derin devlet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
derin devlet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2007 Pazar

Karzai'nin toplantı yerine roket saldırısı

Afganistan'ın orta kesimindeki Gazni bölgesine, Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin ziyaret ettiği sırada roket saldırısı düzenlendiği, saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi.

AFP'nin haberine göre, Karzai'nin Andar yöresindeki bir ilkokulda aşiret liderleriyle görüştüğü sırada Taliban militanlarının attığı iki roket güvenlik çemberinin dışına isabet etti.

Saldırıyı doğrulayan bir hükümet yetkilisi, roketlerin toplantının yapıldığı yerin yakınına isabet ettiğini, kimsenin zarar görmediğini belirtti. ''Saldırı Karzai'nin konuşmasını etkilemedi ve programında değişiklik yapılmadı'' diyen yetkili, Karzai'nin başkent Kabil'e döndüğünü kaydetti.

Taliban sözcüsü Yusuf Ahmedi ise saldırıların sorumluluğunu üstlendi ve toplantının yapıldığı bölgeye 12 roket attıklarını ileri sürdü.



/Roket Saldırısı Bekliyoruz , Afganistan gibi bir bölgede , Nasıl Amerikan Başkanı Görev Yapıyor. El Atalım Bizim İnsanlık Yapmaya ihtiyacımız var orada. Amerikalı başkalarıyla olmaz. İstemiyoruz koca popolular .

aa

6 Mayıs 2007 Pazar

İshak Alaton ( 1927) Öyle Görünmez bir domuz

Alarko Şirketler Topluluğu eş başkanı.

İshak Alaton, 1927 yılında İstanbul'da doğdu. 8. sınıfa, (kendi deyimiyle gri yıllara) kadar Şişli Terakki'de ve St Michel'de okudu. Yokluklar, sıkıntılar yüzünden liseden sonra okuyamadı. Babası Hayim Alaton, "gri yıllarda" varlık vergisini ödeyemediği için Aşkale'ye gönderilen 5000 gayrimüslimdendi.

Küçük İshak, ailesine bakabilmek için Mehmet Kavala şirketinde getir götür işlerine başladı. Volvo ithal eden şirket aracılığıyla İsveç Konsolosu ile tanışınca şansı değişti. İsveç'te bir lokomotif fabrikasında kaynakçılık yapmaya başladı.

Bu yıllar İshak Alaton'un dünya görüşünün şekillendiği, sosyal demokrasiyle tanıştığı yıllar oldu. İnsan haklarına saygılı, gelir dağılımın mükemmel olduğu İsveç'e hayran kaldı.

Alaton, 2000 yılında Star Gazetesi'nde yayınlanan röportajda Jale Özgentürk'e verdiği demeçte "1950'li yıllarda sosyal demokratım demek yürek isterdi. Ben bu felsefeyi savundum. Anlatmaya çalıştım ama gerçek anlamıyla kimse öğrenemedi" demekten kendini alamadı.

28 yaşında Türkiye'ye dönerek varlık vergisi mağdurlarından Üzeyir Garih'le Bankalar Caddesi'nde Vefai Han'da bir göz odada ortaklık kurdu. 2000'de 46. kuruluş yılını kutlayan 6 bin çalışanlı Alarko Holding'in temeli atılmış oldu.

Alaton, özlediği Türkiye'yi ( Sen bir şey özleme orospu cocugu insanmısın ki sen ) "İnsan haklarına saygılı demokrasiyi özümsemiş; insanların görüşlerini açıkça ortaya koyabilecekleri, konuşabildikleri, bağırabildikleri ( Çok ta anlarsın ya bu konulardan ), saygının egemen olduğu, barıştan yana, güneydoğusuyla barışmış bir devlet istiyorum ( Küçüksün sen , Sadece bunları mı isteyebiliyorsun ). Türkü, Kürtü, süryanisi önemsizleşmiş, TC vatandaşı olma gururu taşıyan bir saygın ülke var rüyamda..." diye tanımlıyor.



Bana bak onun bunun cocuğu , yaşın başın da aldı, Kafana sıksam olur mu bilmem . Ama trafik kazası geçirmeni çok isterim. Piç kurusu yandasın da senin gibi güzel konusur yazar ama yemediği yarak yoktu. Geberdi. Ustamızı unutmadık. Kazanın arkasında senin olduğunu da bilenlerdeniz. Ayağını denk al. Sen ve senin gibileri buralarda yaşatmayı düşünmüyoruz. Düşünmeyiz de. Sen anladın onu, bilirsin beni.


10 Nisan 2007 Salı

‘Derin devlet değil, derin içgüdü!’

1975 ile 2005 yılları arasında 30 yıl Milli Güvenlik Kurulu’nda danışmanlık yapan ve “Kırmızı Kitap” denen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin mimarı Mustafa Ağaoğlu’na göre Hırant Dink cinayetinin arkasında çok profesyonel bir örgüt var!

Cinayeti tarikat kadrolaşması yüzünden Emniyet’in değil ancak MİT ve Jandarma istihbaratının çözebileceğini söyleyen Ağaoğlu, “Tetikçiyle değil gönül bağı, hiçbir bağ kurmayacaksınız. Verirsiniz parasını, işini yapar, bırakırsınız” diyor. MGK’nın 30 yıllık “kara kutu”su Ağaoğlu’nun, Aktüel dergisine verdiği önemli cevapları aktarıyoruz…

“Başbakanın yaptığı gibi derin devlet tanımı olmaz. Derin devlet, her devlette var. Her devletin, tabii kendi vatandaşlarına karşı değil ama, dış tehdit veya dış istihbarat kuruluşlarına karşı kendini koruma zorunluluğu var ve kendi içinde bunun tedbirlerini alır. Bunu yapmazsa uluslararası arenada hayat hakkı kalmaz. ‘Dost’ ülkelerin istihbaratı dahi aleyhinizde birçok faaliyette bulunur.”

“Devletin yaşam hakkı için gerçekleştirdiği gizli fonksiyon ve eylemleri diyelim. Osmanlı’da da vardı, bugün da var.Her ülke bunu yapar. Ama Türkiye’de nedense değişik algılanıyor.”

Ecevit’in teşhisi yanlıştı…

“Bülent Ecevit, Özel Kuvvetler’in ABD’den alınamayan bütçesinin merkezden karşılanması talebini kontrgerilla değerlendirmesiyle sundu halka. Ama değildi! Derin devletin ilk teşhisi denen bu teşhis baştan yanlıştı. Ve sonrasında yaşanan bir çok gelişme bu yanlış teşhis üzerine inşa edildi. Zaman içinde Ecevit de gördü onun devletin bir kolu olduğunu.”

Derin içgüdü…

Bu yapılanma asla ülke savunması kapsamında kendince vatan haini gördüğü vatandaşları katmadı. Asla! Böyle birşeye yetkisi yok, yapmamıştır da.. Derin devlet ya da daha doğru tanımıyla devletin gizli yanı, kendini savunma refleksi ve içgüdüsüdür. ”

Tek istisna 6-7 Eylül’dür, konuşamam…

“Bunun tek istisnası 6-7 Eylül olaylarıdır. Olayların başlamasına sebep olan, Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atılması, tamamen bizim Emniyet’in bünyesinde görevli bir elemanıyla gerçekleştirdiği bir operasyonuydu. Ama bu konuda daha fazla ayrıntıya giremem.”

Çakıcı’ya selam…

MİT’in eski İstanbul Bölge Başkanı Nuri Gündeş’in, NTV’deki “Neden” programında Çatlı’dan “Abdullah” diye bahsetmesi, Çakıcı’ya selam göndermesi… “Orasını bilemem, gizli kalması gereken bilgiler bunlar. Onu da aşar. Çünkü devlet politikasından bahsediyoruz. Belki 50 sene sonra açıklanır. Kendisi bu tip ilişkilere girmiş olabilir, bir şey diyemem. Yapmışsa suç işlemiştir ve yargılanmalı. Benim bildiğim, bırakanacaksınız tetikçileri. Tetikçiyle değil gönül bağı, hiçbir bağ kurmayacaksınız. Verirsiniz parasını, işini yapar, bırakırsınız.”

Dink cinayetinin arkasındaki…

“Papaz Santoro cinayeti, Danıştay baskını ve Dink suikastının aynı yapıdan çıktığına dair ciddi emarelar var. Türkiye’de çok iyi organize olmuş, çok profesyonel bir organizasyon! Kendini çok iyi gizliyor ama ne olursa olsun ortaya çıkarmak lazım. Devletin istihbarat teşkilatları işin içine girip çözmeli.”


9 Mart 2007 Cuma

TÜRK KARŞITI CEPHE FAALİYETLERİ VE DERİN MEDYA

Türkiye’de son gelişmeler gösteriyor ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Türk’ün karşısında, millî değerlerin karşısında eski devirlerde görülen yapılanmalara benzeyen, bu yapılardan biraz da farklı olan şer bir cephe oluşmuştur. Bu şer cephe, tek bir görüşü, eğilimi barındırmıyor. Türk karşıtı bu cephe; Marksist-Leninist, aşırı solcu, yeni liberalist, yeni İslamcı, ikinci cumhuriyetçi, azınlık psikolojisi ile hareket eden, etnik milliyetçi, ırkçı bir cephe… Bu tehlikeli yapılanmanın üyeleri, görüş farklılıkları olmasına rağmen ulus devletin ortadan kaldırılması, Türklüğün yıpratılması amacında birleşerek değişik yöntemlerle saldırılarına başladı. Dış güçlerce desteklenen, güçlü medya organlarına, ekonomik örgütlere, dış bağlantılı sivil toplum örgütlerine, derneklere, vakıflara ve zengin maddi kaynaklara sahip olan bu şer cephenin, ‘işadamı, patron, gazeteci, yayıncı, aydın, siyasetçi, yazar’ maskeli üyeleri Türk’ün savunucusu olan Türkçülere, Türk milliyetçilerine karşı planlı, şiddetli bir saldırı başlattılar. Türkçülerin güçlü varlığından dolayı ulus devletin kolay bir şekilde ortadan kaldırılamayacağını anlayan bu yapı, şimdilerde saldırılarını daha da arttırarak yola devam ediyor.

Doğrudan nefretten, intikam duygularından, Soğuk Savaş hatıralarından beslenen bu gruba karşı Türklerin savunma maksatlı bir yapılanma kurması çok doğaldı. Ki beklenen oldu, Türkler de kendilerine karşı yürütülen bu planlı saldırıya karşı koymak için ortak paydalarda birleşir oldular. Bu ortak paydalar; Türklük, Türklük değerleri, ulus devletin devamlılığı, milletin varlığı oldu. Türklerin bu yeni yapıda önder olarak benimsedikleri, fikirlerine gün geçtikçe daha da önem verdikleri lider Atatürk’tür. Atatürk’e karşı yapılan sistemli saldırının kaynağı da budur. Aslına bakarsanız Kuvayi Milliye’nin dün de düşmanları vardı. Bugün bahsini ettiğimiz bu şer cephenin bugünkü üyeleri de o günkü Damat Ferit’in, Ali (Artin) Kemal’in, milli varlığa düşman isyancıların yeni kuşak temsilcileri… Atatürk’e, fikirlerine, devrimlerine karşı olanlar, Türk olmayanlar, Türklüğe düşmanlık besleyenler bugünkü şer cephede yerlerini aldılar. “Türkiye’de milliyetçilik yükseliyor” söylemlerinin kaynağı olan gelişmelerden birkaçı budur. Bunun dışında içte-dışta devletin etkinliğinin zayıflatılması, başarısız hükümet faaliyetleri, sonu olmayan AB sürecinin dayatılması, AB’nin isteklerinin tartışmasız kabul edilmesi, ekonominin tamamen dış denetime bırakılması, önemli kurumların yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi, milli kuruluşların bu yolla yabancılaştırılması, teslimiyetçi yönetim anlayışı, Kıbrıs’taki dayatmalara karşı yürütülen pasif siyaset, Kıbrıs’a yönelik zarar amaçlı örtülü operasyonlar, Kerkük konusunda Türkleri dışlayan gaspçı anlayışa ve Türklerin katline seyirci kalınması, Irak’ın kuzeyindeki hareketlilik, istenmeyen yapıların belirginleşmesi ve bunların Türkiye’yi tehdit etmesi, gelişmelere hükümet yetkililerinin seyirci kalması, teröristlere yönelik çıkarılan af yasaları ile cezaevlerindeki teröristlerin dağa taşınması, terör örgütüne karşı etkin mücadele edilmesi yerine koordinatörlük aldatmacasıyla Türkiye’nin oyalanması, terör örgütüne sağlanan lojistik, siyasi desteğin devam etmesi, üniter yapıya saldırıların artması, federasyon sözlerinin sıkça dile getirilmesi, ekümeniklik tartışması, patrikhanenin hükümet destekli yasa dışı faaliyetleri, Karadeniz’deki gelişmeler, BOP eşbaşkanlığı ısrarı, ABD-İsrail-İngiltere’nin bölgesel plan, projelerine hükümetin dahil olması, Türk menfaatlerinin dikkate alınmaması, alt kimlik-üst kimlik- Türkiyelilik tartışmaları, Türk milletini kurucu-asli unsur olmaktan çıkarma çabaları, artan yolsuzluk- hükümet kadrolaşması, Türklüğe yapılan açık-kapalı saldırılar gibi gelişmeleri de ekleyebilirsiniz.

Türkler, tehlikede gördükleri milli varlıklarını, kurucusu oldukları, sahibi oldukları ulus devleti korumak, milli varlığa, ulus devlete yapılan sistemli saldırılara karşı koymak için hareketlendiler. İşte bu hareketlilik, Türklerin hızla teşkilatlanması ve güçlenmesi,
emperyal güçlerin desteklediği şer cephede rahatsızlık uyandırdı. Gayelerine ulaşmanın zorlaştığını gördüler. Sahip oldukları kuruluşlar ve medya organları ile bu Türk direnişini zayıflatmaya, bu yapılanmayı karalamaya başladılar. Bu rahatsızlık öyle boyutlara ulaştı ki, ABD’nin kucağında oturan bir zat bile bulunduğu yerden talimat ve temennilerde bulundu. Ne diyordu bu malum şahıs: “Ulusalcı dalgayı aşacağız” Bu açıklamadan sonra kimse de sormadı; “Bu bahsi edilen dalga, neden bu kesimleri rahatsız etmişti?”, “Bu kesimlerce bu dalga neden aşılmak isteniyor?”, “Bu dalga nasıl aşılacaktı, aşmak için ne yapılacaktı?”, “Aşılan dalgadan sonra nereye ulaşılmak isteniyordu, asıl hedef ne idi?”… Bu sorular sorulmadı, cevapları aranmadı.

Türklüğü, ulus devleti hedef alan bu şer cephe, derinliği olan büyük bir çete aslında… Görünmeyen tarafları, bilinmeyen ilişkileri, görünen taraflarından, bilinen ilişkilerinden daha karışık… Türk düşmanı kişi ve gruplarla, dış odaklarla bağlantıları, karanlık ilişkileri var. Bu yüzden Türkiye'de çok çirkin işler oluyor. Hatırlayın geçmişte yaşanan olaylarda Türk milliyetçilerini karalama amaçlı kasıtlı, asılsız iddialar taşıyan yayınlar yapıldı. Hatta birileri, hayatında ikinci kere görüşmemiş, ayak üstü sohbet etmiş kişileri dahi çete olarak tanıttı. Bu kişilerin tek ortak özelliği milli hassasiyeti yüksek kişiler olmalarıydı. Bir şekilde elde ettikleri fotoğraflarla yorumlar yaptılar, bu kişileri birlikte hareket ediyormuş gibi gösterdiler. Karalama kampanyası başlattılar. Sonra söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıktı. Yöntem şu; önce çamur atılıyor, bir yaygara koparılıyor. İddialar doğru değilmiş ne gam? Maksat; izi kalsın, milliyetçiler yara alsın.

Bir tane örnek verdim. Türkiye'de birileri harıl harıl çete, organize bir örgüt arıyor. Aslında Türkiye'yi tehdit eden, en büyük, en organize çalışan örgüt bahsini ettiğim şer cephenin amiral gemisi olan medyadır. Evet, Türkiye'nin çetesi, bir kısım medya.. Öyle tehlikeli bir yapılanma ki, Türkiye'de istediğini rezil, istediğini vezir yapabiliyor. Bir yerlerden aldıkları talimatla aynı anda aynı şeyleri yazıp, aynı şeyleri savunabiliyorlar. A gazetesi A tv.sinde, B gazetesi B tv.sinde çalışmaları hiçbir şeyi değiştirmiyor.. Karga sürüsü gibiler.. Birisi "gak" dedi mi, hepsi birden "gaklamaya" başlıyor. Devletle sorunları var. Milletle sorunları var. Psikolojik harp merkezi gibi çalışıyorlar. Sayfalarından pislik, ahlaksızlık akıyor, ekranlarından ahlaksızlık teşvik ediliyor. Şiddet özendiriliyor. Etnik unsurlar kışkırtılıyor. Onlara göre terörist ‘gerilla’, onlara göre ‘teröristler affedilmeli, teröristlerle devlet masaya oturmalı’, onlara göre ‘ulus devlet bitti, Atatürkçülük bitti’, onlara göre ‘dış güçlere teslim olmaktan başka çare yok’, onlara göre askeri, polisi şehit eden, şehirlerde saldırılar düzenleyen, bomba patlatan, can alan, kan akıtan, araç yakan, bayrak yakan, cam kıran, sivillere zarar veren teröristler ‘demokratik haklarını kullanıyorlar’, onlara göre ‘Türklüğü korumaya gerek yok, Türklere, devlete hakaret serbest olmalı’, onlara göre ‘hepimiz ermeni olmalıyız’, onlara göre “ ‘Türküm’ diyen kışkırtıcılık yapıyor”.

Eskisi, yenisi ile ideolojik bir yelpazeyi andıran, büyük bir çete ile karşı karşıyayız. Türk milliyetçileri medya sahasında yeterli şekilde teşkilatlanamadığı için seslerini yeterli oranda duyuramıyorlar. Bu nedenle, bu büyüyen çete tarafından sürekli Türklük aşağılanıyor, Türk milliyetçileri karalanıyor.

Ne yazık ki, bu organize çete ile mücadele eden yok. Mücadele eden olmadığı için daha da şımaran, aymazlaşan, azgınlaşan bu Türk karşıtı cephe faaliyetlerine devam ediyor. Bunların elinde silah haline dönüşen medya, Türkiye'nin başına daha ne çoraplar örecek, hep beraber göreceğiz.


alıntı..

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik