ibneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2008 Cumartesi

AYDIN DOĞAN VEHBİ KOÇ'UN ÖZ BE ÖZ OĞLUDUR.

AYDIN DOĞAN VEHBİ KOÇ'UN ÖZ BE ÖZ OĞLUDUR.

AYDIN DOĞAN VEHBİ KOÇ'UN ÖZ BE ÖZ OĞLUDUR.
*Yıllar önce Vehbi Koç'un Anadolu’da bir yerde bir oğlu daha olur. Vehbi Koç uzun yıllar bu çocuğu kabul etmez. Soyadını vermeyi asla düşünmez.



*Yıllar sonra bir şekilde mecburen kabullenmek zorunda kalır ama ailesinden gizler. Bu kabulleniş Aydın Doğan'ın palazlandığı dönemdir.
*Yine bir şekilde bir dönem sonra ailesine de söylemek zorundadır artık. Koç ailesi yıkılır, kırılır. Kızları üzüntüden hastalanır. Rahmi Koç elini işlerden çeker. Aile çok kırgındır.


*Ama yapılacak bir şey yoktur. Bu yeni kardeşi kabul etmek istemezler, etmezlerde.


*Aydın Doğan istemesine rağmen bu evlatlığı resmen asla belgeleyemez. Vehbi Koç ailesine söylediğini, maddi destek verdiğini ve bununla yetinmesini söyler.


*Vehbi Koç ölür ve düşünün bu güne kadar bu kadar siyasetçi, devlet adamı, sanatçı, işadamı öldüğünde yaşanmayan bir ilk yaşanır. Mezardan ceset çalınır.


*Aydın Doğan aldırır DNA testinde kullanır ve bıraktırır. Artık o çok istediği belge elindedir. Koç ailesi için ikinci bir yıkım olmuştur bu durum kimseyle paylaşamazlar, susarlar.


*Koç ailesi için yıkım olan bu durum.


*Aydın Doğan ve ailesi için zaferdir ama buruk bir zafer. Doğan ailesi Koç ailesine söz vermesine rağmen yine de bilinsin istemektedir ve bilinçli olarak 1-2 kişiye fısıldanmıştır bu durum. Dedikodular alır başını gider. Koç ailesi eli kolu bağlıdır. Manevi anlamda her türlü
desteği istemeyerek de olsa Aydın Doğan'a vermektedirler.


*Yani kimse sıfırdan zengin olmaz olamaz.


*Sıfırdan başla ve Aydın Doğan gibi ol ne mümkün.


*Ya Vehbi Koç gibi birinin çocuğu olmak lazım ya da kirli işler yapmak.


*Aslında onun gerçek kimliği Aydın Doğan değil Aydın Koç.*

PEKALA AYDIN DOĞAN HAKKINDA BUNLARI BILIYOR MUSUNUZ ?

Sevgili Dostlar;--Türkiye'nin en güçlü medya baronlarından biri olan Aydın Doğan hakkında uzun zamandır yazmayı düşünüyordum. Kısmet bugüneymiş.
Kelkitli bir toprak ağasının oğlu olan(?) ve çok genç yaşta İstanbul'da zahirecilik ve ecza deposu sahipliğiyle iş hayatına başlayan Aydın Doğan bugünkü yerine nasıl yükselebildi acaba. Bunun cevapları geçmişte gizlidir.
İşin gerçeği, Aydın Doğan'ın arkasındaki esas güç Koç Ailesi'dir. Vehbi Koç'un rahatlıkla kullanabileceği ve dikkat çekmeden rakiplerine çelme takabileceği bir örtüye ihtiyacı vardı, bunu da kendisinin otomobil bayilerinden birisi olan Doğan'ı önce zengin edip sonra da medya dünyasına sokarak yaptı.
Doğan'ın zengin edilmesi operasyonu, diğer otomobil bayilerine üretim kısıtlı diye günde 3 araba gönderilirken Doğan'ın bayisine günde 300 araba gönderilmesiyle yapıldı. Zaten çok büyük olan araç talebini İstanbul'da tek karşılayabilen bayi haline getirilen Doğan kısa zamanda zenginleşti.
Bunun ardından Milliyet'i o zamanki sahibi Ercüment Karacan'dan almak için teklif yaptı. Bu teklif gazetenin esas gücü Abdi İpekçi ve ekibi tarafından ret edildi. Bunun sebebi Abdi İpekçi' nin Doğan'ın arkasındaki gücün kim olduğunu bilmesi ve bunun peşinden neyin geleceğini tahmin etmesiydi. Abdi İpekçi 'nin direnişi yüzünden akamete uğrayan medyayı ele geçirme planı, İpekçi' nin daha sonra zavallı bir delinin üstlendiği son derece profesyonelce bir suikastla ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşti. Bugüne kadar kendilerini çok solcu görerek İpekçi suikastını "her zamanki şüphelilere" yamayanlar nedense hiçbir zaman bu suikasttan ticari yarar sağlayan odakları göremediler. Ya da görmek istemediler.
Doğan'ın, Türkiye'nin bir otomotiv üretim üssü olmasını nasıl engellediğini bilir misiniz peki...
Bundan yıllar önce Japon Mazda firması Türkiye'de bir fabrika açmaya niyetlendi. Bize tam bir teknoloji aktarımı yapacak ve bir süre sonra
üretimi tamamen bize bırakacaktı. O dönemde Koç'lar tenekeden İtalyan arabalarına kuş isimleri verip bizlere satmakla meşguldü.
Bu proje için Halis Toprak seçildi. Bir Japon heyeti gerekli görüşmeleri yapmak için Türkiye'ye geldi. Bu sırada Doğan'ın ekipleri haberi almış ve Japonların peşine düşmüştü.
Türkiye'de Toprak Holding'in Japonlarla fabrika kuracağı haberini hemen Koç'lara yetiştirdiler. Sonra bir anda Milliyet gazetesinde Toprak Holding'in bir firması hakkında vergi yolsuzluğu iddiaları başladı ve devlet göreve davet edildi. Piyasaya da birileri Toprak'ın firmasının zor durumda olduğu haberini yayıyordu. Kısa sürede panikleyen müşteriler alacaklarını hemen isteyince firma cidden krize girdi ve anında görev başına koşan maliye tarafından el konuldu. Bu olaylardan sonra Toprak Japonlarla ilişkisini kesti ve aynı anda Milliyet'in haberleri de duruverdi. Bizlerde tenekeden yapılma arabalara binmeye devam ettik. Japonların ikinci bir girişimi de ünlü bir işadamımızın kardeşinin öldürülmesiyle kesilmiştir bilenler bilir.
Sayın Doğan'ın ülkemize ettiği en büyük "hizmetlerden" biri de AKP hükümetini başa getirmesidir. Bunun için Amerika destekli ve birden fazla grubun ortaklaşa hareket ettiği bir komplo kuruldu. Komplonun diğer faaliyetleri sonucu ekonomik kriz yaratılmış, hükümet sallantıya alınmış ve başbakanın sağlık durumu hakkında halk paniğe sevk edilmişti. Seçim kelimesi kamuoyunun kafasına itinayla yerleştirildi. Fakat suni ekonomik kriz ve ardından gelen Derviş önlemleri sayesinde bu seçimin iktidar partileri için felaket olacağı gün gibi ortadaydı. Biraz daha beklenmesi ve halka olanların tam olarak açıklanıp alınan ekonomik tedbirlerin etkisinin kamuoyuna yansımasının sağlanması gerekiyordu. Bunu bilen hükümet üyeleri normal seçim tarihine kadar beklemeyi uygun gördüler.
Normal şartlarda AKP ve Erdoğan'ın tek başına iktidara gelmesi imkânsızdı ama Amerika'nın Irak işgali ve Kıbrıs gibi meseleler bekleyemezdi. Amerika ve Avrupa'yla uyumlu bir hükümetin acilen iş başına getirilmesi gerekiyordu. Eğer bu sağlanamazsa en azından iktidarın MHP kanadı tasfiyeedilmeliydi, çünkü DSP içine malum kişiler zaten sızmıştı ve gerektiği zaman partiyi yönlendirecek güce sahiptiler. Tam bu aşamada Doğan müthiş bir plan kurdu. MHP dışındaki bazı partilerin liderleri ve DSP içindeki kliğin başı olan Hüsamettin Özkan Almanya'ya gazete tesisi açılışı bahanesiyle çağrıldı. Plana göre burada MHP'nin dışlanacağı ve siyaseten etkisiz hale getirileceği alternatif bir hükümet kurulacak veya bu toplantının verdiği mesajla MHP seçime zorlanacaktı. MHP'nin bir üçüncü seçeneği yoktu ve her iki seçenekte de sonuçta kaybedecekti. Hepinizin bildiği gibi bu toplantıdan sonra MHP seçime gitme kararı aldı ve vuruşarak çekilme yolunu seçti.
Seçimlerde Doğan medyası önceden hazırlanmış psikolojik harekât planıyla AKP dışındaki tüm partileri yıpratarak bugünkü hükümetin yolunu açtı.
Sayın Aydın Doğan'ın eski "iyiliklerini" anlattıktan sonra gelelim son iyiliğine. Aydın Doğan bu günlerde de Avrupa Birliğiyle ortak olarak Kıbrıs, Amerika ve İsrail'le birlikte de Güneydoğu Anadolu projesi üzerinde çalışıyor. Bu operasyonlarla ilgili olarak Doğan Vakfı kullanılmakta. Doğan Vakfı bu iş için Amerika Washington'da "Hasna" isimli bir dernek kurdu.

Bu derneğin başında Nevzer Gülümser Stacey adında karışık bir şahsiyet bulunuyor.
Derneğin ilk amacı Kıbrıs'ta Avrupa Birliği politikasına uygun bir şekilde iki kesimli ve Rum hâkimiyetine dayalı bir devlet kurmak. Bu amaçla her ay onlarca Kıbrıs Türkü gazeteci ve yazar Amerika'ya gönderilerek burada yağlıballı geziler ve Rum tezlerini anlatan kurslara tabii tutuluyorlar. Derneğin çıkardığı "Hasna Journal" isimli gazete de her sayısında Denktaş ve Kıbrıslı Türk milliyetçileri aleyhine türlü karalama ve küfür kampanyaları düzenliyor.
Hasna'nın diğer bir ilgi alanı da GAP bölgesi. Burada sulama projeleri kapsamında İsrail'le işbirlği içinde Kibutzlar açılması ve bölge halkının kendi kendini yönetmesi kapsamlı çalışmalar var. Doğan Vakfı'nın destek olarak avuç dolusu para verdiği bir diğer dernek de Technology for Peace (Barış için teknoloji) kuruluşu

olan bu kurumun başında nöroloji doktoru Yannis Lauris isimli Rum istihbaratıyla ilişkili bir Rum bulunmakta.
Sayın Doğan'ın vakıf ve hayır faaliyeti adına giriştiği işler ne kadar ilginç değil mi? Sayın Doğan'ın ülkemize "geçmişte" yaptığı iyilikler için 1999 senesinde Devlet üstün hizmet madalyası aldğını göz önüne alırsak. Bu son faaliyetleri içinde Avrupa'dan "Legion de Honeur" ve Amerika'dan
"Medal of Freedom" alacağını da tahmin edebiliriz.
Keyifleri biraz bozduysam kusura bakmayın.

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Eski DEP'liler: "Kandil'de mi siyaset yapalım?"

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ok'un, eski DEP’lilerin adli sicil kayıtlarında mahkumiyetlerinin bulunduğunu gerekçesi ile üyelik ve parti yöneticiliklerinin düşürülmesini istemesi, eski DEP’lilerin aday olma isteğini etkilemedi... /ananızın amına yollayın üyelik başvurularınızı /


Eski DEP milletvekilleri, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığını, yargı sürecinin sürdüğünü belirterek, adli sicil kayıtlarının bu anlamda dikkate alınamayacağını savunuyor.
/ bana bak kadın , orangotan mısın nesin yaşatıldığına dua etmeni istiyoruz , kaşıyosun da kaşıyosun. amcık ağızlılar. ananızın amına yakışırsınız. Doğum yerin ne senin . ecdadın kim senin , götün yemiyor mu bu sorulara. Avrupalı meslektaşlarına git önce. Hepiniz orda ağır mı kalıyorsunuz. Bizim için No Problem. her yerde kaşırız sizleri /
Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok’un, DTP Genel Başkanlığı’na bir ihtar göndererek, 4 eski DEP’linin yanı sıra parti üyesi 116 kişinin üyeliklerinin düşürülmesini istemesinin yankıları sürerken, gözler eski DEP’lilerin seçimlere bağımsız aday olarak girip girmeyeceklerine çevrildi.

YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR

İhtar nedeniyle bağımsız adaylıkların etkilenip etkilenmeyeceği yönündeki soruları yanıtlayan Orhan Doğan, “Bu kararın yasal ve hukuksal hiçbir dayanağı yok” dedi. Doğan, haklarında verilen ilk mahkumiyet kararının AİHM ve daha sonra da Yargıtay 9.Ceza Dairesi tarafından bozularak yerel mahkemeye geri gönderildiğini belirtti. Doğan, yeniden yargılama sonunda verilen 7 yıl 6 ay cezanın ise henüz Yargıtay’a gitmediği için kesinleşmediğine dikkat çekerek, “Her iki halde de ortada kesinleşmemiş bir hüküm olmadığı için bizim adaylığımıza bir engel yok” dedi. Orhan Doğan, “Varsayalım ki hakkımızda kesinleşmiş bir hüküm var, yeni TCK’ya göre kamusal haklardan yoksunluk ceza müddeti kadardır. Dolayısıyla 2 Mart 1994’te gözaltına alınıp tutuklandığımız dikkate alındığında 10 Eylül 2001 tarihi itibariyle zaten bizim tüm haklarımızın bize geri dönmesi gerekiyor” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

KANDİL’DE Mİ SİYASET YAPALIM?
/ananuzla birlikte yapın /
“Bu 2 Mart 1994 darbesinin postmodern tekrarıdır. Yargıtay’ın Yüksek Seçim Kurulu’nu andıçlamasıdır. Başkent’te siyaset yapma zemini bulamayan siyasi aktörlere, 'gidin Kandil’de siyaset yapın' demektir. Yani ben bu siyasi haklarımın yoksunluğundan dolayı gidip Kandil’de mi siyaset yapayım? Bu Türkiye’de hukukun ne kadar çok siyasallaştığını, halen Kürt sorununun çözümü konusunda patinaj yaptığımızı gösteren, çok açık, darbe sürecinin bir dışa vurumudur. 27 Nisan’da başlayan sürecin bir başka ayağının dışa vurumudur.
Son kararı YSK verecektir, YSK kararına karşı da AİHM’e başvuru hakkımız vardır, hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.”
AİHM’E GÖTÜRECEĞİZ
/ananızın amına götürün / görün ebenizinkkini /
Eski DEP milletvekilleri Hatip Dicle ile Selim Sadak’ın konuya ilişkin görüşleri şöyle:
Hatip Dicle: “Başsavcının hukuki bir karar verdiği kanaatinde değiliz / ne kannaati o kafasına göre takılıyo /. Cezası bittikten sonra bir mahkumun memnu haklarının iade edilmesi gerekiyor. Bir de biz devletten 5 yıl alacaklıyız /oldu /. Bu ihtar hukuki değil siyasi bir ihtardır ve darbe sürecinin bir sonucudur . Biz gerekirse sorunu AİHM’ne kadar götüreceğiz.” /Gerekiyor /


Selim Sadak:“Bizim siyaset yapmamızda /senin hayatın yalan / bir hukuki engel yoktur / yapacağını yapıyon orospu çocuğu. bir de kimin hukukundan mdet umuyon / . Cezamız kesinleşmemiş ve mahkememiz sürüyor / dikkat et keserler başını /. Biz sanık durumdayız mahkum değiliz /avrupalıya mahkum diyorlar senin için /. Aday olmaya devam edeceğiz / hayatınız yalan /. Adaylık başvurusunda bulunacağız / Aranıyorsunuz tabiki /. Sabıkamız yok ve halen yargılanıyoruz / sivil ve asker kayıplarımız çok dikkatedin /. Başvurumuz sonucunda YSK karar versin. Bu ihtarname demokratik alanı kapatmaya yönelik bir girişimdir / Burada faşizm var, çok korkarmısın? Amcık Faşizmi de avrupaya öğrettik /. Bir kesim bu alanı tıkamaya çalışıyor. / tıkarım götüne bu konuyu / Legal siyasetin önü kesilmeye çalışıyor /yiğitlik öğretin/. Zorda olsa çileli de olsa legal demokratik alanı kullanmaya devam edeceğiz / dikkat et fıttırırsın , amcık kokuyon zaten /. Barış ve demokrasi için mücadelemizi sürdüreceğiz / Hassiktir oydan /.”

13 Mayıs 2007 Pazar

CHP alanlara inemiyor

AMASYA

CHP alanlara inemiyor

DSP lideri Zeki Sezer, CHP ve DSP işbirliği konusunda CHP lideri Deniz Baykal'a Amasya'dan mesaj yolladı. Partisinin Amasya mitinginde konuşan Sezer, CHP ve DSP arasında yürütülen
işbirliği çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Sezer, "Alanlara inmeye cesaret edemeyen" partilerin sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirilen mitingleri sahiplenmesini eleştirdi.

13.05.2007



Kaynak :http://www.yenisafak.com.tr/

28 Nisan 2007 Cumartesi

Emekli Orgeneral Tolon: Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay Başkanlığı'nın dün gece yaptığı açıklamayı çok önemli ( orospu çocuğu önem vereceği şeyleri biliyor ) bulduğunu belirterek, “Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir” dedi. ( Bu onun bunu çocuğu geçmişte görev yaptığı sürelerde başka hangi önemli gördüğü olaylarda tekdir yapılmasını istemiştir . Açıklasa da bilsek )

Türkiye Gençlik Birliği'nin (TGB) Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cğrafya Fakültesi bahçesinde düzenlediği ‘Atatürk Gençliği Buluşması' eylemine katılan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamayı değerlendirdi. ( Türklerin atası 100 yıllara dayanır . Türklerin atasını 80 yıla görenlerin anasını sikicem, demek lazım, dediğini de yapmak lazım. Nerde o gençlik çıkarsınlar da görelim. Pislik dinazorlar )

Hurriyet

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik