telekulak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
telekulak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2007 Pazar

"CIA’nın yasal kulağı aramızda!”

Geçtiğimiz yıl Yunanistan’da dünyanın en büyük istihbarat faaliyeti ortaya çıkarılmıştı. Yunan Başbakanı, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay yetkilileri dinleniyordu. Sonra o skandal unutuldu ve skandalın baş mimarı Türkiye’ye geldi. iyibilgi skandalı ve Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi Doç. Dr. Hasan Ünal ile konuştu. iyibilgi özel

İstihbarat faaliyetleri artık çok kolay olmalı. Çünkü Yunanistan’da patlayan telekulak skandalı yabancı devletlerin istihbarat faaliyetini oldukça yasal yoldan yürütüyor. Örneğin cep telefonu operatörü olarak Yunanistan’a gidiyor, zamanı gelince de stratejik alanları dinlemeye alıyorsunuz. Özellikle Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı sizin hattınızı kullanıyorsa… İşin bir diğer boyutu da var tabi… Kim bilir, yetkililer sizin hattınızı kullanmıyordur. O zaman- Hasan Ünal’a göre- diğer hatları ve sabit telefonları da dinlediğiniz ortaya çıkıyor.

Tarihin en büyük telekulak faaliyeti

Baştan alalım… Yunanistan’da tarihin en büyük skandallarından biri patladı. Vodafone isimli operatör firma, Yunanistan’da Cumhurbaşkanı, Başbakan, askeri yetkililer de dahil olmak üzere birçok kişinin telefon konuşmalarını dinlemişti. Hatta Radikal gazetesinde yayınlanan bir habere göre cep telefonları dinlenen Başbakan Kostas Karamanlis de dahil 100 kadar siyasetçi, bakan ve işadamının dışında isimleri açıklanmayanlar arasında Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Komutanı Korgeneral Frangulis Frangos'un da bulunduğu ortaya çıktı. Peki, dinlemeler ne için yapılıyor? Sıkı durun… iyibilgi’nin konuştuğu Hasan Ünal, tüm bilgilerin ABD’nin Atina büyükelçiliğine verildiği iddiasının dile getirildiğini söylüyor.

“Telekulak” Türkiye’de

Şimdi Vodafone Türkiye’de… Telsim’in sahibi. Hasan Ünal ile bu konuyu ele alırken şu soru aklımıza geldi: Türkiye de benzer bir istihbarat saldırısı altında kalabilir mi? Hasan Ünal, Yunanistan’da yapanın aynı şeyi Türkiye’de yapmaması için hiçbir neden olmadığını söylüyor. Bu arada Ünal çok hassas bir noktaya değiniyor: Vodafone Türkiye’ye gelirken beraberinde Yunan ortak getirdi. Yunan istihbaratıyla içli dışlı bir adam büyük bir ihtimalle. Yunanistan’ın böyle bir istihbarat faaliyetinde Vodafone’a 100 milyon dolarlık küçük bir ceza verdiği düşünülürse, Yunanistan’la anlaştıkları söylenebilir. Yunanistan bunlara vereceği az ceza karşılığında Türkiye’deki dinlemeden pay istemiş olabilir…”

Bunlar çok önemli iddialar… Peki, Yunanistan’daki skandaldan sonra Vodafone Türkiye’ye geldiğine göre, Türk güvenlik birimleri ya da Cumhurbaşkanlığı, ya da Başbakanlık, ya da istihbarat… Neden Vodafone’nun Türkiye’ye girmesine izin verdi?

Hasan Ünal “bu sorunun yanıtını milletvekili Emin Şirin ile görüşün” diyor, “Emin Şirin bu konuda pek çok soru önergesi verdi…”


Şirin'in önergesindeki şifre!

Genç Parti İstanbul milletvekili Emin Şirin Vodafone ile ilgili en çok soru önergesi veren vekillerden. 5 Nisan 2006 tarihinde Meclis Başkanlığı'na sunduğu soru önergesi ilginç saptamalarla dolu... İşte o önerge:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Doç.Dr.Abdüllatif ŞENER tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

İlgili Bakan olarak mesuliyetini taşıdığınız TMSF`nin satışa çıkardığı Telsim için en yüksek fiyatı 4.550 milyar dolarla Vodafone`nun verdiği bilinmektedir. Bu arada Yunanistanlı telefon firması Intracom`un Yunanistan`da 15.12.2005`te yapılan olağanüstü hissedarlar toplantısı sırasında açıklama yapan Intracom`un sahibi S. Kokkalis, Vodafone`nun Yunan telekom ve bilişim devi Intracom firmasına Telsim`in yüzde 10 hissesini satın alması için opsiyon tanındığını açıkladı. Açıklamayı yapan firmanın Başkanı Sokrates Kokkalis, Doğu Almanya`nın çöküşünden sonra açıklanan Doğu Alman gizli örgütü STASI`nin belgelerine göre, Doğu Alman gizli servisi için çalışmış bir kişidir. Ayrıca, savunma sanayi konusunda çalışmaktadır. Sokrates Kokkalis hakkında KKTC Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın aleyhinde, suikast teşebbüslerini de kapsayan bazı söylentiler de bulunmaktadır. Sorular: TMSF tarafından organize edilen Telsim`in satış ihalesinde, Telsim`i satın alacak firmalar hakkında güvenlik araştırması yapılmış mıdır?

Telsim`i satın alacak firmanın, satın aldığı varlıkları bilahare üçüncü bir şahsa devretmesi halinde belirli önemler alınmış mıdır? Telsim`i satın alacak firmanın satın aldığı varlıkları bir müddet sonra, Yunanistan`a veya Güney Kıbrıs Rum idaresine veya İran`a veya güvenlik açısından risk teşkil edebilecek başka bir ülke şirketine satmaması için ne gibi tedbirler alınmıştır? Yukarıda verilen haberler doğrultusunda Vodafone`dan bir izahat istenecek midir? Sokrates Kokkalis hakkında MİT`ten istihbari bilgi istenecek midir? Rauf Denktaş`a suikast teşebbüsü dedikoduları hakkında araştırma yaptırılacak mıdır? Vodafone`nun Telsim`i satın alması halinde KKTC`de bulunan Telsim faaliyetlerinin Kokkalis`e ve veya Güney Kıbrıs Rum Kesimine satılma ihtimali var mıdır?

Şirin`in sözünü ettiği Sokrates Kokkalis, Vodafone`un % 10 hisse alması için hak tanıdığı bildirilen Yunan firması Intracom`un sahibi. Adına Harvard Üniversitesinde kurulmuş bir ödül de bulunan Kokkalis daha önce de Türkiye`de bazı ortaklıklara girmişti. Kokkalis`in 2000 yılında Doğu Alman belgelerinin açıklanması ile birlikte gençliğinde, Doğu Alman Casusluk teşkilatı Stasi`nin elemanı olarak çalışmış olması Yunanistan`da rahatsızlık yaratmıştı.

iyibilgi.com

13 Şubat 2007 Salı

ECHELON-II

Echelon Sistemiyle ilgili olarak, yayımladığımız ilk makaleden sonra Avrupa' da yeni gelişmeler yaşandı. Aşağıda
basından aldığımız bir haberi aynen aktarıyoruz:

Avrupa Parlamentosu üyesi Alman Parlâmenter Ilka Schroder,
“ABD’nin kulakları” olarak bilinen Echelon casusluk şebekesinden
resmen davacı oldu. Schroder, Echelon sistemiyle “bireysel
haklarının ve Alman kanunlarının çiğnendiği” gerekçesiyle federal
mahkemeye başvurdu.

Schroder, Alman federal mahkemesine başvurarak, “kamu ve bireysel
haklarının Echelon şebekesi tarafından ihlal edildiği” gerekçesiyle dava
açtı. Alman Parlâmenter, dava dilekçesinde, ABD, İngiltere ve Almanya’yı
Echelon sisteminin doğrudan sorumluları olarak gösterdi. Schroder,
Echelon sisteminin sanayi casusluğunda kullanıldığı ve ticari marka ve
brövelerle ilgili yasaları çiğnediği görüsünü de savundu.
Schroder’in bu girişimi, Echelon sistemine karşı hukuki planda
ilk adim olması bakımından önem taşıyor.
Avrupa Parlamentosu ve Fransız Ulusal Meclisi tarafından
Echelon’u araştırmak için kurulan komisyonların “yetersiz” kaldığı
görüsünü savunan Schroder, “zor da olsa” hukuki yolların kullanılması
gerektiğini söyledi. Gözlemciler ise, Schroder’in başvurusunda belirli
bir ülkeye karşı dava açmadığını ve Alman mahkemelerinin davayı
incelerken federal makamların “devlet ve savunma sırrı” cevabıyla
karsılaşacakları görüşündeler.
Resmi olmamakla birlikte, ABD ve anglofon müttefiklerinin çok
sayıda ülkede kurulu casusu istasyonlar aracılığıyla tüm dünyayı
dinledikleri ve kriptolu mesajları dahi çözdükleri söyleniyor.
Fransa’nın basını çektiği bazı AB ülkeleri ise, soğuk savaş öncesinde
NATO müttefiklerince Doğu Bloku’nu dinlemekte kullanılan sistemin, ABD
tarafından son 10 yıldır kendi şirketlerine çıkar sağlamakta ve dev
ihaleleri elde etmekte kullanıldığı iddiasındalar.
İddialara göre, 50 ülkede 175’ten fazla merkez Echelon sistemine
dahil. Yine başka bir iddiaya göre, Türkiye’de de bu casus
istasyonlardan toplam 9 adet bulunuyor. Türkiye’deki dinleme
istasyonlarının Ağrı, Antalya, Diyarbakır, Edirne, İstanbul, İzmir, Kars
ve Sinop’ta bulunduğu söyleniyor.

ECHELON:

Echelon; Amerika ağırlıklı olmak üzere Hollanda, Türkiye gibi bazı NATO ülkelerinin de dahil olduğu bir elektronik izleme sistemidir. Bu sistem, dünya üzerindeki her türlü (telefon, teleks, faks, Internet, gibi) iletişimi izleme yeteneğine sahiptir. İzleme gerektiğinde dinlemeye dönüşmektedir. Şöyle ki; bilgisayar sistemine girilmiş bazı anahtar kelime ve cümleler tespit edildiğinde sistem bunları kayda almakta ve daha sonra ilgili personelce bu kayıtlar incelenmektedir. Anahtar kelimelere örnek vermek gerekirse; "öldürmek", "bombalamak", "örgüt" vs...Bu anahtar kelimeler pek tabii olarak çeşitli dillerdeki karşılıkları ile sisteme yüklenmektedir. Örneğin yukarıdaki kelimelerin geçmesi dolayısıyla bu sayfa sistemin kaydına büyük ihtimalle girmiştir.

Haberleşme trafiğinin günümüzde ulaştığı boyut dikkate alındığında, izleme için çok gelişmiş bilgisayar sistemlerinin kullanılması gerektiği ortaya çıkar. Ve aynı zamanda anahtar kelimelerin kullanılma sebebini de. Anahtar kelimeler, seçilmiş hedefler üzerine yoğunlaşma dışında, izleme ağına takılan şüpheli durumların tespitini sağlar.

Echelon Sistemi, uluslararası alanda bankalar aracılığıyla yapılan her türlü para hareketlerini izlemekte de kullanılmaktadır. Abdullah Öcalan' ın yakalanıp Türkiye' ye getirilmesi sürecinde; cep telefonu yoluyla yerinin belirlenmesinde Echelon Sistemi' nden yararlanıldığı çeşitli kaynaklarca iddia edilmiştir.

Sisteme yönelik en büyük suçlamalar Batı Avrupa ülkelerinden gelmiştir. Bu ülkeler sistemin Amerikan şirketleri lehine bazı uluslararası ihalelerde kullanıldığını ifade etmişlerdir. Bunu sonucunda Avrupa Birliği organlarınca sistem incelemeye alınmıştır. Bu yönde basından aldığımız bir haberi aşağıda aktarıyoruz:

"Elektronik casusluk ağına kontrol

Amerika Birleşik Devletleri'nin Elektronik Casusluk Ağı Echelon,
Avrupa Birliği tarafından inceleme altına alındı.
Birliğin Teknik ve Bilimsel araştırmalar bölümü tarafından
hazırlanan rapora göre, dünyadaki her türlü elektronik haberleşmeyi
izleyebilen Echelon sistemine bağlı olarak Türkiye'de de iki yer istasyonu bulunuyor.
Soğuk savaş döneminde kurulan ve dünyadaki her türlü telefon,
teleks, faks, elektronik mektup haberleşmesini izleyebilen
Echelon sistemiyle ilgili rapor 144 sayfadan ve beş bölümden oluşuyor.
Rapora göre, uydular ve yer istasyonlarından oluşan Echelon sistemi içinde,
Türkiye'de de iki tane yer istasyonu bulunuyor.
Bu istasyonlardan biri Amerikalılar ve İngilizler tarafından işletiliyor.
Karamürsel'de bulunan bu istasyon 1964 yılında kuruldu.
Diğer istasyonun ise Diyarbakır'da bulunduğu ve Amerikalılar tarafından
işletildiği belirtiliyor. Avrupa Birliği'ndeki kaynaklar,
her iki istasyonda 32 metre çapında birer çanak anten bulunduğunu
ve Türkiye'nin Echelon sisteminde kilit bir rol oynadığını söylüyor.
Aynı kaynaklar, özellikle soğuk savaş sonrasında Türkiye'deki istasyonların
daha da faal duruma geçtiğini vurguluyor. Rapor, Avrupa Parlamentosu'nun
özgürlükler, vatandaşlık hakları, adalet ve içişleri komisyonunda değerlendirilecek.
Eğer gerek görülürse konu genel kurula getirilecek ve konuyla ilgili
bir araştırma komisyonu kurulacak."


Bir kere haber kendi içinde çelişkilidir; zira ilk kısımda sistemin Amerikalılara ait olduğu söylenirken, makale içinde istasyonlardan birinin İngilizler tarafından işletildiği öne sürülmekte. Ayrıca Amerikalıların geçtiğimiz yıllarda Karamürsel' deki istasyonlarını da tasfiye ettiklerini belirtmek isteriz.

Echelon veya bir başka sistem, ancak şu bir gerçek ki dünyada tüm devletler gerek kendi vatandaşlarını gerekse diğer ülkeleri olanakları ölçüsünde izlemektedirler. Bunlar ulusal güvenlik gibi ulvi bir amaçla yapılırken, kişisel hak ve özgürlükler yine onları korumakla yükümlü devletler tarafından ihlal edilmektedir.

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik