24 Aralık 2006 Pazar

Psikolojik Savaş

Aslında ABD'nin son dönemde dünya üzerinde saltanat kurma çabalarının en etkili yönünü psikolojik savaş oluşturmaktadır. Bu amaçla ABD'nin gücü oldukça abartılmıştır. Oysa ABD'nin savaş gücü büyük ölçüde çağdaş emperyalizmin diğer kanatlarının desteğine bağlıdır. Tek başına kaldığı zaman savaş konusunda oldukça tereddüt etmektedir. Özellikle teknolojinin değil de askerlerin iş göreceği ortamlardan son derece çekinmektedir. Nitekim Vietnam ve Somali çıkartmaları ABD'nin bu yöndeki zaafını ve yetersizliğini gözler önüne serdi. Bundan dolayıdır ki ABD son dönemde, savaş teknolojisine ve bu teknolojinin tehdit gücünden yararlanarak psikolojik savaş yürütmeye büyük ağırlık vermektedir.
Bu sıralarda dünya gündeminde sürekli ABD'nin Irak'a operasyon planları konuşuluyor. Ne zaman, ne şekilde, niçin? Ardından neler gelecek? İran'a da operasyon düzenlenecek mi? vs. türünden sorular medya organlarında ve zihinlerde dolaşıyor. Aslında bütün bu soruların medya organlarında ve zihinlerde dolaştırılmasıyla birlikte psikolojik savaş fiilen başlatılmıştır. Bu da operasyonun en önemli cihetini oluşturmaktadır. Psikolojik savaşta ise ağırlıklı olarak çağdaş emperyalizmin güdümündeki medya organlarından yararlanılmaktadır.
Aslında psikolojik savaş sadece Irak'a yönelik değildir. ABD'nin kendilerine ihtiyaç duyduğu ülkeler de bu savaşın hedefi durumundadırlar. Geçtiğimiz günlerde başlatılan ve "Bin Yılın Meydan Okuması" adlı tatbikatta hayali bir ülkenin işgal edilmesi psikolojik savaşın bir parçasıydı. Bu ülkenin neresi olduğu kesin olarak açıklanmadı. Ama ülke "Ortadoğu"da idi. Bu durumda Ortadoğu'da bulunan ülkelerin tümü için bir tehdit söz konusu oluyordu. Bu arada, ABD'nin dostu olduğu için kendini biraz daha güvende hisseden Türkiye ile ilgili işaretler biraz daha fazla tutulmuştu. Böylece Türkiye'ye: "Eğer Irak'a operasyon konusunda destek vermezseniz, sizi de dost olmaktan çıkarıp hedef haline getirebiliriz" mesajının verilmesi istenmiş, ama birtakım olumsuz cihetlerine binaen bu mesaj böyle üstü kapalı bir şekilde iletilmişti. İşin gerçeğinde ABD'nin Ortadoğu'nun en ufak bir ülkesini bile 96 saat içinde işgal etmesi mümkün değildir. ABD, savaş teknolojisini devreye sokup, masum insanların tepelerine bomba yağdırmaktan kaleye top atar gibi zevk alacak kadar insani duygulardan tecrit edilmiş pilotlarını kullandığında kendini güçlü gösteriyor. Fakat kara operasyonlarında sürekli zayıf kalmaktadır ki bu da askerlerinin savaş ve tahammül güçlerinin son derece yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır. İşgal ise sadece havadan bombalar yağdırmakla gerçekleşmez. Burada psikolojik savaşın etkili olabilmesi için ABD'nin gücü abartılmaktadır.
Son dönemde Suudi Arabistan'ın etrafında da oldukça ilginç gelişmeler yaşanıyor. Kraliyet ailesinden üç genç esrarengiz bir şekilde hayatını kaybetti. Bu ölümlerden birinin gerekçesi son derece ilginç: Çölde susuz kalması. Oysa kraliyet ailesinden birinin çölde susuz kalacak kadar tedbirsiz yola çıktığı iddiası inandırıcı değildir. Kaldı ki öyle olsa bile mutlaka yanında bir yerlerle irtibat kurmasını sağlayacak iletişim araçları vardır ve ufak bir sinyal göndermesiyle anında helikopterlerle kendisine su ulaştırılır. Bu olaylarda bir şeyler saklanıyor gibi. Suudi Arabistan'ın Irak operasyonu konusunda Amerika'ya destek vermemesi sebebiyle bu ülkeye karşı bir medya savaşı ve yıpratma operasyonu başlatılmıştı. ABD, prenslerden birinin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını ileri sürmüştü. "Acaba söz konusu esrarengiz ölümler de, ABD'nin şantaj politikasının bir parçası olmasın?" diye soru sormadan geçemiyoruz.
ABD, Irak konusunda yalnız kalmanın sıkıntısını çekiyor. Psikolojik savaşa bu kadar ağırlık vermesinin sebebi de bu yalnızlıktan kaynaklanan zaafı ortadan kaldırmak ve karşı tarafı savaşsız teslim olmaya zorlamak, sonra da Irak topraklarına bir uzak karakol kurmaktır. Ancak bunu başarması kolay olmayacak. Bakalım psikolojik savaşı gerçekten bir operasyon takip edecek mi? Eğer kendisine ciddi şekilde destek verecek birileri çıkmazsa buna cesaret etmesi zor olacak. Bu açıdan Türkiye'nin tavrı belirleyici olacaktır. Ama Türkiye'nin Irak topraklarını bölecek operasyona destek vermesi kendisine de büyük zarar verir. Biz Türkiye'nin aynı delikten ikinci kez ısırılmamasını arzuluyoruz.

3 Ağustos 2002 Cumartesi, Vakit gazetesi

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik