düşman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2007 Çarşamba

Savaş Sanatı (Sun Tzu)

Dünyanın en eski savaş stratejileri kitabı sanırım. Sunumunda “Savaş Sanatı barışın kitabıdır” sözü geçmekte. Bunun sebebi iyiliğe iyilikle, kötülüğe yine iyilikle karşılık vermeyi öğütleyen taoizm felsefesi. Yaşamın, birbiriyle sürekli çelişen güçlerin karışımı olduğunu öneren taoizm, maddesel ve zihinsel gelişmeyi öne çıkarır, teknolojik gelişmeyi vurgularken aynı gelişmelerin yaratacağı tehlikelere de dikkat çeker. Tarihteki liderlerin çoğunun el kitabı olmuştur “Savaş Sanatı”. Adil Demir’e yararlı çevirisi için teşekkür etmek gerek.

Notlar;

  • Savaş sanatında stratejinin anlaşılmazlığı en önemli unsurdur. Duruş belirsiz, hamleler belirsiz öngörülmez olunca, hamleye hazırlık yapmak imkansızdır. Bir komutanı savaşta yenilgiden uzak tutup, zafer kazandıran şey öngörülemeyen akılcılığı ile izi algılanamayan hareket tarzıdır.
  • Yalnızca durumu bilinmeyene etki edilemez. Bilgeler öngörülmezlik pelerinine saklanır, böylece duyguları algılanamaz; belirsizlik içinde hareket ederler, o zaman yolları kesilemez.
  • Askeri harekat aldatmacayı içerir. Gücünüz varken kendinizi güçsüz gösterin. Etkiliyken etkisiz durun. En büyük ustalık beceriksiz ve zayıf görünmektedir. Savaşta verimliliğin ve zaferin yegane ilacı olan sürpriz faktörü karşı taraf hakkında tam bilgiye sahip olurken bilinmez olmaya bağlıdır. Bu nedenle sır tutma ve düşmanı yanlış yönlendirme becerileri ana sanatlardandır.
  • Sun Tzu, düşmana doğrudan saldırarak üstün gelmeye çalışmaktan çok, geri çekilme yöntemleriyle düşmanın kanatları arasındaki dengeyi bozmaya, düşmanın maneviyatı ile oynayarak düşmanın öfkesini, kızgınlığını kendisine karşı kullanmaya önem verir.
  • İyi savaşçılar yenilmelerinin olanaksız olduğu yerde konuşlanırlar.
  • Anafikir düşmanın enerjisini tüketirken kendi enerjisini koruma becerisidir. İyi savaşçılar düşmanın ayağına gitmezler, düşmanın kendi ayaklarına gelmesini sağlarlar.
  • Zihinsel hazırlığı olmayan fiziksel güç, zaferi garanti etmek için yeterli olamaz.
  • Yalnız sana yararı olacağını görüyorsan harekete geç, aksi takdirde hareketten vazgeç. Öfke neşeye, gazap sevince dönüşebilir. Ancak yok olmuş bir ülke varlığına asla kavuşamaz, ölüler yeniden canlanamaz.
  • Bir ordunun yapısının kuruluşundaki mükemmellik ordunun yapısız olması ile tamamlanır. O zaman kimse karşınıza bir strateji ile karşınıza çıkamaz.
  • Komutanlığın en üst meziyeti düşman planını çözüp kırmaktır. En iyi ikinci meziyet düşman güçlerinin birleşmesini engellemektir. Üçüncüsü ise düşman ordusuna savaş meydanında taarruzda bulunmaktır.
  • Bir komutan yapacağı üç hatayla ordusunun başına felaket getirebilir. (1) Orduya ilerleme veya geri çekilme emri verdiğinde ordunun bu emri uygulayamayacağının farkında olmaması. Buna orduyu topallaştırma da denir. (2) Ordudaki koşulları düşünmeksizin orduyu krallığını yönetir gibi yönetmeye kalkması. Bu askerin zihninde huzursuzluk yaratır. (3) Zor koşullara uyum askeri prensibini göz önüne almaksızın, subay seçimi. Bu askerin güvenini sarsar.
  • Yenilgiden kendimizi korumak bizim ellerimizdedir. Ancak, düşmanı yenme fırsatını bize düşman verir.
  • Çalışılmış düzensizlik, disiplinin; çalışılmış korku cesaretin; çalışılmış zayıflık güçlülüğün hazırlayıcısıdır. Düzenliliği düzensizlik pelerininin altına saklamak kısaca bir bölme meselesidir. Cesareti ürkeklik gösterisi ile örtmek, ilerisi için enerji biriktirmektir. Gücü zayıflık maskesi altına almaksa savaş taktik manevrasıdır.
  • Savaş alanına gelip düşmanını bekleyen dinç kalır; sonradan gelip, gelir gelmez savaşa girense daha savaşın başında tükenir.
  • Zafer esnasında uyguladığım taktikleri herkes görebilir, ancak kimsenin göremediği zafer yolunu açan stratejilerimdir.
  • Çok fazla ödül düşmanın kaynaklarının tükendiğini, çok fazla ceza ise aşırı sıkıntı koşullarının varlığını gösterir.
  • Usta savaş taktisyeni çıngıraklı yılana benzer. Kafasına saldırırsan, kuyruğundaki zehirle saldırır; kuyruğuna saldırırsan dişleirini geçirir; gövdesine saldırırsan hem dişleri ile hem de kuyruğu ile saldırır.
  • Askerlerine planı değil görevi söyle. Sonucu parlaksa göster. Durum sıkıntılıysa sakın bir şey söyleme.
  • Düşmanın açığını buluncaya kadar yeni gelin gibi çekingen ol; açığını bulduğun an yaban tavşanı gibi fırla. Düşman için artık çok geçtir.
  • Beceriyle uygulanan dolaylı taktikler hava ya da yeryüzü gibi tükenmez; nehir ya da ırmakların akışı gibi durmaz; güneş ya da ay gibi yeniden doğmak için batar; dört mevsim gibi geri gelmek üzere gider.
  • Saldırıda başarılı komutan neyi savunduğunu bilmeyen düşmana saldırır; savunmada başarılı olan komutan ise neye saldırdığını bilmeyen düşmana karşı mevzilerini savunandır.

Kitapta Sun Tzu’nun 384 savaş taktiğinin yanında 11 savaş filozofunun yorumları da bulunmakta. Bunlardan bazıları;

  • Bir komutan ne cennetten ne dünyadan ne de aradaki insanlık tarafından kontrol edilebilir. Askerliğin ölümün kehaneti olmasının nedeni budur. Komutan ölüm subayıdır. - Du Mu -
  • Yetki devretmeyi bilenler zeki, cesur, açgözlü ve aptalları göreve getirirler. Zekiler becerilerini göstermekten mutlu olurken, cesurlar içindeki hırsı ortaya koyarlar. Açgözlüler kar elde etme peşine düşerken, aptallar ölüme meydan okurlar. - Haung Shigong -
  • Herkesin bildiği şeyler zaten çoktan gerçekleşmiştir. Gerçek bilgenin bildikleri ise henüz gerçekleşmemiştir. - Zhang Yu -
  • Sıradan insanlar zaferin anlamını bilseler de zaferi getirecek koşulları bilemezler. - Wang Xi -
  • Sıradan insanlardan bireysel güç beklemek zordur, ancak moment gücü ile insanları hareketlendirmek daha koladır. Lidere düşen, doğru kişileri seçip moment gücünün işi yapmasını beklemektir. - Mei Yaochen -
  • Düşmana bir yaşam yolu gösterin ki düşman size karşı ölümüne savaşmasın. O zaman düşmanı yenmek kolaylaşacaktır. - Du Mu -
  • Başarılı komutanlar başka türlüdür: Ne ölümüne koşarlar, ne de yaşamak için beklenti içinde olurlar. Olaylara göre kendilerini değiştirir, öfkeye kapılmaz, kendilerine hiçbir zaman hakaret edilmiş hissetmezler. Harekete geçmeleri ya da savunmada kalmaları tümüyle strateji gereğidir, asla memnun olmaz, asla öfkelenmezler. - Chen Hao -
  • Güçlüyken zayıf dur. Cesur olduğunda ürkmüş numarası yap. Düzenli olduğunda dağınık, tam teçhizatlı olduğunda ise kendini yokluk içinde göster. Düşman senin akıllı olduğunu değil aptal olduğunu sansın. - Wang Xi -
  • Ordunun. tıpkı suyun belirgin bir yapısı olmaması gibi, belirgin bir formu olmamalı. Düşmana önceden ne yapacağınızı anlama fırsatı vermeden bulunduğunuz koşullara uyum göstererek saldırın. Kısaca, düşmanın hareket senaryosu kafanızda, durumun izlenmesi ise gözlerinizdedir. - Çao Çao -

9 Mart 2007 Cuma

TÜRK KARŞITI CEPHE FAALİYETLERİ VE DERİN MEDYA

Türkiye’de son gelişmeler gösteriyor ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Türk’ün karşısında, millî değerlerin karşısında eski devirlerde görülen yapılanmalara benzeyen, bu yapılardan biraz da farklı olan şer bir cephe oluşmuştur. Bu şer cephe, tek bir görüşü, eğilimi barındırmıyor. Türk karşıtı bu cephe; Marksist-Leninist, aşırı solcu, yeni liberalist, yeni İslamcı, ikinci cumhuriyetçi, azınlık psikolojisi ile hareket eden, etnik milliyetçi, ırkçı bir cephe… Bu tehlikeli yapılanmanın üyeleri, görüş farklılıkları olmasına rağmen ulus devletin ortadan kaldırılması, Türklüğün yıpratılması amacında birleşerek değişik yöntemlerle saldırılarına başladı. Dış güçlerce desteklenen, güçlü medya organlarına, ekonomik örgütlere, dış bağlantılı sivil toplum örgütlerine, derneklere, vakıflara ve zengin maddi kaynaklara sahip olan bu şer cephenin, ‘işadamı, patron, gazeteci, yayıncı, aydın, siyasetçi, yazar’ maskeli üyeleri Türk’ün savunucusu olan Türkçülere, Türk milliyetçilerine karşı planlı, şiddetli bir saldırı başlattılar. Türkçülerin güçlü varlığından dolayı ulus devletin kolay bir şekilde ortadan kaldırılamayacağını anlayan bu yapı, şimdilerde saldırılarını daha da arttırarak yola devam ediyor.

Doğrudan nefretten, intikam duygularından, Soğuk Savaş hatıralarından beslenen bu gruba karşı Türklerin savunma maksatlı bir yapılanma kurması çok doğaldı. Ki beklenen oldu, Türkler de kendilerine karşı yürütülen bu planlı saldırıya karşı koymak için ortak paydalarda birleşir oldular. Bu ortak paydalar; Türklük, Türklük değerleri, ulus devletin devamlılığı, milletin varlığı oldu. Türklerin bu yeni yapıda önder olarak benimsedikleri, fikirlerine gün geçtikçe daha da önem verdikleri lider Atatürk’tür. Atatürk’e karşı yapılan sistemli saldırının kaynağı da budur. Aslına bakarsanız Kuvayi Milliye’nin dün de düşmanları vardı. Bugün bahsini ettiğimiz bu şer cephenin bugünkü üyeleri de o günkü Damat Ferit’in, Ali (Artin) Kemal’in, milli varlığa düşman isyancıların yeni kuşak temsilcileri… Atatürk’e, fikirlerine, devrimlerine karşı olanlar, Türk olmayanlar, Türklüğe düşmanlık besleyenler bugünkü şer cephede yerlerini aldılar. “Türkiye’de milliyetçilik yükseliyor” söylemlerinin kaynağı olan gelişmelerden birkaçı budur. Bunun dışında içte-dışta devletin etkinliğinin zayıflatılması, başarısız hükümet faaliyetleri, sonu olmayan AB sürecinin dayatılması, AB’nin isteklerinin tartışmasız kabul edilmesi, ekonominin tamamen dış denetime bırakılması, önemli kurumların yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi, milli kuruluşların bu yolla yabancılaştırılması, teslimiyetçi yönetim anlayışı, Kıbrıs’taki dayatmalara karşı yürütülen pasif siyaset, Kıbrıs’a yönelik zarar amaçlı örtülü operasyonlar, Kerkük konusunda Türkleri dışlayan gaspçı anlayışa ve Türklerin katline seyirci kalınması, Irak’ın kuzeyindeki hareketlilik, istenmeyen yapıların belirginleşmesi ve bunların Türkiye’yi tehdit etmesi, gelişmelere hükümet yetkililerinin seyirci kalması, teröristlere yönelik çıkarılan af yasaları ile cezaevlerindeki teröristlerin dağa taşınması, terör örgütüne karşı etkin mücadele edilmesi yerine koordinatörlük aldatmacasıyla Türkiye’nin oyalanması, terör örgütüne sağlanan lojistik, siyasi desteğin devam etmesi, üniter yapıya saldırıların artması, federasyon sözlerinin sıkça dile getirilmesi, ekümeniklik tartışması, patrikhanenin hükümet destekli yasa dışı faaliyetleri, Karadeniz’deki gelişmeler, BOP eşbaşkanlığı ısrarı, ABD-İsrail-İngiltere’nin bölgesel plan, projelerine hükümetin dahil olması, Türk menfaatlerinin dikkate alınmaması, alt kimlik-üst kimlik- Türkiyelilik tartışmaları, Türk milletini kurucu-asli unsur olmaktan çıkarma çabaları, artan yolsuzluk- hükümet kadrolaşması, Türklüğe yapılan açık-kapalı saldırılar gibi gelişmeleri de ekleyebilirsiniz.

Türkler, tehlikede gördükleri milli varlıklarını, kurucusu oldukları, sahibi oldukları ulus devleti korumak, milli varlığa, ulus devlete yapılan sistemli saldırılara karşı koymak için hareketlendiler. İşte bu hareketlilik, Türklerin hızla teşkilatlanması ve güçlenmesi,
emperyal güçlerin desteklediği şer cephede rahatsızlık uyandırdı. Gayelerine ulaşmanın zorlaştığını gördüler. Sahip oldukları kuruluşlar ve medya organları ile bu Türk direnişini zayıflatmaya, bu yapılanmayı karalamaya başladılar. Bu rahatsızlık öyle boyutlara ulaştı ki, ABD’nin kucağında oturan bir zat bile bulunduğu yerden talimat ve temennilerde bulundu. Ne diyordu bu malum şahıs: “Ulusalcı dalgayı aşacağız” Bu açıklamadan sonra kimse de sormadı; “Bu bahsi edilen dalga, neden bu kesimleri rahatsız etmişti?”, “Bu kesimlerce bu dalga neden aşılmak isteniyor?”, “Bu dalga nasıl aşılacaktı, aşmak için ne yapılacaktı?”, “Aşılan dalgadan sonra nereye ulaşılmak isteniyordu, asıl hedef ne idi?”… Bu sorular sorulmadı, cevapları aranmadı.

Türklüğü, ulus devleti hedef alan bu şer cephe, derinliği olan büyük bir çete aslında… Görünmeyen tarafları, bilinmeyen ilişkileri, görünen taraflarından, bilinen ilişkilerinden daha karışık… Türk düşmanı kişi ve gruplarla, dış odaklarla bağlantıları, karanlık ilişkileri var. Bu yüzden Türkiye'de çok çirkin işler oluyor. Hatırlayın geçmişte yaşanan olaylarda Türk milliyetçilerini karalama amaçlı kasıtlı, asılsız iddialar taşıyan yayınlar yapıldı. Hatta birileri, hayatında ikinci kere görüşmemiş, ayak üstü sohbet etmiş kişileri dahi çete olarak tanıttı. Bu kişilerin tek ortak özelliği milli hassasiyeti yüksek kişiler olmalarıydı. Bir şekilde elde ettikleri fotoğraflarla yorumlar yaptılar, bu kişileri birlikte hareket ediyormuş gibi gösterdiler. Karalama kampanyası başlattılar. Sonra söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıktı. Yöntem şu; önce çamur atılıyor, bir yaygara koparılıyor. İddialar doğru değilmiş ne gam? Maksat; izi kalsın, milliyetçiler yara alsın.

Bir tane örnek verdim. Türkiye'de birileri harıl harıl çete, organize bir örgüt arıyor. Aslında Türkiye'yi tehdit eden, en büyük, en organize çalışan örgüt bahsini ettiğim şer cephenin amiral gemisi olan medyadır. Evet, Türkiye'nin çetesi, bir kısım medya.. Öyle tehlikeli bir yapılanma ki, Türkiye'de istediğini rezil, istediğini vezir yapabiliyor. Bir yerlerden aldıkları talimatla aynı anda aynı şeyleri yazıp, aynı şeyleri savunabiliyorlar. A gazetesi A tv.sinde, B gazetesi B tv.sinde çalışmaları hiçbir şeyi değiştirmiyor.. Karga sürüsü gibiler.. Birisi "gak" dedi mi, hepsi birden "gaklamaya" başlıyor. Devletle sorunları var. Milletle sorunları var. Psikolojik harp merkezi gibi çalışıyorlar. Sayfalarından pislik, ahlaksızlık akıyor, ekranlarından ahlaksızlık teşvik ediliyor. Şiddet özendiriliyor. Etnik unsurlar kışkırtılıyor. Onlara göre terörist ‘gerilla’, onlara göre ‘teröristler affedilmeli, teröristlerle devlet masaya oturmalı’, onlara göre ‘ulus devlet bitti, Atatürkçülük bitti’, onlara göre ‘dış güçlere teslim olmaktan başka çare yok’, onlara göre askeri, polisi şehit eden, şehirlerde saldırılar düzenleyen, bomba patlatan, can alan, kan akıtan, araç yakan, bayrak yakan, cam kıran, sivillere zarar veren teröristler ‘demokratik haklarını kullanıyorlar’, onlara göre ‘Türklüğü korumaya gerek yok, Türklere, devlete hakaret serbest olmalı’, onlara göre ‘hepimiz ermeni olmalıyız’, onlara göre “ ‘Türküm’ diyen kışkırtıcılık yapıyor”.

Eskisi, yenisi ile ideolojik bir yelpazeyi andıran, büyük bir çete ile karşı karşıyayız. Türk milliyetçileri medya sahasında yeterli şekilde teşkilatlanamadığı için seslerini yeterli oranda duyuramıyorlar. Bu nedenle, bu büyüyen çete tarafından sürekli Türklük aşağılanıyor, Türk milliyetçileri karalanıyor.

Ne yazık ki, bu organize çete ile mücadele eden yok. Mücadele eden olmadığı için daha da şımaran, aymazlaşan, azgınlaşan bu Türk karşıtı cephe faaliyetlerine devam ediyor. Bunların elinde silah haline dönüşen medya, Türkiye'nin başına daha ne çoraplar örecek, hep beraber göreceğiz.


alıntı..

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik