kalın yaraklılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalın yaraklılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2007 Cuma

Menderes: CHP her zaman takoz oldu, karayolu yaptı diye babamı astılar

Türkiye'nin en önemli ulaşım arteri D-100 karayolunu hayata geçiren merhum Başbakan Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes, dar ağacına giden yolda söz konusu icraatın büyük rolü olduğunu söyledi. Aydın Menderes, "D-100'ü yaptı diye babamı astılar" dedi.

CHP'nin o dönemde D-100'ü yaptıran Başbakan Menderes'e karşı çıktığını söyleyen Aydın Menderes, "CHP'nin her zaman ileriyi görememek gibi bir sorunu oldu. DP vizyonu CHP'nin kafasına hiçbir zaman sığmadı" dedi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlanan "Kocaeli Büyükşehir" dergisine konuk olan Aydın Menderes, babasının yaptığı D-100 Karayolu'ndan, Türk dış politikasına ve yeniden Türk siyasetine giren Demokrat Parti'ye kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Menderes, Temmuz ayındaki genel seçimlerde ANAP ve DP'ye şans tanımadı. Menderes, her iki partinin ayrı ayrı ya da birlikte seçime girmeleri durumunda barajın altında kalacaklarını iddia etti.

Aydın Menderes, Başbakan Adnan Menderes hükümeti döneminde yaptırılan D-100 karayolu ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Babası tarafından yapılan yola CHP'lilerin karşı çıktığını söyleyen Aydın Menderes, Yassıada görüşmeleri sırasında babasına yönelik en ağır suçlamalardan birinin D-100 karayolu olduğunu söyledi. Menderes, "CHP'liler o dönemde babamın Kocaeli'ne yaptırdığı yola karşı çıktılar. Sadece buraya değil, Kocaeli-İstanbul arasına yapılan benzeri yollara da aynı anlaşılmaz mantık ile karşı çıktılar. Kocaeli'ne yapılan yola ve 1950'den sonra yapılan asfalt yolların birçoğuna da 'Buralara uçak mı indireceksiniz?' diyerek engel olmaya çalıştılar. 'Uçak mı inecek' denilerek karşı çıkılan bu yolların birçoğu artık ihtiyaca bile cevap veremeyecek hale geldi. Ama, CHP'liler, ve 27 Mayıs'çılar, bu yolları bile babamı suçlamak için kullandılar" dedi.

CHP'NİN İLERİYİ GÖREMEMEK GİBİ BİR SORUNU VAR

CHP'nin ileriyi görememek gibi bir sorunu olduğunu söyleyen Menderes, şunları söyledi: "DP vizyonu, CHP'nin kafasına hiçbir zaman sığmadı. CHP bu ülkedeki gelişmelere her zaman fren ve takoz olmuştur. Allaha şükür ki, milletimiz CHP'ye itibar etmedi. CHP'nin ileriyi görememek gibi bir sorunu oldu her zaman. CHP, 1945 yılının ardından dünyada nelerin değiştiğini katiyen fark edememiş, gelişmeleri takip edememiştir."

Menderes, Türk siyasetine yeniden giren DP ve 22 Temmuz seçimleri ile ilgili düşüncelerini de dile getirdi. Menderes, sağdaki iki partinin birlikte ya da ayrı ayrı seçime girmeleri durumunda barajın altında kalacağını iddia etti.

Menderes, Türk Dış Politikası hakkındaki görüşlerini de dile getirdi. Menderes Irak'ın bölünmesi durumunda Türkiye ve İran'ın da bölüneceği yönünde ciddi bir uyarıda bulundu. Irak'ın parçalanması halinde Türkiye'nin Musul ve Kerkük'ten hak talep edebileceğini söyleyen Menderes ayrıca bir Kürt devletinin Türkiye'nin onayını almadan meşruiyet kazanmasının mümkün olmadığını ifade etti.

CİHAN

Bölgenin en büyük oyuncusu Türkiye ve Rusya

Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Yevgeniy Kajokin, "bölgenin en büyük iki oyuncusu olan Rusya ve Türkiye'nin özel bir sorumluluğunun olduğunu" söyledi.

Kajokin, Türkiye ve Rusya arasındaki siyasi, ekonomik ve askeri alanda gelişen işbirliğini değerlendirdi.

Bölgenin en büyük iki oyuncusu olarak nitelediği Rusya ve Türkiye'nin özel bir sorumluluğunun bulunduğunu vurgulayan Kajokin, "iki ülkenin öncelikle aralarındaki ekonomik ve siyasi işbirliği alanında oluşan farkı kapatma dönemi yaşadıklarını" belirtti.

"Siyasi ilişkilerde de dinamik bir gelişme olduğunu" ifade eden Kajokin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ilişkilerin askeri boyutu da kapsamasının son derece önemli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle askeri yetkililerimiz arasında en üst düzeyde temasların kurulması son derece önemli. Ben sadece Genelkurmay Başkanımız Yuri Baluyevski'nin ziyaretinden bahsetmiyorum. Diğer askeri yetkililerimiz arasındaki ilişkiden de bahsediyorum. BLACKSEAFOR tatbikatına birlikte katılmamız çok önemli. Bu temaslar sadece askeri alanlar için değil aynı zamanda ilişkilerimizdeki tüm atmosfer için de önemli. Biz Moskova'da, Türk ordusunun siyasi sistemdeki özel rolünü iyi anlıyoruz. Bu bağlamda genelkurmay başkanları arasında Türkiye ile doğrudan ilişki bizim için son derece önemli.''

-BÖLGESEL KONULARDA İŞBİRLİĞİ-

"Rusya ve Türkiye'nin özellikle İran ve Irak gibi bölgesel konulardaki işbirliğinin hayati önem taşıdığına" dikkat çeken Kajokin, ''İran ve Irak sorunu bölgesel olduğu gibi aynı zamanda global bir sorun. Bu sorunların çözümünün bu kadar zor olmasının nedenlerinden biri de bu'' dedi.

Kajokin, "Rusya ve Türkiye için İran sorununun barışçıl yollardan çözümünün ve Irak'ta istikrarın sağlanmasının hayati önemi olduğunu" belirterek, şunları söyledi:

''Siz İran ve Irak'a komşusunuz. Biz de Hazar Denizi'nde İran'a komşuyuz ve Irak ile çok yakın ilişkimiz var. Rusya olarak, Irak'taki değişik etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmaların bölge için çok büyük sorun oluşturduğunu biliyoruz. Orta Doğu ülkelerinin demokratikleşmesi olarak tanıtılan Büyük Orta Doğu Projesinin çöktüğüne tanıklık ediyoruz. Bu nedenle farklı yaklaşımlar gerekiyor. Bana göre bölge ülkelerine büyük rol düşüyor. Bölge ülkelerine İran'ın da dahil edilmesi gerekiyor. İran'a yönelik yeni bir bakış açısı getirmek gerekiyor. O da İran'ın normal bir ülke olduğu anlayışını geliştirmekle olur. Evet İran'da özgün bir siyasi sistem var. Ama eğer bilimsel açıdan yaklaşırsak, Rusya, Türkiye ve ABD'nin de çok özgün siyasi sistemi var. Eğer Amerika'daki sistemi yarın alıp Çin'de uygulamaya kalkarsanız o zaman tam bir felaket olur. Veya İran'daki sistemi değiştirmeye çalışırsanız yine felaket olur."

"Değişik medeniyetler ve gelenekler olduğunun iyi anlaşılması ve bunlara saygı gösterilmesi gerektiğini" ifade eden Kajokin, "bu yaklaşımın uygulanması halinde yeni bir atmosferin oluşacağını, bu durumda da İran'ın çok karmaşık nükleer sorununu görüşmenin daha kolay olacağını" söyledi.

"Rusya'nın İran'ın barışçıl nükleer program geliştirme hakkı olduğuna inandığını" kaydeden Kajokin, "Ama yeni nükleer silahlara sahip bir ülkenin ortaya çıkmasına kesinlikle karşıyız" diye konuştu.

"İran'ın nükleer programı ile ilgili durumun giderek kırılganlaştığını" belirten Kajokin, "bu durumun ne İran'ın ne de bölge ülkelerinin çıkarına olduğunu, konuya dahil olan herkesin sorumluluk içerisinde hareket etmesi gerektiğini" kaydetti.

-TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ-

Kajokin, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler konusunda da "iki ülke arasında Sovyetler Birliği döneminde de iyi bir ekonomik işbirliğinin olduğunu, ancak son yıllarda bu işbirliğinin her alanda dinamik bir şekilde geliştiğini" belirterek, "Bu işbirliği sadece iki ülkenin değil, aynı zamanda bölgenin de çıkarına" dedi.

Kajokin, iki ülke arasındaki askeri teknik işbirliği konusunda, "Türkiye'deki askeri ihalelere katılmaları gerektiğine ve kaliteli silahları olduğuna inandığını" belirterek, "Hatta batılı rakiplerimizden daha kaliteli silahlarımız da var. Neden Türkiye gibi dost bir ülke silahlarımızı satın almasın?" diye konuştu.

"İki ülke arasındaki askeri teknik işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini" ifade eden Kajokin, "bunun için ortak tatbikatlar yapılabileceğini, Türk ve Rus subaylarının askeri akademilerde karşılıklı eğitim alabileceğini" kaydetti.

"Bölgede istikrar için çalışılması gerektiğini ve Türkiye'nin istikrar için çalışmayı amaç edinen güçlü bir geleneği olduğunu" vurgulayan Kajokin, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin güvenlik alanındaki sorunlarını, terörizm konusundaki sıkıntılarını anlıyoruz. Türkiye tarafından terörizme karşı alınan önlemlerin makul ölçüde olduğuna inanıyoruz. Hatta biz de terörizmden çok çektiğimiz için Türkiye'yi başkalarından daha iyi anlıyoruz. Bu terörist saldırıların yapılmasını imkansız hale getirmek için çifte standartlı politikalara son verilmesi gerekiyor."

"Türkiye ve Rusya'nın 1992 yılında imzalanan anlaşma ile dost olduğunu" ifade eden Kajokin, "şu anda iki ülkenin ilişkilerini 15 yıl önce imzalanan bu anlaşma doğrultusunda geliştirdiğini" söyledi.

Kajokin, şöyle konuştu:

"Bu anlaşma, işbirliğimizi herhangi bir ülkeye karşı geliştirmediğimizi gösteriyor. Terörizme ve halklarımıza yönelik her türlü tehdide karşı işbirliğimiz var. Ayrıca çevrenin korunması, uyuşturucu, beyaz kadın ve insan ticareti gibi birçok alanda işbirliği yapıyoruz. Bu tip bir işbirliği başkalarına karşı nasıl bir tehdit oluşturabilir? Tüm bu işbirliği sadece güvenlik için. Bu işbirliği sadece ülkelerimizin değil, özellikle başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm diğer ülkelerin de çıkarına. Türk askeri veya siyasi yetkililerinin Rusya ile blok oluşturacağı yönündeki iddialar da bana çok ciddi görünmüyor."

-"İŞBİRLİĞİMİZ DAHA VERİMLİ OLABİLİR"-

"Rusya ve Türkiye arasındaki işbirliğinin daha verimli olabileceğini" de ifade eden Kajokin, "Şu anda ülkemde Türkiye hakkında olumlu bir görüş oluştu. Milyonlarca Rus Türkiye'yi turist olarak ziyaret etti. Ben bunun politikacılar için çok ciddi bir zemin oluşturduğuna inanıyorum" dedi.

"Politikacılar arasındaki anlayışın da halklar arasındaki anlayışın seviyesinde olması gerektiğini" kaydeden Kajokin, "İhtiyacımız olan büyük laflar değil, halklarımız için önemli olan alanlarda olumlu adımlar atmamız ve işbirliği yapmamızdır. Bu nedenle ben Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceğine çok iyimser bakıyorum" diye konuştu.

"Türkiye'ye gittiğinde iki farklı dil grubunda olan Türkçe ve Rusça'da birçok ortak kelimenin bulunduğunu gördüğünü" anlatan Kajokin, "Örneğin vişne ve çay hatırladığım kelimeler. Çünkü komşuyuz ve birbirimize karışmış durumdayız" dedi.

-"TÜRKİYE'DE RUS FİLMLERİ GÖSTERİLSİN"-

Kajokin, "iki ülke ilişkilerinin gelişmesinin en önemli ayağının kültür alanı olduğunu belirterek", şunları söyledi:

"Bu çok önemli. Eğer en iyi Rus filmlerini Türkiye'de gösterme şansı olursa bunun çok yararlı olacağına inanıyorum. Çünkü bu tip filmler ülke, halk, kültür ve gelenekler hakkında bilgi verir. Ben bunu çok önemli buluyorum ve kültürel alanda yapılanların yeterli olmadığına inanıyorum."



/ Değerli bir yetliki diye biliyorum

12 Mayıs 2007 Cumartesi

Başörtü başımı örtüyor, beynimi değil

İngiliz The Economist dergisine konuşan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül, "Başörtüsü başımı örtüyor, beynimi değil" dedi. Bakan Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül ile görüşen dergi, "Gül'ün adaylığı güçlü bir tepki uyandırdıysa bu Gül'ün başındaki ipek kumaştı" yorumunda bulundu. The Economist'in değerlendirme yazısında Bayan Gül, "Ben modern bir kadınım. Arabayla Abdullah'ı işe, çocukları da okula götürürdüm. Dolayısıyla kadınların araba kullanamadığı bir ülkede yaşamayı hayal edemem" dedi. Dergi, Bayan Gül'ün Taliban tipi bir yönetimi de karşı olduğunu kaydetti.

Başörtü başımı örtüyor, beynimi değil



Beyinsizler bu mesajı okuduklarında , o kücük kafalarıyla ne düsünüyorlar şahsen merak ediyorum. Ne işe yarıyoruz , ne yapıyoruz diye hic düsünüyorlar mı? . Anlaşılmaz bir durum bu .
anlaşılmayı bekliyoruz. Yoksa kılıcımızı kullanmak bizim için , özlenen bir şereftir.

İşimiz var GÜCümüz var , israil se korkunuz orayada geliriz . İbne evlatları .
Kendi sorunlarımızı halletmemiz icin yapmayacağımız sey yok ! Hallettikten sonra yapacaklarımızı da biz biliriz !

Titreyen oluyor , Titresin . Ölen oluyor Ölsün . Deliren oluyor Delirsin !
Kalanlar da bilsin , yapacaklarınız yanınıza kalmaz. Yaptıklarınızı da inceliyoruz . Siz bizi bilirsiniz korkarsınız , Biz sizi biliriz ; yakaladık mı sikeriz.

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik