok. Divanelik etmeyelim. Mart 1915

İmza : Heyet-i merkeziye

Bu vesaikten (belgeden) dahildeki Ermenilerin humma alud (ateşli surette) bir faaliyetle çalışmakta oldukları tahakkuk etmekte idi. Sarıkamış Muharebesi'ne kadar bu suretle Ruslara hizmette ve kendilerini teçhizde ve gerilerde her türlü müşkilatı ikaa (yapmaya) çalışıyorlardı. Türk Ordusu'nun kuvvetli olduğunu ve her tarafta Rusların hudut şarkına atıldıklarını da görüyorlardı. "Buraya Gevaş ihtilali forması girecektir.”

Binaenaleyh umumi bir kıyama (ayaklanmaya) cesaret edilmiyorlardı. Sarıkamış Muharebesi'nde mağlup olarak, iki numaralı krokide gösterildiği mevzie çekilen Türk Ordusu yüz otuz binden yirmi bin raddesine inmiş idi. Ordu'da başgösteren tifüs, baki-yetüssüyufu (arta kalanları) büsbütün imha ediyordu. Maa-haza (böyle iken) Ruslar da aynı akıbete uğramıştı. Rus mukabil taarruzu durmuş, her iki taraf orduların ikmaliyle uğraşıyordu.


--------------------------------------------------------------------------------


ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903
İşte bu sıralarda her tarafta Ermeni harekât-ı ihtilaliyesinin başlamak üzere oldu?ğu haberleri alınıyordu. Bundan maada komitecilerin maiyyetleriyle hududu geçerek, Van'a ve Bitlis'e dağıldıkları ve islam köyleri arasında münferit bulunan Ermeni köyleri ahalisinin, toplu bulunan Ermeni köylerine hafiyyen (gizlice) taşındıkları ve bu tahliye edilen (boşaltılan) köylerde ancak ihtiyar ve malûllerin (sakatların) beray-i muhafaza (gizlenmek için) bırakıldıkları malûmatı alınıyordu.

Nihayet ilk harekât-ı ihtilaliye "Bitlis" Vilayeti'nde başgösterdi. "Bitlis" Vilayeti'nde komitelerin en muntazam ve kuvvetli teşkilatı "Muş"ta ve Van'a hem hudut olan "Hizan" Kazası'nın "Karkar" havalisinde idi. Gerek "Muş"ta ve gerekse "Hizan"da, on beş gün zarfında müteaddit mahallerde kıyam, asker ve jandarmaların itlafına (öldürül?mesine) başlanıldı.

Şöyleki :

27 Kânunusani 330 (9 Şubat 1915)'da Hizan Kazası'nın Karkar Nahiyesi'ne tabi "Ahkis" cihetindeki "Sekûr" Karyesi'ne (köyüne) gönderilen iki jandarmaya artık tekâ-lif-i hükümete (hükümetin isteklerine) itaat etmeyeceklerini ve bir daha gelmemelerini söyleyerek jandarmaları kovarlar. Bunun üzerine sekiz jandarmadan ibaret gönderilen müfreze köye duhuliyle (girmesiyle) dahilde tahassun eden (tahkim edilmiş yerlere çeki?len) komitenin şedit ateşi karşısında altısının şehit ve diğer ikisinin firara muvaffak-olduğu haberi alınıyor. Ve ayrıca Korsor Karyesi'ne gönderilen iki jandarmadan da malûmat alınamıyor. "Korsor", "Sekûr" ve "Arşin" Karyeleri'nde de külliyetli Ermeni çetelerinin toplanarak civar islam köylerine taarruza başladıkları ve pek ziyade fecayi ve mezalim ika etmekte oldukları (yaptıkları) haberi geliyor. "Karkar" havalisindeki bir kısım çete kuvvetinin de merkez-i kaza olan "Hizan"a hücum ederek orayı zabta çalışı?yor.

İhtilal bu havalide kesb-i tevessü ederek (genişleyerek) Hizan'ı zabta gelen Ermeni çeteleri merkez-i kazada bulunan jandarma ve ahali-i müsellehanın (silahlı ahalinin) mu?kavemeti karşısında tevakkufa (durmaya) mecbur oluyor.

Bitlis'ten Jandarma Alayı Kumandanı kumandasında kuvvetli bir müfreze tahrik edildiği (yola çıkarıldığı) gibi Van Vilayeti de haberdar edilerek, Gevaş'tan ve ayrıca Van'dan da bir müfreze sevk olundu. Gevaş'tan Hizan istikametine gelen müfreze Gevaş yolunun çeteler tarafından tutulmuş olması hasebiyle icra edilen müsademede (yapılan Çatışmada) jandarmalardan altısının şehit ve birinin mecruh (yaralı) olduğu anlaşılıyor. Müfreze takviye alarak ilerliyor. Van'dan ve Bitlis'ten sevk edilen müfrezeler de "Kapan yolu", "Arnis" Karyeleri'ni işgal, Hizan'ı muhasaradan (kuşatmadan) kurtarıyor. Ve müfrezeler taarruzunu Ahkis'e tevcih ediyor, iki gün müsademeden sonra "Ahkis" ve Bigeri" Karyeleri işgal olunuyorsa da usat (asiler) firara muvaffak oluyor.


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903
4 Şubat 30 (17 Şubat 19l5)'da müfrezeler "Tasu" Karyesi'nde tecemmu (topla?nıp) ve tehditkâr bir vaziyet alan usata tevcih ediyor (yöneliyor). Bir gün şedit bir muka?vemetten sonra mezkûr (adı geçen) karye de zaptediliyor. Badehu (ondan sonra) "Kor-su", "Sigor" Karyeleri iki günlük muharebeden sonra işgal olunuyor. Buralarda pek çok Rus şapkası, Rus teçhizatı.bulunuyor. Ve buralar müstahkem bir sahra mevzii haline sokulmuş olduğu görülüyor. Vaka iptidasında (başlangıcında) "Sigor" Karyesi'nde şehit edilen jandarmaların gözleri oyulmuş, ciğerleri çıkarılmış, kafaları ezilmiş olduğu halde taşlar arasında bulunuyor. "Viris" Karyesi'nin esna-yi işgalinde Vanlı Komite Reisi İşhan'ın damgalı kısrağı elde ediliyor. Maktulin meyanmda (öldürülenler arasında) Van’ın Hurunis Karyesi'nden Keşiş'in oğlu olup Van havalisinde pek çok şöhret alan Komite Reisi Vahan ile Sekûr Karyeli Kalon'un cesetleri görülüyor. Vahan'ın maktulin arasında bulunuşu, merkumun (adı geçenin) Van'dan suret-i mahsusada (özel olarak) gönderildi?ği anlaşılmış idi. ihtilalin buralarda şu suretle başlaması akebinde Muş ova köylerinde de ateş-i isyan (ayaklanma ateşi) zuhura geldi. 28 Kânunusani 30 (10 Şubat 1915)'da yani Hizan vakasından bir gün sonra Muş merkez kazasına merbut Serunek Karyesi civa?rından geçmekte olan müfreze ani ateşe maruz kalarak yoluna devam edemedi ve müsa?demeye tutuştu. Müfrezeden hayvan ve insan telef oldu. Muş'tan üç zabit kumandasında gönderilen müfrezeler müsademeye yetişerek komiteyi abluka etti. Netice-i müsademede komite efradından dokuzunu meyyiten (ölü olarak) elde etti. Diğerleri abluka hattını yararak firara muvaffak oldu. Aynı günde "Akaan" Nahiyesi'nin "Kümes" Karyesi'nde bulunan nahiye müdürü ile jandarma müfrezesinin bulunduğu hane komite tarafından abluka edilerek sekiz saat müsademe edildi. Ve müdürün maiyyetinde bulunan dokuz jandarmayı bir suret-i feciada (korkunç bir şekilde) şehit ve hane, komite tarafından ateşlendi. Müdür ve maiyyetindeki bir nefer yangın alevleri içinde gece karanlığında fira?ra muvaffak oldu. Hadise faillerinin derdest ve tedibi (yakalanma ve cezalandırılması) için Muş Depo Alayı 'ndan gönderilen müfrezeler, komitelerle iki gün yaptığı müsademe de komite efradının firarı ile neticelenerek, bir muvaffakiyet elde edemedi. "Kümes" Vakası günü "Muş" Taşnak Komitesi Murahhası "Rupen" He Muş Taşnak Komitesi Rüesasından Esro'nun bulunması ve bilahare sevk edilen müfrezelerle komitelerin müsa?demesi esnasında komite efradının bu iki şahıs tarafından sevk ve idare olunması hususu?nun tahakkuk etmesi ihtilalin mahiyet-i hakikiyesi (hakiki içyüzü) hakkında bir fikir vermiş idi. Zaten Rupen ile Esro'nun bu vakadan sonra Muş'a gelmeyerek, çeteleriyle etrafa saldırmaya ve hükümeti tehdit etmeye başladılar. Kümes ve Seronik vakaları faille?rinin Muş'a tabi "Arak" Manastırı'na tahassun ettikleri (gizlendikleri) hükümetçe haber alınarak, 12 Şubat 330 (25 Şubat 1915)'da Mülazım (Teğmen) Ahmet Efendi kumanda?sında bir müfreze sevk edildi. Müfrezenin manastıra takarrübü (yaklaşması) sırasında müfreze yandan ve ileriden ani ve şedit bir ateş içerisinde kaldı. Müfreze Kumandanı Ahmet Efendi ile müfrezeden dört neferin şehit ve mütebaki (kalan) müfreze efradının akşama kadar müsademeye devamla gece karanlığında çekilmesiyle neticelendi. Bu müf-


--------------------------------------------------------------------------------


ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903
rezeyi takviye etmek üzere 14 Şubat 330 (27 Şubat 191 S)'da Muş Depo Alayı 'ndan ikinci kuvvetli bir müfreze gönderildiyse de komite efradının firar etmiş ve manastırın tahliye edilmiş (boşaltılmış) olduğunu gördü. Fakat komiteye ilticagâh (sığınacak yer) olan bu manastırı daimi işgal altında bulundurdu.

Yine 13 Şubat 330 (26 Şubat 1915)'da Muş'tan "Sason" a giden dört jandarma neferi "Keliközan" civarında ve dere kenarında yemek yemekte iken "Keliközan" ahali?sinin taarruzuna duçar olarak, baltalarla parçalanmış ve cesetleri bir saat mesafeye nakledilerek gömülmüş idi. Bu jandarmaların birdenbire ortadan kaybolmaları, komite tarafından imha edildiği anlaşılmış idi. Tahkikatın o nokta-i nazardan (bakış açısından) devamı cihetine gidilerek, "Keliközan" civarında ve dere kenarında fecaatin (acıklı halin) icra edildiği mahalde bazı emareler (ipuçları) görülmüş, bu suretle hükümet takibatını Keliközan'a nakleylemiş idi. Netice-i tahkikatta (araştırma sonunda) failleri (yapanlar) meydana çıkarılarak, derdest (yakalanmış) ve divan-ı harbe tevdi edildi (askeri mahke?meye verildi). Failler vakayı bütün fecaatiyle divan-ı harp huzurunda itiraftan çekinme?diler. Artık bu gibi hadisat (olaylar) yekdiğerini takip ve vely ediyordu (izliyordu). Hü?kümet ise tahaddüs eden (ortaya çıkan) isyanın, anında ve mahallinde kemal-i şiddetle bastırması komitecileri şaşırtmış ve Bitlis Vilayeti'nin her tarafında Ermenileri nisbeten sükûnete rücû ettirmiş (döndürmüş), nüfuz-u hükümetin, komite nüfuzundan daha mües?sir (etkin) olduğunu Bitlis Ermenilerine tanıttırmış idi. Hükümete istimal-i silah etme?yen (silah kullanmayan) Ermenilerin mal ve canlarının zarardan siyaneti (korunması) daha ziyade tesirini göstermiş, gerek Muş'ta ve gerekse Bitlis'te Taşnak olmayan Ermeni muteberanı (önde gelenleri) hadisatı alenen tel'in eylemişler (olayları açıkça lanetlemiş?ler) idi.

Mebus Papasyan Muş'ta bulunuyor ve bu harekâtı merkezden idare ediyor idi. Hadisatın kendi nokta-i nazarına (bakış açısına) göre halledilememesi üzerine derhal hü?kümete gelerek, "Hizan", "Kümes", "Seronek", "Manastır" vakayiini ihdas edenlerin (olaylarını yapanların), birtakım asker firarisi cahil kimselerden olduğu; Kümes, Seronek hadisatı asker kaçaklarının hiyanetinden, Manastır Vakası ise firaren Manastır'a saklan?mış olan asker firarilerinin üzerine müfrezenin ani gitmesi, firarilerin havfını bais (kork?malarına neden) olmuş ve bu suretle müfrezeye silah istimal etmiş olduklarını ve Tasnak komitesinin tekevvün eden (meydana gelen) bu gibi hadisattan katiyen medhali (karış?ması) olmadığını iddia etmekte ve komitenin icab ederse hükümete muavenet (yardım) edeceğini teklif etmekte idi. Bu suretle bazı Ermeni firarilerinin hiyanetlerini^bahane ederek, komitenin medhaldar (ilgisi) olmadığını Muş Hükümeti'ne keyfiyeti arz eden Mebus Papasyan Efendi, hükümetin ani ve şedit olan icraatı karşısında bütün tertibat-ı ihtilalkâranesinin (ihtilalci düzenlerinin) meydana çıkacağından korkuyordu. Derhal istanbul'da Ermeni Patriği'ne hadisatı başka tarzda anlatmak üzere mektuplar gönderdi. Ve Ermeni Patriği şu suretle hükümete müracaat etti :


--------------------------------------------------------------------------------


"VAKT-İ SEFERDE İCRAAT-1 HÜKÜMETE KARŞI GELENLER İÇÜN

CİHET-İ ASKERİYECE İTTİHAZ OLUNACAK TEDABİR HAKKINDA

KANUN-1 MUVAKKAT

Madde 1. Vak-ı seferde ordu ve kolordu ve fırka kumandanları ve bunların vekilleri ve müstakil mevki kumandanları ahali tarafından herhangi bir suretle evamir-i Hükümete ve müdafaa-ı memlekete ve muhafaza-ı asayişe müteallik icraat ve tertibata karşı muhalefet ve silahla tecavüz ve mukavemet görürlerse derakab (hemen) kuva-ı askeriye ile en şiddetli surette te'dibat yapmaya ve tecavüz ve mukaveti esasından imha etmeye me'zun ve mecburdurlar.

Madde 2. Ordu ve müstakil kolordu ve fırka kumandanları icabat-ı askeriyeye mebni veya casusluk ve hıyanetlikleri hissettikleri kura (köyler) ve kasabat (kasabalar) ahalisini münferiden veya müctemi'an diğer mahallere sevk ve iskan ettirebilirler"

Madde 3. İşbu kanun tarih-i neşrinden mu'teberdir.

Madde 4. işbu kanun mer'iyyet-i ahkamına Başkumandanlık Vekili ve Harbiye Nazırı me'murdur.

Meclis-i Umumi'nin içtima'ında kanuniyeti teklif olunmak üzere işbu laiha-ı kanuniyenin muvakkaten mevkı-ı mer'iyete vaz'ını ve kavanın-i Devlete ilavesini irade.

Mehmed Reşad 13 Recep 1333-14 Mayıs 1331
Sadrıazam
Mehmed Said Başkumandanlık Vekili ve
Harbiye Nazırı

--------------------------------------------------------------------------------

ALBERT JEAN AMATEAU'NUN CALIFORNIA NOTERİNE VERDİĞİ YEMİNLİ İFADESİ

SVORN STATEMENT OF ALBERT J. AMATEAU

On this eleventh day of October. In the year of 1989, there appeared before me, a notary public duly commissioned by the State of California, Albert J. Amateau, known to me. In my presence the said Albert J. Amateau duly took the required oath and affixed his signature to this Instrument as well as to every page of the attached Statement 'of Facts (nine, pages), declaring It to be an Integral part of his sworn statement




--------------------------------------------------------------------------------


ALBERT J. AMATEAU, residing at # 4I3 Oak Vista Drive, In the village of Oakaont, City of Santa Rosa, County of Sonoma In the State of California, being duly sworn, deposes that he has prepared and hereby submits the attached statement containing (a) facts, b) extracts from published and/or uttered communications which disprove the allegations of Armenians that their ethnic brethren suffered genocide by the government of the Ottoman Empire In 1915-1923.

These facts are submitted to oppose approval of resolution S.J. 212, Introduced by the Honorable Robert Dole, Senator and Republican leader of the United States Senate, at the first session of the 10th Congress of the United Stages.

The said resolution seeks to designate April 24, 1990, as the "National Day of Remembrance" of the 75th anniversary of the alleged Armenian genocide of 1915-1923 perpetrated by the government of the Ottoman Aspire.





--------------------------------------------------------------------------------

İSKAN VE İAŞENİN NASIL YAPILACAĞINA DAİR YÖNETMELİK

Belge No : 1916

Bab-ı Ali
Dahiliye Nezareti
İskân-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti
Umumi
Hususi
Ahval-i harbiye ve zaruret-i fevkalâde-i siyasiye (Harp hali ve olağanüstü siyasal zorunluluklar) dolayısiyle mahall-i ahire (başka yerlere) nakilleri icra edilen (yapılan) Ermenilerin iskân ve iaşesiyle (yerleşme ve beslenmesiyle) hususat-ı saireleri hakkında talimatnamedir (yönetmeliktir).

Madde 1 : — Nakli icabeden ahalinin temin-i şevki, mahalli memurin (yöresel memurlar) idaresine aittir.

Madde 2 : — Nakledilen Ermeniler, kâffe-i menkulat (taşınabilecek bütün malla?rını) ve hayvanatını (hayvanlarını) birlikte götürebilirler.

