YÖK başkanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YÖK başkanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2007 Cuma

Ankara Barosu: YÖK'ün denklik yönetmeliği bilimsel değil, ideolojik

Ankara Barosu Başkanı avukat Ahsen Coşar, yurtdışından alınan diplomaların denkliğiyle ilgili yeni düzenlemenin bilimsel ve objektiflikten uzak olduğunu söyledi.

Coşar, denklikle ilgili düzenlemenin evrensel değerlere göre yapılması gerektiğini vurgularken, "Oysaki, denklikle ilgili olarak getirilen ölçütler; evrensel değil, yerel ve hatta milliyetçi, akademik yönden tarafsız değil, aksine ideolojik, özgürlükçü değil kural koyucu ve öyle olduğu için de kısıtlayıcı ve sınırlayıcı, bilimsel ve objektif değil görecelidir." dedi. Getirilen yeni kıstasların Harvard ve Oxford gibi marka üniversitelerin diplomalarının bile denklik gerekçesiyle reddini gerektirebileceğini belirten Ahsen Coşar, düzenlemeye Ankara Barosu olarak karşı olduklarını bildirdi.

Yurtdışından alınan diplomaların denkliğine yönelik olarak bir disiplin getirilmesi ve denkliğin kabulünün kimi objektif ilke ve ölçütlere bağlanmasının zorunlu olduğunu kaydeden Baro Başkanı, "Denklikle ilgili olarak öngörülecek ölçütlerin evrensel değerlere uygun ve objektif olması, eğitimin bilimsel içeriğini ve kalitesini göz önüne alması, akademik eğitimi siyasallaştırmaması, bilim özgürlüğünü kısıtlamaması, bilimsel araştırma etiğine uygun bulunması gerekir." dedi.

Ahsen Coşar, baro olarak tepkilerinin gerekçesini şöyle özetledi: "Yükseköğretim Kurulu'nun denklik ölçütleri 'Atatürk milliyetçiliği', 'Türk olmanın şeref ve mutluluğu', 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilmek ve bunları davranış haline getirmek', 'milli kültüre, Türk örf ve âdetlerine aykırı olmamak' gibi yerel siyasi ölçütlerdir. Oysaki, denklikle ilgili olarak getirilen ölçütler; evrensel değil yerel ve hatta milliyetçi, akademik yönden tarafsız değil aksine ideolojik, özgürlükçü değil kural koyucu ve öyle olduğu için de kısıtlayıcı ve sınırlayıcı, bilimsel ve objektif değil görecelidir."

'Kendisi olmak'la 'dünyalı olmanın' birbirinden kopuk, biri diğerine düşman kavramlar olmadığını, aksine birisi için ötekinin mutlaka gerekli olduğunu anlatan Baro Başkanı, "'Kendisi olarak kalmak' adına dünyaya sırt dönmek ya da 'dünyalı olmak' adına kendi yerel değerlerini, kültürel değerlerini yadsımak yanlış yerlere savrulmaktır." dedi. Coşar, dünyanın önceden tasarlanmış bir geleceğe doğru gitmediğini ifade ederek, özgürlüklerin genişletilmesini savunarak sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Böyle bir dünyada hak ettiğimiz yeri, ancak ve ancak 'kendimiz olma' talebiyle, 'dünyalı olma' hedefi arasında bir sentez kurarak, özgürlüklerimize sahip çıkarak, özgürlüklerimizin sınırlarını genişleterek, geleceğin belirsizliğini korku olmaktan çıkartıp evrensel ve uygar değerlerle örtüşen bir tercihe dönüştürerek kazanabiliriz."

YÖK'ün, 11 Mayıs 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımladığı 'Yurtdışı Yükseköğretim Kurumları Denklik Yönetmeliği', başta Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eser Karakaş olmak üzere akademisyenler, eğitimciler ve sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekmişti. Ankara, Zaman

13 Mayıs 2007 Pazar

Bürokratik elitin 61'lik barikatları ( O ne lan 69 , 31 karşımı bir pozisyon mu::)

Bürokratik elitin 61'lik barikatları

Parlamentodaki siyasi çoğunluk yalnızca siyasi iktidarı değil, devlet iktidarını da ele geçirmeye çalışıyor" YÖK Başkanı Teziç'in büyük bir suçu ifşa eder gibi söylediği bu cümle aslında neyi işaret ediyor? / anasının amını inşaa ediyor ( Mesaj bir şeyleri inşaa ediyoruz, işin içinde de ananın amı var )/ Gülay Göktürk, analiz ediyor...

(Bu orospu çocuğu hala parlamentodaki siyasi çoğunluk şunları yapıyor , bunları yapmaya kalktı diyor. Bana bak orospu çocuğu. Kimlerin hangi temellerle ..... ne yapacağını gördünüz artık. Kalın kafanı torbadan cıkar da öyle bir bak . skerim eşgallerini. )

Parlamentodaki siyasi çoğunluk yalnızca siyasi iktidarı değil, devlet iktidarını da ele geçirmeye çalışıyor" YÖK Başkanı Teziç'in büyük bir suçu ifşa eder gibi söylediği bu cümle yaşanan krizin özünü de ifade ediyor./ O onun görüşü , bence işin özü , paragöz , korkak , milli bilinçten uzak , dar görüşlü , erdemsiz , kişiliksiz ( veya kişilikleri başkalarının hakimiyetine bağlanan ) Şapşallar sürüsünün , Geçmişte kimlerle oynaştığını yormuyorum. Artık bizimle , halkla oynaşmaya çalışmaları dır. Ama ne kirli geçmişlerinize ne geçmişteki hep bir ileriden gelen karar ve müdahalelere güvenmeyin. En tepenizdekini sikerim, hiç te acımam /

Böylece bürokratik elit, parlamenter sistemden ne anladığını bir kez daha veciz bir biçimde ortaya koymuş oluyor: Siyasiler haddini bilecek; / kendileri için de geçerli o / parlamentoda siyasetçilik oynayacak, ama devleti ele geçirmeye kalkmayacak! / Devlet yönetimini anlamak için türk tarihini incele ecnebi ibne , soysuz piç / Devleti ele geçirmeye çalışmayı suçların en büyüğü olarak ortaya koyanlar, her seçimin devletin büyük oranda el değiştirmesi için yapıldığını da unutmuş görünüyorlar / devlet el değiştirmez , halka hizmet edenler değişebilir, Devletimizle ilgili herkez herşeyi bilmez, sorusu olanların sorusu cevaplanır. Halkımıza hizmet için buradayız, engellemeye kalkanlara gereken güzelliği yaparız /. Unutmakta da haklı, çünkü Türkiye'de böyle bir şey olmuyor. Meclis değişiyor, hükümet el değiştiriyor, yani milli irade değişiyor ama devlet aynı zümrenin elinde kalıyor / skerim o zümreyi eskiden di onlar /ve bütün temel meselelerde milli irade ne derse desin o zümre bildiğini okumaya devam ediyor . Peki ne zamandan beri böyle oluyor bu? Devletin sahibi olduğunu iddia eden bürokratik klik / kim onlar ? ) çok partili hayata geçtiğimize pişman olalı beri... ( Onlarda akıl var mı ki? /

27 Mayıs Darbesi'nin en temel karakteristiği, ülkeyi yönetme yetkisinin seçilmişlerden alınıp bürokratik kurullara devrini anayasal güvence altına aldıran ilk darbe olmasıdır herhalde. 1950-60 arasında yaşanan Demokrat Parti deneyimini "karşı devrim" olarak gören bürokratik kliğin, bu dönemden çıkardığı en önemli ders, Türkiye'de "sandıklara güvenilmeyeceği", halkın sandıktan çıkardıklarını iktidarsız kılacak düzenlemeler yapılmazsa ordu kışlasına döndükten sonra "rejimin yine elden gideceği" oldu. Öyleyse, "darbe arası" dönemleri de sağlama almak lazımdı. İşte, 61 Anayasası'nın içine yerleştirilen MGK gibi, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu gibi, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, YÖK, YAŞ, DPT gibi "barikat kurumlar"ın varlık sebebi sebebi buydu. / Gerekenler yapılacaktır. Mutabıkız o konuda /

1982 Anayasası da 27 Mayıs Anayasası'nın eksik bıraktığı gedikleri kapatarak devleti, siyasetçilerin her türlü sızma teşebbüsüne karşı gayet güçlü bir biçimde tahkim etti! Öyle sıkı bir şekilde tahkim etti ki, bürokratik kurumlar kendilerinden sonra gelecek kişileri de kendileri belirleyerek, oligarşik iktidarlarını sağlama almışlar adeta bir saltanat zinciri oluşturdular. Şu anda, cumhurbaşkanını halkın seçmesine gösterilen tepkinin, "Devleti de ele geçirmeye çalışıyorlar" feryadının aslı işte bu saltanat zincirinin kırılmasından duyulan korkudur. / korkunu bir faydası yok , yediler içtiler eğlendiler, şimdi hesap zamanı , hesabımızı alacağız ki önümüz görünsün. Geçmişe inelim. Geleceği bilelim . /

AK Parti'nin yapmaya çalıştığı şey ise, seçilmişlerin darbe ertesinde yapılan anayasalarla bir avuç bürokrata / onlar cok tehlikedeler, kim koruyorsa cıksın . Bu hayvanlar için karanlık göründü, ne yapacağını bileceklerdi, makam mevki gecici, para içinse yaptıkları. Mezarlarına para da koyarız. şöhret içinse, isimlerini de yaşatırız. Biz olamasak ne kadar yaşayacaklardı. Ölümsüzleştirelimmi sizleri. Neden Yaşarsınız siz lan _? Yaşamanız için sebepleriniz var mı? Skerim insani duygularınızı , öyle bir ihtimal yok. Neden yaşıyorsunuz siz? /kaptırdığı iktidarını geri alma çabasıdır. Evet, merkez sağın demokrasiyi sadece sandığa indirgeyen tarihi zaafının farkında olmalıyız, "milli irade" kavramını zaman zaman "azınlık hakları" nı gölgelemek için de kullandığını bilmeli ve kuvvetler ayrılığı ilkesine önem vermeliyiz. Ama aynı zamanda, Türkiye'de 1961'den başlayarak her askeri darbenin kendi anayasasını yaparken "kuvvetler ayrılığı" bahanesiyle siyasi iktidarları iktidarsızlaştırma operasyonu yürüttüğünü de görmeliyiz.

Kuvvetler Ayrılığı'nı savunmalıyız ( bu ayrılık için kuvvetini bu ibneler dış mihraklardan alıyorlar. Hangi kuvvetler ayrılığı?? Hangi kuvvetler. Temelleri ne? Geçmişleri ne ? Ezbere konusmalarla olmaz bu iş. Kuvvetler ayrılığı varsa, tanımlayalım onları. Görelim kimin ne mal olduğunu.

örnek: çok güzel anlatırım :)) Teziç ibnesinin dayanakları. 1- ibnelik , 2- masonluk , 3- şeffaflık , 4- tecavüzcülük , 5- kerhanede çalışma fantazisi Anladınız siz onu...

senin paşalarını sikecem teziç! Fantazilerimi süslüyorlar onlar. Aldın sen mesajı

, ama kuvvetler ayrılığı adı altında, bürokrasinin iktidarı gasp ettiği bir sistemi de savunmamalıyız. Bürokrasinin yaptığı darbe anayasalarıyla, tümden iptal edemediği seçimleri anayasa hükümleriyle geçersiz hale getirmeye çalıştığını; "darbe arası" dönemlerde de iktidarda kalmayı garanti altına aldığını anlamalıyız. / Görürüz biz onları /

Bugünkü Cumhurbaşkanlığı seçim tartışması, hem kuvvetler ayrılığı ilkesini, hem de seçilmişlerin yönetim hakkını birlikte gözetecek sistem tartışmalarının başladığını gösteriyor. Yıllardır ertelenen bu tartışma artık kolay kolay kapanacağa da benzemiyor.

Yazıcıoğlu: Meclis'e seçtirmiyor, halka güvenmiyorsun ne istiyorsun sen?

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkan CHP lideri Deniz Baykal ile YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e sert tepki gösterdi.


Kriz ve darbe tehdidinde bulunan bu isimlerin Türk milletine güvenmediğini belirten Yazıcıoğlu, / o ibneler türk mü önce onu konuşmamız lazım / "Meclis seçsin, seçtirmiyorsun. Halka götürelim, güvenmiyorsun; ne diyorsun o zaman sen? / böyle gelmiş böyle götürürüz diyorlar , içindekini görüyorlar , birilerine güveniyorlar - Böyle gitmeyeceğini bilecekler , yakındır. Onlar için geç mi olacak ? Yoksa zamanını bilecekler mi? / Millet size mahkum mu? / Hiç hoşuma gitmedi duymak. Bu milleti mahkum edece güç daha anasının karnından doğup yuvarlak masaya oturmadı / İlle sizin kalıplarınıza döktüğünüz şekildeki insanlar mı ülkeyi yönetecek?" / onlar bir yaraamı yönetemez , kücük onlar / dedi. Partisinin genişletilmiş il divan toplantısında konuşan BBP lideri, Anayasa paketine destek verdi. Bazı kesimlerin 'millete rağmen milleti idare etmeye çalıştığını' /Bunlar kendi başlarına hiçbir yaraamı idare edemeyecek tipler , anlayan anladı , karanlık göründü onlara / vurgulayan Yazıcıoğlu, "Bunlar vatandaşın içinde hiçbir zaman sofraya bağdaş kurmamış tipler." ifadesini kullandı. / onlar yaraaama oturuyorlar :D /

Yazıcıoğlu, özellikle YÖK Başkanı Teziç'e yüklendi: "YÖK Başkanı'nın korkusunu ben biliyorum. Onlar halktan korkuyorlar. Milletin değerlerinden korkuyorlar. Yasaklarlarla örgülenmiş duvarların arasında bilimsellikten uzak / Bu ibneyi anlatan , ondan öncekilerde aynı , ortak özellikleri bilimsellikten uzak olmaları ! Amerikan örgütü bunlar. Kalın gelir bunların hesabı, öyle düşünün siz /, milletin değerlerinden kopuk / Onları çeken eşcinsel ritüeller var . biricik biraderlerim benim. Bende de var yarak. Anladınız siz onu / uzaylı gibi yaşıyorlar." Tandoğan ve Çağlayan'ın ardından İzmir'de düzenlenecek Cumhuriyet mitinglerini de değerlendiren Yazıcıoğlu, mitinglerin düzenlenmesini demokrasinin göstergesi olarak yorumladı. Herkesin meydanlara çıkma hakkının bulunduğuna dikkat çeken Yazıcıoğlu, ancak bu tür toplantıların örtülü yapılmasına karşı çıktı. Yazıcıoğlu, "Cumhuriyet mitinglerine H ve P harfi eklenmeli. CHP adınaysa muğlak olmamalı. Organizatörler açıklanmalı." ifadelerini kullandı. Hasan Bozkurt, Ankara / yok cumhuriyeti temsilen bir onlar kaldı galiba, gizlemeye calısıyorlar ayak oyunlarıyla. eğitiminizi sikecem sizin. Geçmişinizi sikicem sizin, eğitim biraderlerinizi ve burnunu sokanları kesecem, siz gördünüz o konuyu ..

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik