kürt devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürt devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2007 Pazartesi

"Türkçe konuşmama gerek yok" / Fransızca konuş biz anlarız


Leyla Zana, Kürt Kongresi'nde sert açıklamalarda bulundu...

03.12.2007 18:46

Leyla Zana, "Artık vurgulayacak bir barış ortamı olmadığı için / sebep ney ölüler varda bizim haberimiz mi az / kısaca yeterince öldürdünüz mü dersiniz , siz ne oluyorsunuz peki. ordu mu var arkanda / , Türkçe konuşmama da gerek yok" dedi / / senin gibi hainleri orospuları türkçe konuşurken görmek isterim ben de . Orospu. Türkçe konuşanları kalın yakalarım ben senin konuştuğun civarlardan / anlarsınız siz onu /. 4. Ulusal Kürt Kongresi, / çok göç istiyorlarsa gönderelim . ne gerizekalı olduğunu bil. çok var isteyen fransız belediyesi , belçika orospusu olmak . akıllandın sen biraz / Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda, Leyla Zana'nın açılış konuşmasıyla / kapaştık / başladı. Geçen yılki konuşmasını hem Türkçe / hem osmanlıca / hem de Kürtçe yapan Zana, bu yıl konuşmasının tamamını Kürtçe yaptı. Zana buna sebep olarak da "Artık vurgulayacak bir barış ortamının olmamasını" gösterdi. / sebebim olursun kazıkların /akılsızmısın sanki , senin gibi yarakları ben üzülerek söylüyorum. tuvalete bırakıyorum / Kürtçe ve Kürt halkının yeni Türk anayasasında bir detay olarak değil / seni ilgilendiriri mi . Türkçe konuş. belşikadaki göçmen haklarını savun . orada irdele . kaç milyon göç ettirelim . sonra kalın kalın hak savunacağız. Biz gayet güzel savunuruz bakalım neyi haketmiyomusunuz / çok seviyosanız alın . Ermeni göndeririz . Türk de Kürt de. Hangi doğrularınız var. Zaten içinizdeyiz . unut gitsin avrupa / , bir gerçeklik olarak yer verilmesi gerektiğine değinen Zana, "Kilit orada, / çok akıllıcasın. benzetmelerde var. Yarak bende am sende ne olacak mucizeler ??? /anahtar orada ama kapı açılmıyor. / Biz her türlü deliğe sokarız . Anahtar mı maymın mı . domuz mu farketmez. peygamber tarihi incele anla bizar . nızz . / Anahtarı kilide doğru sokmak lazım / Hadi yaaa. Sana ne girecek peki /. Yoksa bu sosyal kriz, hepimizi boğabilir / Sen kendi adına tehlikeyi gördün. Bi de yunanlılar adına mı gördün deliyi /. İşkence, zorla göç, köy boşaltma ve yıldırma politikaları ve eylemleri, en üst yetkililerin / Az kalsın deliriyordum . Kim o üstr düzey politikacılar. Göster bana . Ğit banane bakalım . Yıkanırım da Yıkanırım anladma sen onu / bilgisi dahilinde yapılmaktadır. Tüm bunlara rağmen Kürtler intikam / Gel aldırayım . kim kimden ne çekiyorsa bir kıvılcım çakalım . Kim kimi vuruyor bakalım / kim vurmuş daha çok bakalım / almak yerine her şeyi sineye çekmekte / çekerim /. Türkiye ise her şeyi inkar etmektedir / Ülke zaaf . Çok çılgınsızzzzz. Zaafiyet kişilerde. Türklerde zaafiyet kabul yok ettik biz. Tarih oku. Zaaf incele . ucururum kellenizi. Ucururum kelle. intikam vakti yakın, Zana akıllı ol kızsın . 100 yıldır bölge kimlerin elinde. Kimler türk . Türkite dediğinin arkası kim . Konuştukların kim. Kemiklerini kırarım senin. Akıllı davran. Ortalığı karıştırma. Akıllan azcık. Anneni ziyaret edicem. / . Türkiye için inkar tek yol olmamalıdır / Değiltir /. Parti kapatmak milletvekili, tutuklamak gibi klişelerle / senşn orospu öçalan aklına klişe orospuluk elbet ziyan edilecek desek /bir yere varamayız. Yoksa kayıplarımız azalmaz artar / siktirme kayıbını kimsizzz siz /" şeklinde konuştu. DTP'nin kapatılması halinde şiddetin devam edebileceğine işaret eden Zana, çözüm için her şeyin Türkiye Cumhuriyeti'nden beklenmediğini, dünyadan da / Biliyoruz biz dünyayı . Boğarım sizleri / destek beklediklerini ve Kürt sorununu çözmüş, AB üyesi bir Türkiye'nin çok daha üretken olacağını iddia etti / Bak amına koyayım nerden aldın o aklı . Sen çok kızsın . neyin ne olduğunu bilmeden bileşkemi alıyon ortalama mı görüyon / . Zana, sosyal barış açısından radikal bir adım atılması gerektiğini ve her şeyden önce Öcalan ile bir anlaşmaya / çok kaşınıyorsun . kaşırım şimdi duygularını . Terör örgütü kabul ettiklerinin karşısında bunları söylüyorsan seni oraya getirenleri de alkışlayanları da bellerim . çok acımasızım . katilim . örgütüm . kelle avlarım . Öcalan da sennin ablan . Cürüyecekmi bilmiyoruz. çok istiyoruz . intihar konumunda tutulmasını ve intiharını. Kimseyle görüstürmek istemem. onun örgüttekiler bile örgütteyken kimlerle görüsmüs de nasıl cezalandırılmıs çok ayık . çok ayıp. Erkekse. psikolojik baskıya razı gelir . kaldırmaz . akıl . okul . Erkek mi o. erkekmi oldunuz. Erkekse karılar gibi ciyaklamasın . / varılmasının hayati olduğunu ifade etti. "Bu sadece Kürtlerce dile getirilen bir istek değil üstelik" diyen Zana, AB'deki destekçileri / çok yazık ettiniz. bizde kızlarımızı karılarımızı severiz . Öğrenemediniz. edeniyet. siz psişik amcıkların arkasındasınız. dikkat edin . çok bulaşıcı amcık . Hiç acımayız . Yarakalar hazır beklemede / akıllandım / okul / de atıfta bulundu. Zana, herkesi Türk olarak nitelemenin engellenmesi gerektiğini / katılıyorum . içimizdeki amcıklar. kuduruyor. Onları türk görenin aklını alırım . Türk değilseç. maaş da vermedik. Kenfimiz de kınımızı hazırlarız. Herkezin aklı var. öç al. //// bunun demokratik bir yol olmadığını "iyi Kürt kötü Kürt" politikaların ise artık iflas ettiğini / bunu sen soyleyince boyle olmaz ama çok akıl var sende amcık ağızlısın sen / söyledi. Zana, "Vatandaşlık sadece yasalarla sağlanmaz / Doğrıdır. İzle beni sen / . Sınırların öneminin kalmadığı bir dünyada insanların kendi zihinlerinde kendilerini nereye ait hissettikleri daha önemlidir / iyi güzel /. Katledilen her kimlik bizim çoğulculuğumuzdan eksilendir / senin özünü skerim / /katli vacip olanlar farz olanlar iyi biliniyor. ol / akıl al / ortala / karmaşık ol / surrrr /" diye konuştu. Zana konuşmasının ardından ayakta alkışlandı. / Biz çavuk çevik , gel karına , akıllan , ortala / hizaya gel

İHA

7 Nisan 2007 Cumartesi

Bir Yahudiyi Öldürmek Bin Rekat Nafile Namaz Kılmak Kadar Sevaptır…

ABD’NİN KÜRT DEVLETİ HEDEFİ

Önceki sayfalarda ABD’nin Saddam’a karşı giriştiği Körfez Savaşı’nın gerçekte büyük ölçüde İsrail’in telkinleriyle ve İsrail’in tezine uygun bir biçimde geliştiğini görmüştük. Körfez Savaşı sonrasında Kuzey Irak’ta patlak veren Kürt isyanı ve ABD’nin bu konudaki politikası da yine Yahudi Devleti’nin beklentilerine uygun olarak gelişti. Saddam, tam İsrail’in istediği biçimde “dişleri sökülerek” yerinde kalmış, ancak öte yandan İsrail’in onyıllardır hayalini kurduğu Kürt Devleti’ne yol verecek olan ayaklanma kuzeyde başlamıştı.

Amerikalılar baştan beri, bu niyetlerini pek belli etmek istemeseler de, Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt oluşumu, kısacası bir Kürt devleti kurmak hedefindeydiler. Nitekim Körfez Savaşı sırasında bunun için epeyce çaba da göstermişler, Kuzey Iraklı Kürtleri ayaklanmaları için silahlandırmışlardı. Turan Yavuz’un yazdığına göre, Amerika sözkonusu silah yardımını açıktan açığa değil, geleneksel yöntemini kullanarak aracılar yoluyla yapmıştı: Jim McDonald adlı ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli bir albayın kurduğu silah şirketi, ABD yönetiminden aldığı direktifle Kürtler’e bol miktarda silah vermişti. Amerikalılar aynı sıralarda da bölgeye Türkiye üzerinden soktukları ve parasız dağıttıkları binlerce transistörlü radyo aracılığı ile sık sık “ayaklanın” mesajları vermişlerdi. CIA tarafından kurulan VOFI Hür Irak’ın Sesi Radyosu’nun Körfez Savaşı sırasında Irak Kürtleri’ne yaptığı sözkonusu ya- yında şu tür cümleler kullanılıyordu: “Ayaklanın. Zaman geldi. Bu sefer müttefikler sizi yalnız bırakmayacaktır… Her kalp atışınızda bizler yanınızdayız. Ne yaparsanız, neye karar verirseniz, sizi desteklemeye devam edeceğiz.”

Amerikalılar’ın açıkça belli etmedikleri niyetlerini ortaya çıkaran bazı küçük olaylar ve “anı”lar da vardı. Türk basınından Güneri Civaoğlu’nun savaş günlerinde Suudi Arabistan’da yaşadığı bir olay, bunların biriydi. Civaoğlu, olayı daha sonra şöyle anlatmıştı:

Körfez Savaşı sırasında Dahran’daydım. Orada beni Amerikan kuvvetlerinin bulunduğu binanın üst katlarından birinde çok iyi Türkçe bilen bir Albay ve Yar- bay’ın odasına aldılar. Daha evvel Sabah’ta bu köşemde yazmıştım… O Albay ve Yarbay haritanın Kuzey Irak yörelerinde avuçlarını gezdirmişler ve ‘burada savaş bitecek, geri çekileceğiz. Saddam’a da o yöreyi yasaklayacağız… Saddam’ın bıraktığı silahlara, havaalanlarına, cephaneliklere yöredeki Kürtler el koyacaklar. Orada bir Kürt devleti kurulacak. Sizden toprak isteyecekler… Ya vereceksiniz barış olacak… Ya da vermeyeceksiniz savaşacaksınız’ demişlerdi.



Ancak, bilindiği gibi, ABD’nin Körfez Savaşı’nın hemen sonrasında izlediği politika, bu denli radikal bir “Kürtçü” politika olmadı. Aksine, Bush yönetimi, Saddam’ı dize getirdikten sonra Kürtler’e destek vermek konusunda oldukça mütereddit ya da en azından ihtiyatlı davrandı. Bu yüzden Kuzey Irak’taki Kürt isyanı Saddam tarafından kısa sürede bastırıldı ve Kürtler Türk sınırına yığıldılar. Bunun ardından da bilindiği gibi Çekiç Güç Türkiye’ye konuşlandırıldı ve ancak bu sayede Türkiye’ye sığınan Kürtler yeniden Kuzey Irak’a dönebildiler. İlerleyen ay ve yıllarda ise ABD kararlı ancak ağır bir tempoda destek verdi bu bölgede oluşan de facto Kürt Devleti’ne.



Iran sinirindan az içerde kendilerine gönderilen yemek kamyonuna saldiran Kürt mülteciler Botla Suriye’ye ulasmaya çalisan Kürt siviller

Bu tabloyu yorumlayanların çoğu da, “ABD bölgede bir Kürt Devleti istemiyor, eğer isteseydi bunu Körfez Savaşı’nın ardından Kürtlere güçlü bir destek vererek kolayca yapabilirdi” şeklinde özetlenebilecek bir argüman öne sürdüler. Bunlara göre, ABD’nin Kürt politikası, bir Kürt Devleti’ne yönelik bilinçli ve kararlı bir senaryoya dayanmıyordu ve daha çok bir “politikasızlık” şeklindeydi.

Oysa ABD’nin savaş sonrasında ortaya koyduğu sözkonusu tavrın bir po- litikasızlık sonucunda değil de, çok bilinçli bir politika sonucunda ortaya çıkan bir tavır olduğunu düşünmek mümkündür. Çünkü ABD’nin Körfez Savaşı’ndan hemen sonra Saddam’a karşı ayaklanan Kürtleri desteklemekte gösterdiği ihtiyat, Kürtler konusundaki bir tereddütten değil, Şiiler hakkındaki kaygılardan kaynaklanmaktaydı.

Saddam’ın ordularının bozgunu üzerine ayaklanan muhalifler, yalnızca ülkenin kuzeyindeki Kürtleri değil, aynı zamanda güneyindeki Şiiler’i de içeriyordu. Bağdat yönetimi, bu iki cephede birden fiili çatışma halindeydi. Dolayısıyla, Kürtler’e verilecek büyük bir Amerikan desteği, ister istemez Şiiler’i de başarıya götürecekti. Şii demek aynı zamanda “İran etkisi” demek olduğu için de, ABD Saddam’ın ayaklanmaları bastırmasını bekledi.

Bu ilk kargaşa geçtikten sonra bu iki bölgeye yeniden el atacak ve ilan ettiği uçuşa kapalı bölgelerde 36. paralelin kuzeyi ve 32. paralelin güneyi Kuzey ve Güney Irak’ı Saddam’ın ordularından koruyacaktı. Ama bu kez, bu iki bölgedeki bu iki muhalif hareket Amerikan kontrolüne alınmış oluyordu. Ve bu Amerikan kontrolü, Kuzey Irak’taki Kürt hareketini adeta bir oksijen çadırı içinde özenle besleyip-büyütürken, aynı yardımı Şiiler’den esirgeyecek, aksine Güney Irak’ı İran etkisinden temizleme amacını güdecekti.

Kısacası, Körfez Savaşı’nın ardından hemen bir Kürt Devleti kurulmamasının nedeni, “İran etkisi” korkusuydu. Hatta bu İran etkisinin, yalnızca Şiiler arasında değil, bizzat Kuzey Irak’ta da kök salmasından korkuluyordu. Nitekim ABD, Körfez Savaşı’ndan sonra kendisini bu etkiden arındırılmış bir Kürt Devleti kurma hedefine adayacak, hatta gerekirse sırf bu etkiyi bertaraf etmek için Kürt Devletine giden yolda taktik geri adımlar atacaktı. (1996′da Celal Talabani’nin İran’a yakınlaşması üzerine ABD destekli Barzani’nin Saddam’la işbirliğine gitmesi bu durumun en somut göstergesi olacaktı, ilerde daha ayrıntılı olarak ele alacağız.)Peki ABD’yi bu “İran etkisi”ne karşı bu kadar hassas davranmaya yönelten etken neydi?

Yine aynı adres; İsrail. İran’ı kendisine yönelik en büyük tehdit olarak gören Yahudi Devleti, Kürt Devleti projesini bu tehdidi göz önünde bulundurarak gerçekleştirmeye ve gerekirse bu projeyi geçici olarak bekletmeye hazırdı. Oded Yinon’un 1982 tarihli raporu Irak’ın kuzey, orta ve güney olarak üçe bölüneceğini öngörmüştü, ama Tahran’daki rejim nedeniyle çoktan bu bölünmenin güney kısmından vazgeçilmiş, kuzeydeki kısım ise ancak bu rejime avantaj sağlamadığı sürece desteklenir hale gelmişti.

Turan Yavuz, ABD’nin Körfez Savaşı sonrasındaki politikasında İsrail’in sözkonusu yaklaşımının etkisini şöyle anlatıyor:1960′lardan bu yana Irak’taki muhalefet ile gizli temaslarını sürdüren, hatta Mol-
la Mustafa Barzani ve yetkililerini neredeyse maaşa bağlayan İsrail, Körfez Savaşı sonrası Irak’a yönelik yeni bir tedirginlik içine girmişti… Şimdi tedirginlik ayaklanmaların başarıya ulaşması konusunda idi. Kuzey’de Kürt ayaklanmasının başarıya ulaşması, Güney’de Şii ayaklanmasının da başarıya ulaşması anlamına geliyordu. Güney’de Şiilerin kontrolü ele geçirmeleri ve İslami köktendinciliğin yayılması, İsrail için Saddam’ın Scud füzelerinden daha tehlikeli bir gelişme idi. Bu yüzden İsrail tarafından Washington’a yönlendirilen mesaj trafiği de Washington’ın ayaklanmaları desteklememesi ve Irak’ın toprak bütünlüğünün parçalanmasına izin verilmemesi şeklindeydi.

Ve doğal olarak bu yaklaşım, Saddam’ı da Bağdat’ın vazgeçilmez hakimi olarak tescil ediyordu. Kısacası, Saddam, 1980′li yıllardaki misyonunu, yani İran’a karşı “taşeron” işlevini korumaya devam edecekti. Kürt Devleti ise, bu stratejik yaklaşım içinde, yani bir İran etkisine izin vermeden ve hatta İran etkisine karşı bir rol ifa edecek şekilde büyütülecekti.

Newsweek Eylül 1992′de “A Dangerous Game in the Gulf: If Iraq is Dismembered, Who Will Stand up to Iran” (Körfez’de Tehlikeli Oyun: Irak Par- çalanırsa, İran’a Karşı Kim Duracak?) başlıklı haberinde bu konuyu vurgulamış ve İsrail lobisinin önemli ismi Martin Indyk’in “Irak parçalandığında güneyinin İran’ın kontrolüne geçmesinden endişeliyiz” şeklinde özetlenebilecek açıklamalarını aktarmıştı. 1991 yılında şekillenen manzara buydu. Aynı stratejik değerlendirme, ilerleyen dönemde de devam etti. Sabah, Kasım 1996′daki bir haberinde şöyle yazıyordu:

… Ortadoğu’da aşırı İslamcı akımların giderek güçlenmesi de, Washington’daki gözle görünür değişimin önemli bir nedeni. Amerikalı yetkililer, Beyaz Saray’da son dönemini geçirecek olan Bill Clinton’ın büyük hızla silahlanan İran’ı, Irak’tan daha büyük bir tehdit olarak gördüğünü ifade ediyorlar. Amerika’nın Saddam Hüseyin’i Tahran yönetimine karşı koz olarak kullanacağı tahmin ediliyor. Bu arada İsrailli bazı gruplarla gizli temaslarda bulunduğu bilinen Irak lideri Saddam Hüseyin’in, Suriye ve İran’dan önce Netanyahu yönetimi ile ilişkilerini geliştirebileceği tahmin ediliyor.

Saddam sözkonusu İran tehdidine karşı ayakta tutulurken, öte yandan, Körfez Savaşı’nı izleyen yıllarda, bilindiği gibi çok ihtiyatlı bir biçimde Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti embriyosu oluşturuldu. Türkiye’ye konuşlandırılan Çekiç Güç’ün şemsiyesi altında Kuzey Irak’taki Kürt hareketi giderek gelişti ve bir devlet için gerekli olan altyapıyı tamamlamaya başladı. Bu gelişimi destekleyen en önemli güç ise ABD’ydi.

Ancak bilindiği gibi ABD’nin dış politikası farklı çıkar ve baskı gruplarının etkileriyle şekillenir. Dolayısıyla Kürt Devleti projesinin ABD tarafından desteklendiğini söylemek, yalnızca yüzeysel bir yorum olacaktır. Daha derinlemesine bir analiz yapmak için, sözkonusu projenin ABD’deki hangi grup ya da gruplar tarafından desteklendiğine bakmak gerekir.

Şimdi bunu birlikte yapacağız. Washington’a göz atacak ve Kürt Devleti projesinin orada en çok kimler tarafından savunulduğunu inceleyeceğiz. Kar- şılaşacağımız adres ise tanıdıktır: Ortadoğu’daki varlığını tehdit altında gören ve bu tehditten kurtulabilmek, Hıttin Korkusu’nu aşabilmek için tüm bölgeyi etnik temellere göre irili ufaklı devletlere bölmek hedefinde olan İsrail.

1 New York Times, 16 Subat 1991; Andrew & Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 351.

Kaynak : http://otvav.wordpress.com

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik