1 Nisan 2007 Pazar

7 adımda beyin sağlığı

Hayatınızda yapacağınız basit değişikliklerle zihinsel gücünüzü artırmanız mümkün. İşte, beyin sağlığı için yedi temel adım...

Dr. Joseph Mercola’nın, zihinsel faaliyetlerimizi en iyi şekilde yürütebilmemiz için verdiği tavsiyeler şöyle:

1. Hareketli bir yaşam sürün: Hareket etmek sadece vücut için değil, beyin için de son derece faydalı... İş yaparak, spor yaparak, yürüyerek, koşarak yaptığımız hareketler, beynimize kan ve oksijen gitmesini sağlıyor. Bu sayede zihnimiz daha iyi çalışabiliyor. Hareket etmek yeni beyin hücrelerinin gelişimine de yardımcı oluyor.

2. Dışarıya çıkın: Dışarı çıkmak derken, kastedilen barları gezmek değil elbette. Açık havayı soluyabileceğiniz, güneş ışığı alabileceğiniz sokağa çıkın. Güneş ışığından faydalanmak için özellikle gündüz saatlerinde sokağa çıkmaya çalışın.

Büyük şehirlerde yaşayan çoğu insan, penceresi camı olmayan, temiz hava girmeyen iş yerlerinde çalışıyor. Zamanının çoğunu kapalı ortamlarda geçirenlerin günde en az yarım saatlerini güneş ışığını görebilecekleri şekilde dışarıda dolaşmaları veya yemeklerini dışarıda yemeleri gerekir.

3. Uykunuzu alın: Gece yarısından önce yatağa girip günde 6-8 saat arası uyumak beyin faaliyetlerini olumlu yönde etkiliyor. Hangi saatler arasında uyunduğu da çok önemli. Saat 22:00’den hatta 21:00’den sonra uykuya yatmak vücudumuza daha iyi gelecektir.

Uykunun daha azı veya daha fazlası ise zarar. Günde altı saatten az uyumak diyabet gibi çeşitli rahatsızlıklara neden olabiliyor. 8 saatten fazla uyumak sağlık için iyi değildir.

4. İşlenmiş gıdalardan uzak durun: Gofret, cips, çikolata, hazır çorba, bisküvi, puding, gazlı içecekler gibi işlenmiş gıdalar beyin sağlığımız için tehdit oluşturuyor. Taze, işlenmemiş, çiğ, mümkünse organik gıdaları tercih edin. Son senelerde ortaya çıkan yeni bir tehlike var: genleriyle oynanmış yiyecekler (GDO’lar). Organik / ekolojik gıdalar yiyerek bu tehditten uzak durabilirsiniz.

Ayrıca, zihin sağlığı için şekeri azaltmanız, hatta hayatınızdan tamamen çıkartmanız da çok önemli. Şeker kullanmamak Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıkları engelleyebiliyor.

5. Daha fazla yağ yiyin: Beynimiz büyük oranda yağdan oluşmuştur. Yağlı yiyecekler yemek beyin fonksiyonlarımızın daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Yağ ihtiyacınızı karşılamak için her gün balık yağı içebilirsiniz. Fındık, ceviz, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, antep fıstığı gibi yağlı tohumlar veya dövülmüş keten tohumu gibi kaliteli yağ kaynaklarını tüketebilirsiniz.

6. Zihninizi canlı tutun: Kaslarımızın kuvvetli olması için nasıl çalıştırılmaları gerekiyorsa, beynimizin kuvvetli olabilmesi için de zihinsel aktivitemizin devam etmesi gerekli. Hafıza oyunları, puzzle gibi oyunları oynamak bu jimnastiği yapmanıza yardımcı olur.

7. Daha olumlu düşünün: Hayatınızdaki olumsuz gelişmeleri düşünerek bunlar için kahrolmayı bırakın. Başarmak istediğiniz hedeflerinizi, yapmak istediğiniz güzel şeyleri düşünün. Daha olumlu düşünceler üzerine odaklanın. Hayatınızda sevgiyi daha fazla hissetmeniz çok önemli.

http://www.mercola.com

Şeker yememek için 66 neden

Şekerin suç dosyası kabarık. Kurbanları arasında karaciğerden tutun beyne kadar birçok organ var. Bilimin şimdiye kadar tespit ettiği suçları okuyunca bir daha şeker yemek istemeyeceksiniz. iyibilgi zoom

iyibilgi, Malezya Tüketici Derneği’nin tüketicileri bilinçlendirmek için başlattığı “CAP Guide” serisinden çevirileri sizlerle paylaşmaya devam edecek. Serinin şekeri konu alan kitapçığı bu “tatlı katilin” suç dosyasını şöyle sıralıyor.

1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.
2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.
3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.
4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.
5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.
6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.
7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.
8. Şeker bakteri enfeksiyonlarına karşı savunma sistemini zayıflatabilir.
9. Şeker böbreklere hasar verebilir.
10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.
11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.
12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.
13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.
14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.
15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.
16. Şeker gözleri bozabilir.
17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.
18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.
19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.
20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.
21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.
22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.
23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.
24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.
25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.
26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.
27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.
28. Şeker astıma sebep olabilir.
29. Şeker mantar enfeksiyonlarına sebep olabilir.
30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.
31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.
32. Şeker iskemik kalp hastalığına yol açabilir.
33. Şeker apendisite yol açabilir.
34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.
35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.
36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.
37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.
38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.
39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.
40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.
41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.
42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.
43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.
44. Şeker gıda alerjilerine sebep olur.
45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.
46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.
47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.
48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.
49. Şeker DNA yapısını bozabilir.
50. Şeker katarakta sebep olabilir.
51. Şeker amfizeme sebep olabilir.
52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.
53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.
54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.
55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.
56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.
57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.
58. Şeker pankreasa zarar verebilir.
59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.
60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.
61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.
62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.
63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.
64. Şeker depresyona sebep olabilir.
65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.
66. Şeker Alzheimer’s hastalığı riskini artırabilir.

Et, süt, Matrix...

Çocuklara süt içmenin, kalp hastalarına tavuk yemenin, her hafta en az dört yumurta tüketmenin faydalarını anlatıp duruyoruz. Peki, bu ürünler nasıl elde ediliyor? İşte endüstriyel besin dünyasında dehşetli bir gezinti! Ve siz bu gezintiden sonra karar vereceksiniz, kırmızı mı yoksa mavi hapı mı içeceğinize...

Fabrikasyon hayvan çiftlikleri, eski güneşli günleri karartmaya çalışan, insan sağlığını, çevreyi bozan en tehlikeli girişimlerden bir tanesi. Tavuklar bağda bahçede mutlu mesut dolaşıp gezinirken yediğimiz yumurtalar başkaydı. Aynı tavuklar gün ışığı nedir, hiç görmeden, yem-yumurta-dışkı üçlemesinden ibaret bir hayat yaşarken yediğimiz yumurtalarsa, bambaşka... Kendisini tanıyan, bilen, seven bir kızın sütünü sağdığı inek mutluydu. Memelerine emici pompalar takılmış, "hijyenik", "el değdirmeden" sütü sağılan inek mutsuz.

Hayvanları "mal" gibi gören anlayış, onları tassavur edilemeyecek kadar kötü koşullarda, hareket etmelerine izin vermeksizin, pislik içinde barındırırken kötütük sadece bu hayvanlarla sınırlı kalmıyor. "Ne yersen osun" sözünü hatırlarsak, bu hayvanların mutsuzluğu, yediğimiz etlerle, sütlerle, yumurtalarla içimize işliyor. Hayvanlara verilen antibiyotikler, hormonlar da farkettirmeden vücudumuza giriyor.

"Meatrix" isimli animasyon filmleri, bu konuları son derece çarpıcı bir biçimde dile getiriyor. Filmler İngilizce ama, hayvanlara yapılan işkencenin boyutlarını çok güzel hissettiriyor. Ben özellikle yavru buzağılara anne sütünün, anne memesi yerine makinelerle verilmesinden etkilendim. Film, bu buzağılara anne sütünün, ölü hayvan kanlarıyla karıştırılarak verildiğini söylüyor. http://www.themeatrix.com/intl/turkish/ (Türkçe altyazılı) ve http://www.themeatrix2.com/ linklerinden filmler seyredilebilir.

Ne yapabiliriz?

Fabrikasyon hayvan çiftlikleri yerine, küçük çiftliklerde yetiştirilen hayvanların etini, sütünü, yumurtasını arama vakti geldi.

Geçtiğimiz kış, köy tavukçuluğunu öldürmeye çalışan "kuş gribi" harekatçılarına rağmen, köylerde bir sürü tavuk hala, ortalıkta dolaşarak hayatından memnun, yaşıyor. Köy yumurtası ve köy tavuğu eti ilk tercihimiz olmalı. Bunları bulamıyorsanız, gerçekten yemeye gerek de yok.

Süt, tereyağı, krema, kaymak, yoğurt alırken "pastörize edilmemiş", çiğ olanlarını bulmaya çalışın. Eskiden İstanbul'un her sokağında "süüütçüüü..." diye inceden bağırarak geçen sütçüleri, büyük süt endüstrisinin girişimiyle neredeyse yok ettik. Ama, hala bulunabiliyor. Prof. Dr. Ahmet Aydın'ın dediği gibi, "kaymak tutmayan sütten, ekşimeyen yoğurttan kaçının". O güvenilir, hijyenik, annemizin yoğurdu gibi yoğurt yapan büyük markaların yoğurtlarından hangisi ekşiyor artık?

Et alırken büyük, mega, hiper marketleri değil, semtinizin kasabını tercih edin. Büyük marketler, doğaldır ki, "mallarını" küçük üreticiden değil, büyük fabrikasyon çiftliklerden tedarik ediyorlar. Sığır eti veya daha eti yerine kuzu eti tercih edilebilir. Hormon, ilaç, vs. kullanımı varsa bile kuzular bundan çok az etkilenmiş oluyorlar.

Şeker uyuşturucu gibi… Öldürüyor!

British Medical Journal’da yayınlanan bir makalede “Şeker, tütün kadar tehlikeli, uyuşturucu sınıfına sokulmalı” dendi. Evet, anneler babalar top sizde. Hala çocuğunuza uyuşturucu vermeye devam edecek misiniz? “Ne yapalım, çocuğum gofreti, şekeri çok seviyor” deyip kafanızı kuma mı gömeceksiniz? iyibilgi zoom

Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.

British Medical Journal’da yeni yayınlanan bir makalede “Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır” diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza “hediye ettiğiniz”çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da “şeker isimli zehire” anne-babaları alıştırıyor en önce.

Şekerin ettikleri

• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.
• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.
• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.
• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var

Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz.

Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi... Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.

Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı

Özellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!

Şekerdeki genetik risk

Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü.

Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor mesela...

Şekerin gizli isimleri

Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Karacaoğlan’ın “zehir oldu yediğimiz şekerler” deyişi günümüzde daha bir geçerli...

Yeni Aktüel

Mustafa Kemal'e göre Peygamberimiz

“Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle MUSTAFA KEMAL ATATÜRK” Yusuf Koç ve Ali Koç’un hazırladıkları gerçek bir başucu kitabı. Çeşitli kaynaklardan alınarak, Mustafa Kemal birçok yönü ile anlatılıyor.
Mustafa Kemal’in, Hazreti Muhamed ile ilgili görüşlerini bu çalışmalardan izleyelim mi?
"Atatürk ve Din Eğitimi" adıyla Ahmet Gürbaş’ın yazdığı kitaptan:
“1930 yıllarında, İslam düşmanı bir şarkiyatçının Hz. Muhammed hakkında yazdığı bir kitabı tercüme eden bir yazar, eserini Atatürk’e takdim eder. Atatürk kitabı inceledikten sonra tarihçi Prof. Dr. Şemsettin Günaltay’ı çağırtır ve kitap hakkında fikrini sorar. Günaltay’ın cevabı:
- Ele alınacak bir şey değil, bir facia olur Paşam.
Atatürk Günaltay’ın sözünü bitirmesini beklemeden yerinden fırlar ve yanında bulunan Başvekil İsmet Paşa’ya dönerek:
- Bu paçavrayı toplatın ve tercümeyi yapanı da devlet hizmetinde kullanılmamak üzere hükümet kapısından uzaklaştırın, der.”
Şemsettin Günaltay’ın anlattıkları, Ülkü Dergisi 100. sayısında:
"Hz. Muhammed’i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır... Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesi´nde en büyük bir komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve tatbik edebilir? Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harpte bile askeri dehası kadar siyasi görüşü ile de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar.”
AKDTYK Yayınları, "Atatürk Düşüncesinde Din ve Laiklik" adlı eserden:
“Hz.Muhammed, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir. Fakat sonsuza kadar O ölümsüzdür.”
Atatürk’ün SDV’den:
“Ey millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur’andaki manası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa, gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak’tır.”
Yine Atatürk’ün SDV’den:
“Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah’ın evi idi. Millet işlerini Allah’ın evinden yapardı. Hz. Peygamber´in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize, milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah’ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevap kazanacağımı ümid ediyorum, efendiler; camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek, yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır.”

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik