akıllandık sayende etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akıllandık sayende etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2007 Perşembe

Panik Atak ve Panik

Panik atağı nedir?

Yoğun korku ve huzursuzluk durumunun olduğu, aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı ve 13 adet vücutsal ve düşüncesel belirtiden, en az 4 unun varolduğu bir kaygı nöbetidir. Bu 13 belirti şunlardan oluşmaktadır:

1- çarpıntı,kalp hızında artış,kalp seslerini duyuyor gibi hissetme
2- terleme
3- titreme ve ya sarsılma hissi
4- boğulma ya da nefes alamama, nefesinin yetmediği hisleri
5- tıkanma ,soluğun kesilmesi hisleri
6- göğüste ağrı veya göğüste bir rahatsızlık hissi
7- bulantı ya da karında ağrı ya da karında bir rahatsızlık hissi
8- bas dönmesi, dengesizlik , basta sersemlik hissi ,bayılma hissi ,yere düşecek gibi olma
9- çevreyi olduğundan farklı ,sanki gerçek değil gibi hissetme ya da kendini çevredekilerden ayrılmış,olağandışı ,farklı bir şekilde algılama hali
10- kontrolünü kaybetme, delireceğini düşünme seklinde bir korku

11- o anda ,kalp krizi geçireceği ya da öleceği korkusu

12- uyuşma, hissizlik,yanma, karıncalanma hisleri

13- üşüme, ürperme ,soğuk ya da sıcak basmaları, basından aşağı kaynar su dökülmüş veya hamama girmiş gibi olma

Panik atak hangi bozukluklarda görülebilir ?

Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal bir hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebilir.

Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örnek olarak korkulan bir hayvan (örümcek, kedi,köpek,fare,yılan görmek gibi), kalabalık bir ortamda bir faaliyet (konuşma, yemek yeme gibi) bir durumu takiben de başlayabilir.

Panik bozukluğu :

Yukarıda belirtilmiş olan panik ataklarının aniden,beklenmedik zamanlarda ve tekrarlayarak oluşması ve en az 1 ay sureyle bu atakların tekrarlayacağı yönünde sürekli bir kaygı, atağın sonunda olabileceğini düşündüğü şeyler (ölmek, delirmek, kalp krizi geçirmek seklinde ) ile ilgili kaygı duyma ya da bu ataklarla ilgili olarak bazı davranışlarında değişiklikler yapma seklindeki bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık başka bir madde kullanımı ya da başka bir vücut ya da psikiyatrik bir rahatsızlığa bağlı değildir.

Agorafobi:

Panik bozukluğu agorafobili ya da agorafobisiz olabilmektedir. Agorafobi sözcüğü eski Yunanca dan köken almaktadır. Agora pazar yeri, toplantı yeri ,geniş meydan anlamına ,fobi ise korku anlamına gelmektedir. Kişi yalnız kalmaktan, kaçmanın ,o ortamdan uzaklaşmanın kolay olmayacağı ya da her hangi bir rahatsızlık hissetme anında yardim alamayacağı topluma acık yerlerde olmaktan korku duymaktadır.

Bu kişilerde gördüğümüz bazı ortak özellikler arasında, tek başına dışarıya çıkamama ve yanlarına başka bir kişiyi de alma , kalabalık caddelerden geçememe,kalabalık mağaza,marketlere girememe, kapalı ortamlar (tünel, köprü ve asansörler gibi) ve kapalı araçlar (metro,otobüs, uçak gibi) dan kaçınma sayılabilir. İleri aşamalarda kişiler evlerinden çıkmayı reddedip, çevrelerindekileri de kendileri gibi evde tutmaya zorlayabilirler. Sosyal ilişkiler bozulup, boşanmalara yol açabilir

Parkinson nedir

Parkinson hastalığı, ilk kez 1817 yılında İngiliz bir hekim olan James Parkinson tarafından tanımlandı. Parkinson hastalığının ileri yaşlarda başlaması ve çok eski çağlarda insan ömrünün nispeten kısa olması nedeniyle hastalığın ilk ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor.

Parkinson hastalığı nedir?
Parkinson hastalığı, beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi (dejenerasyon) sonucu ortaya çıkan bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılıyor. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderiyor. Beyinde yeterli dopamin yapılmazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkıyor. Parkinson hastalığı ölümcül olmayan, yaşam beklentisini kısaltmayan ve felce yol açmayan bir hastalıktır.

Parkinson hastalığına yol açan nedir?
Beyinde dopamin hücrelerinin niçin hasara uğradığı henüz bilinmiyor. Konuyla ilgili yoğun bilimsel araştırmalar sürüyor. Hastalığın ortaya çıkmasında yaşlanma süreci zemininde olası kalıtsal ve çevresel faktörlerin beraberce rol oynadığı sanılıyor. Bulaşıcı olmadığı gibi beyin damarlarındaki kireçlenmeye de bağlı gelişmiyor.


Parkinson hastalığı kalıtsal mı?
Bu konuda şimdiye kadar yapılan çok sayıdaki araştırmada; hastalığın yüzde 5 gibi düşük oranda kalıtımla ilişkisi olduğu gösterildi.


Tanı nasıl konuluyor?
Parkinson hastalığı tanısına varmak için özel bir laboratuar ya da röntgen tetkiki mevcut değil. Hekim, hasta veya ailesinden aldığı ayrıntılı bilgi ve muayene bulgularına dayanarak tanı koyuyor. Deneyimli bir nörolog için tanı koymak güç değil. Ancak Parkinson hastalığı tanısını koymadan önce onu taklit edebilen diğer nedenleri dışlamak gerekiyor. Bilinen ve değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalıklar Parkinson hastalığıyla benzer belirtileri gösterdiği için, bazen tanıda karışıklığa yol açabiliyor. Örneğin, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, çeşitli zehirlenmeler, beynin tümoral veya damar hastalıkları gibi dopamin hücrelerini etkileyen her türlü süreç, Parkinson hastalığına benzer tablolara yol açabiliyor.

Parkinson hastalığının belirtileri nelerdir?
Hastalık belirtileri oldukça yavaş gelişiyor. Bazen erken bulgular çok silik olabiliyor. Öyle ki aylarca veya yıllarca farkedilmeyebiliyor. Söz konusu belirtilerin ortaya çıkmasında belli bir sıra olmadığı gibi, her hastada belirtilerin çeşitleri ve hastalığın ilerleme hızı farklıdır. Başlangıçta sıklıkla bir beden yarısında veya yalnızca bir uzuvda ortaya çıkan belirtiler, zaman içinde tipik olarak iki yanlı tutulmaya yol açıyor.


Başlıca belirti ve bulgular şunlardır:
· İstirahat halinde uzuvlarda titreme
· Hareketlerde yavaşlama
· Bir veya daha fazla uzuvda sertlik
· Yürürken kolları sallamama, konuşurken yüz ifadesinde donukluk ve eşlik eden doğal el hareketlerinin kaybı
· Yavaş, küçük adımlarla veya ayak sürüyerek yürüme
· Vücut duruşunun öne eğik şekil alması
· Yumuşak ve alçak sesle, monoton konuşma
· El yazısında küçülme ve yazının okunaksız olması
· Ağızdan salya sızması, yutkunma güçlüğü
· Halsizlik, yorgunluk
· Ruhsal çöküntü hali (depresyon), nedensiz sıkıntılar
· Kabızlık, aşırı terleme, tansiyon düşmesi
· Ağrı, kas spazmları
Titreme, Parkinson hastalarının yaklaşık olarak yüzde 80'inde oluyor. Genellikle ellerde dinlenme halindeyken ortaya çıkıyor, heyecan ve stresle şiddeti artıyor. Ellerin dışında; kollar, ayaklar, çene ve dudakta da titreme olabiliyor. Ancak her titremesi olan kişi Parkinson hastası değildir. Titreme başka birçok hastalıkta da ortaya çıkabileceği gibi, normal insanlarda heyecanlanınca özellikle ellerde görülebiliyor. Hareketlerdeki yavaşlık çok belirgin olduğu zaman hastalar günlük işlerinde zorluk çekebiliyor ve yakınlarının yardımına gereksinim duyabiliyor

22 Eylül 2007 Cumartesi

Akıllarını kaçırmışlar!

Mesele çok ciddi ve de sahici. Vahameti daha da artıran bir yön de şu; Başkan Bush’un bağlı olduğu / makaralarjoke fantazi / Evanjelist / çok şekerler/ mezhebinin konuyla ilgili metinlerinde, Türkiye’nin Yecüc ve Mecüc /biri sol tasağımız biri de yangın / olacağı beklentisini yansıtan / yanılan / düşünceler var. Bir yaz / makale / ıda Türkiye’de İslami bir hükümetin / küll /İsrail’e / madaralar /karşı / kaşndığı / harekete / yok ole / geçeceği, Genelkurmay Başkanı’nın da bölgede / muneccim / güç amacıyla İsrail’i / makara maymunisyan / karşısına alabileceği /alır o konu ağır ol / yazılıyor / kalın konu / ve evet; Yaşar Büyükanıt’ın / büyük yarak / ismi açıkça / acı belli / belirtiliyor. /m. kemal ne derin ... yakalarım ben seni ..


Akıllarını kaçırmışlar!

Serdar Turgut/Akşam

Yecüc ile Mecüc

Liderlerin inanışlarını anlamadan dünyadaki gelişmeleri kavrayabilmenin imkanı yok. / alkışlar / Bir din âlimi / yarağım o / tarafından “Tanrı’nın yürüdüğü topraklar” (Where God has Walked) diye adlandırılan, tüm dinlerin başlangıç noktası olmuş bölgemizdeki gelişmeleri, din boyutunu anla / uyanın / madan çözebilmek / çüsss / özellikle mümkün değil / çok kalın makale /.

Dünya politikasında dinin önemi artarken / kalın sağlıcakla / bir yandan da tuhaf biçimde ateizmin / ateist bie tay / gücü -özellikle ABD’de-tırmanıyor / takılın o konuya . yankı /. Bu konuda yayınlanan birçok kitap ‘Çok satanlar’ listesinde o ülkede / makale /. Christopher Hitchens’in ‘God is Not Great’ / Clinton is "madara " adlı kitabı koyu / ayısın diem / dindar Amerikan / amcıkerika / eyaletlerinde bile çok satarak ve beğenilerek herkesi / alşık / şaşırttı.

Amerika Başkanı Bush tüm yaşamını ve politik kararlarını dini kurallara öre yönlendirdiğinden, makael / o kitapların birden beğeni toplamaya başlaması politik anlamı açısından incelenmeli.

Bush, 11 Eylül saldırısı olduktan hemen sonra kendisinin bir haçlı seferi başlatacağını açıklayarak niyetini açıkça / acılı kız / belli etti. Bu son derece ürkütücü bir tavırdı. Çünkü ait olduğu mezhep göz önüne alındığından işin sonu kıyamet gününe kadar /çok kalın makale /ürk ulaşabilirdi.

Ben, Irak’ta başlatılan savaşın dini, mistik konular dikkate alınmadan anlaşılamayacağını her zaman savundum / sakar /. Tek boyutlu açıklama çabaları bana hep eksik geldi. Burnumuzun dibinde büyük, çok büyük bir gelişme yaşanıyordu. Hem fiilen hem de mistik boyutuyla bizleri içine çekmeye başlayan bir gelişmeydi bu.

Dini konularda çok bilgim olmadığı için uzun süredir tam açıklayamadığım esrarengiz bir olayın içindeydik. Tam anlayamıyordum ama yoğun okuyarak öğrenmeye çalıştım, öğrendikçe de korktum.

Neden korktuğumu, nasıl anlatabileceğimi de tam olarak bilmiyordum ancak geçen günlerde gazetelerde yayınlanan bir haber, engeli aşmama vesile oldu.

Buna göre Başkan Bush ve Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Irak savaşından önce bir araya gelmişler. O toplantıda Bush, Chirac’ı birlikte savaşa girmeye ikna etmek için “Ortadoğu’da Yecüc ve Mecüc harekete geçti. İncil’in öngördükleri yaşanmaya / uyanıom / başlandı, bana yardım etmelisin” demiş / çok şaka ol /.

Gayet tabii ki Chirac, Bush’un neden bahsettiğini anlamamış ve Lozan Üniversitesi’nden İncil uzmanı Profesör Thomas Römer’den bilgi yardımı istemiş.

Baştan söyleyeyim; bundan sonra anlatacaklarım hakkında bilgilerim kısıtlı. Çünkü ben de öğrenme sürecindeyim. Yapabileceğim yanlışlar için şimdiden özür diliyorum.

Yecüc ile Mecüc, Kur’an dahil tüm kutsal kitaplarda yer alan ve insan ırkını ortadan kaldıracağı söylenen bir ırk. Bu ırkın harekete geçmesi kıyamet alameti olarak kabul ediliyor. Bunları durdurabilecek tek gücün yeryüzüne inecek Mehdi olacağı belirtiliyor.

Şimdi tüm bunları öğrendikten sonra bir karar aşamasına geldim. Ya bu konuda bir mizah şaheseri yaratmaya girişecektim (Yecüc ile Mecüc’ün tarifleri arasında yer alan ‘enine doğru geniş olan tür’ tanımlamasından yola çıkarak bu işin Türklerle bağlantısını kurabilirdim. Ve bu bağlamda Ahmet Çavuşoğlu ile Rıza Zelyut’un yan yana fotoğraflarını çektirip onları Yecüc ile Mecüc ilan edebilirdim) ya da meseleyi ciddi bir şekilde araştıracaktım.

İkinci yolu seçtim, iyi de etmişim. Meğerse espri diye yapmayı düşündüğüm şeyin son derece ciddi ve de vahim bir boyutu varmış. Tarihsel süreç içinde dünyada güçlenen milletler değiştikçe Yecüc-Mecüc tanımı da sürekli değişmiş.

Hıristiyanlar Yecüc ile Mecüc’e ‘Gog’ ve ‘Magog’ diyorlardı. Onlara göre bu yaratıklar Türklerdi.

Araplara göre de bu Türklerdi. Hatta bu yorumlarına kutsal kitaptan yorumlarla birlikte meşruiyet kazandırmaya çalışmışlardı. “İslam âlemi Çinlilerin Yecüc ile Mecüc olduğunu düşünmüştü. Bir ara Yecüc ile Mecüc’ün Moğollar olduğu düşünülüyordu.”

Gördüğünüz gibi meselenin şakaya gelecek yönü yok. Mesele çok ciddi ve de vahim. Vahameti daha da artıran bir yön de şu; Başkan Bush’un bağlı olduğu Evanjelist mezhebinin konuyla ilgili metinlerinde, Türkiye’nin Yecüc ve Mecüc olacağı beklentisini yansıtan düşünceler var.

ABD Başkanı’nın bu konuda savaşa girmeye hazır olduğunu bilince bu da şaka olmaktan çıkabiliyor. Bana inanmayanlar bu tür konuların bulunabileceği Rapturealert.com sitesini okuyabilir.

Örneğin; orada “Türkiye’deki son Yecüc-Mecüc gelişmeleri” (The latest gog-magog developments in Turkey) türünden yazılar var.

Bunlarda Türkiye’de İslami bir hükümetin İsrail’e karşı harekete geçeceği, dahası Avrupa Birliği’ne karşı olan sert tavırlı bir Genelkurmay Başkanı’nın da bölgede güç amacıyla İsrail’i karşısına alabileceği yazılıyor ve evet; Yaşar Büyükanıt’ın ismi açıkça belirtiliyor.

Bu inanışa göre Yecüc ile Mecüc’ün İsrail’i tahrip et / ekerim . biçeceğim . çıkarım / akıllanırım / ötelerden duyuyoruz /mesi kıyamete giden yolu açacağından, o kafaya göre Türkler dur / yakalarım okulunu / ordu var arkamda. atıl kaldım biraz .araklarım orfim . akıllandık . /durulması gereken bir tehdit olarak ortaya çıkabiliyor.

Evet ne yapayım; Türklerin kıyamete yol açabilecek ırk olarak görülmeleri de mizah boyutuna son derece açık bir gelişme ama bunlara inanan insanların bu konuda espri yapabileceklerini ve gülebileceklerini hiç tahmin etmiyorum.

İnanılır gibi değil, değil mi? Ben de aynı fikirdeyim. Ama Bush bunlara inandığına kendi ağzıyla yakalandı. Benim işim de meraklı olmak ve merakımın peşinden gidip öğrendiklerimi size yazmak. İşimi yaptım. Bence sonuç hayli ürkütücü ve de üzücü.


/ Bush bol göt verdin bana . Çok makale . Çok şekersin.

Bush acmıs kitabı okumuş. Bir ülke doğacak sülaleni sikecek. Bısı olmaz.Makale. Yarak. Danışmanlar ürkmüş.

evangelist bush ve calındon ortaklasa bie futbol musabakası icin hekem olmuslar.
Bakmışlar brezilya cok madara etti . sıralanmışlar önerilere.

Brezilya federasyonuna bir imf yetliktşsş gönderelim.

Oranın beyni kım kı . hemen bir mesdaj atın. sen becerecekmisin bizi.
ingiliz araya girdi mesaj cekecek şişşt ronalda yan tarafında kim vardı olm senin ananı becerecekmisin.

kalındon demiş basını ayarlayın brezilya cok beceriksix. teknik direktör değiştiricez. bende dğşğnğyorum likor nasıl geldi.

bush engel olacak. Bu carlos cok soldan vuruyor. bi de türk oldu. Hep bize vuracak. Olmalı bışi olmaz.

Clindon demiş ben bir psişık danışman ayarlayacam brezilyaya...

Danışman sol vurmadan önce düşünmüş...

Şişşşş ronaldinho olm. Sende ne biçim viraneler var. hakimmisin orduya iyice. çok yanal . çok kalın dava. jaka satma...

bush beta ned derim sarkozy bu zrezilya iki futbol camnazı bak sen cok bela bu adam. Cok yakalınıyorum. Cok yukardan beyazç

SArkozy ne demiş. Biz beyaz lar yeterince kalınız.

AİPAC ne demiş. Çok makara bak senn. Bizi bozar bıra . Cok yakalnadık.

Allah beyaz beyaz beyaz.
Mandela ne buyuk. Atılda makale aklımda.

Maradona ne demiş. Bushh amına koyacam bak.

19 Eylül 2007 Çarşamba

Yargıtay'dan tuhaf mesaj: Mahkemelerin yasakladığını yasal hale getirmeyin


Cumhurbaşkanı Sezer'in görev süresinin dolmasına günler kala Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına atadığı Abdurrahman Yalçınkaya da yeni Anayasa çalışmalarında YÖK'ün izinden gitti. Yaçınkaya, başörtüsüne serbestlik getiren düzenlemenin Anayasaya konulmasına karşı çıktı.



Yalçınkaya, anayasa değişikliği çalışmalarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Başsavcı Yalçınkaya, mevcut Anayasa'nın, ''Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucu yurdu düşman işgalinden kurtaran ve yüzyıllarca milli ve manevi değerleriyle özgür ve bağımsız yaşamayı ilke edinen yüce Türk halkına, bir devlet şekli olan Cumhuriyeti armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, milliyetçilik anlayışı ile inkılap ve ilkelerini, Türk vatanı ve milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü, millet iradesinin mutlak üstünlüğünü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğunu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun gerekleriyle belirlenmiş hukuk düzeninin dışına çıkamayacağını, hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı'' gibi temel esasları belirlediğini vurguladı.

Mevcut Anayasa'nın başlangıç kısmı; değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği belirtilen ilk 4 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, bir bütünlük, bir tamamlayıcılık oluşturduğunun dikkate alınmasını isteyen Yalçınkaya, bu durumda başlangıç kısmındaki temel ilke ve esaslardan bir kısmı çıkartıldığında, değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 maddedeki ilke ve esaslardan ikinci maddenin üçüncü satırında yazılı olan ''başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan'' ibaresinin sınırlandırılmış, kısıtlanmış, yönlendirilmiş olacağını ve dolayısıyla yasağın da ihlal edilmiş sayılacağını ifade etti.

Başsavcı Yalçınkaya, ''Bu nedenle Anayasamızın başlangıç kısmından, bütünlüğü bozan temel ilkeler ve esaslar çıkarılamayacağı gibi ilk 4 maddeye aykırı olan ilkeler de eklenemez. Aksi düşünüldüğünde değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 madde dışındaki maddeler korumasız kalır ve değiştirilmesinde keyfiliğe yol açar. Anayasamızın diğer maddelerinde yapılacak değişiklikler hiçbir halde başlangıç kısmında ve değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 maddesinde belirlenen temel ilke ve esaslara aykırı olamaz. Bu bağlamda değiştirmeme yasağına, ikinci maddede bahsi geçtiğinden, başlangıç kısmı da dahildir. 'Anayasa'nın başlangıç kısmı, anayasa metnine dahil değildir' denilmesi de mümkün değildir'' görüşünü belirtti.

-''HALK ARASINDA KİN VE NEFRETİ UYANDIRIR''-

Hukukun üstünlüğünün kabul edildiği çağdaş ülkelerde, yargı organlarınca ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, Anayasa ve yasaların verdiği görev ve yetki çerçevesinde yasak getirilen fiillerin yasalarda, hele hele Anayasa'da değişiklikler yapılarak yasal hale getirilmemesi gerektiğine işaret eden Yalçınkaya, şöyle devam etti:

''Bu hal, yasama, yürütme ve yargı organına karşı olan itibar ve güveni sarsacağı gibi halk arasında kin ve nefreti uyandırır, yasalara olan inancı sarsar, karmaşayı, kutuplaşmayı getireceği gibi yürütme organının oligarşiye yöneldiği kanısını uyandırır.

Nasıl ki yasama yetkisi yüce Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olup bu yetki devredilemiyorsa, egemenlik de kayıtsız şartsız milletin olduğundan, ancak Anayasa'nın koyduğu ilke ve esaslara göre Türkiye Cumhuriyeti'ndeki yetkili organlar eliyle kullanılabilir ve bu yetki de devredilemez. Bu nedenle de bu yetki milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan kısıtlamalardan dolayı devredilemez. Ancak Avrupa Birliği'ne üyelik statüsü elde edildikten sonra konusu ve egemenliğin devri yetkisi sınırları, açık ve seçik bir şekilde açıklanarak Yüce Türk halkının takdirine sunulur. Olmayan bir statünün getireceği kısıtlamaları şimdiden ilke ve esaslara bağlamanın olanaksız olduğu, anayasalar uzun süre kalıcı nitelikte amir hükümler içereceklerinden, gelecekteki art niyetli yöneticiler tarafından kötüye kullanılabileceği ihtimali her zaman düşünülmelidir.''

-MİLLİ İRADEDEKİ AMAÇ-

Demokrasilerde, yapılacak milletvekili seçimleriyle milli iradenin belirleneceğini ifade eden Yalçınkaya, şunları kaydetti:

''Bu milli irade, yönetime gelenler tarafından partisine oy verenlerin düşünce ve niteliklerinin parti doğrultusunda olduğunu göstermez. Milli iradedeki amaç, halkın kendisini yönetecek kişileri belirli bir dönem için seçme hakkına dayanarak serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimden sonra parti programlarına uyup uymadıkları, program dışına çıkıp çıkmadıkları, programda belirtilen hedeflere başarıyla ulaşıp ulaşmadıkları yönleriyle denetlenmek üzere yürütme organına getirmektir.''

Partilerin, halka saygı gereği, tüzük ve programlarında ve seçim bildirgelerinde yazılı olan amaçlar dışına çıkmamaları gerektiğini vurgulayan Yalçınkaya, bu nedenle Anayasa ve yasalarda, siyasi partilerin ve yönetimde bulunan siyasi partilerin tüzük ve programlarının, seçim bildirgelerinin, beyan ve eylemlerinin, ''devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağı; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamayacağı, suç işlenmesine teşvik edemeyeceğinin'' açık ve seçik olarak kurallara bağlandığına ve yasaklandığına işaret etti.

Yalçınkaya, açıklamasında, ''Buna göre yürütme erkiyle görevlendirilen her partinin halkını kucaklaması, hiçbir ayrım gözetmemesi, yansız olduğunu hissettirip her kesime güven vermesi gerekmektedir'' dedi.

Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bir kısım üyelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilmesi kuralının yargıyı siyasete yönlendireceğini, siyasallaştıracağına dikkati çeken Yalçınkaya, yüksek mahkeme üyelerinin belirli bir süreden sonra yeniden seçilmeleri veya artık seçime girememeleri kuralının da ''tabii hakim'' ilkesiyle meslekte ihtisaslaşma ilke ve esaslarına aykırılık oluşturacağını ve meslekte verimliliği eksilteceğini vurguladı.

AA


Çok çekerim , Çok adilim . Szi gidiler. Cok oyun . Çok karanlkıl , ayıp olmaz . Öldürürüm sizi. Adillik bu . Adalet bu . Oyun var . Oku . Akarım . Sızlatur. Ayar . Akıllanır . Derin TEdbir al. Sikerim şakaklarından . Azwer o konudan . Azarım . Akıllanırım . Öç aşk . Akıllan . Azar ali . Adil tedbir . Korun . Derim . TEcrubezizim. Sikerim sizi. Yer al. Akıllan . Oyar o dam . Akıllan . Amayım makara. Adil çözüm . Siker o çocuk . Siker seni Siker ebeni. Siker derininini . Derin tekerleme . Adil çözüş. İddianame . AZar bu alat , alık alık bakma , derin oynarım , akıllanrım , derin mukabele .izdiham var . Azarız artık . muamele gör , akıllan , derin teşekkür , şıngırak , adil çözüm , ıklaba, akıllandı , azarım , azırrr. azar , akıllan , ukala tavır , çok teyemmüm , azar konu , akıllan , alinin allahı bak sen. Çok şeker allah , akıllan

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik