ali hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ali hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2007 Perşembe

KUR'AN ve TARİH

KUR'AN ve TARİH


“Andolsun ki, rasullerin kıssalarında aklı olanlar için bir ibret vardır.” (Yusuf, 111)

Nuh kavmin’in bugün Yukarı Mezopotamya denilen topraklarda yaşadığını ve Musul şehrinin temellerinin Hz. Nuh a.s. tarafından atıldığını okudunuz mu?

Ad kavmi’nin Hicaz, Yemen ve Yemame arasında yaşadıklarını ve daha sonra Irak topraklarına kadar genişlediklerini biliyor musunuz?

Ya da Semud kavminden Asur belgelerinde bahsedildiğini ve

Semudluların Roma ordularında görev aldıklarını;
Hz İbrahim a.s.’ın önceleri Ur şehrinde yaşadığını; Ur şehrinin “tanrı-kralı” Urnammu‘nun “Nemrud” olduğunu;

Lut kavminin bugünkü Lut gölü yakınındaki “Sodom” şehrinde yaşadığını;

Sebe halkının Güney Yemen’nin başkenti Sana’ya 50 km uzaklıktaki Maribliler olduğunu ve Ebrehe’nin bunlar arasından çıktığını;

Hz. Yunus a.s.’ın Asurluları ıslah için gönderildiğini; onların başkentlerinin Musul civarında Ninova olduğunu;

Mısır hükümdarlarından Apophis’in Hz. Yusuf a.s. olduğunu;

Hz. Musa a.s.’ın II.Ramses zamanında doğduğunu ve kendisi ile mücadele eden fravunun Menfitah olduğunu;

Hz. İsa a.s.’ın Filistin’deki Galile bölgesinde bulunan Nasıra şehrinde doğduğunu; o dönem Filistin topraklarının Romalıların elinde bulunduğunu , Romalıların başında İmparator Tiberus’un olduğunu, biliyor muydunuz?

Sadece resmi tarih kitaplarını okuyarak büyümüş kuşakların, bu sorulara “evet” diyebileceğini sanmıyorum. Çünkü tarih kitapları peygamberleri dışlamıştır.

KİTAPLARIN GÖZ ARDI ETTİĞİ GERÇEKLER

Tarih kitaplarına göre, sanki bu kavimler ve bu peygamberler hiç yaşamamıştır. Yine tarih kitaplarına göre kurulan medeniyetler ya savaşlar sonucunda, ya ekonomik çöküntülerle, ya da başka kavimlerin istilalarıyla ortadan kalkmıştır. Allah’a ve peygamberlerine karşı çıkıp onları reddetme, şirk, zulüm, yalan, hile, israf, cinsel sapkınlıklar, rüşvet, zina, faiz, gibi toplumsal hastalıklar, sanki medeniyetlerin sonunu getirmemiştir.

Bu kitaplara göre ne Nuh kavmi Allah’a karşı isyanları ve yaptıkları zulümler sebebiyle Allah tarafından gönderilen bir tufanla yok olmuştur, ne de Âd kavmi Allah’ın yanında başka güçleri ilâh edindikleri için gönderilen ve yedi gün yedi gece esen rüzgarla yanık ağaçlar gibi düşüp ölmüşlerdi!

Sanki Semud kavmi, dağlardaki görkemli binalarının kibriyle Salih Peygamber’e kulak tıkadıkları için, istedikleri mucizeler gerçekleşmesine rağmen küfürlerinde inat ettikleri için şiddetli bir patlama ve ardından gelen depremle yok olmamışlardı!

Hz. İbrahim a.s.’ın kendini tanrı gören Nemrud’la mücadelesini; Hz. Lut a.s.’ın haramı helalleştiren, sefahat ve eşcinselliği hayat biçimi haline getiren Sodom halkına karşı mücadelelerini de tarih kitapları anlatmaz.

Dini insan hayatından çıkarmak isteyenler, peygamberlerin tevhid mücadelesini tarih kitaplarından çıkarmışlar, fakat buna karşı eski medeniyetlerin çok tanrılı dinlerine, Olimpos tanrılarına çokça yer ayırmışlardır. Bu da akaidi bozmanın bir başka metodu olsa gerektir.

Babil ve Asur yazıtlarında kendilerinden bol bol bahsedilen Sebe halkı M.Ö. 1100 yıllarında her tarafa yayılmışlar, Hz. Davud a.s. ve Hz. Süleyman a.s. döneminde zenginliklerinin zirvesine ulaşmışlardı. Ticaret ve ziraatte büyük güce erişen Sebeliler, uluslararası ticarette de söz sahibiydiler. Arap tarihçiler onların o dönemin gökdeleni sayılabilecek 20 katlı, her katının yüksekliği 12 metre olan Gumdan sarayından bahsederler. Zenginlikleri, lüks ve israflarıyla şımaran bu milletin yok oluşunun ibretli öyküsü de tarihlerde yer almaz.

Aşırı kâra düşkün, hileleriyle meşhur, ticaret kervanlarından aldıkları haraçlarla zenginleşmiş Medyen ve Eyke halkının tevhid dinine karşı direnişleri, Hz. Şuayb a.s. ile mücadeleleri ve sonunda ilâhi gazaba uğrayarak dehşetli bir yağmurla yok oluşları; Hz. Yunus a.s.’ın ilâhi mesajlarına kulak tıkayan Asurluların, Allah’ın “azmış, sapmış bir kavmi başka bir kavmin eliyle cezalandırması” kanunu gereği tarih sahnesinden silinmelerini de tarih kitaplarında okuyamıyoruz.

KUR’AN NEDEN KISSA ANLATIR?

Oysa hem Kur’an-ı Kerim’de hem de tarihte anlatılan olaylar hikaye olsun diye nakledilmez. Tarih, insanının mazisini ve dolayısıyla kendini arayışının ilmidir. Tarih, Hz.Adem a.s.’dan günümüze insanın serüvenidir.

İşte bu sebeple Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde kıssaları anlatırken sırf tarihi bir olayı vahyetmemiş; “Rasullerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar. Sana bu belgelerle gerçek, inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.” (Hud, 120) buyurarak, geçmişte yaşanan olaylar ve kişilerden yola çıkılarak, yaşanan ve yaşanabilecek olaylara dikkat çeker. Böylece insanları dikkatli olmaya davet eder.

Nuh a.s.’ın kıssasını anlatan ayetler indiğinde Mekkeli müslümanlar ne anlıyorlardı. Onlara salt bir tarih bilgisi mi inmiş oluyordu? Elbette ki hayır...

Rabbimiz, Rasulü s.a.v.’e indirdiği bu ve benzeri ayetlerle, Hz. Nuh a.s. yahut Hz. Musa a.s. ya da diğer bir peygamberin ve ona inananların başlarına gelenleri anlatarak tebliğde gevşememelerini, dinde sebat etmelerini, mücadele yöntemlerini, ilâhi kanunlara karşı çıkanların başlarına gelenlerin, kendilerinin de başlarına gelebileceğini, Allah’ın yoluna davette karşılaşılacak sorunlar ve bunlara verilecek cevapları, atılacak çamur ve iftiraları, kâfirlerin takınacakları tutumlar ve bunlara karşı alınacak tedbirleri anlatıyordu.

Bel’am, Karun, Samiri, Nemrut, Firavun gibi şer güçlerin özelliklerinden ve faaliyetlerinden bahsederken, onların her zaman, her yerde olabilecek modellerine dikkat çekiyordu.

TARTIŞMALARIN TOZU-DUMANI

Ashab hiçbir zaman, Hz. Adem a.s.’ın boyu kaç metreydi, cennette hangi haram meyveyi yedi, Hz. Nuh a.s. kaç yaşında vefat etti, gemisi kaç metreydi diye sormuyordu. Hangi peygamberin hangi mesleğin piri olduğunu, Hz. ibrahim a.s.’ın nasıl bir mancınıkla ne kadar büyük bir ateşin ortasına atıldığını,Hz. Yunus a.s.’ın hangi balığın karnında kaç gün kaldığını, Hz. Süleyman a.s.’ın Sebe melikesi Belkis ile nasıl konuştuğunu, Karun’un anahtarlarının sayısının kaç olduğunu, Ashab-ı Kehf’in köpeğinin ne renk olduğunu tartışmıyordu.

Ashab sadece vahyedilen ayetleri hayatlarına tatbik etmeye, karşılarına muarız olarak dikilen ana ve babalarından tutun, en ücra köşelerdeki insanlara İslâm’ı anlatmaya, yaptıklarından tevbeye çağırıyorlar ve ayetlerdeki kıssalardan metod çıkarıyorlardı.

Kur’an’ın vahyoluşu süresinde Hz. Peygamber s.a.v. ve sahabenin bu kıssalardan ne anladıklarını, bugün onların vârisleri olan bizlerin anlamamız gerekenleri iyi tahlil etmek durumundayız. Çünkü rasullerin kıssaları bize yaşadığımız anın ve gelecekte yaşayacağımız olayların ipuçlarını verir.

Kıssaları, Hz. ibrahim a.s.’ın kurban olayı, Hz. Süleyman a.s.’ın hayvanlarla, cinlerle konuşması, Hz. Musa a.s.’la savaşırken denizde boğularak ölen ve müzelerde sergilenen firavunun mumyasına indirgeyerek anlamaya çalışmak, karşımıza olağanüstülüklerle örülü, içe kapalı, özümsenmemiş bir din anlayışı çıkardığı gibi, “bunların üzerinde durmaya ne gerek var?”, “biz bunları aşmalıyız, daha önemli konular var” gibi yaklaşımlarla Kur’an’ın mesajını yanlış anlama sonucunu doğurur.

KISSALARIN HAYATIMIZDAKİ İŞLEVİ

Evet; peygamber kıssaları tebliğ metodu açısından önemli mesajlar içerir. Mesela Hz. Yunus a.s.’ın kavmine kızarak, “bunlar ıslah olmaz” diye çekip gitmesini değerlendiren bir müslüman, böyle bir hareketin Allah tarafından hoş karşılanmayacağını öğrenir. Zira, “...o öfkelenip giderken kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı...” (Enbiya, 87) ayetine kendisinin de muhatap olacağını; peygamber olmasına rağmen Hz. Yunus’un başına gelenlerin kendi başına da gelebileceğini düşünür ve bıkmadan usanmadan Allah’ın dini için çalışır.

Hz. ibrahim’in Allah ve kainat üzerine başlayan soruları ve düşüncelerinden yola çıkarak hakikate ulaşmasını, yakın akrabasından başlayarak tebliğ yapmasını, insanları tevhide çağırmasını, bu yolda çektiği sıkıntıları günümüzdeki benzerleriyle karşılaştırarak dersler çıkaran bir müslüman, hedefine ağır, temkinli ve güvenle ilerlemesini bilir.

Allah’ın kanunları değişmez. Geçmişte nasıl değişmez kanunlar var idiyse, gelecekte de bu kanunlar gereğince gelişmeler olacaktır. Mazi, hal ve gelecek ekseninde hareket eden insanlık tarihinde, yaşadığımız anı ve hali Allah’ın değişmez kanunları muvacehesinde değerlendirmemiz gerekir. Bunun için de geçmişten geleceğe olan akışı iyi tanımamız lazımdır. Kur’an-ı Kerim ayetlerinin yüzde ellisi tarihe yöneliktir.

Sonuç olarak; “tarih Kur’an’dan ayrılmayan, onunla kaim, insanı ideale götüren bir ilimdir. Kur’an insanın hayat rehberi olduğundan, ideal bir dünya için, devlet adamları Kur’an’ı bilecekler ki, eski yönetimlerin iyi ve kötü yanlarını dikkate alarak yönetsinler. Halk tarihi bilecekler ki, sırat-i müstakimden sapıp Allah’ın gazabına mucip olmasınlar ve iyi yönetimleri hak etsinler.”

Tarih, sadece okullarda okutulan geçmiş hadislerin sıralaması değildir. Tarih hayatın kendisidir. Onun için denmiştir ki, “tarih insan oluşumunun ilmidir.” Ve Kur’an, insanı insan yapan en büyük değerdir.


Muzaffer Taşyürek

ELYESA ALEYHİSSELÂM

ELYESA ALEYHİSSELÂM

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyâs aleyhisselâmdan sonra gönderilmiştir. Her ikisi de Mûsâ aleyhisselâmın dinini yaymakla vazifelendirilmiş nebi idiler. İlyâs aleyhisselâm, İsrâiloğullarını Allahü teâlâya imâna ve ibâdete çağırdı. Onu dinlemediler, hattâ memleketlerinden kovdular. Ba'l adındaki puta tapmaya ısrarla devâm ettiler. Bu isyânları ve azgınlıkları sebebiyle, Allahü teâlâ onlar üzerine belâ ve musibet gönderdi. Çeşitli sıkıntılarla cezâlandırıldılar. Memleketlerinden bereket kaldırıldı. Yağmur yağmaz oldu, kıtlık başgösterdi ve mahsûl alamadılar. Yiyecek bulamaz oldular. Açlıktan leş yemeye başladılar. Sonunda İlyâs aleyhisselâmı bulup, nasihatını dinlediler. İmân ettikleri için, üzerlerinde belâlar ve musibetler kaldırıldı. Bir müddet sonra, tekrar dinden dönüp puta tapmaya ve çeşitli günahları işlemeye başladılar. Küfürde ısrâr edip, imân etmeye bir türlü yanaşmadılar. İlyâs aleyhisselâm, Allahü teâlânın izniyle Ba'ıbek'te yaşayan bu kabile arasından ayrılıp gitti. Başka beldelerde yaşayanları, Allahü teâlâya imân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Bu dâvetleri sırasında uğradığı bir belde halkı tarafından çok sevilip, orada kalması istendi. Bunun üzerine bir müddet kaldı. Bu sırada ihtiyar bir kadının evinde misâfir olmuştu. bu kadın Elyesa aleyhisselâmın annesiydi. Elyesa aleyhisselâm, o sırada genç olup hastaydı. Annesi, İlyâs aleyhisselâmdan, oğlunun sıhhate kavuşması için duâ istedi. İlyâs aleyhisselâm da duâ etti. Elyesa aleyhisselâm hastalıktan kurtulup sıhhate kavuştu. Bundan sonra İlyâs aleyhisselâmın yanından hiç ayrılmadı. Ondan Tevrât-ı şerifi öğrendi. İlyâs aleyhisselâmdan sonra Elyesa aleyhisselâm, Allahü teâlâ tarafından peygamber olarak görevlendirildi.

Elyesa aleyhisselâm, İsrâiloğullarının ıslâhı için uğraştı, tebliğ vazifesi yaptı. Azgınlık ve taşkınlıklarını günden güne arttıran bu kavim, Allahü teâlânın kendilerine gönderdiği kitâbın gösterdiği yoldan ayrıldı. Kabileler, devletin başına geçmek yarışına girdi. Aralarındaki ayrılık ve başka memleket meseleleri yüzünden birbirilerine düştüler. İsrâiloğulları arasındaki fitnenin kavga ve çekişmelerin sonu gelmez oldu. Nihâyet Allahü teâla üzerlerine Asûr devletini musallat kıldı. Esir olup zelil ve perişan bir hayat sürmeye başladılar. Bu hâdiselerin vukû bulduğu sıralarda, Yûnus aleyhisselâm, Asûrluların başşehrş olan Ninova'da dünyâya gelmişti

Elyesa aleyhisselâmdan Kur'ân-ı kerimde bahsedilmiş olup meâlen; ''(Yâ Muhammed!) İsmâil'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de hâtırla. (Kavmine anlat) Bunlar hayırlılardan idiler.'' (Enbiyâ sûresi:85) buyrulmaktadır.

MÛCİZELERİ:

1-Eriha şehri ahâlisinin içme suları acılaşmıştı. Bu durumu Elyesa aleyhisselâma bildirip, kendilerine yardımcı olmasını istemişlerdi. Bunun üzerine. Elyesa aleyhisselâm acılaşan suyun içine bir parça tuz atıp, ''Tatlı ol!'' deyince, Allahü teâlânın üzniyle su tatlı ve lezzetli olmuştur. 2-Borçlu ve dul bir kadın, Elyesa aleyhisselâma gelip, fakirliğinden şikâyetçi olmuştu. ''Evinde neyin var?'' deyince, kadın; ''Bir kaşık kadar yağım var.'' dedi. Elyesa aleyhisselâm, kadına; ''Git, o yağı bir kab içine koy.'' buyurdu. Kadında gidip yağı bir kabın içine koydu. Elyesa aleyhisselâmın mûcizesiyle o yağ o kadar arttı ki, pekçok kap yağ ile doldu. Fakir kadın bundan borçlarını ödediği gibi, zengin de oldu.

İsrâiloğulları, Elyesa aleyhisselâma bazân uyup, bildirdiği emirleri yerine getirdiler. Bâzan da muhâlefet ettiler. Elyesa aleyhisselâm vefâtına yakın Zülkifl aleyhisselâmı yanına çağırıp, kendinden sonra onu yerine halife tâyin etti.

8 Haziran 2007 Cuma

'Falım'dan 450 milyon dolar çıktı!

İngiliz Cadbury Schweppes, Türkiye'de sakız üretiminde lider olan, 'Falım' ve 'First' markalarının üreticisi Intergum'ı Amram ailesinden 450 milyon dolar peşin bedel ve üstlenilen borç karşılığında satın almak için anlaştı.
Falım ve First�ü üreten Intergum, Türk sakız piyasasının yüzde 46'sını elinde bulunduruyor.

Dünyanın en büyük şekerleme şirketi olan Cadbury yaptığı açıklamada, yapılacak bu satın almanın geçen sene yüzde 17 büyüyen Türk sakız piyasasındaki varlığını geliştireceğini belirtti. Açıklamada, Rekabet Kurulu'nun iznine tabi olan devralmanın 2007 yılının üçüncü çeyreğinde tamamlanmasının beklendiği belirtildi. Intergum'ın ürettiği Falım, sakız pazarında tek başına yüzde 30'luk paya sahip. Cadbury, Kent Gıda'nın yüzde 95,36 hissesine sahip bulunuyor. Dünyanın en büyük içecek ve çerez üreticilerinden Cadbury Schweppes'in piyasa değeri 29,6 milyar dolar. Şirketin 2006 yıl sonu cirosu 14,5 milyar dolar, net kârı ise 1 milyar dolar. Cadbury Schweppes'in bünyesine kattığı markalar arasında Mott's, Halls, Trident, Dentyne, Trebor, Basset, Dr. Pepper, 7 Up, Snapple ve Orangina da var.

Ekonomi Servisi



/Atatürkçü paşalara da ikram edin cad bory den , Subayların paşası kalmamış. Sponsorluk için Orkid yönetimine teklifte bulunmuş yiyecekler giyecekler sizden olsun . Voleybolcu kızlardan eskiğimiz ne Demişler. Orkid yöneticisi açık secik ve net bir cevap cekmiş. Siktirin ordan paşasızlar .

/Takarım ben bu makaraya

Koç: Ulusalcılık ülkeyi bölüyor

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında tarihi anlar yaşandı. TÜSİAD Türkiye'yi bölünme noktasına getirmeyi planlayan tehdidin farkına vardı. / Yapanların vatansever olduğu iddia ediliyorsa , vatanseverlik net . Hangisi refahı , mutluluğu en önemlisi ekonomiyi düşünüp hareket etmiş. Hangisi yaşam standartlarını yükseltmeyi kaç saniye düşünmüş. Bu orospu cocuklarından yorgan olmaz . Hangisi temel hakları safsata olarak görmüyor. Bunak orospu çocukları bu işin arkasındakiler. Kaşınmışlar , kaşınıyorlar. Kaşırım Onları. Dikkat etsinler kan çıkmasın. Çok tehlikeliler de. Almışlardır onlar alacakaranlığı. Yakarım ciğerinizi /


TÜSİAD'ın Sabancı Center'da düzenlenen YİK toplantısının açılışında konuşan Koç, seçimlere 45 günden az bir süre kala genel bir değerlendirme yapmak için olağan YİK toplantısını gerçekleştirdiklerini belirtti. / Aferim :)

Koç, siyasi partilerin vitrin yenileme ve yeni isimleri kamuoyunu duyurma çalışmalarında gösterdikleri coşkulu çabayı parti programlarının paylaşılmasında da görmek istediklerini ifade ederek, "Geçtiğimiz bir kaç ay içinde ülkede tartışılan konulara ve sergilenen yaklaşımlara baktığımızda Türkiye'yi hedefleri / Çok karmaşık bir konu sizler için :) / doğrultusunda daha ileriye götürecek bir dinamiğin /ben :) /ışıklarını görmekte zorlanıyoruz / Gör beni siz /. Siyaset sahnemizde adeta bir akıl tutulması / O nasıl bir şey güneş tutulması gibi bir şey / ile karşı karşıyayız" diye konuştu.

Türkiye'nin son 20 yılda önemli bir yenilenme döneminden geçtiğini, ithal ikamesine dayalı kapalı bir ekonomiden dünya piyasalarına entegre olmuş rekabetçi bir ekonomiye geçişin sağlandığını / Walla pek bilinçli yapılmamış - Bilinçli yapan bilinçli adam getirirdi , Yok öyle adamlar pek yaşamaz buralarda . Derin deve var -. Yanda avrupa. Bir tarafta amcıkerika. Özal rahmetli sağolsun, Amerikanın çıkarları doğrıltısında oldu birşeyler /ve doğal kaynaklar ile işlenmemiş tarım ürünlerine dayalı ihracatın ağırlıklı olarak sanayi ürünlerine / zorunluluktan geldi , yok planlı gelişim Hala olamadığı <-- Koyu harf alırlar onlar bu konuyu ellerine <-- gibi/ dayalı hale geldiğini dile getiren Koç, ihracat hamlesine başlandığında başlıca pazarı Orta Doğu / Bırakın bu ayakları sanki kendimiz karar verdikte yaptık birşeyler. Ortadoğunun kaymağını yiyorlar. Yeneceğiz onları biz. / olan Türkiye'nin artık beyaz eşya, otomotiv, elektronik / Bu alanlarda birşeyler eleniyor olmasın. Kimin pis kokusu var buralarda (sıctılar galiba ) Siz yapamazsınız beceremezsiniz psikolojik desteini mi veriyorlar. Biz beceremeyiz ayağına mı yatıyorlar. Siz bu işi yapmayın deyip kaş mı çatıyor. İbne paşalar / gibi pek çok sektörde Avrupa'da ciddi pazar paylarına sahip olduğunu kaydetti.

/Eşcinsel olan bu paşaların kaşlarını çatıp. Bizim götümüzü sikemezsin demeleri gibi bir şey bu manyaklar delirtirler adamı. Kücük delinize koca kafam girsin ibneler. Siz anladınız yaragımın kafası oldugunu :) /

Koç, Türkiye'de bu gelişmelere daha hızlı ve güçlü gerçekleştirme potansiyeli bulunduğunu, ancak "ayaklarında ekonomik ve siyasi iktidarsızlık prangası"yla koşmaya çalıştıkları yarışa çok geç başladıklarını ifade etti. / Ben halledicem kocum eczanam , kobim , sanayim. Merak etmeyiz biz. Öyle bir füze yaparımki ankaradan yola cıkar beyaz saray kerhanelerinden birinin perdesinden girip sabancıyı vurur / Hugo chavez fidel kastroyla birleşip white house homosexuel pub krucakmış exortic bi yerde . dünya bürokratlarına öncelikli potansiyel müşteriler hizmet vereceklermiş. Katılabileceklerin listelerini hazırlanıyor bi dubke roka bedava /

Yine de bugün gelinen noktanın umut verici olduğunu söyleyen Koç, şöyle devam etti: / ümit var her zaman / sıfırdan başlar amerikanın en zengini oluruz. /rockefellek ibnaları dahil bu fiyata / olmas oyle sey deyin de yarak görüğ /

"Eğer bazı konuları ulusal stratejimiz haline getirirsek, bazı hedeflerimiz partiler üstü olursa / Öyle olacak, cesarati olan varsa irdelesin bir o konuyu /, bugüne kadar oluşmuş olan zemini bir sıçrama tahtasına dönüştürebiliriz diye düşündük. Bunu da her fırsatta dile getirdik/ Pek bilmiyorum . Tüsiad neyi ne zmaan ne amacla söyletilmiş, İrdeleyin de hesap sorabilelim koclar, Zaten bir daha olmaz aynı yanlışlar değilmi ishak aladon a soralım bu tür konuları /. AB'ye tam üyelik / Yok öyle bir şey / idealine de işte bu nedenle dört elle sarıldık. Oysa bugün bakıyorsunuz ki bir takım siyasi partiler, kimi kuruluşlar ve kesimler, Türkiye'yi Batı dünyasından koparmayı / Kopamayız biz onlardan , Onlar bizim metresimiz. Var mı AB gibi bir başka siyasi göt :) /bir siyasi alternatif olarak ülkenin önüne koymak için büyük bir çaba harcıyorlar." / OSMANLI yiğidim devam * /

Mustafa Koç, bu kesimlerin, bunun en somut örneğini Türkiye'yi AB dışında tutmaya çalışarak gösterdiklerini ve bunu "yurt dışındaki yeminli Türkiye düşmanları ile aynı amaçta buluşma pahasına yaptıklarını ve bu kapsamda sağ ve sol ideolojilerin dahi aynı potada buluşabildiğini" söyledi. / Manyak onlar , yarak bulamayıp kıcını parmaklayan escinsellere benzetiyorum onları /

AB dışında kalan Türkiye uydulaşabilir / Hadi cnm sende . AB ye grecen de Fransız lordları , İngiliz hahamları , Alman diktatörleri , Fransız faşfaşları sanauyudunun merkezini verecek, Doğrusu biz onlardan değiliz . Onlarda bizden. Yakarım onları. Biz başkayız. Farklılığımızı bilim teknikte sanayide sanatta ekonomide binimum siyasi alanda göstermemiz lazım düye düşünüyorum. /

Koç, Türkiye'nin, ulusal çıkarlarının ekonomik ve stratejik gerçekler ile küresel gelişmeler kapsamında değerlendirildiğinde AB içinde olması geriğinin açıkça görüldüğünü ve hiç bir döneminde bugünkü kadar Avrupa ile bütünleşme ihtiyacı içinde olmadığını kaydetti. / Hadi cnm sende. Oyle olacak da bizi kendilerinden görecekte . Gel malını sat diyecekler. Gel fransaya satalım diyecekler. GEl bizim eski sömürülere birlikte düzen alalım diyexcekler komik cocuk. Bizim GEçmişimiz Farklı Biz onlardan farklıyız. Sanayiciler olarak da bence bunun farkında olun. Yoksa hüsran olabilirsiniz. Olabilecekleri görün ona göre konum alın. Bu arada simdiye kadar bi şekilde umutlanmanızı sağlayacak gelişmeler olduysa. Jeopolitik önem demeli . Bizim potansiyel gücümüz, Onlar için karanlık bile . Geçmişimiz onların altına işemesi gibi bir eşanlamlılık. Gücümüzün, potansiyelin Farkında olmamız lazım. Biz yaparız gerekeni kısaca siz de yapın. Kendi ozlerinize dininize bağlı kalın. Oyle projelere destek olun. Allah Halleder. Allaha bırakmayın tabi, Tam anlayamadığınız konular var. O görevini yapar biz de yaparız. /

AB'nin çevresinde güçlü bir çekim alanı oluşturduğunu ve AB'ye üye olamayacak ülkelerin dahi ekonomik ortak olarak bu çekim alanının içinde yer aldıklarını ifade eden Koç, böyle bir ortamda AB dışında kalan bir Türkiye'nin fiilen özel statülü bir ülke durumuna düşebileceğini ve AB'nin etrafında bir uydu haline gelebileceğini belirtti. /Alakası yok .AB planlı programlı yıllardı r çalışıyor düzenini kuruyor. Çekim alanlarına sokarım . Kuzey afrikada boy göstermeye bakar iş. En kalitelisini ucuza üret satalım. Yaşam standardını yükselt calsınlar biz yaptık desinler :) , şaka artık yemez bu tuzaklar bize . En iyisini en uygununu en verimlisini biz çalışıtıx. Onlar ancak bakarlar. Kullanmak isterlerse satarız. onların jeopolitik önemi bile yok skerim amcıkerikayı. Ya gelirler ya fildir fildir dönerler . Amcık itler . / Siktiğimin ibneleri . Amerika orta avrupaya satacak , telekom alacak ta biz bakıcaz. Sikerim ecdadlarını. Blaire taş geldi bak . Ceddin deden valla calacak oralarda /anlatan aldı .

Koç, bu söylediklerinin ne pahasına olursa olsun AB üyesi olmak şeklinde yorumlanmaması gerektiğini işaret ederek, AB'nin de olgunlaşması henüz tamamlamamış ve kendi içinde önemli görüş ayrılıklarına sahip bir siyasal yapı olduğunu söyledi. / Sikeyim siyasal yapılarını. Onlar kendi cıkarları icin varlar. Orta yere bi kemik atsam fransızlar amerikalıları sikecek. İngilizler her 2 ssini de parmaklayacak Bu arada almanlar nerden nasıl olmaz şekilde ihracat şampiyonu olacak. Çok ibne lan bunlar :) /

Bu çerçevede, içine kapalı bir Avrupa isteyen bir grubun Türkiye karşıtı söylemlerin / Yok cnm Ben sarkozy ibnesine hayranım :) , Saygı duymak lazım , korkuyorlar bizden , Ve istemediklerini belirtiyorlarç. Benim de cok pipimde doğrısı . Ben de pek makara var , Cezayir pazarı söz konusu olunca gelirler kapıma. Osmanlı geceleyin ansızın gelecek Çok baskın alacağımız var. Orda ibne yalakalarına mı güveniyorlar. Bu halk varken yeriz sizi güya dünyanın dört bit tarafında. Ayağınızı denk alın fransızlar. sikerim dilinizi de filinizi de. Bırakmayız size bir kuruş toprak. Kendi topraklarınızda üretinde yaratında . SAtın da satın alında. Yarağı yeyin. / kısa vadeli getirilerine odaklandığına işaret eden Koç, "Bu kesim Türkiye'nin demokratik eksiklikleri / Yok artık böyle bir şey /, toplumsal duygusallığı / iş başka sex başka bu konu ne böyle :) /, siyasal öz güvensizliği / Sokayım güvenemeyenler /ve analiz hataları / Ben ederim onları anal iz /yüzünden AB üyeliği sürecinden kendi kendine kopacağını umuyor / çok ta skimde /. Amaçları Türkiye'yi AB'nin siyasal karar sistemine ortak etmeden özel bir statü ile etkin alanları içinde tutmak" görüşünü aktardı.

AB'de ikinci grubun ise birliği daha geniş ve etkin işleyen bir siyasal birlik olarak konumlandırdığını ve bu grubun Avrupa vizyonunda AB'nin değerleri ile uyum sağlamış / İnanamıyorum buna ben / bir Türkiye'nin büyük bir kazanç / Satmayız biz kendimizi. Satılıklar la da isim olmaz / olarak yer aldığını dile getiren Koç, bugün gelinen noktada Türkiye'nin önünde Fransa iç siyaseti, Kıbrıs, AB'nin iç kurumsal ve ekonomik sorunları gibi engeller bulunduğunu, ancak Türkiye'nin tam üyelik sürecinin teknik gereklerini 2014'e kadar tamamlamasının gerçekçi bir öngörü olduğunu bildirdi. / Anasının gözü. 2069 da anlaşalım fazla zorlamayalım :) /

Koç, Türkiye'nin bu güce sahip olduğuna işaret ederek, "Biz tam üyeliğe hazırlanırken, AB de kendi değişimini gerçekleştirecektir" dedi. / Dabi Dabi , Mason chiraq , Le peni bir parmaklar. Anayasa hukukcusu bir ibne vardı onu da dürtelediler zaten biraderleri. Kin nefret yayıyormuşum. Oh ne ala. Parmaklayıp durun birilerini :/ /

AB üyesi Türkiye çekim alanını oluşturur. / Mıknatısmıyız olum biz :)

Türkiye'nin Balkanlar, Karadeniz, Orta Asya, Akdeniz ve Orta Doğu'da gerçekleştireceği siyasal ve ekonomik işbirliklerinin bir alternatif değil AB hedefinin gerçekleşmesine katkıda bulunacak önemli bir koz olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Koç, AB'ye tam üyeliğin gereklerini yerine getiren aynı zamanda da tarihsel ve kültürel hinterlandı ile sağlam ilişkiler geliştiren Türkiye'nin Avrupa nezdinde güçleneceğini vurguladı. / Tabi tabi her kente osmanlı müzeleri acılmasını canı gönülden desteklerler. Viyanaya kadar koyarız bu füzeleri aman müzeleri / Odmanlı öncesi ve tarih öncesi ni koyarsak zaten ibneler. Tarih dersini kaldırmayı düşünmezlerse gel yanıma. /

Koç, bu ülkeler açısından da AB sürecinde ilerleyen güçlü bir Türkiye'nin daha etkili olacağını ve batı ile güçlü ilişkileri laik demokratik siyasal yapısı yerleşmiş piyasa ekonomisi ve çoğulcu toplumsal dokusu ile kendi çevresinde bir çekim alanı yaratma gücü bulunduğunu kaydetti./ AB güçlü bir türk falan istemiyor. Avrupa 1 cıkarlarını 2 dürtülerini 3 cıkarılarını 5 güvenliğini düşündürür.

Avrupaya girme gibi bir amacım olsaydı. 1 Güvenlik ( Göt ) Elden gidecek derdim.
2 zengin olmamız lazımki sizden daha cok mac aman mal alalım , pazarımız büyüsün ( Yapmak istedikleri - yaptıkları (Para harcamak ve destek olmak ugruna bknz plnya ve diğerleri ) -) amcıkerika yı alt ederiz. ( Batı rekabetyi :) bu bir oyun) Tam onlar gibi olurdum. Hatta beyin takımına bile baya bir adam veririm lan ben bu ibnaların :)))) Ama benim işim varç Fransızların altını bozuk . Almanların rekabeti zayıf. İngilizler göt yok . Kabaca bu . Bu adamlarla mı uğraşıcaz ya. Stratejimiz .Yapmamız gerekeni yapıcaz. Önce Avrupa Sonra amcıkerika. GEri kalanı doluvermek lazım. Anlamışınızdır siz onu. Bizim tarihimiz önceliklerimiz var gerizekalılar. Anladınız Siz onu. Latin amerika kardeşlerimiz var. g. koremiz var vietnam endonezya filipinler. Falan filan. Çok oluyoruz Biz. Siz de oluyonuz zaten. Bu bir kabaca tarifle Taşak .

Mustafa Koç, şunları söyledi:

"Türkiye'de iktidarda kim olursa olsun ülkenin yüzünü batıya dönük olmasını temin etmek AB ile tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek, piyasa ekonomisini tüm kurum ve kuralları ile egemen olduğu laik, demokratik, dışa açık bir Türkiye için çalışmak zorundadır. Türkiye'yi küresel gelişimin dışına çekmeye, yeniden içine kapalı devletçi bir Türkiye oturtmaya, yüzünü batıdan başka yönlere çevirmeye çalışmak onu yalnızlaştırmak ve geri kalmaya mahkum etmekle eşdeğerdir. Bunu ulusal çıkar söylemi ile cilalayarak veya dini ideolojilerle soslayarak geçerli bir politika seçeneğiymiş gibi sunmak akla ve sağduyuya sığacak anlayışlar yaklaşımlar değildir." / Laik sözünü duymak pek eğlenceli , Yarrağa Laik demek bunlar demek mi anlamı ne allah aşkına :) /

Türkiye'yi mevcut yolundan saptırmaya çalışanların Türk insanına hangi kaynaklarla nasıl bir gelecek yaratmayı tasarladıklarını bütün açıklığıyla anlatmak zorunda olduklarını söyleyen Koç, "Çocuklarımızın geleceği, seçim meydanlarının basit siyasi mücadele taktiklerine veya ideolojik gösterilerine feda edilemez. Oy istemek için halkın karşısına çıkanlardan, meydanlarda sorumlu siyaset yapmalarını bekliyoruz" dedi.

/ Fikirlerinizi acıklayın , Eğlenceli oluyor bu durumda, ilerde belki fikir de alırız :)

7 Haziran 2007 Perşembe

"Müslüman kadını rahat bırakın"

Danimarka’da başörtüsünün yasaklanması istenince Başbakan Rasmussen “Müslüman kadınları rahat bırakın” çağrısı yaptı, Yüksek Mahkeme Başkanı da “Başörtüsü hakim olmaya engel değil” dedi. İşte Türkiye'de bulamayacağınız ilginç tartışma...


Dine hakaret karikatürleri nedeniyle İslam dünyasının tepkisini çeken Danimarka’da “başörtüsü yasaklansın” talebi gündeme gelince, hem hükümet, hem de Yüksek Mahkeme ayağa kalktı.

Zaman gazetesinin haberine göre, hükümeti dışardan destekleyen aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi’nin eğitim kurumları ve kamusal alanda başörtüsünün yasaklanması talebi Başbakan Rasmussen ve Yüksek Mahkeme Başkanı Tolben Melchior’un sert tepkisiyle geri çevirildi.

BAŞÖRTÜSÜNE DEVLET KARIŞAMAZ
Anayasa Günü törenlerinde konuşan Başbakan Rasmussen, başörtüsünün devletin karışmaması gereken özel bir konu olduğunu belirterek “Bu hem özel hayat hem de kamusal alan geçerlidir. Bu konuda Müslüman kadınları rahat bırakın” çağrısında bulundu.

ERKEK ELİ SIKMAYAN DA HAKİM OLABİLİR
Yüksek Mahkeme Başkanı Melchior de, çok sayıda kadının avukat veya hakim olmasının entegrasyonun sağlanmasında önemli olduğuna işaret ederek şöyle devam etti: “Aynı kural inancından dolayı başını örtenler için de geçerli. Erkek eli sıkmayan veya saçını göstermeyen biri hakim olamaz diye bir kural yoktur. Başını örtmek hakim olmaya engel değil. Önemli olan yeterli bilgiye sahip olmasıdır. Başına örttüğünden ziyade kafasının içindeki bilgi önemlidir.”

NTV

3 Haziran 2007 Pazar

İngiltere’den KGB’ye garip teklifler

İngiltere’nin, eski KGB ajanı Aleksandr Litvinenko’nun ölümünden sorumlu tuttuğu ve Rusya’dan iadesini talep ettiği Andrey Lugovoy’un önceki gün Moskova'da yaptığı açıklamalar, İngiltere ve Rusya arasında gerilime neden oldu. / Bakın makara olmau . Çok teknikim cok tebdilliyim. Yakarım .Olum millet sizin makaralarınızla mı uğraşacak, Yeelan .


İngiltere’den KGB’ye garip teklifler

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İngiltere’nin ilginç taleplerde ve iddialarda bulunduğunu belirterek, yaşanan sürecin iki ülke ilişkilerini zedelediğini belirtti. Rusya’da gayet iyi hakimlerin olduğunu ve soruşturma sürecinin Moskova'da yürütülebileceğini ifade eden Lavrov, İngiltere’nin oldukça “politik” bir tavırla hareket ettiğini kaydetti. / çok derim bir politika kaybettik, yinede politikacıların delirmesinden yanayım, öldürmek suc :)

Lavrov’un açıklamalarına İngiltere’den cevap gecikmedi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Moskova ile ilişkileri kötüleştirme taraftarı olmadıkları ifade edildi. Litvinenko’nun ölümünün çok ciddi bir suç olduğunu ifade eden bakanlık, birçok İngiliz’in ve İngiltere’ye giriş yapan yabancıların bu olay nedeniyle hayati tehlikeler yaşadıklarını söyledi.

Andrey Lugovoy, önceki gün yaptığı açıklamada “katillerin İngiltere’de olduğunu, hatta İngiltere için çalıştıklarını” söylemişti. / İngiilizler bu konu üzerinde çalışma yapmışlar fransızlar kendini parmaklıyormuş ispanyollar neu campta kerhane varmış orfadaki düzelmeyi iniltileniyorlarmış

İngiltere’nin Litvinenko cinayetine karıştığını da söyleyen Lugovoy, Litvinenko’yu kimin öldürdüğünü gerçekten bilmediğini dile getirmişti. Eski KGB ajanının ölümüyle ilgili üç şüpheli olduğunu da belirten Lugovoy, bunların İngiliz istihabaratı, mafya ve Rusya’dan kaçan işadamı Berezovskiy olduğunu ileri sürmüştü. / Çok terbiyeiz

İngiliz Kraliyet Savcılığı, eski KGB ajanı olan iş adamı Andrey Lugovoy'u Litvinenko'yu öldürmekle suçlayıp, Rusya'dan resmen iadesini istemiş, ancak Rusya yeterli delil sunmaları halinde Lugovoy'u burada yargılayabileceklerini belirterek, iade talebini reddetmişti.

rusya.ru

muhakeme var , makara iyi . Tedbirliyiz , temkşin tecrube eksik , az ah al sen

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik