ayık ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayık ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2007 Pazartesi

Osmanlıca’nın devreleri

Yabancı unsurların durumu bakımından Osmanlıca içinde üç devre vardır. Osmanlıca’nın 15. asrın sonu ile 16. asrın büyük bir kısmını içine alan ilk devresi Eski Anadolu Türkçe’sinde yazı diline sokulmağa başlayan Arapça ve Farsça unsurların Türkçe’yi istilâ işinin çok sür’atlendiği devredir. Bu devre, Osmanlıların İstanbul’a yerleşmesinden sonra kurulan saray hayatı ile başlamış, bu saray etrafında gelişen edebiyat ve kültür hayatının Arap ve Fars kültür ve edebiyatının nüfuzu altına girmesi Türk yazı diline bambaşka bir istikamet vermiştir.


Bu devrede Türkçe Eski Anadolu devresindeki duruluğunu kaybetmiş, yabancı unsurların kesafeti iyiden iyiye artmıştır. Fakat daha sonraki asırlara göre henüz nisbî bir sadelik göze çarpar gibidir. Yabancı kelime ve terkiplerin sayısı ve çeşitleri çok artmakla beraber terkip zincirleri henüz son haddine varmış değildir. Fakat iyice karışık dil yolunda çok sür’atli bir gidiş, çok kesif bir hazırlık vardır. Öyle ki devrenin sonu, yani 16. asrın sonları artık koyu Osmanlıca’nın tam bir başlangıcı hâline gelmiştir. Böylelikle ilk devir sona ermiş ve Osmanlıca’nın yeni bir devri gelip çatmıştır.


Bu devre Osmanlıca’nın ikinci devresi olup 16. asrın sonundan 19. asrın ortalarına kadar süren devredir ki başlıca 16. asrın sonu ile 17. ve 18. asırları içine alır. Bu devrede karışık dil, koyuluğunun son haddine varmış, yapısı güç halle Türkçe’ye benzeyen yazı dilinde Arapça ve Farsça unsurlar arasında Türkçe unsurlar âdeta görünmez olmuştur. Osmanlıca böylece Türkçelikten çıkmış bir hâle geldikten sonra nihayet üçüzlü sun’î dilin en yüksek noktasından aşağıya doğru dönmeğe başlamış ve üçüncü devresine girmiştir.


Osmanlıca’nın ayni zamanda son devresi olan bu üçüncü devre, 19. asrın ortalarından başlayıp 20. asrın başlarına kadar gelen, yani Tanzimattan 1908 meşrutiyetine kadar olan devri içine alır. Bu devrenin son örnekleri 1908’den sonra da Cumhuriyete kadar, sür’atle ortaya çıkan yeni yazı dilinin yanında, gittikçe zayıflayarak bir nıüddet daha devam etmiştir. Bu üçüncü devre karışık dilin koyuluğunu yavaş yavaş kaybettiği devredir. Osmanlıca bu devirde zaman zaman çok sun’î bir koyuluk göstermekle beraber umumî olarak bir çözülme yoluna girmiş durumdadır. Bu çözülme nihayet 20. asrın başlarında tamamlanarak Osmanlıca’nın hayatı sona ermiş ve Türkiye Türkçe’sine geçilmiştir.


Osmanlıca’nın bu son devrini eskisinden ayıran mühim bir fark da batıdan gelen yeni mefhumlar dolayısıyla yeni yeni Arapça ve Farsça kelime ve terkiplerin yazı diline sokulması ve uydurulmasıdır. Bu hususta bazen çok sun’î hareketler olmuş, lügat kitaplarına bakarak yazı yazanlar bile çıkmıştır. Fakat umumiyetle terkipsiz Türkçe’ye gidiş temayülleri artmıştır. Eski devirde de koyu Osmanlıca’nın yanında görülen oldukça sade dil örnekleri bu son devrede umumî yazı dilinin yanı sıra sayılarını çok arttırmışlardır.

11 Temmuz 2007 Çarşamba

Erkegin Kadina Alabilecegi Hediyeler , Sevgiliye Alınacak Hediyeler , Kadinin Erkege Alacabilecegi Hediyeler:

Erkegin Kadina Alabilecegi Hediyeler:

Daha önceden onun süpriz çekilmis bir fotografini büyütüp ona sunarsaniz çok duygulanacaktir. Özellikle bu fotograf ani çok özel bir günde çekilmisse�

En sevdigi çiçeklerden olusmus bir demet�

O özel ani unutturmayacak bir parfüm�

Belki de sevdigi renklerden olusmus en sevdigi kiyafetine uygun bir fular�

Onun zevkine uygun bir taki�

Degerli bir saç tokasi�

Kirmizi, kadife kapli, kalp seklinde, bir kutuda çikolata; hiçbir bayanin hayir diyemeyecegi bir hediye�

Onun günlük hayatta ihtiyaç duyabilecegi seyleri almak da hiç fena fikir degil. Mesela saat, cep telefonu, giysi, kemer vs.

Eger sanat eserlerine ilgi duyuyorsa bir tablo, heykel onu sevindirecektir.

Onun hobilerine yönelik ihtiyaç duyabilecegi malzemeler. Çünkü kisi ugrasmayi sevdigi hobileri seçer. Ve özellikle ihtiyaç duyacagi seyler onu mutlu etmeye yeter.

Sik bir restaurantta aksam yemegi ona güzel bir süpriz olur. Ve o aksam bütün günün stresinden birlikte kurtulmak, o aksami ve birbirinizi hissetmeniz verilebilecek en güzel hediye olur.

Bir haftasonunuzu ona ayirmak. Ve güzel bir piknik planlamak�
Belki günübirlik bir gezi plani; görmeyi, gezmeyi çok istedigi bir mekan onu çok sevindirecektir�

Bir tatile çikmak düsüncesindeyseniz, bu düsünceye onu da ortak edip birlikte bir tatil plani yapmak, tüm senenin yorgunlugunu üzerinizden atmak için en güzel firsat olur.

Ama herseyden önemlisi eger hayatinizin kadini olmasina artik karar verdiyseniz, ona verebileceginiz en güzel hediye tasli bir yüzük ve onun için olabilecek en güzel teklif.

Kadinin Erkege Alacabilecegi Hediyeler:

En çok sevdigi parçalari birarada bulabilecegi bir CD ile onun sizi her dinlediginde hatirlamasini saglayabilirsiniz.

Bir bilgisayar oyunu pek çok erkegi sevindirmeye yetebilir.

Sevdigi takimin maçina bilet; hiçbir erkegin hayir diyemeyecegi futbola sizde ortak olmus olursunuz.


En çok sevdigi kravatina uygun bir gömlek alirsaniz sizin zevklerinize uygun giyinmis olmaktan mutlu olacaktir.
Veya sevdigi renklerden olusan bir kravat�

Onun günlük hayatta ihtiyaç duyabilecegi seyleri almak da hiç fena fikir degil. Mesela tras takimi, saat, cep telefonu, kemer, gümüs çakmak�

Onun hobilerine yönelik ihtiyaç duyabilecegi malzemeler. Ve özellikle ihtiyaç duyacagi seyleri sizin düsünüp almaniz onu mutlu edecektir.

Çerçeve içinde ikinizin bir arada çekildigi bir fotograf�

En sevdigi içkiden bir sise ve bu içkiyi birlikte içebileceginiz çok romantik bir ortam yaratabilirsiniz.

Sik bir restaurantta planlanacak yemek birlikte geçirebileceginiz belki de en güzel anlarinizi yasamanizi saglayacak�

Bir haftasonunuzu ona ayirmak. Ve güzel bir piknik planlamak�

Belki günübirlik bir gezi plani; görmeyi, gezmeyi çok istedigi bir mekan onu çok sevindirecektir�

Eger tatile çikma düsüncesi varsa, onun için güzel bir tatil planlayip, ona eslik etmeniz onu çok sevindirecektir.

En sevdigi arabayi haftasonu için kiralamak ve bütün haftasonunu birlikte gezerek geçirmek.

Belki de kendi arabasi için birseyler düsünmek gerek; Yeni model bir stereo sistem�

Her erkegin azda olsa teknolojik yenilige ilgisi vardir. Belki bu yeni model bir digital kamera olabilir.

Iste harcayacagi zamanini sizin yaninizda geçirmesini isterseniz ona Lap-top bir bilgisayar en güzel hediye olur.

Ama herseyden önemlisi eger sizin onun hayatinin kadini olmaniza karar vermis ve size hayatinizin en güzel teklifini yapmissa evet cevabiniz onu herseyden daha mutlu edecektir

5 Temmuz 2007 Perşembe

EYYÛB ALEYHİSSELÂM

EYYÛB ALEYHİSSELÂM

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden.Hazret-i İshâk'ın oğlu Iys'ın neslindendir.Kendisine yedi kişi îmân etti.Yüzkırk sene yaşadı.Sabrı ile insanlık tarihinde darbımeselle anılan Eyyûb aleyhisselâm,Kur'ân-ı kerîmde zikredilmiştir.

Eyyûb aleyhisselâmın çok mal ve serveti ile oğlu vardı.Sürü sürü hayvanları,bağları ve bahçeleri bulunuyordu.Şam civarında Beseniyye mevkiindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı.Fakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadı.Eyyûb aleyhisselâm Şam civarında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildi.Onları Allahü teâlâya îmân ve ibadet etmeye çağırdı.Bu uğurda pek çok zahmet çekti.Sonra malı,evladı ve bedeni ile imtihan edildi.Eyyûb aleyhisselâm çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi.Sabrı,kullukta kusur etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibadet ehline ve akıl sahiplerine örnek oldu.

Allahü teâlâ hazret-i Eyyûb'u imtihan etmeyi murâd etti.Onun malarını çeşitli vesilelerle elinden aldı.Koyunları sel,ekinleri ise rüzgar ile telef oldu.Şeytan çoban suretinde ağlayarak Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi.O sırada insanlara vaaz nasihatte bulunan Eyyûb aleyhisselâma mallarının ve servetinin telef olduğunu söyledi.Hezret-i Eyyûb bu heber kerşısında hiç şikayette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve "Üzülme! Omalı mülkü bana Rabbim vermişti.Şimdi de aldı.Çünkü sahibi O'dur." dedi.Bu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup,geri gitti.

Sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın,hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldı.Bu defa hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi;"Ey Eyyûb!Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktı.Çocukların öldü.Her biri parça parça oldular." dedi.Çocuklarına olan şefkatından dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyûb aleyhisselâm sabır ve tevekkül ederek,Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdi.Şeytana da:"Ey mel'ûn!Sen İblissin.Beni Rabbime isyana teşvik etmek istiyorsun.Şunu bil ki,evladım bir emanet idi.Rabbime niçin inciniyim.Rabbime hamd ederim." buyurdu.Bundan sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın vücuduna hastalık verdi.Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendi.Akrabaları,komşuları ve başkaları yanına uğramaz oldu.Yalnız hanımı Rahîme Hatûn onu terk etmedi.Ona hizmetine devam edip,ihtiyaç için neyi varsa sarf etti.Hazret-i Eyyûb bu halinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp,hamd etti ve sabır gösterdi.Bu defa şeytan Eyyûb aleyhisselâmın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek;" Onun hastalığı size geçer,onu şehrinizden çıkarın." dedi.Şehir halkı Eyyûb aleyhisselâmı ve hanımı Rahîme'yi şehirden dışarı çıkardılar.Rahîme Hâtun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyûb'a hizmete devam etti.Hazret-i Eyyûb,yedi yıl dert ve bela içinde kaldı.Hâlinden hiç şikâyet etmedi.Şeytan,bu defa insan suretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyûb aleyhisselâmın hizmetinden alıkoymaya çalıştı.Ona;" Kendine yazık ediyorsun.Hastalığı sana geçer." dedi.Rahîme Hâtun ise,şeytana;" Onun üzerimdeki hakkı çoktur,ödeyemem.Nîmet ve rahat vaktinde onunla yaşadım.Bu hastalık hâlinde onu bırakamam." dedi.Dönüşte,onları hazret-i Eyyûb'a anlattı.Eyyûb aleyhisselâm da onun iblîs yani şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söyledi.Şeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak,vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi.

Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gittikçe şiddetlendi.Onun bu hâli beden,kalp ve lisanıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazifelerini iyice zorlaştırdı.O zaman Allahü teâlâya duâ ve niyazda bulundu:" Bana gerçekten hastalık isabet etti.Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin." dedi.Allahü teâlâ onun duâ ve niyâzını kabûl etti.Birgün Eyyûb aleyhisselâmın hanımı Rahîme Hâtun yiyecek aramaya çıkmıştı.İkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştı.Cebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlâdan;Ey Eyyûb!Belâ verdim sabrettin.Şimdi ben sihhat ve nîmet vereceğim." haberini getirdi.Allahü teâlâ;"(Ey Eyyûb!) Ayağını yere vur.Çıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç." (Sâd sûresi:42) buyurdu.Bu emr-i ilâhî üzerine Eyyûb aleyhisselâm ayağını yere vurdu.Biri sıcak,biri soğuk,iki pınar fışkırdı.Sıcak sudan gusl edince bedenindeki,soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştu.Kuvveti geri geldi.Taze bir genç oldu.Elinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde etti.Çok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını diriltti.Yüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler.

Eyyûb aleyhisselâmın hastalığı afiyet haline dönüşünce,o gece seher vaktinde bir âh eyledi.Sebebini sorduklarında;" Her gece seher vaktinde diye ses duyardım.Şimdi o vakit geldi; sesini duyamadım.Onun için ağlıyorum." buyurdu.

Eyyûb aleyhisselâm ömrünün sonunda en olgun evladı olan Havmel'i vâsi tâyin etti.Tehiz ve tekfin işlerini ona ısmarladı.Yüzkırk sene ömür sürdükten sonra vefât etti.Bişr isimli bir oğlunun peygamberliğinde ihtilâf olunmuştur.Onun yaşıyla ilgili başka rivâyetler de vardır.Hazret-i Eyyûb'un kabri Şam'da Beseniyye denilen yerdedir.

Mucizeleri:Eyyûb aleyhisselâm Allahü teâlânın emirlerini tebliğ ederken biçok mûcizeler gösterdi.Bunlardan bazıları şöyledir.
1.Eyyûb aleyhisselâmın duâsı bereketi ile koyunların yünleri ibrişim olurdu.
2.Eyyûb aleyhisselâm kavminin hâkimini îmâna dâvet ettiği vakit o da;" Evimdeki direklerin kalkarak havada durmasını senden mûcize olarak isterim." demişti.Hazret-i Eyyûb duâ etti.Nihayet evin direkleri düştü ve ev havada kaldı.Hâkim bu mûcizeyi gördüğü hâlde îmân etmedi.
3. Eyyûb aleyhisselâmın duâsıyla çöldeki seraplar ve dumanlar su olurdu.

Eyyûb aleyhisselâm güzel huylu,cömerd ve çok merhametliydi.Fakirlere,misafirlere,yetimlere çok yerdım ederdi.Bedenine,
malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilahî takdire rızâ gösterirdi.Bundan dolayı insanlık tarihinde, "Eyyûb aleyhisselâmın
sabrı gibi" darbımeseliyle anıldı.Allahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur'ân-ı kerîmde şöyle mehd ü senâ buyurdu:" Biz onu (belâlara) hakikaten sabırlı bulduk.O ne güzel kuldu.Şüphe yok ki o tamamen Allah'a dönen (bir zât) idi." (Sâd sûresi:44) Eyyûb aleyhisselâmla ilgili olarak Kur'ân-ı kerîmin En'âm,Nısâ,Sâd ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi verilmiştir.

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik