11 eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2007 Salı

11 EYLÜL'ÜN İÇYÜZÜ



Bu makale, 11 Eylül'le ilgili bütün hadiselerin, Amerikan hükümeti ve aracıları tarafından planlandığını ve uygulamaya konulduğunu gösteren delillerin bir özetini sunar.

Öncelikle, olayın Hükümet versiyonun iddia edildiği gibi doğru olduğunu, yani 19 Arap'ın dört uçak kaçırdığını ve bunlardan üçünü binalara hedeflediğini, diğerini de boş bir alana çarptığını farz edelim. Birazdan göstereceğim gibi, olan bitenin hepsi bundan ibaret değil, eğer öyle olsa bile, Hükümetin bununla ilgili önceden bilgi sahibi olduğunu ve hadiselerin gerçekleşmesine kasıtlı bir biçimde müsaade ettiğini gösteren sağlam kanıtlar var. Bu kanıtları anlamak için, olayın Hükümet versiyonunun ne olduğunun bilinmesi gerekir. En başta, ABD hükümetinin o günle ilgili resmi tutanaklarına bakalım.

American Airlines'a ait, 11 uçuş numaralı, kuyruk numarası N334AA olan bir Boeing 767 uçağı kaçıranlarla birlikte toplam 92 kişiyle, Boston'dan kalkıp Los Angeles güzergahında seyretmekteyken, 5 Arap tarafından kaçırıldı. Uçak öğleden önce saat 8.25 ya da daha öncesinde kaçırıldı ve saat 8.46'da Dünya Ticaret Merkezi'nin kuzey kulesine dalış yaptı.

United Airlines'a ait, 175 uçuş numaralı, kuyruk numarası N612UA olan bir Boeing 767, uçağı kaçıranlarla birlikte 65 yolcusuyla, American Airlines'a ait 11 uçuş numaralı uçakla aynı rotada devam ederken, 5 Arap tarafından kaçırıldı. Uçak öğleden önce 8.55 dolaylarında kaçırıldı ve 9.03'de Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne vurdu.

Kuleler daha sonra, uçakların taşıdığı yakıtın kulelerin çelik kaplamalarını eritmesi sonucu çöktü.

American Airlines'a ait 77 uçuş numaralı, N644AA kuyruk numaralı bir Boeing 757, uçağı kaçıranlarla birlikte içinde bulunan 64 yolcusuyla Dulles Havalimanı'ndan kalkıp Los Angeles rotasında seyrederken, 5 Arap tarafından kaçırıldı. 8.55 dolaylarında kaçırıldı ve 9.45'te Pentagon'u vurdu.

United Airlines'a ait 93 uçuş numaralı, N591UA kuyruk numaralı bir Boeing 757, uçağı kaçıranlarla birlikte içinde bulunan 45 yolcusuyla Newark'dan (New Jersey) kalkış yapıp, San Fransisco rotasında ilerlerken, 4 Arap tarafından kaçırıldı. 9.45 sularında kaçırıldığı ve 10.10'da Pennyslvania'da boş bir arazide parçalandığı biliniyor.

Bu zaman aralıklarında yetkilileri suçlanmaya değer kılan anormallik, Amerikan hava gücünün tek bir avcı jeti (İngilizce adıyla "fighter jet") bile kaçırılan uçakların engellenmesi için seferber etmemesidir. (Bkz.
http://911research.wtc7.net/essays/911revealed/#airdefense )

Havacılık yönetmeliklerine ve tarihsel örneklere dair yapılacak küçük bir araştırma, o uçakların her birinin çarpmayı hedefledikleri yerlere yakınlaşmadan önce avcı jetler tarafından engellenmesi gerektiğini gösterir. Tek bir avcı jetin bile seferber edilmemiş olması, yalnızca rutin hava savunma prosedürlerinin sistematik olarak ülke çapında durdurulmuş olmasıyla açıklanabilir. Federal Havacılık İdaresi (FAA) yönetmelikleri, herhangi bir uçağın gitmesi gereken güzergahından sapması veya Hava Trafik Kontrolü (ATC) komutlarına ya da kendisiyle kurulmaya çalışılan iletişim çabalarına cevap vermemesi durumunda, otomatik olarak acil durum çağrısı yapılacağını belirtir. Bunun nedeni, hiçbir art niyetten şüphelenilmese bile, bu uçağın diğer uçaklar için tehlike oluşturmasıdır. Eğer Hava Trafik Kontrolü acil bir durumun varlığından şüphe duyarsa, bu tüm birimlerce ortak olarak ele alınır. (Bkz.
http://standdown.net/ )

Hava Trafik Kontrolü bir acil durum tespit ederse, uçağın engellenmesi, problemin ne olduğunun öğrenilmesi, ve uçağın tekrar doğru güzergahına yönlendirilmesinin sağlanması gibi bir dizi açıkça belirtilmiş prosedür üzerinden NORAD'a (Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı) bir avcı jetler eskortu gönderilmesi talebinde bulunur. Eğer uçağın pilotunun birlikte hareket etmekten kaçındığına inanılırsa, düzenlemeler, avcı jetlere uyarı amaçlı havada duman bırakan mermilerle ateş açma, uçağın yanı başına kadar sokulma, uçağı istenen uçuş yoluna zorlama- hatta çok uç durumlarda uçağı vurarak düşürme gibi bir dizi daha agresif karşılıklar verme hakkını tanır. Avcı jetler, ya en yakın hava üslerinden gönderilir ya da ikinci şık olarak deneme uçuşu yapan pilotlar uçağın engellenmesi için yönlendirilir. Avcı jetleri göndermek sadece bir iki dakika alır ve bu süreç o kadar rutin bir haldedir ki, 11 Eylül'e kadar ki bir yıl içerisinde Amerikan semalarında haftada ortalama 1.6 oranında böyle olaylar olmuştur. Kaçırılan uçakların uçuş güzergahlarına ilişkin hava sahalarının yeri hakkında yapılan bir araştırma, kaçırılan uçağın bir yere vurmadan engellenmesi gerektiğini göstermiştir. Ama Pentagon vurulduktan sonra bile hiçbir avcı jeti gökyüzüne gönderilmemiştir. (Bkz.
http://home.pacbell.net/skeptica/9-11list.html )

Bununla ilgili en görülmeye değer örnek Pentagon'a uçak çarpması olayıdır. Saat 9.03'e kadar iki uçak zaten Dünya Ticaret Merkezini vurmuştu ve Pentagon'u vuracak uçağın 42 dakika daha uçmasına izin verildi, tabiî ki de Washington'a doğru, ve de dünyanın en güçlü hava gücünün umurunda olmadan. Pentagon'dan sadece 10 dakika uzaklıkta Andrews Havaüssü vardır. Dev bir donanıma sahip bu üs, Washington ve civarının hava savunmasından sorumludur ve kendi içerisinde sadece bu güvenlik işlevini yerine getirmesi için sürekli olarak teyakkuz halinde bulunan iki hava filosu bulundurur. Bunun nedeni ise, Beyaz Saray'ın, Eyalet Meclisi'nin, Capitol'un, ve de şehrin sivil vatandaşlarının tehlike altında bulunma ihtimalidir. Bu durum hiçbir zaman öngörülmemiş bir olasılık olmamıştır. Simülasyon yoluyla Pentagon geçmiş iki yılda, iki defa spesifik olarak bir uçak çarpması hadisesinin alıştırmalarını yapmış ve onlarca yıldır kaçırılan bir uçağın Beyaz Saray'a olası bir intihar dalışı yapma problemiyle boğuşmaktadır.

11 Eylül günü, yetkililer yaklaşık olarak bir saat kadar öncesinden Pentagon saldırısının uyarısını almışlardı ve art niyet taşımadığı bilinen basit bir uçağın kazara rotasından sapması durumunda bile otomatik olarak uygulamaya konan standart süreçleri ihlal ederek tüm hava gücünü üstte beklettiler.

NORAD, ilk başta hiçbir avcı jetini yollamadığını kabul ettikten sonra, -çünkü meğer böyle bir şeyin olabileceğini hayal edememişler- hikayeyi bir hafta sonra aniden değiştirerek, 130 mil ötedeki Langley havaüssünden avcıları yolladığını ama avcıların olay yerine zamanında varamadığını öne sürdü. Eğer avcılar gerçektende Langley'den gönderilmişse, o halde nasıl oluyor da avcıların yollanması emrini veren NORAD, bundan bir hafta sonrasına kadar kendi verdiği emirden bihaber oluyor? NORAD tarafından verilen zamanlara göre, Langley avcılarının olay yerine zamanında varamaması için saatte 260 milin altında uçmuş olması gerekiyordu- kaldı ki avcıların yapabilecekleri maksimum hız saatte yaklaşık 1200 mil'dir. Andrews Havaüssü'nün sadece 10 mil ötede iki hava filosu varken- ve de özellikle yalnızca Washington ve civarının güvenliği için konumlandırılmışken- neden Langley Havaüssünden avcılar gönderilsin ki? (Bkz.
http://www.AttackOnAmerica.net/IGNORAD.htm )

Daha acayip olanı, CBS haberlerinin, 14 Eylül günü Langley Havaüssü ile ilgili iddiayı, haberi, herhangi bir kaynağa dayandırmadan yayınlayan ilk kurum olmasıdır. 16 Eylül'de Başkan Yardımcısı Dick Cheney, hala Pentagon saldırısı öncesinde avcı jetlerinin bulunmadığı iddiasını savunuyordu ve NORAD, CBS'in haberinden haberdar değildi ve 18 Eylül'e kadarda haberdar olamayacaktı.

Bunun üzerine, o gün Andrews Havaüssü'nde hiçbir avcının bulunmadığını söylemeye çalıştılar ama o gün yerlerinde bulunmayan avcıların nasıl olupta Pentagon vurulduktan birkaç dakika sonra semadaki yerlerini almak üzere Andrews Havaüssü'nde hazır bulunduklarını açıklayamadılar ve de hala Başkent'e doğru yol aldığı bilinen devasa UA 93 uçağını engellemek için rahatlarını bozmadılar.

Hava gücü olup bitenler karşısında seyirci kalıyorken, iki resmi görevli ulusun savunmasından direk olarak sorumludur- Genel Kurmay Başkanı Richard Myers ve Başkan/Başkomutan George W. Bush. Amerika Başkanı George W. Bush meydana gelen dehşet karşısında, çıldırtan bir lakaytlık olarak tanımlanabilecek bir tutum sergilerken, Myers, bir uçağın Dünya Ticaret Merkezine vurduğunu duyduğunda, Senatör Max Cleland'la rutin bir toplantıyı başlatmak üzereydi. Myers sanki hiçbir şey olmamış gibi toplantıya devam etti. 18 dakika sonra ikinci uçak da vurduğunda, NORAD, en azından bir uçağın daha kaçırıldığını biliyordu, buna rağmen Myers ve Cleland toplantıya devam ettiler. Akabinde bu uçak Pentagon'u vurdu. Ama hala ısrarla toplantıya devam ettiler. (Bkz.
911review.org/Wiki/LEVIN_MYERS_NELSON.html )

Bu arada, Bush, Florida'daydı ve görüntüleri televizyonda yayınlanacak bir ilkokul ziyaretine çıkmak üzereydi. Bush, burada ikinci sınıf öğrencilerinin yaptığı okumaları dinleyecek, akabinde de ülkesinin yeni eğitim yasasıyla ilgili bir konuşma yapacaktı. Daha okula ulaşmadan bile, Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan ilk saldırıdan haberdardı. Çünkü, Bush'un makam arabası okula doğru yol alıyorken, Dünya Ticaret Merkezi'nin kuzey kulesi saat 8:46'da vurulmuştu. Ortada çok acil bir durum vardı ve Bush'un yapacağı okul ziyareti pekala iptal edilebilirdi. Ama Bush programına devam etti. Bush, ilk uçak çarpmasından 5 dakika sonra okulda olacaktı. (Bkz.
www.thewebfairy.com/killtown/bush.html )
Bush, daha okula varmadan, NORAD, kendi belirttiği zaman dilimlerine bakılacak olursa, kaçırılan iki uçaktan daha haberdardı, bu, Bush'un da bundan haberdar olduğu anlamına geliyordu ama yinede o okula doğru devam etti. Okulun uluslararası bir havaalanından sadece 5 mil ötede olduğu ve Bush'un programının kamuoyu tarafından önceden biliniyor olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, ki bu okulun da bir hedef olabileceği anlamına gelir, buna rağmen Bush okula vardığında, saldırılar hakkında hiçbir şey bilmiyormuş gibi davrandı. Bush sınıfa girmeden, NORAD büyük bir terörist saldırının yolda olduğunu açıkça biliyordu. (Bkz.
http://www.sarasotamagazine.com/Pages/hotstories/hotstories.asp?136)

Saat 9.05 dolaylarında, Bush, küçük bir kızın, küçük keçisi hakkında yazdığı hikayeyi dinliyordu. Bu esnada, Beyaz Saray Genel Sekreteri Andrew Card sınıfa girdi ve ikinci bir uçağın Dünya Ticaret Merkezine vurduğunu ve "Amerika'nın saldırı altında olduğunu" Bush'un kulağına fısıldadı. Bush, belli belirsiz bir şekilde kafasını salladı ve bundan sonra sınıfın yaptığı okumalara gülerek, espri yaparak, çocukların okuma yeterlikleri hakkında cesaretlendirici sözler söyleyerek bir 25 dakika daha devam etti. Bush, bir muhabirin kendisine New York'da olup bitenlerle ilgilenmesi gerektiğini söylemesi üzerine, muhabiri sert bir biçimde azarladı ve şimdi bunu konuşmanın sırası olmadığını söyledi. Bu arada, Bush, sınıfta başka hiç kimsenin bilmediği bir şeyi biliyordu- gökyüzünde serbest bir şekilde uçan bir uçağın daha olduğunu. (Bkz.
http://www.whatreallyhappened.com/9-11bushbooker.html ) Saat 9.30'da, AA 77 uçağı Washington'a doğru rahatsız edilmeden son derece rahat bir şekilde uçarken, Bush, (o günkü programında olduğu üzere) okuma yapan sınıftan ayrılıp, ulusa son derece gereksiz bir konuşma yaparak daha fazla zaman kaybetti. (Bkz. http://www.AttackOnAmerica.net/BushAtEmmaEBookerSchool.mov ) Bush konuşmasında, "sorumluların izini bulup onları cezalandırmaya" söz veriyorken, dinleyicilerinin hala farkında olmadığı ama kendisinin bildiği, havada serbest bir şekilde dolaşan uçakla ilgili bir şeyler yapmak için alakadar görünmüyordu. Tam Pentagon vurulduğu zaman, Bush okuldan ayrılıyordu.

Daha sonra, devam etmekte olan krizin farkında olupta buna rağmen okula gitmekte ısrar etmesini örtbas etmek için, Bush, ilk uçağın Dünya Ticaret Merkezi'ne çarptığı zaman okulda olduğu yalanını uydurup, sabahki durumuyla ilgili yalan bilgiler verdi. Bu yalan, egemen medyanın popüler mitolojisinde yerini almıştı bile. O sabahki hareketlerinin üstünü kapatmak için yalan bir hikaye bulmaya çalışırken, Bush, ilk çarpmayı okuldayken TV'den canlı olarak seyrettiğini ve bunun bir kaza olduğunu düşündüğünü dikkatsizce söyleyiverdi. Bu da bir yalandı çünkü ilk uçak çarpması hiçbir zaman canlı olarak televizyondan verilmemişti. Canlı olarak verilen İkiz Kuleler'e ikinci uçak çarpması hadisesiydi. İkinci olarak, ilk saldırı olduğunda, Bush makam arabasıyla okul yolundaydı. Aynı anda hem makam arabasında olup, hem de okuldaki TV'den olayı nasıl seyredebildi? Üçüncü olarak, eğer Bush ilk çarpmayı okuldayken canlı olarak gerçekten seyretmişse, o zamanda Bush okula vardığında programını bir tarafa bırakıp televizyonun açılmasını mı istedi? O halde saldırıyı önceden biliyordu, bilmiyorduysa, bu nasıl tesadüfdür ki, teröristler saldırıyı yapmak için imkansız bir şeyi, Bush'un durduk yere televizyon izleme isteğini beklediler. (Bkz.
http://www.serendipity.li/wot/bushflub.htm)

2 Ocak 2007 Salı

Türkiye’nin 11 Eylülünü Yahudiler yaptı

‘İsrail ve Siyonizm Kıskacında Türkiye’ kitabından dolayı Asil Sami Aci adlı Yahudi bir vatandaşın şikayeti üzerine hakkında 312. maddeden dava da açılan Prof. Dr. Cemal Anadol ile Siyonizm’i ve diğer pek çok konuyu konuştuk. Prof. Dr. Anadol, Ariel Şaron’a ‘alçak’ derken, Siyonizm’in kanlı yüzünü ve hedeflerini anlatıyor.
Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinin çıkarılmasının kimler tarafından engellendiğini, Yahudiliğin din kitaplarında ‘Yahova sahtekârdır’ dendiğini, Türkiye’nin 11 Eylül’ü olarak nitelendirilebilecek bir olayı Nuri Paşa Hadisesi’nin (Sütlüce Katliamı) detaylarını, İsrail’in Türkiye’den kaçırılan paralarla kurulduğunu, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin kim tarafından Mason Locası olarak nitelendirildiğini, İsrail Parlamentosu’ndaki Nil’den Fırat’a kadar uzanan haritayı, ekonominin kötü olmasından dolayı pazarlardan meyve sebze artıkları toplayan müdürleri, şefleri anlatan Cemal Anadol, iktidarlara özel toplantılarda neleri yapacaklarının, neleri yapmayacaklarının söylendiğini belirtti. Anadol, Dinlerarası Diyalog hakkında ise oldukça farlık bir yaklaşım sergiliyor. (İ.A)
‘Yahova, namussuzdur’ diye kendileri yazmışlar…
Kitabınızın adı ‘İsrail ve Siyonizm Kıskacında Türkiye’ …
Dur bir dakika. Birinci kitabım Siyonizm’in Oyunları. Otuz sene evvel çıktı. Bu kitaptaki pek çok şey orada da vardır. Ancak hiç kimsenin sesi çıkmadı. Çıkmazdı. Çünkü, arada temel kaynaklar var. Kur’an-ı Kerim var. Çocuk oyuncağı değil. Şurayı bir parça oku. (Bana, Ahmet Tekin’in yazdığı Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru adlı kitabının ek bölümünde yer alan indeksten Yahudilerle ilgili ayetleri okutuyor. Seslice okuyorum. Bölümde; “Yahudiler, Yahudi olmayan herkese düşmandırlar, Yahudiler, Tevrat’ı tahrif (değiştirmek) etmişlerdir, Yahudiler anlaşmalara uymazlar, Yahudilerden dost olmaz, Yahudilere sır verilmez, …” vb … yazıyor. İ.A) Kur’an-ı Kerim bu. Herhangi birinin yazdığı yazı değil. Yahudilerin bazı kitapları var. Kendileri hazırlamışlar. Tevrat, Muharref Tevrat’tır. Tahrif edilmiş Tevrat’tır. Bunların kitapları çeşit çeşittir. Hıristiyanların kitapları da öyle çeşit çeşittir. Yahve veya Yahova, onların Allah’ıdır. Yahve, ahlaksızdır, Yahve, namussuzdur, Yahve bilmem nedir diye kendileri yazmışlar.
Bunu kendileri mi söylüyor?
Tabi. Çeşitli kitapları var ya onların. Talmudları falan.
Şaron, dünyanın en alçak adamıdır
O kitaplarda ‘Yahova sahtekârdır’ falan mı deniyor?
Tabi, tabi. Benim kitabı okursanız görürsünüz. Kim ne diyebilir? Bugün Ariel Şaron ortada. Yetimhaneleri bombalıyor. Hastaneleri bombalıyor. Çocuğu getiriyor, kurşuna diziyor. Televizyonlar gösteriyor. Dünyanın en alçak adamlarından bir tanesi, Ariel Şaron. Biz yazmışız. Yazmayalım mı?
Ne yazdınız?Bunları yazmışız.Bush da Putin de alçaktırAriel Şaron alçaktır diye mi yazdınız.
Budur işte… Bunun gibi insanlık düşmanları çok. Bugün Rusların başındaki adam da insanlık düşmanı. ABD’nin başındaki adam da insanlık düşmanı. Bunlar günün birinde hesabını verecekler bunun. Aynı şekilde Sırp kasabı falan da var.
Yahudiler rahatsız olmuyor mu yazdıklarınızdan?
Yahudiler… Orada (kitapta) bazı şeyler var. Onların üzerinde hiç duramıyorlar. Duramazlar. ‘Bile bile hakaret ediyor’ diyorlar. ‘Bizi küçültüyor’ vesaire diyorlar. Hâlbuki kendi kitaplarında geçiyor. Mesela, Nuri Paşa Hadisesi var kitapta.
Türkiye’nin 11 Eylül’ünü Yahudiler yaptı
Ne zaman oluyor bu olay?
1948 senesinde. Arap-İsrail harbinin en civcivli zamanı. Meşhur kahraman Nuri Paşa. Yani Kafkas İslam Ordusu’nun komutanıyken Azerbaycan’a gidip orada Hükümet kurmuş olan adam. 1948’de bir hadise oldu. (Olay, 2 Mart 1949’da olmuştu. İ.A) Ben o zaman 15 yaşındaydım. Nuri Paşa Mısır’a gitti. Külliyetli miktarda silah ve cephane siparişi aldı. Buraya geldiği günün ertesi günü silah fabrikasında yangın çıktı. O tarihte 30 tane Yahudi çalışıyordu orada. 30 kişiden hiçbirisi fabrikada yoktu. Tıpkı ikiz kuleler hadisesi gibi. İkiz kulelerdeki Yahudiler de olaylar sırasında yoktu. Fabrikada bir kapı açıktı o sırada. Eğer o kapı kapanmazsa İstanbul’un büyük bir kısmı havaya uçabilirdi. Nuri Paşa içeriye girdi kapıyı kapattı. Paramparça oldu. Parçası bile bulunamadı. Hükümet ört bas etti. İsmet İnönü Hükümeti. İsmet İnönü’nün başka olayları da var biliyorsunuz. Yunanlılar, Ege Adalarını ‘Işıkları sizden görünüyor’ diyerek bize vermek istedikleri zaman ‘Dünyayı karşıma alamam’ demişti.
İşportacı Yahudi’yi, fabrikatör yaptık
Yahudilerle ilgili mağdur halk izlenimi var
Hayır. Mağdur değil. Problem bizde. Eskici Yahudi’yi, işportacı Yahudi’yi fabrikatör Yahudi yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca biz bu adamları böyle yaptık. Mesela Ermenistan’da hiç Türk yok. Türkiye’de 70 bin Ermeni var. Bu bir tezat teşkil etmiyor mu? Ayrıca bazı milletlerin kendi devletleri var.
İsrail, Türkiye’den kaçırılan paralarla kuruldu
Bu devletler nasıl bir yapıda?
1948’de kurulmuş olan İsrail. İsrail, Türkiye’den kaçırılan paralarla kuruldu. Buna niye itiraz etmiyorlar. İsrail’in dörtte biri Türkiye’den kaçırılan paralarla finanse edilmiştir.
Sonuçta ‘Gerçekleri yazıyorum’ diyorsunuz. Ayrıca “En büyük sömürücü Yahudilerdir” diyorsunuz. Bunu açar mısınız biraz?
Dünyadaki hadiselere bakarsanız görürsünüz.
Kuklanın ipleri Yahudi’nin elinde
Kitabınızda Siyon Protokolleri, Bilderberg falan geçiyor. Masonlardan bahsediyorsunuz. Bunları kukla varsayarsak, kuklacı Yahudiler mi diyorsunuz?
Tabi tabi… Kuklanın ipleri Yahudi’nin elinde.
Milli Olimpiyat Komitesi, Mason Locasıymış
Mesela Bilderberg toplantılarına Devlet Bakanı Ali Babacan da katılmıştı. Bu toplantılarda ne konuşulduğu ve ayrıntılar kesinlikle söylenmiyor. Ve katılanlar ülkelerinde önemli yerlere geliyorlar diye bir kanaat var. Örnek, Mesut Yılmaz. Başbakan oldu. Ne dersiniz?
Benim başımdan da geçti. Gazeteci Haluk Sam vardı. Öldü. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nde. Onunla zaman zaman dalaşırdık. Zaman zaman da güzel konuşurduk. Dedi ki ‘Biz mason locasıyız. Bize kimse karışamaz’ Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi için söylediği söz. Ben de bunu manşet yaptım, Bizim Anadolu Gazetesi’nde.
Olimpiyatlarda etkin olan kitleden bahsediyoruz değil mi?
Tabi. Devletin oluk gibi para akıttığı bir yer. Ben uluslararası atletizm hakemiyim. Uluslararası atletizm hakemi olmak için Dönme, Mason ya da Yahudi olmak lazım değil. Yalnız Atletizm’de lazım değil. Basketbol’da lazım.
Neden?
Kaç kişi uluslararası hakem olmuşsa onların hepsi ya Yahudi’dir ya Mason’dur ya da Sabetaist’tir. Ya da karısı Yahudi’dir.
Siyonizm işte bu
Pek çok kişi ‘Her şeyi Siyonistler yapıyor’ deyince bunu söyleyenler saplantılı insanlar olarak niteleniyor.
Zaman zaman, falan hükümet filan hükümet zamanında devlet adamlarımız İsrail’e gidiyor.
Knesset’te arkalarına baksınlar
Başbakan Erdoğan da gitmişti.
Gidenleri Knesset’te (İsrail Parlementosu) götürüyorlar. Adam orada oturuyor. Arkasına dönüp baksa Nil’den Fırat’a kadar uzanan harita var.
İsrail Meclisi’nde Türkiye’yi de içine alan bir harita mı var?
Evet. Siyonizm işte bu. Siyonizm’in hedefi bu.
Peki, bunu T.C. Başbakan’ı bilmiyor mu?
Bilmesi lazım. Ben okuduğuma göre onun da bilmesi lazım. Şimdi öyle bir mesele ki bu. Oraya giden adamlar, bunu bilmezler mi? Yani nasıl Rumların Enosis ideali varsa. Yahudilerin de Ermenilerin de idealleri var. Biz de bu idealler arasında hala dostluk peşinde koşuyoruz bu adamlarla. Sizce mümkün mü bu? Türkiye’ye İMF yetkilileri geliyor. Al onu içeriye, biraz sıkıştır Yahudi olduğunu göreceksin. Bunların hepsinin başında Yahudiler var.
Şefler, müdürler pazardan artık topluyor
Türkiye’nin ekonomik sorunlarını kim oluşturuyor? Para onların elindeyse, parayı yönlendirmeyi de onlar mı yapıyor?
Tabi. Adam resmi dairede çalışıyor. Müdür olmuş, şef olmuş. Bekliyor. Pazar kapansın da. Gitsin o çürük meyveleri, sebzeleri alsın, götürsün, yemek yapsın diye. Türkiye’de 23 milyon insan açlık sınırında. Bunun sebebi de işte, Yahudiler. Paraya da karışıyor. ‘Sizi AB’ye alacağız’ da demiyor. Biz kendi kendimize gelin-güvey oluyoruz. Adamlar öyle bir iş yapıyorlar ki. Bütün tarım ürünlerini çıkarttırmıyorlar. Kendilerine göre çıkartıyorlar. Bor… Bütün madenler … Toryum falan … Hepsi kapandı. Şimdi Türkiye hiçbir şey çıkaramaz. Hiçbir şey yapamaz.
Kendi ülkemizin madenlerini…
İzin vermez ki. Kendi kapatıyor zaten.
Kuklanın ipleri başka yerde
Türkiye yaklaşık 3 yıl önce tek başına bir iktidara devredildi.
Evet, olsun.
Bu iktidar ‘Ben şunları yapacağım, şunları yapmayacağım’ diyerek mi; ya da ‘Sen şunları yapacaksın, şunları yapmayacaksın’ mı deniyor?
Özel toplantılar oluyor ya. Orada söylüyorlar onlara zaten. Yapmayacaksın. Falan ya da filan meseleyi yapmak onların elinde değil. Onu dışardan zaten hallediyorlar. Kuklanın ipleri başka yerde.
Dinlerarası Diyalog hakkında ne düşünüyorsunuz?
Olmaz öyle şey! Diyalog. Ne diyalogu !?
Prof. Dr. Cemal Anadol kimdir?
Enver Paşa, İngiliz General Towsend’i esir alan Halil Paşa ve Sütlüce Faciası’nda ölen Nuri Paşa ile kan bağı var. Gazeteci, yazar, atletizm hakemi, basketbol hakemi… İş hayatı ve sendikalar konusunda yazı yazan en eski yazar, hayatta olan en eski polis muhabiri. Pek çok gazetede ve dergide muhabirlik ve yazarlık yaptıktan sonra şimdilerde Azerbaycan’da yayın yapan Respublika Gazetesi’nin Türkiye temsilciliğini ve aylık Yeni Kuvayı Milliye Dergisi’nde başyazarlık yapıyor. 1933 İstanbul doğumlu olan yazarın onlarca kitabı bulunuyor. Tarihin Işığında Ermeni Dosyası, Türk Kültür ve Medeniyeti, Atatürk ve Sanat, Köroğlu, Türkiye’de Din ve Vicdan Hürriyeti, Çeçenler - Çağımızın Gerçek Kahramanları, Türkler - Tarihe Hükmeden Millet, Yunus Emre - Gönüller Sultanı, İsrail ve Siyonizm Kıskacında Türkiye bunlardan bazıları. (İ.A)
(Milli Gazete)

Kaynak : http://kendihalinde.wordpress.com/

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik