kerkük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kerkük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2007 Perşembe

"Türkiye’ye karşı PKK ve İran’ı destekliyorlar"

"CIA, ABD istihbaratının tümünü ele geçirmiş ve Savunma Bakanlığı’na da kendi adamlarından birini, koyu bir İran yanlısı olan Robert Gates’i getirmiştir ( Ne Demek istiyor lam bu ). Bakan Gates ve Siyasi İşler Müsteşarı Eric Edelman Türkiye düşmandır." Bu sözler usta gazeteci Scott Sullivan'a ait. Dahası mı?

CIA, ABD istihbaratının tümünü ele geçirmiş ve Savunma Bakanlığı’na da kendi adamlarından birini, koyu bir İran yanlısı olan Robert Gates’i getirmiştir. Bakan Gates ve Siyasi İşler Müsteşarı Eric Edelman Türkiye düşmandır. Gates ve Edelman Türkiye’ye karşı PKK’yı ve İran’ı destekler. Bu kişiler, Kürtlerin, Irak Kürdistan’ını atış rampası olarak kullanarak Türk devletini parçalamasını istemektedirler. ( Yaraamı yesinler )

Sorun şu ki Cumhuriyetçilerin yönetiminde ABD, İran’ın bir eyaleti konumuna düşmüştür. CIA, ABD istihbaratının tümünü ele geçirmiş ve Savunma Bakanlığı’na da kendi adamlarından birini, koyu bir İran yanlısı olan Robert Gates’i getirmiştir. Bakan Gates ve Siyasi İşler Müsteşarı Eric Edelman Türkiye düşmandır. Gates ve Edelman Türkiye’ye karşı PKK’yı ve İran’ı destekler. Bu kişiler, Kürtlerin, Irak Kürdistan’ını atış rampası olarak kullanarak Türk devletini parçalamasını istemektedirler. Gates ve Edelman, ABD’nin İran Devrim Muhafızları ile bağından da sorumludurlar. Devrim Muhafızları, İran’ın tek bir komuta altında toplanmış SA ve SS subaylarıdır. Irak’ın yeni ordusunda ve polis gücünde de komuta zincirini ele geçirmişlerdir. Suudi Arabistan üzerine altı ay önce hazırlanan ve Gates tarafından reddedilen bir Beyaz Kitapta İran, Devrim Muhafızları’nı Irak’ta devlet içinde devlet kurmak için kullanmakla suçlanıyor. Bu esnada Gates başka türlü düşünüyor.

Gates, Rice ve Halilzad, bir yandan İran’ı korurken Türkiye’ye de savaş ilan etmiş bulunuyorlar. Son üç haftada üçü de, Irak Kürtlerinin bölgesinden, alenen Kürtlerin yeni mega-devletlerini tanımlamak için kullandıkları “Kürdistan” adıyla söz etti. ( Mega devlet miş tanımıyom lan ben bu yazarı kasıtlı mı kullanıyor diyor insan, Petrolle Mega devlet olunmaz , Devlet kurmak ve yönetmek ayrı bir karakterdir. Türk Geçmişini iyi öğrensinler devletler nasıl kurulur nasıl yok edilir öğrenirler de anlarlar belki ) Üçü de Türkiye’yi, Irak’taki üslerinden topraklarına sürekli saldırılar düzenleyen PKK’yı yok etmek için Kürt bölgesine girmemesi için uyardı.

Türkiye kendini savunmak zorundadır ( Bu makale ne diyor Tam anlaşılmıyor , ama Türklerin kendini savunması kerküke girme yüzeysel bakışıyla olmaz . Amerika PKK yı destekliyor da eksik ve yanıltıcı. Amerika- Yahudiler - PKK nın kendisi daha aydınlatıcı bir cümle. Türkiye kendini savunacaksa öncelikle yahudiler ve Amerikaya karşı aynı silahla ve aynı en az aynı derinlikte bu piç kurularına karşılık verebilmelidir. Sonra gerekenler elbet sıraya gelir ). İki ay önce Türkiye’nin Irak’ta Kerkük’ü (Iraklı Kürtler burayı, İran’la birlikte Irak’ı bölmenin bir girizgahı olarak ilhak etmek istiyorlar) almalarını tavsiye etmiştim. (Bkz: Turkish Weekly, “Turkey Must Strike İmmediately in Kirkuk/ Türkiye Bir An Önce Kerkük’e Girmelidir”)

Türkiye Irak’ta ABD güçlerinin ana çıkış güzergahını kontrol eden Basra Limanı’nı da almalıdır. Şu anda Basra, İran yanlısı milis gruplarının elindedir. Basra’yı kontrol eden, Irak’ın petrol sanayisini de, İran Körfezine çıkışını da kontrol eder.

Daha da önemlisi şu ki Basra’yı kontrol eden Bağdat’a da hakimdir. Gates ve Edelman, Basra’nın İranlıların eline geçmesini yeğler. İranlılar, yerel İngiliz komutanların BBC’den aktarılan ifadelerine göre Basra’da İngiliz askerlerini taciz ederek ve onlara saldırarak Basra’yı almanın yollarını zorlamaktadır. Geçen hafta da İranlılar İngiliz güçlerini bölgeyi terk etmeye zorlamak için şu on beş İngiliz askerini rehin aldı. Gates ve Edelman, Kürtleri ve İranlıları, Irak’ı mini devletlere bölmekten vazgeçirecek bir hamlede bulunmayacaktır. Çoğu Sünni Iraklı direnişçi bunu biliyor ve bu yüzden Irak’ı yıkacak olan Kürtlerle İranlılara boyun eğmektense savaşa devam etmeyi yeğliyor. ABD, Sünni direnişçileri dizginlemek istiyorsa Türk güçlerinin Suriye ve kısmen de İranlıların desteğiyle Kerkük ve Basra’ya girmelerine yeşil ışık yakmalıdır. İşte bu olduğu gün İran kesin yenilgi alacak ve Ahmedinejad da yeni bir iş aramaya koyulacaktır.

Scott Sullivan
(The Conservative Voice - 30 Mart 2007)
Dünya Gündemi

31 Mart 2007 Cumartesi

Kerkük’e 600 bin Kürt yerleştirdiler

Ankara, Kerkük’teki nüfus hareketlerini mercek altına aldı. Devletin çeşitli birimlerine sunulan rapora göre Irak’ın kuzeyinden Kerkük’e 600 bin Kürt getirildi. Raporda dahası da var...

HÜRRİYET, MİT Müsteşarı Emre Taner’in teşkilatın 80. yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada önemli yer tutan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da önceki günkü grup toplantısında değindiği Kerkük’teki gelişmelerle ilgili devletin ilgili birimlerine sunulan rapor ile kente getirilen Kürtlerin yerleşim çalışmalarından ilk görüntülere ulaştı.

Kerkük’te Kürtlerin yerleşim faaliyetleriyle ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı çalışmada, Türkiye’nin hassasiyeti açısından öne çıkan bilgiler şöyle:

Para vaat ettiler

Irak’ın kuzeyinden 227 bin Kürt (aileleriyle birlikte 600 bin) Kerkük’e getirilerek yerleştirildi ve seçmen kayıtları yapıldı. Bölge halkı arasında, Kürtlere Kerkük’e gitmeleri halinde ileride yüksek miktarda para alacakları vaadinde bulunulduğu iddiaları var. Bu iddialar, kimi zaman aile başına 10 ile 20 bin dolar arasında değişiyor.

İkamet belgeleri yok

Kerkük’e yerleştirilen Kürtlerin, çok önemli bir boyutu, Saddam Hüseyin döneminde kentten uzaklaştırılmış insanlar değiller. Çünkü seçmen kaydedilen Kürtler, Saddam döneminde üzerlerinde açık adresleri yazılan petrol karşılığı gıda karnesi, nüfus cüzdanı ve mahalle muhtarlıklarından alınmış ikamet belgelerine sahip değiller.

Kürtler ağırlıklı olarak, Kerkük’ü Süleymaniye ve Erbil’e bağlayan Kuzey güzergahındaki yollar üzerinde bulunan Rahimova, İskan ve Şorca mahallelerinde yapılmış veya yapımı başlayan konutlara yerleştiriliyor.

Kuzey Irak’taki varoşlardan getirilen Kürt aileler, Kerkük Stadyumu içine veya stadyum kenarına kurulan çadırlarda barındırılıyor. Para vaadiyle getirilenlerin önemli bir kesimi bu çadırlarda kalıyor.

Saddam döneminde Kerkük’teki askeri garnizon içinde bulunan lojmanlara Peşmergeler aileleriyle birlikte yerleştirildi.

Kerkük’te okul, nüfus ve tapu müdürlüklerinin büyük çoğunluğu da Kürtlerin eline geçti.

Saddam döneminin Irak’ı ve BM kaynaklarına göre, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten göçe zorlanan Türkmen, Kürt, Arap ve Süryani’nin toplam sayısı ise 11 bin 800 civarında. Kürt seçmen ve aile yakınları dikkate alındığında, Saddam’ın devrilmesinden sonra Kerkük’e 600 binden fazla Kürt gelmiş durumda.

MİT'in basın açıklaması

Hürriyet

30 Mart 2007 Cuma

Erdoğan: ‘Kerkük’ün önemi büyük’


Başbakan Erdoğan, Arap Birliği Zirvesi açılış oturumunda Kerkük'ün konumunun özel bir önem taşıdığınıkaydettiBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Arap Birliği Zirvesi açılış oturumunda Kerkük'ün konumunun özel bir önem taşıdığını, Irak'ın küçük bir modelini oluşturan Kerkük'te cereyan edecek olumsuz gelişmelerin Irak ve ötesinde sarsıcı etkilerde bulunacağını kaydetti. Arap Birliği zirvesi için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açılış oturumunda yaptığı konuşmada, bölgedeki barış ve istikrarı ilgilendiren konularda görüşlerini açıkladı. Erdoğan, Arap Birliğini oluşturan dost ve kardeş ülkelerin bu önemli forumda Türkiye'yi de aralarında görmek istemelerini, gelişen Türk-Arap işbirliğinin somut bir göstergesi olarak kabul ettiklerini söyledi. Filistin meselesiyle ilgili olarak kaydedilen son gelişmelerin büyük önem taşıdığını bildiren Erdoğan, şöyle dedi: "Filistinli gruplar arasında sağlanan Mekke mutabakatı ve ardından kurulan ulusal birlik hükümeti bölgeye yeni bir umut aşılamıştır. Bu umudu özenle yaşatmak ve kuvvetli bir barış dinamiğine dönüştürmek için el birliğiyle çalışmalıyız. Hepimizin arzusu hükümetin her şeyden önce Filistin halkının beklentilerine cevap verebilmek amacıyla gerçekçi adımlar atmasıdır. Uluslararası toplum da yeni Filistin hükümetine karşı ön yargısız ve teşvik edici bir tutum benimsemelidir." Barış çabasıErdoğan, İsrail'i atacağı adımlar karşılığında somut bir barış perspektifi ve siyasi bir ufuk sunan Arap barış planını Arap-İsrail ihtilafının çözümü yolunda değerli bir girişim olarak değerlendirdiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu zirve kapsamında Filistin ulusal birlik hükümeti dahil Arap Birliğinin tüm üyelerinin bu plana bağlılıklarını teyit etmelerinin, uluslararası toplumun desteğinin sağlanması bakımından da yararlı olacağını düşünüyoruz." Irak'taki durumun vahametini koruduğunu dile getiren Erdoğan, şunları söyledi: "Irak'ta istikrar ve güvenlik mümkün olan en kısa zamanda sağlanmalıdır. Irak'ın siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması hudutlarının güvence altına alınması, bölgelerin barış ve istikrarı açısından hayati derecede önemlidir. Irak'ın bölünmesi ihtimali tüm bölge için kabul edilemez bir felaket senaryosu oluşturmaktadır." Başbakan Erdoğan, Irak'ta grupların kader birliği yapmaya ve milli bir gündem etrafında birleşmeye teşvik edilmesi gerektiğini söyleyerek, tüm Iraklıları kucaklayan ve tüm Iraklılar tarafından kucaklanan güçlü bir merkezi hükümetin, Irak'ta barış ve istikrarın temel şartı olduğunu kaydetti. Konuşmasında Lübnan meselesine de değinen Erdoğan, siyasi istikrar sağlanmasının yolunun ulusal diyalog ve uzlaşmadan geçtiğini ve sürecin bölge ülkeleri tarafından da teşvik edilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.

27 Ocak 2007 Cumartesi

Sultan Abdulhamit´in en büyük sırrı

Sultan İkinci Abdülhamid´in kendi parasıyla bir heyete petrol haritası hazırlattığı ortaya çıktı.

İlk kez haftalık haber dergisi Aksiyon'un bu haftaki sayısında yayımlanan "Sultan'ın petrol haritası"nda, Güneydoğu Anadolu'nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin bulunduğu yer alıyor.

Haşim Söylemez imzalı habere göre, Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi Dicle'de sal üstünde, karada at ve eşek sırtında aylarca süren bir çalışma yaptı. 22 Ekim 1901'de II. Abdülhamid'e sunulan raporda, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervlerinin bulunduğu yer alıyor. Güneydoğu Anadolu'nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu'nun bir kısmını kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)'de önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor. Groskoph, raporunda "Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat'a uzanan bir tren yolu lâzım. 1889'da inşaatına başlanan ve 1902'de biten demiryolu, petrolün Anadolu'ya taşınmasını sağlayacaktır. Ana hatta sadece birkaç ilave ek hattın yapılması yeterlidir." diyor. Başmühendis, ayrıca iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte dünyanın en önemli merkezlerinden biri olacağını vurguluyor.

AKSİYON'daki haberin tam metnini okumak için tıklayın

24 Aralık 2006 Pazar

( Kerkük Merkezli Senaryoya Farklı Bir Bakış)

YA MOLLALAR; HAHAMLARLA SAVAŞ KONUSUNDA ANLAŞTIYSA

La Farge (Aslan Çimento) şirketinin bastırdığı ve bu sene İller Bankası'nı alet ederek dağıttığı Ajanda'da yeralan haritada sınırlarımıza da taşan kürdistan haritasının bulunmasına yönelik Internet üzerinde gerçekleştirilen tepki yazışmalarında bir vatandaş; devletin hiç bir kurmunun bu olaya el koymayacağını belirttikten sonra şu satırlarla bitiriyor e-postasını :
Şartların olgunlaşmasını beklemek lazım. Şartların olgunlaşması da bir Sütçü İmam ya da Hasan Tahsin çekip silahı; İngiliz ya da Rum lejyonerlerine doğrultup bir el sıkması ile tamamlanacak.
İşte Türkiye'deki istihbarat servisleri tam bu cümlenin durduğu noktada Türkiye'de "milliyetçilik" örgütlüyor veya haritalandırıyor. Bu konuda İngilizler ve Almanların tarihi altyapısının ve uzantılarının hayli gelişmiş olduğunu söylememe gerek yok sanırım. ABD ise fazla deşifre olduğu için bu alanı çoğunlukla İngilizlere bırakmış durumda. Bu kontrollü milliyetçiliğe ilk kim erken doğum yaptırırsa sonrasını en fazla kendisinin yönlendireceğinin fazlasıyla farkında. "Kerkük - Irak'ın kuzeyı" arka planı ise; içerdeki oluşumların daha hızlı büyümesini sağlayan nitelikli bir ısı kaynağı. Irak'ın kuzeyindeki etnik çetelerin yarattığı karmaşaya milletimizin çıkarları adına müdahale etme gereği ile; bu müdahaleyi onun, bunun (kısaca NATO diyelim) oyuncağı olmadan, onların makro planlarına hizmet etmeden yapmanın gereğini çok ince bir çizgi üzerinde dengelememiz gerekiyor. Kerkük'e Türk Ordusu; NATO şemsiyesi altında girerse bilin ki, HSBC patlamaları sırasında Harp Akademilerinde gerçekleştirilen ve 2000 NATO personelinin katıldığı harp oyunu ile test edilen NATO senaryosu devrede demektir. Bu senaryoda; farklı etnik grupların yaşadığı bir "Ada"'da etnik çatışma çıkmakta ve bunun üzerine NATO "Barış" Kuvvetleri Ada'da huzuru sağlamak için duruma müdahil olup, etnik gruplararasında sınırlar çiziyorlar ve Ada'ya huzur geliyor. Bu ada "Kerkük"'tür. Böyle bir senaryonun; ABD bizim teröristleri el üstünde tutarken seyretmekten başka bir şey yapamadığı gibi ABD'nin kendi teröristleri ile savaşına destek vermek için Afganistan'a asker gönderenlere nasıl yarayacağı da ortada. Kısacası bir "ABD'nin çuvalını NATO yardımı ile çıkarma" operasyonu yürütülecek. Ortalıkta dolaşan "Kerkük'e Brüksel Modeli" başlıklı yazılar da bu senaryo çerçevesinde ete kemiğe bürünecek ve Brüksel merkezli NATO; Kerkük'ü de kendine benzetecek. "Kerkük Türk'tür" dolmuşu; "Kerkük NATO merkezli uluslararası kolonidir" durağında yolcularını indirecek. Bu arada bizler sokakta devriye gezen; mankenleştiren Türk askerini Hürriyet'in manşetinden izleyip gurur duyacağız. Dünya barışına bu kadar katkı kimi duygulandırmaz...Askerimizin nasıl orada halkın güvenini kazandığını, kaç aşı kampanyası düzenlediği bize anlatılacak. Kısa vadeli bu göz boyama kampanyası; uzun vadede "Kerkük'te Türkçe resmi dil olmaktan çıktı" haberleri gündeme geldiğinde çoktan unutulmuş olacak...
Aynen Prizren'de Türkçenin resmi dil olmaktan çıktığı haberlerinin; zamanında NATO AWACSlarının koltuğunun altında uçan bizim F-16'ların nasıl başarı ile görevlerini ifa ettiklerinin manşetlere taşındığı günlerden çok sonra gündemimize geldiği gibi..
NATO merkezli Kerkük senaryosunun esas tehlikeli boyutu ise kısa vadeli imaj operasyonunun aşılmasının ardından ortaya çıkacak. Türkiye'yi İran'la karşı karşıya getirme senaryosu...
Bu operasyonu Türkiye'nin doğu sınırları üzerinden ; Hürriyet gibi mekanizmalarda gerçekleştirmenin zorluğunun farkında olanlar; Anglo-Sakson-Siyonist cephe ile İran arasındaki savaşı; Türk Ordusu'nun yem olarak kullanılacağı bir arenada Kerkük üzerinde kurgulayacaklar. Bu günlerde çeşitli vasıtalarla "Türkiye-ABD arasında gerginlik" senaryosunun yaratılmasına zemin hazırlayanların arka planda; ABD ile İran'ın derinliklerine inen işbirlikleri yaptığını bilseniz; bir anda ABD'ye karşı aslan kesilen Başbakan'ın söylemine daha bir temkinli yaklaşırdınız değil mi...Siz yoksa medya üzerinde gerçekleştirilen dezenformasyona inanıp; o kadar ABD'li ve İsrail'li üst düzey konuğun Türkiye'yi tehdit etmek için mi geldiğini düşünüyorsunuz...Yapmayın Allahaşkına...ABD izin vermiyor diye sınır kapısı açamayan bir siyasi zihniyet ile; yıllardır Güneydoğusuna ordu kuramamış bir askeri zihniyetin ABD açısından bir tehdit olmadığını cümle alem görüyor. Tehdit; kamuoyunda ve kadrolardaki gazdır ve bu gazın alınmasının tepedeki senaryoların sağlıklı işlemesi için rahatsızlık yarattığı noktada; yapılan bir kaç "milliyetçi sondaj" operasyonu ile bu gaz alınır.
Siz; Rice'ın ve ABD'li generallerin Türkiye'ye tehdit etmek için geldiğini zannederken; birileri İran'ın Azerbaycan sınırı uydu fotoğrafları üzerinden ince işler çeviriyordur. Arka planda örülen bu ağın ülkemizi sürükleyeceği kaosun önüne geçmek istiyorsak; "komplo teorisyeni" çamuruna aldırmadan alternatifleri düşünmek durumundayız. İşte tam bu noktada size şu soruyu sormak istiyorum :
Ya İran'daki bazıları; ABD-İngiltere ve İsrail'deki bazıları ile savaşmak ve bu savaş aracılığı ile bütün tarafların çıkarlarına yarayacak bir süreçi başlatmak konusunda anlaşmışlarsa...?
Uluslararası politika sahnesine; "mono blok devletler" düzleminden değil de; "devlet içi" ve "devlet üstü" çıkar odaklarının düzleminden baktığınızda daha mantıklı görünen bu sorunun arka planını yarın deşeceğiz...Siz bu arada şunları düşünün :
İran - Kontra skandalında; İran-İsrail-ABD arasındaki bağı kim sağlamıştır?İran'daki nükleer santrallere nükleer yakıt sağlayan şirket ve yapısı nedir?İran'ı yöneten İmamlar ile; İsrail'in siyonizm rüyasının başındaki Hahamlar ne kadar benzerdir?
Bu üç yan soru; yukarıdaki alternatif hipotezi sıradışı olmaktan çıkaracak unsurları bünyesinde barındırıyor...Bu tarz alternatif soruları sorup, bütün olasılıkları, düşük veya yüksek önümüze sermek ve ülkemizin geleceğinin olasılık matriksindeki en küçük olasılık üzerinden kurgulanabileceği gerçeğini gözönüne almamız gerekiyor...Neticede en temel psikolojik savaş; medya üzerinden kamuoyuna yönelik yapılan değil...
Böyle üst düzey ziyaretlerle; kurmaylara yönelik yapılan psikolojik savaştır...
Ve bu savaşın tek bir amacı vardır : Karşındakinin kafasında; senin esas niyetini olasılık matriksinde en düşük olasılık, mümkünse "komplo teorisi" kategorisine yerleştir ve sana hizmet edecek olasılığı "esas tehdit" konumuna doğrudan veya dolaylı yolla yerleştir.

Bugün; Zeyno Baran gibi Washington gülleri konferanslarda "Türkiye'nin çevresi de-ği-şe-cek; ya yardım edersiniz, ya etmezsiniz" diye bağırırken; Washington'un kuş beyinlileri (şahinler malum) Ankara'ya üst düzey ziyaretler yapmaya başladıysa; önümüzdeki tabloyu bir de yukarıdaki perspektifle incelemek faydalı olacaktır. Operasyon milletimiz aleyhine gün geçtikçe derinleştirilmektedir.

Behiç Gürcihan
Kaynak : http://www.acikistihbarat.com/

Farklı bir Bakış açısı olduğu ve düşündürmesi için ekledim.

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik