Türk- islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk- islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2007 Cuma

Yaşayan En Büyük Milliyetçi: Fethullah Gülen

Hüseyin Gülerce'nin köşe yazısı


Gerçek milliyetçi konuşuyor...

Geçtiğimiz haziran ayında İstanbul'da 4. Uluslararası Türkçe Olimpiyatı yapıldı. 84 ülkeden 355 öğrenci bizim dilimizle yarıştılar. İnanıyorum ki, onları izleyen milli duygularını kaybetmemiş herkes "işte gerçek milliyetçilik budur" diye haykırdı. Çünkü gerçek milliyetçilik, dünyayı doğru okumak, dünyanın her yerinde olmayan Türkiye'nin hak ettiği yerde olamayacağına inanmak demektir.

Bu ruhu yeniden canlandıran Fethullah Gülen'dir. Benim nazarımda da yaşayan en büyük milliyetçi odur. Milliyetçilik-ulusalcılık tartışmalarının yapıldığı şu günlerde onun milliyetçilik anlayışının doğru olarak bilinmesinde fayda görüyorum. İşte Gülen'in milliyetçiliği:
İnsanımızın dilenci durumuna düşmesi ve başkasının kapısında el açması; malî, içtimaî ve ahlakî bir buhran yaşaması sinemde girdaplar meydana getiriyor.

Bir zamanlar tabii bilimlerden dinî ilimlere, tasavvuftan mantığa, şehircilikten estetiğe hemen her sahada; varlığı didik didik eden dehâlarla, fıkıh ve hukuk üstatlarıyla, hayatlarını vicdan eksenli yaşamış, insanî normları aşan istidatlarla, muhakeme ve fetanet kahramanlarıyla ve sanat dahîleriyle her zaman çağının çok önünde yürümüş milletimiz, geçici bir aradan sonra yeniden bütün aydınlık ruh ve dimağlarını harekete geçirerek bir ikinci veya üçüncü Rönesans'ı gerçekleştirecektir.

Evet, hicran duyma, içimizde burukluklar yaşama, milletimizin şu anki muhtaç ve düşkün halini hazmedememe.. bütün bu mülâhazalar bizi, milletimizi doğrultup, onun ruhunun heykelini yeniden dikerek, onu tekrar özüne döndürmek için azim ve gayrete sevk ediyorsa kıymetlidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, milletimizin özünün, tabiatının ve millî karakterinin gözetilmesi ve korunmasıdır.

Bizim milletimizin dirilmesi, sadece bir milletin değil, aynı zamanda İslam dünyasının dirilmesi ve sonra bütün dünyanın dengelenmesi olacaktır.
Bazıları bizim milletimizi kastederek kıskançlık ve hazımsızlıktan dolayı "niye onlar, biz değiliz" diyebilirler. Sahabe-i Kiram Efendilerimiz, Arap milleti olarak çok hızlı semere vermişlerdir. Fakat bildiğiniz gibi o ihtişamlı dönemin hepsi otuz senedir. Emevi ve Abbasi dönemlerini de işin içine katarsanız bu sürenin tamamı üç asır olur. Ondan sonra da Türkler devreye giriyor.

Araplar, "Biz dünyalara değer bir kıymete mâlik şerefli bir milletiz" deseler bu söz doğrudur. İnsanlığın İftihar Tablosu Efendimiz (sas) onların içinden çıkmıştır. Fakat milletimiz de diyebilir ki: "Evet o bizim Peygamberimiz, canlarımız ona feda olsun. Ama Cenab-ı Hak bize de öyle mükemmel bir millet kökü vermiş ki, tam dokuz asır Efendimiz'in bayrağını en yüksek burçlarda dalgalandırmışız. İslâm dünyasının hâmisi olmuş, sağdan-soldan, alttan-üstten, Çin'den-Maçin'den, Hint'ten-Yemen'den gelen saldırılara karşı dini korumuşuz." İşte bu, o dönemlerde milletlerin şuuraltına inmiş, zihinlerine adeta kazınmıştır. Yakın asırlar itibarıyla başkasına benzeme yanlışlığına düşen milletler, bizim milletimizin dirilişi ile bizim arkamıza düşeceklerdir.

Bugün Türkiye, birbirine kenetlenmiş insanların meydana getirdiği şanlı bir millete beşiklik etmektedir. Ve ben "milletimiz" derken ırkçılık mülâhazalarından bütün bütün uzak kalarak, Anadolu insanının tamamını kastediyorum.

Biz bütün himmet ve gayretimizi, negatif şeylerden rahatsızlık duyup ona buna kızma, insanlara kin besleme ve bağırıp çağırma; böylece azmimizi ve dolayısıyla kendimizi tüketme istikametinde değil, problemleri tüketme yönünde kullanmalıyız. (Kırık Testi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları. Milletimizin İhyası. Sayfa 131-140)

20 Aralık 2006 Çarşamba

Osmanlı İmparatorluğunda Kültürel Hayat

Asya Türk Toplumlarında, kültürel hayat, Türk düşüncesi ve hayat tarzına bağlı olarak gelişti, ileri, yüksek ve etkin bir düzeye ve konuma ulaştı. Tüm kültür unsurlarında yapıcı ve kalıcı değerler oluştu. Bu toplumlar siyasi, iktisadi ve askeri varlıklarını ve güçlerini kültür değerleri üzerine kurdular. Kurdukları devletlerin varoluş nedenlerini ve devamlarını kültür unsurlarını korumada ve geliştirmede gösterdikleri özen oranında sağlayabildiler. Yaşadıkları coğrafi alanlarda, inaçları, dilleri, tarihi yakınlıkları ortak olan, kültür çevreleri meydana getirdiler. (Hun-Göktürk-Uygur-Oğuz. kültür çevreleri) Yaşadığımız zaman kesitinde görülen ve etkinliği giderek artan kültür toplumları çoğunlukla tek bir tanrıya inanıyor ve O'nu yaradılışın sahibi olarak düşünüyorlardı. Doğayı ve insanı yaratan büyük bir güç vardı. Bu güç aynı zamanda doğanın ve toplumun düzeninin de kurucusu idi. Göktürkler "Tengri" değimiyle tanrıyı algılıyor, anlıyor ve anlatıyorlardı. "Tengri", Türklerin tanrısı idi. Tengri, insanları ve toplumları yönetsin diye onların başına Kağan gönderiyordu. Türk devletleride bu yolla kuruluyordu. Yaradılış düşüncesine ve "Tengri" (Tanrı) tarafından görevlendirilme inancına dayanarak Kağan ve bazı yöneticiler ile siyasi, sosyal yapı ve kurumlar, toprak ve su gibi temel iktisadi kaynaklar kutsal sayılıyordu. Dil, Türk toplumlarının kurucu ve devam ettirici unsuruydu. Türk düşüncesinde ve şuurlaşmasında en önemli etmendi. "Dilini kaybeden, Türklüğünü kaybederdi." Türkçe çeşitli lehçeleri, ağızları kapsamına alıyordu. Herbiri aynı kökten gelen lehçeler çeşitli adlar altında tanımlanıyordu. (Oğuzca, Uygurca, Kırgızca... gibi) Yazı dili, binlerce senelik tarihi süreci içerisinde gelişti. Taşlara, kayalara, duvarlara, çeşitli kullanım araçlarına ve silahlara çizilen ender olarak renklerle süslenen şekillerle başlamışdı. M.Ö. yazı dili harflere dönüşdü. Göktürkler döneminde ilk Türk alfabesi tarihi varlık alanına çıktı. "Göktürk Alfabesi"ni "Uygur Alfabesi" izledi. Tarihi yazıtlar bu alfabelerle yazıldı. Türk toplumları "Atın ehlileştirilmesinden ve ulaşım aracı olarak kullanılmasından" başlayarak her alanda ileri bir medeniyet yarattılar. Musikide, sanatta, estetikte, mimaride, folklörde kendine özgü ve birçok toplumu etkisi altına alan kültürün temsilcileri oldular. Töreleri binlerce yıl devam etti. Sosyal ve iktisadi hayatlarında, ticari ilişkilerinde, ulaştırma, bayındırlık, haberleşme, güvenlik hizmetlerinde, eğitim ve öğretimde insanlık dünyasına büyük katkılar sağladılar. Yüzbinlerce askerden oluşan ordularını sevk ve idarede gösterdikleri yetenekleri ve güvenlik stratejilerinin uygulanmasındaki diplomasi, propaganda ve harp araçlarını kullanma üstünlükleri büyük ve ileri bir kültür toplumu olmalarının sonucuydu. Türk İslam Toplumlarında, kültürel hayat, islam kültür çevresinin etkisi altında gelişti. Türklerin bu çevreye girmeleri onların her alanda ilerlemesine ve yükselmesine sebep oldu. Türk düşüncesi, bir yandan tarihi gelişimini devam ettirirken diğer yandan İslam düşüncesi ve felsefesiyle bütünleşti. Bu toplumların hayat tarzlarında islamın yüce ve ebedi ilkelerine, esaslarına ve kurallarına uyum sağlayacak değişmeler meydana geldi. Hukuk düzenleri "Şerri" esaslara ve "Törelere" göre yeniden kuruldu, düzenlendi. Arap ve Fars dil ve kültürlerinin baskısına rağmen, Türk dili korundu. Karamanoğullarının başlattıkları resmi dilin türkçe olması hareketi, bazı olumsuz dönemler dışında devam etti. İslamın koruyuculuğunu üstlenen Türkler, Türk tasavvuf düşünce ve eylemleriyle müslümanlığın çağlar boyu gelişmesini ve yönlendiriciliğini sağladılar. Anadolu Türk toplumu oluşturduğu kültür çevresinde, manevi ve maddi kültür hayatını sürekli şekilde güçlendirdi. Kurduğu imparatorluklar o çağların siyasette, sosyal düzen ve sosyal adalette, iktisadi alanda, özellikle bilimde, eğitim ve öğretimde, hukuk hayatında, en medeni ve en ileri devletleri oldular. Osmanlı imparatorluğu kuruluşundan başlayarak, tarihi varlık alanından çekilişine kadar altıyüz yıl boyunca İslam Dünyasının, Türk İslam kültür çevresinin tek temsilcisi oldu. Bir dünya devleti niteliğini koruyarak, kültür hayatını inançlarda, adalette, dilde, musikide, sanat ve estetikte, mimaride, folklörde, eğitim ve öğretimde, sosyal ilişkilerde, diplomasi de özenle güçlendirdi. İnsanlık tarihine sayısız örnekler verdi. Kültür varlığımızın zenginleşmesini sağladı.


KAYNAK :KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik