18 Şubat 2007 Pazar

TRUVA ATLARI İŞBAŞINDA…

M. Ali Birand, 24 Ocak günü Kanal D’nin akşam haberlerinde, “belki de Hrant boşuna ölmedi” diyerek aşağıdaki haberi okudu : “Erivan’dan ilişkilerde yumuşama sinyali geldi. Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Arman Kirakosyan, Erivan’ın Ankara ile ön koşulsuz diplomatik ilişki kurmaya hazır olduğunu söyledi.”Haberi dinleyenler Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın şunları söylediğini duydular :“Üzücü olan, iki devlet arasında diplomatik ilişki bulunmamaktadır. Ermenistan’ın dediği odur ki hiçbir ön koşul olmadan diplomatik ilişkilerin başlamasına hazırız. Bunun için Hrant Dink çalışıyordu ve konuşuyordu. Ümitliyiz ki Türkiye’nin bu arzusu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiyi ilerletecek ve güçlendirecektir”
Ermenistan’ın bu sözde “yumuşama sinyalini” (!) pazarlayan sadece Mehmet Ali Birand değildi. CNN TÜRK diplomasi danışmanı Yalım Eralp de, Erivan’ın bu açılımının arkasında Hrant Dink cinayetinin iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmasının olduğunu söyledi. Eralp, “Hrant buna çok sevinirdi. Onun boşuna ölmediğini ummak istiyorum” dedi.* * *Gerçekten Ermenistan yumuşama sinyali mi vermektedir, yoksa Türkiye yumuşatılmaya mı çalışılmaktadır ?

Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın söylediği gibi iki ülke arasında diplomatik ilişki yoktur. Peki neden ?

Madem ki Hrant Dink bu konuda çalışıyordu, o zaman sözü Hrant Dink’e bırakalım ve Türkiye ile Ermenistan arasında neden diplomatik ilişki olmadığını öğrenelim. Hrant Dink, kendisi ile yapılan bir söyleşide bu konuda şunları söylemektedir :

“Soru : Ermenistan’ın Türkiye’den beklentileri neler ?

Hrant Dink : Diplomatik ilişkilerin kurulmasını, sınırların açılmasını ve görüşmelerin ön koşulsuz başlamasını istiyor.

Soru : Türkiye dostluğu geliştirmek için Ermenistan’dan hangi adımları atmasını istiyor peki ?

Hrant Dink : Karabağ’da işgal ettiği bölgelerden çekilmesini, soykırımın dünyaca tanınması ısrarından vazgeçmesini ve bugünkü sınırı belirleyen Kars-Gümrü anlaşmasını Ermenistan’ın tanımasını istiyor. Oysa Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan, ‘bizim Türkiye’den toprak talebimiz yok’ diye çok net söyledi. Ermenistan hükümeti soykırım konusunda da ‘bu işin lokomotifi ben değilim. Soykırımı kabul edin diye benim diplomatik, siyasi bir talebim yok. Bu diasporanın işi. Ben onu bu çabasında ancak desteklerim. Çünkü bizim tarihsel dramımızdır. Soykırımın Türkiye ve dünya tarafından kabul edilmesi bizi sadece memnun eder’ diyor.” (Radikal, 5.7.2004)

Böylece Hrant Dink’ten meselenin özünü öğrendik. Demek ki, Ermenistan’ın üç talebi var :

1. Diplomatik ilişkilerin kurulması2. Sınırların açılması3. Görüşmelerin önkoşulsuz başlaması.

Türkiye de buna karşı (Ermenistan’ın “önkoşul” olarak değerlendirdiği) şu talepleri ileri sürüyor :

1. Karabağ’da işgal ettiğin bölgeden çekil.2. Soykırımın dünyaca tanınması konusundaki ısrarından vazgeç3. Bugünkü sınırı belirleyen Kars-Gümrü Anlaşmasını tanı…

İşte “önkoşul” denilen ve vazgeçilmesi istenilen talepler bunlar. Ve Kanal D’nin Ermenistan’ın sözcülüğüne soyunması bu amaç doğrultusunda şekilleniyor. Deniliyor ki, “Erivan’dan ilişkilerde yumuşama sinyali…”

İyi de nerede o “yumuşama” ? Ermenistan hangi önerisini yumuşatmış ? 2004 yılında da önkoşul olmamasını talep ediyordu, bugün de… Yumuşama bunun neresinde ?

Söz konusu olan Ermenistan’ın yumuşaması değil, Mehmet Ali Birand, Yalım Eralp gibi Doğan Medya borazanları ağzıyla Türkiye’nin yumuşatılmaya çalışılmasıdır.

Bu bağlamda şu iki soruyu sormamak mümkün mü ?

1. Ermenistan neden soykırımın dünyaca tanınması konusundaki ısrarından vazgeçmiyor ?

Hrant Dink’e göre bunun önemi yok. Önemli olan Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan’ın, “bizim Türkiye’den toprak talebimiz yok” demesidir… Oysa asıl bu tür demeçlerin uluslararası ilişkilerde zerre kadar önemi yoktur. Uluslararası ilişkilerde söz, senet değildir. Bunun en güzel örneği 12 Eylül cuntasının lideri Kenan Evren’in, dönemin NATO Başkomutanı Rogers tarafından verilen sözlü güvence ile Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne onay vermesidir. Burada Türkiye’nin nasıl bir diplomatik kozu harcadığını ve deyim yerindeyse nasıl “kazık yediğini” artık herkes biliyor ve teslim ediyor.

Bu nedenle bu tür kişisel demeçlerin diplomaside kalıcılığı yoktur. Yarın Koçaryan gider başkası gelir, “bizim toprak talebimiz var” der. İşte o zaman çıkıp “ama Koçaryan böyle demişti” diyemezsiniz. Derseniz, size gülerler. Hatta gülmezler bile !

Uluslararası ilişkilerde aslolan devletlerin sürekliliğidir. Uluslararası hukuk da bunu esas alır. Onun için uluslararası ilişkiler devletten devlete ilişkilerdir.

Kaldı ki Ermenistan Devlet Başkanı, diasporanın sözde soykırımı kabul ettirme çabasını desteklediğini de açık açık söylemektedir zaten.

2. Ama diplomatik ilişki kurulması hususunda, bu sözde soykırım konusu kadar önemli olan diğer mesele, bugünkü sınırı belirleyen Kars-Gümrü Anlaşması’nın Ermenistan tarafından tanınmamasıdır. “Bizim Türkiye’den toprak talebimiz yok” diyen Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırı belirleyen anlaşmayı neden tanımıyor o zaman ? Sınırlar her şeyden önce devletlerin topraklarını birbirinden ayırır. Eğer başka bir ülkeden gerçekten toprak talebiniz yoksa, o ülkeyle aranızda olan sınırı belirleyen anlaşmayı tanımamak mantıklı mıdır ?

Bu bağlamda hem Mehmet Ali Birand’ın hem de Yalım Eralp’in gerçekleri gözlerden saklayarak Ermenistan sözcülüğüne soyunmaları ve Hrant Dink’in “boşuna ölmediğini” vurgulamaları anlamlı değil mi ?

Öyle görünüyor ki Truva atları yine işbaşı yaptılar !..

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik