allahın kitabları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
allahın kitabları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2007 Pazar

Darbe tellalı ABD'ye gelin gidiyor

Türkiye'ye 'yakında darbe olacak' diyen ve senaryo skandalını gözü kapalı yalanlayan Zeyno Baran nişanlısı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Bryza ile evlenecek.


Darbe tellalı ABD'ye gelin gidiyor

Bahar Bakır'ın haberi:

Zeyno Baran ilk kez 2006'da Newsweek'te yayımlanan makalesiyle Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşmüştü. Yazdığı makalede "2007'de Türkiye'de darbe olma ihtimali yüzde 50-50" diyordu. Bir yıl sonra, geçen hafta Türkiye'yi neredeyse bir krize sürükleyecek olan "dehşet senaryolarıyla" yeniden gündeme oturdu.

Zeyno Baran 31 Ocak 1972 doğumlu. Gazeteci bir ailenin kızı. Babası Ahmet Uran Baran, Hürriyet'in ilk Moskova ardından Atina temsilcisiydi. Annesi Füsun Arsan da Günaydın'da gazeteciydi. Zeyno Baran Avusturya Kız Lisesi'nden 1991'de mezun oldu. ABD'nin en prestijli siyaset okullarından Stanford Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu.

1996'da Dünya Bankası'nda Kemal Derviş'le Bosna konusunda çalıştı. Think tank hayatına ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından CSIS'te (Center for Strategic and International Studies) Bülent Ali Rıza'nın başkanlığını yaptığı Türkiye programında başladı. 1998'de CSIS'te Gürcistan Programı'nı kurdu. Özellikle Kafkasya ve enerji sorunu üzerinde yoğunlaştı. 2003'te Nixon Center'a geçti. Uluslararası Güvenlik ve Enerji Programları Masası başkanı oldu. Üç yıl çalıştığı Nixton Center'dan 2006 Nisan'ında ayrıldı ve Hudson Institue'a geçti. Bu geçişe neden olarak Nixon Center'ın aşırı realist politikalarını gösterdi. Halen Hudson Institue'un Avrasya Politikaları programının başkanı.

Onu tanıyan kişilerin bir kısmı Zeyno Baran'ı aşırı çalışkan, çok hırslı biri olarak tanımlıyor. Az yiyip az uyuduğunu, sosyal hayatının yok denecek kadar az olduğunu anlatıyorlar. Bazıları onun okulda karizmatik ve parlak olduğunundan bahsederken, bazıları da aşırı birikimli ve uzman denebilecek biri olmadığını, hâlâ bir çocuk olduğunu belirtiyor.

Zeyno Baran son günlerde yaşadıklarını "kocaman" bir yanlış anlaşılma olarak yorumluyor ve "Analizlerime devam edeceğim" diyor. Bu yıl içinde nişanlısı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza ile evleneceğini de ekliyor.

Türkiye'nin gündemine bomba gibi düştünüz. Gündeme geldiğiniz konuyla ilgili gelişmeleri nasıl karşıladınız?
Toplantı bitince Paris'e döndüm. Olayları ertesi gün öğrendim. Başta gelişmeleri çok da ciddiye almadım. Ama Türkiye o kadar gerilmiş ki, hemen şahsım ve toplantıya katılanlar için kötü niyet arandı. Kesinlikle böyle bir şey yaşayacağımı beklemiyordum. Böyle kapalı toplantılar hep olur. Mesela biz "ABD İran'a girerse ne olur?" gibi sorular üzerinden çalışmalar yaparız. Toplantı öncesi dönemde senaryolar yazıldı. Fakat o dönemde ben Türkiye'deydim. Dönünce toplantının amacı, katılımcılar konuşuldu. Bu senaryolara gerek görülmediğine karar verdik. Zaten bu toplantının amacı Türkiye'nin sabrının kalmadığı, Kuzey Irak'a girebiliriz mesajlarını verirken o bölgede büyük sıkıntılar yaşayan ABD'yle bir fikir tartışmasıydı. Çünkü ABD PKK'yı El Kaide gibi görmüyor. Beni en çok üzen bana CIA ya da MOSSAD ajanı yakıştırmalarıydı.

2006'da da Newsweek'teki yazınızla dikkatleri üzerinize çekmiştiniz. Bu tür yazılar ya da denildiği gibi "senaryolar" üretmeye devam edecek misiniz?
Yazılarımda birilerinin dikte ettirdiği şeyler yok. Newsweek'teki yazımın tek talihsizliği zamanlamaydı. Benim yazımdan önce Ahmet Necdet Sezer olsun, Yaşar Büyükanıt olsun bu tür söylemler yapmışlardı. Ayrıca ben bir analiz ve yorum yaptım. Yaptığım şey haber değildi.
ABD ve Avrupa'da içerideki gerginliğin tam anlaşılmadığını ve bu sürecin sürprizlere yol açabileceğini düşündüm.
O yüzden bunu yabancı bir dergide yazdım. Yani bir senaryo yazmadım. Analizlerime devam edeceğim. Önümüzdeki birkaç ayda Türkiye-ABD ilişkileri gerilmemesi konusunda, ABD'nin El Kaide ile PKK'yı aynı kefeye koyması ve bir an önce somut adımlar atması konusunda yazıp çizeceğim. Türk iç politikasıyla ilgili değil...

"Ne Mesut Yılmaz'a ne de başka bir Türk lidere danışmanlık yaptım"

Washington'da çalışmak, gelişmelere oradan bakmak nasıl bir şey?
ABD'deki bir düşünce kuruluşunda çalışmak, başka bir ülkede çalışmaktan çok daha tatmin edici. Yaptıklarınız en azından dikkat çekebiliyor, karar alma sürecini etkileyebiliyor. Herhangi bir ayrımcılık yapılmıyor. Böyle bir yerde çalıştığım için şanslıyım. Ama bunun için 11 yıl çok çalıştım.
Son iki-üç yıldır Washington'da en önemli konu Irak, Afganistan, Çin, Pakistan. Türkiye ciddi bir kriz olmadan burada gündeme gelmiyor. Türkiye ile ilgili toplantılara belirli kişilerden başkası katılmıyor.

26 yaşındayken Mesut Yılmaz'a Mavi Akım Projesi'yle ilgili olarak danışmanlık yaptığınız, özel bir uçakla kendisiyle Moskova'ya gittiğiniz yazıldı.
Bu soruyu sorduğunuz için çok teşekkür ederim. Ben ne Mesut Yılmaz'a ne de başka Türk bir lidere paralı ya da parasız danışmanlık veya arabuluculuk yaptım. Mavi Akım projesine yapılmadan önce ve sonra da karşıydım çünkü Türkiye'nin çıkarlarına uymadığı görüşündeyim. İkincisinin de öyle. Mesut beyle o dönemde bir-iki görüşme yapmıştık. Mavi Akım'a jeopolitik nedenlerden dolayı olumlu bakmadığımı anlatmıştım. Kendisi "Rusya'daki seyahate katılır mısın, belki görüşün değişir" dedi. Ben de hiçbir söz vermeden gittim. Bundan sonra da projeyi desteklemediğimi belirten makaleler yazmaya devam ettim.

Bu kadar genç yaşta bu sorumluluğu nasıl aldınız, neden Yılmaz sizin gibi genç birine danışmayı tercih etti?
Ben her şeyi bilmem. Kendi konularımı (Avrasya bölgesinde doğalgaz ve enerji politikaları, Türkiye-ABD ilişkileri, İslam-demokrasi ilişkisi) iyi bilirim. Bana değer verdiği için danıştığını düşünüyorum. Gürcistan'dan Kazakistan'a, Fas'tan Fransa'ya kadar üst düzey liderlerle görüşme fırsatım hep oluyor. Bu benim için alışılmadık bir durum değil. Annem ve babam tanınmış gazeteciler olduğundan 15 yaşımdan beri Türkiye'deki parti liderlerinin, işadamlarının evimize girip çıktığını bilirim.

"Genetik mühendisi olacaktım; kanımda politika varmış"

İki önemli gazetecinin bulunduğu bir ailede büyüdünüz. Nasıl geçti çocukluğunuz?
Benim çocukluğumda ikisi birlikte değillerdi. O yüzden bana annem ve anneannem baktı. Veli toplantılarında herkesin annesi olurdu, benimki yurtdışındaydı. Annem çok güçlü, girişken ve bağımsız bir kadındı. Erkek arkadaşlarıma karşı beni çok korurdu. Babam ise ağırbaşlı, ciddi, mesafeli, her şeyi kendine dert eden bir kişiydi. Çok zor yerlerde çalıştı. İki gazeteciyle düzgün bir aile hayatımız çok yoktu. Çünkü zor ve stresli bir meslek. Ama ikisi de çok çalışkandı.
Annem sonra Zafer Mutlu'yla evlendi. Onu hiçbir zaman üvey baba olarak görmedim. Kardeşimizi kaybettikten sonra aile içinde bir trajedi yaşandı. Çok zor günler geçirdik.
Annem de babam da "Gazeteci olma" diye bana çok söylediler. Lisedeyken matematik ve fizikte çok iyiydim. Amerika'ya genetik mühendisi olmak için gitmiştim. Fakat kan çekiyor derler ya, uluslararası ilişkiler okudum ve yine politika içinde kaldım.

Bu noktaya gelmenizde ailenizin payı var mı?
Amerika'ya gitme kararımı kendim aldım. Bir yıl boyunca odama kapanıp ders ve İngilizce çalıştım. Üniversiteden sonra ne yapayım diye büyüklerimle konuştum.

Kaç dil biliyorsunuz?
Türkçe ve İngilizce. Sekiz yıl Almanca eğitim görmeme rağmen konuşmayınca çok unuttum. Bir ara Fransızca ve Latince de öğrenmiştim ama unuttum şimdi.

"Kıyafetlerim Network'ten, ayakkabılarım Divarese'den"

Okul yıllarınızdan neler hatırlıyorsunuz?
Çok çalışkan ve düzgün bir tiptim. Öğrenciyken anti-popüler bir tip değildim ama popülerdim de denemez. Sınıf başkanıydım. Hiç çekinmeden Avusturyalı hocalarımla tartışırdım aklıma yatmayan şeyleri... Okul çıkışı eve gitmezdim. O dönemde Taksim'de McDonald's açılmıştı. Bazı arkadaşlarımla oraya giderdik.

Günlük hayatınızda nasıl bir kadınsınız?
Giyim kuşam konusunda annem bana hep kızar. Makyaj, saç ve kıyafetle ilgim yok. Sade ve spor giyinirim. Renk konusunda aşırı derecede muhafazakarım. Çok fazla siyah giyiyorum. Kendimi zorlayarak arada kırmızı ve pembe bir şeyler almaya çalışıyorum. Modayı takip ettiğim söylenemez. Alışverişimin tamamını Türkiye'den yapıyorum. Kıyafetlerimi Network'ten alıyorum, ayakkabılarımı Divarese'den. Nişanlım Bryza ise Vakko ve Mudo'yu çok seviyor. Gömlek, kravat ve ceketlerinin çoğunu o da Türkiye'den alıyor.

Annesi Füsun Arsan:

"Hırslı değil, çalışkandı. IQ'su 158'di"

Kızınızın Türkiye'nin gündemine bu şekilde oturacağını hiç düşündünüz mü?
Ben kızımın hep çok iyi işler yapacağını biliyordum, yaptığını da görüyorum. Olanları yanlış anlaşılma, durumu iyi analiz edememe olarak değerlendiriyorum. Benim küçük kızım tarafsızdır. O hiçbir ideolojinin arkasında değildir, çalıştığı Hudson Institute'un bile.

Peki kızınıza yönelik suçlamaları duyduğunuzda ne yaptınız?
Hemen aradım. Çok üzgündü ve şaşırmıştı. Sadece PKK konusunda konuşulduğunu, her şeyin yanlış anlaşıldığını söyledi. Kızımla gurur duyuyorum, tüm dediklerinin arkasındayım. Zeyno'yu taraf yapmak istediler ama o laik, Müslüman, arkasında hiçbir güç olmayan biri.

"Zeyno'nun geleceği çocukluğundan belliydi"

Bir dönemin en tanınmış gazetecisisiniz, eski eşiniz de. Kızınızın bu mesleği seçmesinde payınız oldu mu?
Aslında çocuk yaşlarında politikaya atılacağının sinyallerini başarılarından veriyordu. Zeyno Avusturya Lisesi'ni çok yüksek bir dereceyle bitirmişti. Bu derece ona Almanya ya da Avusturya'da bedava okuma hakkı tanıyordu. O ise ABD'de eğitim çok daha iyi diye oraya gitti. Oranın en büyük sekiz üniversitesine başvurdu ve hepsine de kabul edildi. Stanford Üniversitesi'ni birincilikle bitirdi. Ondan bu kadarını beklemiyordum açıkçası. İslam ve demokrasi konulu bitirme teziyle en kıymetli ödül olan Firestone Award'u aldı. Ben orada bu çocuğun geleceği belli oldu dedim.

Zeyno için çok çalışkan, hırslı bir insan diyorlar...
Zeyno çok akıllı, çok çalışkan ve mütevazı bir çocuktu. Uslu ve sakindi. Hassastı. Ödevlerini en kısa sürede bitirirdi. Hatta ben fazla çalışıyor diye onu çalışma masasından uzaklaştırırdım. IQ testi yaptırmıştık, 158 gibi yüksek bir derece çıkmıştı. Bu kızın parlak olacağı o zamandan belliydi.
Sosyal hayatına da önem verirdi. Sinemaya gitmeyi ve arkadaşlarıyla takılmayı çok severdi. Spora bayılırdı. Çok iyi tenis oynar, solak olduğu için engellenemez backhand'leriyle karşısındakileri yenerdi. Ayrıca çok da iyi kayak yapar, Avusturya Kız Lisesi'nde kayak takımında ödülleri var. İyi bir yarışçıydı. Ama dizi sakatlandı. Fitness'ı da çok sever.
ABD'de üniversite bittikten sonra orada yaşamak için ilk başta bir think tank'te çalıştı. Ayrıca bir de ek iş bulmuştu. Tercüme yapıyordu galiba. Dolayısıyla hırslı değil çalışkandı. Hâlâ sorarım "Kızım bu kadar çalışıyorsun, bari para kazanıyor musun?" diye "Uf anne, ne parası" diyor.

"Byrza ile evleniyoruz"

Sizi tanıyanlar sizin için yemez içmez, deli gibi çalışır, çok hırslı diyorlar. Çalışmaktan özel hayatınıza vakit ayıramıyor musunuz?
Amacım para ve şöhret olsaydı başka tür iş yaparım. O yüzden hırslı değilim. Evet, alanımda derinleşmek için çok çalışıyorum. Bu suç mu? Genelde hafta içi sabah 8'den akşam 9'a kadar çalışıyorum. Toplantılar, yemekler, kendi özel çalışmalarımla geçiyor. Hafta sonunda spor salonuna gidiyorum. Kitap okuyup arkadaşlarımla kafelere gidiyorum.
Nişanlım var: ABD Dışişleri Müsteşarı Yardımcısı Matthew Bryza. O da benim gibi çok yoğun çalışıyor. Birbirimizi arayıp "Haydi yemek yiyelim" ya da "Eve dönelim" demesek sabaha kadar çalışacağız. Birlikteyken evde zaman geçirmeyi, klasik müzik dinlemeyi ve konuşmayı seviyoruz. Yaşlı gibiyiz değil mi? İleride çocuğum olduğu zaman daha az çalışmayı düşünüyorum. Ama işimi hobim gibi görüyorum.

Peki ufukta evlilik görünüyor mu?
Evet, bu yıl içinde evleneceğiz.

CSIS, Nixon Center sonra Hudson Institute'ta görev yaptınız. Sonraki basamak ne?
Gerçekten bilemiyorum. Başta Hudson'a girmekten tereddüt etmiştim. Çok fazla neo-con olarak tanınıyor. Ama sonra böyle olmadığını gördüm. Enstitü de bu imajının sadece kurucusundan geldiğini düşünüyor. İş hayatında her şeyi oluruna bırakıyorum

(Milliyet)



Bak kürt . 3 cümleni okudum . 3 cümle sarfet , 3 cümle duydum . Elime düşsen . Hemen idam etmem. Acı cektire cektire yaşatırım. Cehennemliksin. Farkındasın artık. kürtsün. Alımlısın takib ediyoruz. Senin gib değerler üst makamlar buluyor. Üst makamlarınızı da takib ediyoruz. Düşüreceğim sizleri .


Beynin . çok yanman lazım. çok yatırım lazım . Çok karmaşık. Çok tepkilisin. seni adam aadam dam ameileyat cok ilerde. beyin. cok derin. deliyim ben. yok deliyim ben. çok delirtirim kız . Çok manyak. Cok delisin. inşallah yakında gelicem. Bir milletle nasıl uğraşılır göstericem . Cok dertlisin. Derin Allah . akıl. Yankım . Yakarım. Yalakalar art. Çok şom ağızlılar var

16 Haziran 2007 Cumartesi

The Secret'in sırrı açığa çıkarsa!

"The Secret" kitabı satış listelerinin üst sıralarındaki yerini koruyor... Bu kitabın gerçek sırrı göründüğü gibi "iyi düşün iyi hisset mi?" Sadece bu olsa televizyon programlarının da içinde bulunduğu bu denli büyük bir projeyi kim finanse ederdi, bu kadar reklamını kim yapardı? iyibilgi özel / amcıklar yapardı


The Secret'in sırrı açığa çıkarsa!

Kızının verdiği bir kitap ile "sır kafasında çakan" Rhonda Byrne, TV ve kitap projesinde konuşturduğu öğretmenleri topluyor... Mekan ABD... Byrne ise Avusturyalı.... / Olmaz öyle şet /

Aslına bakılırsa, bu kitabı ortaya çıkaranlarla insanın tanrılaştığı küresel din tezgahçıları aynı noktadan hareket ediyor / Bu islamcılar cok yanılgı içindeler bazen , allah ilim , if else ihsan , Gerçek anlamda allaha yakınlık sadece ibadet teheccüt değil ilim seviyesiyle de? Ne kadar çok ilim o kadar çok sabrımı taşırma, daha yolun çalışkanıyız. Sınırsız ol , Tanrı / . Yoga ve meditasyon şebekelerindeki alternatif din çabası, The Secret ekibinin kutsal kitabı "İyi düşünürsen herşey iyi olur" cümlesinden ibaret / Doğrusu allah diyen odur. Kitab hakkın . Artık ilim fazilet biziz , iyi diledik. İyi olacak / olan bir öğretiye hizmet ediyor: Kabala

Kitapta dikkat çeken "iyi düşün iyi hiset" düşüncesinin yanında "Bu sırrı kullan, kader yoktur, / Kaderin var, Küçüksen ilimlen, eminsen senin üç sene sonra hangi koordinat içinde olacağını bilen bar. Bakırköy? :) / Tanrı dediğin içinde / Karmaşıksın , ama içinde var bit yeniği /, kaderini kendin belirle / Karmaşık /"... düşüncesi...

Bilindiği gibi bu düşünce New Age/ Yeni Çağ dinlerinin ortak noktası. / Adım var /

Prof. Dr. Şinasi Gündüz dünya üzerindeki 100'ü aşkın New Age akımının "kaderi" sıfırladığını ve bunu yaparken de geleneksel ögelerden beslendiğini anlatıyor ve ekliyor: Bu akımlar geleneğe ters düşmemeye ve tepki toplamamaya dikkat ederek yayılıyor. Bu nedenle yeni bir din olmadıklarını idddia ediyor. Ama yayılış biçimleri ve örgütlenmeleri itibariyle "din"ler... Yayılırken de gizemci teoriler, Tao, Karma felsefeleri, kişisel gelişim, meditasyon grupları, sırlı kitaplar, taşlar, büyü ne sihir nesneleri, astroloji aygıt olarak kullanılıyor."/ Tabi badi /


*****

Prof. Gündüz'ün de belirttiği gibi "The Secret", "Bir Dilek Tut Hayatın Değişsin" gibi kitapların da bu noktada değerlendirilmesi gerekiyor. Secret'ın ön sırrı: New Age dinler... İşte bu yüzden çok satıyor, işte bu yüzden bol keseden reklamları yapılıyor, bu yüzden televizyonlar bu projeye kapılarını açıyor, internet siteleri kuruluyor

*****

"Bu akımların yüzde 90'ı ABD'den yayılıyor" diyen Prof. Gündüz, Bu akımların temelinde Kabala öğretisinin de büyük payı olduğuna işaret ediyor: "Kabala öğretisinin temelinde, cifir ve gizeme dayalı şifreler vardır / yuk , onlar karmaşık, ilim allahın , /. Bu şifrelerle insan geleceği / çok tatminkar / ve tabiat kontrol altına / olmaz böyle teşekkür / alınır ve insan böylelikle yaratıcı olur / yaratılabilirsin. bir köle olarak? / ve kaderi değiştirebilir /Küçüklerin kaderini değiştir / bu inanışa göre. Yahudilik temelli Kabala gibi öğretilerin seküler dünyada dinden uzaklaştırılmış insanların yaşadığı manevi boşluğu fırsat bilip empoze edildiği açık. "

/bomba /

*****

Birçok araştırmacı yazar tarafından da Kabalistik fikirlerin daha önce de İskenderiye felsefesi ve Gnostik inançlara ve hatta Pitagorcu, Platoncu, Hint Brahmancı ve Budist fikirlerine benzerlik arz ettikleri kaydediliyor... Bu benzerlikler, bu öğretinin kılık değiştirerek yayılmasına da zemin hazırlıyor...

Genelde Kabalistler arasında iki meyil var: Biri tamamen doktrin ve dogma koluna; diğeri de pratik ve mücizevi harikalar işine koyulmuş durumda. The Secret ve "Bir Dilek Tut Hayatın Değişsin" gibi kitaplar bu ikinci kolun ürünü gibi duruyor. Zaten "Dilek Tut Hayatın Değişsin" kitabının yazarı Gahl Sasson ünlü bir Kabalist. Kitaba önsöz yazan kişi Budist lider Dalai Lama... Kitabın ilk çevrildiği dil ise Türkçe oldu!

The Secret projesinin de içinde yer aldığı New Age öğretilerin Kabala öğretisinin çocukları olduğunu görmek, meditasyon, yoga ve kişisel gelişim çetelerinin nasıl bu kadar hızla ve örgütlü yayıldığını görmek hiç de zor değil aslında... Kabala'ya göre herşey enerjiyle mümkün / çok sıgm / olabilmekte ve mutlu olabilmemizi saglayabilmekte . Dünyevi yaşam veya yaşamlardan sonra her bir ruh sonunda Tanrıyla birleşmek üzere arındırılması istenmekte / Fantastik bit yeniği /...
Sırlarla yaratıclığı / Yaratıcaz, değişik makaralar. Şekil veren sen oluyorsun. /ve hayatımızın iplerini /Çok manyakça bir tecrün / elimize almamız / elinize birşeyler verilecek muhakeme / salık verilmekte... Sırlara ulaşan kişinin sonsuz bir yaratma / karanlık / ve yok etme / bunun karanlığı yok. Kabaca. Şapşallık / gücüne sahip olacağı iddia edilmekte...Yani "Adam Kadmon" (Tanrı İnsan) hedeflenmekte... / Oldı aşkım. Uçam değerlisin. /

Bu ilkelerin hepsi yeni çağ dinlerinin de felsefesi... Felsefe aynı, görünümler farklı. The Secret'ın sırrıyla Adam Kadmon olmaya hazır mısınız / dam mı bu makara /? Yazar Rhonda Byrne'nin okuduğu sırlı bir kitaptan -Kabala beni andı!- keşfettiği sırrı öğrenmeye / anılacak şeyler yap? yıraklı olursun. Yanlış şeyler de dahil. Ama hesabım acıklı , piç kurusu katiller. Delirtilmeye hazırmısınız?/... O halde pamuk eller cebe / Hsrsanız bir yoklayın becerinizi /... Gözler yıldızın altı köşelisine... / O yıldızın her bir kösesi bana girsin. /

iyibilgi.com

1 Ocak 2007 Pazartesi

TEVRAT VE İNCİL TAHRİFATA UĞRAMIŞTIR!

26.2.2000 TÂRİHİNDE MEKTUP YAZAN T.K. ADINDAKİ HIRİSTİYAN TÜRK KARDEŞİMİZ ŞÖYLE DİYORDU:
- "Şahsen beni masonluk hakkındaki görüşleriniz ilgilendirmiyor. Daha çok Hıristiyanlık ile olan görüşleriniz ilgilendiriyor. Şahsen bir Hıristiyan olarak İncil’in değiştirildiğine veya İsa'ya ait bir İncil olup ta sonradan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın o İncil’den akıllarında kalanları yazdıklarına inanmıyorum."
- "Diyelimki öyle oldu... gerçekten İncil aslını koruyamadı... ya da bir İncil vardı da saklandı... ya da yok oldu... O zaman o devirden Muhammed’e kadar olan insanlar yanlış bir şeye inandıkları anlamına gelir... Tanrı insanların yanlış bir şeye inanmalarına nasıl karşı gelmedi?... Veya Kur’an’daki Hicr sûresinde "Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz" kelimesiyle Allah kendi indirdiği kitabını koruyacağını vaat ediyor!"
- "Sizce burada bir çelişki yok mu? Yoksa İncil Allah’ın bir kitabı değil miydi? Eğer İncil Allah’ın bir kitabı ise, o zaman yeterince güçlü bir Allah’a inanmıyor musunuz? Musa ile ilgili bilgileri Kutsal kitaptan veriyorsunuz ve sonra ona ‘değiştirildi’ diyerek karalıyorsunuz. Bunun ışığında verdiğiniz tarihsel bilgiler sağlam değil mi? Bir de Muhammed’in gerçekten Allah’ın elçisi olduğuna kesinlikle emin gözüyle bakıyorsunuz. Yani bir adam 1400 yıl önce çıkıp 'Bana Cebrail geldi, vahiyler getirdi. Bunlar Allah’ın sözleridir' dedi ve buna kayıtsız şartsız inanıyorsunuz.."
- "Ama bir sorun var... Aynı şekilde Mormonların da ve Bahailerin de böyle iddiaları var. Onlar da kendilerine bir meleğin geldiğini ve Tanrı’nın onlara vahiyler sunduğunu iddia ediyorlar. Kanıt nerede? O gelen meleğin gerçekten Cebrail olma olasılığı nedir? "
- "Bir kesinlik yok ise, Tanrı nasıl emin bir şekilde insanlara Kendini sunamamıştır?"
HEMEN ŞUNU BELİRTELİM Kİ, BU KARDEŞİMİZİN DİLE GETİRDİĞİ HUSUSLAR ÖYLE PAT DİYE CEVAPLANDIRILACAK VE SATHî MÜSLÜMAN İNANCI İLE GEÇİŞTİRİLECEK ŞEYLER DEĞİL!...
ASLINDA BİZİM DE BİR SORUMUZ VAR: MEKTUBU YAZAN TÜRK İSİMLİ KARDEŞİMİZ ANADAN DOĞMA HIRİSTİYAN MIDIR?.. YOKSA SONRADAN OLMA, YÂNİ ÜLKEMİZİ SARMIŞ MİSYONERLERE KAPILARAK DİN DEĞİŞTİRMİŞ BİR KİŞİ MİDİR, MERAK ETTİK... BU SORUNUN CEVÂBINI BİLSEYDİK, DAHA İYİ OLURDU.
TAHMİNİZ ODUR Kİ, KENDİSİ YENİ DİN DEĞİŞTİREREK PROTESTANLIĞI KABUL ETMİŞ BİR ŞAHISTIR... YAZDIKLARIMIZ O AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMELİDİR...
ASLINDA MEKTUPTA BİRBİRİNDEN AYRI ALINMASI GEREKEN BİR KAÇ HUSUS VAR... BİZ BU YAZIMIZDA SADECE ELDEKİ TEVRAT VE İNCİL’DEKİ "TAHRİFAT" MESELESİ ÜZERİNDE DURACAK VE BU AÇIDAN KUR’AN-I KERİM’İN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ DELİLLERİYLE ANLATMAYA ÇALIŞACAĞIZ.
BİR DEFÂ YAHUDİLİK, HIRİSTİYANLIK VE MÜSLÜMANLIK BİRBİRİNDEN FARKLI KÜLTÜRLER OLUŞTURMUŞTUR... FARKLI KÜLTÜR DEMEK, FARKLI MANTIK, FARKLI ANLAYIŞ DEMEKTİR... BUNUN SONUCU OLARAK, AYNI KELİMELER FARKLI KÜLTÜRLERDE FARKLI MÂNÂLAR TAŞIR... ORADAN BAŞLIYALIM.
--BİRİNCİ HUSUS:
ÖNCE "TEVRAT" VE "İNCİL" KELİMELERİNE BİR TANIM GETİRMEK GEREKİR... ÇÜNKÜ HIRİSTİYANLAR İLE MÜSLÜMANLARIN BU İKİ KELİMEDEN ANLADIKLARI FARKLIDIR.
İSLÂM’A GÖRE, HZ. MUSA’YA İNEN VAHİY’İN TÜMÜ TEVRATTIR. HZ. DÂVUD’A İNEN VAHİY’İN TÜMÜ ZEBUR’DUR. HZ. İSÂ’YA İNEN VAHİY’İN TÜMÜ İSE İNCİL’DİR...
BU NOKTADA "VAHY" KELİMESİNE DE BİR TANIM GETİRMEK DURUMUNDAYIZ.
İSLÂM’DA ALLAH’IN PEYGAMBERLERE MESAJINI, GENELDE CEBRAİL ARACILIĞI İLE İLETMESİ "VAHİY"DİR!.. BU ALINAN MESAJLAR, SEMÂVÎ KİTAPLARIN "ÂYET"LERİNİ OLUŞTURUR. EN ÇOK BİLİNEN MÂNÂSI BUDUR... ÖTE YANDAN, ALLAH’IN İNSANLARA, CANLILARA VE DİĞER VARLIKLARA NE YAPMALARI GEREKTİĞİNİ "EMİR" VEYÂ "İLHAM" YOLUYLA BİLDİRMESİ DE "VAHİY" OLARAK GEÇER!.. ANCAK BUNLAR, SEMÂVî KİTAPLARIN YAZILI ÂYETLERİ DEĞİLDİR.
İLHAM-MESAJ TARZINDAKİ VAHİY, SADECE ALLAH’TAN GELMEZ. EN’AM SÛRESİ 112. ÂYET "PEYGAMBER DÜŞMANI ŞEYTANLARIN KENDİ ARALARINDA VAHİYLEŞTİKLERİNİ" SÖYLER... YÂNİ BİRBİRLERİYLE HABERLEŞİRLER.
ŞU HALDE İSLÂMİYET’TE TEVRÂT, İNCİL, ZEBUR VE KUR’AN’LA BİRLİKTE VAHİYDEN SÖZ EDERKEN; SÂDECE PEYGAMBERLERE MESAJ OLARAK İLETİLEN VE ÂYET HÂLİNE DÖNÜŞEN İLÂHî MESAJLAR KASTEDİLİR.
HALBUKİ HIRİSTİYANLIKTA "VAHİY" İLE "İLHAM", HATTÂ KİŞİLERİN "ŞAHSî İFÂDELER"İ BİRBİRİNE KARIŞMIŞTIR. HEPSİ "VAHİY" OLARAK ELE ALINIR, VE AYNI DEĞERDE KABUL EDİLİR... BUNU AŞAĞIDA GÖRECEĞİZ.
DEDİĞİMİZ GİBİ, İSLÂM’IN "TEVRAT" DEDİĞİ KİTAPTA SÂDECE HZ. MUSA’YA İNEN ÂYETLER (VAHİY); "ZEBUR" DEDİĞİ KİTAP SÂDECE HZ. DÂVUD’A İNEN ÂYETLER (VAHİY); "İNCİL" DEDİĞİ KİTAP TA SÂDECE HZ. İSÂ’YA İNEN ÂYETLERDEN (VAHİY) İBÂRETTİR!.. KUR’AN-I KERİM’DE HZ. MUHAMMED’İN SÖZLERİ OLMADIĞI GİBİ; BU KİTAPLARIN ASLINDA DA HZ. MÛSA’NIN, HZ. DÂVUD’UN, HZ. İSÂ’NIN KENDİ SÖZLERİ YOKTUR.
BUNLARIN BİRİNCİSİNDE HZ. MUSA’NIN HAYATI, İKİNCİSİNDE HZ. DÂVUD’UN HAYATI, ÜÇÜNCÜSÜNDE HZ. İSÂ’NIN HAYATI DA YER ALMAZ... TIPKI KUR’AN-I KERİM’DE HZ. MUHAMMED’İN HAYATININ YER ALMADIĞI, SÂDECE ONA HİTAPLARIN (MESAJ) YER ALDIĞI GİBİ!..
İŞTE BU NOKTADA MÜSLÜMANLARIN "TEVRAT" DEDİKLERİ KİTAP İLE HIRİSTİYANLARIN "TEVRAT" DEDİKLERİ KİTAP, BİRBİRİNDEN AYRILIR.
"KİTÂB-I MUKADDES (BIBLE)" DİYE BİLİNEN KİTABIN İLK YARISI; "TEKVİN-GENESIS" YÂNİ KÂİNATIN YARADILIŞI İLE BAŞLAR, "MALAKİ" BÖLÜMÜ İLE SON BULUR. BU KİTABA "ESKİ AHİT" ADI VERİLİR. İÇİNDE "MUSA’NIN BEŞ KİTABI" VARDIR Kİ, BUNLARIN ADI, "TEKVİN, ÇIKIŞ, LEVİLİLER, SAYILAR, TESNİYE"DİR... BU "BEŞ KİTAP"TA HZ. MUSA’NIN HAYAT HİKÂYESİ DE VARDIR.
ARKASINDAN HZ. MÛSA’DAN SONRA GELEN PEYGAMBERLERİN HAYAT HİKÂYELERİ, VE "MEZMURLAR" DİYE BİLİNEN HZ. DAVÛD BÖLÜMÜ, VE ONDAN SONRA GELEN PEYGAMBERLERİN KISSALARI, HAYAT HİKÂYELERİ EKLENMİŞTİR. BİZİM "ZEBUR" DEDİĞİMİZ KİTAP İŞTE BU "MEZMURLAR" BÖLÜMÜ İLE İLGİLİDİR.
ENTERESAN OLAN ŞUDUR Kİ, MUSEVİLİKTE VE HIRİSTİYANLIKTA HEM BU "BEŞ KİTAB"A, HEM DE "ESKİ AHİT"İN TÜMÜNE TEVRÂT DENİR!.. ANCAK MUSEVİLER İLE HIRİSTİYANLARIN TEVRATLARI DA BİRBİRİNDEN FARKLIDIR.
GELELİM İNCİL’E!..
İSLÂM’IN "İNCİL" DEDİĞİ KİTAP, SÂDECE HZ. İSÂ’YA İNMİŞ OLAN VAHİYDEN, ÂYETLERDEN İBÂRETTİR.
HALBUKİ HIRİSTİYANLARIN "YENİ AHİT-İNCİL" DEDİKLERİ KİTAP, HZ. İSÂ’NIN HAYATI HAKKINDA 4 AYRI KİŞİ TARAFINDAN YAZILMIŞ OLAN MATTA, MARKOS, LUKAS VE YUHANNA İNCİLLERİNİ, SONRA 12 HAVÂRİNİN HAYAT HİKÂYESİNİ (RESULLERİN İŞLERİ), SONRA HAVÂRİ OLMAYAN PAVLOS’UN (PAUL) MEKTUPLARINI, SONRA DİĞER BÂZI KİŞİLERİN MEKTUPLARI KAPSAR, VE "VAHİY-GELECEK HAKKINDA KEHÂNET" BÖLÜMÜ İLE BİTER!..
ŞU HALDE "TEVRAT" VE "İNCİL" KAVRAMI DEĞİŞMİŞ, TAHRİF OLMUŞTUR!... ASIL TEVRAT VE İNCİL ÂYETLERİ; ESKİ VE YENİ AHİTLER İÇİNDE KAYBOLMUŞTUR. ÜZERİ DİĞER İFÂDELER VE KISSALAR İLE ÖRTÜLMÜŞTÜR.
ÖTE YANDAN YAHUDİLER’İN "TEVRAT"I İLE HIRİSTİYANLARIN "TEVRAT"I DA FARKLIDIR!!... YAHUDİLER ESKİ AHİT’E HIRİSTİYANLIĞIN ORTAYA ÇIKMASINDAN SONRA EKLENEN BÖLÜMLERİ KABUL ETMEZLER.
KISACASI, MÜSLÜMANLAR İÇİN BİR TEK TEVRAT VARDIR, O DA HZ. MÛSA’YA İNEN... HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER İÇİN ÜÇ AYRI TEVRAT VARDIR: BİRİ "MUSA’NIN BEŞ KİTABI"NDAN OLUŞAN TEVRAT, İKİNCİSİ YAHUDİ ESKİ AHİD’İ, ÜÇÜNCÜSÜ DE HIRİSTİYAN ESKİ AHİD’İ!..
MÜSLÜMANLAR İÇİN TEK BİR İNCİL VARDIR, HZ. İSÂ’YA İNEN!.. HALBUKİ HIRİSTİYANLAR İÇİN 5 AYRI İNCİL VARDIR: MATTA’YA GÖRE İNCİL, MARKOS’A GÖRE İNCİL, LUKAS’A GÖRE İNCİL, YUHANNA’YA GÖRE İNCİL, VE BUNLARLA BİRLİKTE , MEKTUPLAR VS.NİN EKLENMESİYLE OLUŞAN "YENİ AHİT"!.. İLK DÖRDÜNE "GOSPEL" DE DERLER, AMA O DA "İNCİL"DİR. TÜRKÇE TERCÜMELERDE BÖYLE BİR AYIRIM YAPILMAZ.
İŞ BURADA DA BİTMEZ... BAZI GRUPLAR, MESELÂ EBONİLER (FAKİR DEMEKTİR), NASTURîLER, SABİLER, MONİKİLER, ZADOKİLER, AGNOSTİKLER, NASIRÎLER HIRİSTİYANLIĞI KATOLİKLERDEN, PROTESTANLARDAN FARKLI ANLAR.
BUNLARIN ÇOĞU HZ. İSÂ'NIN SADECE BİR ADEMOĞLU VE PEYGAMBER OLDUĞUNU KABUL EDERLER... İNCİL'DEKİ PAVLUS'UN MEKTUPLARI BÖLÜMÜNÜ KABUL ETMEZ, HATTÂ SÂDECE MATTA İNCİLİ'NE İNANIRLAR... MESELÂ EBONİLER BU GRUPTANDIR.
YÂNİ HIRİSTİYANLARIN "İNCİL", "YENİ AHİT" DEDİKLERİ KİTAP, HIRİSTİYAN MEZHEPLER İÇİNDE BİLE AYNI DEĞİLDİR.
HALBUKİ "KUR’AN" DEYİNCE MÜSLÜMANLAR DA, YAHUDİLER DE, HIRİSTİYANLAR DA BİR TEK KİTAP DÜŞÜNÜRLER!..
ŞU HALDE DAHA BAŞTAN TEVRAT VE İNCİL KAVRAMI TAHRİF OLMUŞTUR! HEM MUSEVİLER, HEM HIRİSTİYANLAR İÇİN ZEBUR DİYE BİR KİTAP YOKTUR, SADECE KRAL DAVUD'UN ŞİİRLERİ VARDIR! YANİ ZEBUR DA TAHRİF OLMUŞTUR!
-- İKİNCİ HUSUS:
HZ. MÛSA, HZ İSÂ’DAN TAKRİBEN 1000 YIL KADAR ÖNCE YAŞAMIŞTIR. ESKİ AHİT’İN YAZIYA GEÇMESİ İSE, HZ. MUSA’DAN TAKRİBEN 600 YIL SONRA OLMUŞTUR...
TAM OLARAK ANLATMAK GEREKİRSE, M.Ö. 621 YILINDA BİR MÂBED’DE "II. KRALLAR" BÖLÜMÜNE ÂİT TOMARLAR BULUNMUŞ, BUNUN "VAHİY" OLDUĞUNA KARAR VERİLMİŞ, VE ELDEKİ DİĞER KUTSAL YAZILAR VE EZBERDE OLAN BİLGİLER AYNI "ÜSLÛP" İLE YAZIYA GEÇİRİLMİŞ, VE O TÂRİHTEN SONRAKİ PEYGAMBERLERİN HAYATI DA AYNI TARZDA KALEME ALINMIŞTIR. (KAYNAK-1: PH.D. VERGILIUS FERM; AN ENCYCLOPEDIA OF RELIGION, "OLD TESTAMENT" BAHSİ, SF. 543... 1954, PETER OWEN LTD., LONDON)
ANCAK BU YAZILANLAR, ZAMAN İÇİNDE YAHUDİLERİN UĞRADIĞI İŞGÂL VE SÜRGÜN OLAYLARI NETİCESİNDE KAYBOLUP GİTMİŞTİR!... ELDEKİ EN ESKİ İBRÂNÎCE TEVRAT TOMARLARI, DERBENT-DAĞISTAN’DA BULUNANLARDIR, VE M.S. 580 YILINA ÂİTTİR... (KAYNAK-2: DR. WILLIAM SMITH’S DICTIONARY OF THE BIBLE, VOLUME III, "MANUSCRIPTS" BAHSİ, SF. 2223, 1876, NEW YORK, PUBLISHED BY HURD AND HOUGHTON... YANLIŞ OKUMADINIZ, 1876!... SAKIN ATTIĞIMIZ FALAN SANILMASIN!.. 4 CİLTLİK BU SÖZLÜĞÜN TÜMÜ ELİMİZDE...YUKARDA ADINI VERDİĞİMİZ KİTAP DA!)
GELELİM İNCİL’E... MARKUS "İNCİL"İNİ M.S.70 YILINDA ROMA’DA TAMAMLAMIŞTIR... MATTA "İNCİL"İNİ M.S. 80 YILINDA ANTAKYA’DA TAMAMLAMIŞTIR... LUKAS "İNCİL"İNİ M.S. 90 YILINDA FİLİSTİN’DE TAMAMLAMIŞTIR... YUHANNA İSE "İNCİL"İNİ 100 YILINDA EFES’TE TAMAMLAMIŞTIR... YUHANNA’NIN HAVARİ "JOHN" OLDUĞU İLERİ SÜRENLER VARSA DA, BU HIRİSTİYANLAR İÇİN DAHİ İNANDIRICI DEĞİLDİR. LUKAS HİÇ HZ. İSÂYI GÖRMEMİŞTİR. (KAYNAK-1)
303 YILINDA ROMA İMPARATORU DİYEKLETİYON HIRİSTİYANLARCA KUTSAL BÜTÜN METİNLERİ TOPLATMIŞ VE YAKTIRMIŞTIR!..
ÖTE YANDAN "EVANGELİST" DENİLEN "İNCİL" YAZICILARI TARAFINDAN MEYDANA GETİRİLMİŞ OLAN "İNCİL"LERİN SAYISI 360 CİVÂRINDA OLUP, ROMA İMPARATORU KONSTANTİN’İN TOPLADIĞI İZNİK KONSÜLÜ’NDE 4’Ü ALINIP DİĞERLERİ YOK SAYILMIŞ VE İMHA EDİLMİŞTİR. O YÜZDENDİR Kİ, BUGÜN ELDEKİ EN ESKİ "RESMÎ İNCİL"LER M.S. 300’LÜ YILLARA ÂİTTİR. DAHA ESKİYE GİDENİ YOKTUR!.
NE VAR Kİ, 1945 YILINDA MISIR’DA NAG HAMADİ'DE BULUNAN TOMARLAR ARASINDAN "THOMAS İNCİLİ" ÇIKMIŞ, DAHA SONRA BULUNAN "ÖLÜ DENİZ TOMARLARI"NDAN DA YİNE ELDEKİ İNCİL KOPYALARINDAN DAHA ESKİ METİNLER BULUNMUŞTUR... ORTAYA "MERYEM’İN İNCİL’İ", "BARNABAS İNCİL’İ" VE "FİLİP’İN İNCİL’İ" DİYE YENİ "İNCİL"LER ÇIKMIŞTIR... PAPALIK BUNLARI KABUL ETMEZ. .. ANCAK ARKEOLOG VE TÂRİHÇİLER METİNLERİN GERÇEK OLDUĞUNU SÖYLÜYORLAR. SADECE "BARNABAS İNCİLİ"NİN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN YAZILAN SAHTE BİR İNCİL OLDUĞU İDDİASINI ÖNE SÜRENLER VAR... DİLE GETİRMEKLE YETİNİYORUZ.
HALBUKİ KUR’AN ÂYET ÂYET İNDİĞİNDE DERHAL YAZIYA GEÇMİŞ, PEYGAMBERİN ASHÂBI TARAFINDAN EZBERLENMİŞTİR. KEMİK, DERİ VE TAHTA PARÇALARI ÜZERİNE YAZILI OLAN BU METİNLER HZ. MUHAMMED’İN VEFATINDAN HEMEN SONRA İLK HALİFE EBUBEKİR TARAFINDAN BİR ARAYA TOPLANMIŞ, KONTROL EDİLMİŞ VE İTİNÂ İLE SAKLANMIŞTIR... 3. HALİFE OSMAN ZAMANINDA İSE BU METİNLER TEK BİR KİTÂB HALİNDE YAZILMIŞ, 4 ÂDET OLMAK ÜZERE ÇOĞALTILIP İSLÂM ÜLKELERİNİN DÖRT BİR BUCAĞINA DAĞITILMIŞTIR... BU YAZMA VE ÇOĞALTMA ESNÂSINDA TEKRAR TEKRAR KONTROLLER YAPILMIŞ; EN UFAK BİR EKLEME, ÇIKARTMA, DEĞİŞTİRME OLMAMASI İÇİN BÜYÜK DİKKAT SARFEDİLMİŞTİR...
BU ÇOĞALTMA OLAYI HZ. MUHAMMED’İN ÖLÜMÜNDEN SÂDECE 25 YIL KADAR SONRA OLMUŞTUR. ONU GÖREN, KUR’AN’I İLK EZBERLİYENLERİN ÇOĞU HÂLÂ HAYATTA İDİ... O YÜZDENDİR Kİ, 1400 YILDIR YAZILMIŞ, BASILMIŞ MİLYONLARCA KUR’AN-I KERİM’DEN BİR TÂNESİ BİLE DİĞERLERİNDEN FARKLI DEĞİLDİR!... HZ. OSMAN’IN OKURKEN ŞEHİT EDİLDİĞİ İÇİN KANINA BULANMIŞ KUR’AN DA ÖZBEKİSTAN’DA TAŞKENT MÜZESİNDEDİR... BU YÜZDEN KUR'AN'IN OTANTİKLİĞİ TARTIŞILMAZ!.
ŞU HALDE İKİNCİ TAHRİFAT, VAHİY İLE KAYDA GEÇME ARASINDAKİ ZAMAN KAYBINDAN VE EZBER NOKSANLIĞINDAN DOLAYIDIR!... TEVRAT’IN YAZILMASI HZ. MÛSA’DAN 600 YIL SONRA, İNCİL’İN YAZILMASI HZ. İSÂ’DAN 70-100 YIL SONRA OLUNCA, ORTAYA "VERSIONS-FARKLI NÜSHALAR" DENİLEN DURUM ÇIKMIŞTIR Kİ, BUNU YAHUDİLER DE, HIRİSTİYANLAR DA REDDETMEZ.
BU DURUMU TAM OLARAK KAVRIYABİLMEK İÇİN KIRGIZLAR’IN MEŞHUR "MANAS DESTÂNI"NI ÖRNEK VERMEK İSTERİZ.... AŞAĞI YUKARI 1000 YILLIK BİR DESTÂN OLMASINA RAĞMEN,MANAS'IN YAZIYA GEÇİŞİ 100 YILLIK BİR OLAYDIR... BU TEŞEBBÜS ESNÂSINDA GÖRÜLMÜŞTÜR Kİ, TOPLAMI 500.000 BEYİTE ULAŞAN DESTÂNI KISIM KISIM EZBERE BİLENLER DE, TÜMÜNÜ EZBERE BİLEN BAKŞİLER DE FARKLI ANLATIMLAR DİLE GETİRMİŞLERDİR. MANAS DESTÂNI’NIN DA BİR ÇOK VERSİYONU VARDIR. MANAS ÂDETA 1000 YIL BOYUNCA YAŞAMIŞ TEK BİR KAHRAMAN GİBİDİR. İLK BAŞLARDA OK-YAY KULLANIRKEN SON BÖLÜMLERDE TÜFEK KULLANIR... ANLAŞILAN DAHA SONRA GELEN KAHRAMANLARIN MACERALARI, HEP MANAS’IN ŞAHSINDA TOPLANMIŞTIR.
-- ÜÇÜNCÜ HUSUS:
İNTERNETTE GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ ECNEBİ HIRİSTİYAN DOSTLARIMIZ, ESKİ VE YENİ AHİTLERİN, HZ. MUSA İLE HZ. İSÂ ŞAKİRTLERİ ARASINDAKİ 1100 YIL BOYUNCA YAŞAMIŞ 40 KADAR AYRI KİŞİ TARAFINDAN KALEME ALINDIĞINI KABUL EDİYORLAR.
- BUNLARIN HEPSİNİ İYİ NİYETLİ OLARAK VASIFLANDIRSAK BİLE,
- ARALARINDAN BÂZILARININ İSMİ BİLDİRİLMEMİŞ PEYGAMBERLERDEN OLDUĞUNU, KUR’AN’DA İFÂDE EDİLDİĞİ GİBİ KENDİSİNE "SUHUF-SAYFALAR" İNDİĞİNİ KABUL ETSEK DAHİ,
- HATTÂ HZ. MÛSA, HZ. DÂVUD, VE HZ. İSÂ’NIN KENDİLERİNE İNEN VAHİYLERİ "AYNEN" KALEME ALDIRTTIĞINI, VE BU ÂYETLERİN ESAS HÂLİYLE KİTÂB-I MUKADDES’TE YER ALDIĞINA İNANSAK BİLE,
TÜM 40 KİŞİNİN "İLÂHÎ VAHİY"E MAZHAR OLDUĞUNU, VE KİTÂB-I MUKADDES’İN TÜMÜNÜN "TANRI’NIN ÂYETLERİ" OLDUĞUNU KABUL ETMEK İMKÂNSIZDIR!..
KALDI Kİ, ÖZELLİKLE YENİ AHİT'İN "MEKTUP" BÖLÜMLERİ TAMÂMEN BEŞERÎDİR!... PAVLUS’UN, PETER’İN, YUHANNA’NIN BİR TAKIM KİMSELERE YAZDIĞI DÂVET VE UYARI MEKTUPLARIDIR.
BUNLAR PEYGAMBER OLMAK BİR YANA, HAVÂRİ DAHİ DEĞİLLERDİR!..
İSLÂM TÂRİHİ’NDE HZ. MUHAMMED’İN BİZANS İMPARATORUNA, HABEŞ İMPARATORUNA, İRAN KİSRASINA YAZDIĞI MEKTUPLAR VARDIR... YAZAN PEYGAMBER OLMASINA RAĞMEN, BUNLAR "İLÂHî VAHİY" KABUL EDİLMEZ!.. SÂDE MÜSLÜMANLARDAN HİÇ BİRİ BUNLARI BİLMEZ.
KALDI Kİ, PAVLUS’UN MEKTUPLARI,ASLA HZ. MUHAMMED’İN MEKTUPLARI İLE KIYASLANAMAZ!.. BİRİ PEYGAMBER, ÖTEKİ HAVÂRİ (ASHAB) BİLE DEĞİL.. HZ. İSÂ’YA HAYATI BOYUNCA DÜŞMANLIK ETMİŞ, ONDAN YERYÜZÜNDEN AYRILMASINDAN SONRA HIRİSTİYANLIĞA SOYUNMUŞ BİRİ!..
BİR BAŞKA GERÇEKTE ŞUDUR Kİ, "PAVLUS’UN MEKTUPLARI", YENİ AHİT’TE "DÖRT İNCİL"DEN FAZLA YER TUTAR!..
KIYAS KABUL ETMEZ AMA, SIRF BİR BENZERLİK KURABİLMEK İÇİN SÖYLÜYORUZ... PAVLUS’UN MEKTUPLARI, OLSA OLSA MUAVİYE’NİN KUMANDANLARINA, VALİLERE VE DİĞER ÜLKE HÜKÜMDARLARINA YAZDIĞI MEKTUPLARLA KIYASLANABİLİR... BİLİNDİĞİ GİBİ, MUAVİYE UZUN SÜRE HZ. MUHAMMED’E DÜŞMANLIK ETMİŞ EBU SÜFYAN’IN OĞLUDUR. YÂNİ İSLÂM’I SONRADAN BENİMSEYEN BİR ÂİLEDEN GELMEKTEDİR.
YÂNİ HIRİSTİYANLIK, HZ. İSÂ’YA İNMİŞ VAHİYLERDEN, VEYA ONUN SÖZ VE DAVRANIŞLARINDAN (HADİS) DAHA ÇOK PAVLUS’UN YORUMLARINA DAYANARAK OLUŞMUŞ BİR DİNDİR... O YÜZDENDİR Kİ BİZ HIRİSTİYANLARIN SAHTE PEYGAMBERİ DİYE BİR YAZI YAZMAK DURUMUNDA KALDIK.
YİNE YENİ AHİT'TE "RESÛLLERİN İŞLERİ" BÖLÜMÜ VARDIR.
BURADAKİ "RESÛL" KELİMESİ DE İSLÂMİYETTEKİ "PEYGAMBER" KARŞILIĞINDA DEĞİLDİR... ÇÜNKÜ BU "RESÛLLER-ELÇİLER" HZ. İSÂ’NIN HAVÂRİLERİ, ONUN ELÇİLERİDİR, O DA SÂDECE BİR KISMI!... YÂNİ BU KİŞİLER, EĞER KIYASLAMAK GEREKİRSE, İSLÂMİYET’TEKİ "ASHAB" DİYE TANINANLARA DENK DÜŞER... PEYGAMBER DOSTLARI DEMEKTİR.
ÖTE YANDAN İSLÂMİYET’TE ALLAH’IN ELÇİLERİNİ ADLANDIRMAK İÇİN KULLANILAN ÜÇ KELİME VARDIR: PEYGAMBER (FARSÇA), RESÛL, NEBİ... NEBİ KİTÂBI OLMAYAN ELÇİLERDİR... RESÛL İSE KİTAPLI ELÇİLERDİR Kİ, DÖRT TÂNEDİR... BUNLARDAN ÜÇÜ MÛSEVÎLİK ESÂSI ÜZERİNE ÇAĞRIDA BULUNMUŞLARDIR. NE HZ. DÂVUD, NE DE HAYATTA İKEN HZ. İSÂ YENİ BİR DİN KURDUKLARINI BEYÂN ETMEMİŞLERDİR.
PEYGAMBER (PROPHET) KELİMESİ DE YAHUDİLİKTE VE HIRİSTİYANLIKTA FARKLI BİR ANLAM TAŞIR VE "KÂHİN-GELECEKTEN HABER VEREN KİŞİ" OLARAK GEÇER... BİZİM PEYGAMBER SAYDIĞIMIZ BÂZI ZATLAR, ELDEKİ TEVRAT’TA "KRAL" OLARAK YER ALIR... MESELÂ HZ. DÂVUD’UN KRALLIK VASFI, PEYGAMBERLİĞİNDEN DAHA ÇOK VURGULANIR.
YENİ AHİT’TEKİ "RESÛLLERİN İŞLERİ"NE DÖNERSEK; YÜCE ALLAH BU KİŞİLERDEN BÂZILARINA İLHAM VERMİŞ, YOL GÖSTERMİŞ OLABİLİR... ANCAK ONLARIN "İŞLERİ"NİN HİKÂYE EDİLMESİ BİR "İLÂHî VAHİY" DEĞİLDİR... YİNE BENZETMEK GEREKİRSE, İSLÂMİYET’TE BİRİSİ OTURUP HZ. EBUBEKİR’İN, ÖMER’İN, OSMAN’IN, ALİ’NİN, TALHA’NIN ZÜBEYR’İN, HZ. ABBAS’IN AYŞE’NİN, HZ. FATMA’NIN YAPTIKLARINI YAZSAYDI; BU ANCAK "İSLÂM TÂRİHİ"NİN BİR PARÇASI OLURDU... KUTSAL BİR METİN DEĞİL!.. NİTEKİM BİLHASSA HZ. ALİ’NİN CENKLERİ İLE İLGİLİ BU TARZ KİTAPLAR VARDIR, VE ZEVKLE OKUNUR... ALEVÎLER ÇOK DUYGULANIR, AMA O METİNLERİ "KUTSAL" SAYMAZLAR.
KUR’AN-I KERİM’DE HZ. MUHAMMED’İN SÖZ VE DAVRANIŞLARI YER ALMAZ... HZ. MUHAMMED, KUR’AN ÂYETLERİ, YÂNİ ALLAH KELÂMI İLE KARIŞMASIN DİYE, HAYATTA İKEN BUNLARIN YAZILMAMASINI EMRETMİŞTİR!.. BUNLAR ÇOK SONRA "HADİS" ADI ALTINDA BAŞKA KİTAPLARDA TOPLANMIŞTIR...
ŞİMDİ YİNE BENZETMEYLE GİDERSEK; HZ. MÛSA’NIN, HZ. DÂVUD’UN, HZ. İSÂ’NIN VE ARADAKİ DİĞER PEYGAMBERLERİN KENDİ SÖZLERİ DE ÂYET DEĞİL; SÂDECE "HADİS"TİR... BU PEYGAMBERLERİN ÇAĞDAŞLARI TARAFINDAN NAKLEDİLEN HAYAT HİKÂYELERİ OLSA OLSA "HÂTIRÂT" VEYÂ "KISÂS-I ENBİYÂ"DIR... BU PEYGAMBERLERİN ERMİŞ YAKINLARININ HAYAT HİKÂYELERİ İSE, ANCAK "BİYOGROFİ" VEYÂ "VELİLERİN MENKIBELERİ" OLABİLİR... İSLÂM’DA BUNLARIN HİÇ BİRİ "ALLAH KELÂMI, VAHİY, ÂYET" SAYILMAZ, VE KUR’AN-I KERİM’DE YER ALMAZ.
AMA ELDEKİ TEVRÂT VE İNCİL’DE "HADİS"LER, "KISÂS-I ENBİYA" VE "AZİZLERİN MENKIBELERİ" YER ALIR, VE ALLAH KELÂMI ÂYETLER İLE KARIŞMIŞ HALDEDİR, AYNI DEĞERDEDİR... MESELÂ HZ. İSÂ’NIN ÇARMIHTAN İNDİRİLİŞİ, HAVÂRİLERİN ONU GÖTÜRÜP BİR MAĞARAYA KOYMALARI NAKLEDİLİR... HZ. İSÂ’NIN ÖLÜMÜNDEN SONRAKİ OLAYLAR NASIL ONA İNMİŞ OLAN İNCİL'İN BİR PARÇASI OLABİLİR Kİ?..
BENZER BİR OLAY HZ. MUHAMMED’İN VEFATINDAN SONRA DA CEREYAN ETMİŞ, ASHAPTAN BÂZILARI PEYGAMBERİN ÖLÜMÜNE İNANMAK İSTEMEMİŞLERDİ. HZ. EBUBEKİR ONLARI UYARMIŞTI... BU ARADA BÂZI ARAP KABİLE REİSLERİ BİR EVDE TOPLANMIŞ, KİMİN HALİFE OLACAĞINI TARTIŞMAYA BAŞLAMIŞLARDI. HZ. EBUBEKİR’LE ÖMER GELİP OLAYA MÜDAHALE ETMİŞLERDİ... HZ. ALİ BU HALİFE SEÇİMİNE KARIŞMAMIŞ, PEYGAMBERİN DEFİN İŞLERİ İLE UĞRAŞMIŞTI.
BU OLAYLARIN HİÇ BİRİSİ KUR’AN’DA YER ALMAZ. ÇÜNKÜ VAHİY DEĞİLDİR, "KISÂS-I ENBİYÂ"YA, "İSLÂM TÂRİHİ"NE GİRER... RİVÂYET TE MUHTELİFTİR, HZ. MÛSA’DAN VE İSÂ’DAN ÇOK DAHA YENİ OLMASINA RAĞMEN!..
İŞTE BU TARZ OLAYLARIN ELDEKİ İNCİL'DE YER ALMASI DA, ÜÇÜNCÜ TAHRİFATTIR.

Kaynak : http://www.angelfire.com/de3/dumrul/page1.html

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik