irticacı subaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
irticacı subaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2007 Çarşamba

Eşine Başını Açtırıp Tümgenerale Göster ( Akıllı Bir Orospu Çocuğu Demiş )

1998'de re'sen emekli edilen Kurmay Binbaşı Mehmet Şahin, ordudan ayrılışını anlattığı kitabında, bir daire başkanının kendisine, “Eşinin başını açtır ve tümgenerale göster” diyerek baskı yaptığını anlattı


Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Ankara Şube Başkanı Kemal Şahin, “Bağımsız Türk Mahkemelerinde Yargılanmak İstiyorum” adlı bir kitap yazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden re'sen emekli Jandarma Kurmay Binbaşı olan Şahin, kitabında, evine ziyarete gelen Asayiş Daire Başkanı Albay tarafından hazırlanan “eşinin başörtülü olduğu görülmüştür” yazılı “belge” üzerine, 20 yıllık askerlik hayatına son verildiğini belirttti. Şahin kitabında kendisi ve ailesinin hayatını kökten değiştirecek olan YAŞ kararı öncesi ve sonrası yaşadıklarına yer verdi. Şahin, kitabında 1998 genel atamalarında Jandarma Eğitim Komutanlığı'nda şube müdürlüğü görevine atandıktan kısa süre sonra, 16 Haziran 1998'de olağanüstü toplanan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında T.S.K. Personel Kanununun 94/b “Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma” maddesi ile Subay Sicil Yönetmeliğinin 50/c “tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar” fıkrası gereğince T.C. Emekli Sandığı Kanununun 39/e maddesine göre ihraç edildiğini belirtti.

BAŞÖRTÜLÜ KARŞILADI

Eşine dosyasının Yüksek Askeri Şura'ya gittiğini söyleyerek onu da henüz karar verilmediği için yavaştan alıştırmaya çalıştığını belirten Şahin, kitapta gelişmeleri şu şekilde aktarıyor: “Eşim ben istersem başını açabileceğini de defalarca söyledi. Ancak ben bunu kabul edemezdim. 16 Haziran 1998 tarihinde YAŞ olağanüstü toplandı ve 'Disiplinsizlik ve Ahlaki Durumum' nedeniyle ihraç edildiğimi öğrendim. Ayrılmamdan altı yedi ay önceydi. İlk sicil amirim olan daire başkanı kurmay albay evimize çocuklarımızın geçirmiş olduğu bir hastalık yüzünden geçmiş olsuna gelmek istediklerini söyledi. Bir akşam eşiyle geldiler. Sohbet ettik ikramlarda bulunduk ve gittiler. Eşim tabiî ki her zamanki kıyafeti ile karşılamıştı, yani başörtülüydü. Bir süre sora Daire Başkanı başka bir daire başkanının da bulunduğu odasında bu konuyu açtı.”

SOKAKTAKİLER DE AÇACAK

Daire başkanının “eşinin başını açması gerektiği” yönünde kendisine epey baskı yaptığını anlatan Şahin, “Daire başkanı; son söz veya nasihat olarak, inat etmememi, eşimin başını açarak alıp harekat başkanı tümgenerale göstermemi ve bu konuyu böylece halletmemi söyledi. Bu teklif bana çok ağır geldi. Hatta inat etmemem konusunda son sözleri, 'Bak bu konu Türkiye'de halledilecek, sokaktaki kadınlar bile başlarını açacak. Gel sen inat etme, mesleğinden de olma' dedi. Ben de çok şaşırdım. Tepki gösterdim. 'Hangi ülkeden bahsediyorsunuz' dedim. 'Bu ülkede kadınlar başlarını açacaklar öyle miı' diye sordum. 'Evet dedi Açacak. 'Buna imkan yok komutanım' dedim. 'Görürsün' dedi. 'görürüz 'dedim ve odasından gergin bir şekilde ayrıldım” diyerek yaşadıklarını anlattı.

EŞ VE ÇOCUĞA İSPİYON

“Emirle; amir ve komutanların dışında bunların eş ve çocuklarına da görev verilerek başlatılan ihbar ve ispiyon mekanizması, çirkinliğin ötesine geçip bunu başlatanların bile midesini bulandırdı” diyen Şahin, “Hanımlar arasındaki rekabet daha dehşetli daha çirkin yaşandı. Çocuklar bile bu çirkinliğin içine çekildi. Eşin başörtülü olması atılmak için tek başına yeter de artar bile. Eşiniz başörtülü değilse kurtulamadınız. Anne babanız, kardeşleriniz veya yakın akrabalarınız veya aile dostlarınız arasında sakallı veya başörtülü olanlar varsa çıranız yandı. Arkanıza takılan meslektaş rakipleriniz gönüllü ihbar sistemini çok kısa bir zamanda oluşturdu” diyerek gözlemlerini okuyucusuyla paylaştı.

Örnek bir askerdi ödülleri de vardı

YAŞ emeklisi Kemal Şahin ordu içerisinde “örnek teşkil eden tutum ve davranışları” nedeniyle takdir toplayan bir asker olması nedeniyle ödüllendirilmişti. Şahin'in 5 adet takdirnamesi bulunuyor. Onlardan birisi de ihracından henüz bir yıl önce verilmişti: “2'nci Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanlığı; Sizi emsallerinize örnek teşkil eden olumlu tutum ve davranışlarınızdan dolayı takdir eder, başarılarınızın devamını dilerim. 4 Nisan 1997. Mehmet Volkan, Tuğgeneral, Tugay Komutanı.”

Yazmış imzalamış al sana işte belge

Şahin kitapta sicil belgesine neler eklendiğini de şöyle anlatıyor: “Evime geçmiş olsun ziyaretine gelen Asayiş Daire Başkanı Kur. Alb. H.H. bir kağıdın üst ortasına 'BELGEDİR' yazmış ve altına da 'Evine yapmış olduğum ziyarette eşinin başörtülü olduğu görülmüştür' diye yazmış imzalamış. İşte sana belge. 'Hukuk Devleti' olduğunu ilan etmiş bir ülkenin ordusunun daire başkanlığına atanmış kurmay albayın hazırladığı bir suçlama için yeterli ve geçerli belge. Ve bunu belge olarak kabul eden sıralı sicil amirleri, yani bir tümgeneral, bir torgeneral ve Jandarma Genel Komutanı olan bir orgeneral. Ve YAŞ'ın bilge, yanılmaz üyeleri olan on beş tane daha orgeneral veya oramiral, bu belgeyi belge olarak kabul edip dünya aleme benim eşimin başörtüsü yüzünden irticacı olduğuma karar verdiler.”



Kaynak:YeniŞafak Gazetesi

31 Aralık 2006 Pazar

Çevik Bir Bana Para Teklif Etti (Irticacı uzaklaştırılmalar?)

"Kocam Albay'dı boşandık. Daha sonra Çevik Bir ve bazı üst düzey komutanlar, kocama 'irticacı' demem için bana para ve iş teklif ettiler"

Tabip Kıdemli Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol’un 1997’de Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararlarıyla ordudan atılması konusunda ilginç iddialar ortaya atıldı.
Vakit Gazetesi’ne konuşan Kahramanyol’un eski eşi Nurcan Akçay, kocasının irticacı diye ordudan atılması için aralarında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in de olduğu üst rütbeli bazı subayların kendisine para ve iş teklif ettiğini, asılsız mektup yazdırdıklarını öne sürdü. Bu mektup sebebiyle Akçay’a Mehmetçik Vakfı’nda iş verilmiş. Ancak Albay Kahramanyol, açtığı boşanma davasında bu duruma dikkat çekince Akçay, Çevik Bir’in yazısıyla 1998’de işten çıkarılmış. Albay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurunca Genelkurmay’ın davayı kaybetmemesi için ikinci bir mektuba daha ihtiyaç duyulmuş.
Akçay, bu talebi de yerine getirmiş ve bunun karşılığında Mehmetçik Vakfı'nın İstanbul TEM Otoyolu üzerindeki akaryakıt tesislerinde çalışmaya başlamış. Fakat buradan da yolsuzluklara göz yummadığı için kovulmuş. Nurcan Akçay, Genelkurmay eski 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir'in Belçika'da NATO karargahında görev yaparken yaşanan bir olaydan dolayı Kahramanyol'a karşı kin beslediğini savunuyor. Akçay'a göre Bir, kendisini kullanarak irtica kılıfıyla eski kocasından intikam aldı. Albay Mustafa Kahramanyol, eski eşinin söylediklerini hayretler içerisinde okuduğunu belirtiyor.
Savcıları göreve çağırdı
Adaleti Savunanlar Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Alper, Nurcan Akçay'ın açıklamalarıyla ilgili olarak savcıları göreve çağırıyor. Prof. Dr. Alper, Kahramanyol'un eski eşinin ifadelerinin 28 Şubat sürecinde yaşanan ahlaksızlıklara ve çete faaliyetlerine iyi bir örnek teşkil ettiğini söylüyor. 28 Şubat sürecinde buna benzer çete faaliyetlerinin yürütüldüğünü iddia eden Prof. Dr. Alper, "28 Şubat döneminde ne şekilde ahlaksızlıklar yapıldığını bu açıklamalar çok iyi şekilde göstermektedir. Silahlı Kuvvetler içerisinde bazı insanlar kendi fikirlerinde olmayan kişileri tasfiye etmek için her türlü yolu denemişlerdir. ‘Sen böyle dersen, sen böyle yaparsan, biz sana iş buluruz, para buluruz' diyen bir grup var. Maalesef bunlar YAŞ kararlarının yargı denetimine açık olmaması sebebiyle olan işlemler. YAŞ kararları bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye'de hukuk devletinden bahsedilemez. Bu açıklamalar karşısında savcıların hiç vakit kaybetmeden takibat başlatmasını istiyoruz.” şeklinde konuşuyor.
Mustafa Kahramanyol ise eski eşinin söylediklerini küçük dilini yutarak okuduğunu belirtiyor. Aradan geçen sekiz yıl içinde çok zor günler yaşadığını anlatan Kahramanyol, YAŞ kararları ile Silahlı Kuvvetler'den uzaklaştırılan bin 500 kişinin hakkının geri verilmesini istiyor. Her biri üniversite bitirmiş yetişkin olan çocuklarının kendisine “Baba biz seni çok seviyoruz. Ama bu işin içinde hakikaten bir şey yok mu? İrticai olaylara karışmış olamaz mısın?” diye sorduklarını anlatan Kahramanyol, “Bir babanın böyle bir soru ile karşılaşması bile ağırdır.” diyor. Kendisi gibi sıkıntı çeken YAŞ'zedelerin sıkıntılarının giderilmesi için TBMM'yi göreve çağırdığını ifade eden Kahramanyol, şöyle devam etti: “Gerekli Anayasa değişikliği yapılmalı. Bizlere yapılanlar utanç verici bir hukuk çiğneme olayıdır. Normal şartlarda her kuvvet komutanı disiplinsiz olarak mütalaa ettiği her subayı re'sen ordudan çıkarabilir. Ama bu takdirde bu subay Askerî Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde dava açabiliyor. YAŞ tarafından çıkarıldığı takdirde hakkını arayamıyor. Bu, hukukun çiğnenmesidir. Kanun çiğnenmesi değil; çünkü bunlar ihtilal kanunları. 1983'ten bu yana Türk milletinin gözünün içine baka baka hukuku çiğniyorlar. Düne kadar silah arkadaşı olarak gördükleri bizleri torbaya koyup denize atarken hiç mi vicdan azabı çekmiyorlar? Bugün Silahlı Kuvvetler'den zorla ayrılmak durumunda bırakılan subay ve astsubaylar çok sefil duruma düşmüş durumda. Millete hizmet etmiş kişilerin millet tarafından ellerinden tutulması lazım. Bunu sağlayacak makam ve mevki TBMM'dir."
Kahramanyol, intihar eden GATA eski komutanı Tümgeneral Prof. Dr. Fahrettin Alparslan’ın ölümünden birkaç gün önce kurulan komployu itiraf ettiğini söyledi. Kahramanyol, “Alparslan, 1997 Kasım ayında intihar etmeden birkaç gün önce beni çağırdı. ‘Mustafa, sana çok büyük haksızlıklar ettik. Vicdan azabı içerisindeyim' dedi. Bunların bir kısmını anlattı. Görüşmemizden birkaç gün sonra da intihar etti.” dedi. Mustafa Kahramanyol, YAŞ kararıyla ihracının ardından özel hastanelerde çalışmasının bile engellendiğini söyledi.
Bana söylenenleri yazdım
"GATA İstihbaratı beni defalarca Ankara'ya çağırdı. Eşi olduğum için güvenilir olacağımı ve belge olarak kabul edilebileceğini belirttiler. Ağustos şûrasının yaklaştığını, bu mektubun dosyasına konulacak en önemli delil olacağını söylediler. Mustafa Bey'in irticai faaliyetlerle ilgili olduğunu, vatan hainliği yaptığını yazmam istendi. Bilgim olmadığı halde, söyledikleri konuları mektuba ekledim. Mektubu yazmamı Çevik Bir'in adamı olduğu bilinen GATA İstihbaratı'nda görevli C. Binbaşı istedi."
Eşlerin kavgası etkili oldu
“Çevik Bir'in ikinci eşi ile Mustafa Bey'in benden önceki eşi Belçika'da araba kullanmayı öğrenirken, korna çalma yüzünden kavga etmiş. Çevik Bir bu olayla ilgili olarak Mustafa Bey'i yanına çağırmış. Mustafa Bey, randevulu hastaları olduğu için gelemeyeceğini söyleyince Çevik Bir, odasına gidip 'Savunmanı hazırla.' dedikten sonra tehdit falan etmiş. Yıllardır bu husumetin devam etmesi, bence eski eşimin ordudan atılmasında çok etkili oldu. Onlar dikecekleri elbisenin modelini çoktan tasarlamışlardı. Dikişte kullanılacak iplik rengini bana belirlettiler.”
Tolon, ‘İşini bitireceğiz’ dedi
“Şubat 1997'de boşanma davası açtığı için eşime çok öfkeliydim. Bu psikoloji içerisinde iken ailece görüşmekte olduğum generallerden Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Hurşit Tolon'a aile içindeki sıkıntılarımı anlatmak ve maddi sıkıntılarıma bir çere bulunması için Genelkurmay'a gittim. Hurşit Paşa, anlattıklarım kendisini etkilemiş olacak ki, bana 'Kahramanyol'u bu defa affetmeyeceğim. Durumuyla ilgili olarak Genelkurmay'da iki general arkadaşım ile görüşüp işini bitireceğim.' dedi ve beni GATA komutanına gönderdi."

Kaynak : http://www.aktifhaber.com/

Artık : Çevik Bir: Türkiye’de artık darbe olmaz 28-09-2004 Zaman
Diyor! Pek De görünmüyor. Bir Duyuma göre Abdullah Gül'ün Danışmanıymış Eski Genelkurmay 2. Başkanı . Icraatları Malum... Daha sık görmek istiyoruz kendilerini.

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik