18 Ocak 2008 Cuma

Başsavcı'ya ortak tepki: Meclis'in üstünde hiçbir güç olamaz

Başsavcı'ya ortak tepki: Meclis'in üstünde hiçbir güç olamaz
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın çıkışı AK Parti ve MHP'yi etkilemedi.
AK Parti ve MHP, üniversitelerde başörtüsü yasağını sona erdirme konusunda kararlı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın tehdit gibi açıklamasına rağmen iki parti de 'geri adım' atmıyor.


Anayasa değişikliği teklifini kamuoyuna açıklayan MHP, ileri bir adım daha atarak AK Parti'den gelecek yeni tekliflere açık olduğunu söyledi. İki parti arasındaki temas trafiğinin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli bir araya gelerek son noktayı koyacak. Bu arada Başsavcı Yalçınkaya'nın başörtüsü yasağının kaldırılmasını 'laiklik ve rejim karşıtı' bir girişim olarak değerlendirmesine tepkiler sürüyor. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, başörtüsünün siyasi bir simge değil, dini inancın gereği olduğunu dile getirerek, yargı mensuplarının değerlendirmeleri üzerinden siyaset üretmeyi düşünmediklerini söyledi. AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ, yasama, yürütme ve yargının görevlerinin belli olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yavuz Atar da, Yalçınkaya'nın çıkışının kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düştüğüne dikkat çekti.


Yargıtay Başsavcısı'na ortak tepki: Yasal sınırını aştı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, AK Parti ve MHP'nin başörtüsü sorununu çözme konusunda mutabakata varmasını "laiklik ve rejim karşıtı" bir girişim olarak değerlendirmesine tepkiler sürüyor. Yalçınkaya'nın toplumda hiçbir dönemde rahatsızlık oluşturmayan başörtüsü hakkında, "halkı çatışmaya götürür" hükmünü vermesi şaşkınlıkla karşılanırken, "kapatma" uyarısını içeren şu sözleri siyasete gözdağı olarak yorumlandı: "Siyasi partiler, hak ve özgürlükleri yasadışı yorumlarla tarif ederek siyasi projeler öne süremezler. Aksi takdirde gerek iç hukuk gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamazlar." Siyasi partiler, Başsavcı'yı sert sözlerle eleştirdi. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, başörtüsünün siyasi bir simge değil, dinî inancın gereği olduğunu dile getirerek, yargı mensuplarının bu konudaki değerlendirmeleri üzerinden siyaset üretmeyi düşünmediklerini söyledi. AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ, yasama, yürütme ve yargının görevlerinin belli olduğunu ifade etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Meclis'in yapacağı çalışmalara müdahale edemeyeceğini vurguladı. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yasanın kendisine vermediği bir yetkiyi kullandığını ifade ederken, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, "Hiçbir kurum TBMM'nin üzerinde değildir. Anayasa'nın değişmeyecek ve değiştirilemez ilkeleri dışında düzenleme istedi diye bir siyasi partinin kapatılması, yasa tanımamaktır." görüşünü dile getirdi.

Hukukçular ve siyaset bilimcilerinden de benzer tepkiler geldi. Anayasa taslağının mimarlarından Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Atar, Yalçınkaya'nın çıkışının kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düştüğüne dikkat çekti. Atar, açıklamada içerik açısından ciddi hukuk hataları bulunduğunu anlattı. Siyaset bilimci Prof. Dr. Ömer Çaha, siyasal partilerin demokratik sistemin ana omurgasını oluşturduğunu belirterek, Yalçınkaya'nın açıklamalarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu kaydetti. Başörtüsü özgürlüğünün eğitim hakkı alanına girdiğine işaret eden Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop ise "Yasama organları hukuk kurallarını koyar, yargı hukuk kuralları koyamaz. Yargıçlar, hukuk kurallarını tanımlamaya başladığı zaman bu, yargıçlar iktidarına götürür. Bu da hukuk devleti ilkesine aykırı." ifadelerini kullandı.

Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya: Başsavcı, yasaların vermediği bir yetkiyi kullandı
Anayasa'yı değiştirme yetkisi sadece TBMM'nindir. Meclis bunu başka herhangi bir organla paylaşamaz. Demokrasi bizim ortak vatanımızdır. Laiklik bizim ortak değerimizdir. TBMM, yükseköğrenim hakkından mahrumiyet noktasında, kılık kıyafet sebebiyle yaşanan sosyal sorunu aşacaktır. Başsavcı, yasanın kendisine vermediği bir yetkiyi kullandı. Anayasal düzen, Başsavcı'nın beyanına bağlı olmaksızın kendi anlamıyla egemendir. Sorun olursa, çözüm de üretilir. Bu sorunu çözecek olan Başsavcılık değil, siyaset kurumudur.

DP lideri Süleyman Soylu: Yargının siyasete müdahalesi hoş görülmemeli
Yargı, hukuku ilgilendiren konularda görüşünü belirtmeli. Siyasetin tartışma zeminine müdahale hoş görülmez. Siyaset, demokratik kurallar içinde bunu tartışabilir. Biz görüşümüzü ortaya koyuyoruz, bütün siyasi partiler koyuyor. Bu da son derece doğaldır. Hem milletin hem de cumhuriyetin temel değerleri bir denge içerisinde yürüyor. Bu konuda kimsenin diğerine üstünlük iddiası olamaz. Bu ülkenin bütün kurumları, siyasi partiler, yargı, sivil toplum kurumları, hem ülkenin temel değerleri hem de milletin milli ve manevi değerlerine sahip olma konusunda bir eksiklikleri söz konusu değildir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan: Millî iradenin yegâne tecelligâhı TBMM'dir
Herkesi toplumu gerecek ve sorunları daha derinleştirecek yaklaşımlardan kaçınmaya davet ediyoruz. Anayasa ve yasa yapma yetkisi, millî iradenin yegâne tecelligâhı TBMM'ye aittir. Hiçbir kişi, kurum ve kuruluş bunun üzerinde değildir. Anayasa'nın değiştirilemez maddeleri dışında, tüm maddeleri milletimizin beklentileri doğrultusunda yeniden değerlendirilebilir. Başörtüsü sorununun çözümü için Anayasa'nın 24. maddesi değiştirilmeli. Hükümeti, böylesi haksız bir uygulamanın sona erdirilmesi konusunda gerekli cesareti göstermeye davet ediyoruz.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu: Meclis'in üstünde hiçbir güç yok
Anayasa'da değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddeler bellidir. TBMM, onun dışında her konuda yeni düzenlemelere gidebilir. Demokratik bir ülkede siyasi partiler, olumsuzlukları gündeme taşımak durumundadır. Hiçbir kurum TBMM'nin üzerinde değildir. Anayasa'nın değiştirilemez ilkeleri dışında düzenleme istedi diye bir siyasi partinin kapatılması, yasa tanımamaktır.

AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ: TBMM çalışmalarına müdahale edemez
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yapacağı çalışmalara müdahale edemez. Yasama, yürütme ve yargının görevleri bellidir. Yasama organı, takdir hakkını kullanarak gerekli yasal düzenlemeleri yapabilir. Bu çalışmalar Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabidir. Anayasa'ya aykırılık varsa iptal eder. Anayasa değişikliklerini de şekil bakımından denetler.

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural: Yargıya göre siyaset yapmıyoruz
Bir siyasi parti olarak, yargı mensuplarının bu konudaki değerlendirmeleri üzerinden siyaset üretmeyi düşünmüyoruz. Biz tartışmadan ziyade, çözümü önerdik. Başörtülü insanların siyasi tercihleri bir partiye yönelik değil. Başörtüsü siyasi simge değildir. Dinî inanç gereği bir tercihin ortaya konulmasıdır. Bunu siyasi simgeye indirgemek ve tartışmayı da bu simge ekseninde yapmak son derece yanlış.

Prof. Dr. Yavuz Atar: Başsavcı, kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düştü
Başsavcı'nın açıklamasında içerik açısından ciddi hukuk hataları var. Özgürlüklerin sınırı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uluslarararası insan hakları sözleşmelerinde açık şekilde belirtiliyor. Özgürlüğün kapsamı, demokratik toplum düzeninin gerekleri, ölçülülük ilkesi ve hakların ihlal edilip edilmediği hususlarına bakılarak belirlenir. Özgürlüklerin yalnızca çağdaşlaşma çerçevesinde genişletileceği fikrinin insan hakları teorisinde yeri yok. Üniter yapıyla kılık-kıyafet arasında kurulan bağ da sorunlu bir yaklaşım. Kılık kıyafetle ilgili serbestlik getirirseniz Türkiye eyaletlere mi bölünmüş oluyor? Laiklik çerçevesinde ele alınırsa, kılık kıyafet laiklik garantisi altındadır. Kılık kıyafet serbestliği, kamu düzenini bozuyor mu, başkalarının hürriyetini ortadan kaldırıyor mu, genel ahlaka aykırı mı, bu kriterlere bakılır.

Prof. Dr. Ömer Çaha: Sistemi değiştirme görevi siyasi partilerin
Şöyle düşünün: Sistem kurmuşsunuz, siyasi partilerin elini ayağını bağlamışsınız, yüz sene sonra sizin sisteminiz moda dışı oluyor. Bu sistemi kim değiştirecek? Çağdaş değerlere, normlara, günün geçerli değerlerine kim adapte edecek? Demokrasi bu görevi siyasi partilere vermiştir. Bu, partilerin görevidir. Siyasi partiler, demokratik bir sistemi faşizme, totalitarizme götüremez. Dengeleyici mekanizma halkın kendisidir, sandıktır. Anayasa ile ilgili formülasyonları, değişiklikleri siyasi partiler getirebilir. Önemli olan sistemin benimsediği temel felsefeden şaşmamaktır. Felsefenin temel parametrelerini, sacayağını belirleyecek olan da siyasi partilerdir.

Prof. Dr. Mustafa Kamalak: Siyasi bir açıklama, hukukî zemini yok
Türkiye'deki başörtüsü yasağı hukuk dışı. Yasak anayasal temeli bulunmayan söylemler ve davranışlardan besleniyor. Başsavcımızın açıklaması da hukuki zemini olmayan, siyasi bir açıklamadır. AKP'nin ve MHP'nin açıklamalarını yerinde buluyorum. Ancak açıklamayla kalınmamalı, problem çözülmeli. Yargıdan gelen bu tip açıklamalar sadece siyaseti değil, ülkeyi kilitliyor. Belirli çevreler diyor ki, bizim belirlediğimiz kalıplar içerisinde konuşabilirsin, dolaşabilirsin. Milli iradeye rağmen hiç kimse bir yere varamaz.

Doç. Dr. Mustafa Şentop: Başsavcı laikliği kendine göre tanımlıyor
Bu açıklama siyaseti daraltıyor. Başsavcı, açıklamasıyla laikliği kendince tanımlayıp, hukuk kurallarını yeniden belirlemiş oluyor. Yasamanın alanına girmiş oluyor. Yasamanın alanına girmek de siyaseti daraltmak demektir. Siyasi partilerin kapatılma sebepleri, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'nda belli. Laikliğin tanımı Anayasa'da yapılıyor. Yeni bir tanım başsavcının inisiyatifinde değildir. Anayasa'nın değiştirilemez maddelerinin dışındaki hükümlerini Meclis değiştirebilir. Başörtüsüne serbestlik getiren düzenleme eğitim hakkıyla ilgilidir. Devrim kanunlarıyla ilgisi yok. Şapka desek, sarık desek değil. Kadın kıyafetiyle ilgili, kanunda sınırlayan hiçbir hüküm yok. Türkiye'de 28 Şubat döneminden bu yana yargıçlar iktidarı bulunuyor. Yargıçlar hukuk kurallarını tanımlamaya başladığı zaman bu, yargıçlar iktidarına götürür. Bu da hukuk devleti ilkesine aykırı.

Hukuk ve Demokrasi Kurumu Bşk. Nazlı Ergül: Bu bir vehim ve niyet okuma
Halkı telaşa düşürecek, akşam bildirisi gibi bir açıklama yanlış. Yalçınkaya'nın açıklamalarını, vehim ve niyet okuma olarak görüyorum. Yasama yetkisi TBMM'nin. Yargının görevleri bellidir. Yasama yetkisine karışmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Türban Yasağını Savunanların Çıkmaz Sokağı

Türban Yasağını Savunanların Çıkmaz Sokağı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin türban aleyhindeki “içtihadının” ardından sevgili laikçilerimiz kararın Türkiye için emsal teşkil ettiğini iddia etmişlerdi!

Bu kesimin “en hızlı atıcısı” Özdemir İnce, AİHM'nin 10 Kasım 2005'teki kararını dahi beklemeden bakın ne yazmıştı:

“Türban yasağının Avrupa üniversitelerinde uygulanmadığını ileri sürerek Türkiye'yi kınayanlar, AİHM kararı sayesinde başta Fransa olmak üzere AB ülkelerinde bu yasaklamanın yeni ders yılında gündeme geldiğini de görecekler…” (10 Temmuz 2004)

* * *

Özdemir İnce'nin “Bu kış Avrupa'daki üniversitelere türban yasağı gelecek!” şeklinde özetleyebileceğimiz Celal Bayar'dan mülhem kehanetinin üzerinden tam dört kış geçti…

Avrupa'daki laik üniversitelerin hiçbiri AİHM'nin yasakçı kararını örnek alarak türban yasağı getirmedi…

Yasak getirmeyi gündemine bile almadı…

Avrupa'nın laik üniversiteleri, “Özdemir İnce Bey/Laikçi Dolaba İki El Revolver” kıvamında ateş eden fanatik şairimizi neden dinlemiyorlar, acaba?

Bir başka deyişle AB'nin laik üniversiteleri AİHM kararını neden takmıyor, dersiniz?

Cevabı çok basit…

Avrupa'daki laik üniversiteler; üniversitede okuyan öğrencileri “kamu hizmetinden faydalananlar” olarak görüyor…

Bu tartışmalar daha önce yapıldığında, mesela dönemin Almanya Başbakanı Schröder ile İngiltere hükümetinin o dönemdeki sözcüsü Avrupa'daki herhangi bir üniversitenin türban yasağı getirmesinin söz konusu dahi olamayacağını açıklamışlardı…

Bu bağlamdaki son haberi de birlikte okuyalım:

“Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ülkelerdeki okullarda başörtüsünün yasaklanmasını öneren taslak kararı reddetti…”

Bakınız “okullarda” diyor: Üniversiteleri zaten hiç tartışmıyor!

Fransa “okullarda” o da “devlet okullarında” yasak getirmişti. Birçok AB üyesi ülkede “okullarda” dahi yasak yok…

Başbakan Erdoğan'ın “Türban sorununu çözeceğiz” açıklamasının ardından; Oktay Ekşi gibi kimi laikçi yazarlar çıkmış diyorlar ki:

“Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen o ilk üç maddesi var ya: Onlar durdukça ve AİHM'nin içtihadı değişmedikçe hükümet istediği sonucu alamaz…”

Bu ve benzeri bütün laflar, kamuoyunu yanıltmaya tam teşebbüstür! Gözbağcılık şaheseridir…

Anayasa'daki laiklik maddeleri, asla türban yasağına hukuki temel oluşturamaz!

Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin türban aleyhindeki kararı da (1991) hukuka ve insan haklarına temelden aykırıdır: “Gizli İktidar”ın o dönemde imal ettiği siyasi bir karardır!

AİHM antetli “türban içtihadı”nın ise Avrupa'daki tek bir üniversite için bile emsal oluşturma şansı yokken; bu kararı alıp Türkiye'deki yasağı meşrulaştırmaya çalışmak “berbat bir sihirbazlık numarası”ndan farksızdır…

* * *

“Türban” asla bir siyasi simge değildir...

1986-87 sezonunda üniversitelerdeki başörtüsü yasağı gündeme geldiğinde dönemin YÖK Başkanı İhsan Doğramacı “türban” sözcüğünü kullanmıştı…

Kast ettiği elbette “başörtüsü” idi: Özal'ın tesiriyle yasağa karşı “türban” adıyla bir formül bulmak istemişti. Ancak “Statüko” buna geçit vermemişti.

Bugün sanki “türban”la “başörtüsü, eşarp veya tülbent” arasında temelde bir fark varmış gibi “siyaset yapanlar” bu örtünme biçimlerinin hiçbiri ile üniversiteye girilemediğini bilmiyorlar mı?

Hepsine birden –hepimizin gözleri önünde– yasak uygulanıyor!

“Türban siyasi simgedir” yargısı “Gizli İktidar”ın yasakçı filmin başında “din karşıtlığı” adına üretmiş olduğu bir “numara” idi…

Sonsöz: Aslında simge olan “türban yasağı”nın ta kendisidir!

Danıştay da Yargıtay Savcısı gibi 'başörtüsü yasağına' taraf oldu

Danıştay da Yargıtay Savcısı gibi 'başörtüsü yasağına' taraf oldu
Yargıtay'ın başörtüsü yasağına destek çıkan açıklamasının ardından bir diğer yargı organı olan Danıştay da yasağa destek vererek tartışmalara taraf oldu.

Ülkede yargı yokken . ülkemiz

Bana bak piçsiniz. %1 bile olmadan . Her şeye karar veremeyenler. Dünyayı mı çok biliyosunuz. ulaklararası kongjektür mü çok destekliyor. Yahudi bal parmağı oyunu mu. çekin elinizi. sızlatırım. Sizin bu aklınız varsa. Canınızda düşman , paranızda. Yerinizde de gözler var. Çok akıllsın . çok kalın makara. Deli ayıp . Gör. Bu kadar gerizekalılık olmaz. dünyayı bilme kendini bilme. Ahbap çavuş ilişkisi. oyun oyna. Sıkarım bacaklarınıza. Sizin gelininiz dar. ayıp olma. Akılanırım.

Paşa mı yok sizinle oynayacak. kır. kır . kır.

Hastanelerdeyim . Avukat sağla.

Ne biçim yargı zirvesi. Hakkı yenilenlerin hakkını kim koruyor. siz kimsiniz. Hangi önerilerle geldiniz. Hangi haksızlıkların üzerine girdiniz. Geçmişte yapılanların hangisinin hesabunu sordunuz da hesap vereceksiniz. Göreviniz ne siz ne yaparsınız . Hesabım ağır olmalı. Kanlar ağır akmalı. Kanlar göl olmamamlı. olmaz mı . olur mu. O kadar ahkam kesmek kolay. çok uyanın. Çok rahip öldü. Çok ali öldü. Ajık akıllan . Ermeni kasabı var.

Biliriz ki. Avukatlar olarak kızsınız. kimin ardından konusuyorsun söyle de duyalım. Hesap var. Daha önce kimler hakkında işlem yaptın..

Biz biliriz ki. Yargı kız. Kimlerle erkek oldunuz. Görünmez olursanız. Ölürüm . Öldürün. iması. Çok uyanın. Görünmez olursanız. Görünmez yahudiye inanırsanız. O yahudiyi avlarım. Çok yalvarırsınız. Herşey görünmez güç ne sandınız kendinizi . Biz ahmakmıyız. Oturduğu yerden görünmezlere pabuç bırakacağız. Neymiş ona hak varmış buna hak varmış Bu koca millet in ne yapmaya hakkı var gör sen
kalın kafalı orospu . çocuğu



Danıştay tarafından yapılan yazılı açıklamada; üniversitelerin dini simgeleri yasaklama hakkı bulunduğu savunularak, idarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğu bulunduğu bildirildi.

Anayasa değişikliğine de atıfta bulunulan açıklamada, yeni düzenlemelerin Anayasanın temel ve değişmez ilkelerine ve yargı kararlarına uygun şekilde olması gerektiği, Cumhuriyetin kazanımlarına aykırı olmaması gerektiği belirtildi.

17 Ocak 2008 Perşembe

Alevi vekil: Cemevi, camiye alternatif olamaz

Hüseyin Tuğcu
Alevi kesimin en önemli taleplerinden biri, cemevlerinin ibadethane sayılması. Ancak Cem Vakfı'nın bu yöndeki talebini geçtiğimiz günlerde Ankara 6. İdare Mahkemesi, laiklik ilkesini gerekçe göstererek reddetti.


Başbakan Tayyip Erdoğan ise yasalar çerçevesinde Alevilerin taleplerine uzak kalamayacaklarını açıkladı. AK Parti'nin Alevi kökenli milletvekili Hüseyin Tuğcu ise farklı düşünüyor. Tuğcu, Aleviliğin bir din değil, meşrep olduğunu belirterek cemevlerinin camilere alternatif ibadet yeri olamayacağını söyledi. İbadethane talebini 'son derece tehlikeli' bulduğunu belirten Tuğcu, "Bunu Marksist-ateist çizgide üç-beş kuruluş istiyor." dedi. "Aleviler öz be öz Müslüman'dır" diyen Alevi vekil şunları söyledi: "Cemevleri, Nakşî, Kadirî, Rufaî gibi topluluklarda olduğu gibi özel buluşma yerleridir. Camiler ise Alevi-Sünni her Müslüman için genel bir mekândır. Buraya herkes gidebilir."

Cami düşmanlığı yapan Alevilerin, İslam tarihini, Hz. Muhammed'i, Hz. Ali'yi, Ehli Beyt'i ve 12 İmam'ı bilmediklerini ifade eden Hüseyin Tuğcu, "Bunların bir kısmının kökeni araştırıldığında, ya Ermeni ya Rum çıkmaktadır." iddiasında bulundu. Tuğcu, 1915'teki Ermeni tehciri sonrasına ait bu bilgilerin CHP kayıtlarında olduğunu ileri sürdü. Cemevlerinin de gerekli olduğunu vurgulayan Tuğcu, şöyle devam etti: "Çünkü sosyal, dinî ve toplumsal birer ihtiyaçtır. Ancak buralar özel ibadethane yeri değildir. Alevi-Sünni her Müslüman için temiz olmak şartıyla her mekân ibadet yeridir. Cemevleri, Nakşi, Kadiri, Rufai gibi topluluklarda olduğu gibi özel buluşma, görüşme ve insanların kendini Yaratıcı'ya yakın hissettikleri yerlerdir." Tuğcu, parti yönetiminin, görüşüne başvurmamasını da eleştirdi. "Adam yokmuş gibi, sadece bir-iki kişinin sözleriyle yola çıkmak, partimizi sıkıntıya sokabilir." diyen Tuğcu, millî-manevî değerlere sahip çıkan Alevilerin dikkate alınmamasından yakındı. Tuğcu, "Bizim suçumuz Müslüman olmak, Alevî ana-babadan doğmak, Alevi-Sünni kardeşliğini yıllardır savunmak olsa gerek." ifadelerini kullandı.

16 Ocak 2008 Çarşamba

Dağlıca'nın telsiz kayıtları silinmiş!

Dağlıca'da terör örgütü tarafından kaçırılan 8 askerle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında askeri savcılığın Tabur Komutanı Yarbay Onur Dirik'ten bölgedeki telsiz sayısı, nitelikleri, terör örgütü üyeleri ile bu telsizlerle görüşmenin mümkün olup olmadığı yönünde bilgi istedi...


Dağlıca'nın telsiz kayıtları silinmiş!

Savcılığın talebi üzerine Tabur Komutanı Dirik, cevabi yazısında olayın meydana geldiği Keri bölgesinde dinlemelerin 2 telsizle yapıldığını ifade ederek, telsizlerden birinin Milket-3 T-2 diğerinin ise Yeasu FT-847 marka olduğunu belirtti.

Dinleme-Kestirme timinde bulunan Milket-3 T-2 telsizinin yalnızca almaç görevi görmekte ve teknik olarak gönderme yapma imkanı bulunmadığını anlatan Dirik, diğer telsiz Yeasu FT-847 ile teorik olarak gönderme yapmak mümkün olmakla birlikte olay sonrasında yapılan muayene neticesinde bu telsizde zamanla meydana gelmiş bir ayar noksanlığı ya da konuya vakıf bir personelin yapmış olabileceği özel bir ayarlama nedeniyle gönderme frekansında -600 Hz.'lik bir farkın bulunduğunun tespit edildiğini söyledi.

Keri tepede alınan telsiz dinlemeleri dinleme-kestirme timi tarafından kaydedildiğini anlatan Dirik, kayıt cihazının kapasite sınırı nedeni ile olay günü ve öncesine ilişkin kayıtların silindiğini belirtti.

Dirik, Keri tepede bulunan ve dinleme-kestirme faaliyetinde kullanılan telsizler ile olay esnasında ve öncesinde teröristlerle irtibat kurma ihtimali bulunmadığını vurguladı.

Onur Dirik, "Bu nedenle telsizin olay esnasında veya öncesinde gönderme yapmanın pratik olarak mümkün olmayacağı anlaşılmıştır. Bu tespite ek olarak olay esnasında dinleme görevi verilen şüpheliler Fuat Beşoda ve Ramazan Yüce'nin bölücü terör örgütü PKK ile irtibat kurup daha sonra şüphe çekmemek için ayarı bilerek bozmuş olabilecekleri ihtimali akla gelse de, söz konusu şahısların eğitim ve uzmanlık düzeyleri bakımından böyle bir imkan ve kabiliyetlerinin olamayacağı değerlendirilmektedir." diye konuştu.

haber7



/ çok kızma . bul bıl , kul , akıl , zor , akıl , ali ilaslan , deli makara , acil çöz , derin tedrib

Related Posts with Thumbnails

Bu yazıya Not Ver !


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Film izle komedi komik