Madde 3 : — Mahall-i iskâniyelerine (Yerleşecekleri yerlere) sevkedilen Ermenile?rin, esna-yı rahda (yolculuk sırasında) muhafaza-i can (canlarının korunması) ve malla?rıyla temin-i iaşe (yiyecek temini) ve istirahatları, güzergâhlarında (geçtikleri yerde) bu?lunan memurin-i idariyeye (yönetim makamlarına) aittir. Bu hususta vaki olacak terahi ve tekâsülden (gevşeklik ve ilgisizlikten), alâ-meratibihim kâffe-i memurin mesuldür (sırasıyla bütün memurlar sorumludur).

Madde 4 : — Mahall-i iskâniye mertebelerine vürud eden (yerleşme yerlerine gelen) Ermeniler, icab-ı hal ve mevkie göre (durumun gereğine ve yerine göre), ya müte?ferrik surette (ayrı olarak) mevcut kura ve kasaba ta (koy ve kasabalara) ilave suretiyle inşa edilecek hanelere, veyahut taraf-ı hükümetten tayin edilecek mahallerde tesis edile?cek (kurulacak) köylere yerleştirilecektir. Köylerin hıfz-ı sıhhaya muvafık (sağlığı koru?maya uygun) ve ziraat ve ümrana (tarım ve bayındırlığa) müsait mahallerde tesisine dik?kat olunacaktır.

Madde 5 : — Menatık-ı iskâniyede (yerleşme bölgelerinde) köy teşkiline müsait arazi-i haliyye ve mahlûle ve miriye (sahipsiz topraklar ve kullananın mirasçı bırakma?dan ölümüyle devlete kalan topraklar ve devlet toprağı) bulunmadığı halde emlâk-i miri-yeden bulunan (devlet mülklerinden olan) çiftlik ve köylerin bu cihete tahsisi (ayrılması) caizdir.


--------------------------------------------------------------------------------


ISKAN VE İAŞENİN NASIL YAPILACAĞINA DAİR YÖNETMELİK

Belge No: 1916
Madde 6 : — Ermeni iskân edilecek kura ve kasabatla (köyler ve kasabalarla) yeniden tesis edilecek (kurulacak) Ermeni köyleri hududunun, Bağdat şimendiferiyle iltisak (bağlantı) hatlarından ve diğer hutût-u hadidiyeden (demiryollarından) lâ-akali (en az) yirmi beş kilometre uzak bulunması şarttır.

Madde 7 : — İlave suretiyle kura ve kasabata yerleştirilen Ermeniler ile yeni tesis edilen köyde iskân edilen ahalinin, sicill-i nüfusa (nüfus kaydına) esas olabilecek bir sureî-i mazbuta ve muntazamada (sağlamlık ve düzenlilikle) hane itibariyle her ailenin isim, şöhret, sin (yaş), sanat, mahall-i vürud ve mahall-i iskânını (geldiği ve yerleştiği yeri) ve keza haneyi teşkil eden efrad-ı ailesinin (aile bireylerinin) esami ve esnanım mü-beyyin (adlan ve yaşlarını bildiren) bir defter tanzim edilecektir.

Madde 8 : — Mahall-i mürettebesine (ayrılan yere) iskân edilen bir kimsenin, merbut (bağlı) olduğu komisyonun mezuniyeti (izni) olmaksızın ve zabıta-i mahalliye-den (yörenin güvenlik kuvvetinden) vesika-i mahsusa istihsal etmeksizin (özel belge almaksızın) ahir mahalle (başka yere) gitmesi memnudur (yasaktır).

Madde 9 : — Mahall-i mürettebelerine vürud eden (gelen) ahalinin, suret-i katiye-de (kesinlikle) iskânlarına kadar, iaşe (beslenme) ve muhtacinden bulunanların (muhtaç olanların) meskenlerinin dahi inşası (evlerinin yapımı bile), muhacirin tahsisatından {göçmenler ödeneğinden) sarf edilmek üzere Hükümet'e aittir.

Madde 10 : — İaşe ve iskân hususatının temin ve tesri-i İcrası (konularının sağlan?ması ve çabuklaştırılması) ve ahalinin muhafaza-İ sıhhat ve terfih-i ahvaline müteallik hususatın ifası (ahalinin sağlığının korunması ve refahının sağlanmasıyla İlgili işlerin ya?pılması) mahallerinin en büyük mülkiye memurları amir-İ mesul olmak üzere, Muhacirin Komisyonları 'na aittir. Muhacirin Komisyonu bulunmayan mahallerde, Muhacirin Nizamnamesi'ne tevfikan (uyularak) yeniden teşkili muktezidir (gereklidir).

Madde 11 : — İaşe ve iskân hususatının temin ve tesri-i ifası için lüzumu kadar; sevk, iaşe ve iskân memurlarının tayini (atanması), Nezaretten istizan şartıyla (Bakanlık-tan'izin istemek koşuluyla) mutasarrıf ve valilere aittir.

Madde 12 : — İskânı icra edilen her aileye ahval-i sabıka-İ iktisadiye (geçmişteki ekonomik durumları) ye ihtiyacat-ı hazırası (şimdiki ihtiyaçları) nazar-ı İtibara alınarak mikdar-ı münasip (uygun miktarda) arazi verilecektir.

Madde 13 : — Arazinin tefrik ve tevzii (ayrılması ve dağıtımı) Muhacirin Komis?yonları'na aittir.


--------------------------------------------------------------------------------


İSKAN VE İAŞENİN NASIL YAPILACAĞINA DAİR YÖNETMELİK

Belge No: 1916
Madde 14 : - Tefrik edilen (Ayrılan) arazinin hudut ve dönümü, tefrik ve tayin edilip muvakkat ilmühaber (geçici alındı kâğıdı) mukabilinde eshabma (sahiplerine) tev?di edildikten sonra, tapu ve emlâk muamelatına esas olabilecek bir suret-i muntazamada (düzenli bir biçimde) defter-i mahsuşasına (özel defterine) kaydolunur.

Madde 15 : - Muhtacinden bulunan erbab-ı zürra ve sanata (tarımla uğraşanlara ve sanatkârlara) mikdar-ı münasip sermaye veyahut alat ve edevat (araç ve gereçler) veri?lecektir. Receb 333/17 Mayıs 331 (30 Mayıs 1915)

Aslına mutabıktır (uygundur)
Mühür (Dahiliye Nezareti/Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti)

Arşiv No
: 1/2

Dolap No
: 109

Göz No
: 4

Klasör No :
: 361

Dosya No :
: 1030(1445)

Fihrist No :
: 1





--------------------------------------------------------------------------------

– 47 –

SAHİPSİZ ERMENİ ÇOCUKLARININ DURUMU
[Sahipsiz Ermeni çocuklarının bulundukları mahallerde kalmalarının münasip görüldüğüne dair Dahiliye Nezâreti'nden Mamuretülaziz Vüâyeti'ne çekilen şifre telgraf]

13 Ş. 1333 (26 Haziran 1915)

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyyeti
Kalem-i Husûsî: 4573
Mahrem

Şifre

Ma'mûretü'l-azîz Vilâyeti'ne

C. 12/13 Haziran sene [11331. İş'âr olunan sâhibsiz Ermeni çocuklarının şimdilik bulundukları mahallerde kalmaları münâsibdir.

Fî 13 Haziran sene 1331

Nazır

BOA. DH. ŞFR, nr. 54/163


--------------------------------------------------------------------------------

- 50 -

SEVK EDİLEN ERMENİLERİN MALLARININ MUHAFAZA EDİLMESİ

[Nakillerine karar verilen Ermenilerin mallarının muhafazasına ilişkin talimatnamenin gönderildiğine dair Dahiliye Nezâreti'nden Sivas, Trabzon ve Mamuretülaziz vilayetleriyle Canik Mutasamflığı'na çekilen şifre telgraf]

14 Ş. 1333 (27 Haziran 1915)

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
İskân-ı Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyeti Şifre
Sivas, Trabzon, Ma'mûretü'1-azîz vilâyâtıyla Canik Mutasamflığı'na

Nakl ve şevkleri takarrür eden Ermenilerin beraberlerinde götüremeyece kleri emvâl-i menkûle ve gayr-i menkûlenin sûret-i idare ve muhafazası hakkındaki ta'lîmâtnâme posta ile der-dest-i irsal olduğundan şimdilik emvâl-i mevcûdenin taht-ı muhafazaya aldırılması.

Fî 14 Haziran [1]331

Nazır Nâmına
Ali Münîf

BOA. DH. ŞFR, nr. 54/202


--------------------------------------------------------------------------------

- 102 -

TOPLANAN ERMENİLERİN KORUNMASI VE ŞEVKİ

[İstasyonlarda toplanan Ermenilerin belirlenen mahallere şevkine ve iaşelerinin te'mînine i'tinâ gösterilmesi ve taarruzdan korunmalarına ihtimam edilmesi ve şâir hususlara dair Dahiliye Nezâreti'nden Haleb Vilâyeti'ne şifre telgraf]

25 L. 1333 (5 Eylül 1915)

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
İskân-ı Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyeti
73

Şifre

Haleb Vilâyeti'ne

C. 22 Ağustos sene [1)331. Muhacirin tahsisatından beş bin lira der-dest-i irsaldir. İstasyonlarda tecemmu' etmiş Ermenilerin bir an evvel mahall-i müretteblerine şevkine ve i'âşelerinin te'mînine i'tinâ ve ta'arruzdan masun kalmalarına ihtimam edilmesi, gönderilen paranın bu işe tahsisi ve emvâl-i metruke komisyonu emrine tevdî'i kifayet etmez ise yeniden tahsisat taleb olunması.

Fî 23 Ağustos sene [1)331

Nazır Nâmına Subhî

BOA. DH. ŞFR, nr. 55 A/77


--------------------------------------------------------------------------------


- 169 -

HIYANET ETMEYEN VE KOMİTELERLE İLİŞKİLERİ OLMAYAN ERMENİLERİN SEVK EDİLMEMELERİ

[Karahisar'da sevkedilen yirmi yedi Ermeni ailesinin, sevkedilme sebebinin bildirilmesine ve bunlann yerlerine derhal iade edilmelerine dair Dahiliye Nezâreti'nden Karesi Mutasarrıflığı'na şifre telgraf]

7Ca. 1334 (13 Man 1916)

Bâb-ı Ali
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyyeti
Husûsî: 7151/135

Şifre

Karesi Mutasarrıflığı'na

C. 25/26 Şubat [1J331. Ermeni â'ilelerinin sevk olunmaması ve ihracın ancak komitelerle münâsebet ve alâkası olan ve hükümetçe hıyanetleri mütebeyyin bulunan eşhasa hasrı teblîğ olunduğu hâlde yirmi yedi hâne halkının Karahisâr'a sevk edilmeleri sebebinin iş'ârı ile beraber gönderilen mezkûr â'ilelerin derhâl yerlerine i'âdeleri.

R 28 Şubat sene [11331

Nazır Tal'at

BOA. DH. ŞFR, nr.61/2-290


--------------------------------------------------------------------------------


- 209 -

ERMENİLERİN GERİ DÖNMELERİNE MÜSAADE EDİLDİĞİ

[Savaş sebebiyle başka yerlere nakledilen Rum ve Ermenilerin iaşe ve iskânlarının temin edilerek emniyet içinde geri dönmelerine müsaade edildiğine dair Dahiliye Nezâreti'nden bazı vilâyet ve livalara şifre telgraf]

16M. 1337(22 Ekim 1918)

Bâb-ı Alî
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyîr ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesi
İskân Şu'besi

Dâhiliye Nezâretinden İstanbul, Adana, Hüdâvendigâr, Konya, Ankara, Kastamonu, Haleb, Ma'mûretü'1-azîz, Diyârbekir, Sivas, Edirne, Aydın vilayetleriyle, İzmit, Bolu, Kütahya, Karesi, Kayseri, Niğde, Menteşe, Antalya, Urfa, Canik, Eskişehir, İçel, Mar'aş livalarına keşide edilen 21 Teşrîn-i Evvel sene [1)334 tarihli şifre suretidir.

1- Ahvâl-i harbiyye dolayısıyla karâr-ı askerî ile bir mahalden çıkarılarak diğer mahalle sevk edilmiş olan bi'1-umûm ahâlînin çıkarıldıkları mahallere avdetlerine müsâ'ade edilmesi Meclis-i Vükelâca takarrür etmiş olduğundan avdete tâlib olanlara müsâ'ade edilecekdir.

2- Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis, Diyârbekir, Ma'mûretü'1-azîz vilayetleriyle Erzincan Mutasarrıflığı dâhilinde vesâ'it-i i'âşenin adem-i kifâyesine binâ'en işbu mahaller ahâlîsinden avdet etmek isteyenler içün evvel-i emrde mahalleriyle bi'1-muhâbere selâmet-i seyr ve seyahatleri ve i'âşe ve iskânları esbabı te'mîn edildikçe pey-der-pey azimetlerine müsâ'ade edilmesi muktezîdir.

3- Bu karâr menâfi'-i âliye-i memleket nazar-ı i'tibâra alınarak ittihâz edilmiş olduğundan emr tatbikatında kat'iyyen ta'allül ve te'ahhura meydân verilmeyecekdir.

Aslına Muvâfıkdır.

(Mühür)

Dâhiliye Nezâreti Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesi

BOA. HR. MÜ, 43/34


--------------------------------------------------------------------------------


- 213 -

ERMENİLERİN GERİ DÖNÜŞLERİNE KOLAYLIK GÖSTERİLMESİ VE İHTİYAÇLARININ SAĞLANMASI

[Savaş nedeniyle başka yerlere nakledilen Rum ve Ermenilerin seyahat vesikaları olmaksızın seyahat edebilmeleri ve kendilerinin masrafsız, yiyecekleri verilerek diğer ihtiyaçlarının da karşılanması ve emniyet içinde gidecekleri yere varmalarının sağlanmasına dair Dahiliye Nezâreti'nden vilâyetlere ve livalara yazılan şifre sureti]

30M. 1337(5Kasım 1918)

Bâb-ı Alî
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesi

Dâhiliye Nezâreti'nden vilâyât ve elviye'ye yazılan 5 Teşrîn-i Sânî sene [l] 334 târih ve 41602/824 numrolu şifre suretidir.

1- Yerlerine avdet edecek Ermenilerin seyahat vesîkası istihsâline mecbur tutulması ve mezkûr vesikaların da bir takım mu'âmelât neticesinde verilmekde olması yüzünden ahâlînin hayli müşkilâta duçar olduğu anlaşılmışdır. Bunlar taraf-ı Hükûmetden gönderilmekde olduğu cihetle vesika istihsâline hacet olmadığından trene irkâblarında bir liste tanzîmiyle seyyare tevdî'i ile iktifa olunması.

2- Seyahat vesikası i'tâsı akîbinde hükûmet-i mahalliyece Ermenilerin yedindeki ekmek vesikalarının istirdâd edilmekde olduğu ve hâlbuki tren bulunamamak yüzünden bunların günlerce ekmeksiz kaldığı bildirildiğinden bunlara orada ve yolda kifayet edecek mikdârda ekmek i'tâsı ve güzergâhda da it'âm edilmeleri.

3- Seyahat edecek Ermenilere haftada iki defa tren tahsîsi içün Harbiye Nezâreti'nden hat komiserlikleri'ne emir verildiğinden vilâyât ve elviye ve kazalarda bu teblîğâtdan istifâde edilerek sevkiyâtın a'zamî dereceye iblâğ olunması.

4- Ermenilerin yol masrafları Harbiye tahsisatından te'mîn ve ta'ahhüd edilmiş olduğundan mesârif-i seferiyyelerinin tahsîsât-ı mezkûreden tesviyesi.

5- Cebr ve tazyik ve havf ile ihtida edenler hakkındaki teblîğât-ı sabıka mûcebince kendilerinin serbest bırakılmaları hakkındaki ahkâmın kemâl-i ehemmiyyetle tatbiki ve pey-der-pey buraya da ma'lûmât i'tâsı.

6- Ermeni cemâ'atine hemân kilise tedâriki içün Hükümetçe mu'âvenet-i mü'essire îfâsı (Yalnız Konya'ya).

7- Ermenilerin esnâ-yı seyahatlerinde hiç bir gûnâ ta'arruz ve tecâvüze ma'rûz kalmamalarının te'mîni ve asayiş ve inzibât-ı mahallînin muhafazası hususlarına son derece i'tinâ edilmesi.

Husûsât-ı muharrere hakkındaki teblîğât-ı adîdeye rağmen şikâyâtın tevalisi vazifeye karşı lâkaydâne hareket edilmekde olduğunu göstermekde olduğundan ba'de-ez-în bu bâbda vukû'a gelecek şikâyâtdan dolayı me'mûrîn-i mülkiyyenin şahsen mes'ûliyyetleri muhakkak bulunduğu ta'mîmen ve kemâl-i ehemmiyyetle teblîğ olunur.

Aslına Mutâbıkdır.

(Mühür)Dâhiliye Nezâreti Aşâyir ve Muhâcirîn Müdîriyyet-i Umûmiyyesi

BOA. HR, MÜ, 43/3


--------------------------------------------------------------------------------



- 249 -

RESMİ DAİRELERE GEÇİCİ OLARAK NAKLEDİLEN EŞYALARIN SAHİPLERİNE VERİLMESİ

[Emval-i metruke depolarından resmî dairelere geçici olarak nakledilen eşyanın sahiplerine iade edilmesine dair Dahiliye Nezâreti'nden bazı vilâyet ve mutasarrıflıklara gönderilen şifre telgraf]

18 Ca. 133 7 (19 Şubat 1919)

Bâb-ı Ali
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesî
Husûsi: 35424
Umûm: 86

Şifre

Edirne Vilâyeti'ne
Erzurum "
Adana "
Ankara "
Aydın "
Bitlis "
Hüdâvendigâr "
Diyârbekir "
Sivas "
Trabzon "
Kastamonu "
Konya "
Ma'muretü'a-azîz "
Van "

Eskişehir Mutasarrıflığına
Urfa "
İçel "
İzmit "
Bolu "
Teke
Canik "
Çatalca "
Karahisâr-ı Sahib "
Kal'a-i Sultâniyye "
Karesi "
Kayseri "
Kütahy "
Mar'aş
Menteşe "
Niğde "

Seksen altı.

Ba'zı mahallerde emvâl-i metruke depolarından devâ'ir-i resmiyyeye muvakkaten nakl edilmiş olan [metrûkât] vesâ'irenin avdet eden sahihlerine teslîm edilmeyerek ist'imâl edildiği icra edilen [tahkikat] ve vâki' olan ihbârâtdan anlaşılmakdadır. Emvâl-i metrûkenin sahihlerine i'âdesiyle mağduriyet ve sefaletlerine çalışılması Hükümetçe son derece mültezim bulunduğu hâlde bilâ-bedel alınıp el-yevm devâ'ir-i resmiyyede bulunan bu kabîl eşyanın sahihlerine te'hîr-i teslimi Hükûmet-i seniyyenin icrâ'ât-ı vâk'adaki hüsn-i niyyeti hakkında teb'a ve ecânib nazarında tevlîd-i şübhe edeceğinden devâ'ir-i resmiyyede olup da henüz sahihlerine i'âde edjlmemiş olan bu gibi emvâl-i menkûlenin bilâ-ifâte-i vakt sâhib-i meşrû'larına i'âdesi lüzumunun alâkadârâna tebliği ve bunlardan ashabı henüz avdet etmeyenlerin sahihlerinin vürûduna intizâren te'mîn-i hüsn-i muhafazaları esbabının istikmâlini kat'iyyen matlûbdur.

Fî 19 Şubat sene [1)335

Dâhiliye Nâzın Vekîlî
Ahmed İzzet

BOA. DH. ŞFR, nr. 96/230


--------------------------------------------------------------------------------


- 251 -

GERİ DÖNEN ERMENİLERİN İAŞESİ

[Geri dönen Ermenilerin en fazla 20 gün kadar iaşelerinin temin edilebileceğine dair Dahiliye Nezâreti'nden Ankara Vilâyeti'ne şifre telgraf]

22 Ca. 133 7 (23 Şubat 1919)

Bâb-ı Alî
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin
Müdîriyyet-i Umûmiyyesi
Şu'besi: Muhasebe
Husûsî: 35552

Şifre

Ankara Vilâyeti'ne

Otuz yedi. C. 9 Şubat sene [13)35. Avdet eden Ermenilerin l Kânûn-ı Sânı şifre ile tebliğ olunduğu vechle a'zamî yirmi gün kadar i'âşelerinin te'mîni ve ondan sonra i'âşelerinin devâm-ı te'diyyesine tahsisat müsâ'id olmadığı beyân olunur.

R 23 Şubat sene [13)35

Nazır Vekili Nâmına Müsteşar

BOA. DH. ŞFR, nr. 96/279


--------------------------------------------------------------------------------


- 255 -

ERMENİ VE RUMLARIN BAZI VERGİLERDEN MUAF TUTULMASI

[Sevkıyata tabi tutulan Ermeni ve Rumların muayyen bir zaman için bazı vergilerden muaf tutulmalarına dair Dahiliye Nezâreti'nden Sadaret'e tezkire]

16 C. 1337 (19 Mart 1919)

Bâb-ı Ali
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesi
Şu'besi: İskân
Umûmi: 36066
Husûsi: 446
Makâm-ı Sâmi-i Cenâb-ı Sadâret-penâhî'ye

Hülâsa:
Sevkıyata tâbi' tutulan Rum ve Ermenilerin ba'zı gûnâ mu'âfiyât-ı mâliyyeye mazhar edilmeleri hakkında.

Ma'rûz-ı çâker-i kemîneleridir.

Bu kerre memleketlerine avdet eden Ermeni ahâlîden te'mîn-i ma'îşetleri zımnında ufak tefek ticâretle meşgul olanlar muhacirin misillü iki sene müddetle temettü' vergisinden ma'füviyyetlerini taleb eyledikleri ve bu gibi kesâmn muhacirine bahş olunan ma'füviyet-i mâliyyeden istifâdelerine hâlen imkân-ı kanunî yoksa da ahvâl ve vaz'iyyet-i hâzıralarına nazaran ba'zı mertebe mazhar-ı mu'âvenet ve teshîlât olmaları icâb-ı hâle muvafık olacağı Hüdâvendigâr vilâyetinden mevrûd 18 Şubat sene [11335 tarihli tahrîrâtda bildirilmiş ve fi'1-hakîka muhacirin ol bâbdaki kavânîn ve nizâmât mucibince târîh-i iskânlarından i'tibâren iki sene zarfında ba'zı mu'âfiyetlere mazhar oldukları gibi harb-i umûmî esnasında düşman tarafından işgal ve bi'1-âhere istirdâd edilmiş olan mahaller ahâlîsinin de bir takım tekâlîfden istisnaları 13 Haziran sene [1)334 târîhli kânun ile te'mîn edilmiş olmasına nazaran bu kerre memleketlerine i'âde edilmekde olan Ermeni ve Rumlardan muhtaç olanların da muhacir ve mültecîlere kıyâsen mu'ayyen bir zamana mahsûs olmak üzere öşrden mâ-adâ tekâlîf-i sâ'ireden mu'âfiyetleri îcâbât-ı ma'delet ve siyâsete muvafık görülmüş olduğundan keyfiyet tensîb-i sâmî-i fehîmânelerine de iktiran eylediği takdîrde bu bâbda icâb eden lâyıha-i kânûniyyenin bi't-tanzîm ale'1-usûl mevki'-i mer'iyyete konulmak üzere makâm-ı celîl-i Sadâret-penâhîlerine takdimi lüzumunun Mâliye Nezâret-i celîlesine havale buyurulması istirham olunur. Ol bâbda emr ü ferman hazret-i veliyylü11-emrindir

Fî 16 Cemâziye'1-âhir sene 1337 ve
R 19 Mart sene 1335

Dâhiliye Nâzırı
Cemâl

BOA. DH. SYS, nr. 53/2


--------------------------------------------------------------------------------


- 256 -

ERMENİLERİN İAŞESİNİN TEMİNİ

[Sevk edilecek Ermenilerle Muş'taki Ermeni çocuklarının iaşe ve sevk masraflarının muhacirin tahsisatından ödenmesi ve Ermenilerin eski yuvalarına çabucak sevk edilmeleri hakkında Dahiliye Nezâreti'nden Bitlis Vilâyeti'ne çekilen şifre telgraf]

5 B. 1337 (6 Nisan 1919)

Bâb-ı Âli
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesi
Şu'besi: Muhasebe
Husûsî: 36637

Şifre

Bitlis Vilâyeti'ne

C. 12 Mart sene [11335. Muş'daki Ermeni çocukları ile sevk edilecek diğer Ermenilerin i'âşe ve mesârif-i sevkiyyeleri muhacirin tahsisatından tesviye olunacakdır. Ermenilerin me'vâ-yı kadîmlerine tesrî'-i sevkleriyle tül müddet i'âşeleri yüzünden hazînenin mutazarrır edilmemesi.

Fî 6 Nisan [1]335

Nazır Nâmına Keşfî

BOA. DH. ŞFR, nr. 98/59


--------------------------------------------------------------------------------


- 259 -

MEMLEKETLERİNE GERİ DÖNENLERİN MALLARININ TESLİMİ

[Tehcir olunup da memleketlerine geri dönen kişilerin mallarının vasî ve vekillerine verilmeyip ancak kendilerine teslim edilmesine dair Dahiliye Nezâreti'nden Bitlis Vilâyeti'ne şifre telgraf]

3 Ş-133 7 (4 Mayıs 1919)

Bâb-ı Alî
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmiyyesi
Şu'besltİskân
Husûsî: 37530

Şifre-Telgraf

Bitlis Vilâyeti'ne

C. 22 Nisan [1]335 şifreye. Tehcir olunan eşhâsdan mahâll-i sâ'irede bulunanların memleketlerine avdetleri hâlinde metruk emvâl-i menkûle ve gayr-i menkûlelerinin ancak kendilerine teslîmi îcâb eder. Serd olunan mütâla'aya nazaran İslâm olan vekîl ve vasilerine teslîmi muvafık değildir.

R 4 Mayıs [1)335

Nazır Nâmına
Keşfi

BOA. DH. ŞFR, nr. 99/35


--------------------------------------------------------------------------------


- 263 -

ERMENİLERİN MEMLEKETLERİNE İADELERİ İÇİN PARA GÖNDERİLDİĞİ

[Ermenilerin memleketlerine iadeleri için yüz bin kuruşluk havalename gönderildiğine dair Dahiliye Nezâreti'nden Mamuretülaziz Vilâyeti'ne şifre telgraf]

9 Ş. 1337 (10 Mayıs 1919)

Bâb-ı Alî
Dâhiliye Nezâreti
Aşâyir ve Muhacirin Müdîriyyet-i Umûmİyyesi
Şu'besi: Muhasebe
Umûmî: 37806

Şifre

Ma'mûretü'l-azîz Vilâyeti'ne

C. 28 Nisan sene [1J335. Ermenilerin memleketlerine i'âdeleri içün sevk maddesinden yüz bin guruşluk havalename der-dest-i irsaldir.

Fî 10 Mayıs sene [1J335

Nazır Nâmına Keşfi

BOA. DH. ŞFR, nr. 99/124







İçindekiler

Sunuş

Başyazı

1915 Görgü Tanıklarınca Van ve Çevresinde Ermeni Olayları
Hüseyin ÇELİK

Ermeni Yanılgıları
Bayram KODAMAN

Tarihi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Şenol KANTARCI

Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Sorunu
Kamer KASIM

Hukuki ve Siyasi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Pulat Y.TACAR

Güncel Boyutuyla Ermeni Sorunu
Ömer E. LÜTEM

Uluslaşma Süreçleri Açısından Ermeni Sorunu
Şener AKSU

Kurtuluş Savaşımız ve Farnsa'da Ermeni Propagandası
Yahya AKYÜZ

Türk Ermeni Kültür İlişkileri Üzerine
Zeki ARIKAN

Osmanlı Devletinde Ermeni Nüfusu
Süleyman BEYOĞLU

Osmanlı Devletinde Ermeniler
Nejat GÖYÜNÇ

Lozan'dan Günümüze Ermeni Sorunu
Ali GÜLER

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Yusuf HALAÇOĞLU ile Söyleşi
K.Şule ERDEM

Ermeni Kiliseleri ve Terör
Erdal İLTER

Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi (1919-1922)'nde Mersin ve Tarsus'da Ermeni Mezalimi
Erdal İLTER

Türk Ermeni Kültür İlişkilerinde Mitolojik Boyut
Yaşar KALAFAT

Atatürk'e Atfedilen Ermeni İddiaları
Şenol KANTARCI

1915 Ermeni Tehcirine Giden Yolda Gözden Kaçan İki Nokta: Projeler ve Müfettişlikler
Ali KARACA

1916'te Sevk ve İskan Edilmeyen Ermeniler
Davut KILIÇ

Ermeni Sorunu ve Türk Arşivleri
Yusuf SARINAY

Amerika Birleşik Devletlerinde Ermeni Faaliyetleri
Haluk SELVİ

Mümtaz SOYSAL'ın Orly Saldırısı Davası ile İlgili Uzman Tanık Beyanı

Orly Davası Hakkındaki Haber ve Yorumlar -Dış Basın- Yayın Organlarında-

Kronoloji

Fotoğraflar

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920

1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmne

Ermeniler Tarafından Türklere Katliam Uygulanan Yerleri Gösterir Cetvel

Ermeniler Tarafından Şehit Edilen Kamu Görevlileri ve Yakınları

Türkiye'deki Ermeni Apostolik Ortodoks, Ermeni Protestan Cemaatlerinin Sivil Temsilcilerinin Yayınladıkları Bildiri

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik