19 Eylül 2007 Çarşamba

İsveç'te provokasyon itirafı: Amacım Müslümanları aşağılamaktı

Hz. Muhammed'e (SAV) yönelik karikatürü çizen Lars Vilks, karikatürü çizmesindeki asıl amacın "provokasyon ve Müslümanları aşağılamak" olduğunu itiraf etti.



Vilks, karikatürlerin ortaya çıkardığı krizin sağladığı ünle daha fazla para kazanmayı umduğunu söyledi. Ressam Vilks, kendisine yönelik gelen ölüm tehditlerinin de kendisine daha fazla para getireceğini umut ettiğini ekledi.

İsveç'in Expressen gazetesine konuşan Vilks, polisin şu an için evinde kalmasına izin vermediğini söylerken, "Burada güvende olmadığıma inanıyorlar, sık sık polisin göstereceği adreslere taşınmak zorundayım" diye ekledi. Avrupa Fetva Grubu'nun ölüm tehdidinden vazgeçtiğine de değinen Vilks, "Bu iyidir fakat gerçek hayatta nasıl olur bilmiyorum" diye konuştu.


19 Eylül 2007, Çarşamba


/Beyaz güt. gördük . akıllandım , akıl , iman , sert allaj beyaz gül diyor , azarım , akıllanırım , çok amau , manav , akıllan , ösür , özür diledi , sibop , akıllan , deyim yerindeyse iman , tehri , kelen , aklımdaısnız . azarız . akıllanırım , zor konu . derin tedbir alıyoruz . akıllanırım , akıl var . derin medeniyet

Yargıtay'dan tuhaf mesaj: Mahkemelerin yasakladığını yasal hale getirmeyin


Cumhurbaşkanı Sezer'in görev süresinin dolmasına günler kala Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına atadığı Abdurrahman Yalçınkaya da yeni Anayasa çalışmalarında YÖK'ün izinden gitti. Yaçınkaya, başörtüsüne serbestlik getiren düzenlemenin Anayasaya konulmasına karşı çıktı.



Yalçınkaya, anayasa değişikliği çalışmalarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Başsavcı Yalçınkaya, mevcut Anayasa'nın, ''Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucu yurdu düşman işgalinden kurtaran ve yüzyıllarca milli ve manevi değerleriyle özgür ve bağımsız yaşamayı ilke edinen yüce Türk halkına, bir devlet şekli olan Cumhuriyeti armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, milliyetçilik anlayışı ile inkılap ve ilkelerini, Türk vatanı ve milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü, millet iradesinin mutlak üstünlüğünü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğunu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun gerekleriyle belirlenmiş hukuk düzeninin dışına çıkamayacağını, hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı'' gibi temel esasları belirlediğini vurguladı.

Mevcut Anayasa'nın başlangıç kısmı; değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği belirtilen ilk 4 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, bir bütünlük, bir tamamlayıcılık oluşturduğunun dikkate alınmasını isteyen Yalçınkaya, bu durumda başlangıç kısmındaki temel ilke ve esaslardan bir kısmı çıkartıldığında, değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 maddedeki ilke ve esaslardan ikinci maddenin üçüncü satırında yazılı olan ''başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan'' ibaresinin sınırlandırılmış, kısıtlanmış, yönlendirilmiş olacağını ve dolayısıyla yasağın da ihlal edilmiş sayılacağını ifade etti.

Başsavcı Yalçınkaya, ''Bu nedenle Anayasamızın başlangıç kısmından, bütünlüğü bozan temel ilkeler ve esaslar çıkarılamayacağı gibi ilk 4 maddeye aykırı olan ilkeler de eklenemez. Aksi düşünüldüğünde değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 madde dışındaki maddeler korumasız kalır ve değiştirilmesinde keyfiliğe yol açar. Anayasamızın diğer maddelerinde yapılacak değişiklikler hiçbir halde başlangıç kısmında ve değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 maddesinde belirlenen temel ilke ve esaslara aykırı olamaz. Bu bağlamda değiştirmeme yasağına, ikinci maddede bahsi geçtiğinden, başlangıç kısmı da dahildir. 'Anayasa'nın başlangıç kısmı, anayasa metnine dahil değildir' denilmesi de mümkün değildir'' görüşünü belirtti.

-''HALK ARASINDA KİN VE NEFRETİ UYANDIRIR''-

Hukukun üstünlüğünün kabul edildiği çağdaş ülkelerde, yargı organlarınca ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, Anayasa ve yasaların verdiği görev ve yetki çerçevesinde yasak getirilen fiillerin yasalarda, hele hele Anayasa'da değişiklikler yapılarak yasal hale getirilmemesi gerektiğine işaret eden Yalçınkaya, şöyle devam etti:

''Bu hal, yasama, yürütme ve yargı organına karşı olan itibar ve güveni sarsacağı gibi halk arasında kin ve nefreti uyandırır, yasalara olan inancı sarsar, karmaşayı, kutuplaşmayı getireceği gibi yürütme organının oligarşiye yöneldiği kanısını uyandırır.

Nasıl ki yasama yetkisi yüce Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olup bu yetki devredilemiyorsa, egemenlik de kayıtsız şartsız milletin olduğundan, ancak Anayasa'nın koyduğu ilke ve esaslara göre Türkiye Cumhuriyeti'ndeki yetkili organlar eliyle kullanılabilir ve bu yetki de devredilemez. Bu nedenle de bu yetki milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan kısıtlamalardan dolayı devredilemez. Ancak Avrupa Birliği'ne üyelik statüsü elde edildikten sonra konusu ve egemenliğin devri yetkisi sınırları, açık ve seçik bir şekilde açıklanarak Yüce Türk halkının takdirine sunulur. Olmayan bir statünün getireceği kısıtlamaları şimdiden ilke ve esaslara bağlamanın olanaksız olduğu, anayasalar uzun süre kalıcı nitelikte amir hükümler içereceklerinden, gelecekteki art niyetli yöneticiler tarafından kötüye kullanılabileceği ihtimali her zaman düşünülmelidir.''

-MİLLİ İRADEDEKİ AMAÇ-

Demokrasilerde, yapılacak milletvekili seçimleriyle milli iradenin belirleneceğini ifade eden Yalçınkaya, şunları kaydetti:

''Bu milli irade, yönetime gelenler tarafından partisine oy verenlerin düşünce ve niteliklerinin parti doğrultusunda olduğunu göstermez. Milli iradedeki amaç, halkın kendisini yönetecek kişileri belirli bir dönem için seçme hakkına dayanarak serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimden sonra parti programlarına uyup uymadıkları, program dışına çıkıp çıkmadıkları, programda belirtilen hedeflere başarıyla ulaşıp ulaşmadıkları yönleriyle denetlenmek üzere yürütme organına getirmektir.''

Partilerin, halka saygı gereği, tüzük ve programlarında ve seçim bildirgelerinde yazılı olan amaçlar dışına çıkmamaları gerektiğini vurgulayan Yalçınkaya, bu nedenle Anayasa ve yasalarda, siyasi partilerin ve yönetimde bulunan siyasi partilerin tüzük ve programlarının, seçim bildirgelerinin, beyan ve eylemlerinin, ''devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağı; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamayacağı, suç işlenmesine teşvik edemeyeceğinin'' açık ve seçik olarak kurallara bağlandığına ve yasaklandığına işaret etti.

Yalçınkaya, açıklamasında, ''Buna göre yürütme erkiyle görevlendirilen her partinin halkını kucaklaması, hiçbir ayrım gözetmemesi, yansız olduğunu hissettirip her kesime güven vermesi gerekmektedir'' dedi.

Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bir kısım üyelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilmesi kuralının yargıyı siyasete yönlendireceğini, siyasallaştıracağına dikkati çeken Yalçınkaya, yüksek mahkeme üyelerinin belirli bir süreden sonra yeniden seçilmeleri veya artık seçime girememeleri kuralının da ''tabii hakim'' ilkesiyle meslekte ihtisaslaşma ilke ve esaslarına aykırılık oluşturacağını ve meslekte verimliliği eksilteceğini vurguladı.

AA


Çok çekerim , Çok adilim . Szi gidiler. Cok oyun . Çok karanlkıl , ayıp olmaz . Öldürürüm sizi. Adillik bu . Adalet bu . Oyun var . Oku . Akarım . Sızlatur. Ayar . Akıllanır . Derin TEdbir al. Sikerim şakaklarından . Azwer o konudan . Azarım . Akıllanırım . Öç aşk . Akıllan . Azar ali . Adil tedbir . Korun . Derim . TEcrubezizim. Sikerim sizi. Yer al. Akıllan . Oyar o dam . Akıllan . Amayım makara. Adil çözüm . Siker o çocuk . Siker seni Siker ebeni. Siker derininini . Derin tekerleme . Adil çözüş. İddianame . AZar bu alat , alık alık bakma , derin oynarım , akıllanrım , derin mukabele .izdiham var . Azarız artık . muamele gör , akıllan , derin teşekkür , şıngırak , adil çözüm , ıklaba, akıllandı , azarım , azırrr. azar , akıllan , ukala tavır , çok teyemmüm , azar konu , akıllan , alinin allahı bak sen. Çok şeker allah , akıllan

Mahkeme, 'Darbe notlarını' Başbakanlığa soracak

Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Alper Görmüş hakkında, emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüğe ilişkin haber nedeniyle açılan davanın görülmesine başlandı.


Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Ahmet Alper Görmüş hazır bulundu. Duruşmaya gelmeyen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'i ise avukatı Dinçer Eskiyerli temsil etti.

Duruşmada kimlik tespiti yapılan Görmüş, olay tarihinde Nokta Dergisinin genel yayın yönetmeni olduğunu ve hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek, şunları anlattı:

''Suç konusu yazıyı ben kaleme aldım ve yayınlama kararını ben verdim. Günlük, 3 bin sayfalık olup, biz sadece kamuoyunu ilgilendiren darbeye ilişkin 60 sayfalık bölümünü yayınladık. Şayet niyetim şikayetçiye iftira atmak ya da ona hakaret etmek olsaydı, günlükte daha kişisel siyasal bağlantıları olan bölümleri yayınlardım. Yayınladığımız bölüm kamuoyunu birebir ilgilendiren bölümdü.''

Görmüş, öncelikli olarak emekli Oramiral Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüğün Başbakanlık'tan istenmesi gerektiğini ifade ederek, kendisinin ise günlüğü mahkemeye sunup sunmayacağına sonradan karar vereceğini kaydetti.

Görmüş, haber kaynağını da açıklamayacağını bildirdi.

Görmüş'ün avukatı Filiz Kerestecioğlu da, günlüğe ilişkin yazıların daha önce bir internet sitesinde yayınlandığını ve bu yazıların medya organlarında yer bulduğunu savundu.

Kerestecioğlu, müvekkilinin yaptığının, yalnızca kamuoyunu bilgilendirmek ve basın özgürlüğünü kullanmak olduğunu söyleyerek, ''Demokrasi ile yönetilen bir ülkede darbe iddiaları araştırılacakken böyle bir davanın açılmış olması dikkat çekicidir'' dedi.

Özden Örnek'in avukatı Dinçer Eskiyerli ise iddiaların kanıtlanması gerektiğine işaret ederek, ''Sanık, yapmış olduğu haberlere ilişkin belgeleri ortaya koymak zorundadır. Yoksa şu sitede yayınlandı gibi afaki şekilde olmaz. Zira kime ait olduğu bilinmeyen sitelerde her gün pek çok yazı yazılmaktadır'' dedi.

Mahkeme, emekli Oramiral Örnek'in kaleme aldığı ileri sürülen günlüğün bulunup bulunmadığının sorulması amacıyla başbakanlığa yazı yazılmasına, eğer varsa günlüğün bir örneğinin mahkemeye gönderilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

-İDDİANAMEDEN-

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Görmüş'ün, Nokta Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni ve suça konu olan yazıların eser sahibi olduğu belirtilerek, derginin 29 Mart-4 Nisan 2007 tarihli 22. sayısının 4-7 sayfalarındaki ''Geçmiş günler, geçmemiş gündemler'' ve 10-57. sayfalarında ''Kıbrıs'ta referanduma giden günlerde Türkiye'de az kalsın emir komuta zinciri dışında bir darbe olacakmış. Kıbrıs'tan gelen sarıkız...'' başlıklı haberlerin yer aldığı kaydediliyor.

İddianamede, haberde, ''Özden Örnek, görevi devraldıktan 3 gün sonra yıllardır büyük bir titizlikle sayfalarını doldurduğu günlüğünde şu satırları yazdı'' şeklinde ibarelere yer verildiği anlatılarak, haberde Örnek'in darbe yapma konusundaki not ve planlarını içeren günlüğü ve bu günlüğün içeriğinin kaleme alındığı anlatılıyor.

Görmüş'ün ''iftira'' suçundan TCK'nın 267. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 1 ile 4 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, sanık hakkında aynı maddenin ''fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır'' hükmünü içerin 2. fıkrasının da uygulanması talep ediliyor.

İddianamede, Görmüş'ün ''neşren hakaret'' suçundan da 3 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Cihan


/çok şol , şol , şol , şol , şol , şpl , polis var , iss üryan , aklımdasınız . Asarım . Keserim . Öç alırım , akıllanırım , Adil çözüğ , yuk o kıl ,çakalım , çakarım , akıllanırım , siz de böm böm makara . Kalın damar. Cok sızlar . Şok habermiş .İddia ederim sikeceğim. Sokarım götünüze alının . yararım , ayarım , akıllanırsınız . sızlar , ezerim . üzerim kalp bu , oyun . au

Türkiye'nin yaşadığı krizler sivil anayasaya ders oldu

1982 Anayasası, bugüne kadar sayısız krize yol açtı. Bunlardan ders çıkaran sivil anayasa ise seçim sistemi, Köşk'le hükümet arasındaki veto tartışması, yargı ve YÖK gibi problemleri çözmeyi hedefliyor.


Türkiye, 25 yıldır darbe anayasasından kaynaklanan krizlerle boğuşuyor. Sürekli tekrar eden tartışmalar sebebiyle sosyal, siyasî ve ekonomik alanda ciddi bedeller ödendi. İktidarlar değişse de Köşk ile hükümet arasındaki yetki polemiği hiç bitmedi. Seçim sistemi ve yüzde 10'luk baraj, yıllardır siyasetçilerin enerjisini tüketti. Yargı ve YÖK'teki reform ihtiyacı sürekli gündemin ilk sıralarında yer aldı. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi üyeleri, birbirlerinin resepsiyonlarına gitmeyecek kadar kavgalı hale geldi. Bu örnekler, onlarca tartışmalı alandan sadece birkaçı. Yeni anayasa, bu olumsuz tabloyu ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Prof. Dr. Ergun Özbudun'un hazırladığı taslakta, Anayasa Mahkemesi'nin yorum yoluyla Meclis'in yetki alanına müdahale etmesi engelleniyor. Millî egemenliğin kimin tarafından kullanılacağı konusu da açıklığa kavuşturuluyor: "Türk milleti egemenliğini yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır." Böylece, YÖK ve Genelkurmay gibi kurumların yetki sahibi olmadığı netleştiriliyor.

Sivil anayasada cumhurbaşkanının yetkileri azaltılarak 'veto sorunu'nun önüne geçiliyor. Yargıtay ve Danıştay'a üye seçimindeki anlaşmazlık yüzünden adalet camiasında yaşanan gerilimlere son veriliyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ile yüksek mahkemelere üye seçim sistemini değiştiriyor. Yüz-de 10'luk seçim barajı sebebiyle Meclis'te temsil zafiyeti yaşanmasının önüne geçiliyor. 450+100 formülü getirilerek 100 milletvekilinin partilerin aldıkları oy oranına göre Parlamento'ya girmesi öngörülüyor.

Bu sistem uygulansaydı son seçimlerde baraj altında kalan Demokrat Parti 5, Genç Parti 3, Saadet Partisi 2 vekille TBMM'de temsil edilecekti.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesini içeren Anayasa değişikliği paketi, eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 15'er günlük inceleme sürelerini son saatine kadar kullanması sebebiyle 22 Temmuz seçimlerine yetişmemişti. Bunun mali açıdan da bir bedeli oldu. Referandum şimdi 21 Ekim'de yapılacak. Bu örnekten yola çıkılarak, yeni anayasa taslağında cumhurbaşkanının veto yetkisi yeniden düzenlendi. Veto edilen bir kanunu Meclis aynen kabul ederse cumhurbaşkanı bu kanunu ikinci kez 15 gün bekletemeyecek. 3 gün içinde yayınlamak zorunda kalacak. Ayrıca cumhurbaşkanı Meclis'te kabul edilen bir kanunu 15 gün içinde geri göndermez veya yayınlamazsa kanun Meclis başkanı tarafından yayımlanacak.

Şemdinli sürecinde yaşanan Meclis ve yargı tartışması taslakta yer aldı. Geçen yıl, Şemdinli olaylarını irdeleyen Meclis araştırmalarının yargıyı etkilediği yönünde eleştiriler yapılmıştı. Taslağın 'Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı' başlıklı 106. maddesinde, 'görülmekte olan bir davayı etkilemek amacıyla yasama organında yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili görüşme yapılamayacağı' belirtildi. Ancak Meclis araştırma ve soruşturma komisyonlarının faaliyetlerinin bu hüküm kapsamı dışında olduğu vurgulandı.

Yargıtay Başkanı Osman Arslan, 2005 Adli Yılı açılışında Yüce Divan görevinin Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine yönelik sert bir konuşma yapmıştı. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi üyeleri Arslan'a tepki göstermiş ve Yargıtay'ın tören ve resepsiyonlarını protesto etmişti. Sivil anayasa, Yüce Divan'ın yapısını Yargıtay'dan 6, Anayasa Mahkemesi'nden 5 yargıç yer alacak şekilde değiştirdi.

Yargıtay ve Danıştay'a üye seçimindeki anlaşmazlık nedeniyle HSYK üyeleri ile eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek arasında yaşanan gerilim hafızalarda tazeliğini koruyor. HSYK üyeleri, toplantıya katılmayan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Sivil anayasa, HSYK'nın yapısını ve yüksek mahkemelere üye seçim sistemini değiştiriyor. Milletvekili seçiminde siyasi partilere uygulanan yüzde 10 barajı sebebiyle çok sayıda partinin baraj altında kalması geçtiğimiz dönemde temsil krizine yol açmıştı. Yeni anayasayla 450+100 formülü getirilerek 100 milletvekilinin partilerin aldıkları oy oranına göre Meclis'e girmesi formülü getiriliyor.

Murat Aydın

Çok aydınlattın , kalın dava , ayarım , akıllanın , olay , olağan , adil çözüm , ıklan , am , sensiz , sırılsıklam aşık kızlar varmış , özül bulun , alım , alının , ayarım , akıllanırım , sıcak konu

Babacan'ın şehit yeğenini son yolculuğuna devletin zirvesi uğurladı

Bitlis kırsalında teröristlerce düzenlenen saldırı sonucu şehit olan er Erkut Babacan, Ankara'da toprağa verildi.


Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın akrabası olduğu öğrenilen er Erkut Babacan'ın Kocatepe Camii'ndeki cenaze törenine, Babacan'ın ailesi ve yakınları ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Devlet Bakanları Mehmet Aydın ve Sait Yazıcıoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç, Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, 1. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Koçman, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Atila Işık, Ankara Valisi Kemal Önal, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ve kalabalık vatandaş topluluğu katıldı.

Cumhurbaşkanı Gül, camiye gelişinde er Babacan'ın annesi Fazile Babacan'ın yanına giderek başsağlığı diledi. Gül, ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazında, bakan ve komutanlarla saf tuttu.

Er Babacan'ın cenazesine, akrabası Dışişleri Bakanı Ali Babacan çelenk gönderirken, törene Bakan Babacan'ın babası Hilmi Babacan da katıldı.

Kocatepe Camisi çevresindeki cadde ve sokaklar tören nedeniyle trafiğe kapatıldı ve geniş güvenlik önlemleri alındı.

Cenaze namazının ardından Babacan'ın cenazesi bir süre askerlerin omuzunda taşındı, ardından top arabasına konuldu. Şehit Er, Erkut Babacan'ın cenazesi daha sonra Cebeci Askeri Şehitliği'nde toprağa verildi.



/Şehitsin şwkw

AA

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik