şike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2007 Çarşamba

Türkiye'nin yaşadığı krizler sivil anayasaya ders oldu

1982 Anayasası, bugüne kadar sayısız krize yol açtı. Bunlardan ders çıkaran sivil anayasa ise seçim sistemi, Köşk'le hükümet arasındaki veto tartışması, yargı ve YÖK gibi problemleri çözmeyi hedefliyor.


Türkiye, 25 yıldır darbe anayasasından kaynaklanan krizlerle boğuşuyor. Sürekli tekrar eden tartışmalar sebebiyle sosyal, siyasî ve ekonomik alanda ciddi bedeller ödendi. İktidarlar değişse de Köşk ile hükümet arasındaki yetki polemiği hiç bitmedi. Seçim sistemi ve yüzde 10'luk baraj, yıllardır siyasetçilerin enerjisini tüketti. Yargı ve YÖK'teki reform ihtiyacı sürekli gündemin ilk sıralarında yer aldı. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi üyeleri, birbirlerinin resepsiyonlarına gitmeyecek kadar kavgalı hale geldi. Bu örnekler, onlarca tartışmalı alandan sadece birkaçı. Yeni anayasa, bu olumsuz tabloyu ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Prof. Dr. Ergun Özbudun'un hazırladığı taslakta, Anayasa Mahkemesi'nin yorum yoluyla Meclis'in yetki alanına müdahale etmesi engelleniyor. Millî egemenliğin kimin tarafından kullanılacağı konusu da açıklığa kavuşturuluyor: "Türk milleti egemenliğini yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır." Böylece, YÖK ve Genelkurmay gibi kurumların yetki sahibi olmadığı netleştiriliyor.

Sivil anayasada cumhurbaşkanının yetkileri azaltılarak 'veto sorunu'nun önüne geçiliyor. Yargıtay ve Danıştay'a üye seçimindeki anlaşmazlık yüzünden adalet camiasında yaşanan gerilimlere son veriliyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ile yüksek mahkemelere üye seçim sistemini değiştiriyor. Yüz-de 10'luk seçim barajı sebebiyle Meclis'te temsil zafiyeti yaşanmasının önüne geçiliyor. 450+100 formülü getirilerek 100 milletvekilinin partilerin aldıkları oy oranına göre Parlamento'ya girmesi öngörülüyor.

Bu sistem uygulansaydı son seçimlerde baraj altında kalan Demokrat Parti 5, Genç Parti 3, Saadet Partisi 2 vekille TBMM'de temsil edilecekti.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesini içeren Anayasa değişikliği paketi, eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 15'er günlük inceleme sürelerini son saatine kadar kullanması sebebiyle 22 Temmuz seçimlerine yetişmemişti. Bunun mali açıdan da bir bedeli oldu. Referandum şimdi 21 Ekim'de yapılacak. Bu örnekten yola çıkılarak, yeni anayasa taslağında cumhurbaşkanının veto yetkisi yeniden düzenlendi. Veto edilen bir kanunu Meclis aynen kabul ederse cumhurbaşkanı bu kanunu ikinci kez 15 gün bekletemeyecek. 3 gün içinde yayınlamak zorunda kalacak. Ayrıca cumhurbaşkanı Meclis'te kabul edilen bir kanunu 15 gün içinde geri göndermez veya yayınlamazsa kanun Meclis başkanı tarafından yayımlanacak.

Şemdinli sürecinde yaşanan Meclis ve yargı tartışması taslakta yer aldı. Geçen yıl, Şemdinli olaylarını irdeleyen Meclis araştırmalarının yargıyı etkilediği yönünde eleştiriler yapılmıştı. Taslağın 'Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı' başlıklı 106. maddesinde, 'görülmekte olan bir davayı etkilemek amacıyla yasama organında yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili görüşme yapılamayacağı' belirtildi. Ancak Meclis araştırma ve soruşturma komisyonlarının faaliyetlerinin bu hüküm kapsamı dışında olduğu vurgulandı.

Yargıtay Başkanı Osman Arslan, 2005 Adli Yılı açılışında Yüce Divan görevinin Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine yönelik sert bir konuşma yapmıştı. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi üyeleri Arslan'a tepki göstermiş ve Yargıtay'ın tören ve resepsiyonlarını protesto etmişti. Sivil anayasa, Yüce Divan'ın yapısını Yargıtay'dan 6, Anayasa Mahkemesi'nden 5 yargıç yer alacak şekilde değiştirdi.

Yargıtay ve Danıştay'a üye seçimindeki anlaşmazlık nedeniyle HSYK üyeleri ile eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek arasında yaşanan gerilim hafızalarda tazeliğini koruyor. HSYK üyeleri, toplantıya katılmayan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Sivil anayasa, HSYK'nın yapısını ve yüksek mahkemelere üye seçim sistemini değiştiriyor. Milletvekili seçiminde siyasi partilere uygulanan yüzde 10 barajı sebebiyle çok sayıda partinin baraj altında kalması geçtiğimiz dönemde temsil krizine yol açmıştı. Yeni anayasayla 450+100 formülü getirilerek 100 milletvekilinin partilerin aldıkları oy oranına göre Meclis'e girmesi formülü getiriliyor.

Murat Aydın

Çok aydınlattın , kalın dava , ayarım , akıllanın , olay , olağan , adil çözüm , ıklan , am , sensiz , sırılsıklam aşık kızlar varmış , özül bulun , alım , alının , ayarım , akıllanırım , sıcak konu

22 Haziran 2007 Cuma

Oyakbank'ın yabancıya satışı İlhan Selçuk'u da kızdırdı

Oyakbank'ın yabancıya satışı İlhan Selçuk'u da kızdırdı
Erdemir Özelleştirmesinde 'yabancı satılmasın' politikası güden Oyak'ın kendi bankasını yabancılara satması büyük tartışma çıkardı.

Erdemir Özelleştirmesinde 'yabancı satılmasın' politikası güden Oyak'ın kendi bankasını yabancılara satması büyük tartışma çıkardı. Oyak yöneticileri Erdemir özelleştirmesi nedeniyle liberallerin, banka satışı nedeniyle de ulusalcı kesimin sert eleştirisine muhatap oldu. Askerlerin 'hesaplarımızı kapatacağız' açıklamasının ardından bir tepki de Cumhuriyet Gazetesi'nin imtiyaz sahibi İlhan Selçuk'tan tepki geldi. Oyakbank'ın Hollandalılara satılmasını içerleyen Selçuk, tepkisini "Merkez Bankasını da mı yabancılara satacağı" diyerek koydu.

Osmanlı Devleti'nde merkez bankası işlevini gören Osmanlı Bankası'nın Fransız ve İngiliz ortaklarca kurulduğunu aktaran Selçuk, bankacılıkta liberal ekonominin uygulanmasının Osmanlı'nın batışına sebep olduğunu iddia etti. Bankaların yönetiminin bir bir Türklerin yönetiminden çıktığını yazan Selçuk, Oyakbank'ın satışına tepkisini bugünkü yazısında şu ifadelerle gösterdi: / Senin gibi bir piçe inananrak yarak göç ,

"Son olarak Oyakbank'ı da Hollanda'ya pazarlayınca bizim medya bir sevindi ki sormayın...

Çağdaşlaşıyoruz... / noldu götün mü tutuştı , kastın mı var , güvendiğin bir yarma mıydı. öldürülebilirmisiniz yoksa bu satışla?

Osmanlı'nın son dönemindeki gibi neoliberal ekonomide üstümüze yok... / senin osmanlı anlayışını sikmek lazım göt. amerikam biçi hiç /

Peki, şimdi sıra kimde?.. / çetin emeç , senden değerliydi? :) /

Cumhuriyet Merkez Bankası'nda... / aynalı yot /

Cumhuriyet Merkez Bankası'nı hemen yabancılara satalım.. İngiliz mi olur, Fransız mı, Amerikan mı, kim olursa olsun... / çok bakla çıkardın. Terim kuramadı daha /

Neoliberal ekonomide tam Osmanlı'nın son dönemine döneriz... / Çok sevindin /

Ondan sonra ne olur?.. / ananın amı olur sen merak etme, feribot çocuğu seni / kerhane kuralları bilirmisin? /

Ondan sonra Allah kerim... / /

Şu ' Çılgın Türkler' in ne yapacakları hiç belli olmaz..." / Amerşalımmı yaz dedi , sen değilsin değilmi , dikkat et tavrına hastayım

14 Haziran 2007 Perşembe

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek
Ankara, Lübnan, Irak ve Filistin'de son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine bu ülkelere barış çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı, Gazze'de bulunan 80 kadar Türk vatandaşının tahliye edilmesi için gerekli çabaların yapıldığını da duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı tarafından akşam saatlerinde yapılan üç ayrı açıklamada ilk olarak Türkiye'nin, 13 Haziran'da Beyrut'ta gerçekleştirilen ve Milletvekili Walid Eido dahil 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı şiddetle kınadığı kaydedildi. Açıklamada, "Lübnan'da son dönemde yoğunlaşan toplumun önde gelen kişilerini ve ayrıca sivil halkı hedef alan bu terör saldırıları ülkede güvenlik ve istikrarın bozulmasını amaçlamaktadır" denildi. Lübnan'daki gelişmelerin, zor bir dönemden geçen Orta Doğu bölgesinde istikrar ve güvenliğe ilave bir tehdit oluşturduğu ifade edilen açıklamada, "Bu menfur saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa zamanda tespit edilerek adalet önüne çıkartılmalarını temenni ediyoruz" ifadeleri yer aldı.

GÜL LÜBNANLI BAKANLA KONUŞTU

Terörizme karşı mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurgulayan Türkiye, dost Lübnan hükümeti ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de İkinci İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı'na katılmak üzere İstanbul'da bulunan Lübnan İçişleri Bakanı Hasan El-Sabeh ile görüşerek olaydan üzüntü duyduğunu ifade etti ve terörizmle mücadeleye ilişkin görüşlerini iletti.

ASKERİYE SALDIRISINA KINAMA

Dışişleri Bakanlığı yayınladığı diğer açıklamada, Irak'ın Samarra kentindeki Askeriye Camii'nin kubbesinin 22 Şubat 2006 tarihinde havaya uçurulmasının ardından, bu kez caminin ayakta kalan iki minaresinin 13 Haziran'da gerçekleştirilen terör saldırısıyla yıkılmasının şiddetle kınandığı duyurdu. Açıklamada, "Bu saldırının Irak'ta mezhepler arası çatışmaları körüklemek ve uzlaşı sürecini engellemek için kasten yapıldığı ortadadır" denildi. Türkiye'nin, Irak'ta istikrarın, barışın, huzurun ve refahın yeniden tesis edilmesi hedefine yönelik olarak ulusal diyalog ve uzlaşı sürecini güçlü biçimde desteklediği kaydedilen açıklamada, "Irak siyasi yelpazesindeki tüm grupların sağduyulu ve yapıcı davranmaları, uzlaşı sürecinin başarısı bakımından zaruridir. Bu itibarla Türkiye, Irak'lı grupların, Irak'ta daha fazla kan dökülmesine yol açabilecek bu tür tahrik eylemlerini boşa çıkarmaları gereğine inanmaktadır" ifadeleri yer aldı.

FİLİSTİN'DEKİ TÜRKLER TAHLİYE EDİLİYOR

Türkiye'nin Filistin'deki gruplar arasında meydana gelen şiddet olaylarından büyük kaygı duyduğunu da vurgulayan Dışişleri Bakanlığı'nın bir diğer açıklamasında, "Gazze Şeridi'nde sadece geçtiğimiz üç gün içerisinde vuku bulan çatışmalarda 40'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği, yaralıların sayısının ise 140'a yükseldiği üzüntüyle öğrenilmiştir. Filistin halkının içinde bulunduğu kritik koşullarda, tüm tarafların itidal içinde hareket etmelerine ve gerginliğin giderilmesi için çaba harcamalarına ihtiyaç bulunmaktadır" denildi. Filistinliler arasında sürmekte olan bu çatışmaların, en fazla Filistin halkına ve Filistin davasına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, Filistin'deki ekonomik güçlüklerin giderilmesinin de Filistin'deki barışa kalıcı katkı yapacağına inanıldığı ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti: "Tarafları, Filistin'de şiddet ve istikrarsızlık yaratmaktan başka bir netice doğurmayacak bu husumete bir an önce son vermeye, Filistin'de barış, refah ve güvenliğin hakim olması amacı doğrultusunda birlik içerisinde hareket etmeye, sorunlara siyasi yollardan ve uzun çabalar sonucunda tesis edilen Ulusal Birlik Hükümeti bünyesinde çözüm bulmaya davet ediyoruz." Dışişleri Bakanlığı, Gazze Şeridi'ndeki Türk vatandaşlarının durumuyla Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosluğunun yakından ilgilendiğini, Gazze'de 80 civarında Türk vatandaşıyla temas kurma çalışmalarının sürdüğünü ayrıca bu vatandaşların, bölgeden tahliyeleri konusunda gerekli bütün tedbirlerin alındığını duyurdu.

aldınız siz alacağınızı /

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek

Gazze Şeridi'ndeki Türkler tahliye edilecek
Ankara, Lübnan, Irak ve Filistin'de son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine bu ülkelere barış çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı, Gazze'de bulunan 80 kadar Türk vatandaşının tahliye edilmesi için gerekli çabaların yapıldığını da duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı tarafından akşam saatlerinde yapılan üç ayrı açıklamada ilk olarak Türkiye'nin, 13 Haziran'da Beyrut'ta gerçekleştirilen ve Milletvekili Walid Eido dahil 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı şiddetle kınadığı kaydedildi. Açıklamada, "Lübnan'da son dönemde yoğunlaşan toplumun önde gelen kişilerini ve ayrıca sivil halkı hedef alan bu terör saldırıları ülkede güvenlik ve istikrarın bozulmasını amaçlamaktadır" denildi. Lübnan'daki gelişmelerin, zor bir dönemden geçen Orta Doğu bölgesinde istikrar ve güvenliğe ilave bir tehdit oluşturduğu ifade edilen açıklamada, "Bu menfur saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa zamanda tespit edilerek adalet önüne çıkartılmalarını temenni ediyoruz" ifadeleri yer aldı.

GÜL LÜBNANLI BAKANLA KONUŞTU

Terörizme karşı mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurgulayan Türkiye, dost Lübnan hükümeti ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de İkinci İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı'na katılmak üzere İstanbul'da bulunan Lübnan İçişleri Bakanı Hasan El-Sabeh ile görüşerek olaydan üzüntü duyduğunu ifade etti ve terörizmle mücadeleye ilişkin görüşlerini iletti.

ASKERİYE SALDIRISINA KINAMA

Dışişleri Bakanlığı yayınladığı diğer açıklamada, Irak'ın Samarra kentindeki Askeriye Camii'nin kubbesinin 22 Şubat 2006 tarihinde havaya uçurulmasının ardından, bu kez caminin ayakta kalan iki minaresinin 13 Haziran'da gerçekleştirilen terör saldırısıyla yıkılmasının şiddetle kınandığı duyurdu. Açıklamada, "Bu saldırının Irak'ta mezhepler arası çatışmaları körüklemek ve uzlaşı sürecini engellemek için kasten yapıldığı ortadadır" denildi. Türkiye'nin, Irak'ta istikrarın, barışın, huzurun ve refahın yeniden tesis edilmesi hedefine yönelik olarak ulusal diyalog ve uzlaşı sürecini güçlü biçimde desteklediği kaydedilen açıklamada, "Irak siyasi yelpazesindeki tüm grupların sağduyulu ve yapıcı davranmaları, uzlaşı sürecinin başarısı bakımından zaruridir. Bu itibarla Türkiye, Irak'lı grupların, Irak'ta daha fazla kan dökülmesine yol açabilecek bu tür tahrik eylemlerini boşa çıkarmaları gereğine inanmaktadır" ifadeleri yer aldı.

FİLİSTİN'DEKİ TÜRKLER TAHLİYE EDİLİYOR

Türkiye'nin Filistin'deki gruplar arasında meydana gelen şiddet olaylarından büyük kaygı duyduğunu da vurgulayan Dışişleri Bakanlığı'nın bir diğer açıklamasında, "Gazze Şeridi'nde sadece geçtiğimiz üç gün içerisinde vuku bulan çatışmalarda 40'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği, yaralıların sayısının ise 140'a yükseldiği üzüntüyle öğrenilmiştir. Filistin halkının içinde bulunduğu kritik koşullarda, tüm tarafların itidal içinde hareket etmelerine ve gerginliğin giderilmesi için çaba harcamalarına ihtiyaç bulunmaktadır" denildi. Filistinliler arasında sürmekte olan bu çatışmaların, en fazla Filistin halkına ve Filistin davasına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, Filistin'deki ekonomik güçlüklerin giderilmesinin de Filistin'deki barışa kalıcı katkı yapacağına inanıldığı ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti: "Tarafları, Filistin'de şiddet ve istikrarsızlık yaratmaktan başka bir netice doğurmayacak bu husumete bir an önce son vermeye, Filistin'de barış, refah ve güvenliğin hakim olması amacı doğrultusunda birlik içerisinde hareket etmeye, sorunlara siyasi yollardan ve uzun çabalar sonucunda tesis edilen Ulusal Birlik Hükümeti bünyesinde çözüm bulmaya davet ediyoruz." Dışişleri Bakanlığı, Gazze Şeridi'ndeki Türk vatandaşlarının durumuyla Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosluğunun yakından ilgilendiğini, Gazze'de 80 civarında Türk vatandaşıyla temas kurma çalışmalarının sürdüğünü ayrıca bu vatandaşların, bölgeden tahliyeleri konusunda gerekli bütün tedbirlerin alındığını duyurdu.

aldınız siz alacağınızı /

21 Aralık 2006 Perşembe

Pendik, Fener'i Dopingle Yendi


Pendik, Fener'i Dopingle Yendi
FB adına tarihe "Pendik hezimeti" olarak geçen maç hâlâ konuşuluyor. Ancak karşılaşma öncesinde GS"li bir grup komutan tarafından Pendikspor oyuncularına "doping" uygulandığı ortaya çıktı. GATA"da bir hafta boyunca seansa tabi tutulan Pendikspor"un ilk 11"i 90 dakika boyunca sahada basmadık yer bırakmadı. Sonuç; "Pendik United: 2, FB:1"

Hakemin düdüğü ile maç bittiğinde köklü futbol takımlarımızdan Fenerbahçe"nin tarihine kara harflerle yazılacak bir skor ortaya çıkmıştı: 2-1. Fenerbahçe 2. Lig ekiplerinden Pendikspor"la Türkiye Kupası 3. Tur eleme maçı oynamış ve yukarıdaki sonuçla 90 dakikayı bitirmişti. Fenerbahçe"de hüzün dönemi başlamış, hem takım içinde hem de yöneticiler arasında aykırı sesler yükselmeye başlamıştı. "Fenerbahçe Pendikspor"a yenilir mi?" sorusu Fenerbahçe camiasında sürekli soruluyor, hesap sorma niteliğinde bunun cevabı aranıyordu. Ancak durum Pendikspor cephesinde farklıydı; futbolcu ve yöneticilerde Fenerbahçe gibi büyük bir takımı kısıtlı imkanlarına rağmen iyi bir oyunla yenmenin mutluluğu yaşanıyordu. Oyuncular tarihe geçiyor ve çeşitli hediyelerle ödüllendiriliyordu. Öyle ki, bulunduğu ilçeden gelen kırk yıllık Pendikspor adı, Fenerbahçe"nin ezeli rakibi Galatasaraylı taraftarlar tarafından "Pendik United" olarak değiştiriliyordu.Tarihe geçebilecek kadar önemli olan ve hafızalarda her zaman tazeliğini koruyan bu maçta Pendikspor nasıl olmuştu da Fenerbahçe"yi rahatlıkla yenebilmişti? Kimisine göre bu bir tesadüf, kimisine göre de ciddi bir çalışmanın ürünü. Üçüncü görüş ise Fenerbahçe çok kötüydü ve o maçta Pendikspor"u yenecek güçte değildi. Tartışmalar ve polemikler hâlâ sürerken deşifre edilen yeni bir ayrıntı yıllar önce oynanmış bir maçı tekrar gündeme taşıyacak gibi. Küçük bir ayrıntı olarak ortaya çıkan bilgiye göre o maçta Pendiksporlu oyuncular "doping"liydi. Üstelik bu doping işlemi Galatasaraylı doktorlar tarafından yapılıyordu. Hiperbarik dopingO tarihlerde Türkiye"de pek bilinmeyen bir yöntemle Pendiksporlu futbolculara "doping" yüklendi. GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesi Deniz ve Sualtı Hekimliği"nde bir hafta boyunca GS"li komutanlar tarafından basınç odasına alınmaları futbolcuların maçı kazanmasında etkili oldu. Bir operasyonla gerçekleştirilen "doping" yükleme olayı sonunda futbolcuların 90 dakika boyunca hiç yorulmadan koşmaları sağlandı. Fenerbahçe maçında oynayacak Pendiksporlu 18 oyuncu maç tarihinin açıklanmasından sonra bir hafta boyunca her gün 1.5 saat olmak üzere GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesi"ndeki basınç odasına alındı. Askeri doktorlar nezaretinde gerçekleştirilen bu seanslar sonunda sporcuların kondisyonu yüzde 70 oranında artırıldı. Galatasaraylı Doç. Dr. Kadir Dündar, yazar Selahattin Duman"ın 1999 yılındaki bir yazısına verdiği cevapta bu konuyu teyit ediyor. Dündar birçok futbolcuyu Hiperbarik Basınç Odası (HBO) ile tedavi ettiklerini belirterek; "Pendiksporlu futbolculara topluca HBO tedavisi uyguluyoruz. HBO sistemini Galatasaray"a önerdik. Ancak bunu kulübün doktoru Burhan Uslu"ya anlatamadık. Bunun altında başka kaygıların olduğunu tahmin ediyorum" şeklinde yorumda bulunuyor. O maçta sahaya çıkan Pendiksporlu futbolcular GATA"daki seanslara kondisyon artırmak amacıyla katıldıklarını belirtiyorlar.Yasal dopingHBO tedavisi sırasında oksijen artışı, kanda çözülen oksijen miktarının binde 3"ten yüzde 6 vole çıkmasına bağlı. Yani tedavi ve seansların tüm esprisi kanda çözülmüş oksijen miktarını ve basıncını yaklaşık 30 kat artırarak oksijenden adeta bir ilaç olarak faydalanılması. Aslında yapılanlar, ilaçsız doping tanımına giriyor. Kondisyon, doping ilaçlarıyle yüzde 10 artırılabiliyor. HBO ile doping ilaçlarının 30 katı verim almak mümkün. HBO yöntemi, FİFA"nın dopingle ilgili kriterlerinin belirlendiği dönemde bilinmediği için yasak sınıfına konulmamış. Fakat son dönemlerde sporcuların bu yönteme ilgi göstermesi FİFA"yı yeni tedbirler almaya zorluyor. FİFA"nın önümüzdeki dönemlerde uzmanlarla bir çalışma yapıp konuyu değerlendirmeye alacağı belirtiliyor. Pendiksporlu oyuncuların kondisyon artırmak amacıyla girdikleri HBO, aslında spor yaralanmalarında ve sakatlanmalarda da başvurulan önemli bir yöntem. Öyle ki, bu yöntemin uygulanması halinde (kırıklar dışında) sakat futbolcu hiç ara vermeden tekrar bir sonraki maça çıkabiliyor. Spor yaralanmalarını çok hızlı tedavi etmesi, sporcu kondisyonu ve vital kapasitesini artırıcı etkisi olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmış. İskoçya"da profesyonel futbolcuların sakatlanmaya bağlı kaybettikleri gün sayısı ile ilgili bir çalışma yapılmış, sonuçta fizyoterapistin tahmin süresine göre yüzde 55 daha kısa bir sürede HBO tedavisi ile futbolcular iyileştirilmiş. Temple Üniversitesi"ndeki bir araştırmada da ayak bileği burkulması vakalarında HBO gören hastaların diğer hasatalara nazaran yüzde 30 daha kısa bir zamanda eski aktivitelerine döndükleri tespit edilmiş. Özetle HBO tedavisi sayesinde sporcular yaralanmalardan sonra aktif antremanlara daha hızlı ve çabuk dönebiliyor. Özellikle NBA"deki basketbolcuların Heperbarik Basınç Odalarından sıklıkla yararlandıkları biliniyor. "Populer Sience" adlı bir belgeselde spor ve HBO konusu ele alınıyor. Programda sakatlanan, NBA"li bir oyuncunun iyileşmesi için en az 15 güne ihtiyaç olduğu belirtiliyordu. Basınç odasına sokulan oyuncu 13 saat sonra maça hazır hale gelmişti. Belgeselde verilmek istenilen mesaj, doping etkisi yapan bu cihaz sayesinde NBA"de maç eksiği olan hiçbir oyuncunun olmaması. NBA"de HBO hemen hemen bütün takımlar tarafından uygulanıyor.Türkiye"de uygulayan var mı?Türkiye"de HBO yöntemi sporcular tarafından pek bilinmiyor. Ama bilenlerin yolu da sık sık bu oksijen odalarından geçiyor. Pendiksporlu futbolcular malum seanslardan sonra bireysel olarak kullanmaya başladılar. Fenerbahçeli Rapaic ve Mirkoviç HBO"ya belirli aralıklarla katılıyorlardı. Özel Derya Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi yetkilisi İlhan Kocamaz, iki futbolcunun kondisyonlarını artırmak için merkezlerinde 10"ar saatlik seanslara katıldığını söylüyor. Fenerbahçeli eski futbolcu Mustafa Doğan da kondisyon sağlamak ve sakatlıklardan kurtulmak için Hiperbarik Oksijen Odası"nı kullanan bir başka futbolcu. Türkiye"de futbolcuların henüz tam olarak ne olduğunu bilmedikleri bu yöntemden Avrupa ve özellikle Almanya"daki önemli kulüpler sık sık faydalanıyor. Milli futbolcumuz Ümit Davala"nın oynadığı Werder Bremen"de bir HBO merkezi bulunuyor. Kulübün idman sahası yanında kurulan tesiste futbolcular tedavi görüyor, kondisyon artırıyor. Bremen"den etkilenen Stuttgart da aynı tesisi kurmuş durumda. Bir zamanlar Galatasaray Spor Kulübü de HBO"nun mini bir benzeri olarak Ali Sami Yen"deki soyunma odasına oksijeni artırıcı bir sistem kurmak istemiş fakat para olmadığı için projeden vazgeçilmişti.Hamza, Olimpiyat şampiyonu olduSadece futbolcular ve basketçiler değil, başka spor dallarındaki sporcular da HBO"ya başvuruyor. Türkiye"de basınç odasına giren önemli bir isim de Hamza Yerlikaya. Otoriteler tarafından "Asrın Güreşçisi" lakabını alan Hamza Yerlikaya"ya, Sidney Olimpiyatları öncesi GATA"da HBO"da kondisyon yüklendi. Yerlikaya, bunun büyük fayda sağladığını düşünüyor. Haydarpaşa Gata"da 20 seanslık bir HBO"dan geçen Yerlikaya oksijen deposu olan basınç odasını yeni keşfettiğini söylüyor; "Şampiyonluk benim için sadece bir unvan ama daima korumam gereken bir değer. Bu değeri korumak için 4 yıl deliler gibi çalıştım, yetmedi gücüme güç katacak her şeyi araştırdım. Sonunda GATA Askeri Hastanesi"nde gerçek bir oksijen deposu olan basınç odasını keşfettim. Çok ileri düzeyde nefes darlığı ve akciğer yetersizliği olanların kapasite artırabilmek için başvurduğu bir yöntemmiş ama sağlıklı bir insan için hücre gibi bir yer. Sidney"e gitmeden önce 20 defa Gata"ya gidip basınç odasına girdim. Oradaki Kadir Binbaşım bana çok yardımcı oldu. Aldığım madalyada onun payı çok büyük." Basınç odaları önce askeri amaçlı kullanıldı. Türkiye"de 1970"li yıllardan beri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı"na bağlı Beykoz Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteriyor. Ancak daha sonra bu yöntem askeri alandan sıyrılıp tedavi amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesi"nin ardından da Çapa Tıp Fakültesinde sağlık amaçlı olarak devreye sokulan HBO yöntemi son 5 yıldır Türkiye"de yaygınlaştı. Açılan özel basınç oda merkezleri 30 çeşit hastalığın tedavisinin yanı sıra estetik ve sporculara yönelik kondisyon amaçlı olarak da kullanılıyor. Bu yöntem sporcular tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Pedikspor"un kullanmasıyla kamuoyu tarafından öğrenilecek olan basınç odalarının bundan sonra büyük ilgi göreceği kesin. Ama öncelikle estetik ve kondisyonda.
Haşim Söylemez - Sayı: 471 - 15.12.2003

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik