kanser de var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser de var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2007 Perşembe

Prostat Nedir ve Nerelerde Yer Alır? Kansel

Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar.
Prostat büyürse içinden geçen üretrayı sıkıştırarak idrar akışını zorlaştırabilir hatta tamamen durdurabilir. Bu nedenle prostat kanserinin belirtilerinden birisi idrar yapmakta güçlüktür.

Prostat bezinin yanından penise giden ve peniste sertleşmeyi kontrol eden bir grup sinir lifleri geçer. Ameliyat sırasında bu sinirler zedelenip sonuçta peniste sertleşme güçlüğü (impotans) gelişebilir. Son yıllarda bu ameliyat sırasında bu sinirleri koruyucu teknikler geliştirilmiştir. Ancak bu sinirleri koruyucu yöntemlerin uygulanabilmesi tümörün boyutuna ve prostat içerisindeki yerleşimine bağlıdır. Eğer radikal prostat ameliyatı size bir seçenek olarak sunulmuşsa kararınızı verirken bu olasılığı akılda tutmanızda yarar vardır.

Ancak, impotans gelişse bile günümüzde bunu değişik yöntemlerle tedavi etmek mümkündür.

Prostat Kanseri Nedir?

Bütün vücut dokularında hücreler kendilerini belirli bir kontrol mekanizması içerisinde yenilerler. Böylece zedelenen doku tamir edilir, yenilenir. Kontrol dışı çoğalan hücreler tümör adı verilen hücre topluluklarını oluşturur. Bazı tümörler büyümelerine karşılık köken aldıkları dokuda sınırlı kalırlar ve komşu organlara ilerlemezler. Bunlara benign (selim, iyi huylu) tümörler denir. Diğer bir kısmı ise sadece büyümekle kalmayıp komşu organlara uzanma ve onları da tahrip etme potansiyeline sahiptir. Bu tür tümörler kan ve lenf dolaşımı ile köken aldıkları yerlerden uzaktaki organlara da sıçrayabilirler. Bu tür tümörlere malign (habis, kötü huylu) tümör yada kanser denir. Kanser hücreleri köken aldıkları malign tümörden ayrılabilir, vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Bu şekilde köken aldıkları organ dışına sıçramış ve oralarda büyümekte olan tümörlere metastaz denir.
Prostat Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırıcılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel faktörlerin etkisi olabileceğini düşünürken, bir başka grup araştırıcı prostat kanserinin genetik (kalıtsal veya ailevi) nedenlerle gelişebileceğini öne sürmektedir. Nedeni ne olursa olsun, prostat kanserinde bugün için kabul edilen en önemli risk faktörü yaşlanmadır. Prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra artmaya başlar.
Sizde Prostat Kanseri Olabilir

Eğer siz ya da ailenizden biri 50 yaş üzeri bir erkek ise kendiniz için yapabileceğiniz ya da o aile üyesine önerebileceğiniz en önemli şeylerden birisi prostat kanseri açısından incelenmektir. Prostat kanseri erkeklerde en sık saptanan kanserdir ve kansere bağlı ölümlerin ikinci sık nedenidir.
Kim Risk Altındadır?

Eğer yeterince uzun yaşarsa hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme riski artar. Prostat kanserlerinin %85'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri gelişebilir. Henüz bilemediğimiz nedenlerden ötürü Afrika kökenlilerde prostat kanseri gelişme riski daha yüksektir. Asya kökenliler bu açıdan daha düşük risk taşımaktadırlar.
LÜTFEN MUAYENE OLUN: ERKEN TANI HAYATINIZI DEĞİŞTİRİR!

Prostat kanseri genellikle çok yavaş büyür. Yıllarca hiç belirti vermeyebilir. Bir çok erkek prostat kanseri olduğunu öğrenemeden başka hastalıklar sebebiyle ölür. Diğer taraftan bir kısım hastada ise prostat kanseri erken, orta ya da geç dönemde iken saptanır.

Prostat kanseri erkeklerdeki en sık kanserdir ve çok sinsi seyreder. Maalesef bir çok hastada hiç bir belirti vermeyebildiği gibi hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 50 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve izleyen yıllarda da düzenli kontrolden geçmeleri çok önemlidir.

Prostat kanserinde tedavinin amacı yaşamı uzatmak ve ailenin ve toplumun aktif bir üyesi olarak yaşanmaya değer hale getirmektir. Ancak hastalık ilerledikçe başarılı tedavi tanımı değişir. Erken evredeki prostat kanserinin başarılı tedavisi genellikle bunun kesilip çıkartılması ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılması ile özdeştir. Buna karşın ilerlemiş prostat kanserinintedavisi ise yakınmaların ortaya çıkışının geciktirilmesi ve ya engellenmesi (bazen yıllarca) anlamına gelir. Bu nedenle prostat kanserinin tam olarak tedavisi hastalığın erken dönemde yakalanması ve uygun biçimde tedavi edilmesi ile mümkündür.

Bilinçli ve bilgili olmak başarılı tedavinin birinci basamağını oluşturur. Bu kitapçık prostat kanseri ve tedavi seçenekleri konusunda sizi bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Öncelikle bilmeniz gereken konu tüm erkeklerin risk altında olduğu; prostat kanserinin başarı ile savaşıp yenebileceğiniz bir hastalık olduğu ve bu hastalık için tedavi alırken bile aktif yaşantınızı sürdürebileceğinizdir. Ayrıca tetkik edilmenin şart olduğu da kavramanız gerekir, çünkü tedavi edilmeden önce sizde hastalık olup olmadığının bilinmesi gerekir.

/ / ayır , ayrık tut , kurcala , kocakarı ilaç ol , kalın kafa ol . istekler . istemediklerin gelş. gelirse gör. kurcala. yayıl . birleştir , bütünleş , = nar , zoka , yallın , basiret . akıllan , ermeniyim . akıllı tarz . akıllan . ermeniyiöç al . ali ilaslan , nar ile ne birleşiyor. istemediklerin oluyor. akıl . ali . ilas lazım .örnek ateş. örnek. yara. örnep ip. örnek ur. örnek kalın kafalar. akıllan biraz.///

bunlardan ayrık yarıl. kalın .

genel... Marul. yarar bez.

yoğurt genell... arada değiştir biraz .tarz . farkına var tadın. az özz . derin. konu ol

kiraz . yarar şeker kız.

bal özzzz....

çok ilaç devamlı . no problem. anladın sen onu. zeytin devam .....


zeytin her şifa. her derin. denir.

böğürtlen yarar kız. nar kiraz yarar erkek.

yulaf bisss. çok yararlı.

kestane .... çok haşere. çişş. edep. ali ilaslan

incir.. yakar. kalın kafalı sın. ateş lazım boz.

,,,, meyve sebze az öz dene...
yararlıları ye.

ayva özz var.

badem , fıstık , elma , ayva , derin konu ol . karanlık....

badem süt . okul . akıl . serin konu ol . karanlık

14 Mayıs 2007 Pazartesi

Kolesterollü gıdalar otizmin ilacı olabilir mi?

Otizm giderek artıyor. Uzmanlara göre önemli sebeplerden biri besleyici değeri, vitamini, minerali düşük, rafine edilmiş gıdalarla beslenmek. Bu konunun Türkiye’deki otoritelerinden Prof. Dr. Ahmet Aydın otizm tedavisinde “yüksek kolesterollü” yiyeceklerin rolünü irdeledi. İşte sonuçlar...

Beslenmebulteni.com sitesinde Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yazısı:

Otizm son yıllarda önü alınamayan salgın bir hastalık şeklinde karşımıza çıktı. ABD’de her 150 çocuktan biri otistik. Sıklık bilinmemekle birlikte otizm Türkiye’de de çığ gibi artmakta. Maalesef birçok çocuk psikiyatrisi ve nöroloji uzmanı otistik çocukların anne babalarına, otizmin bilinen bir nedeni olmadığını, hiçbir zaman düzelemeyeceğini söylüyorlar. Bu hekimler hastalarına birtakım ilaçlar veriyor ve bazı eğitim merkezlerine yönlendiriyorlar. Verdikleri ilaçlar çoğu kez fayda sağlamamakta ve hatta zararlı bile olabilmekte. Esas neden ortadan kaldırılmadığı için eğitimden de istenen yarar alınamamakta. Yıllar süren çabalar anne-babaları bir taraftan maddi zarara uğratmakta, diğer taraftan da umutsuzluğa sürüklemekte.

Son yıllarda yapılan çalışmalar otizmin gizlerini yavaş yavaş çözmeye başlamıştır. Artık çeşitli toksinlere ve ağır metallere (çocuk aşılarındakiler dahil!) maruz kalmanın; vitamin, mineral ve temel besin unsurlarından fakir ve çeşitli katkı maddeleri içeren rafine yiyecekler tüketmenin otizmin temel nedenleri arasında olduğu anlaşılmıştır. Artık DAN gibi bilimsel tedavi protokolleri ile çok sayıda çocuk otizmden kurtulmaya başlamıştır.

Bu konudaki araştırmalar bütün hızı ile devam etmektedir. Ünlü genetik dergisi American Journal of Medical Genetics’in Eylül sayısında önemli bir yazı yayınlanmıştır. Baltimore, Maryland Johns Hopkins Tıp Fakültesi’nden Elaine Tierney ve arkadaşları yaptıkları araştırmada otistik çocukların yüzde 20’sinde kan kolesterol düzeyleri düşük bulunmuştur. Belki de bazı otistik çocukların hastalık belirtileri kolesterolden zengin gıdalar ile hafifleyebilecektir. Aşağıda bahsedilen çalışmanın özetini izleyerek Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın konu hakkındaki yorumunu okuyacaksınız.

Kolesterolden zengin gıdalar ile otistik çocukların davranış bozuklukları düzeltilebilir mi?
Smith-Lemli-Opitz Sendromu (SLOS) kolesterol sentezindeki kusurdan kaynaklanan kalıtsal bir hastalıktır. SLOS’ta 7-dehidrokolesterol 7-redüktaz enziminin doğuştan yetersizliği kolesterol sentezinin öncü maddelerinde anormal bir artış vardır; sonuçta kan kolesterol düzeyleri çok düşüktür.

Bu hastalarda çok sayıda yapısal kusurlar (kafa küçüklüğü, damak yarığı, çene küçüklüğü, göz kapağı düşüklüğü, yapışık parmaklılık; böbrek, kalp ve bağırsak anormallikleri) vardır. Bu hastalarda zekâ geriliği ile birlikte yaygın olarak otistik davranışlara rastlanılır (2).
Aslında çölyak hastalığı, fenilketonüri, frajil X sendromu, Down sendromu, Joubert sendromu, Prader-Willi sendromu, tuberoskleroz, kreatin sentez defekti gibi çok sayıdaki genetik ve metabolik hastalıklarda da otistik davranışlarla sık karşılaşılır. Bu nedenle otizm tanısı alan her çocuğun bu hastalıklar açısından taranması şarttır.

SLOS 1:25,000 sıklığında görülen bir hastalıktır (3). Fakat birçok hasta hafif tiptedir ve bariz bir şekil bozukluğu göstermez. Bu yüzden büyük oranda SLOS hastası teşhissiz bir şekilde yaşamaktadır.

Otistik çocuklar içinde hangi oranda SLO sendromlu hasta olduğu bilinmemektedir. Baltimore, Maryland Johns Hopkins Tıp Fakültesi’nden Elaine Tierney ve arkadaşları bu durumu araştırmak üzere 4-19 yaş arasındaki 100 otistik çocukta hem kolesterol miktarlarını hem de kolesterol sentezi sırasında ortaya çıkan kolesterol metabolitlerini incelediler (1).

Çalışmanın sonucunda hastaların hiçbirinde bozuk kolesterol metabolitine rastlanmadı, yani SLOS’ları yoktu. Hastalığın 1:25,000 sıklığında görüldüğü düşünülürse elde edilen sonuç çok da şaşırtıcı değildi. Ama araştırıcılar ilginç başka bir şey saptadılar. 100 çocuktan 19’unda yani yaklaşık beşte birinde toplam kan kolesterol düzeyleri düşüktü; hâlbuki bu yaş grubu için sınır olan 100 mg/dL’nin altındaydı.

Acaba kolesterolden zengin gıdaları almak kolesterolu düşük otistik çocuklar için yarar sağlar mı?
Bu denenmeye değer bir durum. Çünkü diyetteki kolesterol miktarını artırmak SLOS’lu çocuklardaki otistik davranış bozukluklarında faydalı olabiliyor(4, 5).
SLOS’lu hastalarının kolesterol takviyesi sonucunda otistik davranışlarının iyileşmesi kolesterolün sinirsel steroidleri (nörosteroidleri) etkilemesine bağlanmaktadır (1). Bu spekülasyona göre nörosteroidler merkez sinir sisteminin en önemli yatıştırıcı iletim maddesi olan gama amino bütirik asidin (GABA) reseptörlerinin sentezini artırmaktadır.

Peki kolesterol sentez yolunda bir bozukluk olmadığına göre bazı otistik hastaların kan kolesterol düzeyleri niçin düşük bulunmaktadır?
Bu durum şu şekilde değerlendirilmektedir. Bilindiği gibi birçok otistik çocuğun sağlıklı bir bağırsak florası (yararlı mikroplar, probiyotikler) yoktur. Bunların yerine bağırsaklarında hastalık yapan mantarların sayısı artar. Bu durum safra asitlerinin ve kolesterolün bağırsaktan emilimini azaltır (2).

Maymunlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre diyetteki kolesterolün azalmasının merkez sinir sistemindeki serotonin aktivitesini azalttığı, bu durumun ise saldırgan davranışlara ve depresyona yol açtığı gösterilmiştir (6).

Aynı çalışma insanlar üzerinde de yapılmış ve düşük kolesterollü diyetin benzer şekilde saldırgan davranışlara ve depresyona yol açtığı; intihar eğilimini ise artırdığı saptanmıştır (7-10).

Sonuç olarak kolesterol safra asitlerinin ve birçok hormonun sentezini sağlayan ve hücrelerde yapıtaşı olarak kullanılan önemli bir besin maddesidir. Ama kolesterolün değeri ancak düştüğü zaman anlaşılmaktadır!

Kolesterollü gıdaların koroner kalp hastalığına yol açtığı iddiası ise geçen yüzyıl söylenen en büyük tıp yalanıdır. Nitekim kolesterollü gıdalar azaltıldıkça kalp hastalarının ve intihara teşebbüs edenlerin sayısı hızla artmıştır !

Prof. Dr. Ahmet Aydın (besahmet@yahoo.com)

Kaynaklar

1.Tierney E, Bukelis I, Thompson RE, Ahmed K,Aneja A, Kratz L, Kelley RI. 2006. Abnormalities of Cholesterol Metabolism in AutismSpectrum Disorders. Am J Med Genet Part B 141B:666-668.

2.Tierney E, Nwokoro NA, Porter FD, Freund LS, Ghuman JK, Kelley RI. 2001. Behavior phenotype in the RSH/Smith-Lemli-Opitz syndrome. Am J Med Genet 98: 191-200.

3.Kelley RI, Herman GE. 2001. Inborn errors of sterol biosynthesis. Annu Rev Genomics Hum Genet 2: 299-341.

4.Elias ER, Irons MB, Hurley AD, Tint GS, Salen G. Clinical effects of cholesterol supplementation in six patients with the Smith-Lemli-Opitz syndrome (SLOS). Am J Med Genet 1997; 68:305–10.

5. Starck L, Lovgren-Sandblom A, Bjorkhem I. Cholesterol treatment forever? The first Scandinavian trial of cholesterol supplementation in the cholesterol-synthesis defect Smith-Lemli-Opitz syndrome.
J Intern Med. 2002;252(4):314-21.

6. Kaplan JR, Shively CA, Fontenot MB, Morgan TM, Howell SM, Manuck SB, Muldoon MF, Mann JJ. Demonstration of an association among dietary cholesterol, central serotonergic activity, and social behavior in monkeys. Psychosom Med. 1994;56(6):479-84. Hillbrand M, Waite BM, Miller DS, Spitz RT, Lingswiler VM

7. Serum Cholesterol Concentrations and Mood States in Violent Psychiatric Patients: An Experience Sampling Study J Behav Med. 2000;23(6):519-29.

8. Ainiyet J, Rybakowski J. Low concentration level of total serum cholesterol as a risk factor for suicidal and aggressive behavior. Psychiatr. Pol. 1996; 30(3): 499-509.

9. Muldoon MF, Manuck SB, Matthews KA. Lowering cholesterol concentrations and mortality: a quantitative review of primary prevention trials. BMJ 1990;301:309–14.

10. Iribarren C, Reed DM, Wergowske G, et al. Serum cholesterol level and mortality due to suicide and trauma in the Honolulu Heart Program. Arch Intern Med 1995;155:695–700.





Hiç bir hastalık eksiklik , şifasız Değildir ! Yarraklanın bi zahmet . Göreceksiniz . veya Halledelim de Görelim .

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik