ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2007 Pazartesi

The Daily Telegraph: ABD helikopterleri PKK'lı terörisleri taşıyor

ABD'li subayların, Kandil Dağı'nda PKK ile düzenli toplantıları gerçekleştiği öne sürüldü. / temenni

İngiliz The Daily Telegraph gazetesi, "ABD askeri helikopterlerinin, PKK'lı teröristlerle düzenli toplantılara taşımak üzere kullanıldığı belirtiliyor" iddiasına yer verdi.
/ iyi gider
McElroy, Kandil dağlarında ufuktaki çatışmanın sinyallerinin kolayca görülebildiğini kaydederken "ABD askeri helikopterlerinin PKK'lı teröristleri düzenli toplantılara taşımak üzere kullanıldığı belirtiliyor" diye yazdı. / karşılık falan yok , saymayın eskileri , dikkat edin terörristler var . Birileri destekliyor elbet. /

Gazete muhabiri Daimen McElroy, Kandil dağında bir ABD'li müteahhite ait araçların kolayca göründüğünü de kaydetti. / gözel gör olayı. Onlarda müteaahhit avr da avradını gör. biz de de yılan var.

The Daily Telegraph gazetesi muhabiri Damien McElroy, Kandil dağı mahreçli haberinde PKK'nın önde gelenlerinden Murat Karayılan ile yaptığı görüşmeler ve izlenimlerine yer verdi.
ABD'li subayların Kandil dağındaki teröristler ile düzenli toplantılar / çok fantazilerim var. geçmişinizi kurcalarım. / yaptıkları belirtildiğini kaydeden McElroy ayrıca, Kandil dağında bir ABD'li müteahhide ait araçlarının göründüğünü de yazdı. / böyle geçmiş yok .

İran'ın, altyapı ve kuvvetlerini saldıran teröristlerin ABD tarafından gizli bir biçimde desteklediğini söylediğine dikkat çeken The Daily Telegraph muhabiri McElroy, Karayılan'ın, İran'ın, koalisyona saldırmaları için kendileriyle görüşmeleri yaptığını ancak İran'ın bu talebini reddettikleri açıklamalarına da yer verdi / yok edin /. McElroy'a göre Karayılan, "Biz, İranlılara ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının Kürt sorununu çözeceklerini ve bizlerin kucak dolusu sevgilerle onların yarında olacağımızı söyledik" dedi.

Karayılan'ın "kışlası"nın yanında ışıkları ile donatılmış bir pist bulunduğuna da dikkat çeken McElroy, "ABD'li bir güvenlik müteahhidine ait dört çekerli araçları kolay bir biçimde görülüyor" dedi. // Karaelmas nık , çok kurcalandık. /// sizin müteaahhit ne iş. kurtaracak mı . V ergi mi veriyor. Yaşam hakkı mı var . Kürtler amerikalıları koror moror. amerikalılar kürt koror moror. Gogle bile karşılılı linklere page az. Amunuza kotur. Rengi görürsünüz. Vahşi yaratık çıktık . Vahşeti görün. Bundan sonra. Azcık ilim verdim . Cayır cayır yakarız. Yaktıklarımdan korkmam. Sizde korunun. ille de çifte skandal.

The Daily Telegraph haberinde "PKK yetkililerinin, özel sohbetlerde son aylarda teröristlerin İran içerisindeki hücrelere katılmak üzere ayrıldıklarını" söyledikleri de kaydedildi. İranda Türkler de vardır elbet. Türkmen de vardır. Azeri de vardır . Catlılar da devsirilir.

Buna karşın, Türkiye ile İran'ın kendi "Kürt bölgelerine baskı yapmak için işbirliğini yaptıkları"nı da öne süren Karayılan'ın "ABD'nın şimdiye kadar Kürtler için pek bir şey yapmadığı"nı ima ettiğini kaydeden gazete, Karayılan'ın, "Doğru tarafta olmaya ve bundan yararlanmaya hazırız ancak şimdiye kadar mesafeli davrandık çünkü Amerika ve İngiltere, bizlere yardım etmek için yeterince çaba göstermediler" sözlerine de dikkat çekti.

Şaka , ilim var muhabbet nüü .

14 Temmuz 2007 Cumartesi

'CHP, askerin siyasî kanadı gibi görünüyor'



İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili ilginç bir değerlendirme yayınladı. Laik bir parti olduğunu beyan eden CHP'nin, 'ordunun siyasi kanadı' gibi göründüğünü belirten gazete, bu durumun anamuhalefetin inandırıcılığına zarar verdiğini kaydetti.
İlgili Haberler
[Yorum] CHP-MHP koalisyonu mümkün mü?
Vincent Boland imzalı yazıda, Genelkurmay Başkanlığı'nın yayımladığı 27 Nisan bildirisine de değinildi. Açıklamanın, 'Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasının kabul edilmeyeceği' şeklinde yorumlandığına işaret eden gazete, askerlerin iki beklenmedik sonuçla karşılaştığını vurguladı. Bunlardan biri, bildirinin AK Parti'yi güçlendirmesi. Gazete bu tespitini, Prof. İhsan Dağı'nın görüşleriyle destekledi: "Bildiri, demokratik refleksi tetikledi. Bu AKP'yi güçlendirdi." CHP'yi 'görünüşte sosyal demokrat' olarak nitelendiren gazeteye göre, beklenmeyen ikinci sonuç güvenilirlik konusunda CHP'nin zarar görmesi.
Gazete, "Ültimatomu destekler görünen muhalefetteki görünüşte sosyal demokrat CHP'nin güvenilirliğine zarar geldi. Açıkça laik bir parti olduğunu beyan eden CHP, orduyla o kadar özdeşleşti ki, bazen ordunun siyasi kanadı gibi görünüyor." ifadelerini kullandı. Financial Times, seçimlerin ardından yeni Meclis'in, cumhurbaşkanı seçmeye çalışacağını kaydederek Gül'ün tekrar aday olmayı göz ardı etmediğini ileri sürdü. Bu girişimdeki asıl sorunun ise TSK'nın tekrar bir bildiri yayınlayıp yayınlamayacağı olduğuna işaret edildi.
Londra, Cihan

11 Temmuz 2007 Çarşamba

Castro’yu öldürmenin 1001 yolu

Bugüne kadar yüzden fazla suikast girişimi atlatan Fidel Castro’ya karşı en yaratıcı planları Amerikalılar’ın hazırladığı ortaya çıktı. CIA, daldığı körfezdeki istiridyeye bile bomba koymuş!


Castro’yu öldürmenin 1001 yolu

CIA’nın geçen hafta yayınlanan eski kayıtlarında Castro’yu mafya yardımıyla öldürtmeye çalıştığı açıklanmıştı. Ama Küba’nın eski istihbarat şefi Fabian Escalante, Reuters haber ajansına Amerikan gizli servisinin icraatlarının bununla sınırlı olmadığını öne sürdü. İşte suikast girişimlerinden sadece birkaçı:

İKİ KEZ HAPLA DENEDİLER: CIA, Castro’yu iki kez hapla zehirlemeye çalıştı. 1961 yılında yardımcı olması için ikna ettikleri devlet görevlisi Juan Orta, son anda vazgeçince plan yarıda kaldı.

ÇİKOLATALI SÜTÜNE ZEHİR: 1963 yılında iki mafya babası, zehirli hapları Aspirin şişesinde ülkeye kaçırdı. Burada garson rolündeki ajan, botulinum toksini içeren zehirli hapları Castro’nun çikolatalı sütüne katacaktı. Ama haplar buzluğun duvarına yapıştı. Garson yerinden oynatmaya çalışırken de parçalandılar.

DENİZALTINDA SUİKAST: Castro dalmayı çok seviyordu. En sevdiği denizaltı mağaralarından birinde, bir istiridyenin içine konan bomba son anda bulundu.

DALGIÇ KIYAFETİNE ZEHİR SÜRDÜLER: Bir keresinde de Castro’nun dalgıç kıyafetine zehir sürüldü.

SAKALLARINI DÖKECEKLERDİ: CIA Castro’yu öldüremediğini görünce bu kez karizmasını sarsmaya çalıştı. Castro’nun BM’de konuşma yapacağı öğrenilince botlarına tüy dökücü toz kondu. Böylece Castro BM’nin önüne çıktığında sakalları dökülecek ve karizması yerle bir olacaktı.

PUROSUNA LSD: Fidel Castro’nun TV’ye vereceği bir röportaj öncesinde purosuna LSD (bir çeşit uyuşturucu) yerleştirildi. Böylece saçmalaması ve rezil olması planlıyordu. Ama bu girişim de son anda fark edildi.

CIA denemeye devam ediyor

ABD Başkanı Gerald Ford, 1976 yılında yabancı ülke liderlerine suikast düzenlenmesini yasakladı. Ama Escalante “Amerikalılar ne derse desin, Castro’ya karşı bazı girişimlerde hala CIA’nın parmağını görüyorum” diyor.

Vatan

Afrika zirveleri sonuç verdi, iş konseyleri geliyor



Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu'nun (TUSKON) düzenlediği ticaret zirveleri meyvelerini vermeye başladı. Son zamanlarda özellikle Afrika kıtası ile Türkiye arasındaki ticaret hızla arttı.
TUSKON, İstanbul'da iki yıldır düzenlediği zirvelerle Afrikalı ve Türk işadamlarını bir araya getiriyor. Bu yılki zirvede 2 milyar dolarlık iş bağlantısı kuruldu.

4 sene önce yıllık 5 milyar dolar olan ticaret hacmi, bugün 12 milyar dolara yükseldi. Söz konusu gelişmeyi değerlendiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Afrika ülkeleriyle bölgesel iş konseyi kurmaya karar verdi. Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu, halen 76 ülkeyle konsey düzeyinde süren ilişkilerin bundan sonra Afrika'yı da kapsayacağını söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Konsey, işadamları arasında karşılıklı işbirliği, yatırım görüşmeleri ve Türk müteahhitlerin Afrika'da üretebileceği projelerle ilgili çalışmalar yapacak. Bu yapılanmayı Asya Pasifik ülkelerine de yaymak istiyoruz." dedi. TUSKON Başkanı Rıza Nur Meral de ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için fırsat olan konseyin Türkiye'nin Afrika'daki açılımına büyük katkı sağlayacağını vurguladı. Meral, yoğun talep üzerine Afrika, Pasifik ve Avrasya zirvelerinin yenilerini düzenleyeceklerinin altını çizdi.

Dünyanın en fakir ülkelerinin yer aldığı Afrika kıtasıyla Türkiye arasındaki ilişkiler sürekli gelişiyor. Bu ülkelerle 4 sene önce yıllık 5 milyar dolar olan ticaret hacmi, bugün 12 milyar dolara yükseldi. 2006'da yüzde 24 büyüyen ticaret hacminin bundan sonra yıllık yüzde 50 civarında artması bekleniyor. Birleşmiş Milletler'in organizesiyle Türkiye'ye gelen En Az Gelişmiş Ülkeler Dışişleri Bakanları Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu tarafından "Ortak ticaret ve yatırım fırsatları" konulu bir toplantı düzenlendi. Yabancı katılımcıların büyük bir bölümünü Afrika ülkelerinin bakanları oluşturdu. Konuşmacılar, Türkiye'nin Afrika'da sürekli artan yatırımlarının bu ülkelerin kalkınmasına da önemli katkı da bulunduğuna dikkat çekti.

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye'nin çok yönlü politikalarla en az gelişmiş ülkeleri desteklediğini, özellikle Afrika kıtasındaki ülkelerle ticari ilişkileri geliştirmek için 2003 yılında Afrika stratejisini kurmaya başladığını söyledi. Afrika'da ticari temsilciliklerin sayısını artırdıklarını, bölgede 'tik tak' adını verdikleri ticari ekipler kurduklarını ve fuarlar organize ettiklerini aktaran Tüzmen, bu ülkelerle ikili ticaret ve çok yönlü anlaşmaları devam ettirip yeni yatırımlar yapmaya başladıklarını da kaydetti. Son 4 yıldaki çabalar sonucu Türkiye ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki ticaret hacminin 3,5 kat arttığına dikkat çeken Tüzmen, ilişkileri ilginç bir benzetmeyle açıkladı: "Yapılan çalışmalar Türkiye ve en az gelişmiş ülkeler arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası oluşturdu. Bu ilişkilerin bir kazan-kazan oyunu olmasını istiyoruz. Bizler de sizin iktisadi gelişiminize katkıda bulunmayı ve en az gelişmiş ülkelerin varlıklı ülkelere dönüşmesini istiyoruz.'' TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ise son üç yılda Sudan'da yatırım yapan firmaların sayısının 120'ye, yatırım tutarının ise 200 milyon dolara ulaştığını belirtti. Hisarcıklıoğlu'nun verdiği bilgilere göre Türk müteahhitlerin en az gelişmiş 50 ülkenin 34'ünün yer aldığı Afrika kıtasında 2003-2005 yılları arasında üstlendikleri proje miktarı yüzde 62 oranında arttı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, bu ülkelerle olan ekonomik ilişkileri artırmak istiyor.

Yabancılar Türkiye'yi model alıyor

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında ticaretin geliştirilmesi için peş peşe Afrika zirveleri düzenleyen TUSKON Başkanı Rıza Nur Meral, BM'nin organizesinde gerçekleşen toplantıyı Zaman'a değerlendirdi. Dünyada ticaret ve sosyal hayatın durduğu yaz aylarında Türkiye'nin peş peşe büyük çaplı yabancı heyetleri ağırladığını belirten Meral, gelen her heyetin Türkiye hayranı olarak ülkesine döndüğünü söylüyor. Yabancıların Türkiye'deki gelişmeleri büyük bir hayranlıkla izlediğini ve kendi ülkeleri için model almaya çalıştığını ifade eden Meral'e göre toplantıya katılan dışişleri bakanlarıyla yararlı temaslar yapıldı. Haiti, Madagaskar ve Sudan'dan gelen bakanlarla görüşüldü. Konuk bakanlara gerçekleştirilen zirveler hakkında bilgi verildi. Bakanların bu ilgiden etkilendiklerine dikkat çeken Meral, Türkiye ile ilişkilerini daha da geliştirmek istediklerini vurguladı. "Haitili bakan büyük yol projelerinin olduğunu belirterek Türkiye'den müteahhit göndermemizi istedi." diyen Meral, buradaki görüşmelerin ardından sonuçları üyeleriyle paylaşacaklarını ifade etti. Yoğun talep sebebiyle gelecek dönemde de zirveler devam edecek. "Kaybedecek vaktimiz yok. 100 milyar dolar ihracat Türkiye için yeterli değil. 500 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için gece gündüz çalışmamız gerekiyor.' diyen Meral bu yılın kasım ayında Avrasya zirvesinin ikincisini, 2008 baharında da Pasifik zirvesinin ikincisini ve Afrika zirvesinin üçüncüsünü gerçekleştireceklerini vurguladı. Meral, 2008'de Türkiye için kapalı kutu olarak adlandırılan; ancak büyük bir ihracat potansiyeli taşıyan Güney Amerika zirvesini de düzenleyeceklerini de sözlerine ekledi.

İsa Sezen

5 Temmuz 2007 Perşembe

'Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP'yi anlıyorum da MHP'ye ne oluyor?'

'Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP'yi anlıyorum da MHP'ye ne oluyor?'
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanını halk seçsin denildiğinde CHP'nin durumunu anladığını belirterek "CHP'yi anlıyorum da MHP'ye ne oluyor?" dedi.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Yozgat'ın Sorgun ilçesinde MHP'yi halka şikayet etti. Cumhurbaşkanını halk seçsin denildiğinde CHP'nin durumunu anladığını belirten Dışişleri Bakanı Gül, "CHP'yi anlıyorum. MHP'ye ne oluyor?" diyerek MHP'ye tepki gösterdi. "Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yeni bir kanun mu çıktı? Çıktı ki daha önceki kurallar uygulanmadı. Meğerse biz, diğer üç Cumhurbaşkanını seçerken yanlış yapıyormuşuz" dedi.

Gül, Sorgun Belediye meydanında, AK Parti tarafından düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin her tarafında partisine "büyük bir teveccüh olduğunu, meydanların hınca hınç dolduğunu" söyledi. Konuşması sık sık "Halkın Cumhurbaşkanı", "Çankaya'nın sahibi" sloganlarıyla kesilen Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı konusunda yaşananlar hakkında vatandaşlara bilgi verdi. "Madem istiyorsunuz, o konuya da değineyim. Türkiye kapalı bir toplum mu? Diktatörlük mü var? Bizim bu konuları konuşmamızdan rahatsız oluyorlar" dedi.

Fransa'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türkiye'deki ile aynı zamana denk geldiğini hatırlatan Gül, "Onlar Cumhurbaşkanını seçti, yoluna devam ediyor. Bizde de sanki yeni bir Cumhurbaşkanı seçilmiş, görevine devam ediyor havası var. Seçimler sırasında ne olduğunu hepiniz gördünüz" diye konuştu. Abdullah Gül, Çankaya'yı herkese açacaklarını da müjdeledi. Çankaya'yı belirli çevrelerin davet edildiği yer olmaktan çıkartacaklarının altını çizen Abdullah Gül, "Çankaya'yı halka açacağız. Herkese açacağız. Çankaya belirli çevrelerin girdiği yer olmaktan çıkacak" dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşananları Sorgunlulara şikayet eden Abdullah Gül, yaşananların anlatılmasından rahatsız olanların bulunduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yeni bir kanun mu çıktı? Çıktı ki daha önceki kurallar uygulanmadı. Meğerse biz, diğer 3 Cumhurbaşkanını seçerken yanlış yapıyormuşuz. Madem ki, eski cumhurbaşkanları böyle seçildi, Anayasa yanlış uygulandı. Onların atadığı başbakanlar, bakanlar, rektörler, Anayasa Mahkemesi üyeleri. Onlar ne olacak? Bunlara çocuklar bile güldü. Daha çok konuşabiliriz bu konuyla ilgili. Ama biz ülkemizin prestij kaybetmesini istemiyoruz. Madem böyle oldu, o zaman 'millete gidelim' dedik. Anayasa değişikliği yaptık ama CHP... İsmi halk, Halk Partisi, Cumhurbaşkanını milletin seçmesini rejim tehlikesi olarak gördü. İptal için bunu Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Mahkeme ne diyecek, onu göreceğiz. Tüm Türkiye bunun farkında, yapılan hizmetlerin de farkında. Türk halkı bunların cevabını sandıkta verecek. Burada ilk kez söylüyorum. Cumhurbaşkanlığı konusunda CHP'yi anlıyorum da MHP'ye ne oluyor. Size oy verenler ne diyorlar. Size oy veren, size gönül veren insanlar ne diyor. Onların dediğini yapın. Milli iradeden sapmayın. Milli iradenin dediğini yapın. Hiç korkmayın. Bu yapılanlar, bu oyunlar hiç kimsenin yanına kar kalmayacaktır. Hepsinin hesabı sorulacaktır. 22 Temmuz'da gereken cevap verilecektir."

AK Parti Hükümeti olarak göreve geldikleri günden bugüne kadar yaptıkları icraatleri de anlatan Bakan Gül, Türkiye'deki huzur ortamını, birliği, kardeşliği koruyacak tek partinin AK Parti olduğunu anlattı. Gül, 4,5 yıl önce vatandaştan aldıkları destekle birçok icraatın altına imza attıklarını ifade etti. "Türkiye, 4,5 yıl önce böyle miydi?" diye soran Gül, Türkiye'nin DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde neler kaybettiğine bakılmasını istedi.

Alanda bulunanların "Yuh" diye bağırması üzerine Gül, 'Yuh çekmeyin" uyarısında bulundu. Gül, her şeyi "açık, dürüst ve abartmadan" dile getirdiklerini belirterek, "4,5 yıl önce Türkiye'de en çok kullanılan konu ki, bunu hanım kardeşlerim daha iyi bilirler. Neydi bu? Zam, zam, zam... Bunun neticesinde enflasyon vardı, hayat pahalılığı vardı, fiyatlar her gün değişirdi" diye konuştu. AK Parti iktidara geldiğinde enflasyonun yüzde 34 dolayında seyrettiğini ifade eden Gül, bazı dönemlerde enflasyonun yüzde 100'leri geçtiğini söyledi. Bugün enflasyonun tek haneli rakamlara düştüğünü ifade eden Gül, konuşmasına şöyle devam etti:

"Geçimsizliğin, huzursuzluğun, ahlaksızlığın her şeyin temelinde bu enflasyon vardı. Her şeyi kötü etkiliyordu. 4,5 sene önce Türk Lirası'nın itibarı yoktu. Herkes milyarderdi ama geçinemiyordu. Böyle bir ülke yoktu dünyada. 35 sene sonra Türkiye'de hayat pahalılığı tek rakamlı oldu. Bu ucuzluk geldi demektir. Enflasyon canavarı daha da küçülecek. Enflasyon rakamları açıklandı. Ne çıktı? Eksi enflasyon çıktı. Siz hiç enflasyonun gerilediğini duyar mıydınız? İşte başarı bu."

İktidarları döneminde faizlerin de düştüğünü anlatan Gül, öncekilerin faizlerin yüksekliğinden şikayet ettiğini ama düşürmek için hiçbir şey yapmadığını söyledi. Gül, düşük faiz oranlarından elde edilen tasarrufun yollara, hastanelere ve fabrika yapımlarına harcandığını belirtti.

Vatandaşların "Vur vur inlesin, Baykal dinlesin" diye bağırmaları üzerine Gül, "Hepsi dinliyor. Hepsi takip ediyor" dedi. Gül, 4,5 yıl önce, "bankaların, topladıkları parayı ya Hazinenin faizli kağıtlarına yatırdıklarını ya da hortumculara kredi olarak verdiklerini" ifade ederek, şunları kaydetti: "O kadar çok banka battı ki, batan paralar Hazine garantisinde olduğu için devlet, bu paraları, sizden topladığı vergilerle karşıladı. 40 milyar dolar hizmete harcansaydı bugün farklı yerlerde olurduk. AK Parti hükümeti döneminde tek banka batmadı. Battı mı? Size soruyorum. Çünkü bankalar müfettişlerimiz tarafından çok sıkı denetlendi. Bir kuruş bile hortumlanamadı. Artık bankaların kendileri sorumlu. Hiçbir garantileri yok. Adamlar İmar Bankasını batıracak, paralar sizden toplanan vergilerle ödenecek. Yok böyle bir şey. Devlet bankaları artık zarar etmiyor. Katrilyon kar ediyor. Ziraat Bankası geçmişte yüzde 59 faiz uygulardı. Artık bu oran, yüzde 7-13 arasında değişiyor. 2002'de bin küsur traktör satılmıştı. Geçen sene bu sayı 42 bine yükseldi."

AK Parti hükümetinin 4,5 yıl süresince gerçekleştirdiği icraatlara da değinen Gül, artık okullar açıldığında çocukların ders kitaplarını sıra üzerlerinde bulduğunu söyledi. Gül, "Bu Türkiye'nin her köşesinde böyle. Hizmet bu değil mi? Bizden önceki partilere soruyorum. Niye siz düşünemediniz? Avrupa'da oluyordu da Türkiye'de neden olmuyordu?" diye konuştu. Diğer partilerin vatandaşlara inanılmaz vaatlerde bulunduğunu anlatan Gül, "Bu kadar iyi biliyordunuz da daha önce niye yapmadınız?" diye sordu.

Gül, AK Parti iktidarı döneminde herkesin istediği hastaneden faydalanmaya başladığını belirterek, SSK'lının, Emekli Sandığı üyesinin artık üniversite hastanelerine gidebildiğini anlattı. Bu arada "Sizi Cumhurbaşkanı görmek istiyoruz" diye bağıran bir vatandaşa Gül, "Hayırlısı olsun" yanıtını verdi.



/ Mustafa kemal dedi. Bu ok derin bakkala , bu ok yalçına , bu ok karanlığa , bu ok bir kitap bunu kendime sakladım .

deniz baykal dedi . bu okçuluk skoruna destek olsak bize bir palavra düşev .

/ sokarım o okları kendime . Beyinsiz yaratıklar . Siktiğimin halkın parasıyla ibne olanlar . Sokarım sizin dilinize . Sokarım sizin düşmanı olduklarımızın sizin düşamnlarınıza . Piç kuyuları .

Cihan

İBRÂHİM ALEYHİSSELÂM

İBRÂHİM ALEYHİSSELÂM

Kur'ân-ı kerîm'de ismi bildirilen peygamberlerden,ülülazm adı verilen altı peygamberden biri olup,Keldânî kavmine gönderilmiştir.Peygambber efendimiz Muhammed aleyhisselâmdan sonra peygamberlerin ve insanların en üstünüdür.Allahü teâlâ ona Halîlim (dostum) buyurduğu için Halîlullah veya Halîlürrâhmân olarak bilinir.Babası mümin olan Târûh olup,annesi Emine'dir.İbrâhim aleyhisselâm,peygamber efendimizin dedelerindendir.Çünkü,ilk oğlu İsmâil aleyhisselâm Arapların,ikinci oğlu İshâk aleyhisselâm da İsrâiloğullarının ceddi yâni dedesidir.Keldâni memleketi olan Bâbil'in doğu tarafında ve Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölgede doğdu.Yüz yetmiş beş yaşındayken Kudüs'te vefât etti.

İbrâhim aleyhisselâma annesi Emîle veya Ûşâ hâmileyken,babası Târûh vefât etti.Annesi,amcası olan Âzer ile evlendi.

Âzer üvey babası ve amcası olup putperestti.Geçimini put yapıp satarak temin ederdi
Tefsir âlimleri,En'âm sûresinin Âzer'in ismi geçen 14.âyetini tefsir ederken,Âzer'in hazret-i İbrâhim'in amcası ve üvey babası olduğunu açıkça belirtmişlerdir.Zîrâ,Peygamberimizin baba ve dedeleri Âdem aleyhisselâmdan beri hep mümindi.Kur'ân-ı kerîm'de meâlen;" Sen,yani senin nûrun,hep secde edenlerden dolaştırılıp,sana ulaşmıştır." (Şu'arâ sûresi:219) buyrulmaktadır.Ehl-i sünnet âlimleri bu âyet-i kerîmeyi tefsir ederken,Peygamberimizin bütün ana ve babalarının,mümin olduğunu anlamışlardır.Abdullah ibni Abbâs'ın bildirdiği hadîs-i şerîfte de: "Benim dedelerimin hiçbiri zinâ yapmadı.Allahü teâlâ,beni temiz babalardan,temiz analardan getirdi.Dedelerimin iki oğlu olsaydı,ben bunların en hayırlısında,en iyisinde bulunurdum."buyuruldu.

Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm kitâbında yazıldığı üzere Peygamber efendimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların hepsi,zamanlarının ve memleketlerinin en asîl,en şerefli,en güzel ve en temiz kimseleriydi.Hepsi de aziz ve muhteremdiler.İbrâhim aleyhisselâmın babası Târûh da böylece mümin,yani inanmıştı.Kötü ahlâktan,âdî ve çirkin sıfatlardan uzaktı.

Nûh aleyhisselâmdan çok sonra Bâbil'de hüküm süren,yıldızlara ve putlara tapan Keldâni kavminin o devirdeki kralı olan Nemrûd,insanları kendine ve putlara taptırıyordu.Bir gece gördüğü rüyâyı,mineccimler;"Doğacak bir erkek çocuğun yeni bir din getireceği ve onun saltanatını yıkacağı." şeklinde tâbir edince,Nemrûd yeni doğan erkek çocukların öldürülmelerini ve hâmile kadınların hapsedilmelerini emretti.O sırada hazret-i İbrâhim'e hâmile olan annesi,amcası Âzer'le evliydi.Görünüşte hâmileliği belli olmadığı için fark edemediler,kocasına da;"Çocuk doğunca oğlan olursa,kendi elinle Nemrûd'a teslim eder mükâfât alırsın"dedi.Annesi zamanı gelince de şehir dışında bir mağarada doğum yaptı ve Âzer'e çocuğun doğup öldüğünü söyledi.Oğlunu mağarada gizledi ve orada büyüttü.Yanına gittiğinde onu parmağını emerken bulur ve doymuş görürdü.Parmaklarından süt ve bal gelirdi.Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisselâmı göndererek bu gıdâları Cennet'ten parmaklarına akıtırdı.

İbrâhim aleyhisselâm büyüyüp,mağaradan çıkınca,güneşe,aya,yıldızlara ve kâinâta bakarak bunları yaratanın eşi ve benzeri olmayan bir yaratıcının olduğunu anladı.Keldâni kavmine gelerek,taptıkları putların ve yıldızların ilâh olmadığını,anlayabilecekleri açık delillerle anlattı.Bâbil halkı çocuk yaşta olan ve putlarına karşı çıkan hazret-i İbrâhim'i üvey babası Âzer'e şikâyet ettiler.Âzer,İbrâhim aleyhisselâmı azarlayarak bu işten vazgeçmesini istediyse de İbrâhim aleyhisselâm onun sözlerine hiç aldırmayıp;"Benden delil isteyin göstereyim.Bana hidâyet veren,doğru yolu gösteren Allahü teâlâ beni sizden ayırdı.Sizin içinde bulunduğunuz sapıklığa düşürmedi.Sizi ve putlarınızı sevmiyorum." dedi.Putlara tapmanın mânâsız olduğunu Âzer'e de söyledi.Âzer hiddetlenip İbrâhim aleyhisselâmın yanından uzaklaşmasını istedi.

Genç yaştayken Keldânî kavmine peygamber olarak gönderilen ve kendisine on sayfa (forma) kitap verilen İbrâhim aleyhisselâm,Allahü teâlânın emriyle büyük-küçük herkesi Allahü teâlâya îmân etmeye çağırdı.İnsanlara topluca ve açık bir tebliğde bulunmayı,putların mânâsız ve âcizliğini,onlara tapmanın sapıklık olduğunu gâyet açık bir şekilde göstermek istedi.O zaman Keldânî kavmi,bir gün bayram yapmak üzere bir yere toplandı.Onlar gittiği zaman İbrâhim aleyhisselâmın üvey babası ve puthânenin bekçisi olan Âzer onu da bayram yerine gitmeye zorladı.İbrâhim aleyhisselâm hasta olduğunu söyleyerek gitmedi.İnsanlar bayram yerinde toplandıkları zaman,yetmiş kadar putun bulunduğu puthâneye girdi.Getirdiği bir balta ile bütün putları kırıp.parça parça etti.Sadece en iri putu kırmadı ve baltayı bunun boynuna asarak,oradan uzaklaştı. Keldânî kavmi bayramdan dönünce,puthâneye girip,putların kırılıp parça parça edildiğini görüp,şaşırdılar.Bunu kim yaptı,diye bağırmaya başladılar.Bu işi,İbrâhim yapmıştır,diyerek onu yakalayıp halkın önünde sorguladılar." Ey İbrâhim! Putlarımızı sen mi kırdın?" deyince,İbrâhim aleyhisselâm,bu işi olsa olsa;" Ben varken bu küçük putlara niçin tapıyorlar!" diyen şu iri put yapmıştır,demiştir. "Siz ona sorunuz." deyince,putperestler;" Putlar konuşmaz ki,sen bize ona sor diyorsun!" dediler.Bunun üzerine İbrâhim aleyhisselâm;"O hâlde daha kendilerini kırılmaktan kurtaramayan,size hiçbir faydası olmayan bu putlara ilâh diyerek niçin tapıyorsunuz?Hâlâ akıllanmayacak mısınız?Size ve bu taptığınız putlara yazıklar olsun!" dedi.Putlarını İbrâhim aleyhisselâmın kırdığını anlayan Keldânî kavmi,onu hapsettiler.Durumu da ılâhlık iddiâsında bulunan kralları Nemrûd'a bildirdiler.

Nemrûd, İbrâhim aleyhisselâmı yanına getirmelerini emretti. İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd'u Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet etti.Nemrûd,bunu reddettiği gibi, İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi.Secde etmeyince,hapsettirdi ve ateşte yakılmasını emretti.Günlerce yığılan odunlar ateşlendi.Şiddetinden yanına yaklaşamadıkları ateşe hazret-i İbrâhim'i mancınıkla attılar.Ateşe atılırken;"Hasbiyallah ve ni-mel vekil",yani "Bana Allah'ım yetişir.O ne iyi vekildir,yardımcıdır." dedi.ateşe düşerken Cebrâil aleyhisselâm gelip;"Bir dileğin var mı?diye sorunca;"Var,fakat sana değil,Rabbim beni görüyor,biliyor." dedi.Onun bu hâli Kur'ân-ı kerîm'de övülüyor ve;"Sözünün eri olan İbrâhim." buyruluyor.Allahü teâlâ,Kur'ân-ı kerîm'de meâlen ateşe; "Ey ateş! İbrâhim'e karşı serin ve selâmette ol!" (Enbiyâ sûresi:69) diye emretti.Ateşin içi yemyeşil bir bahçe kesildi. Cebrâil aleyhisselâm da kendisine arkadaş oldu.Cennet'ten gömlek ve yaygı getirdi ve onu Cennet nîmetleri ile doyurdu.Ateşte yedi gün kaldığı rivâyet edilir.Ateş sönünce mûcizeyi gözleriyle görenlerden kardeşi Haran,amcasının kızı ve sonra hanımı olan hazret-i Sâre ve bâzı kimseler îmân ettiler. İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulduktan sonra Keldâni kavmini bir müddet daha îmâna dâvet etti.Fakat zâlim Nemrûd ve putperest ahâli küfürlerinden vazgeçmediler.Allahü teâlâ,Nemrûd ve kavmine sivrisinekleri musallat etti.Sinekler onların kanlarını emdiler ve kuru kemik hâline getirdiler.Sineklerden birisi de Nemrûd'un burnundan girip beynine yerleşti.Uzun zaman azap ve ıztırap verdi.Hattâ başını tokmakla döğdüre döğdüre öldü. Allahü teâlâ, tanrılık iddiâ eden Nemrûd'u en âciz mahlûklarından birisi olan sivrisinekle cezalandırdı.

İbrâhim aleyhisselâm Allahü teâlânın emriyle Bâbil'den Harrân'a (Urfa'nın güneyinde bir yer) hicret etti.Bu yolculukta kardeşinin oğlu Lût aleyhisselâm,hanımı Sâre Hâtun ve diğer inananlar da bulundular.Harrân'da bir müddet kaldıktan sonra,Şam'a,oradan da Mısır'a gitmek üzere yola çıktı.Bu yolculuk esnâsında kardeşinin oğlu Lût aleyhisselâmın Sedûm bölgesi ahâlisinde peygamber olarak vazîfelendirildiği bildirildi.Lût aleyhisselâmın Sedûm'a hareketinden sonra,Mısır'a giden İbrâhim aleyhisselâm rivâyete göre bu sırada otuzsekiz yaşındaydı.

Mısır'a gittiği sırada Sinan bin Ulvan adlı zâlim bir Firavun vardı.İbrâhim aleyhisselâm ve hanımı hazret-i Sâre'nin Mısır'a geldiğini haber alan Firavun,zorbalık yaparak Sâre'yi almak istedi.Bu zâlim hükümdâr hazret-i Sâre'yi sarayına çağırttı.Ona musallat olmak isteyince nefesi kesilip elleri ve ayakları tutmaz hâle geldi.Bu hâline pişman olup,musallat olmaktan vaz geçti.Hazret-i Sâre'den,onun düştüğü fecî hâlden kurtulması için duâ etmesini istedi.Hazret-i Sâre,hükümdârı bu kadın öldürdü,diye suçlanmasından korktuğu için,duâ etti.Tekrar eski hâline dönen Firavun,Hacer adında bir câriyeyi hazret-i Sâre'ye hediye etti.Bu hâdiseden sonra İbrâhim aleyhisselâm hanımı Sâre ve hediye edilen Hacer Hâtunla birlikte Mısır'dan ayrılıp,Filistin'e gitti.Filistin topraklarında ıssız ve kupkuru bir yer olan Sebû'ya yerleşti.Bir müddet burada kaldı.Zamanla çok mala kavuştu.Yarım milyonu sığır olmak üzere,davarları vâdileri ve ovaları doldurdu.Çok zengin oldu.Sebû denilen yere sonradan gelip yerleşen insanların İbrâhim aleyhisselâmı incitmeleri üzerine oradan ayrılıp,Şam tarafında Kıst adlı yere göçtü.Çok cömert olan İbrâhim aleyhisselâm insanlara çok ikrâmlarda bulunurdu.

İbrâhim aleyhisselâm,çocuğu olmadığı için hanımı hazret-i Sâre'nin isteği ve izniyle hazret-i Hacer'le evlendi.Bu evlilikten İsmâil aleyhisselâm doğdu.Muhammed aleyhisselâmın nûru hazret-i Hacer vâsıtasıyle İsmâil aleyhisselâma intikâl ettiği için,hazret-i Sâre'nin kalbinde hazret-i Hacer'e karşı gayret hâsıl oldu. İbrâhim aleyhisselâm,hazret-i Sâre'yi üzmemek için Allahü teâlânın emriyle hazret-i Hacer ve oğlu İsmâil'i (aleyhisselâm) yanına alarak,o zamanlar ıssız ve susuz bir yer olan Mekke'ye götürdü.Onları oraya bırakıp,Şam diyârına geri döndü.Hacer annemiz ve oğlu İsmâil aleyhisselâm oradayken,mübârek Zemzem suyu yerden fışkırarak çıktı.

İbrâhim aleyhisselâm,daha önce bir oğlum olursa,Allah yoluna kurban edeceğim,diye adakta bulunmuştu.İbrâhim aleyhisselâm,hazret-i Hacer ve oğlu İsmâil aleyhisselâmı ziyâret için Mekke'ye geldiği sırada,üç gün üst üste gördüğü bir rüyâ üzerine İsmâil aleyhisselâmı kurban etmek istedi.Tam kurban etmek üzereyken,Allahü teâlâ İbrâhim aleyhisselâma rüyâsında sadâkat (bağlılık) gösterdiğini bildirerek kurbanlık bir koç ihsân etti.Böylece İsmâil aleyhisselâm,kurban edilmekten kurtuldu.Allahü teâlâ, İbrâhim aleyhisselâma ihtiyar yaşında hazret-i Sâre'den İshâk isimli oğlunu ihsân etti. İbrâhim aleyhisselâm bir kaç defa hazret-i Hacer'i ve oğlu İsmâil aleyhisselâmı ziyâret etti.Bir defâsında oğlu İsmâil ile birlikte Beytullah'ı (Kâbe-i muazzamayı) inşâ etti.Cennet yâkutlarından Hacer-ül-Esved adlı siyah taşı Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesiyle alarak,Kâbe-i muazzamanın duvarına yerleştirdi.Kâbe duvarını örerken,şimdi Makâm-ı İbrâhim denilen taşın üzerine bastı.Kâbe'yi yapıp bitirince,Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm aracılığıyla bildirdiği gibi, İsmâil aleyhisselâm ve Mekke'de yerleşmiş olan Cürhümlülerle birlikte hac ibâdetini yaptı.

İsmâil aleyhisselâmla haccın rükünlerini yerine getirdikten sonra,oğluna Kâbe'ye bakmasına ve onu koruması için tenbihte bulundu.Şam'a gitmek istedi.Gitmeden önce Arafat'a çıkıp,İsmâil aleyhisselâmın evlâdına duâ etti ve Şam'a döndü.Ertesi sene hac mevsiminde hanımı hazret-i Sâre ve oğlu İshâk aleyhisselâmı da alarak Mekke'ye geldi.Hac ibâdetini yaptıktan sonra,birlikte Şam'a döndüler.

İbrâhim aleyhisselâm,vefât etmeden önce oğlu hazret-i İsmâil'e şu vasiyette bulundu:"Ey oğlum!Alnında parlayan bu nûr,son peygamber Muhammed aleyhisselâmın nûrudur.Bütün baba ve dedelerimizin vasiyeti,bu nûru iyi muhâfaza edip,ehline teslim etmektir.Bu mübârek nûru iyi muhâfaza et.Nikâhlı,afîf ve temiz kadınlara teslim eyle.Evlâdına da böyle vasiyette bulun."dedi.Yüz yetmiş beş yaşında hazret-i Hacer ve hazret-i Sâre'den sonra Kudüs'te vefât etti.Kudüs civârında Habrun kasabasında bir mağaraya defnedildi.Bu kasaba,İbrâhim aleyhisselâmın Halîl (Allahü teâlânın dostu) ismine izâfeten Halîlurrahmân ismiyle meşhurdur.Hazret-i Lût,hazret-i İshâk ve hazret-i Yâkûb ile pekçok peygamberin bu beldede bulunduğu rivâyet edilir.Müslüman hükümdârlar oradaki mescitleri ve türbeleri kendi devirlerinde tâmir ettirmişlerdir.Halîlurrahmân'daki mescit ve türbeleri ise son olarak Osmanlı Sultânı İkinci Abdülhâmid Han tâmir ettirmiştir.

İbrâhim aleyhisselâm ülülazm peygamberlerin ikincisi olup,Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmdan sonra bütün peygamberlerden ve resûllerden üstündür. İbrâhim aleyhisselâmdan sonra gelen bütün peygamberler onun neslindendir.

Allahü teâlâ hazret-i İbrâhim'i ilâhî sırlara vâkıf kıldı ve onu,ateşe atıldığında nefsiyle,oğlu hazret-i İsmâil'i Allah için kurban etmesini bildirip evlâdı ile malı ile imtihân etti.Malı ile imtihân edilmesi şöyle olmuştur:O kadar zengindi ki,sadece sığırları yarım milyon olup,davarları,ovaları ve vâdileri dolduruyordu.Cebrâil aleyhisselâm insan sûretinde gelip;"Ya İbrâhim,bu sürüler kimindir?" deyince;"Allah'ındır fakat benim elimde emânettir.Allahü teâlâyı tesbih et,ismini an,onu zikret,bu sürülerin hepsi senin olsun." diyerek bütün malını bağışladı.Cebrâil aleyhisselâm kendini tanıtınca,hazret-i İbrâhim;"Ben Allah için bağışladığımı geri alamam." diyerek bütün malını satıp,Allah yolunda sarf etti.

Hazret-i İbrâhim kendisine nâzil olan (indirilen) emir ve yasakları tamâmen halka bildirdi.Allah'tan başka şeylere tapmanın bâtıl (geçersiz) olduğunu çok açık bir şekilde anlattı.Şirke (Allah'a ortak koşma) yol açacak kapıların hepsini kapattı.
Çocukluğundan ölümüne kadar hak din üzere olduğundan ve insanlara dîni bildirdiğinden dolayı,onun milletine işâret için Kur'ân-ı kerîmde "Hanîfen" (hak din üzere bulunanlar) diye zikredilmiştir.Hazret-i İbrâhim'in husûsiyetleri Kur'ân-ı kerîmde Nahl sûresi 120,121,122. âyetlerde bildirilmektedir.Misâfirperverliği ve cömertliği dillerde dolaşırdı.Misâfir olmayınca yemek yemez,bir misâfir bulmak için uzaklara giderdi.Bu vasfından dolayı ona Ebû'd-Düyûf (misâfirler babası) adı verilmişti.Kıblesi Kâbe idi.Namaza durduğu zaman kalbinin coşması,hışırtısı çok uzaklardan duyulurdu.

İbrâhim Aleyhisselâmın Mûcizeleri

1. İbrâhim aleyhisselâmın mübârek vücûduna ateş tesir etmedi.Nemrûd onu ateşe attığında Allahü teâlâ;"Ey ateş! İbrâhim üzerine serin ve selâmet ol!" buyurunca ateş onu yakmadı.
2.Cansız olan,parça parça edilmiş ve parçaları ayrı ayrı yerlere konmuş olan kuşlar (dört kuş), İbrâhim aleyhisselâmın çağırması üzere yeniden dirilmişlerdir.
3. İbrâhim aleyhisselâmın mûcizesi ile taşlar kömür gibi yanmıştır.Rivâyete göre İbrâhim aleyhisselâm Şam tarafına hicret ettiğinde çayırlık,çimenlik bir yerde konaklamıştı.Orada yakacak hiçbir şey bulamayan,buldukları az bir şeyle ihtiyaçlarını karşılayamayan ahâli,durumlarını İbrâhim aleyhisselâma anlattı. İbrâhim aleyhisselâm taşları toplattı ve kömür gibi yaktı.Bu mûcizeyi gören pekçok kimse îmân etti.
4.Bâzan yırtıcı ve yabânî hayvanlar İbrâhim aleyhisselâmla beraber giderler ve dile gelerek gâyet açık bir şekilde onunla konuşurlardı.Bir defâsında,hanımı hazret-i Hacer ve oğlu İsmâil'le görüşmek ve onları ziyâret etmek için Mekke'ye gitmişti.Şam'a geri dönüşünde birçok yabânî hayvan, İbrâhim aleyhisselâm ile berâber yürüyüp,onunla açıkça konuştular.
5. İbrâhim aleyhisselâm duvarların ve dağların arkasını da görürdü. Bu mûcizesi Mısır'a gittiğinde zevcesi hazret-i Sâre'ye musallat olmak isteyen zamânın kralı Firavun,hazret-i Sâre'yi sarayına alınca, İbrâhim aleyhisselâm dışardan içeriyi seyretmiştir.Sarayın duvarları ona cam gibi olmuş ve gözünden perde kaldırılmıştır.Böylece hazret-i Sâre'ye el uzatmaya kalkışan Firavun'un ellerinin kuruyup,ayaklarının tutmayarak yere yıkıldığına şait olmuştur.
6. İbrâhim aleyhisselâmın bastığı taşın üzerinden ağaç bitip yeşermiştir.Bu istek dîne dâvet ettiği bir beldenin ahâlisinden gelmiş,duâsı üzerine mûcizeyi göstermiştir.
7. İbrâhim aleyhisselâmın oturduğu yerden güzel kokular yayılırdı. Ayrılsa bile,senelerce güzel kokusu oradan çıkmazdı.Hazret-i İsmâil de babasının evine gelip gittiğini,onun kokusundan anlamıştı.

İbrâhim aleyhisselâmın dîni: İbrâhim aleyhisselâmın dîni,Hanîf dînidir.Yanlış ve sapık olan şeye hiç dalmadan doğruya yönelen mânâsınadır. İbrâhim aleyhisselâm,Kaldânî kavminin taptığı putlara aslâ tapmayıp,onları aşağılayıp,Allahü teâlâya ibâdet ettiği için,Hanîf denilmiştir.Ayrıca,kendiside eğrilik bulunmayan dosdoğru olan din mânâsında da Hanîf dîni denilmiştir.Peygamber efendimize peygamberlik bildirilmeden önceki Arablardan birçok kimse Hanîf dînine mensuptu.

İbrâhim aleyhisselâma bildirilen Hanîf dîninin esaslarından bâzıları şunlardır:Kimse kimsenin günâhını yüklenmez.Kimse başkasının günâhından sorumlu olmaz.İnsanlar âhirette ancak ihlâsla işlediği sâlih amellerinin ve niyetlerinin faydasını görürler.Her insanın hayır ve şerden ibâret olan ameli kıyâmet gününde mizânında görülecektir.İnsana çalışmasının karşılığı tam olarak verilecektir.

EYYÛB ALEYHİSSELÂM

EYYÛB ALEYHİSSELÂM

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden.Hazret-i İshâk'ın oğlu Iys'ın neslindendir.Kendisine yedi kişi îmân etti.Yüzkırk sene yaşadı.Sabrı ile insanlık tarihinde darbımeselle anılan Eyyûb aleyhisselâm,Kur'ân-ı kerîmde zikredilmiştir.

Eyyûb aleyhisselâmın çok mal ve serveti ile oğlu vardı.Sürü sürü hayvanları,bağları ve bahçeleri bulunuyordu.Şam civarında Beseniyye mevkiindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı.Fakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadı.Eyyûb aleyhisselâm Şam civarında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildi.Onları Allahü teâlâya îmân ve ibadet etmeye çağırdı.Bu uğurda pek çok zahmet çekti.Sonra malı,evladı ve bedeni ile imtihan edildi.Eyyûb aleyhisselâm çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi.Sabrı,kullukta kusur etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibadet ehline ve akıl sahiplerine örnek oldu.

Allahü teâlâ hazret-i Eyyûb'u imtihan etmeyi murâd etti.Onun malarını çeşitli vesilelerle elinden aldı.Koyunları sel,ekinleri ise rüzgar ile telef oldu.Şeytan çoban suretinde ağlayarak Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi.O sırada insanlara vaaz nasihatte bulunan Eyyûb aleyhisselâma mallarının ve servetinin telef olduğunu söyledi.Hezret-i Eyyûb bu heber kerşısında hiç şikayette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve "Üzülme! Omalı mülkü bana Rabbim vermişti.Şimdi de aldı.Çünkü sahibi O'dur." dedi.Bu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup,geri gitti.

Sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın,hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldı.Bu defa hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi;"Ey Eyyûb!Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktı.Çocukların öldü.Her biri parça parça oldular." dedi.Çocuklarına olan şefkatından dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyûb aleyhisselâm sabır ve tevekkül ederek,Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdi.Şeytana da:"Ey mel'ûn!Sen İblissin.Beni Rabbime isyana teşvik etmek istiyorsun.Şunu bil ki,evladım bir emanet idi.Rabbime niçin inciniyim.Rabbime hamd ederim." buyurdu.Bundan sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın vücuduna hastalık verdi.Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendi.Akrabaları,komşuları ve başkaları yanına uğramaz oldu.Yalnız hanımı Rahîme Hatûn onu terk etmedi.Ona hizmetine devam edip,ihtiyaç için neyi varsa sarf etti.Hazret-i Eyyûb bu halinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp,hamd etti ve sabır gösterdi.Bu defa şeytan Eyyûb aleyhisselâmın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek;" Onun hastalığı size geçer,onu şehrinizden çıkarın." dedi.Şehir halkı Eyyûb aleyhisselâmı ve hanımı Rahîme'yi şehirden dışarı çıkardılar.Rahîme Hâtun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyûb'a hizmete devam etti.Hazret-i Eyyûb,yedi yıl dert ve bela içinde kaldı.Hâlinden hiç şikâyet etmedi.Şeytan,bu defa insan suretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyûb aleyhisselâmın hizmetinden alıkoymaya çalıştı.Ona;" Kendine yazık ediyorsun.Hastalığı sana geçer." dedi.Rahîme Hâtun ise,şeytana;" Onun üzerimdeki hakkı çoktur,ödeyemem.Nîmet ve rahat vaktinde onunla yaşadım.Bu hastalık hâlinde onu bırakamam." dedi.Dönüşte,onları hazret-i Eyyûb'a anlattı.Eyyûb aleyhisselâm da onun iblîs yani şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söyledi.Şeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak,vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi.

Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gittikçe şiddetlendi.Onun bu hâli beden,kalp ve lisanıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazifelerini iyice zorlaştırdı.O zaman Allahü teâlâya duâ ve niyazda bulundu:" Bana gerçekten hastalık isabet etti.Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin." dedi.Allahü teâlâ onun duâ ve niyâzını kabûl etti.Birgün Eyyûb aleyhisselâmın hanımı Rahîme Hâtun yiyecek aramaya çıkmıştı.İkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştı.Cebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlâdan;Ey Eyyûb!Belâ verdim sabrettin.Şimdi ben sihhat ve nîmet vereceğim." haberini getirdi.Allahü teâlâ;"(Ey Eyyûb!) Ayağını yere vur.Çıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç." (Sâd sûresi:42) buyurdu.Bu emr-i ilâhî üzerine Eyyûb aleyhisselâm ayağını yere vurdu.Biri sıcak,biri soğuk,iki pınar fışkırdı.Sıcak sudan gusl edince bedenindeki,soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştu.Kuvveti geri geldi.Taze bir genç oldu.Elinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde etti.Çok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını diriltti.Yüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler.

Eyyûb aleyhisselâmın hastalığı afiyet haline dönüşünce,o gece seher vaktinde bir âh eyledi.Sebebini sorduklarında;" Her gece seher vaktinde diye ses duyardım.Şimdi o vakit geldi; sesini duyamadım.Onun için ağlıyorum." buyurdu.

Eyyûb aleyhisselâm ömrünün sonunda en olgun evladı olan Havmel'i vâsi tâyin etti.Tehiz ve tekfin işlerini ona ısmarladı.Yüzkırk sene ömür sürdükten sonra vefât etti.Bişr isimli bir oğlunun peygamberliğinde ihtilâf olunmuştur.Onun yaşıyla ilgili başka rivâyetler de vardır.Hazret-i Eyyûb'un kabri Şam'da Beseniyye denilen yerdedir.

Mucizeleri:Eyyûb aleyhisselâm Allahü teâlânın emirlerini tebliğ ederken biçok mûcizeler gösterdi.Bunlardan bazıları şöyledir.
1.Eyyûb aleyhisselâmın duâsı bereketi ile koyunların yünleri ibrişim olurdu.
2.Eyyûb aleyhisselâm kavminin hâkimini îmâna dâvet ettiği vakit o da;" Evimdeki direklerin kalkarak havada durmasını senden mûcize olarak isterim." demişti.Hazret-i Eyyûb duâ etti.Nihayet evin direkleri düştü ve ev havada kaldı.Hâkim bu mûcizeyi gördüğü hâlde îmân etmedi.
3. Eyyûb aleyhisselâmın duâsıyla çöldeki seraplar ve dumanlar su olurdu.

Eyyûb aleyhisselâm güzel huylu,cömerd ve çok merhametliydi.Fakirlere,misafirlere,yetimlere çok yerdım ederdi.Bedenine,
malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilahî takdire rızâ gösterirdi.Bundan dolayı insanlık tarihinde, "Eyyûb aleyhisselâmın
sabrı gibi" darbımeseliyle anıldı.Allahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur'ân-ı kerîmde şöyle mehd ü senâ buyurdu:" Biz onu (belâlara) hakikaten sabırlı bulduk.O ne güzel kuldu.Şüphe yok ki o tamamen Allah'a dönen (bir zât) idi." (Sâd sûresi:44) Eyyûb aleyhisselâmla ilgili olarak Kur'ân-ı kerîmin En'âm,Nısâ,Sâd ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi verilmiştir.

HIZIR ALEYHİSSELÂM

HIZIR ALEYHİSSELÂM

İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya veli. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü'l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir. Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemiştir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. Sahih-i Buhâri'de bildirilen bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz; ''Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.'' buyurdu. Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, gariblere yardım etmektedir.

Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar yardım isteyen Müslümanların imdâdına yetişmek, yardım etmek, konuşmak, ilim öğrenmek ve öğretmek özellikleri verdi. Bâzı âlimler ''nebi'' (peygamber), bâzı âlimler de''veli'' dir dediler. Hızır aleyhisselâmda, yaşayan insanlarda görülen hâller bulunduğu için yaşıyor zannedilmektedir.

Hızır aleyhisselâm, güzel ahlâk sahibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allahü teâlânın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bildirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünni ilme sâhipti. Hızır aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâm ile buluşması, görüşmesi ve yolculuk yapması Kur'ân-ı kerim'de Kehf sûresi 60 ve 80. âyetlerinde ve hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.

Peygamber efendimiz Eshâb-ı kirâm ile Tebük Harbindeyken ikindi namazını kıldıktan sonra iki beyit işittiler. Fakat şiiri söyleyeni göremediler. Resûlullah efendimiz; ''Bu iki beytin söyleyicisi kardeşim Hızır'dır. Sizi övüyor.'' buyurdu. Hızır aleyhisselâm bir çok zâtın tasavvufta yetişmesinde rehberlik etmiş, feyz vermiştir. Hızır aleyhisselâmın tasavvufta yetiştirdiği en meşhûr âlim ve velilerden biri Abdülhâlık Goncdüvâni hazretleridir.

Hızır aleyhisselâm, İlyâs aleyhisselâmla birlikte peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefâtında hâne-i saâdetlerine gelip Ehl-i beyt için sabır ve tavsiyesinde bulundu. Onların geldiklerini ve sabır tavsiye ettiklerini hazret-i Ebû Bekr, Ehl-i beyte bildirdi.

ZEKERİYYÂ ALEYHİSSELÂM

ZEKERİYYÂ ALEYHİSSELÂM

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İsmi Zekeriyyâ bin Âzan bin Müslim bin Sadun olup, soyu Süleymân aleyhisselâma ulaşır. Yahyâ aleyhisselâmın babasıdır. Mûsâ aleyhisselâmın getirdiği dinin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etti. Marangozluk yapar elinin emeğiyle geçinirdi. Kavmi tarafından şehit edildi. Zekeriyyâ aleyhisselâm zamânında Şâm vilâyeti Batlamyüsilerin elindeydi. Onlar Kudüs'te bulunan Beyt-ül-Makdis'e hürmet ederlerdi. Beyt-ül-Makdis mâmur olup gece ve gündüz orada ibâdet edilirdi. Mescidde Hârûn aleyhisselâm neslinden din büyükleri vardı. O zamanlarda İsrâiloğulları arasında peygamber yoktu. Bunlar bir peygamber göndermesi için gece gündüz Allahü teâlâya duâ ettiler. Allahü teâlâ, Beyt-i Makdis'te Tevrât yazmayı ve kurban kesmeyi idâre eden Zekeriyyâ aleyhisselâmı peygamber olarak vazifelendirdi. Zekeriyyâ aleyhisselâm insanlara nasihat ederek doğru yola çağırdı. İsrâil oğullarından onun bildirdiklerine inananlar olduğu gibi, inanmayıp karşı çıkanlar daha çok oldu. Zekeriyyâ aleyhisselâm, İmrân bin Mâsân isminde bir dostunun kızı olan Elisa ile evlendi. Elise ile hazret-i Meryem kardeş olup babaları İmran idi. İmrân önce Elisa'nın annesi ile sonra bunun başka erkekten olan kızı Hunne ile evlenmişti. Hazret-i Meryem'in annesi olan Hunne; ''Cenâb-ı Hak bana bir oğul ihsân ederse Beyt-ül-Makdis'e hizmetçi yapacağım.'' diye adakta bulundu. Kızı oldu. Adını Meryem koydu. Hazret-i Meryem doğmadan önce babası İmrân vefât etti. Hunne kızı Meryem'i teslimetmek üzere Beyt-ül-Makdis'e götürdü. Orada bulunan âlimlere niyetini anlatıp nezrinin kabûlünü ricâ etti. Meryem, Beyt-i Makdis'e kabul edildi. Fakat Meryem'in kimin himâyesinde kalacağı husûsunda Beyt-i Makdis hizmetçileri olan âlimler arasında anlaşmazlık oldu. Zekeriyyâ aleyhisselâm; ''Çocuğu himâyeme ben alacağım. Akrâbalık yönünden çocuğua en yakın benim.'' dedi. Diğer âlimler de çocuğu himâyelerine almak istediler. Çekilen kur'a neticesinde hazret-i Meryem'in Zekeriyyâ aleyhisselâmın himâyesinde kalması kararlaştırıldı. Zekeriyyâ aleyhisselâm hazret-i Meryem'i evine götürdü. Onu hanımı Elisa büyüttü. Sonra da hazret-i Meryem için Beyt-i Makdis'te yüksek bir oda yaptırdı. Hazret-i Meryem bu odada hem Allahü teâlâya ibâdet etti, hem de Zekeriyyâ aleyhisselâmdan Tevrât okudu. Zekeriyyâ aleyhisselâm ona hergün yiyecek getirir, ibâdetten bir şey öğretirdi. Bir kış günü odasına girdiğinde önünde dünyâ yiyeceklerine benzemeyen türlü türlü nimetler gördü. Nereden geldiğini sorduğunda; ''Allahü teâlâ tarafından geliyor.'' diye cevap verdi. Bu yiyecekler Allahü teâlânın kudretinden hazret-i Meryem' e verdiği bir kerâmetti.

Zekeriyyâ aleyhisselâm 99 veya 120 yaşına geldiği halde neslini devâm ettirecek bir evlâdı yoktu. Hanımı da zaten çocuk doğurmuyordu ve 98 yaşındaydı. Gerek Zekeriyyâ aleyhisselâmın, gerekse hanımının çocuk sâhibi olma yaşları geçmişti. Fakat içine bir evlâd sevgisi düşüp kendisine sâlih bir evlâdihsân etmesi için Allahü teâlâya duâ etti. Allahü teâlâ ona Yahyâ isminde bir oğlan çocuğu ihsân edeceğini Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla bildirdi. Birgün Zekerriyyâ aleyhisselâm odasında namaz kılarken beyaz elbiseler içerisinde Cebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlânın kendisine Yahyâ isminde bir oğul ihsân edeceğini müjdeledi. Ayrıca onun hazret-i İsâyı tâsdik edeceğini, zamânın büyüklerinden ve bütün kötülüklerden uzak, nübüvvetle (peygamberlikle) muttasıf, sâlihler zümresinde bir zât olacağını haber verdi. Zekeriyyâ aleyhisselâm bu müjdeye sevinip arzusunun çabukluğunu arz ederek: ''Yâ Rabbi! Bana vâd ettiğin çocuğun meydana geleceğini delil ve alâmet olmak üzere, bu gönlüme yerleşmesi ve kalbimin bana vâdettiğin şeyde mutmain olması için bir nişan ver. O alâmetle bu nimeti şükürle karşılayayım.'' diye münâcaatta bulundu. Allahü teâlâ Zekeriyyâ aleyhisselâmın duâsını kabul ederek; ''Senin için alâmet, birbiri ardınca üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşmamandır.'' Bir hastalık ve sebep olmaksızın, sen sıhhatlı olduğun halde üç gece (ve gündüz) dilini konuşmadan alıkoymandır.'' buyurdu. Yahyâ aleyhisselâm ana rahmine düşünce Zekeriyyâ aleyhisselâm konuşamaz oldu. Meramını ancak işâretle anlatabiliyordu. O, bu üç gün içinde devamlı ibâdet ve zikirle meşgul oldu. Cenâb-ı Hakka karşı hamd ve şükür vazifesini yerine getirdi. Müddet tamam olunca Zekeriyyâ aleyhisselâmın oğlu yahyâ aleyhisselâm dünyâya geldi. Yahyâ aleyhisselâmın doğumu ile, Zekeriyyâ aleyhisselâm ve âilesi sevince gark oldular. Yahyâ aleyhisselâmdan altı ay sonra İsâ aleyhisselâm dünyâya geldi. İsrâiloğulları İsâ aleyhisselâm beşikteyken Allahü teâlânın kudretiyle konuşmasına rağmen, onun babasız dünyâya gelmesiyle ilgili olarak Zekeriyyâ aleyhisselâma iftirâ ettiler. Zekeriyyâ aleyhisselâmı şehit etmek üzere aramaya başladılar. Yahûdilerin iftirâlarını ve kendisini öldürmek istediklerini haber alan Zekeriyyâ aleyhisselâm ''Takat getirilemeyen şeyden uzaklaşmak, peygamberlerin sünnetidir.'' kâidesinde Yahûdilerin, onu yakalamak için peşine düştüler. Zekeriyyâ aleyhisselâm Beyt-ül-Makdis yakınlarında ağaçlı bir bahçeye girdi. Bir ağacın yanından geçerken ağaç: ''Ey Allah'ın peygamberi! Bana gel'' diye seslendi. Ağaç yarıldı ve Zekeriyyâ aleyhisselâm içine girdi. Sonra kapandı ve onu gizledi. İsrâiloğulları Zekeriyyâ aleyhisselâmın izini tâkip edip nereye gittiğini anlayamadılar. O sırada mel'ûn İblis (şeytan) gelerek onlara; ''Bu ağacı bıçkı ile kesin, burada ise meydana çıkar. Yoksa ne kayb edersiniz.'' dedi. Kâfirler o ağacı biçerek Zekeriyyâ aleyhisselâmı şehit ettiler. Zekeriyyâ aleyhisselâmın türbesi Halep'tedir.

Mûcizeleri:

1-Kalemleri, kendi kendine Tevrât'ı yazardı. Zekeriyyâ aleyhisselâm Beyt-i Makdis'te maiyyetinde yetmiş kişi olduğu halde Tevrât yazarlardı. Yahûdilerin biri gelip; ''Hak peygamber olsaydın, elinde Tevrât yazmaya muhtâç olmazdın; sen de elinle yazıyorsun, emrindekilerle rarnızda hiçbir fark görmüyorum.'' diye konuştu. Hazret-i Zekeriyyâ bu söze çok üzüldü ve meraklandı. Cebrâil aleyhisselâm gelip: ''Ey Zekeriyyâ, buradan kalkınız! Kaleminize emr ediniz, kendi kendine yazsın!'' dedi. Zekeriyyâ kalkıp, emr edince, kalam istenen şeyi yazmaya başladı. O saatte kalem on iki sûre yazdı. Bu mûcize ile birçok kimse imân etti. 2-Zekeriyyâ aleyhisselâm hazret-i Meryem'i terbiyesi altına aldığı vakit, yazılması lâzım gelen kefâletnâmeyi, kalemsiz, hokkasız yazmışlardır. 3-Kur'ân-ı kerimde bildirildiği gibi, Zekeriyyâaleyhisselâm ve Beyt-i Mukaddes hademe ve kayyimlerden yirmi dokuz kişi arasında hazret-i Meryem'in kefâleti hakkında meydana çıkan ihtilaf üzerine herkes kendi kalemini Ürdün suyuna atmışlarken, yanlız Zekeriyyâ aleyhisselâmın kalemi suyun üzerinde dikilmiş kalmıştır. 4- Ağaçlar, Zekeriyyâ aleyhisselâmla konuşurlardı. Yahûdilerden bir tâife kendisini şehit etmek üzere araştırırlarken, kendileri de onlardan kaçtığı vakit, bir ağaç; ''Ey Allahın peygamberi, gel bende gizlen seni ben muhâfaza ederim'' diye dile gelmişti. 5-Zekeriyyâ aleyhisselâm su üzerinde yürür ve mübârek ayakları ıslanmazdı. Kendisi için suda yürümekle, karada yürümek arasında fark yoktu. 6-Zekeriyyâ aleyhisselâmdan mûcize istendiği vakitte, yakınlarındaki ağaçlara mübârek eliyle işâret etmiş, hemen ağaçlar, köklerinden kopup, önlerine gelip kalmışlardır.Kur'ân-ı kerimin Âl-i İmrân, Meryem, Enbiyâ ve En'am sûrelerinde Zekeriyyâ aleyhisselâmla ilgili haberler verilmektedir.

27 Haziran 2007 Çarşamba

Rahşan Ecevit: Türkiye'de koloniler kurulacak!

Rahşan Ecevit, yabancılara satılan toprakların koloni haline dönüştürülmesi için hazırlıklar yapıldığını savundu ve yabancıların Türkiye'deki topraklardan faydalanmaları için yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istedi


Eski Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Birliği'nin ve Amerika'nın yıllardır Türkiye'yi bölüp parçalayıp yok etmek için uğraştığını savunarak, Türkiye'nin bu çabalara karşın "bütün ihtişamıyla ayakta" olduğunu söyledi.

Türkiye'nin müttefik bildiği ülkelerin alttan alta PKK'ya destek verdiğini belirterek, “Mehmetçiklerimiz topraklarımızı korumak için şehit olurken hükümetimiz topraklarımızı gelir kaynağı olarak görüyor ve satışa sunuyor. Satılan toprakların miktarı geçmiş yıllara göre satılanların kat kat üstünde” dedi. Rahşan Ecevit, yabancıların Türkiye'deki topraklardan faydalanmaları için gerekli yasal düzenlemelerin geciktirilmeden çıkarılmasını istediği açıklamasında şöyle devam etti:

“Bu düzenleme, mülkiyet hakkı devlette kalmak üzere belirli bir süre için sadece kullanma hakkı biçiminde olmalıdır. Sattığımız toprakların kolonilere dönüştürülmesi için hazırlıklar yapılıyor. Günün birinde bu kolonilerin Türkiye Cumhuriyeti topraklarıyla çevrilmiş bir başka devlete ait toprak yani birer anklav halini alabileceği neden hesaplanmıyor? Biz Mehmetçiklerimizi boşuna mı ölüme gönderiyoruz?"



/ Bana bak raşan beni bölüklerle ilgilendir. Sokacağım görüşüne sen . Kancık madam o kadar ilgilisin vatanla milletle , vatan evlatlarıyla. O zaman ilgilen , tarihimizle , geçmişizle . öğretilmesini sağla , kancık. Sokarım sizin biraysel sihallahmamaınıza da sübyancılığınıza da , ali planlamamaızada . kancık. Var mı ekonomiye faydan. var mı bilim teknoloji , tarih bilinç.

sen ben veya biz . milyonlar amerikada almanyada fransda ingilterede. Kurdurabiliyonmu domino . Sen yönetim nasıl olur bilitmisin? Sen ne iş yaparsın. Senin oy verdiklerin ne yarağı yedi? . Götverenler. ayıcılık da ayıcıkıl . ne merhamet? ne halimiyet ne sinsi , ne yılan , ne karanlık . Götverensiniz. Yarraaağı olan var. ikkat et cok göze batır .



temelsiz ayılar. kökünüzü kazıytacağız. B eyinsizler. Delirirsin .

Aferim devam et diper göthoşların bu amacı olabilir diye . yağ sür sen . Masala vur . selam . dek

23 Haziran 2007 Cumartesi

PKK'dan intihar saldırısı / zeki



24 Haziran 2007 Pazar 00:14
PKK bu kez yakıt yüklü tankerle saldırdı. Asker ateş açtı tanker alev topuna döndü

Tunceli'de PKK'lı teröristler, Karşılar Jandarma Karakolu'na yakıt yüklü bir tankerle intihar saldırısı düzenledi.

Karşılık veren emniyet güçlerinin açtığı ateşte tanker bir anda alev topuna dönerken çevre saklanan teröristlerle çatışma başladı. Saldırıda ilk belirlemelere göre tankerde bulunan iki terörist yanarak öldü.

ASKER TANKERİ BOMBAYLA PATLATTI

Tunceli-Ovacık Karayolu'nun 20'inci kilometresinde, yol kontrollerinin yapıldığı Karşılar Jandarma Karakolu'na bu akşam saat 20.00 sıralarında PKK’lı teröristler petrol yakıtı yüklü tankerle saldırı düzenledi. Tankeri, karakolun girişinde üzerlerinde bulunan bombayla patlatırken, çevredeki ormanlık alanlara gizlenen teröristler de uzun namlulu silahlarla ateş açtı.

SALDIRIDA 2 PKK'LI ÖLDÜ

Saldırıda, alev alan tankerde bulunan 2 teröristin yanarak öldükleri belirtilirken, resmi kaynaklardan henüz bir açıklama yapılmadı. Bombayla patlatılan tanker, Tunceli Belediyesi'ne ait itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, patlama sonucu karakol duvarında zarar oluştuğu bildirildi.

Saldırısı sonrası bölgeye gönderilen gece görüşlü Kobra helkopterler, teröristlerin kaçtıkları bölgeleri bombaladı. Bomba sesleri Tunceli kent merkeziden de duyuldu.

Hürriyet

/ amerikalılar geleceğiz yanınıza. Önce amerikalılar icin zehir kullanırım ben. kalleşce cözümler. sizi Zehirleyecek adam da cok . Yüksek teknoloji şarbonn bile kullanılır. Kimler var işin içindeyse. Saddamın dublorleri zehirler belkim.
sizin gibi kahpelere . Bizim gibi dertli . dertleneceksiniz. ölüm sizce cözüm mü? cevap önemli değil ölüm sizi yakalar. ne zaman sözünüzde durdunuz. ne zaman kişilik sahibi olacaksınız... Sahibin olacağım . Yaklalarım alnından . Karakterim . Kırarım . Kabayım . Dertli ederim hanımları . Kazırım . Kerhane düzenbazları. piçler . heğinize dna testi yapacam orospu cocul cocuk . Amerikaya hazırız biz. Bitivericeğiz yanıbaşınızda. Ne yapanlarmısınız. Bilen varmıymıs ne yediğini . yakalarım sizi . sızlat . sokar o . sokan o . ayırım . oyarım

10 Haziran 2007 Pazar

Rusya: İran'ı öfkelendirmeyin

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran'ın tavrının gözardı edilmemesini söylüyor. / Edin de görelim :)

Rusya: İran'ı öfkelendirmeyin

Rusya, ABD'nin Avrupa'ya bir füze savunma sistemi konuşlandırma planının; İran'ın nükleer programı konusunda çözüm sağlama girişimlerine olumsuz yansıyacağı uyarısında bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Washington yönetiminin niyeti, kendilerinin ifade ettiği gibi, Amerika ve Avrupa'yı Tahran'dan gelebilecek olası bir tehdide karşı korumaksa, bu tavrın İran'ı öfkelendirebileceğini söyledi.

Lavrov ayrıca, Moskova'nın Azerbaycan'da bir radar üssünün ortak kullanımı konusundaki önerisi müzakere edilene dek, Washington'un Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne bu sistemi konuşlandırma planını askıya almasını istedi.

ABD ve Rusya'nın ilişkileri, bu sistem dolayısıyla bir süredir gergin seyrediyor.

Moskova bu sistemin Avrupa'da yeni bir silahlanma yarışı başlatabileceğini savunuyor.

ABD, eski doğu bloku üyelerine yerleştirmek istediği sistemin Moskova'yı hedef almadığını; amacının 'haydut devletler' olarak ifade ettiği ülkelerin önünü kesmek olduğunu savunuyor.

Bu ülkelerin başında İran ve Kuzey Kore geliyor.

Moskova ise bu ülkelerin elinde zaten bölgeye uzanabilecek menzilde silah olmadığını savunarak açıklamayı tatmin edici bulmuyor.

İran ise nükleer faaliyetlerini sınırlamadığı için zaten halihazırda Birleşmiş Milletler yaptırımlarına tabi durumda. Rusya'nın da aralarında bulunduğu Güvenlik Konseyi üyelerinin yakında bu yaptırımları gözden geçirmesi gerekecek.

Dün de Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan'daki bir radar üssünün Amerika Birleşik Devletleri'yle ortak füze savunma sisteminin parçası olarak kullanılmasını önerisini dile getirmişti.

Putin, böylece Amerika'nın Polonya'ya roket imha eden füzeler; Çek Cumhuriyeti'ne de radar üssü kurmasına gerek kalmayacağını belirtti.

Putin Amerikalıların füzeleri havada imha edecek savunma sistemlerini de Türkiye ya da Irak'a yerleştirebileceklerini sözlerine ekledi.

Washington, daha önce Azerbaycan'da üs önerisini değerlendireceğini açıklamış, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer ise buraya kurulacak ve Amerika'nın karşı savunma amacıyla geliştirdiğini söylediği bir savunma sisteminin, İran ve Kuzey Kore'ye çok yakın olacağı görüşünü dile getirmişti.


Kaynak: BBC

Offff Cok değişik nu bir makar. Ben bilmiyorum ne olacağın ı. Irak uzmanları gibi olmaz bu feryatlar. Şahsen amerika bir yanlış yapmalı diyenlerdenim. Rusya da cok torlak. Gelsin ler görsünler tavrını alırsanız. Daha kolay hallederiz biz onları. Bu arada beri gelin azık. Türk rus ortaklığı şirketler kuralım. Brezilyalara gidelim bir, Yapılacak güzel işler var. Amerikayı becermemiz lazım .Olut ya belki gelip domalmazlar :))) . İadei ziyaretlerimiz olmalı

7 Haziran 2007 Perşembe

Cüzdanınızı iyi yoklayın! / Offfff yoklamam lazım birilerini

Ekonomi aşırı değerli YTL ve yüksek faizi taşımıyor! Nedeni ise yabancı fonların spekülasyonları. Üstelik ‘yerli-yabancı’ herkes aynı şeyi söylüyor. Ortak son cümle ise şu; ‘çökersiniz’! Bakın spekülasyon nasıl ve hangi kılıfa sokularak yapılıyor?iyibilgi özel
/ Cok sikicem birilerini , neyse alltta var devamı , ..na koduğumu yerinde ihracat ve ithalat oranları inceleniyor. Her bir kalem yetiştiriliyor. Hangi ithalatımız fazla ve hangi alanda öncelikle¿ YERLİ sermayeyle bu ithalat dizginlenir , ve tabiki sermaye kar eder. Hadi yerlisini bulamadınız ben çıkarım, hangi yabancı geliyor gelmezlerse canınız nereye isterse oraya gidin. Defolun öküzler. Biz bir yol buluruz kısa sürede. Hanigi alanda ihracat var ve nasıl artar zaten bakılıyordur umarım. Belki de bakılmaz ya. Bu ithalat İhracattan zaten fazla olur ya . Borçları da faiz dışı fazla denen bir parametleri var onun 6,5 cıkmasıyla birititler. Olm bana bakın. Oraları bir toparlatın , Hangi akılla kim yönetiyor bu toprakları. Zokayım aklınıza dedittiriyonuz illaki. Hadi ihtiyacın ithalattan fazla oldu bir şekilde büyümeni %30 yapta borcun kücülsün gsmh nin yanında. Deve misiniz nesiniz , onca iktisatcı ne yapıyorsunuz. Siyasi bilmiyor Laf! Bileceksiniz kardeşim biribirinize laf yetiştirmek kolay. İhracat itlaattan fazla olacak büyük güç olacan. Büyük büyüyecen. Osmanlıya yayılacan. Ya olacak . Ya da olduracan. Olmaması icin bir sebep var. Kesecen kıcını başını. Kim neyi engelliyor. Devlet millet , iktidar sözkonusu. Karanlığı olana karanlığım. Katil olana psikolojik bir manyağım. Tutamazsnız olm bizi . Keseceğim kafanızı . Kurtulusunuz yok bir care . Eski ibneler zaten olayı anlarlar nasıl kriz cıkarılır. dolar nasıl düzşmez , faizle milletin bir kısmı nasıl zengin olur. Diğer kısım nasıl süründülür bilirler onlar. Ahirete bırakmam karşılığını. Kolay kolay öleyim diye bakın. Onun bunun çocukları. /


Cüzdanınızı iyi yoklayın!

İyi midir kötü müdür tartışması hemen hergün süren ‘Türkiye yabancı sermayenin ve olası spekülasyonlarla” ilgili çekişme bitecek gibi değil. Piyasanın yüzde 70’inin, finansın da yüzde 30-35 aralığının yabancıların elinde olmasını, başarının şartı olarak görenler de mevcut, “çok riskli” olarak analiz edenler de. / Şart falan değil tabiki , riski onlar gavur, gavurdan emir alırlar. Tedbrini alıcan. Serbest piyasa kazanmak icin çalışırlar. İmkan verme . Bu yolla zengin olanlar , isimleri bir yerde yazsın . Ameliyat olsun nickini değiştirsin. :( Ben bulurum onu hangi delikte olursa olar. / Kısaca sikeceğim götünüzü. Benim milletimi tanımıyanı ben nesiyle tanıyacağım. Keserim varsa , iberti alem görünür.

Ancak özellikle gelişmekte olan ve Türkiye gibi ülkelerde son derece hassas politik ve ekonomik çizgi ‘spekülasyonlar’ eliyle yönlendirilebiliyor / Hassa dengeler, Böyle ince konulardan da bu tür değerlendirmelerde hoşlanmıyorum. Sizlere kalın lazım diye düşünüyorum . Hassa ince kalıyor. Kalın var bende. Sezdin sen onu /. Esasen bu pek bilinmedik bir durum da değil, örneğin seçimlere 2-3 ay kala, Türkiye’deki “oyuncular” sıcak parayı geri çekseler, bunun kamuoyu yansımaları iktidarı oldukça güç durumda bırakırdı. / O oyuncuları bulayım ben / Benimle de oynasınlar alsınlar ellerine boruyu

Peki ama bu nasıl oluyor? Elbette dışarıdan gelen ekonomik her adımı bu çerçevede değerlendirmek doğru değil. Ama dikkatli olmak gereği doğru. / Aferim lan bi cümle doğru algılanıyor /

İşte günlük haberlerin içinden çıkan “birleştirilmiş” bir haber…John Hopkins Uygulamalı Ekonomi Profesörü Steve Hanke Türkiye için şunları söylüyor; “Şu anki faiz oranları yüzde 18’lerde. Türkiye’nin ekonomik büyüme potansiyeli ise yüzde 7. Enflasyonla mücadele için reel faiz oranları, bu rakamdan daha yüksek olmalı / Ben bunu anlamasam , faiz yüksek olmalı mı deviş çeviren mi yanlış cevirmiş/Borcumuzu da amerika mı ödeyecekmiş./. Yoksa ekonomi açısından bu sürdürülemez./ Enflasyon icin öncelikli maliyet düşüklüğü gerekir diye düşünüyorum . YErli ürün le olursa da en iyisi. Terli sermaye olması lazım yani. Hammaddeler yerli olunca pek dövize de bakmamıza ihtiyaç kalmaz - Bu adam reel faziler yüksek olsun. Yatırım olmasın- Para olmasın. Enflasyonda ortadan kalksın diye mi düşünüyor. Biri beni cimdiklesin diyen var :) / YErli teknoloji yerli ar-ge , yerli tasarım. YErli argeli tasarımlı verimli tarım, gibi birçok yapılacak var. Dürteleyin şunları, Ben dürtüyorum onları /. Bunun anlamı da hayal kırıklığı yaşayacaksınız. / Yaşamayız biz sen devam et amcık ağızlı / Buna karşılamanın tek yolu da daha yüksek faiz oranlarına ve daha değerli YTL’ye sahip olmak. Ama o zaman ekonomi üzerinde büyük baskı yaratılır ve henşey çöker!” / Aferim lan birşeyleri anladın ama yanlış cümleler. Bi de hassa dengeler falan varken dimi yani. Sikerim ananızı bak. Bu kulağına kime emin verdiysen küpe olsun. O küpeyi alır kulağınıza sokarım bir dahaki sefer. ! Çeviri manyak . Yoksa bu cümleler hic bir işe yaramıyor mu . Biri acıklasın. Bu kadar açık kasıt olmaz. Aranırım ben america da . Cok güzel kriz cıkartırımda .Bir cin bir japon bulup asya amerika savaşlarını görüşmem gerek. Olması Muhtemel yani. Biz hazırlatırız dünyayı. Bir nokia olamz yani. Hallediriz. Gelişmekte olan ülkelerin yolu acılır orta vadede ve daha sağlıklı bir dünya ekonomisi olr diye düşünüyorum . Amerikalılar bosclarına karşılık . Birkaç düzine ada verirler artık asyalılara . Batan geminin malları bınlar :) /

Hürriyet Gazetesi’nin ekonomi sayfalarının manşetinden seslenen Prof. Hanke böyle söylüyor. Anlamak için ekonomi uzmanı olmaya gerek yok.!

Şimdi bir başka gazete ve haber… Sabah Gazetesi’nin yine ekonomi sayfalarında ama bu sefer çok daha mütavazi bir köşeden Türkiye Bankalar Birliği Genel Müdürü Ersin Özince, tesadüf olarak aynı konuda açıklama getiriyor. Başlık şu; “Liranın değer kazanmasında spekülatif fonlar etkili!” / Yakalayın iplerini ben hak' larım onları :)

“Ne yazık ki YTL’nin değerlenmesinin arkasında bazı spekülatif ve spekülatif addedilebilecek çok büyük fonların liraya yatırım yapma arzusu etkili oluyor.” Özince ayın haberde yabancıların ekonomideki etkisi ve ele geçirmeler üzerine aynı doğrultuda şeyler de söylüyor. / Bu arada facia bir M B Yönetimi sezinleniyor. Ne yarağımı yemişler deyince. Karanlık ilişlikler ve emir almalar söz konusu imkansız. Şimdi ne yarağı yiyolar. kimile cebelleşiyorlar acaba. Varmı acı oralarda. Doğrultalımmı birilerini. Faiz düşmesin Herkez istiyor ama özerliz demeye meraklı ibneler / Yaraklı ibneler lazım. Sizin gibi iberler le olmuyor bu iş . İbneysen bile yürekli olki kafanı kestiğimize duyulsun yani / Bn yöneticem mb yi .mına koyayım siz devam edin .

Ama özde anlaşılan şu; 1) “Uygulamalı ve saygın” bir yabancı üniversitenin uzmanı YTL’yi değerlendirirseniz, çökersiniz diyor. 2) TBB gibi piyasaya hakim bir kurumun yöneticisi ise, “YTL’yi yükselten yabancı spekülatörler” diyor.

Böylece basit biçimde sözün bittiği yere geliniyor! İşte Türk ekonomisinde spekülasyon tezgahlarının nasıl işlediği basitçe böyle ortaya çıkıyor. / Çok bsitmiş teşekkür ederiz. siz de gazetecilik yaptım deyin. Her Şeyden önce ilim. Okuyun kitap okuyun. !

3 Haziran 2007 Pazar

BUNAMADAN KAYNAKLANAN BİR SORUN DA OLABİLİR

BUNAMADAN KAYNAKLANAN BİR SORUN DA OLABİLİR

Rahmetlik olan Ecevit bir zamanlar konuşmasında bunadığından dolayı yanlışlıkla ‘’ben barış değil savaş istiyorum’’ demişti.
Bizim din düşmanı vatandaşlarımız da ‘’Özgürlük istiyorum ama bu özgürlükten Müslümanlar yararlanmayacak’’ diyor.

Şimdi ne alaka, bu iki söylem arasında bir bağlantı kuramadım diyorsanız buyurun ben kurmaya çalıştım bir zahmet okuyun.

İnsanlar yaşlandıkça bazı unutkanlıklar, yanlış söylemler, garip hareketler yüzünü göstermeye başlar.
Tabi bu doğal karşılanır.
Beyin artık bazı şeyleri kaldıramamaya başladığından dolayı bu tür davranışlar olağandır.
Şimdi gelelim bu sorunun din düşmanları üzerindeki etkilerine…

Adamlar akşama kadar meydanlara çıkıp özgürlük, özgürlük yine özgürlük diye böğürüyorlar.
Normal bir düşünceye sahip bir vatandaşta, helal olsun size, özgürlük istorsunuz, aynen destekliyorum, ilerlerin aslanlarım falan diye de duygularını dile getirebilir.
Lakin nerden bilsin bunların istediği özgürlüğü sadece kendilerine istediğini.
Şimdi dersiniz siz dindarlarda sokağa döküldüğünüzde başkasına mı istiyorsunuz.
Siz de kendinize istiyorsunuz.
Eğer böyle bir gaflete düşerseniz adama şöyle derler; yahu birader, ülkemizde yüzde kaç Müslüman, yüzde kaç dinsiz var!
Evet, önce buna bir cevap verirseniz o zaman tamam haklısınız deriz…

Gelelim asıl meseleye.
Bu din düşmanı vatandaşlarımızın özgürlük diye tabir ettiği şey ortaçağdan kalma, egoist bir anlayıştır.
Kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmezler.
Onların istedikleri özgürlük olur, Müslümanların istedikleri özgürlük olmaz.
Çünkü Müslümanlar rejim karşıtı özgürlük isterler.
Hep bu anlayışla yaşar bu din düşmanları.
Özgürlük istedikleri ise sadece kendilerine…
Şimdi bu Ecevit’i neden konuya soktuğumu söyleyeyim.
Ecevit yaşlandığından dolayı böyle saçma sapan konuşmalar yapmaktaydı. Malum yaşlılıkta her şey olur.
Bu bizim din düşmanları da halen ortaçağdan kalma özgürlük anlayışını savunmaktalar.

Görüldüğü gibi ortaçağdan bu yana baya bir zaman geçti.
Yani bu düşünce baya bir yaşlandı.

Bizde diyelim ki; bu din düşmanlarının böyle yapmalarının nedeni BUNAMADAN KAYNAKLANAN BİR SORUN DA OLABİLİR…

Selam ve dua ile

HaSSaN Alp ArsLaN

Kaynak :http://gericiler.wordpress.com

İngiltere’den KGB’ye garip teklifler

İngiltere’nin, eski KGB ajanı Aleksandr Litvinenko’nun ölümünden sorumlu tuttuğu ve Rusya’dan iadesini talep ettiği Andrey Lugovoy’un önceki gün Moskova'da yaptığı açıklamalar, İngiltere ve Rusya arasında gerilime neden oldu. / Bakın makara olmau . Çok teknikim cok tebdilliyim. Yakarım .Olum millet sizin makaralarınızla mı uğraşacak, Yeelan .


İngiltere’den KGB’ye garip teklifler

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İngiltere’nin ilginç taleplerde ve iddialarda bulunduğunu belirterek, yaşanan sürecin iki ülke ilişkilerini zedelediğini belirtti. Rusya’da gayet iyi hakimlerin olduğunu ve soruşturma sürecinin Moskova'da yürütülebileceğini ifade eden Lavrov, İngiltere’nin oldukça “politik” bir tavırla hareket ettiğini kaydetti. / çok derim bir politika kaybettik, yinede politikacıların delirmesinden yanayım, öldürmek suc :)

Lavrov’un açıklamalarına İngiltere’den cevap gecikmedi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Moskova ile ilişkileri kötüleştirme taraftarı olmadıkları ifade edildi. Litvinenko’nun ölümünün çok ciddi bir suç olduğunu ifade eden bakanlık, birçok İngiliz’in ve İngiltere’ye giriş yapan yabancıların bu olay nedeniyle hayati tehlikeler yaşadıklarını söyledi.

Andrey Lugovoy, önceki gün yaptığı açıklamada “katillerin İngiltere’de olduğunu, hatta İngiltere için çalıştıklarını” söylemişti. / İngiilizler bu konu üzerinde çalışma yapmışlar fransızlar kendini parmaklıyormuş ispanyollar neu campta kerhane varmış orfadaki düzelmeyi iniltileniyorlarmış

İngiltere’nin Litvinenko cinayetine karıştığını da söyleyen Lugovoy, Litvinenko’yu kimin öldürdüğünü gerçekten bilmediğini dile getirmişti. Eski KGB ajanının ölümüyle ilgili üç şüpheli olduğunu da belirten Lugovoy, bunların İngiliz istihabaratı, mafya ve Rusya’dan kaçan işadamı Berezovskiy olduğunu ileri sürmüştü. / Çok terbiyeiz

İngiliz Kraliyet Savcılığı, eski KGB ajanı olan iş adamı Andrey Lugovoy'u Litvinenko'yu öldürmekle suçlayıp, Rusya'dan resmen iadesini istemiş, ancak Rusya yeterli delil sunmaları halinde Lugovoy'u burada yargılayabileceklerini belirterek, iade talebini reddetmişti.

rusya.ru

muhakeme var , makara iyi . Tedbirliyiz , temkşin tecrube eksik , az ah al sen

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik